2015 Hiç Bitmeseydi Keşke

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

 

SALNAME 2015


“Kim zerre miktarınca bir hayır işlemişse onu görür; kim de zerre miktarınca bir şer işlemişse onu görür.”

Qur’ân-ı Kerîm

(Zilzâl sûresi, 7. ve 8. âyetler)

 

TÜRKMENİSTAN’DA YAŞAMAK

001

002

003

004

005

006

007

008

009

010

011

012

013

014

015

016

017

018

019

020

021

 

5. kitabımız çıktı…

SÖZLERİM VAR SEVGİYE DAİR

022

023

024

025

026

027

028

     Bana bir mektup yaz.

     Cümleleri uzun, paragrafları kısa olsun. İçinde bir tutam sevinç, bir damla da hüzün olsun. Her satırını okuduğumda, yüreğim kıpır kıpır etsin; sözleri beni benden alsın, sana bağlasın.

     Bana bir mektup yaz.

     Her cümlesi sessiz harfle başlasın, sessiz harfle bitsin. İçinde bol bol virgül ve noktalı virgül bulunsun, ama ünlem ve soru işaretleri hiç olmasın. Beni çağırmasın, sorgulamasın, bana soru sormasın; sadece seni bana anlatsın, yalnızca senden bahsetsin. Öyle bir yaz ki, sana ait ne varsa bana aksın. Seni bir rüzgâr gibi, seni bir nehir gibi bana getirsin.

     Bana bir mektup yaz.

     Yaşadığın için mutlu olduğun, yaşamadığın için özlem duyduğun ne varsa anlat bana. Duyduğunda sevinçle dolduğun, gördüğünde ağladığın, dokunduğunda heyecanlandığın ne varsa yaz bunları bana. Yaşamadığın, tatmadığın, dokunmadığın, görmediğin, koklamadığın, işitmediğin ve söylemediğin ne varsa anlat bana. İçinde kalanları, eksik bıraktıklarını paylaş benimle. Sendeki yarımı bana anlat ki bendeki yarıma ekleyeyim.

     Bana bir mektup yaz.

     İçinde masmavi denizler, yemyeşil yaylalar olsun. Irmaklardan, buğday tarlalarından bahset bana. Yazın insanların akın ettiği çeşmeleri, kışın kar altında beyaza bürünen evleri, ilkbaharda açan renk renk çiçekleri, sonbaharda yere düşen yaprakları anlat bana. Anlat ki o çeşmeler kurumuş dudaklarıma hayat versin, kar altındaki evler yalnızlığıma son versin, renk renk çiçekler yaşama sevincimi bana tekrar kazandırsın, anlat ki düşen her sarı yaprağa mavi bir şiir yazayım senin için. Yazayım ki yapraklar yeniden yeşile çalsın.

     Bana bir mektup yaz.

     İçinde kahvaltı sofrası hazırlarken mırıldandığın şarkılar, yazmanın altında görünmeyen tokalar, meleyince yüreğini kıpır kıpır eden kuzular, ağaç dallarında şakıyan kuşlar, zarif parmaklarına konan kelebekler olsun. Buram buram kokan taze ekmeği, yıkayıp da öyle sofraya koyduğun için üzerinde damlacıklar olan taze soğanı, akşam serinliğinde sırtına sardığın battaniyeyi, düşlerine sardığın gerçeği, gerçeğin içinde sakladığın sırlarını anlat bana. Anlat ki sırlarım ağaç dallarındaki kuşlar gibi şakısın, düşlerim kelebekler gibi bir günlüğüne de olsa gerçek olsun.

     Bana bir mektup yaz.

     Hüzünlü satırları yalın, sevinçli cümleleri devrik olsun. İçinde yarım kalmış öyküler, yarısı sır kalmış sevdalar olsun. Seher vaktinin serinliğinde soğuk suyla alınan abdest gibi hafif, gece karanlığında yorgun gözlerle okunan kitap gibi ağır olsun. Baktıkça gözlerim serinlesin, okudukça yüreğime kor bir ateş düşsün. Kalbimden sana bir şeyler aksın, kalbime senin isminin yazılı olduğu bir aşk yerleşsin.

029

030

031

032

033

 

AŞKABAT İBRAHİM SEDİYANİ’YE VEDÂ GECESİ

(Aşkabat – Türkmenistan)

034

035

036

037

038

039

040

041

042

043

044

045

046

047

048

049

050

051

052

053

054

055

056

057

058

059

060

061

062

063

064

065

066

 

CNR KİTAP FUARI

(İstanbul)

067

068

069

070

071

072

073

074

075

076

077

078

079

080

081

082

083

084

085

086

087

088

089

090

091

092

093

094

ø;

096

097

098

099

100

101

102

103

104

105

106

107

108

109

110

111

112

113

114

115

116

117

118

119 - Kopie

120

     Seni sevmek, hazalım
     uğrunda ölümlere gittiğim kutlu dâvâ
     ateş, toprak, su ve hava
     elem yecidke yetimen feava
     hazalım seni sevmek
     Kıbleteyn Mescidi’nin her iki kıblesi
     yetim bir çocuğun el öpmesi
     Molla Mansur’un yitik ülkesi
     seni sevmek, hazalım
     Şubat, Haziran, Sonbahar
     ve bir de Ferverdin.

     Seni sevmek, hazalım
     su üstüne yazı yazmaktır
     hazalım seni sevmek
     “cogito ergo sum”
     “ex oriénte lux”
     “veni vidi vici”
     ve bir de “komşusu açken tok yatan bizden değildir”
     seni sevmek, hazalım
     kar ile doldurmaktır çaydanı
     canana adamaktır canı
     İbrahim Sediyani’nin dört zindanı
     (Diyarbakır / Tahran / Nairobi / Brüksel)
     ve dördünü birden bir arada yaşayabildiğim
     yeryüzündeki tek şehir olduğu için
     kendimi yalnızca İstanbul’da özgür hissetmektir.

     Seni sevmek, hazalım
     kucağında kitapla doğmak
     ve elinde kalemle ölmektir
     hazalım seni sevmek
     dünyanın neresine gidersen git
     yine de Üsküdar sahilini özlemektir
     seni sevmek, hazalım
     günahımdır rüzgar gibi yüzüme çarpan
     ve sorumluluğumdur dev dalgalar gibi üzerime üzerime gelen
     hazalım seni sevmek
     görmediğini varmış gibi sevmek
     ve sevdiğine yokmuş gibi davranmaktır.

     Seni sevmek, hazalım
     hani büyük kırmızı güllerin kenarları siyah
     ve sanki yanmış olur ya
     hani mağara ağızlarında kılıç gibi sarkmış buzların
     üzerine çamur lekesi yapışır ya
     hani yağmura yakalanınca
     bir tane yağmur damlası
     çocukların burun ucunda asılı kalır ya
     hani ümitlerini yitirip de bitkince oturunca toprağa
     düşüncelere dalınca kendini kahredercesine
     farkında olmadan elindeki çubukla toprağa
     bir şeyler çizersin ya
     hani ateşin rengi bazen maviye çalar
     bazı göller kurdun gözleri gibi yemyeşil olur ya
     inan ki, sana şiir yazmak kadar zordur hazalım
     seni sevmek.

 

6. kitabımız çıktı…

SİYAH DEVRİM

121

122

123

124

125

126

127

128

     Benim hayatımın hedefi, yaşam felsefem, kimliğimi, safımı ve nihaî ereğimi tanımsayan görüngüleri gramatik karşılıkların dilbilimsel basitliğinden kurtarıp onlara terminolojik anlamlar yükleyen düşünyapım, benim megalo idea’m, “Malcolm X olmak”tır.

     Şanslıyım; başlarken bile avantajlıyım. Zira “Malcolm” adını doğuştan aldım. Geriye sadece “X” kaldı. Onu da alırsam, kavgam bitecek. Ancak o bana doğarken verilmediğinden, onu almak için gücümce ve belki de ömrümün sonuna kadar mücadele etmem gerekir. Edeceğim.

     Babamın söylediğine göre özgürlük, Kenyalı bir Masai kızının genç bir Mau Mau gerillasıyla elele tutuşup Jomo Kenyatta’ya devrim türküleri sunmasıymış.

     Bağımsızlık ise, ismi “timsah” anlamına gelen Kaduna Nehri’nin kenarında Nijeryalı genç bir Fulani kızının yanağındaki gamzeyi öpmek kadar güzelmiş.

     O zaman anladım ki benim babam, Cinnah gibi değil, Mahatma Gandhi gibi düşünenlerden.

     Benim adım Malcolm X. Kısaca söylemek gerekirse Malik el- Şâhbaz. Başka bir Afro – Amerikan ismi değil benim ismim.

     Meselâ, Martin Luther King değil. Çünkü özgürlüğün verilebilir değil, alınabilir olduğuna inanıyorum ben.

     Marcus Garvey de değil meselâ. Çünkü ben hîcretin başvurulacak en ilk değil, en son çare olduğuna inanıyorum.

     Hayır, benim adım Malcolm. Çünkü ben “Siyah Devrim”e inanıyorum.

129

130

131

132

133

134

malcolm x'le konuşmak - Kopie

Sen hiç Malcolm’u gördün mü? O’nunla konuştun mu? Gözlerinin içine baktın mı?

     Oturup sohbet ettin mi O’nunla? Dertlerini dinledin mi?

Malcolm Ali

     Sen hiç Malcolm’la arkadaş oldun mu? O’nun arkadaşlarıyla arkadaşlık ettin mi? Fikirlerini dinledin mi? Dünyalarını, hayâllerini öğrendin mi?

Malcolm X

     Onların meclisinde bulundun mu hiç? Ders halkalarına katıldın mı? Konferanslarını dinledin mi? Toplantılarını takip ettin mi? Tartışmalarını izledin mi?

malcolm x zulüm görenler

     Gösterilerine katıldın mı hiç? Birlikte yürüdün mü? Sloganlarına eşlik ettin mi?

malcolm betty - Kopie

     Sen hiç Malcolm’u gördün mü? Ellerinden tuttun mu? Omuzlarına dokundun mu? Sarılıp kokladın mı?

     Kalbini dinledin mi?

malcolm x kızıyla

     Sen hiç Malcolm’u gördün mü? O’na gülümsedin mi? Selam verdin mi?

Malcolm-X-Picture-45 - Kopie

     O’na derdini açtın mı? Sırlarını paylaştın mı?

     İki kaşının arasına baktın mı?

     Sen hiç Malcolm’u gördün mü?

142

 

SEYAHÂTNAME – Cilt 8 (BANGLADEŞ)

“Bir Yanım Su, Bir Yanım Ateş; Aç Bana Kucağını Bangladeş”

143

144

 

Web sitemiz yayın hayatına başladı…

SEDİYANİ HABER

145

146

147

148

149

150

151

152

153

154

155

156

157

158

159

160

161

162

163

164

165

166

167

168

169

170

171

172

173

174

175

 

24 Haziran 2015

İnna lillah we inna ileyhi râciun

1976 YILINDA URMİYE (İRAN)’DEN VAN’A GELİN OLARAK GELEN VE 39 YILDIR “VATANDAŞLIK HAKKI” ALMAK İÇİN MÜCADELE EDEN

ELMAS ANA VEFÂT ETTİ

151

152

153

154

155

156

157

158

159

160

161

162

163

164

165

     Doğumlar susturmasın doğurgan çığlıkları… Ey ölüm, birleştir ellerimizi.

     Yudum yudum içtiklerimiz bitirmesin özlemlerimizi… Ey susuzluk, kavuştur ülkeye bizi.

     Birikimlerimiz düğümlemesin sevginin dilini… Ey bizden saklanan sırlar, dudaklarından öpün sözcüklerimizi.

     Açılan gözlerimiz bitirmesin rüyâlarımızı… Ey korkunun çığlıkları, söndürün karanlığın ışıklarını.

     Zamanın rûhunu kavrayan bileklerimiz, sarsmasın dengemizi… Ey mazide bıraktığımız düşler, uzatın geleceğe yüreğinizi.

     Sahip olduğumuz kudreti çirkinleştiren bizdeki güç, yok etmesin adaletimizi… Ey ayaklarımızın altında ezilen zayıflar, sıkın boğazlarımızı.

     Alınterimiz ıslatsın alnımızdaki secde izlerini… Ey Kitab’daki Mekkî âyetler, susturun sessizliğimizi.

     Ben yaşamın içinde, yaşam benim içimde… İnna lillah we inna ileyhi râciun, örtün üzerimi.

     – – – – –

     NOT: Geçmiş yıllara ait Salname’lere aşağıdaki linklerden bakabilirsiniz…

     SALNAME 2012

     http://www.sediyani.com/?p=6313

     SALNAME 2013

     http://www.sediyani.com/?p=7339

     SALNAME 2014

     http://www.sediyani.com/?p=8153

191 - Kopie

     SEDİYANİ HABER

     31 ARALIK 2015

 

1623 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir