Biyografi

 

İbrahim Sediyani

 

         İBRAHİM SEDİYANİ, (d. 15 Mart 1972, Karakoçan, Elazığ, tam adı İbrahim Sediyani İpek), Gazeteci, yazar, şair, edebiyatçı, düşünür, seyyah, doğa aktivisti ve sivil toplum temsilcisi. Almanya’da yaşıyor, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, Kürt. Bekâr, iki çocuk babası. (1) Kürtçe edebiyatın ilk çizgi çocuk kahramanı olan cici kız “Guldexwin”in yazarı. (1) (2) (3) (4) (5) (6) (7) Türkiye’de asimilasyon politikaları sonucu isimleri zorla değiştirilen yerleşim birimlerinin eski gerçek isimlerini ilk kez araştırıp biraraya toplayan ve bu alanda “Cumhuriyet tarihinde ortaya konan ilk eser” özelliği taşıyan “Adını Arayan Coğrafya” kitabının yazarı. (1) (8) (9) (10) Kaleme aldığı “Seyahatname” İran’da Farsça’ya, Doğu Türkistan’da Uygurca’ya çevrilen, gezileri hakkında Almanya, İsviçre, Liechtenstein, Makedonya, Yunanistan, Kıbrıs, İran, Kürdistan, Doğu Türkistan ve Hollanda medyasında haber ve makaleler yazılan seyyah. (1) (11) (12) (13) (14) (15) Türkçe, Kürtçe ve Almanca şiirlerden oluşan şiir kitabı bulunan şair. (1) (16) (17) Alman filozofların kitaplarında Yahudî kadın düşünür ve edebiyatçı Hannah Arendt’e benzettiği edebiyatçı. (1) (18) (19) (20) Uluslararası Senegal ve Batı Afrika Kültür, Sanat ve Dayanışma Derneği (USEBAD) Başkan Yardımcısı. (21)

     ► Yaşamı

     Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük komutanlarından kabul edilen Selahaddin Eyyubî’nin torunu Okçu Yusuf’un en küçük oğlu Sêdiyan’ın soyundan geldikleri için, aile adları Sêdiyanî’dir. (22)

     15 Mart 1972 tarihinde Elazığ ilinin Karakoçan ilçesine bağlı Okçular (Oxçîyan) köyünün Gelincik (Sédiyan) mezrâsında 12 çocuklu bir ailenin 11. çocuğu olarak doğdu. Babasının adı Resul, annesinin adı Refika’dır. (1) (22)

     Doğmadan bir gece önce annesi rüyasında Hz. İbrahim (as) Peygamber’i gördüğü ve Hz. İbrahim kendisine “Yarın bir oğlun olacak. Biz onu çok seveceğiz, o da bizi çok sevecek. Ona benim adımı koy, İbrahim adını koy” dediği için ertesi gün doğduğunda ailesi adını İbrahim koydu. (10)

     İlkokulu Karakoçan’daki Atatürk İlkokulu ve Almanya’nın Bavyera (Bayern) eyaletinin Aşağı Frankonya (Unterfranken) iline bağlı Aschaffenburg ilçesinin Laufach köyündeki Volksschule Laufach’ta, ortaokulu Karakoçan’daki Karakoçan Lisesi’nde, liseyi İstanbul’daki Prof. Faik Somer Lisesi, Bingöl’ün Solhan ilçesindeki Solhan Lisesi ve İstanbul’daki Beyoğlu Hasköy Lisesi’nde, üniversiteyi Diyarbakır’daki Dicle Üniversitesi ve Eskişehir’deki Anadolu Üniversitesi’nde, Almanca dil enstitüsünü Almanya’nın Hessen eyaletinin Frankfurt a. M. şehrindeki Johann Wolfgang von Goethe Enstitüsü’nde okudu. (1) (23)

     Gazetecilik ve yazarlık hayatı boyunca sırasıyla Tevhid Dergisi (1992), Yeryüzü Dergisi (1992), Hira Dergisi (1993 – 94), Yeni Yeryüzü Dergisi (1995), Sebat Dergisi (1996 – 98), Selam Gazetesi (1999), Haksöz Sitesi (2006 – 12), Zaman Gazetesi (2006), Sabah Gazetesi (2006 – 07), Ceylan Pınarı Sitesi (2007 – 12), Türkiye Gazetesi (2007 – 10), Post Gazetesi (2007 – 10), TGRT Haber Televizyonu (2007 – 09), İhlas Haber Ajansı (2007 – 09), FOX Türk Televizyonu (2008 – 09), Ufkumuz Sitesi (2011 – 15), Dünyaya Yenisöz Gazetesi (2011), TR 1 Televizyonu (2011), FoodReport Dergisi (2011 – 12), Siirt’ten Öte Sitesi (2012 – 13), Kürt Tarihi Dergisi (2013 – 14), Yeni Şafak Gazetesi (2013), Bilge Adamlar Dergisi (2014 – 16), Taraf Gazetesi (2014 – 16) ve Sediyani Haber Sitesi (2015 – 17)’nde yazdı. (1) (23)

     İbrahim Sediyani, henüz genç bir üniversite öğrencisi olduğu yıllarda 2 yıl boyunca Doğu, Güneydoğu, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerini ilçe ilçe gezerek Türkiye’de ismi değiştirilmiş yerleşim birimlerinin ve köylerin eski isimlerini araştıran ve binlerce köyün eski gerçek isimlerini ilk kez bir çalışmada toplayan kişidir. Bu emeğin ürünü olan “Adını Arayan Coğrafya” adlı kitabı, Cumhuriyet tarihinde bu alanda yapılmış ilk çalışma özelliği taşımaktadır. (1) (8) (9) (10) (20) (23) (24) (25) (26) (27) (28) (29)

     1995 yılından beri Almanya’da yaşamaktadır. 1996’da evlendi, 2008’de boşandı. Geride kalan evliliğinden Malcolm adında bir oğlu ve Elif Yaren adında bir kızı vardır. ABD’li siyahî lider Malcolm X’e olan hayranlığından dolayı oğlunun adını Malcolm koymuştur. (1) (23)

     1999 yılında Almanya’nın VfR Nilkheim takımında futbol oynadı. (30) Futbolla yakından ilgili olup koyu bir Beşiktaş taraftarıdır. Ayrıca çok iyi bir satranç oyuncusudur. Çocukluğundan beri yüzme biliyor olup iyi bir yüzücüdür. (30)

     2005 yılında Hacc’a gitti ve hacı oldu. Mekke-i Mükerreme’de oldukları günlerde yüzlerce hacının ölümüyle sonuçlanan korkunç sel felaketine tanıklık etti, Kâbe’yi sular altında gördü. (1) (23) (31)

     2006 yılında bütün mal varlığını Pakistan’ın Keşmir bölgesindeki depremzedelere bağışladı. Keşmir’de meydana gelen ve 87 bin kişinin hayatını kaybettiği korkunç depremden sonra sahip olduğu bütün parasını bankadan çekerek ve kendisiyle birlikte iki bavul dolusu çocuk ayakkabısı da götürerek tek başına Pakistan’a, deprem bölgesine gitti. Götürdüğü parayla orada bir kamyon dolusu yatak, yorgan, battaniye, nevresim yükleyerek Keşmir’e götürdü ve depremzedelere dağıttı. Bütün bunları hiçbir kurum ve kuruluşa bağlı olmadan, tamamen kendi bireysel inisiyatifiyle gerçekleştirdi. (1) (23) (30)

     Kaleme aldığı “Seyahatname” için şimdiye dek dünya üzerinde 29 ülke gezdi. Özellikle dünya ülkelerini gezerek, kendi geliştirdiği yazım sanatı ve üslûbuyla kaleme aldığı gezi yazılarıyla tanınan Sediyani, Alman medyası ve kamuoyu tarafından “Karl May des Orients” (Doğu’nun Karl May’ı) sıfatıyla anılmakta, Türkiye kamuoyunda “Çağdaş Evliya Çelebi” ve “Modern Seyyah” lakaplarıyla çağrılmakta, Kürt kamuoyunda ise “Kürtler’in Evliya Çelebi’si” ve “Kürtler’in Malcolm X’i” olarak anılmaktadır. İbrahim Sediyani’nin yaptığı geziler ve yazdığı gezi yazıları hakkında Almanya, İsviçre, Liechtenstein, Makedonya, Yunanistan, Kıbrıs, İran, Kürdistan, Doğu Türkistan ve Hollanda medyasında haber ve makaleler yazıldı; Sediyani bu gezi yazılarından dolayı Liechtenstein Prensliği Turizm Bakanlığı, Avusturya Vorarlberg Eyaleti Turizm Bakanlığı, Çek Cumhuriyeti Mariánské Lázně Belediyesi ve İran Tahran Sanat Enstitüsü’nden teşekkür mektupları aldı. Seyahatnameleri İran’da Farsça’ya, Doğu Türkistan’da Uygurca’ya çevrildi. Alman filozofların kitaplarında Yahudî kadın düşünür ve edebiyatçı Hannah Arendt’e benzettiği İbrahim Sediyani’nin edebiyat alanındaki çalışmaları ve kaleme aldığı seyahatnameler, Türkiye’deki bazı okullarda öğrencilere ders olarak okutuldu. (1) (11) (12) (13) (14) (15) (18) (19) (20) (23) (28) (32)

     İbrahim Sediyani’nin çok ilginç bir özelliği de, 60 yıllık Anadolu’dan Avrupa’ya göç tarihinde, Almanya’daki bütün camileri ziyaret etmiş ve kapısının önünde ayakkabısını çıkarmış tek gurbetçi olmasıdır. “Camilerimiz” adlı bu ilginç çalışması, Türkiye Gazetesi’nin Avrupa baskısında bölüm bölüm yayınlandı. (1) (23)

     9 Eylül 2009 tarihinde ilk kitabı “Adını Arayan Coğrafya” yayınlandı. (8)

     Askerliğini 2009 yılında Burdur’da yaptı. “Dövizli askerlik” yaptığı için sadece 21 gün askerlik yaptı. İlk kitabı “Adını Arayan Coğrafya” çıktığında, kendisi askerdi. (33)

     2010 yılında Gazze’ye insanî yardım götüren Mavi Marmara gemisindeki gazetecilerden biri olan İbrahim Sediyani, İsrail hapishanelerinde yattı. (1) (23) (34) (35) (36)

     Türkiye’de asimilasyon politikaları sonucu isimleri değiştirilen yerleşim birimlerinin Kürtçe, Arapça, Ermenîce, Gürcüce, Lazca, Rumca ve Çerkezce olan eski gerçek isimlerini geri alabilmek için 25 yıldır hiç bıkmadan ve yorulmadan mücadele eden İbrahim Sediyani, son olarak 2011 başında “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” adlı bir girişim başlatıp “Masa-yı Esma” (İsimler Masası) kurdu. Van İnsan – Der, Hakkari Özgür Yaşam Derneği, Norşin Akabe – Der ve Erciş Şafak – Der adlı dört derneğin çatısı altında başlattığı ve Ufkumuz sitesinin evsahipliği yaptığı “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” girişiminin sözcülüğünü yapmaktadır. (1) (23) (24) (25) (26) (27) (28) (37) (38) (39) (40)

     Somali topraklarında 2011 Ramazanı’nda başgösteren ve binlerce çocuğun açlıktan öldüğü büyük kuraklık ve açlık felâketinde ardı ardına kaleme aldığı yazıları ve bildirileriyle Türkiye kamuoyunu ayağa kaldıran İbrahim Sediyani, Somali’ye yardım için seferberlik çağrısında bulundu. Sediyani’nin çağrısına uyan Türkiye’deki onlarca STK ve belediyeler, bulundukları illerde Somali’ye yardım kampanyaları düzenlediler. (41) (42) (43) (44) Bununla da yetinmeyen Sediyani, üç ay sonra bizzat Afrika’ya giderek Somalili mültecileri ziyaret etti ve onlara insanî yardım ulaştırdı. Kenya’nın kuzeydoğusundaki Garissa il topraklarında bulunan ve Somali’deki açlık ve kuraklıktan kaçıp gelen Somalili mültecilerin kaldığı, dünyanın en büyük mülteci kampı olan Dadaab Mülteci Kampı’na giden Sediyani, kampta bir hafta kalarak insanî yardım dağıttı. (45) (46)  İbrahim Sediyani’nin ahlâkından ve fikirlerinden etkilenen kafilenin Hristiyan şoförü, Müslüman oldu. Kenya’nın başkenti Nairobi’de yaşayan 46 yaşındaki ve 4 çocuk babası Charles Kamau, Müslüman olunca ismini İbrahim Sediyani Kamau olarak değiştirdi. (47)

     9 Mart 2012 tarihinde ikinci kitabı “Gülistan” yayınlandı. (16)

     Sediyani’nin diğer bir ilginç özelliği de, “Kürt edebiyatının ilk çizgi çocuk kahramanı” olan cici kız “Guldexwîn”in yazarı olmasıdır. Küçük bir köylü kızının yaramazlıklarını anlatan, “Kürtler’in Heidi’si” denilen ve Kürtçe kaleme alınan “Guldexwîn”, çocuklara doğa sevgisi ve çevre bilinci kazandırma amacıyla hazırlanan bir çalışmadır. (1) (2) (3) (4) (5) (6) (7) (23) (48) (49) (50) (51)

    2012 yılında birer ay arayla kurulan iki ayrı hareketin kurucuları arasında yer aldı: İstanbul’da kurulan Özgür Özbekistan Dostları Platformu ve Diyarbakır’da kurulan Hak, Adalet ve Hürriyet İçin Kürdistan İslamî İnisiyatifi (Azadî İnisiyatifi). Azadî’nin ayrıca ilk iki yılında yürütme kurulunda yer aldı. (1) (23)

     İbrahim Sediyani’nin bir özelliği de, 2012 sonunda Myanmar (Burma) egemenliği altındaki Arakan topraklarında Müslüman Rohingya halkına karşı gerçekleştirilen ve 1640 Rohingya Müslüman’ın hunharca katledildiği son katliâmın canlı şahidi olması ve bu korkunç katliamı Türkiye’ye ve dünyaya ilk duyuran gazeteci olmasıdır. (1) (23) (52) (53) (54) (55) (56) (57)

     29 Mayıs 2013 tarihinde üçüncü kitabı “Guldexwîn” yayınlandı. (3)

     21 Eylül 2014 tarihinde babası Hacı Resul İpek Sediyani’yi kaybetti. Babasının vefatı, hayatında yaşadığı en büyük travmalardan biri oldu. (58)

     31 Ekim 2014 tarihinde dördüncü kitabı “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı” yayınlandı. (61)

     2014 sonu ile 2015 başında Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta bir enerji şirketinde “idari işler şefi” olarak çalıştı. Ancak çalışmaya devam etmesi halinde Almanya’daki oturumunun yanacağı durumu yüzünden iki buçuk ay çalıştıktan sonra görevinden istifa etti. Türkmenistan’ı terkedip tekrar Almanya’ya döndü. (59)

     Türkmenistan’da “feminist bir devlet” kurdu. Şirketin Ankara’daki merkezinde geçirdiği iki haftalık meditasyon döneminde, “şef” olarak gideceği Türkmenistan’da, başkent Aşkabat’ı çevreleyen Kopet Dağları’nın eteklerinde başlayan uçsuz bucaksız Karakum Çölü üzerinde bir “şehir devleti”ni andıran ve yüzlerce kişinin barındığı büyük bir kampın şefi olacağı, oradaki düzeni ve sistemi istediği gibi şekillendirebileceği söylenen İbrahim Sediyani, şirketin kendisine “Bir devlet düşünün ve siz de bu devletin liderisiniz. Kafanızdaki yönetim modelini hayata geçirme şansı yakalamışsınız” demesi üzerine, hayâlindeki ve fikriyatındaki yönetim modelini hayata geçirme sevinciyle Türkmenistan’a gitti. Komünist hegemonyadan yeni kurtulmuş ancak diktatörlük rejimiyle yönetilen Türkmenistan’da demokratik kültürün yerleşmemiş olduğunu gözlemleyen Sediyani, kadınların ezildiğini gördü ve bu duruma çok üzüldü. Her ne kadar “ataerkil toplum”, kendisinin daha önce yaşadığı Türkiye ve Almanya gibi ülkelerin de bir gerçeği ise de, oralarda bunu değiştirme gücü olmayan Sediyani, şimdi Türkmenistan’da böyle bir güce sahipti. Sediyani, şef olarak geldiği “şehir devleti”nin yönetim biçimini tümden değiştirdi. “Anaerkil bir yönetim” kuran Sediyani, en önemli yetkilerin kadınların elinde olduğu, kadınların tamamen söz sahibi olduğu yeni bir rejim kurdu. O zamana kadar “yarı insan” muamelesine tabi tutulan, herkesten daha çok çalıştırılıp herkesten az ücret alan, hizmetçi gibi kullanılan kadınlar, birdenbire şehrin yöneticileri konumuna yükseldiler. O zamana kadar “paşa” muamelesine tabi tutulan, ağa gibi yaşayan erkekler de birdenbire hizmetçiler durumuna düştüler. Kadınlar ile erkeklerin rolleri takas etmiş, statüleri yüzseksen derece değişmişti. Toplumda hiçbir sosyal statüleri olmayan Türkmen kadınları hayatlarında ve belki de tarihleri boyunca ilk kez “kadın egemen” bir siyasal modele kavuşmuş, hatta kendilerini ezen “erkek egemen” kültürü ayakları altına almışlardı. Aşkabat Feminist Cumhuriyeti, yalnızca iki buçuk ay yaşayabildi (30 Aralık 2014 – 28 Şubat 2015). Sediyani Türkmenistan’ı terkedip tekrar Almanya’ya dönünce, “şehri devleti” yeniden eski ataerkil durumuna döndü. (59)

     26 Şubat 2015 tarihinde beşinci kitabı “Sözlerim Var Sevgiye Dair” yayınlandı. (62)

     8 Mayıs 2015 tarihinde altıncı kitabı “Siyah Devrim” yayınlandı. (23)

     Yıllarca hayâlini kurduğu ve gerçekleştirme çabası verdiği “farklı kimliklerden ve fikrî çizgiden aydınların biraraya gelerek ortak bir platform altında birleşmesi” düşüncesi 2016 yılında gerçekleşti. Entelektüel bir zemin olan “Adalet Zemini” adlı oluşumu kurdular. (60)    

     Senegal Eski Başbakanı Aminata Tóure’nin kardeşiyle evli olan işkadını ve uluslararası danışman Yasemin Fidan Tóure ve Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği (International Activist Artists Association) Başkanı Şair – Yazar Ümit Yaşar Işıkhan ile birlikte 2016 yılında Uluslararası Senegal ve Batı Afrika Kültür, Sanat ve Dayanışma Derneği (USEBAD)’ni kurdular. Türkiye ile Senegal ve Batı Afrika ülkeleri arasında dostluk, kardeşlik, işbirliği ve dayanışmayı amaçlayan ve merkez binası İzmir’de olan derneğin başkanlığını Yasemin Hanım yaparken, Ümit Yaşar Işıkhan ve İbrahim Sediyani de başkan yardımcılığı görevini yürütmektedirler. (21)

     “Adını Arayan Coğrafya” adlı araştırma kitabı, “Gülistan” adlı şiir kitabı, “Guldexwîn” adlı çocuk kitabı, “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı” (2 cilt) adlı araştırma kitabı, “Sözlerim Var Sevgiye Dair” adlı deneme kitabı ve “Siyah Devrim” adlı düşünce kitabı bulunuyor. (1) (2) (8) (16) (23) (61) (62)

     ► Kitapları

  • Adını Arayan Coğrafya, araştırma, 318 sayfa, Özedönüş Yayınları, İstanbul 2009, ISBN 978-605-4296-00-2 (8)
  • Gülistan, şiir, Türkçe – Kürtçe – Almanca, 79 sayfa, Ekin Yayınları, İstanbul 2012, ISBN 978-975-8507-83-2 (16)
  • Guldexwîn, çocuk kitabı, Kürtçe, 63 sayfa, Weşanên Dîwan, İstanbul 2013, ISBN 978-605-63853-1-5 (3)
  • Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı, araştırma, 2 cilt, 748 sayfa, Şura Yayınları, İstanbul 2014, ISBN 978-605-63062-3-5 (61)
  • Sözlerim Var Sevgiye Dair, deneme, 132 sayfa, Parafiks Yayınları, Edirne 2015, ISBN 978-605-9036-21-4 (62)
  • Siyah Devrim, düşünce, 382 sayfa, Parafiks Yayınları, Edirne 2015, ISBN 978-605-9036-37-5 (23)

     ► Seyahatnameleri

  • “Muzaffer” Bir Komutan Gibi “Âbâd” Fethetmenin Yolu, “İslam” İle “Âbâd” Olmaktan Geçer, 2006, Pakistan ve Keşmir gezisi, 1 bölüm + 2 makale (31)
  • Dünyada En Çok Merak Edilen Ülke: Mısır, 2006, Mısır gezisi, 1 bölüm + 8 makale (63)
  • Bir Günde 4 Ülke ve Alpler’in Eteklerinde 4 Gün, 2008, Almanya, Avusturya, Liechtenstein ve İsviçre gezisi, 5 bölüm + 5 makale (64)
  • Alpler’in En Başından En Sonuna ve En Tepesinden En Aşağısına, 2008, Almanya, Avusturya ve İtalya gezisi, 5 bölüm + 3 makale (65)
  • Doğu ile Batı Arasında Sınırlar Kalkınca, 2008, Almanya ve Çek Cumhuriyeti gezisi, 5 bölüm + 2 makale (66)
  • Su: Akarsa Nehir, Düşerse Şelâle, Durursa Göl Olur, 2009 – 10, Almanya, Avusturya, İsviçre ve Fransa gezisi, 25 bölüm + 8 makale (67)
  • Suya Yazılan Tarih, 2010, Mavi Marmara hadisesi, 3 bölüm + 21 makale (68)
  • Balkanlar’ın En Kilitli Kapısından İçeri, 2010 – 11, Arnavutluk ve Makedonya gezisi, 21 bölüm + 11 makale (69)
  • Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda, 2011 – 14, İran gezisi, 70 bölüm (70)
  • Masai Ülkesinde Mülteci Kamplarına Serdim Seccademi, 2011 – 14, Kenya gezisi, 68 bölüm (71)
  • Bir Yanım Su, Bir Yanım Ateş; Aç Bana Kucağını Bangladeş, 2012 – 15, Bangladeş ve Rohingya gezisi, 50 bölüm (72)
  • Erdem ve Bilgelik Arıyorsan Nehirlerin Akıntısını Takip Et, 2016 – 17, Hollanda, Frizya ve Belçika gezisi, 47 bölüm (73)
  • Vikingler Selam Durdu Ben Âşık Olunca İskandinavya’ya, 2017 – 18, Danimarka, İsveç ve Norveç gezisi, devam ediyor (74)

     ► Yarattığı Çizgi Karakterler

  • Guldexwîn, Kürtçe edebiyatın ilk çizgi çocuk karakteri ve Kürt çocuklarının ilk çizgi kahramanı, “Kürtler’in Heidi’si”, Hakkari ili Şemdinli ilçesinin Nehrî köyünde yaşayan ve gerçek ismi Elif olan 4 yaşındaki cici kız Guldexwîn, 2012, Siirt (6)

     ► Kurduğu Hareketler

  • Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz, Türkiye’de asimilasyon politikaları sonucu isimleri değiştirilen yerleşim birimlerinin eski Kürtçe, Arapça, Ermenice, Gürcüce, Lazca, Rumca ve Çerkesçe gerçek isimlerini geri almak için başlatılan sivil mücadele, 2011, Hakkari (37)
  • Özgür Özbekistan Dostları Platformu, Özbekistan’daki insan hakları mücadelesine destek ve diktatörlük rejiminden kaçıp başka ülkelere sığınmış Özbek muhacirlerle dayanışma amaçlı oluşturulan sivil toplum platformu, 2012, İstanbul (23)
  • Hak, Adalet ve Hürriyet İçin Kürdistan İslamî İnisiyatifi (Azadî İnisiyatifi), Kürdistan’ın hürriyeti, Kürt halkının millî haklarına kavuşması ve Kürtler arasında millî birlik, sevgi ve dayanışmanın sağlanması amacıyla kurulan sivil inisiyatif, 2012, Diyarbakır (23)
  • Adalet Zemini, Daha uygar ve demokratik bir Türkiye’nin inşâsı, bağnazlık ve fanatizme karşı toplumda erdem ve hoşgörü kültürünün yeşermesi, barış ve adalet umdelerinin hakim kılınması amacıyla Türkiye’deki aydınların biraraya gelerek oluşturdukları entelektüel zemin, 2016, İstanbul (60)
  • Uluslararası Senegal ve Batı Afrika Kültür, Sanat ve Dayanışma Derneği (USEBAD), Senegal ve Batı Afrika ülkeleri ile Türkiye arasında dostluk, kardeşlik, işbirliği ve dayanışmayı amaçlayan sivil toplum derneği, 2016, İzmir (21)

     ► Şiirleri

     “Gülistan” adlı şiir kitabı bulunan İbrahim Sediyani, 3 ayrı dilde (Türkçe, Kürtçe, Almanca) şiirler yazan bir şairdir. (16)  (17)

     Şiir yazmaya ilkokul 3. sınıfta, henüz 9 yaşındayken başladı. Almanca yazıyordu. Almanya’da, Bavyera eyaletinin Aschaffenburg şehrine bağlı Laufach köyünde yaşıyorlardı ve burda ilkokul öğrencisiydi. İlk şiirleri Almanca’dır. O gün okulda yaşanan olayları, sınıfta veya teneffüste yaşadıklarını komik ve mizahî bir dille yazar, son ders saatinin sonlarına doğru öğretmeni kendisini tahtaya çıkarır, eğer bugün şiir yazdıysa okumasını rica ederdi. O da tahtaya çıkar ve okurdu. Öğretmeni ve sınıf arkadaşları gülmekten yerlere yatarlardı. Bütün gün sınıfta olanları, teneffüste veya okulun bahçesinde yaşananları komik bir anlatımla, mizah diliyle ve kafiyeli olarak kaleme alıyordu. (75)

     Sonra ailece memlekete döndüler. Ortaokul ve liseyi Türkiye’de okudu. Şiire ara vermedi. Fakat artık Almanca yazmıyordu. Türkçe ve bazen de Kürtçe yazıyordu. Şiirlerinin sadece dili değil, içeriği ve rengi de değişmişti. Ortaokul ve lise boyunca yazdığı şiirler, aşk şiirleridir. Şiirleri artık öğretmenlerini ve okul arkadaşlarını güldürmüyor, bilâkis hüzünlendiriyor, hislendiriyordu. (75)

     Lise döneminde İslamî düşünce yapısı ile tanışınca ve yavaş yavaş siyasî bilinç de kazanmaya başlayınca, kişiliğinde ve yaşantısında ciddî bir değişiklik meydana geldi. Bu, haliyle şiirlerine de yansıdı. Kişiliği ve yaşantısı tamamen değişti ancak şiirlerinden o “aşk” ve “hüzün” duygusunu, şiirlerine anlam katan o “rûh”u asla söküp atmadı. (75)

     Çok erken yaşlarda şiir yazmaya başladığı halde şiirlerini çok geç yayınlatmaya başlamıştır. Şiirlerini çeşitli platformlarda ve yayın organlarında yayınlatmaya başladığından itibaren olağanın üzerinde bir ilgiyle karşılandı. 2008 yılında “Seni Sevmek” ve 2009 yılında “Ağladıkça Yeşile Çalar Gözlerin” adlı şiirleri ses sanatçısı Yusuf Can tarafından seslendirilip okununca kısa sürede dilden dile dolaşan şiirler halini aldılar. (76) (77) Kendisinin de yolcuları arasında bulunduğu 31 Mayıs 2010 tarihindeki Mavi Marmara için kaleme aldığı “Mavi Düşler” adlı şiiri Kardeşlik Grubu tarafından bestelendi ve adeta Gazze insanî yardım seferinin marşı haline geldi. (78)

     Almanca şiirleri Almanya’nın en saygın şiir platformlarından Poetenladen tarafından “cesur kelimeler, müthiş bir romantizm” olarak taltif edildi. Alman şiir otoriteleri, İbrahim Sediyani hakkında “Batı felsefe ve edebiyatının kaybolan özgürlükçü ve devrimci rûhunun, göçmen bir yabancının şahsında yeniden dirilmesi” nitelemesinde bulundular. (18) (19)

     İran’ın başkenti Tahran’da bulunan Tahran Sanat Enstitüsü tarafından İran’a davet edildi ve 20 Eylül 2011 tarihinde Tahran Şiir Gecesi’nde sahne aldı. Tahran Edebiyat Parkı içindeki Şiir Bahçesi’nde düzenlenen ve Abbas Bratîpur, Abdurrahîm Saidî Rad, Ali Dawudî, Ali Muallim Damğanî, Cevad Zehtab, Mehdi Muzafferî Sawecî, Muhammed Hûseyn Caferyan, Muhammed Remedanî Ferxanî gibi İran’ın ünlü şairlerinin sahne aldığı gecede İbrahim Sediyani, sahne alan tek yabancı şairdi. (79)

     9 Mart 2012 tarihinde “Gülistan” adlı şiir kitabı yayınlandı. Kitap, 17’si Türkçe, 6’sı Kürtçe, 1’i Almanca, 1’i de 6 dilde (Türkçe, Kürtçe, Almanca, İngilizce, Arapça, Farsça) olmak üzere toplam 25 şiirden oluşuyor. (16) (17)

     13 Nisan 2014 tarihinde İstanbul’un Üsküdar semtinde düzenlenen Üsküdar Şiir Gecesi’nde sahne aldı. Yine geceye yurt dışından davet edilen tek şairdi. (80)

     22 Nisan 2016 tarihinde İzmir’de “Barışa Kanat Olmak” adıyla düzenlenen Şiir Akşamı’na Almanya’dan davet edildi ve dünyanın farklı ülkelerinden şairlerle birlikte sahne aldı. (81)

     ► Yer isimleri için verdiği çeyrek asırlık mücadele

     1915 yılında Enver Paşa’nın da girişimiyle Dahiliye Nezareti (İçişleri Bakanlığı), yer adlarının değiştirilmesiyle ilgili bir bildiri yayınlıyor. Bildirinin sağ üst köşesindeki tarih; 14 Teşrîn-i Ewwel 1331. Yani 27 Ekim 1915. Daha “yer isimlerini değiştirmek” ile ilgili bir girişim yok, böyle bir proje de yok. Bu emirname, özel olarak bir vilayetimiz için çıkartılıyor: Trabzon. Özel olarak Rumca isimler için; ama aynı şekilde Lazca ve Gürcüce isimleri de kapsayacak şekilde. Emirnamede şöyle deniyor: “Ermenîce, Rumca, Bulgarca, hatta Türk olmayan Müslüman kavimlere ait vilayet, sancak, kasaba, köy, dağ, nehir gibi bütün adlar Türkçeleştirilecektir.” Dahiliye Nezareti’nde kaleme alınan bu emirname, 24 Teşrîn-i Sanî 1331 (7 Aralık 1915) tarihinde Trabzon Vilayeti Mektub-i Kalemî (Trabzon Valiliği Yazıişleri Müdürlüğü)’ne gönderiliyor. Trabzon Valiliği’nin 20 Haziran 1916’da kaleme aldığı 63 sayılı cevabî yazı da Vilayet Encümeni tarafından onaylanarak 3 Temmuz 1916 günü İçişleri Bakanlığı’na gönderiliyor. Bütün bunlar, daha asimilasyon politikasının hayata geçirilmediği, bununla ilgili bir taslak veya projenin de olmadığı bir zamanda oluyor. (82)

     Yerleşim birimlerinin isimlerinin “Türkçeleştirilmesi” ilk olarak 10 Aralık 1920 tarihinde “devlet politikası” şeklinde gündeme geliyor ve 1922 yılında ilk adım olarak birçok ilçe, köy, kasaba, dağ, köy isimleri Türkçeleştiriliyor. 1922’de başlatılıyor bu “isim değiştirme” operasyonu. Asimilasyon politikalarından ilk nasibini alan, köylerinin isimleri zorla ilk değiştirilen vilayetimiz, Artvin ilimizdir. Lazca ve Gürcüce isimler hepsi de. Bütün buraya kadar hâlâ Osmanlı ülkesindeyiz. Daha ortada Cumhuriyet yok. Asimilasyon poltikasının Kürdistan’a yönelmesi ise Cumhuriyet’ten sonra. Tarih, 1925. (83)

     1925 Şeyh Said Ayaklanması’ndan sonra Doğu ve Güneydoğu’da yapılan isim değişikliklerinin ardından, 1934 – 36 yılları arasında 834 köye Türkçe isimler verildi. 1938 Dersim Katliâmı’yla birlikte isim değiştirme genelgelerle, valilik kararlarıyla devam etti. Kürtçe, Arapça, Ermenice, Lazca, Gürcüce, Çerkezce isimler genelgelerle ya da yerel yönetimler ve valilik tasarrufu ile değiştirildi. (83)

     1940 yılında İçişleri Bakanlığı’nın 8589 sayılı genelgesi ile ad değiştirme işlemi resmileşti ve tek elden yapılmaya başlandı. (83)

     1957 yılı ise adeta bir dönüm noktası oldu. Bu tarihte, “Ad Değiştirme İhtisas Komisyonu” oluşturularak sistematik bir asimilasyon politikası hayata geçirildi. Genelkurmay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi ile Türk Dil Kurumu’nun temsilcilerinin bulunduğu bu komisyonda, coğrafyamızda yer alan tüm yerleşim birimlerinin adları ve coğrafî isimler değiştirilerek onlara Türkçe uyduruk isimler verildi. (83)

     Yıllar içinde iktidarlar değişti ama bu kurulun faaliyetleri hiçbir aksamaya uğramadan 1978 yılına kadar devam etti ve bu tarihler arasında binlerce isim değiştirildi. Sözkonusu komisyonun 1978’e kadar yürüttüğü bu asimilasyon faaliyeti, 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nden sonra, askerî rejim tarafından daha bir hızlandırılarak devam ettirildi. 1981 – 83 yılları arasında özellikle Kürtler’in yaşadığı Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yönelik, dünyada ve tarihte belki de eşine rastlanmayan bir kapsamlıkta, o coğrafyanın tarihini ve köklerini adeta tamamen ortadan kaldırmak amaçlı bir “isim operasyonu” gerçekleştirildi. Bunun sonucu olarak bölgede ismi değiştirilmeyen nerdeyse bir dönümlük bir toprak parçası bile kalmadı. (83)

     Türkiye’de ismi değiştirilen köylerin sayısı 12 bin 211’dir. Bir başka ifade ile ülkemizdeki köylerin takriben % 35 kadarının ismi değiştirilmiş durumdadır. İsim değiştirme işlemleri yapılırken en çok dikkat edilen özellik Türkçe olmayan yahut olmadığı düşünülenler ile karışıklığa sebep olan isimlerin öncelikle ele alınması ve değiştirilmesidir. (83)

     Asimilasyon politikaları sonucu isimleri değiştirilen yerleşim birimlerinin Kürtçe, Lazca, Gürcüce, Ermenîce, Rumca ve Arapça olan gerçek isimlerini bir çalışmada toplayan “Adını Arayan Coğrafya”, bu konuyla ilgili Cumhuriyet tarihinde kaleme alınmış ilk kitaptır ve ciddî bir çalışma sonucu ortaya konan ilk yapıttır. İbrahim Sediyani’nin “Adını Arayan Coğrafya” kitabında, ülkemizde adları değştirilen 40 il, 368 ilçe ve 7526 köyün eski gerçek isimleri bulunmaktadır. (8) (9) (10) (24) (25) (26) (27)

     İbrahim Sediyani, henüz Diyarbakır’da öğrenci olduğu 90’lı yılların başında, Doğu, Güneydoğu, Karadeniz ve İç Anadolu olarak adlandırılan bölgeleri ilçe ilçe gezerek ve oranın yerli halklarıyla konuşarak bu eseri kaleme almıştır. Sediyani bu çalışmayı başlatırken henüz 21 yaşında genç bir üniversite öğrencisiydi. Üstelik o dönemler, Türkiye’de terör olaylarının zirvede olduğu, binlerce faili meçhul cinayetin işlendiği, fırından ekmek almak için dışarı çıkanların bir daha evine geri dönemediği, her gün çatışmaların yaşandığı, köylerin yakıldığı, bölgenin OHAL yasalarıyla yönetildiği bir zaman dilimiydi. Türkiye’nin son otuz yılının en korkunç ve karanlık dönemiydi. Böyle bir dönemde, henüz genç yaşta ve sıradan biri, hiçbir sıfatı ve akademik kariyeri de bulunmayan bir üniversite öğrencisi olan İbrahim Sediyani, insanların konuşmaya bile cesaret edemediği bir konuda canını da tehlikeye atarak bölgeyi karış karış gezer ve gittiği her yerde, oranın insanlarını başına toplayarak onlardan tek tek köylerinin ve beldelerinin eski gerçek isimlerini sorar, böyle bir çalışma yaptığını insanlara söyleyerek onların verdiği isimleri not eder. Sediyani bütün harçlığını ve zamanını bu iş için harcar. O dönemde internet denen bir olay da yoktur; arzuladığınız bir bilgiye oturduğunuz yerden ulaşma şansınız da bulunmamaktadır. (24) (25) (27)

     O dönemde, OHAL bölgesinde yolculuk yapmak bile büyük bir eziyetti. Her iki kilometrede bir otobüs (veya minibüs) jandarmalar veya özel timler tarafından durdurulur, bütün yolcular dışarı çıkarılır ve tek tek kimlik kontrolünden geçirilirdi. Çoğu zaman da üstüne bir de aranırlardı. Gündüz vakitlerinde jandarmanın / özel timlerin yaptığını gece vakitlerinde de PKK yapardı. Böyle bir dönemdi, günlük rutin hayatın bile çileli olduğu bir zaman dilimiydi. İbrahim Sediyani ilçe ilçe gezip köy isimlerini toplarken, yol kontrollerindeki aramalarda onların ne olduklarını anlamasınlar diye, topladığı köy isimlerini not defterine hiçbir zaman Latin Alfabesi’yle yazmazdı. Çünkü okuyabilirler ve dolayısıyla anlayabilirlerdi. Topladığı binlerce Kürtçe, Arapça, Ermenice, Gürcüce, Lazca, Çerkesçe isimleri bazen Arap Alfabesi’yle, bazen Kiril Alfabesi’yle, bazen Yunan Alfabesi’yle, bazen İbranî Alfabesi’yle, bazen de Japon Alfabesi’yle (Hira – Kana, Kata – Kana ve Kanji) yazıyordu. Bunların köy isimleri olduğunu anlamasınlar diye; sorduklarında “yabancı dil çalışıyorum” desin diye. (27)

     İbrahim Sediyani tam iki yıl boyunca bu çalışma için bir ilçeden diğer bir ilçeye seyahat eder, her gittiği yerde hiç tanımadığı ilçe sakinlerini başına toplayarak onlara hazırladığı kitaptan söz eder ve o insanlardan köylerinin eski isimlerini alır. Sediyani bu çalışma esnasında Güneydoğu’nun en güney ucu olan Suriye sınırındaki dikenlitellerden tutun mavi ile yeşilin buluştuğu Karadeniz kıyılarına, Van Gölü kıyısındaki şehir ve köylerden tutun İç Anadolu’daki bozkır topraklara kadar bölgeyi eski dönemlerdeki seyyâhlar gibi karış karış gezmiştir. Böyle bir çalışma neticesinde hazırlanan “Adını Arayan Coğrafya”, gerçek anlamda bir emek ürünü, bir ibret belgesidir. (24) (25) (27)

     İbrahim Sediyani, kitabıyla ilgili olarak bir gazeteye verdiği röportajda, Kitabın yazarı aslında ‘Türkiye halkı’. Çünkü halk söyledi, ben yazdım; halk söyledi, ben yazdım. Ben kitabın ‘yazarı’ değil; ‘yazmanı’yım, ‘sekreteri’yim. Kitaptaki her ilçe onlarca, yüzlerce insana sorularak kaleme alındı. Bir kişinin değil, bir halkın yazdığı kitaptır bu. Belki de bir ülke halkı tarafından kaleme alınan ilk kitaptır” demiştir. (25)

     9 Eylül 2009 tarihinde “Adını Arayan Coğrafya” kitabı yayınlandı. Kitap, bu konuyla ilgili “Cumhuriyet tarihinde kaleme alınmış ilk çalışma” özelliği taşımaktadır. Aynı zamanda yazar İbrahim Sediyani’nin de ilk kitabıdır. (8) (9) (10) (24) (25) (26) (27)

     Türkiye’de asimilasyon politikaları sonucu isimleri değiştirilen yerleşim birimlerinin Kürtçe, Arapça, Ermenîce, Gürcüce, Lazca, Rumca ve Çerkezce olan eski gerçek isimlerini geri alabilmek için 25 yıldır hiç bıkmadan ve yorulmadan mücadele eden İbrahim Sediyani, 2011 yılı başında “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” adlı bir girişim başlatıp “Masa-yı Esma” (İsimler Masası) kurdu. Van İnsan – Der, Hakkari Özgür Yaşam Derneği, Norşin Akabe – Der ve Erciş Şafak – Der adlı dört derneğin çatısı altında başlattığı “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” girişiminin sözcülüğünü yapmaktadır. (23) (24) (25) (26) (27) (28) (37) (38) (39) (40)

     İbrahim Sediyani’nin eski yer isimlerini geri alabilmek için başlattığı “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” girişimine Türkiye’deki onlarca sivil toplum kuruluşu ve camiâ destek verdi. Ayrıca Türkiye’deki aydınlar, gazeteci ve yazarlar, akademisyenler ve sanatçılar da Sediyani’nin öncülük ettiği harekete desteklerini bildirdiler. (84)

     Girişimin kurucusu ve sözcüsü İbrahim Sediyani, kaleme alıp imzaya açtığı şu çağrı metniyle Türkiye kamuoyuna seslenmiştir:     

     “Bizler, doğup büyüdüğümüz köylerimizin, çocukluğumuzun geçtiği ilçelerimizin, bazen sevgiyi paylaşarak bazen de kavga ederek büyümeyi öğrendiğimiz şehirlerimizin, bir şiirin mısrâları gibi akan nehirlerimizin, şarkılarımıza ilhâm kaynağı olan yaylalarımızın, ağıtlarımıza işleyen dağlarımızın gerçek isimlerine yeniden kavuşmasını arzuluyoruz.     

     Yeşiliyle, mavisiyle, turuncusuyla, eflâtunuyla, gönlümüzdeki sevgiliye benzettiğimiz, akan her damla suyuna, tohum ektiğimiz her karış toprağına, kırlarında açan her çiçeğine, meyvâ veren ağaçlarının her yaprağına, insanlarına, hayvanlarına, bitkilerine, göllerine, akarsularına, derelerine, şelâlelerine, dağlarına, yaylalarına, mütevazi evlerimizi bembeyaz bir örtü altında bırakan karına, çocuklarımızın kadife saçlarını ıslatan yağmuruna, kızkardeşlerimizin yazmalarını dalgalandıran rüzgârına, yaşlılarımızın üretken ellerini nasırlaştıran toprağına, kışına ve yazına, baharına ve güzüne, güneşine, bulutuna, ayına, yıldızlarına, gecelerine ve gündüzlerine iflâh olmaz bir aşkla sevdâlandığımız coğrafyamızın kadim isimlerine, âzîz ve cefakâr milletimizin halen günlük yaşamında kullanmaya devam ettiği gerçek isimlerine yeniden kavuşmasını istiyoruz.

     Tek derdimiz budur.

     Bu fıtrî ve insanî, bir o kadar da haklı talebimizi gerçekleştirebilmek için bu platformu merkez alarak “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” adlı bir girişim başlatıyoruz. Bu mücadele teorik ve söylemsel değil, fiilî bir mücadele olacaktır. Somut ve pratik adımlar atacak, düzenleyeceğimiz çeşitli etkinliklerle kamuoyu oluşturup sonuç alıcı çalışmalar ortaya koyacağız.     

     Cumhuriyet tarihi boyunca 12 bin 211’i köy ismi olmak üzere 28 bin yerleşim biriminin adı zorla değiştirilmiştir. Başka bir ifadeyle ülkemizdeki köylerin takriben yüzde 35’inin adları değiştirilmiştir. Bunlar yerleşik halkın rızası olmadan, tamamen asimilasyon amaçlı yürürlüğe konan bir politikanın sonucudur. Bütün Kürtçe, Lazca, Gürcüce, Rumca, Ermenîce, Arapça, Çerkezce isimler silinmiş, hepsinin yerine uydurma Türkçe isimler verilmiştir. Bu politika yoğun olarak Kürt nüfûsun yaşadığı Doğu ve Güneydoğu ile Laz ve Gürcü nüfûsun yaşadığı Karadeniz bölgelerinde uygulanmıştır.

     Bu bir insanlık ayıbıdır, ülkemiz için bir utançtır. Hepimiz için bir utançtır bu. Bu insan onur ve haysiyetinin ayaklar altına alınmasıdır! Bir insanlık suçudur. Bunun insanlık tarihinde, dünya tarihinde ikinci bir örneği yoktur, olmamıştır.

     Bu ülkenin tüm aydın ve onurlu insanlarını, erdem ve fazilet sahibi bireylerini, ister Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Ermenî, Arap veya Gürcü olsun, ister Müslüman, Hristiyan, Musevî veya ateist olsun, Alevî veya Sünnî olsun, ister İslamcı, liberal veya sosyalist olsun, bu ülkenin tüm yurttaşlarını, özgürlük, ilerleme ve aydınlık yarınlardan yana olan tüm yurttaşlarını, yaşadığımız coğrafyada egemen olan şoven siyasanın yüz yıla yakın bir zamandır bizlere yaşattığı bu utanca son vermek için sorumluluk almaya çağırıyoruz.

     Yasakçılar, inkârcılar, ırkçılar, bu topraklara kin ve nefret tohumları ekenler, âzîz milletimizin farklı mezhebî inançları olan ve farklı diller konuşan insanları arasına düşmanlık ve ayrımcılık tohumları ekenler, farklılıkları yok etmeye çalışıp herşeyi “tek”leştirmeye çalışanlar eninde sonunda kaybedeceklerdir.

     Çünkü onlar haksızdırlar. Haklı olan bizleriz.

     Biz kazanacağız.” (85) 

     İbrahim Sediyani son olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin Eylül 2013 tarihinde açıkladığı “Demokratikleşme Paketi” öncesi dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir açık mektup yazdı. Hükümetin ve kamuoyunun henüz “Demokratikleşme Paketi” içinde hangi hususların olması gerektiği üzerinde tartıştığı bir dönemde “Adını Arayan Coğrafya” yazarı ve “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” girişimi kurucusu ve sözcüsü İbrahim Sediyani’nin kaleme aldığı “Başbakan Erdoğan’a Açık Mektup” adlı uzun makalenin, yer isimleri konusunun ciddiyetle pakete girmesine sebep olduğu belirtilmektedir. (86)

     Guldexwîn

     İbrahim Sediyani’nin bir özelliği de, “Kürt edebiyatının ilk çizgi çocuk kahramanı” olan cici kız “Guldexwîn”in yazarı olmasıdır. Küçük bir köylü kızının yaramazlıklarını anlatan, “Kürtler’in Heidi’si” denilen ve Kürtçe kaleme alınan “Guldexwîn”, çocuklara doğa sevgisi ve çevre bilinci kazandırma amacıyla hazırlanan bir çalışmadır. (2) (3) (4) (5) (6) (7) (23) (48) (49) (50) (51)

     İbrahim Sediyani’nin yazdığı ve Zişan Özeke’nin çizdiği “Guldexwîn”, 21 Mart 2012 tarihinde doğdu. Siirt şehrinde yayın yapan Siirt’ten Öte adlı web sitesinde bir yıl boyunca bölüm bölüm yayınlandıktan sonra 29 Mayıs 2013 tarihinde kitap olarak basıldı. (2) (3) (6) (50)

     “Guldexwîn”, dünyada sadece Kürdistan topraklarında açan bir çiçeğin ismidir. Anavatanı, Hakkari Şemdinli. Zağros Dağları. (2) (3) (6) (28) (51) (87)

     Duruş ve şekil olarak, bilinen güllere hiç benzemiyor. Çünkü dünyadaki tüm güller gülerler, fakat bu gül ağlıyor. Dünyadaki tüm güllerin yüzünde sevinç vardır, fakat bu gülün yüzünde hüzün. Bu gülün özelliği; yukarıya değil aşağıya bakması, sürekli boynubükük durması. Bundan daha ilginci ise; eğik olan başının içinden su damlacıkları oluşması, gözlerinden yaşlar akması, gözyaşı dökmesi, ağlaması. İşte bu ibretâmiz özelliğinden dolayı, yüzyıllar boyunca bilim adamlarından çok edebiyâtçıların, botanikçilerden çok şâirlerin ilgisini çekmiş olan bir bitki. (2) (3) (6) (28) (51) (87)

     Sadece Zağros Değları’nın eteklerinde ve yaylalarında kendiliğinden yetişen bu çiçek, daha çok, rakımı 1400 m – 2500 m arası yüksek yerlerde açıyor. Her sapında genellikle 6 çiçek birden açıyor; 3 ile 8 arası çiçek aynı anda başını öne eğip toprağa bakarak ve birlikte ağlayarak, gözyaşı dökerek büyüyor. Şekil olarak ne tam “gül”e ne de tam “lale”ye benziyor; ya da belki de ikisine birden benziyor. Bunun içindir ki kimi “gül”, kimi de “lale” olarak görmüştür bu çiçeği. (3) (6) (28) (51)

     “Guldexwîn”, çiçeğin Kürtçe orijinal ismi ve “Kan ağlayan gül” demek. Çiçeğin Botanik’teki Latince bilimsel adı, “Fritillaria Kurdica”. Yani, “Kürt Çiçeği”. İngilizce adı ise “Tulip Crying” bu çiçeğin. Yani, “Ağlayan Lale”. İranlılar’ın dilindeki ismi ise, “Kerbelâ”. Türkçe’de ise çiçeğin “Ters Lale” ve “Şemdinli Lalesi” gibi isimleri var. (3) (6) (28) (51)

     İbrahim Sediyani’nin yazdığı ve Zişan Özeke’nin çizdiği “Guldexwîn” öyküsü, işte bu çiçeğin, küçük bir kız çocuğunun şahsında canlanmasıdır. (2) (3) (6) (28) (51) (87)

     “Guldexwîn” öyküsü, Hakkari’nin Şemdinli ilçesine bağlı Bağlar (Nehrî) köyünde geçiyor. Guldexwîn çizgi öyküsünün geçtiği köy, Şeyh Ubeydullâh Nehrî (1826 – 83) ve oğlu Seyyîd Abdulkadir (1851 – 1925)’in köyüdür. Köylüler Şeyh Ubeydullâh Nehrî ve Seyyîd Abdulkadir’in akrabalarıdırlar. (87)

     Guldexwîn, şirin mi şirin ama bir o kadar da yaramaz bir kız çocuğu. 4 yaşında. Çok sevimli, tıpkı Heidi gibi. İki dakika yerinde durmuyor. Bütün gün köyde yaramazlık yapıyor; danalarla, kuzularla ve sıpalarla oyun oynuyor. Nereye koşsa arkadaşları de peşinde. Asıl ismi Elif olan ve yeşil elbisesi üzerindeki sarı saçlarıyla tıpkı “Guldexwîn” çiçeğine benzetildiği için köylüler tarafından “Guldexwîn” adıyla çağrılan bu henüz 4 yaşındaki afacan ve sevimli kızın Mîrcan isminde bir kedisi, Berxênaz isminde bir kuzusu, Yêkdane isminde br sıpası ve Zerpêrî isminde bir sarı kuşu vardır. Arkadaşlarını çok seviyor. Hep onlarla birlikte oynuyor. Guldexwîn’in köydeki erkek arkadaşının adı Siyabend, kız arkadaşının adı da Rozerîn’dir. (28) (87)

     Guldexwîn bir yetim kız. Anne ve babası yok. Seyda Ehmed ve Dilşa Xanim adlı yaşlı bir karı kocanın yanında kalıyor; onları dedesi ve ninesi sanıyor. Anne babasının kim olduklarını, ölüp ölmediklerini kimse bilmiyor. Bunu sadece yanında kaldığı yaşlı çift biliyor ama kimseye söylemiyorlar. Yanında kaldığı yaşlı adam bir gün Şemdinli’den Van’a gidiyor ve orada bir ay kadar uzun bir süre kalıyor. Döndüğünde ise yanında bu küçük kız, Elif var. Elif yeni geldiği bu ortamda, hiç tanımadığı insanların arasında ilk başta çok korkuyor ve utanıyor. Sürekli boynunu büküyor ve ağlıyor. İşte bu küçük kızın yeşil elbisesi üzerindeki sarı saçları ve hep boynunu büküp ağlaması hali, köylüler tarafından tıpkı guldexwîn çiçeğine benzetiliyor. Bu yüzden köylüler ona “Guldexwîn” lakabını takıyorlar ve artık herkes öyle çağırıyor. Zamanla köylüler onun gerçek ismini bile unutuyorlar. Fakat daha sonra yeni evine, köye ve insanlarına alışan Guldexwîn, artık bütün gün yaramazlık yapan, oradan oraya koşan, etrafına sevinç ve mutluluk dağıtan neşeli bir çocuk oluyor. Yani lakabıyla tam ters bir mizaca sahip oluyor. (28) (87)

     Guldexwîn’i büyüten yaşlı adam ise, çok ama çok farklı bir insan. O her ne kadar köyde sade bir hayat yaşıyorsa da, ilim sahibi bir âlimdir. Adeta bir deryâdır. Bilge bir adam; konuştuğu her sözde, ağzından çıkan her cümlede bir hikmet, bir öğreti vardır. Zamanında Hakkari ve Van’da medreseleri olan, medreselerde yüzlerce talebenin yanında ilim tahsil ettiği bir âlim, bir feylezoftur. Fakat O’nun faaliyetlerinden rahatsız olan devlet, medreselerini kapattırmış, bu âlimi zindanlara atmış, adam yıllarca zindanlarda yattıktan sonra devletin zûlümlerine daha fazla dayanamayarak köyüne dönüp sade bir hayat yaşamaya başlamıştır. Bu yaşlı bilge, Guldexwîn’i o kadar seviyor ve ona o derece bağlıdır ki, adamın o yaşlılığındaki tek yaşama sevinci bu küçük kız olmuştur. Medreseleri zorla kapattırılmış, fıkıh, kelam, tefsir, akaid, tarih ve felsefe alanında kaleme aldığı onlarca eseri, yazdığı kitapları toplatılıp yakılmış, öz çocukları gibi sevdiği ve üzerine titrediği yüzlerce talebesi kendisinden kopartılmış bu yaşlı bilge, bir nevi inziva hayatına çekildiği kendi köyünde, sadece bu sevimli cici kız Guldexwîn ile teselli bulmaktadır. Bir nevi şöyle denilebilir: Bu yaşlı adam, hayatta tutunduğu tüm dallar kopartıldığı ve artık hayata resmen küstüğü bir zamanda, esrarengiz ve nasıl olduğunu hiç kimsenin bilmediği bir şekilde hayatına giren bu küçük sevimli kız sayesinde, bu küçük kızın yaramazlıkları ve yuvasına kattığı neşe sayesinde yeniden yaşama bağlanmıştır. (28) (87)

     Köylülerin adama büyük bir saygısı vardır. Onun her sözü köylüler için hüküm sayılır. Hatta köylüler arasında herhangi bir kavga veya anlaşmazlık çıksa, sorunun çözümü için bu adama giderler. Adamın ağzından çıkan her söz, kullandığı her cümle, ilim ve hikmet dolu sözlerdir. Normal konuşması bu şekildedir. Öyle ki, bazen köylülerle konuşurken, köylüler çoğu kez onun ne demek istediğini dahi anlayamazlar. Hareketleri ve davranışları bile gizemlidir. Onun davranışlarına bazen köylüler bir anlam veremezler ve kendi aralarında “Niye böyle yaptı?” diye düşünüp tartışırlar. Adamın hanımı ise tipik bir yaşlı Kürt kadınıdır. Beyaz örtülü, çitli; çitinin etrafı boncuklu. Tipik bir köylü Kürt kadını. (28) (87)

     Öykü her ne kadar çocuklara yönelik ve baştan sona neşeli bir öykü ise de, öykünün en sonunda yürek burkan büyük bir aile dramı var. (28) (87)

     İsviçreli dünyaca ünlü “Heidi” gibi, “Kürtçe edebiyatın ilk çizgi çocuk kahramanı” olan “Guldexwîn” de aynı amaçla üretilen bir çizgi karakterdir: Çocuklara ekolojik duyarlılık ve çevre bilinci kazandırmak, çocuklara doğa sevgisini, akarsu sevgisini, bitki ve hayvan sevgisini aşılamak, köy hayatını ve doğal yaşamı sevdirmek. (28) (87)

     Tamamen “Ekolojik bir perspektifle” kaleme alınan “Kürt çocuklarının yeni sevgilisi” Guldexwîn’de doğa sevgisi, hayvan sevgisi ve çevre bilinci o derece yoğun bir şekilde işlenir ki, çocuklar bu öykü sayesinde dünyanın sadece insanlardan ibaret olmadığını, hayvanların, bitkilerin ve ağaçların da tıpkı insanlar gibi bir yaşamlarının olduğunu, dolayısıyla her canlı gibi onların da özgürce yaşama hakkının olduğunu, onların hak ve hukuklarına riâyet edilmesi gerektiğini, doğayı ve çevreyi korumamız gerektiğini öğrenirler. (2) (3) (6) (28) (51) (87)

     Çocuklarda çevre bilincinin geliştirilmesi ve ekolojik duyarlılığın arttırılması, öyküde özellikle Guldexwîn’in yanında kaldığı ve büyük bir âlim olan dedesi Seyda Ehmed’in küçük torununa “çocukların anlayabileceği bir dille” yaptığı bilgece nasihatlerde titiz ve dokunaklı bir şekilde işlenir. (87)

     Aynı zamanda bir çevre aktivisti olan ve ekoloji alanındaki çalışmalarıyla bilinen yazar İbrahim Sediyani, özellikle Kürt toplumunda büyük sempati kazanmış bulunan “Guldexwîn” öyküsünün çizgi filmini çekebilmek için uğraş vermektedir. (2) (6)

     Hakkında Söylenenler

     “İbrahim Sediyani benim öz evlâdımdır. Ben de O’nun öz annesiyim.”

     Rabia Kader

     (“Uygur Ana” lakaplı Doğu Türkistan millî lideri, Dünya Uygur Kongresi Başkanı)

     “Erdem ve vicdan, semavî dînlerin ortak özüdür. Sediyani’de ikisi de mevcut. Sevgili oğlum İbrahim Sediyani, ismine layık biri. O bir İbrahim.”

     Hilarion Capucci

     (Vatikan Papazı, Kudüs Eski Başpiskoposu)

     “İbrahim Sediyani, Batı felsefe ve edebiyatının kaybolan özgürlükçü ve devrimci rûhunun, göçmen kökenli bir yabancının şahsında yeniden dirilmesidir. İbrahim Sediyani tıpkı bizim Hannah Arendt’e benziyor. Şiirlerinde cesur bir romantizm var, güçlü kelimeler. Bu adam olağanüstü biri. Sediyani bizlere Hannah Arendt’i anımsatıyor. O Hannah Arendt ki, Roza Luxemburg’dan çok şey kapmıştı.”

     Gerhard Zwerenz

     (Dünyaca ünlü Alman filozof ve düşünür, Marksist felsefe akımının Avrupa’daki son dönem en büyük üç filozofundan biri)

     “İbrahim Sediyani çok özel biri. Öyle güzel bir iş yapıyor ki. Tıpkı eski zaman seyyâhlar gibi ülke ülke gezip ‘Seyahatname’ler yazıyor. Gezi edebiyatını yeniden canlandırıyor.”

     Dr. Nasır Zerrabî

     (Tahran Sanat Enstitüsü Başkanı)

     “Sinema çok özel bir alan. Edebiyat da öyle. Özellikle gezi edebiyatı apayrı güzelliklere sahip bir çaba. Bu işi en iyi yapanlardan biri İbrahim Sediyani.”

     Nadir Talibzâde

     (İranlı dünyaca ünlü sinema yönetmeni ve senarist)

     “İbrahim Sediyani çok ilgi çekici bir yazardır, dikkatli okunması gereken bir yazardır. Sediyani’nin yazılarını okumak, Kürt / Kürdistan sorunu hakkında çok sağlıklı bilgiler verecektir. Kürt seyyah İbrahim Sediyani’nin ‘Sediyani Seyahatnamesi’, önemli bir kaynaktır. Kürtler’in O’nun yazıları üzerinde durmaları gerekiyor. Çünkü İslam hak ve hukuk dînidir, dolayısıyla İslam her zaman haklının yanındadır. Kürtler haklıdır. Haklı olan Kürtler’dir. Sediyani’yi düzenli olarak okuduğunuzda bunu daha rahat kavrarsınız.”

     Dr. İsmail Beşikçi

     (Dünyaca ünlü Türk düşünür ve sosyolog)

     “Sediyani Seyahatnamesi, şu anda takip etmekte olduğum en değerli eserlerden biri. Hem ilmî hem edebî bir eser.”

     Prof. Dr. Hüseyin Hatemi

     (İslam hukuku profesörü ve akademisyen)

     “İbrahim Sediyani’nin yazıları Kürtler’de millî bilinç ve uyanışa vesile oluyor. O’nu okuduğumda çok keyif alıyorum. Üzüntülü olsam, neşem yerine geliyor. Sediyani’nin yazılarında gerçek Kürdistanî rûh var.”

     Şehîd Dr. Sait Çürükkaya

     (Kürdistan Pêşmerge Komutanı)

     ► Kaynakça

  1. Vikipedi, İbrahim Sediyani, https://tr.wikipedia.org/wiki/İbrahim_Sediyani
  2. Artık Kürt çocuklarının da Heidi’si var, Tunca Öğreten, Taraf Gazetesi, 9 Nisan 2014 http://arsiv.taraf.com.tr/haber-artik-kurt-cocuklarinin-da-heidisi-var-152294/
  3. Kürtçe Edebiyatın İlk Çizgi Çocuk Kahramanı “Guldexwîn”, Diwan Yayınları’ndan Çıktı, Siirt News, 30 Mayıs 2013 http://www.siirtnews.com/haber-4008-.html
  4. Kürtler’in ilklerini merak ediyor musunuz?, Nûçe Haber, 30 Aralık 2012 http://www.nucehaber.com/haber/kultur/kurtlerin-ilklerini-merak-ediyor-musunuz/3482.html
  5. Dili Kesik Halkın Yarattığı İlkler, Başkale News, 25 Ocak 2013 http://www.baskalenews.com/haber/dili-kesik-halkin-yarattigi-ilkler-1204.html
  6. İbrahim Sediyani’yle Guldexwîn’i konuştuk, IMC TV, 10 Nisan 2014 http://www.dailymotion.com/video/x1nceu1_ibrahim-sediyani-yle-guldexwin-i-konustuk_news
  7. Kürt Edebiyatı’nda Bazı İlkler, Ridwan Xelîl, Zman û Wêjeya Kurdî https://zimanuwejeyakurdi.wordpress.com/2013/10/11/kurt-edebiyatinda-bazi-ilkler/
  8. Adıyla yaşamayan topraklar, Hatice Saka, Yeni Şafak Gazetesi, 16 Kasım 2009 http://www.yenisafak.com.tr/kultur-sanat/adiyla-yasamayan-topraklar-223436
  9. Bir Özgürlük Mücadelesi: Adını Arayan Coğrafya, Yavuz Yılmaz, Fıtrat, 2 Ocak 2010 http://www.fitrat.com/dusunce_analiz_detay.php?id=6583
  10. İbrahim Sediyani TV Net’e konuk oldu, TV Net, 3 Kasım 2009 http://www.youtube.com/watch?v=sbMa1EGBZtE
  11. Wie fremde Augen auf Konstanz blicken, Kirsten Schlüter, Südkurier Zeitung, 9 Nisan 2010 http://www.suedkurier.de/region/kreis-konstanz/konstanz/Wie-fremde-Augen-auf-Konstanz-blicken;art372448,4241790
  12. “Kürtler’in Evliya Çelebi’si” Seyyah İbrahim Sediyani, Haber Diyarbakır’a Konuştu, Cesim İlhan, Haber Diyarbakır, 21 Nisan 2013 http://www.haberdiyarbakir.com/kurtlerin-evliya-celebisi-seyyah-ibrahim-sediyani-haberdiyarbakira-konustu-58192h/
  13. Sediyani’nin Balkan Seyahatnamesi Uygurca’ya Çevriliyor, Ufkumuz, 13 Nisan 2012 http://www.ufkumuz.com/sediyaninin-balkan-seyahatnamesi-uygurcaya-cevriliyor-16615h.htm
  14. Reiziger Ibrahim Sediyani laat Turkije kennismaken met Haarlem, Haarlem Updates, 16 Ekim 2016 http://www.haarlemupdates.nl/2016/10/16/reiziger-ibrahim-sediyani-laat-turkije-kennismaken-haarlem/
  15. Sediyani Seyahatnamesi Hollanda Medyasında, Sediyani Haber, 16 Ekim 2016 http://www.sediyani.com/?p=13889 
  16. Sediyani’nin Şiir Kitabı “Gülistan” Çıktı, Haksöz Haber, 9 Mart 2012 http://www.haksozhaber.net/sediyaninin-siir-kitabi-gulistan-cikti-28258h.htm
  17. Altı dilde yazılmış şiiri var Gülistan’ında, Hikmet Kızıl, Dünya Bizim http://www.dunyabizim.com/ibrahimsediyani/10739/alti-dilde-yazilmis-siiri-var-gulistaninda.html
  18. Batıyı Doğuya Anlatan Yazar: İbrahim Sediyani, Haksöz Haber, 8 Şubat 2011 http://www.haksozhaber.net/batiyi-doguya-anlatan-yazar-ibrahim-sediyani-19442h.htm
  19. Die Verteidigung Sachsens und warum Karl May die Indianer liebte, Gerhard Zwerenz, Poetenladen, 9 Ocak 2011 http://www.poetenladen.de/zwerenz-gerhard-sachsen99-53-ddr-54-orden.htm
  20. Yazar İbrahim Sediyani, Kürt Kültürü http://www.kurtkulturu.com/YazarDetay/4/ibrahim-sediyani
  21. Uluslararası Senegal ve Batı Afrika Kültür, Sanat ve Dayanışma Derneği (USEBAD) Kuruldu, Sediyani Haber, 31 Ekim 2016 http://www.sediyani.com/?p=14189
  22. Okçu Yusuf Kimdir?, İbrahim Sediyani, Karakoçan İnfo, 7 Kasım 2006, http://www.sediyani.com/?p=2569
  23. İbrahim Sediyani’nin “Siyah Devrim” Kitabı Çıktı, Ufkumuz, 8 Mayıs 2015 http://www.ufkumuz.com/ibrahim-sediyaninin-siyah-devrim-kitabi-cikti-42364h.htm
  24. Asimilasyon ilk başta Karadeniz’de başlatıldı, Xopuri Lazi, Kolkhoba, 18 Temmuz 2011 http://www.ufkumuz.com/asimilasyon-ilk-once-karadenizde-ba-3467yy.htm
  25. Hükûmetin bu adımını desteklemek, her yurttaşın görevidir, Ufkumuz, 29 Eylül 2012 http://www.ufkumuz.com/hukumetin-bu-adimini-desteklemek-her-yurttasin-gorevidir-20191h.htm
  26. Türkiye’deki bütün trafik levhaları yalan söylüyor, Perwer Yaş, ANF News, 2 Ekim 2013 http://www.firatnews.com/gallery/turkiye-deki-butun-trafik-levhalari-yalan-soyluyor
  27. Türkiye’deki şehir ve köy isimlerinin yarısı uydurmadır, Mustafa Kılıç, Taraflı Gazete, 25 Şubat 2014 http://www.ufkumuz.com/turkiyedeki-sehir-ve-koy-isimlerinin-yarisi-uydurmadir-7802yy.htm
  28. Bir Yaşam Biçimi Olarak Yazmak, Şeniz Ayaz, Kitap Haber, 1 Ekim 2012 http://www.kitaphaber.com.tr/bir-yasam-bicimi-olarak-yazmak-k1092.html
  29. Kürtler’i kim temsil edebilir?, Yıldız Ramazanoğlu, Zaman Gazetesi, 22 Kasım 2009 http://www.zaman.com.tr/yorum_yorum-yildiz-ramazanoglu-kurtleri-kim-temsil-edebilir_918764.html
  30. VfR News, Nilkheim – Aschaffenburg, Juni 1999
  31. “Muzaffer” Bir Komutan Gibi “Âbâd” Fethetmenin Yolu, “İslam” İle “Âbâd” Olmaktan Geçer, İbrahim Sediyani, Haksöz Haber, 24 Şubat 2006 http://www.haksozhaber.net/muzaffer-bir-komutan-gibi-abad-fethetmenin-yolu-islam-ile-abad-4785yy.htm
  32. İbrahim Sediyani’nin çalışmaları okullarda, Yeryüzü Haber, 28 Mart 2011 http://www.yeryuzuhaber.com/ibrahim-sediyaninin-calismalari-okullarda-haberi-10548.html
  33. Sabah Gazetesi’ni Niçin Mahkemeye Verdim, İbrahim Sediyani, Sediyani Haber, 1 Ekim 2016 http://www.sediyani.com/?p=13760
  34. Mavi Marmara’da İhaneti Gördük, Ceyda Karan, Cumhuriyet Gazetesi, 3 Temmuz 2016 http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/561681/Mavi_Marmara_eylemcisi_ibrahim_Sediyani_AKP_ve_iHH_ye_isyan_etti.html 
  35. Dik Duruş mu Takla mı?, Mehmet Altan, Özgür Düşünce Gazetesi, 29 Haziran 2016 http://www.ozgurdusunce1.com/mehmet-altan/dik-durus-mu-takla-mi-24675/ 
  36. Suriyeliler’e Müjde de Türkler’e de Müjde mi?, Ertuğrul Özkök, Hürriyet Gazetesi, 5 Temmuz 2016 http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ertugrul-ozkok_10/suriyelilere-mujde-de-turklere-de-mujde-mi_40130815
  37. Yer İsimleri İçin İmza Kampanyası Başlatıldı, Ufkumuz, 21 Ocak 2011 http://www.ufkumuz.com/yer-isimleri-icin-imza-kampanyasi-baslatildi-8921h.htm
  38. Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz, Murat Köylü, Yeşil Gazete, 21 Mart 2011 https://yesilgazete.org/blog/2011/03/21/butun-isimlerimizi-geri-istiyoruz/ 
  39. Yürekten gelen inşalar, Cihan Aktaş, Taraf Gazetesi, 21 Şubat 2011 http://arsiv.taraf.com.tr/yazilar/cihan-aktas/yurekten-gelen-insalar/15099/
  40. İnsanlar ve isimler, Hidayet Şefkatli Tuksal, Taraf Gazetesi, 11 Ekim 2012 http://arsiv.taraf.com.tr/yazilar/hidayet-sefkatli-tuksal/insanlar-ve-isimler/23486/
  41. Lanet Olsun Böyle Dünyaya ve Böyle İnsanlığa, İbrahim Sediyani, Haksöz Haber, 29 Temmuz 2011 http://www.haksozhaber.net/lanet-olsun-boyle-dunyaya-ve-boyle-insanliga-22062yy.htm
  42. Kürdistan Halkına Somali Çağrısı, İbrahim Sediyani, Kurdistan Post, 2 Ağustos 2011 http://eu.kurdistan-post.eu/yasam/3689-krdistan-halkna-somali-ars-brahim-sediyani.html
  43. Tokat Halkına Somali Çağrısı, Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği (TOKAD) Basın Bildirisi, Ayşe Yılmaz, 4 Ağustos 2011 http://www.tokad.org/2011/08/04/tokat-halkina-somali-cagrisi/
  44. Sediyani’nin Somali çağrısı yankı buldu: Siirt’te 11 sendika tüm iftar programlarını iptal etti, Siirt’ten Öte, 7 Haziran 2011 http://www.sediyani.com/?p=4957
  45. Ufkumuz Dadaab Mülteci Kampı’nda, Ufkumuz, 6 Kasım 2011 http://www.ufkumuz.com/ufkumuz-dadaab-multeci-kampinda-foto-13159h.htm
  46. Dadaab Mülteci Kampı Raporu, İbrahim Sediyani, Ufkumuz, 15 Kasım 2011 http://www.ufkumuz.com/dadaab-multeci-kampi-raporu-3946yy.htm
  47. Müslüman Oldu, “İbrahim Sediyani” İsmini Aldı, Ufkumuz, 13 Kasım 2011 http://www.ufkumuz.com/musluman-oldu-ibrahim-sediyani-ismini-aldi-13270h.htm
  48. “Guldexwîn” Çizgi Film Kahramanım, Erkan Özkalay, Cizre Postası, 15 Nisan 2014 http://www.cizrepostasi.com/guldexwin-cizgi-film-kahramanim-206yy.htm
  49. Kürt Çocuklarının Guldexwîn’i (Heidi’si), Ronya Emel Aydın, Hakkari İdeal Haber, 10 Nisan 2014 http://www.hakkariidealhaber.com/kurt-cocuklarinin-guldexwin-i-heidi-si-1012h.htm
  50. Mızginî Mızginî Guldexwîn Derket, Siirt’ten Öte, 1 Ağustos 2013 http://www.siirttenote.com/2013/08/01/mizgini-mizgini-guldexwin-derket/
  51. Kürtler’in Heidi’si Şemzînanlı Guldexwîn, Özgür Gündem Gazetesi, 25 Mart 2012 http://www.ozgur-gundem.com/index.php?haberID=35933&haberBaslik=K%C3%BCrtlerin%20Heidi%E2%80%99si%20%C5%9Eemz%C3%AEnanl%C4%B1%20Guldexw%C3%AEn&action=haber_detay&module=nuce
  52. Arakan’da şiddet değil, soykırım var, Anadolu Ajansı, 29 Kasım 2012 http://www.bik.gov.tr/arakan-da-siddet-degil-soykirim-var-haberi-17503/
  53. Arakan’da 850 kişiyi vahşice katlettiler, İhlas Son Dakika, 25 Ekim 2012 http://www.ihlassondakika.com/haber/Arakanda-850-kisiyi-vahsice-katlettiler_508540.html
  54. İslam Dünyasına ACİL Çağrı, İbrahim Sediyani, Ufkumuz, 27 Ekim 2012 http://www.ufkumuz.com/islam-dunyasina-acil-cagri-5444yy.htm
  55. Dünyanın En Mazlum Milleti: Rohingyalar, İbrahim Sediyani, Bilge Adamlar Dergisi, Yıl: 12 – Sayı: 35, Nisan 2014 http://www.ufkumuz.com/dunyanin-en-mazlum-milleti-rohingyalar-8650yy.htm
  56. İbrahim Sediyani Arakan’da Yaşanan Zulüm ve Katliamları Anlattı, Kudüs TV, 12 Aralık 2012 http://www.videoislami.com/view/17247/brahim-sediyani-arakanda-yaanan-zulm-ve-katliamlar-anlatt/
  57. Arakan vahşetinin eşi benzeri yok, Esra İpek Uçar, Bugün Gazetesi, 27 Kasım 2013 http://www.bugun.com.tr/arakan-vahsetinin-esi-benzeri-yok-yazisi-875926
  58. Taziye Teşekkürü, İbrahim Sediyani, Ufkumuz, 30 Eylül 2014 http://www.ufkumuz.com/taziye-tesekkuru-9765yy.htm
  59. Aşkabat Feminist Cumhuriyeti, İbrahim Sediyani, Sediyani Haber, 12 Mart 2017 http://www.sediyani.com/?p=15247
  60. Adalet Zemini, 15 Temmuz şehîdlerini andı, Sediyani Haber, 14 Ağustos 2016 http://www.sediyani.com/?p=13341
  61. Sediyani’den 2 ciltlik eser: “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”, Ufkumuz, 31 Ekim 2014 http://www.ufkumuz.com/sediyaniden-2-ciltlik-eser-butun-yonleriyle-seyh-said-kiyami-37929h.htm
  62. Sediyani’den yeni kitap: “Sözlerim Var Sevgiye Dair”, Ufkumuz, 26 Şubat 2015 http://www.ufkumuz.com/sediyaniden-yeni-kitap-sozlerim-var-sevgiye-dair-40755h.htm
  63. Dünyada En Çok Merak Edilen Ülke: Mısır, İbrahim Sediyani, Haksöz Haber, 13 Temmuz 2006 http://www.haksozhaber.net/dunyada-en-cok-merak-edilen-ulke-misir-4841yy.htm
  64. Bir Günde 4 Ülke ve Alpler’in Eteklerinde 4 Gün – 1, İbrahim Sediyani, Haksöz Haber, 23 Nisan 2008 http://www.haksozhaber.net/bir-gunde-4-ulke-ve-alplerin-eteklerinde-4-gun-1-5511yy.htm
  65. Alpler’in En Başından En Sonuna ve En Tepesinden En Aşağısına – 2, İbrahim Sediyani, Haksöz Haber, 30 Temmuz 2008 http://www.haksozhaber.net/alplerin-en-basindan-en-sonuna-ve-en-tepesinden-en-asagisina-2-6817yy.htm
  66. Doğu ile Batı Arasında Sınırlar Kalkınca – 3, İbrahim Sediyani, Haksöz Haber, 27 Kasım 2008 http://www.haksozhaber.net/dogu-ile-bati-arasinda-sinirlar-kalkinca-3-8166yy.htm
  67. Su: Akarsa Nehir, Düşerse Şelâle, Durursa Göl Olur – 25, İbrahim Sediyani, Haksöz Haber, 29 Mayıs 2010 http://www.haksozhaber.net/su-akarsa-nehir-duserse-selale-durursa-gol-olur-25-16407yy.htm 
  68. Su İntifadası: Akdeniz’de Yazılan Tarih – 3, İbrahim Sediyani, Haksöz Haber, 19 Haziran 2010 http://www.haksozhaber.net/su-intifadasi-akdenizde-yazilan-tarih-3-16625yy.htm
  69. Balkanlar’ın En Kilitli Kapısından İçeri – 16, İbrahim Sediyani, Haksöz Haber, 28 Nisan 2011 http://www.haksozhaber.net/balkanlarin-en-kilitli-kapisindan-iceri-16-20938yy.htm
  70. Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 60, İbrahim Sediyani, Ufkumuz, 22 Haziran 2014 http://www.ufkumuz.com/yaseminler-gulumsuyordu-ellerimiz-kavustugunda-60-8860yy.htm
  71. Masai Ülkesinde Mülteci Kamplarına Serdim Seccademi – 61, İbrahim Sediyani, Ufkumuz, 10 Temmuz 2014 http://www.ufkumuz.com/masai-ulkesinde-multeci-kamplarina-serdim-seccademi-61-9007yy.htm
  72. Bir Yanım Su, Bir Yanım Ateş; Aç Bana Kucağını Bangladeş – 34, İbrahim Sediyani, Ufkumuz, 23 Kasım 2014 http://www.ufkumuz.com/bir-yanim-su-bir-yanim-ates-ac-bana-kucagini-banglades-34-10275yy.htm
  73. Erdem ve Bilgelik Arıyorsan Nehirlerin Akıntısını Takip Et – 6, İbrahim Sediyani, Sediyani Haber, 29 Temmuz 2016, http://www.sediyani.com/?p=13057
  74. Vikingler Selam Durdu Ben Âşık Olunca İskandinavya’ya – 1, İbrahim Sediyani, Sediyani Haber, 6 Haziran 2017, http://www.sediyani.com/?p=16632
  75. İbrahim Sediyani ile Şiir ve “Gülistan” Üzerine, Hikmet Kızıl, Kahta Diyalog, 9 Ağustos 2012 http://www.ufkumuz.com/ibrahim-sediyani-ile-siir-ve-gulistan-uzerine-19216h.htm
  76. Seni Sevmek, Şiir: İbrahim Sediyani, Okuyan: Yusuf Can http://www.youtube.com/watch?v=t5V5G0jUFy8
  77. Ağladıkça Yeşile Çalar Gözlerin, Şiir: İbrahim Sediyani, Okuyan: Yusuf Can http://www.izlevideo.net/yusuf-can-agladikca-yesile-calar-gozlerin-ruh-daslar-762478.html
  78. Mavi Düşler, Şiir: İbrahim Sediyani, Beste: Grup Kardeşlik Çağrısı http://www.youtube.com/watch?v=4ZeaeH1Lhrs
  79. Sediyani’nin Şiirleri Tahran Şiir Gecesi’nde, Tasfiye Dergisi, 3 Ekim 2011 http://www.tasfiyedergisi.com/direnen-edebiyat/?p=2283
  80. Üsküdar Şiir Gecesi’nde “Ağladıkça Yeşile Çalar Gözlerin” Esintisi, Ufkumuz, 13 Nisan 2014 http://www.ufkumuz.com/uskudar-siir-gecesinde-agladikca-yesile-calar-gozlerin-esintisi-30712h.htm
  81. Şairler Barışa Kanat Oldu, Sediyani Haber, 22 Nisan 2016, http://www.sediyani.com/?p=12038
  82. Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı, İbrahim Sediyani, c. 2, s. 697, Şura Yayınları, İstanbul 2014
  83. Adını Arayan Coğrafya, İbrahim Sediyani, s. 177 – 179, Özedönüş Yayınları, İstanbul 2009
  84. “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” Kampanyasına Yoğun İlgi, Ufkumuz, 26 Ocak 2011 http://www.ufkumuz.com/butun-isimlerimizi-geri-istiyoruz-kampanyasina-yogun-ilgi-8964h.htm
  85. Bize İsimlerimizi Geri Verin, İbrahim Sediyani, Ufkumuz, 3 Ocak 2011 http://www.ufkumuz.com/bize-isimlerimiz-3031yy.htm
  86. Başbakan Erdoğan’a Açık Mektup, İbrahim Sediyani, Ufkumuz, 19 Eylül 2013 http://www.ufkumuz.com/basbakan-erdogana-acik-mektup-7037yy.htm
  87. Çizgi Filmlerde Siyasî ve İdeolojik Propaganda, İbrahim Sediyani, Ufkumuz, 9 Haziran 2013 http://www.ufkumuz.com/cizgi-filmlerde-siyasi-ve-ideolojik-propaganda-6477yy.htm 

═ ● ═

≈ KİTAPLARI ≈

sediyani kitapları

* * *

≈ SEYAHATNAMELERİ ≈

* * *

≈ YARATTIĞI ÇİZGİ KARAKTERLER ≈

foto-1-kopya

* * *

≈ KURDUĞU HAREKETLER ≈

kurdugu-hareketler-2

 

7656 Total Views 6 Views Today