Sevgiyle

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

     Adamın birinin bir kavanoz reçeli varmış. Bir gün reçel yemek için kavanozu dışarı çıkarmış. Bakmış ki kavanozun içine bir karınca girmiş. Hemen karıncayı dışarı çıkarıp öldürmüş. Sonra oturup reçelini bir güzel yemeye başlamış.

     Onun adı ZORBALIK’tır.

     Adamın birinin bir kavanoz reçeli varmış. Bir gün reçel yemek için kavanozu dışarı çıkarmış. Bakmış ki kavanozun içine bir karınca girmiş. Hemen karıncayı dikkatlice çıkarmaya çalışmış; karıncaya hiçbir zarar vermeden dışarı çıkarmış. Sonra oturup reçelini bir güzel yemeye başlamış.

     Onun adı BENCİLLİK’tir.

     Adamın birinin bir kavanoz reçeli varmış. Bir gün reçel yemek için kavanozu dışarı çıkarmış. Bakmış ki kavanozun içine bir karınca girmiş. Hemen karıncayı dikkatlice dışarı çıkarmış. Sonra da eline bir kaşık alıp, kavanozun içinden bir kaşık reçeli çıkarıp karıncanın önüne indirmiş. Karınca kaşıktaki reçeli yerken, adam da kavanozdaki reçeli yemeye başlamış.

     Onun adı ADALET’tir.

     Adamın birinin bir kavanoz reçeli varmış. Bir gün reçel yemek için kavanozu dışarı çıkarmış. Bakmış ki kavanozun içine bir karınca girmiş. Hemen gidip dolaptan toz şekeri çıkarmış ve eline bir kaşık alıp kavanozun başına gelmiş. Reçel daha da tatlansın ve kavanozun içindeki karınca yediği reçelden daha çok keyif alsın diye kavanozun içine bir kaşık şeker dökmüş.

     İşte onun adı SEVGİ’dir.

     * * *

     Adamın biri bir kadını sevmiş. Kadının yanına gidip, “Ben seninle evlenmek istiyorum” demiş. Kadın o esnada adamın arkasında yürüyen başka bir kadını işaret ederek, “Söyle o zaman; ben mi daha güzelim yoksa şurda giden kadın mı?” diye sormuş. Adam arkasını dönüp o kadına bakmış ve sonra da, “Hakikaten bu kadın daha güzelmiş. Ben seninle evlenmekten vazgeçtim” demiş.

     Onun adı SOYSUZLUK’tur.

     Adamın biri bir kadını sevmiş. Kadının yanına gidip, “Ben seninle evlenmek istiyorum” demiş. Kadın o esnada adamın arkasında yürüyen başka bir kadını işaret ederek, “Söyle o zaman; ben mi daha güzelim yoksa şurda giden kadın mı?” diye sormuş. Adam arkasını dönüp o kadına uzun uzun bakmış. Sonra da her ikisine birden bakarak, “Elbette her kadının kendine göre güzelliği vardır. Fakat benim gözümde senden daha güzeli yoktur” demiş.

     Onun adı YALAN’dır.

     Adamın biri bir kadını sevmiş. Kadının yanına gidip, “Ben seninle evlenmek istiyorum” demiş. Kadın o esnada adamın arkasında yürüyen başka bir kadını işaret ederek, “Söyle o zaman; ben mi daha güzelim yoksa şurda giden kadın mı?” diye sormuş. Adam arkasını dönüp o kadına bakmış. Sonra hemen yüzünü çevirip, “Böyle bir soru sormana anlam veremedim. Diğer kadınların güzel olup olmamasından bize ne? Ben seninle evlenmek istiyorum” demiş.

     Onun adı CİDDİYET’tir.

     Adamın biri bir kadını sevmiş. Kadının yanına gidip, “Ben seninle evlenmek istiyorum” demiş. Kadın o esnada adamın arkasında yürüyen başka bir kadını işaret ederek, “Söyle o zaman; ben mi daha güzelim yoksa şurda giden kadın mı?” diye sormuş. Adam kafasını oynatmamış bile; sadece evlenmek istediği kadının yüzüne bakmaya devam etmiş. Kadın içinden “Ne laf anlamaz adammış” diye düşünerek üzerine bağırmış; “Heey, sana söylüyorum; duymadın galiba! Ben mi daha güzelim yoksa şurda giden kadın mı?” Adam yine kafasını hiç oynatmamış. Kadının işaret ettiği kadına hiç dönüp bakmamış bile. Gözlerini, evlenmek istediği kadının yüzünden ayırmamış.

     İşte onun adı SEVGİ’dir.

     * * *

     Adamın birinin savunduğu bir fikri ve inandığı bir dünya görüşü varmış. Düşüncelerini insanlarla paylaşır, başkalarıyla siyasî ve ideolojik tartışmalara girermiş. Fakat insanlar bir konuda ondan farklı düşündüklerinde köpürür, aksi fikirler savunanlara küfür ve hakaret edermiş. Başka türlü düşünenlere karşı hiç saygısı yokmuş. Her tartışmada insanların kalbini kırarmış.

     Onun adı CAHİLLİK’tir.

     Adamın birinin savunduğu bir fikri ve inandığı bir dünya görüşü varmış. Düşüncelerini insanlarla paylaşır, başkalarıyla siyasî ve ideolojik tartışmalara girermiş. Fakat insanlar ondan farklı düşündüklerinde afallar, verecek cevap bulamazmış. Her tartışmanın sonunda kendi içine yeis ve kuşku düşermiş.

     Onun adı ZAAF’tır.

     Adamın birinin savunduğu bir fikri ve inandığı bir dünya görüşü varmış. Düşüncelerini insanlarla paylaşır, başkalarıyla siyasî ve ideolojik tartışmalara girermiş. Fakat insanlar ondan farklı düşündüklerinde de bundan etkilenmez, yine de kendi fikirlerini güzel bir üslupla ve ilmî bir seviyede kalarak anlatmaya devam edermiş. Her tartışmanın sonunda muhataplarına, “Sizinle aynı düşüncede olmasam da size saygı duyuyor ve fikirlerinizi özgürce ifade etme hakkınızı savunuyorum” diyormuş.

     Onun adı İLİM’dir.

     Adamın birinin savunduğu bir fikri ve inandığı bir dünya görüşü varmış. Düşüncelerini insanlarla paylaşır, başkalarıyla siyasî ve ideolojik tartışmalara girermiş. Fakat insanlar ondan farklı düşündüklerinde o bu durumdan çok mutlu olurmuş. Düşüncelerine karşı çıkıldığı için çocuk gibi sevinirmiş. İçinden kendi kendine, “Allâh’ım sana şükürler olsun ki insanlar düşüncelerime karşı çıktılar ve ben de bu vesileyle taşıdığım güzel düşünceleri daha çok anlatmak için fırsat yakaladım. Eğer söylediklerim hemen kabul edilseydi, düşüncelerimi daha fazla anlatma şansı bulamazdım” diyormuş.

     İşte onun adı SEVGİ’dir.

     * * *

     Adamın biri yazarmış. Yazıları çok seviliyor ve okunuyormuş. Adam da gördüğü ilgiye bakıp böbürleniyor, insanlara tepeden bakmaya başlıyormuş. Böyle olduğu için kendini hep yeterli gören adam, zaman içinde yeni şeyler üretemez olmuş. Artık insanlara yeni bir tad sunamıyor, sürekli kendini tekrar edip duruyormuş.

     Onun adı KİBİR’dir.

     Adamın biri yazarmış. Yazıları çok seviliyor ve okunuyormuş. Adam da gördüğü ilgiye bakıp gururlanıyor, bu ilgiyi daha da arttırmak için habire çabalıyormuş. Fakat çoğunlukla bu ilgiye odaklı çabaladığı için, zaman içinde adam artık hak ve adaletin gerçekleşmesi, hakikatin ve doğrunun dile getirilmesi amacıyla değil, tamamen kendisine yönelik ilgiyi daha da arttırmak için kalem oynatıyormuş.

     Onun adı YİTİK’tir.

     Adamın biri yazarmış. Yazıları çok seviliyor ve okunuyormuş. Adam da gördüğü ilginin farkına varıyor ama bundan etkilenmemeye çalışıyor, çizgisinden sapmamaya dikkat ediyormuş. Yazıları ne kadar beğenilirse beğenilsin, adam yine de şımarmıyor, kimseye tepeden bakmıyor ve hep ölçülü durup haddini aşmamaya özen gösteriyormuş.

     Onun adı TEVAZU’dur.

     Adamın biri yazarmış. Yazıları çok seviliyor ve okunuyormuş. Adam da gördüğü ilgiden dolayı çok korkuyor, insanların kendisine gösterdiği sevgiye layık olmadığını bildiği için bunun ezikliğini hissediyormuş. Böyle olduğu için adam, Peygamber’in “İki günü bir olan, ziyandadır” hadisini “İki yazısı bir olan, ziyandadır” şeklinde çevirip kendisine prensip ediniyor, Allâh’ın lütfu olan bu sevgiye layık bir insan olmak için her çalışmada insanlara daha güzelini sunmak için çabalıyor, ucunda hapis, sürgün ve ölüm olsa bile daima zalimlerin karşısında ve mazlumların yanında olmaya, özgürlük ve adaletin gerçekleşmesi yolunda gayret gösteriyormuş.

     İşte onun adı SEVGİ’dir.

     * * *

     Adamın birinin bir yazar tanıdığı varmış. Bu tanıdık her çalışmasını mail yoluyla adama gönderip paylaşıyormuş. Fakat adam gelen maili hiç açıp bakmadan siliyormuş.

     Onun adı DUYARSIZLIK’tır.

     Adamın birinin bir yazar tanıdığı varmış. Bu tanıdık her çalışmasını mail yoluyla adama gönderip paylaşıyormuş. Adam da kendisine gönderilen yazıları açıp ilgiyle okuyormuş.

     Onun adı DUYARLILIK’tır.

     Adamın birinin bir yazar tanıdığı varmış. Bu tanıdık her çalışmasını mail yoluyla adama gönderip paylaşıyormuş. Adam da kendisine gönderilen yazıları açıp ilgiyle okuyormuş. Okuduktan sonra da yazara cevap yazıp, bu yazıyı kendisiyle paylaştığı için teşekkür ediyormuş.

     Onun adı NEZAKET’tir.

     Adamın birinin bir yazar tanıdığı varmış. Bu tanıdık her çalışmasını mail yoluyla adama gönderip paylaşıyormuş. Adam da kendisine gönderilen yazıları açıp ilgiyle okuyormuş. Okuduktan sonra da yazarın hiç haberi bile olmadan, o yazıyı kendi mail listesindeki bütün dost ve tanıdıklarıyla paylaşıp onlara da okutuyormuş.

     İşte onun adı SEVGİ’dir.

     —–

     (*) İbrahim Sediyani’nin yeni çıkan “Sözlerim Var Sevgiye Dair” kitabından alınmıştır.

 

kitap-haber-1-002.jpg

 

 

976 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir