Gayr-ı Müslim Olmak Laik Cumhuriyet’te mi zor, İslam Cumhuriyeti’nde mi?

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

     1915 Soykırımı’ndan bu yana tam 100 yıl geçti ancak Türkiye’de gayr-ı müslimlere yönelik kin ve düşmanlık hiç bitmedi. “Laiklik” rejiminin hâkim olduğu TC’de, hem “Müslüman olmayanlara”, hem “Sünnî olmayanlara”, hem de “Türk olmayanlara” yönelik hemen her gün bir NEFRET SUÇU işleniyor. “Ermenî”, “Alevî”, “Şiî”, “Zerdüşt” gibi ifadelerin hakaret amaçlı olarak kullanıldığı bir ülke burası. Son örneğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Zerdüşt” çıkışında yaşadık.

     Örneğin şu ifadeler, Türkiye’deki muhafazakâr medyanın gayet rahat bir şekilde, Hükûmet’e yakın gazetelerin hemen her haber ve köşe yazısında kullandığı ifadeler: “Ermenî Hrant”“Şiî Malikî”, “Şiî İran”, “Alevî Gültan Kışanak”, “Zerdüşt PKK”

     Medenî dünyada bütün bunlar NEFRET SUÇU kapsamına girerler; zirâ burada hedef alınan şahsın / ülkenin / partinin dînî, mezhebî veya etnik kimliği, aşağılama amacıyla kullanılmaktadır ve yaptığı iddiâ edilen kötülüğün suçu, direk olarak dînine, mezhebine veya ırkına bağlanmaktadır. Ancak Türkiye’de bu ifadeler garipsenmez; çünkü Türkiye’de NEFRET bir yaşam biçimi, hatta itikattır.

     Ben yaklaşık otuz yıldır İran medyasını yakından takip ederim. Ve bugüne kadar, daha bir kez bile olsun, İran veya Irak medyasında Türkiye’den ve Erdoğan’dan bahsederken, aşağılamak amacıyla “Sünnî Türkiye”, “Sünnî Erdoğan” diyerek bahsettiklerine şahid olmadım. Türkiye’de ise, her bahsedilişinde “Şiî İran”, “Şiî Malikî”

     Burda amacım ne Ermenîler’i savunmaktır, ne İran’ı ne de PKK’yı. Rahatsız olduğum husus, bir şahsı / partiyi / devleti kötülerken, bunu onun dîni, mezhebi veya ırkı üzerinden yapmaktır. Medenî dünyada bu, NEFRET SUÇU kapsamına girer.

     Peki, “Laik Cumhuriyet” olan Türkiye’de durum böyleyken, “İslam Cumhuriyeti” olan İran’da durum nasıl?

     İran’daki mezhep (Şiî, Sünnî) ve etnisite (Fars, Kürt, Azerî, Beluc, Mazenderî) konularını ve bu konular eksenli sorunları bir tarafa bırakırsak (çünkü oraya girsek çıkamayız), Müslüman olmayan toplulukların (Hristiyanlar, Yahudîler ve Zerdüştîler) her türlü dîn ve ibadet özgürlüğüne sahip olduğu, kimliklerini özgürce ifade edebildiği ve hatta İslam Cumhuriyeti Parlamentosu’nda bile “kendi öz kimlikleriyle” temsil edildikleri bir ülkedir, İran. Ki Batılılar da bu gerçeği kabul ederler.

     Örneğin İran, tüm İslam dünyasında Yahudîler’in kendilerini en çok güvende hissettikleri ülkedir. Ortadoğu’nun en büyük Yahudî Okulu da Tahran’dadır (ismi Rahê Danîş). Aynı durum Hristiyanlar için de geçerlidir. İran’da Ermenîler, tıpkı Osmanlı zamanındaki bizim Ermenîler gibi “tebâ-yı sâdıka” (devlete en sadık tebâ) durumundadırlar. Bizim ülkemizde ırkçı – şovenist İttihat Terakki’den önce Ermenîler hangi rahatlığa sahip idilerse, şu anda İran’daki Ermenîler aynı durumdadırlar. Bununla birlikte İran Anayasası’na göre Zerdüştîler de tıpkı Hristiyanlar ve Yahudîler gibi “Ehl-i Kitab” kabul edilir ve aynı muameleyi görürler. Oysa Türkiye’de Zerdüştîler “putperest” olarak görülürler.

     İran’da yaşayan Hristiyanlar ve Yahudîler, Batı kökenli topluluklar değildirler. Bunlar Ön Asya’nın orijinal İsevî ve Musevî toplulukları olup “İran’ın yerlileri”dirler. Zerdüştîler’i zaten söylemeye gerek yok; onların anavatanıdır İran.

     Adına ironi mi dersiniz, hayatın cilvesi mi dersiniz, bilmem, ama “laik” bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan gayr-i müslimlerin durumları ile “teokratik” bir devlet olanİran İslam Cumhuriyeti’nde yaşayan gayr-i müslimlerin durumlarını şöyle bir kıyaslayalım isterseniz: Türkiye’de Ermenîler ve Yahudîler kimliklerini açıklamaktan bile korkarken, İran’da Ermenîler ve Yahudîler sokakta dînî kıyafetleriyle gezer, kimse rahatsız etmez ve ayrıca parlamentoda bile kendi kimlikleriyle temsil edilirler. 1915 konusuna hiç girmiyorum bile. Türkiye’de devletin en tepesindeki Cumhurbaşkanı bile muhalefetteki partinin milletvekillerine – hakaret amacıyla – “Zerdüşt” derken, İran’da Zerdüştler zaten parlamentoya kendi kimlikleriyle girerler. Ayrıca “Zerdüşt” kelimesi orada hakaret amacıyla kullanılmaz; bu amaçla kullanmak da suçtur!

     Tahran’da 60 bin civarında Ermenî yaşar ve bu şehrin toplam nüfûsunun % 0, 8’ine tekabül eder. Ermenîler genelde Venek, Mecîdiye ve Heftê Tîr mahallelerinde yaşarlar.

     Sadece Tahran’da ve sadece Ermenîler’in kaç tane kilisesi var, biliyor musunuz? Sıkı durun; söylüyorum: 42 kilise… (Erivan’da bu kadar kilise var mıdır acaba, diye sormadan edemiyor insan. E biz de hayvan olmadığımıza göre, gördüğünüz gibi sorduk.)

     Tahran’da Ermenîler’e ait Ararat Ermenî Spor Kompleksi var. Bunun haricinde onlarca sayıda Ermenî Kütüphanesi de bulunuyor şehirde. Ermenîler’e ait çok sayıda resmî okul (hem ilkokul hem ortaokul hem lise ve hem de yüksekokul) var ve hem Farsça hem de kendi anadilleri olan Ermenîce eğitim görürler. Tahran’daki Ermenî yüksekokulları şunlardır: Nevart Gûlbenkian Yüksekokulu, Alişan Yüksekokulu, Meryem Yüksekokulu ve Marie Manukyan Yüksekokulu.

     Tahran’da Ermenîler haricindeki Hristiyan toplulukların durumuna gelince… Şehirde 10 bin civarında Ortodoks Asurî yaşar ve bunlar şehir nüfûsunun % 0, 1’ine tekabül ederler. Tahran’da Asurîler’e ait oldukça büyük ve kullanışlı bir Asurî Ortodoks Kilisesi vardır. Xaldaî Katolikler’in şehirdeki nüfûsu 5 bin kadardır ve bunlar da şehir nüfûsunun % 0, 05’ine tekabül ederler.

     Gerek Asurî Ortodokslar ve gerekse Xaldaî Katolikler, her iki topluluk da Suriye’deki piskoposluğa bağlı cemaatlerdir. Önemli ve büyük olduğu için burada ismini zikrettiğimiz Asurî Ortodoks Kilisesi’nin haricinde, hem Asurîler’in hem de Xaldaîler’in başkent Tahran’da sayılamayacak kadar çok küçük kiliseleri ve kilise evleri mevcuttur. Bunlar her türlü dîn ve ibadet özgürlüğüne sahip olup tamamen hürdürler.

     Ermenîler, Asurîler ve Xaldaîler haricinde de küçük Hristiyan topluluklar vardır. Gürcü Ortodokslar ve Rus Ortodokslar, örneğin. Ya da Anglikanlar, Presbiteryenler, “Cemaat-ı Rabbanî” adını kullanan İranlı Fars Hristiyanlar ve bir de Hristiyan Çingeneler.

     Bu isimlerini okuyacağınız kiliselerin hepsi de sadece başkent Tahran’da bulunan ve hepsi de çok önemli ve büyük olan kiliseler: Ermenî Apostolik Kilisesi, Ermenî Kardeşlik Kilisesi,Ermenî Protestan Kilisesi, Asurî Ortodoks Kilisesi, Asurî Doğu Kilisesi, Xaldaî Katolik Kilisesi, Gürcü Ortodoks Kilisesi, Rus Ortodoks Kilisesi, Çingene Katolik Kilisesi, Presbiteryan Kilisesi, Pers Anglikan Kilisesi, Cemaat-ı Rabbanî…

     Yahudîler’e gelince… İran’ın başkenti Tahran’da yaklaşık 18 bin Yahudî yaşar ve bunlar şehir nüfûsunun % 2’sine tekabül ederler. Sadece Tahran şehrinde Yahudîler’e ait tam 18 tane sinagog vardır. Bununla birlikte Tahran’da onlarca Yahudî Kütüphanesi ve yine pekçok resmî okul (ilkokul, ortaokul, lise, yüksekokul) vardır. İran vatandaşı Yahudîler’in çocukları okullarda hem Farsça hem de kendi anadilleri olan İbranîce eğitim görürler. Dünyaca ünlü olan Rahê Danîş Kız Okulu, İslam dünyasındaki en büyük Yahudî okuludur.

     Zerdüştîler’e gelince… Tahran’da yaklaşık 10 bin Zerdüştî yaşar ve bunlar şehir nüfûsunun % 1’ine tekabül ederler. Tahranlı Zerdüştîler genelde Qûlhek semtinde ikamet etmektedirler. Zerdüştîler’in başkent Tahran’da 2 tane ateş tapınağı vardır ve bunlara “Ateşgede” denir. Zerdüştîler ayrıca pekçok kültür derneğine de sahiptirler.

     “Teokratik” İran’da Zerdüşt, Hristiyan ve Yahudîler’in sahip oldukları haklara, “laik” Türkiye’de bırakın Zerdüşt, Hristiyan ve Yahudîler’i, daha odur Alevîler bile sahip değil!

sediyani@gmail.com

     TARAF GAZETESİ

     17 MAYIS 2015

FOTOĞRAFLAR:

01-064.jpg

İran’ın antik Persepolis kentinde bulunan Zerdüştî kabartmalar

02-066.jpg

İran’ın 3. büyük şehri İsfahan’da bulunan tarihî Zerdüşt ateşgede tapınağı

03-065.jpg

İran’ın 3. büyük şehri İsfahan’da bulunan Zerdüşt tapınağı

04-066.jpg

İran’ın 3. büyük şehri İsfahan’da bulunan Zerdüşt tapınağının giriş kapısı

05-065.jpg

İran’ın 3. büyük şehri İsfahan’da bulunan Zerdüşt tapınağının girişindeki Zerdüşt sembolü

06-061.jpg

İran’ın Yezd şehrinde bulunan meşhur Zerdüşt ateşgedesi Varahram Sunağı

(NOT: Yezd şehrinin adı da Zerdüştîlik dîninde “Tanrı” anlamına gelen ve bugün hâlâ Kürtçe’de ve Farsça’da bu anlamda kullanılan “Yezdan” kelimesinden doğmuştur)

07-063.jpg

İran’ın Yezd şehrinde bulunan meşhur Zerdüşt ateşgedesi Varahram Sunağı’nın girişi üzerinde yer alan Zerdüşt sembolü

08-064.jpg

İran’ın Yezd şehrinde bulunan meşhur Zerdüşt ateşgedesi Varahram Sunağı’nın içi

09-064.jpg

İran’ın Yezd şehrinde bulunan meşhur Zerdüşt ateşgedesi Varahram Sunağı’nın içi

10-071.jpg

İran’daki Zerdüştîler ibadet ederken

11-064.jpg

İran’da bir Zerdüştî kadın ateşgedede dûâ ederken

12-064.jpg

İran’da bir Zerdüştî kadın ateşgedede kutsal kitap Avesta’dan âyetler okurken

13-061.jpg

Zerdüştîlik’in kutsal kitabı Avesta’nın iki sayfası ve âyetler

14-064.jpg

İran’da Zerdüştî kadınlar ateşgede önünde

15-060.jpg

İran’da bir ateşgede önünde Zerdüştîler dûâ ederken

16-050.jpg

İran’da dînlerini özgürce yaşayan ve ibadetlerini özgürce yapan Zerdüştîler

17-050.jpg

Ateşgede mabedinde topluca dûâ eden İranlı Zerdüştîler

18-049.jpg

İran’ın Yezd kentinde bulunan Zerdüşt mezarlığı

19-041.jpg

ABD’nin New York şehrinde düzenlenen “İran Festivali”nde İranlı Zerdüştîler’in gösterisi

20-038.jpg

Hz. Zerdüşt (as) Peygamber

 

1243 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir