FIFA Dünya Kupaları’nda İslam Ülkeleri

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

 

“Futbol asla sadece futbol değildir.”

Simon Gad Kuper

dünya kupası
     Uluslararası Futbol Federasyonu Birliği (Fédération Internationale de Football Association / FIFA)’nin 1930 yılından başlayarak her 4 senede bir düzenlediği “Dünya Kupası” (Dünya Şampiyonası), modern çağın insanlarının en büyük eğlencesi ve en popüler oyunu olan bu spor dalı adına yapılan dünya çapındaki en büyük organizasyondur. Birincisi 1930’da Uruguay’da yapılan Dünya Kupası, o tarihten itibaren her 4 yılda bir düzenlenmektedir. Sadece II. Dünya Savaşı nedeniyle 1942 ve 1946 yıllarında yapılamadı. 1938’den sonra, 1950’den itibaren düzenlenmeye devam edildi.

     Latin Amerikalı yazar Eduardo Hughes Galeano, 1995 yılında yazdığı “Gölgede ve Güneşte Futbol” isimli kitabında, emperyalizm ile futbol arasındaki ilişkiyi çok açık bir şekilde işlemektedir. Sözkonusu kitabında Uruguaylı Galeano, futbolu “Ateisti olmayan tek dîn” olarak tarif eder.

     20. Dünya Kupası, 12 Haziran – 13 Temmuz 2014 tarihleri arasında Brezilya’da yapılacak. 5 kıt’âdan 32 ülkenin katılacağı bu dev turnuva boyunca tüm dünya futbolla yatıp futbolla kalkacak.

     Peki, bu Dünya Kupaları’nda İslam ülkeleri şimdiye kadar ne yaptı? Müslüman ülkelerin elle tutulur, gözle görülür bir başarısı var mı?

     Üzülerek söylemek gerekirse, İslam ülkelerinin bu turnuvalarda öyle övünülecek, göğüs kabartacak fazla bir başarısı yok.

     İslam ülkeleri, 1934’teki ikinci turnuvadan itibaren Dünya Kupaları’na katılmaya başladılar. Dünya Kupası’na ilk katılan İslam ülkesi, 1934’te İtalya’da düzenlenen ikinci şampiyonaya katılan Mısır’dır.

     1934 yılındaki Dünya Kupası’nda Macaristan’ın Mısır’ı 4 – 2 yendiği maçta Mısır’ın her iki golünü de atan Abdurrahman Fewzi, Dünya Kupası’nda gol atan ilk Müslüman futbolcudur.

     Bir Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandığı halde, devletinin “mesafe uzak, futbolculara uçak bileti alacak paramız yok” gibi fıkralara konu olacak komik bir gerekçeyle millî takımı Dünya Kupası’na göndermediği tek Müslüman ülke, Türkiye’dir. Türkiye, Brezilya’da düzenlenen 1950 Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanmış, ancak devleti yönetenler “Brezilya çok uzak, uçak biletleri pahalıdır” diyerek millî takımı Brezilya’ya göndermemiştir. İşin daha da tuhaf tarafı ise, 1950’nin Haziran ayında “mesafe uzak, uçak biletleri pahalı, o kadar paramız yok” diyerek millî takımı Brezilya’ya göndermeyen devlet, sadece üç ay sonra, Eylül ayında işgalci ABD ordusunun emrine vermek için hiç düşünmeden bir tabur dolusu askeri Brezilya ile aynı uzaklıktaki ve fakat ters taraftaki Kore’ye savaşmak için gönderecek, yol masraflarını da devlet hazinesinden ödeyecekti. Bunun karşılığı olarak da iki yıl sonra “NATO üyeliğine” kabul edilecekti. Brezilya’daki 1950 Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandığı halde, aynı şekilde “mesafe uzak, futbolculara uçak bileti alacak paramız yok” deyip millî takımını Brezilya’ya göndermeyen bir ülke daha vardır ancak Müslüman değildir: Hindistan.

      İslam ülkelerinin Dünya Kupası’nda kazandığı ilk galibiyet, 1954 yılındaki turnuvada Türkiye’nin Güney Kore’yi 7 – 0 yendiği maçtır. Bu maçta gollerin 3’ünü Burhan Sargun (38., 63. ve 70. dakikalar), 2’sini Suat Mamat (10. ve 30. dakikalar), 1’ini Lefter Küçükandonyadis (18. dakika) ve 1’ini de Erol Keskin (76. dakika) attı.

     1954 yılında Türkiye’nin Güney Kore karşısında aldığı 7 – 0’lık galibiyet, aynı zamanda Müslüman bir ülkenin Dünya Kupası tarihinde bugüne dek elde ettiği en farklı galibiyettir. (Bu skor, aynı zamanda Türkiye’nin de kendi tarihindeki en farklı galibiyetidir. Türkiye millî takımı, tarihinde bir kez Güney Kore’yi, bir kez Suriye’yi, bir kez de San Marino’yu aynı sonuçla, 7 – 0 yenmeyi başarmıştır.)

     1954 yılında Türkiye’nin Güney Kore’yi 7 – 0 yendiği maçta 3 gol atan Burhan Sargun, Dünya Kupası’nda “bir maçta en fazla gol atan Müslüman futbolcu”dur.

     Dünya Kupası’nda maç yöneten ilk Müslüman hakemler, İngiltere’de düzenlenen 1966 Dünya Kupası’nda görev alan Azerî hakem Tevfiq Behramov ile Mısırlı hakem Ali Hûseyn Kandil’dir. Her iki hakem de 1. Tur maçlarının oynandığı 15 Temmuz 1966 günü, aynı gün ve aynı saatte oynanan maçları yöneterek bu ünvâna aynı anda sahip olmuşlardır. O dönemde henüz Azerbaycan diye bir devlet olmadığı için SSCB vatandaşı olan ve Sovyet Federasyonu adına hakemlik yapan Behramov’un düdük çaldığı İspanya – İsviçre maçı ile Mısır Federasyonu’ndan Ali Hûseyn Kandil’in düdük çaldığı Şili – Kuzey Kore maçı, Müslüman hakemlerin Dünya Kupası’nda yönettiği ilk maçlardır.

     1930, 1938, 1950, 1958, 1962, 1966 ve 1974 Dünya Kupaları, hiçbir Müslüman ülkenin katılmadığı kupalar olarak geride kaldı.

     Dünya Kupası’nda sarı kart gören ilk Müslüman futbolcu, Faslı Tariq Ziab’dır. Arjantin’de düzenlenen 1978 Dünya Kupası ilk turunda oynanan ve golsüz (0 – 0) sona eren Fas – Almanya maçında gördüğü sarı kart, Müslüman bir futbolcunun Dünya Kupası maçında gördüğü ilk karttır. Ancak işin çok ilginç bir yönü de şudur ki; Müslüman bir futbolcunun gördüğü bu sarı kart, Müslüman bir ülkenin gördüğü ilk sarı kart değildir. Zirâ 10 Haziran 1978’de oynanan bu maçtan 7 gün önce, 3 Haziran 1978’de oynanan Hollanda – İran maçında, maçı 3 – 0 kaybeden İran Şâhlığı futbolcusu Andranik İskenderiyan da sarı kart görmüştü. Ancak İran millî takımı futbolcusu İskenderiyan, Müslüman değil, Hristiyan bir Ermenî’ydi. İranlı Ermenî futbolcu Andranik İskenderiyan, hem 3 Haziran’da oynanan Hollanda maçında, hem de 7 Haziran’da oynanan İskoçya maçında sarı kart görmüştü. Yani Tariq Ziab’dan önce bir değil iki kez sarı kart görmüştü. Fakat Hristiyan Ermenî olduğu için, “Dünya Kupası’nda sarı kart gören ilk Müslüman futbolcu”, 10 Haziran günkü Fas – Almanya maçında Tariq Ziab’dır. Ziab’ın sarı kart görmesinden bir gün sonra, 11 Haziran günü oynanan ve İran’ın 4 – 1 kaybettiği Peru – İran maçında sarı kart gören Hasan Nazarî, Dünya Kupası’nda sarı kart gören 2. Müslüman futbolcudur.

     Dünya Kupası’nda “Müslüman bir ülkenin oynadığı maçı Müslüman bir hakemin yönettiği ilk maç”, Meksika’da düzenlenen 1970 Dünya Kupası’nda oynanan Fas – Peru maçıdır. Peru’nun Fas’ı 3 – 0 yendiği bu maçta SSCB Federasyonu’ndan Azerî hakem Tevfiq Behramov düdük çalmıştır.

     Dünya Kupası tarihinde ilk büyük sansasyonu gerçekleştiren İslam ülkesi, Cezayir’dir. 1982’de İspanya’da düzenlenen Dünya Kupası’nda “kupanın favorisi” Federal Almanya Cumhuriyeti’ni 2 – 1 yenip tüm dünyayı şoka uğratan Cezayir, Dünya Kupası tarihinde Müslüman bir ülkenin ilk büyük zaferine imza attı. Maçta Cezayir’in gollerini 54. dakikada Rabah Macir ve 68. dakikada Laxdar Bellumî kaydetti. Bu kupada final oynayan ve finalde İtalya’ya 3 – 1 yenilip “dünya ikincisi” olan Almanya, finale çıkana kadar tek yenilgisini Cezayir’den almıştı.

     Dünya Kupası maçlarında kırmızı kart gören ilk Müslüman ülke Irak’tır, ancak bu, Müslüman bir futbolcunun gördüğü ilk kırmızı kart değildir. Meksika’da düzenlenen 1986 Dünya Kupası’nın ilk turunda oynanan ve Irak’ın 2 – 1 kaybettiği Irak – Belçika maçının 52. dakikasında kırmızı kart gören Iraklı futbolcu Basil Gewargis Hanna, Müslüman değil, Süryanî bir futbolcuydu.

     Dünya Kupası’nda 2. Tur’a çıkma başarısı gösteren ilk İslam ülkesi, Fas’tır. 1986’da Meksika’da düzenlenen Dünya Kupası’nda fırtına gibi bir başlangıç yapan Fas, bütün dünyanın ayakta alkışladığı bir başarıya imza attı. Fas, birinci turda İngiltere, Polonya ve Portekiz gibi dünya futbolunun devleri ile aynı gruptaydı ve böylesi zorlu bir gruptan, hem de “grup lideri” olarak ikinci tura çıkma başarısı gösterdi.

     Dünya Kupası maçlarında kırmızı kart gören ilk Müslüman futbolcu, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) futbolcusu Xelil Ğanim Mûbarek’tir. İtalya’da düzenlenen 1990 Dünya Kupası ilk turunda 19 Haziran 1990 günü Bologna’daki Renato Dall’Ara Stadı’nda oynanan ve Japon hakem Şizuo Takada’nın yönettiği BAE – Yugoslavya maçında, maçı 4 – 1 kaybeden BAE’nin futbolcusu Xelil Ğanim Mûbarek, maçın önce 36. dakikasında sarı kart, sonra 76. dakikasında da ikinci sarı karttan kırmızı kart gördü. Bu, Dünya Kupası tarihinde Müslüman bir futbolcunun gördüğü ilk kırmızı karttır.

     İki Müslüman ülkenin biribirlerine karşı oynadığı ilk Dünya Kupası maçı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde düzenlenen 1994 Dünya Kupası ilk turunda aynı gruba düşen Fas ile Suudî Arabistan’ın 25 Haziran1994 günü karşı karşıya geldiği maçtır. New Jersey eyaletinin East Rutherford şehrindeki Giants Stadı’nda 76 bin 322 seyirci önünde oynanan Fas – Suudî Arabistan maçı, hem iki Müslüman ülkenin, hem de iki Arap ülkesinin biribirlerine karşı oynadığı ilk Dünya Kupası maçıdır. Tüm gollerin ilk yarıda atıldığı bu maçı Suudî Arabistan 2 – 1 kazandı. Suudîler’in gollerini 7. dakikada penaltıdan Sami el- Cabir ve 45. dakikada Fuad Emin atarken, Fas’ın tek sayısı 26. dakikada Muhammed Xawux’un ayağından geldi.

     İki Müslüman ülkenin birden 2. Tur’a çıkma başarısı gösterdiği ilk Dünya Kupası, 1994’te ABD’de düzenlenen Dünya Kupası’dır. Bu kupaya sadece üç Müslüman ülke, Nijerya, Suudî Arabistan ve Fas katılmış, ancak bu üç ülkeden ikisi 2. Tur’a çıkma başarısı gösterek tarihî bir olaya imza atmışlardır: Nijerya ve Suudî Arabistan. Afrika temsilcisi Nijerya, grubunda Arjantin, Bulgaristan ve Yunanistan arasından “grup lideri” olarak, Suudî Arabistan ise grubunda Hollanda, Belçika ve Fas arasından “grup ikincisi” olarak 2. Tur’a çıkmayı başarmıştır. Ancak her iki ülke de 2. Tur’da oynadıkları maçı kaybederek elendiler.

     İslam dünyasının en çok ülkeyle katıldığı kupalar, her ikisinde de 5 Müslüman ülkenin boy gösterdiği 1998 Dünya Kupası ile 2002 Dünya Kupası’dır. Fransa’da düzenlenen 1998 Dünya Kupası’na İslam dünyası ilk kez 5 ülkeyle (İran, Suudî Arabistan, Tunus, Fas ve Nijerya) katılırken, hemen bir sonraki, Japonya ve Güney Kore’de ortaklaşa düzenlenen 2002 Dünya Kupası’na yine 5 ülkeyle (Türkiye, Suudî Arabistan, Tunus, Nijerya ve Sénégal) katıldı.

     84 yıllık Dünya Kupaları tarihinde, “Dünya Kupası’nın en centilmen takımı” seçilip “Fair – Play” ödülü alan ilk ve tek İslam ülkesi, İran’dır. Fransa’da düzenlenen 1998 Dünya Kupası’nda “Dünya Kupası’nın en centilmen takımı” seçilen İran millî takımına “Fair – Play” ödülü, ABD maçına İranlı futbolcuların ellerinde çiçeklerle çıkmasından dolayı verilmişti.

     Dünya Kupaları tarihinde bugüne dek iki İslam ülkesi, “ezelî düşmanları” olan emperyalist devletlerin millî takımlarıyla karşı karşıya geldiler ve her iki İslam ülkesi de bu “onur ve namus maçı”nı kazanmayı başardılar: İran ve Sénégal. 1998 yılında Fransa’da düzenlenen Dünya Kupası’nda İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, aynı gruba düşmüşlerdi. 21 Haziran 1998 günü Akdeniz kıyısındaki Lyon kentinin Gerland Stadı’nda oynanan, İsviçreli dünyaca ünlü hakem Urs Meier’in yönettiği ve tribünlerde 43 bin 300 kişinin izlediği maçta İran, “Şeytan-ı Buzurg” (Büyük Şeytan) olarak nitelediği ABD’yi 2 – 1 yenerek hem spor hem de siyaset tarihine geçen bir zafere imza attı. ABD’ya karşı İran’ın gollerini 40. dakikada Hamid Rıza Estilî ve 84. dakikada Mehdi Mahdevikia attı. Maçtan sonra sadece İranlılar değil, ABD emperyalizmine karşı olan tüm Asyalı, Afrikalı, Latin Amerikalı ve hatta Avrupalılar, Avrupa’nın büyük şehirlerinde saatlerce süren sevinç gösterileri yaptılar. İran, Irak, Lübnan ve Filistin’deki sevinç gösterileri sabahlara dek sürdü. Maçtan sonra bir açıklama yapan ve İran Millî Takımı’nın zaferini “cihad” olarak niteleyen İslam İnqılabı Rehberi Seyyîd Ali Hamaneî, “İran İslam Devrimi’yle bugüne dek her alanda yaptığı tüm savaşları kaybeden ABD emperyalizmi, bir yenilgi de futbolda aldı” şeklinde bir açıklama yaptı ve millî takımı kutladı. O zaman ABD Başkanı olan Bill Clinton, sonraki yıllarda emekli olduktan sonra kaleme aldığı hatırâlarında, “Sekiz yıllık başkanlık dönemimde bana en fazla acı veren olay, Dünya Kupası’nda İran’a yenildiğimiz futbol maçıydı” diye yazacaktı. 2002 yılında Japonya ve Güney Kore’de ortaklaşa düzenlenen Dünya Kupası’nda da Sénégal ve Fransa aynı gruba düşmüşlerdi ve üstelik Sénégal – Fransa maçı, turnuvanın “açılış maçı”ydı. Bu, aynı zamanda ilk defa Dünya Kupası’na katılan Sénégal’in ilk Dünya Kupası maçı olacaktı. 31 Mayıs 2002 günü Güney Kore’nin başkenti Seul’deki Sangam Stadı’nda oynanan, Birleşik Arap Emirlikleri’nden hakem Ali Buysaim’in yönettiği ve tribünlerde 62 bin 561 kişinin izlediği maçta Sénégal, eski sömürgecisi ve “baş düşmanı” olan Fransa’yı 1 – 0 yenerek hem spor hem de siyaset tarihine geçen bir zafere imza attı. Bu tarihî zafere imza atan gol, maçın 30. dakikasında Bouba Diop’un ayağından gelmişti. Maçtan sonra tüm Sénégal bayram havası yaşadı, halk sabahlara kadar sevinç gösterileri düzenledi. Sénégalliler, “Bizim bu Dünya Kupası’nda tek hedefimiz vardı, o da aynı gruba düştüğümüz Fransa’yı yenmek; amacımıza ulaştık, artık isterse ülkemiz geri kalan tüm maçlarını kaybetsin” diyorlardı. Sénégal’in kazandığı bu zaferi yalnızca Sénégal halkı değil, diğer Afrika ülkelerindeki halklar da sevinçten sokaklara dökülerek saatlerce kutladılar. 84 yıllık Dünya Kupası tarihinde, siyasî alandaki ve millî bağımsızlıkla ilgili ezelî düşmanı olan emperyalist devlete karşı futbolda, Dünya Kupası’nda zafer kazanmak başarısını İran ve Sénégal haricinde gerçekleştirmeyi başarmış bir ülke daha var: Arjantin. 1986 yılında Meksika’da düzenlenen Dünya Kupası’nın çeyrekfinalinde İslas Malvinas (İngiliz sömürgecilerin verdiği isim Falkland Islands)’ı işgal eden “baş düşmanı” İngiltere’yle karşı karşıya gelen Arjantin, Diego Armando Maradona’nın attığı 2 golle (birini elle atmıştı ama hakem kafayla attığını sanıp golü vermişti) 2 – 1 yenmeyi başarmış, aynı şekilde dünyanın 5 kıt’âsındaki tüm antiemperyalist halkları sevinçten sokaklara dökmüştü. Elle attığı ikinci gol için Maradona, kupadan sonra yapacağı açıklamada “Tanrı’nın eli” ifadesini kullanacaktı. Yani “Tanrı işgalci İngilizler’i cezalandırdı” anlamında. Bu üç maç, 1986’da Arjantin’in İngiltere’yi 2 – 1 yendiği maç, 1998’de İran’ın ABD’yi 2 – 1 yendiği maç ve 2002’de Sénégal’in Fransa’yı 1 – 0 yendiği maç, hem siyasî ve ideolojik boyutlarıyla tarihe geçmiş, hem de futbol tarihine “zaferin sadece kazanan ülkede değil, farklı kıt’âlarda onlarca ülke insanı tarafından kutlandığı maçlar” olarak geçmiştir. 84 yıllık Dünya Kupası tarihinde, bu üç maç haricinde hiçbir maç, aynı anda farklı ülkelerde insanları sevinçten sokaklara dökmemiştir.

     Dünya Kupaları tarihinde bugüne dek bir İslam ülkesinin aldığı en farklı yenilgi, 2002 yılında Güney Kore ve Japonya’da ortaklaşa düzenlenen Dünya Kupası’nda Suudî Arabistan’ın Almanya’ya karşı aldığı 8 – 0’lık hezimettir. Bu maça kadar, Dünya Kupaları tarihinde bir İslam ülkesinin aldığı en farklı yenilgi, 1954 yılında İsviçre’de düzenlenen Dünya Kupası’nda Türkiye’nin yine Almanya’ya karşı aldığı 7 – 2’lik hezimet idi.

     Dünya Kupası’nda en fazla gol yiyen Müslüman kaleci, Suudî Arabistan kalecisi Muhammed ed- De’ayya’dır. 1994, 1998 ve 2002 Dünya Kupaları’nda Suudî Arabistan’ın kalesini koruyan Muhammed ed- De’ayya, file bekçisi olarak sahaya çıktığı 10 maçta toplam 25 gol yemiştir.

     Dünya Kupası’nda çeyrekfinale çıkma başarısı gösteren ilk İslam ülkesi, Sénégal’dir. 2002 yılında Japonya ve Güney Kore’de ortaklaşa düzenlenen Dünya Kupası’nda Sénégal, 16 Haziran 2002 günü Japonya’nın Ōita kentinde oynanan 2. Tur maçında İsveç ile karşı karşıya geldi. Maçın 90 dakikası 1 – 1 berabere sona erdi. Sénégal’in golünü 37. dakikada Henry Camara attı. Maç uzatmaya gitti ve “altın gol” kuralına geçilmişti. Yani gol atan takım maçı bitirecekti. Yine Henry Camara sahneye çıktı ve 104. dakikada attığı golle Sénégal, İsveç’i 2 – 1 yenip çeyrekfinale yükselen takım oldu. Sénégal, Dünya Kupaları’nda çeyrekfinale yükselen ilk İslam ülkesi olarak tarihe geçti. Bu maçtan iki gün sonra, 18 Haziran’da Japonya’nın Miyagi kentinde oynanan diğer bir 2. Tur maçında ise Türkiye, 12. dakikada Ümit Davala’nın attığı golle evsahibi Japonya’yı 1 – 0 yendi ve çeyrekfinale yükselen ikinci Müslüman ülke oldu.

     İki Müslüman ülkenin birden çeyrekfinale çıkma başarısı gösterdiği ilk ve tek Dünya Kupası, 2002’de Japonya ve Güney Kore’de ortaklaşa düzenlenen Dünya Kupası’dır. İki İslam ülkesi birden çeyrekfinale yükselmişti. Dünyanın en büyük 8 ülkesinden 2’si Müslüman’dı. İlginçtir ki, çeyrekfinalde eşleşmiş ve biribirlerine rakip olmuşlardı: Sénégal ve Türkiye. Bugüne dek Dünya Kupaları’nda hiçbir İslam ülkesi çeyrekfinal yüzü görmemişken, 2002 Dünya Kupası’nda iki İslam ülkesi, çeyrekfinalde biribirlerine karşı oynayacaklardı. Kazanan, “Dünya Kupası’nda yarıfinale yükselen ilk Müslüman ülke” ünvânını elde edecekti.

     Dünya Kupası’nda yarıfinale çıkma başarısı gösteren ilk İslam ülkesi, Türkiye’dir. 2002 yılında Japonya ve Güney Kore’de ortaklaşa düzenlenen Dünya Kupası’nda oynanan çeyrekfinal maçında Türkiye’nin rakibi, başka bir İslam ülkesi olan Sénégal idi. 22 Haziran 2002 günü Japonya’nın Osaka kentindeki Nagai Stadı’nda oynanan Türkiye – Sénégal maçının 90 dakikası golsüz (0 – 0) sona erdi. Maç uzatmaya gitti. 94. dakikada İlhan Mansız’ın attığı “altın gol”, Türkiye’yi yarıfinale taşıdı. Türkiye, Dünya Kupaları’nda yarıfinale yükselen ilk İslam ülkesi olarak tarihe geçti. Yarıfinalde ise “kupayı kazanacak olan” Brezilya’ya 1 – 0 yenilerek elendi.

     Türkiye’nin 2002’deki Dünya Kupası’nda kazandığı “dünya üçüncülüğü”, şu ana dek Müslüman bir ülkenin bu kupalarda elde ettiği en büyük başarı durumundadır.

     84 yıllık Dünya Kupaları tarihinde, “bir Dünya Kupası maçında en erken gol atan futbolcu” ünvânı, Müslüman bir futbolcuya aittir: Hakan Şükür. 2002 Dünya Kupası’nda Türkiye ile evsahibi Güney Kore, 29 Haziran 2002 günü Güney Kore’nin Taegu kentinde “üçüncülük maçı” oynadılar. Türkiye, maçın ilk saniyelerinde Hakan Şükür’ün attığı 1 gol ve 13. ile 32. dakikalarda İlhan Mansız’ın attığı 2 gol ile Güney Kore’yi 3 – 2 yendi ve “dünya üçüncüsü” oldu. Maçın henüz 27. saniyesinde Hakan Şükür’ün attığı gol, “Dünya Kupaları tarihinde bir maçta atılan en erken gol” olarak tarihe geçti.

     Dünya Kupası’nda en fazla gol atan Müslüman futbolcular, her biri 3’er gole imza atmış olan Suat Mamat (Türkiye), Burhan Sargun (Türkiye), Bouba Diop (Sénégal), İlhan Mansız (Türkiye) ve Sami el- Cabîr (Suudî Arabistan)’dır. Bu 3 gollü futbolcular arasında sadece Suudî Arabistanlı futbolcu Sami el- Cabîr, birden fazla Dünya Kupası’nda gol atma başarısı göstermiştir. Diğer dört fubolcu ise attıkları gollerin üçünü de bir turnuvada atmışlardır. Bunlardan Burhan Sargun, attığı 3 golü de aynı maçta atmıştır.

     İslam ülkelerinin 2002 Dünya Kupası’nda yaşadığı “Altın Çağ”dan sonra, adetâ bir nazar değdi ve o günden sonra düzenlenen iki Dünya Kupası’nda (2006 ve 2010) İslam ülkeleri bırakın 2. Tur’a çıkmayı, bir tek galibiyet bile alamadılar. Yani Müslüman ülkelerin tam 12 yıldır Dünya Kupası’nda bir tane galibiyeti bile yok! 

     Bu yıl 20.’si düzenlenecek olan Dünya Kupası, bugüne dek bir Müslüman ülkede hiç organize edilmedi. 2022 Dünya Kupası’na evsahipliği yapacak olan Katar, kupanın düzenleneceği ilk Müslüman ülke olacaktır.

     Bugüne dek şu ülkeler Dünya Kupaları’nda İslam dünyasını temsil ettiler: Mısır (1934 ve 1990), Türkiye (1954 ve 2002), Fas (1970, 1986, 1994 ve 1998), Tunus (1978, 1998, 2002 ve 2006), İran Şâhlığı (1978), Cezayir (1982, 1986, 2010 ve 2014), Kuveyt (1982), Irak (1986), Birleşik Arap Emirlikleri (1990), Nijerya (1994, 1998, 2002, 2010 ve 2014), Suudî Arabistan (1994, 1998, 2002 ve 2006), İran İslam Cumhuriyeti (1998, 2006 ve 2014 ), Sénégal (2002), Togo (2006) ve Bosna – Hersek (2014).

     İTALYA 1934

     “KUPADAKİ İLK İSLAM ÜLKESİ MISIR”

0-a-004.jpg

     1934 yılında İtalya’da düzenlenen 2. Dünya Kupası’na ilk defa bir İslam ülkesi katıldı: Mısır… Finallerde çekilen kurada Mısır’a rakip olarak, o zamanlar futbolda bir dünya devi olan Macaristan çıkmıştı.

     27 Mayıs 1934’te, Napoli’deki Giorgio Ascarelli Stadı’nda “bir İslam ülkesinin Dünya Kupası’ndaki ilk maçı” hüviyetindeki bu tarihî maça Mısır, şu kadroyla çıktı:

    Kâmil Mansur – Ali el- Saîd, Abdul Şarlî Hamido, Hasan el- Far, İsmail Rafet – Hasan Receb, Muhammed Latif, Abdurrahman Fewzi, Mahmud Muxtar – Mustafa Kâmil Tâhâ, Muhammed Hasan Hilmî.

     İtalyan hakem Rinaldo Barlassini’nin yönettiği ve 12 bin seyirci önünde oynanan bu maçı Mısır 4 – 2 kaybetti ve elendi.

     Bu maçta Mısır’ın her iki golünü de atan Abdurrahman Fewzi (27. ve 67. dakikalar), Dünya Kupası’nda gol atan ilk Müslüman olarak tarihe geçti.

0-b-005.jpg

     İSVİÇRE 1954

     “YİRMİ YIL SONRA YİNE HÜSRAN”

     Dünya Kupaları’nda boy gösteren ikinci Müslüman ülke, 1954’te İsviçre’de düzenlenen turnuvaya katılan Türkiye oldu. Gerçi Türkiye, dört yıl önce (1950) Brezilya’da düzenlenen kupaya da katılmaya hak kazanmıştı, ancak devleti yönetenler “Brezilya çok uzak, uçak biletleri pahalıdır” diyerek millî takımı Brezilya’ya göndermemişti. İşin daha da tuhaf tarafı ise, 1950’nin Haziran ayında “mesafe uzak, uçak biletleri pahalı, o kadar paramız yok” diyerek millî takımı Brezilya’ya göndermeyen devlet, sadece üç ay sonra, Eylül ayında işgalci ABD ordusunun emrine vermek için hiç düşünmeden bir tabur dolusu askeri Brezilya ile aynı uzaklıktaki ve fakat ters taraftaki Kore’ye savaşmak için gönderecek, yol masraflarını da devlet hazinesinden ödeyecekti. Bunun karşılığı olarak da iki yıl sonra “NATO üyeliğine” kabul edilecekti.

     1954’te, birinci turda Türkiye’nin grubunda Macaristan, Federal Almanya Cumhuriyeti (FAC) ve Güney Kore vardı.

0-c-001.jpg

     Türkiye, ilk maçını 17 Haziran 1954’te, başkent Bern’deki Wankdorf Stadı’nda FAC’ye karşı oynadı. Portekizli hakem José da Costa Vieira’nın düdük çaldığı ve 30 bin seyircinin izlediği bu maçta Türkiye, maçın henüz başında, 2. dakikada Suat Mamat’ın attığı golle öne geçmesine rağmen maçı 4 – 1 kaybetti.

     Türkiye, gruptaki ikinci maçını üç gün sonra, Cenevre (Genf)’deki Les Charmilles Stadı’nda, Uruguaylı Esteban Marino’nun hakemliğinde ve sadece 4 bin kişilik çok az sayıda seyirci önünde, Asya temsilcisi Güney Kore’ye karşı oynadı.

     Bu maça Türkiye şu kadroyla çıkmıştı:

     Turgay Şeren – Rıdvan Bolatlı, Basri Dirimlili, Mustafa Ertan, Çetin Zeybek – Rober Eryol, Erol Keskin, Suat Mamat, Feridun İsmail Buğeker – Burhan Sargun, Lefter Küçükandonyadis.

     Türkiye bu maçı 7 – 0 gibi tarihî bir farkla kazandı. Gollerin 3’ünü Burhan Sargun (38, 63. ve 70. dakikalar), 2’sini Suat Mamat (10. ve 30. dakikalar), 1’ini Lefter Küçükandonyadis (18. dakika) ve 1’ini de Erol Keskin (76. dakika) attı.

0-c-002.jpg

     Bu galibiyet, hem Müslüman bir ülkenin bu organizasyonlardaki ilk galibiyeti, hem de Türkiye’nin tarihinde elde ettiği en farklı millî galibiyet olduğundan, iki açıdan önemliydi.

     İkinci maçlar sonunda grupta, düğüm FAC ile Türkiye arasında bağlanmıştı. Her ikisi de bir maçını kazanıp bir maçını da kaybetmiş olan Türkiye ve FAC’nin puanları aynıydı. Gerçi FAC’nin averajı Türkiye’den çok daha iyiydi, hatta biribirleriyle yaptıkları maçı da FAC kazanmıştı, ama o zamanlar henüz “averaj kuralı” icad edilmemiş olduğundan, iki ülke de eşit kabul ediliyordu.

     Türkiye ile FAC, bir üst tura çıkabilmek için, 23 Haziran 1954’te, Zürih (Zürich)’teki Hardturm Stadı’nda “baraj maçı” oynadılar. Fransız hakem Raymond Vincenti’nin yönettiği ve 17 bin futbolseverin izlediği maçı Türkiye 7 – 2 gibi farklı bir skorla kaybetti ve kupadan elendi. Türkiye’nin gollerini 22. dakikada Mustafa Ertan ve 84. dakikada Lefter Küçükandonyadis attı.

     İlginçtir: Katıldığı ilk Dünya Kupası’nda Türkiye’yi kupanın dışına iten ülke Federal Almanya Cumhuriyeti idi ve bu maçtan sadece 6 yıl sonra Türkiyeliler “çalışmak için” Almanya’nın yolunu tuttular ve birinci kuşağın işçi göçü başladı.

0-d-001.jpg

     ► MEKSİKA 1970

     “FAS MÂLESEF FOS ÇIKTI”

     Dünya Kupaları’nda boy gösteren üçüncü Müslüman ülke, 1970’te Meksika’da düzenlenen turnuvaya katılan Fas oldu. Bu aynı zamanda İslam dünyası için, Avrupa dışındaki bir turnuvaya ilk defa katılmak demekti.

     Fas, grupta FAC, Peru ve Bulgaristan ile eşleşti ve çok başarısız oldu.

0-e-001.jpg

     Fas, ilk maçını 3 Haziran 1970’te, León’daki Guanajuato Stadı’nda FAC’ye karşı oynadı ve bu maçı 9 bin seyirci önünde, üstelik Humenî Carîr’in 21. dakikada attığı golle 1 – 0 öne geçmesine rağmen 2 – 1 kaybetti. Maçta, Hollanda Federasyonu’ndan Laurens van Ravens düdük çalmıştı.

     Üç gün sonra aynı stadda Fas’ın ikinci maçı vardı. 13 bin 500 kişinin izlediği ve SSCB’den Azerî hakem Tevfiq Behramow’un hakemlik yaptığı maçta Fas’ın rakibi Güney Amerika temsilcisi Peru idi ve Fas, maçı 3 – 0 kaybetti.

    Her ikisinin de gruptan elenmesi kesinleşmiş olan iki ülke, Fas ve Bulgaristan, 11 Haziran’da aynı stadda “formalite maçına” çıktılar. Portekizli hakem Antonio Saldanha Ribeiro’nun idare ettiği maç 1 – 1 berabere bitti. 12 bin 200 seyirci önündeki bu maçta Fas’ın golünü 60. dakikada Mewhub Ğazuwanî attı.

     ARJANTİN 1978

     “İLK DEFA BİR DEĞİL, İKİ İSLAM ÜLKESİ BOY GÖSTERİYOR”

     1978’de Arjantin’de düzenlenen Dünya Kupası, ilk defa İslam dünyasının bir değil, iki ayrı ülkeyle temsil edildiği şampiyonaydı. Bu iki ülke, Tunus ve İran Şâhlığı idi.

     Tunus’un grubunda Polonya, FAC ve Meksika vardı.

     Tunus, 2 Haziran 1978’de, Rosario’daki New Rosario Stadı’ndaki ilk maçında Meksika’yı, penaltıdan yediği bir golle ilk yarıyı 1 – 0 yenik durumda kapatmasına rağmen 3 – 1 yenmeyi başardı. 25 bin kişi önünde İskoçyalı hakem John Gordon’un düdük çaldığı maçta Tunus’u galibiyete götüren golleri 55. dakikada Ali Kaabî, 79. dakikada Necib Ğummiz ve 87. dakikada Muxtar Zuyeb attı. Tunus, bu maça şu kadroyla çıkmıştı:

     Muxtar Nailî – Muxtar Zuyeb, Muhsin Labidî Cendubî, Ali Kaabî, Amur Cibalî – Necib Ğummiz, Temîm Lahzamî (88. Ximeys Labidî), Muhammed bin Rihayem Aqrabî, Muhammed Ali Akid – Tariq Ziab, Abdurrauf bin Aziza (81. Salah Karuwî).

0-ê.jpg

     Tunus, dört gün sonra aynı stadda bu kez Polonya’ya karşı oynadı. İspanya Federasyonu’ndan Angel Franco Martinez’in yönettiği ve 15 bin kişinin izlediği maçta Tunus, sahadan 1 – 0’lık bir skorla boynu bükük ayrıldı.

     Tunus, gruptaki son maçını 10 Haziran 1978’de, Córdoba’daki Córdoba Stadı’nda FAC’ye karşı oynadı. 35 bin seyirci önünde oynanan, Perulu hakem César Guerrero Orozco’nun yönettiği maç, başladığı gibi golsüz sona erdi ve Tunus, dört takımlı grubu üçüncü sırada bitirerek kupaya vedâ etti.

     Turnuvadaki diğer bir Müslüman ülke olan İran’ın grubunda ise Peru, Hollanda ve İskoçya vardı.

     İran, ilk maçını 3 Haziran 1978’de, Mendoza’daki Mendoza Stadı’nda Hollanda’ya karşı oynadı ve 3 – 0 kaybetti. Meksikalı hakem Alfonso Gonzalez Archundia’nın yönettiği maçı tam 42 bin seyirci izlemişti.

     İran, ikinci maçını dört gün sonra Córdoba’daki Córdoba Stadı’nda İskoçya’ya karşı oynadı ve maç 1 – 1 berabere bitti. 8 bin futbolseverin izlediği maçta İran’ın golünü 60. dakikada İrac Daneyferd attı. Bu maçı Sénégalli hakem Yusu N’Diaye yönetmişti.

    Son maçını aynı stadda 11 Haziran günü Peru’ya karşı oynayan İran, 25 bin seyirci önünde oynanan ve Polonyalı hakem Alojzy Jarguz’un düdük çaldığı bu maçı 4 – 1 kaybetti. İran’ın tek golünü 41. dakikada Hasan Rewşen attı. İran, grup maçlarını son sırada tamamlayarak turnuvaya havlu attı.

     Bu turnuvada, İranlı futbolcuların hangi psikoloji içinde top oynadıkları da çok önemliydi. Zira İran millî takımı Arjantin’de Dünya Kupası maçları oynarken, memleketleri İran’da halk toplu halde zalim Şâh Rıza Pehlevî’ye karşı ayaklanmış ve ülke bir İslamî halk ayaklanmasına tanıklık ediyordu.

     Haziran 1978’de Arjantin’de düzenlenen ve Şâhlık İranı’nın da katıldığı Dünya Kupası’ndan 8 ay sonra İran’da İslam Devrimi oldu.

     ► İSPANYA 1982

     “İSLAM DÜNYASI CEZAYİR İÇİN AĞLIYOR”

     1982’de İspanya’da düzenlenen Dünya Kupası’na İslam dünyası yine iki ülkeyle katıldı: Cezayir ve Kuveyt.

     Cezayir’in grubunda Federal Almanya Cumhuriyeti  (FAC), Avusturya ve Şili vardı.

0-f-001.jpg

     Cezayir, gruptaki ilk maçını 16 Haziran 1982’de, Gijón’daki El Molinón Stadı’nda, futbolun dünya devi olan FAC’ye karşı oynadı. Perulu hakem Enrique Labo Revoredo’nun yönettiği maçta tribünlerde 42 bin seyirci oturuyordu.

     Cezayir, Dünya Kupaları’ndaki bu ilk maçına şu kadroyla çıkmıştı:

     Mehdi Cerbah – Xaabane Merzikanî, Nureddîn Kurixî, Mahmud Cünduz, Mustafa Dahleb – Fewzi Mansurî, Ali Ferganî, Laxdar Bellumî, Rabah Macîr (88. Salah Larbes) – Cemil Zidane (64. Tedc Binsawula), Salah Essad.

     Bu maçta İslam dünyasının ilk sansasyonunu gerçekleştiren Cezayir, kupanın en büyük favorilerinden biri olan FAC’yi 53. dakikada Rabah Macîr ve 69. dakikada Laxdar Bellumî’nin attığı gollerle 2 – 1 yenip tüm dünyayı “şoka” uğrattı. Sadece İslam dünyası değil, tüm dünya Cezayir’i ayakta alkışladı.

0-g-001.jpg

     Bu maçta Cezayir’in ilk golünü atan Rabah Macîr, daha sonra Portekiz’in FC Porto takımına transfer olacak, bu takımın 8 numaralı formasını giyip başarıdan başarıya koşacak, 1987’de FC Porto ile Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanacak, bu kupanın 2 – 1 kazandıkları final maçında FAC’nin Bayern Münih (1. FC Bayern München) takımına topukla attığı gol yıllar boyu dünya televizyonlarının jeneriklerini süsleyecek ve Rabah Macîr, üstün top tekniğiyle, dünyanın en yetenekli futbolcuları arasına girecekti. (Tıpkı günümüzdeki, aynı ülkeden olan Zinedine Zidane gibi; ama Zidane, ülkesi Cezayir’in değil, ülkesini sömüren Fransa’nın formasını tercîh etti)

     Cezayir, ikinci maçını beş gün sonra, Oviedo’daki Carlos Tartiere Stadı’nda, FAC’den çok daha zayıf olan ama aynı dili konuşan (Almanca) Avusturya’ya karşı oynadı. 22 bin izleyici önünde Avustralyalı hakem Tony Boskovic’in düdük çaldığı maçı Cezayir 2 – 0 kaybetti.

     Cezayir, gruptaki son maçını 24 Haziran’da aynı stadda Şili’ye karşı oynadı. Guatemalalı hakem Rómulo Méndez Molina’nın yönettiği ve 16 bin insanın nazar eylediği müsabakaya Cezayir, şu kadroyla çıktı:

     Mehdi Cerbah – Salah Larbes, Xaabane Merzikanî, Nureddîn Kurixî, Mahmud Cünduz – Ali Ferganî, Abdulmecîd Burribu (32. Hûseyn Yahî), Tedc Binsawula, Fewzi Mansurî (73. Mustafa Dahleb) – Salah Essad, Rabah Macîr.

     Cezayir – Şili maçının ilk yarısını Cezayir, 8. ve 31. dakikalarda Salah Essad’ın attığı 2 gol ve 35. dakikada Tedc Binsawula’nın attığı golle 3 – 0 önde kapadı. İkinci yarıda Şili 2 gol buldu ama bu goller onlara yetmedi ve Cezayir maçı 3 – 2 kazandı.

     Grup maçları sonunda Cezayir, FAC ve Avusturya’nın, her 3 ülkenin de 4 puanı vardı; 3 ülke de 2 galibiyet ve 1 mağlubiyet almışlardı.

     Puan sıralaması “averaj” esasına göre belirlendi ve salt Cezayirliler’in değil, tüm İslam dünyasının trajedisi çizildi: Üç maç sonunda, 6 gol atıp 3 gol yiyen FAC “+ 3” averajla birinci, 3 gol atıp 1 gol yiyen Avusturya “+ 2” averajla ikinci ve 5 gol atıp 5 gol yiyen Cezayir “0” averajla – maalesef – üçüncü olmuştu. FAC ve Avusturya bir üst tura çıkarken, Cezayir hâzin ve dramatik bir şekilde kupadan elenmişti.

     Endonezya’dan Pakistan’a, Suriye’den Moritanya’ya tüm İslam dünyası Cezayir için ağladı; futbolla uzaktan – yakından hiçbir ilişkisi ve bağı olmayan Müslümanlar bile Cezayir için gözyaşı döktü.

     Cezayir, Dünya Kupaları’nda bir “üst tura” çıkma başarısı gösteren ilk İslam ülkesi olma şansını kılpayı kaçırmıştı.

     Turnuvadaki diğer bir Müslüman ülke olan Kuveyt’in grubunda ise İngiltere, Fransa ve Çekoslovakya vardı.

     Kuveyt, ilk maçını 17 Haziran 1982’de, Valladolid’deki Nuevo Estadio José Zorrilla Stadı’nda Çekoslovakya’ya karşı oynadı ve 25 bin kişi önünde Ganalı hakem Benjamin Dwomoh’un yönettiği maç, 1 – 1 berabere bitti. Kuveyt’in golünü 59. dakikada Faysal ed- Daxîl attı.

     İkinci maçını dört gün sonra aynı stadda Fransa’ya karşı oynayan Kuveyt, SSCB Federasyonu’ndan Miroslav Stupar’ın yönettiği ve 30 bin 34 kişinin izlediği bu maçı 4 – 1 kaybetti. Kuveyt’in tek golünü 74. dakikada  Abdullâh el- Buluşî attı.

     Bu maçı Kuveyt Emiri’nin kardeşi de tribünde izledi. Kuveyt Emiri’nin maç esnasında tribünde oturduğu yerden maçın hakemine itiraz edip bağıran kardeşi seyirciler tarafından yuhalanınca, bu olay sadece Kuveyt’te değil, tüm Arap dünyasında bir “gurur meselesi” haline getirildi ve o olaydan sonra Fransa ile Arap dünyası arasında kısa süren bir kriz yaşandı.

     Kuveyt, son maçını 25 Haziran’da, Bask bölgesinin merkezi olan Bilbao (Bilbo) şehrindeki San Mamés Stadı’nda İngiltere’ye karşı oynadı ve 1 – 0 kaybetti. Kolombiyalı hakem Gilberto Aristizábal’ın 39 bin 700 kişi önünde düdük çaldığı bu maçtan sonra Kuveyt, grubun sonuncusu olarak evine döndü.

0-g-002.jpg

     MEKSİKA 1986

     “FAS 2. TURA ÇIKAN İLK İSLAM ÜLKESİ”

     1986’da Meksika’da düzenlenen Dünya Kupası’nda İslam dünyası, ilk kez bu kupalarda üç ülkeyle temsil ediliyordu: Irak, Cezayir ve Fas.

     Ev sahibi Meksika, Paraguay ve Belçika ile aynı gruba düşen Irak, ilk maçını 4 Haziran 1986’da, Toluca’daki Bombonera Stadı’nda Paraguay’a karşı oynadı ve 1 – 0 kaybetti. 24 bin seyircinin bilet alıp izlediği bu müsabakayı, Mauritiuslu hakem Edwin Picon – Ackong yönetmişti.

     Irak, ikinci maçını dört gün sonra aynı stadda Belçika’ya karşı oynadı ve 2 – 1 kaybetti. Kolombiyalı Jesús Díaz’ın hakemlik yaptığı, 20 bin insan önünde oynanan bu karşılaşmada Irak’ın tek sayısı, 57. dakıkada Ahmed Razî’nın ayağından gelmişti.

     Irak, gruptaki son maçını 11 Haziran’da, başkent Mexico City’dekı Azteca (Aztek) Stadı’nda ev sâhibi Meksika’ya karşı oynadı ve bu maçı da 1 – 0 kaybetti. Böylece Irak, oynadığı her üç maçı da kaybederek elendi. Yugoslavyalı hakem Zoran Petrović’in yönettiği bu maçı tam 103 bin 762 kişi izlemişti. Bu, bugüne dek bir İslam ülkesinin oynadığı “en kalabalık seyirci” önündeki Dünya Kupası maçıydı.

     İslam dünyasının kupadaki ikinci temsilcisi olan Cezayir’in grubunda ise, futbolda dünyanın “1 numarası” olan Brezilya, İspanya ve Kuzey İrlanda vardı.

     Turnuvaya Cezayirliler çok değişik duygularla katıldılar. Zira bir önceki (1982) Dünya Kupası’na dramatik bir şekilde vedâ etmek zorunda kalışlarının acısını, bu kupada hedefledikleri bir başarıyla çıkaracaklarını umuyorlardı. Ancak maçlar oynanmaya başlanınca görüldü ki, dört yıl önceki başarılı Cezayir’den eser bile yoktu.

     Cezayir, ilk maçını 3 Haziran’da, Guadalajara’daki Trez de Marzo Stadı’nda Kuzey İrlanda’ya karşı oynadı ve maç, 1 – 1 berabere bitti. SSCB’li hakem Waleri Butenko’nun yönettiği ve 22 bin kişinin izlediği bu maçta Cezayir’in golünü 59. dakikada Cemil Zidane attı.

     İkinci maçını üç gün sonra, aynı şehrin bir başka stadı olan Jalisco Stadı’nda Brezilya’ya karşı oynayan Cezayir, Guatemalalı hakem Rómulo Méndez Molina’nın yönettiği ve 48 bin kişinin tribünleri doldurduğu bu maçta, sahadan 1 – 0’lık bir yenilgiyle boynu bükük ayrıldı.

     Son maçını 12 Haziran’da Monterrey’de, Tecnológico (Teknoloji) Stadı’nda İspanya’ya karşı oynayan Cezayir, bu maçı da 3 – 0 kaybetti ve kupadan elendi. Cezayir’in, Japon hakem Şizuo Takada’nın idare ettiği bu son maçını 23 bin 980 seyirci izlemişti.

     İslam dünyasının üçüncü ve son temsilcisi ise Fas’tı. Çok başarısız maçlar çıkarıp elenen Irak ve Cezayir’in aksine Fas, müthiş başarılı maçlar çıkarmış ve kupada fırtına gibi esmeye başlamıştı.

     Fas’ın grubunda oldukça güçlü rakipler vardı: İngiltere, Polonya ve Portekiz.

0-h-001.jpg

     Fas, grubundaki ilk maçını 2 Haziran’da, Monterrey’deki Universitario (Üniversite) Stadı’nda Polonya’ya karşı oynadı ve maç golsüz (0 – 0) bitti. 19 bin kişi önünde oynanan bu maçta Uruguaylı hakem José Luis Martínez Bazán düdük çalmıştı.

     Fas, ikinci maçını, dört gün sonra aynı şehrin öbür stadı olan Tecnológico Stadı’nda oynadı. Paraguaylı hakem Gabriel González Roa’nın yönettiği ve 20 bin 200 kişinin izlediği bu maçta Fas’ın rakibi İngiltere idi ve her iki ülke de 90 dakika boyunca biribirlerine gol atmaya muvaffak olamadılar. Maç, 0 – 0 bitti.

     Fas, grubundaki son ve “ya tamam ya devam” maçını 11 Haziran’da, Guadalajara’daki Jalisco Stadı’nda Portekiz’e karşı oynadı. Kuzey İrlandalı hakem Alan Snoddy’nin düdük çaldığı ve 28 bin biletli seyircinin izlediği bu maça, Fas şu kadroyla çıkmıştı:

     Badu Zeki – Labid Xalife, Mustafa el- Biaz, Nureddîn Buyahyâuwî, Abdulmecîd Lamriss – Abdulmecîd Dulmî, Mustafa el- Haddawî (72. Abdulaziz Sûleymanî), Muhammed Timumî, Abdurrezzaq Xeyrî – Aziz Buderbala, Abdulkerim Krimau.

     Fas, mükemmel oynadığı bu maçta Portekiz’i 3 – 1 yenmeyi başardı. Fas’ın 2 golünü Abdurrezzaq Xeyrî (19. ve 27. dakikalar) ve 1 golünü de Abdulkerim Krimau (62. dakika) attı.

     Böylece Fas, böylesine zorlu bir grubu, İngiltere, Polonya ve Portekiz’in bulunduğu bu grubu “lider” (grup birincisi) olarak tamamladı ve tüm dünyanın hayranlığını kazandı.

     Fas’ın, grup maçlarını – hem de hiç yenilmeden – lider tamamlayıp 2. Tur’a çıkması, İslam dünyası için bir “ilk”in gerçekleştirilmesi demekti. Çünkü 1934’ten bugüne dek, ilk defa bir İslam ülkesi Dünya Kupası’nda 2. Tur’a adını yazdırıyordu. Fas’ın başardığı bu olayı yaşamak için Müslüman futbolseverler tam 52 yıl beklediler.

     2. Tur’dan itibaren maçlar “grup içinde puan için” değil, “eleminasyon” sistemine göre oynanıyordu ve Fas’ın rakibi FAC idi.

     17 Haziran’da, Monterrey’deki Universitario Stadı’nda oynanan ve Yugoslav hakem Zoran Petrović’in yönettiği bu maçta, tribünlerde 19 bin 800 biletli seyirci oturuyordu.

     Fas, rakibiyle maçın son anlarına kadar başabaş mücadele ettiği bu maçta, maçın bitimine sadece iki dakika kala, 88. dakikada bir gol yiyerek 1 – 0 yenildi ve “hüzünlü bir şekilde” kupadan elendi. Ancak kupaya, herkes tarafından alkışlanarak vedâ etti.

     Fas’ı kupadan eleyen ve halk dilinde “Batı Almanya” olarak anılan Federal Almanya Cumhuriyeti, bu maçtan 3 yıl sonra, Berlin Duvarı’nın yıkılışıyla, 3 Ekim 1989’da “Doğu Almanya” olarak anılan Almanya Demokratik Cumhuriyeti (Deutsche Demokratische Republik / DDR) topraklarını da içine alarak genişledi ve birleşik bir devlet oldu.

0-i-001.jpg

     İTALYA 1990

     “İSLAM ÜLKELERİ ‘SIFIR’”

     1990 yılında İtalya’da düzenlenen Dünya Kupası’na İslam dünyasından sadece iki ülke (Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri) katıldı ve ikisi de başarısız oldu. Bu kupa, Müslümanlar’ın en başarısız kupalarından biri olarak geride kaldı.

     Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), grubunda Almanya, Yugoslavya ve Kolombiya engellerini aşmak zorundaydı.

     BAE, ilk maçını 9 Haziran 1990’da, Bologna’daki Renato Dall’Ara Stadı’nda Kolombiya’ya karşı oynadı ve ikinci yarıda yediği gollerle sahadan 2 – 0 yenik ayrıldı. İngiliz hakem George Courtney’in yönettiği maçı 30 bin 791 kişi izlemişti.

     İkinci maçını altı gün sonra, Milano’daki Guiseppe Meazza Stadı’nda, SSCB’li hakem Alexei Spirin yönetiminde ve 71 bin 167 kişi önünde Almanya’ya karşı oynayan BAE, bu maçı da 5 – 1 kaybetti. BAE’nin tek golünü, 46. dakikada Xalîd İsmail Mûbarek attı.

     19 Haziran’da, Bologna’daki Renato Dall’Ara Stadı’nda son maçına çıkan BAE, Japon hakem Şizuo Takada’nın düdük çaldığı ve 27 bin 833 kişinin maçı izlemek için para verip bilet aldığı bu maçta Yugoslavya’ya 4 – 1 yenildi. BAE’nin şeref sayısını, 22. dakikada Ali Zanî Cumâ kaydetti. BAE, her üç maçını da kaybederek elendi.

     İki seneye kalmadan Yugoslavya’da “iç savaş” başladı ve Yugoslavya parçalandı.

     Mısır ise grubunda İngiltere, İrlanda ve Hollanda’ya karşı mücadele ediyordu.

0-j-001.jpg

     12 Haziran’da, Palermo’daki Della Favorita Stadı’nda Mısır’ın rakibi, iki yıl önce finalde SSCB’yi Marco van Basten ve Ruud Gullit’in golleriyle 2 – 0 yenerek “Avrupa Şampiyonu” olan Hollanda idi. İspanyol hakem Emilio Soriano Aladren’in yönettiği ve 33 bin 288 kişinin izlediği bu maçta Mısır, güçlü rakibi Hollanda ile 1 – 1 berabere kalınca İslam dünyasını ilerisi için bir hayli umutlandırmıştı. Mısır’ın golünü bu maçta 82. dakikada penaltıdan Mecdî Abdulğanî atmıştı.

     Mısır, ikinci maçını beş gün sonra aynı stadda İrlanda ile oynadı ve maç 0 – 0 sona erdi. Belçikalı hakem Marcel van Langenhove’nin idaresindeki müsabakayı 33 bin 288 futbolsever izledi.

     Mısır, gruptaki son ve “kader” maçına 21 Haziran’da, Sardunya Adası’nın güney kıyısındaki Cagliari kentindeki Sant’Elia Stadı’nda çıktı. İsviçreli hakem Kurt Röthlisberger’in düdük çaldığı ve 34 bin 959 kişinin izlediği maçta Mısır’ın rakibi İngiltere idi ve Mısır maçı 1 – 0 kaybetti.

     Mısır, oynadığı üç maçta sadece 2 gol yemişti ama yine de grupta sonuncu olmuş ve elenmişti.

     ABD 1994

     “AFRİKA VE İSLAM DÜNYASI NİJERYA İÇİN AĞLIYOR”

     1994’te Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde düzenlenen Dünya Kupası’nda İslam dünyasından üç ülke boy gösteriyordu: Nijerya, Suudî Arabistan ve Fas.

0-k-001.jpg

     Nijerya, grubunda Arjantin, Bulgaristan ve Yunanistan engellerini aşmak zorundaydı.

     Nijerya, ilk maçını 21 Haziran 1994’te, Texas eyaletinin başkenti Dallas’taki Cotton Bowl Stadı’nda Bulgaristan’a karşı oynadı. Kosta Rikalı hakem Rodrigo Badilla Sequeira’nın yönettiği ve 44 bin 132 kişinin izlediği bu maça Nijerya millî takımı, şu kadroyla çıktı:

     Peter Rufaî – Augustine Eguavoen, Uche Okechukwu, Chidi N’Wanu, Ben Iroha – Finidi George (77. Emeka Ezeugo), Samson Siasia (70. Mutiu Adepoju), Sunday Oliseh, Emmanuel Amunike – Raşidî Yékini, Daniel Amokachi.

0-l-001.jpg

     Nijerya bu maçta nefis bir futbol oynadı, sahada adetâ şov yaptı ve Bulgaristan’ı 3 – 0 yendi. Nijerya’nın gollerini 21. dakikada Raşidî Yékini, 41. dakikada Daniel Amokachi ve 55. dakikada Emmanuel Amunike attı.

0-m-001.jpg

     Nijerya, ikinci maçını dört gün sonra, Massachusetts eyaletinin başkenti Boston’daki Foxboro Stadı’nda, grubun favorisi Arjantin’e karşı oynadı ve Nijerya, maçın henüz başında, 9. dakikada Samson Siasia’nın golüyle 1 – 0 öne geçmesine rağmen, Claudio Caniggia’nın peşpeşe gelen iki golüne engel olamadı ve Arjantin’e 2 – 1 yenilmekten kurtulamadı. Bu maçta İsveçli hakem Bo Jonas Hil Karlsson, 53 bin insan önünde düdük çalmıştı.

0-n-001.jpg

     Gruptaki son maçına 30 Haziran’da aynı stadda çıkan Nijerya, İskoç hakem Leslie Mottram’ın yönettiği ve 53 bin kişinin izlediği maçta Yunanistan’a karşı oynuyordu.

     Nijerya, bu maça şu kadroyla çıktı:

     Peter Rufaî – Stephen Keşî, Uche Okechukwu, Finidi George (83. Mutiu Adepoju), Chidi N’Wanu – Sunday Oliseh, Samson Siasia, Michael Emenalo, Emmanuel Amunike – Daniel Amokachi, Raşidî Yékini (68. Augustine “Jay – Jay” Okocha).

0-o-001.jpg

     Nijerya, ilk yarının son saniyelerinde Finidi George ve ikinci yarının son saniyelerinde Daniel Amokachi’nin, yani her iki devrenin de son saniyelerinde attığı gollerle Yunanistan’ı 2 – 0 yendi ve “grup lideri” olarak 2. Tur’a yükseldi.

0-p-001.jpg

     İslam dünyasını temsil eden diğer iki ülke ise (Suudî Arabistan ve Fas) aynı gruba düşmüşlerdi, yani “rakip” olmuşlardı. Grubun diğer iki ülkesi ise, ikisi de Benelüks ülkesi olan komşular, Hollanda ve Belçika idi. Yani bu grup, “2 Arap ülkesi ve 2 Benelüks ülkesi”nden müteşekkil ilginç bir gruptu.

     Fas, ilk maçını 19 Haziran 1994’te, Florida eyaletinin Orlando kentindeki Citrus Bowl Stadı’nda Belçika’ya karşı oynadı ve 1 – 0 kaybetti. Kolombiyalı hakem José Joaquín Torres Cadena’nın yönettiği maçı 60 bin 790 kişi izlemişti.

     Grubun diğer Müslüman ülkesi Suudî Arabistan ise ilk maçını 20 Haziran’da, başkent Washington DC’deki RFK Memorial Stadı’nda Hollanda’ya karşı oynadı. İspanyol hakem Manuel Diaz Vega’nın yönettiği ve 50 bin kişinin izlediği maça Suudî Arabistan fırtına gibi başlamış ve Hollanda’ya karşı adetâ “tek kale” oynuyordu. İlk yarıyı 19. dakikada Fuad Emin’in attığı golle 1 – 0 önde kapatan ve en az 10 tane net gol pozisyonunu cömertçe harcayan Suudîler, ikinci yarıda iki gol yiyerek sahadan 2 – 1 mağlubiyetle ayrılmış ve hiç hak etmedikleri bir yenilgi almışlardı.

     25 Haziran’da, New York’taki Giants Stadı’nda, İngiliz hakem Philipp Don’un yönettiği maçta iki İslam ülkesi, Fas ve Suudî Arabistan, 72 bin 404 seyirci önünde karşı karşıya geldiler. Maça takımlar şu kadroları ile çıkmışlardı:

0-o-002.jpg

     Suudî Arabistan: Muhammed ed- De’ayya – Ewed el- Enazî (30. Abdullâh Zubrumawî), Ahmed Cemil Medenî, Muhammed el- Xilaiwî, Muhammed el- Cewad – Fuad Emin, Fahd el- Herifî el- Bişî, Xalîd el- Muwallîd, Talal Cibrîn – Said el- Uweyran, Sami el- Cabîr (80. Fahad el- Ğaşeyan).

     Fas: Xelîl Azmî – Nacîr Abdullâh (57. Abdusselam el- Ğrissî), Smahî Trikî, Nureddîn Naybet, Abdulkerîm el- Hadriyuwî – El- Arbî Hebabî (77. Mustafa Hecî), Tahir el- Xalîc, Raşîd ez- Zuwzî, Raşîd Dawudî – Muhammed Xawux, Ahmed Behyâ.

     7. dakikada Sami el- Cabîr, penaltıdan attığı golle Suudî Arabistan’ı öne geçirdi. Bu gole Fas, 27. dakikada Muhammed Xawux ile karşılık verdi. Ancak Suudîler, ilk yarının son saniyelerinde Fuad Emin’in attığı golle devreyi önde kapamasını bildi. İkinci yarıda futbolseverler gol izleyemeyince, Suudî Arabistan maçı 2 – 1 kazandı.

     29 Haziran’da, Florida eyaletinin Orlando kentindeki Citrus Bowl Stadı’nda grubundaki son maçına çıkan Fas’ın rakibi Hollanda idi. Perulu hakem Alberto Tejada Noriega’nın idare ettiği, 60 bin kişinin izlediği maçı Fas 2 – 1 kaybetti ve kupadan elendi. Fas’ın bu maçtaki golünü 47. dakikada Hasan Nadir atmıştı.

     Suudî Arabistan ise, aynı gün ve aynı saatte, başkent Washington DC’deki RFK Memorial Stadı’nda Belçika’ya karşı oynuyordu. Alman hakem Hellmut Krug’un düdük çaldığı ve 45 bin biletli seyircinin izlediği maça S. Arabistan şu kadroyla çıktı:

     Muhammed ed- De’ayya – Abdullâh Zubrumawî, Muhammed el- Xilaiwî, Ahmed Cemil Medenî, Muhammed el- Cewad – Talal Cibrîn, Hamza Salih, Fahd el- Herifî el- Bişî, Hamza Feletah – Said el- Uweyran (63. Abdullâh el- Duzarî), Mecîd Muhammed Abdullâh (46. Xalîd el- Muwallîd).

     Suudî Arabistan, maçın henüz başında, 5. dakikada Said el- Uweyran’ın attığı golle Belçika’yı 1 – 0 yenmeyi başardı ve tarihinde ilk kez katıldığı turnuvada bir “üst tura” çıkmayı başardı.

     2. Tur’da iki İslam ülkesi birden vardı: Suudî Arabistan ve Nijerya.

     Suudî Arabistan, 2. Tur’daki maçını 3 Temmuz’da, Texas’ın başkenti Dallas’taki Cotton Bowl Stadı’nda İsveç’e karşı oynadı. Brezilyalı hakem Renato Marsiglia’nın yönettiği ve 59 bin kişinin izlediği maçı Suudî Arabistan 3 – 1 kaybetti ve elendi. Suudîler’in golünü 86. dakikada Fahad el- Ğaşeyan atmıştı.

     Nijerya’nın ise 2. Tur’daki rakibi İtalya idi. 5 Temmuz’da, Massachusetts eyaletinin başkenti Boston’daki Foxboro Stadı’ında oynanan, Meksikalı hakem Arturo Brizio Carter’in yönettiği ve 54 bin 367 kişinin izlediği maçta Nijeryalılar, 27. dakikada Emmanuel Amunike’nin ayağından kazandıkları golle 1 – 0 öne geçtiler. Ancak İtalyanlar, maçın son dakikasında golcüleri Roberto Baggio ile golü buldular ve 90 dakikayı 1 – 1 berabere bitirip maçı uzatmaya götürdüler. Uzatma dakikalarında, 102. dakikada yine R. Baggio’nun bu kez penaltıdan attığı golle Nijerya’yı kupa dışı bıraktılar.

     İlginçtir: Kupanın finalini İtalya ile Brezilya oynamış, 120 dakikası golsüz biten maçta “seri penaltı atışlarına” geçilmiş ve aynı Baggio’nun kaçırdığı penaltı yüzünden İtalya kupayı kazanamamıştı.

     Dünya Kupası’ndan sonra Nijerya’nın yıldız futbolcuları Türkiye’nin yolunu tuttular. Uche Okechukwu ve Augustine “Jay – Jay” Okocha Fenerbahçe, Daniel Amokachi ise Beşiktaş’ta top koşturdu.

0-q.jpg

     ► FRANSA 1998

     “İRAN İSLAM DEVRİMİ’NDEN ABD EMPERYALİZMİNE BİR DARBE DE YEŞİL SAHALARDA”

     1998’de Fransa’da düzenlenen Dünya Kupası’nda İslam dünyası ilk kez 5 ülkeyle mücadele ediyordu: Fas, Suudî Arabistan, Nijerya, Tunus ve İran.

     Fas’ın grubunda son dünya şampiyonu Brezilya, Norveç ve İskoçya vardı.

     Fas, ilk maçını 10 Haziran 1998’de, Montpellier’deki Mosson Stadı’nda Norveç’e karşı oynadı. Taylandlı hakem Pirom Un – Prasert’in yönettiği ve 35 bin kişinin izlediği maçta Fas iki kez öne geçmesine rağmen, karşılaşma 2 – 2 berabere bitti. Fas’ın gollerini 38. dakikada Mustafa Hecî ve 60. dakikada Abdulcelîl Hadda attı.

     İkinci maçını altı gün sonra, Nantes’daki Beaujoire Stadı’nda oynayan Fas’ın rakibi bu kez Brezilya idi. Rus hakem Nikolai Lewnikow’un idaresinde 47 bin kişi önünde oynanan maçı Fas 3 – 0 kaybetti.

     Gruptaki son maçına 23 Haziran’da, St. Etienne’deki Geoffroy – Guichard Stadı’nda çıkan Fas, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Ali Buysaim’in hakemlik yaptığı ve 36 bin kişinin izlediği maçta İskoçya’yı 3 – 0 yenmeyi başardı. Fas’ın 2 golünü Selahaddîn Basîr (23. ve 86. dakikalar) ve 1 golünü de Abdulcelîl Hadda (47. dakika) attı.

     Fas’ın bu maçtaki takım tertibi şu şekildeydi:

     İdris Binzikrî – Smahî Trikî, Nureddîn Naybet, Abdulillâh Sabîr (72. Yusuf Rossi), Ğarib Emzine (77. Raşîd ez- Zuwzî) – Tahir el- Xalîc, Yusuf Chippo (88. Cemal Selamî), Lahcen Ebramî, Mustafa Hecî – Abdulcelîl Hadda, Selahaddîn Basîr.

     Bu galibiyet Fas’a yetmemiş ve Mağrîbliler kupaya vedâ etmişti.

     Suudî Arabistan’ın ise grubunda Fransa, Danimarka ve Güney Afrika Cumhuriyeti (GAC) vardı.

     Suudî Arabistan’ın ilk maçı 12 Haziran’da Danimarka ileydi. Lens’teki Felix Bollaert Stadı’nda 38 bin 140 kişi önünde oynanan ve Arjantinli hakem Javier Castrilli’nin yönettiği maçı Suudîler 1 – 0 kaybetti.

     Dört gün sonra, St. Denis’teki Fransa Stadı’nda ikinci maçında Suudî Arabistan, ev sahibi Fransa’ya 4 – 0 gibi farklı bir skorla yenildi. 80 bin kişi önünde oynanan bu maçı Meksikalı hakem Arturo Brizio Carter yönetmişti.

     İkisi de kupadan elenmesi kesinleşen Suudî Arabistan ile GAC, 24 Haziran’da, Bordeaux’daki Parc Lescure Stadı’nda “formalite maçına” çıktılar ve 2 – 2 berabere kaldılar. Suudîler’in gollerini 45. dakikada penaltıdan Sami el- Cabir ve 74. dakikada yine penaltıdan Yusuf el- Zunayan attı.

     Nijerya ise grubunda Paraguay, İspanya ve Bulgaristan engellerini aşmak zorundaydı.

     Nijerya, ilk maçını 13 Haziran’da, Nantes’daki Beaujoire Stadı’nda İspanya’ya karşı oynadı. İran kökenli ABD’li hakem Esfandiar Baharmast’ın 38 bin seyirci önünde düdük çaldığı bu maça Nijerya şu kadroyla çıktı:

     Peter Rufaî – Mobi Oparaku (68. Raşidî Yékini), Uche Okechukwu, Taribo West, Celestine Babayaro – Sunday Oliseh, Finidi George, Mutiu Adepoju, Garba Lawal (89. Godwin Okpara) – Augustine “Jay – Jay” Okocha, Victor Ikpeba (83. Tijani Babangida).

     Nijerya, 28. dakikada Mutiu Adepoju, 72. dakikada İspanya kalecisi Andoni Zubizarreta’nın kendi kalesine attığı gol ve 76. dakikada Sunday Oliseh’in attığı gollerle İspanya’yı 3 – 2 yenmeyi başardı.

0-r-002.jpg

     Nijerya, ikinci maçını altı gün sonra, başkent Paris’teki Parc des Princes Stadı’nda Bulgaristan’a karşı oynadı. Şilili hakem Mario Sánchez Yanten’in yönettiği ve 48 bin seyircinin izlediği maça Nijerya şu kadroyla çıktı:

     Peter Rufaî – Mutiu Adepoju, Uche Okechukwu, Taribo West, Celestine Babayaro – Finidi George (85. Tijani Babangida), Sunday Oliseh, Augustine “Jay – Jay” Okocha, Garba Lawal – Victor Ikpeba (75. Raşidî Yékini), Daniel Amokachi (67. Immanuel Kanu).

     Nijerya, 27. dakikada Victor Ikpeba’nın attığı golle Bulgaristan’ı 1 – 0 yendi ve ikinci maçından da galibiyetle ayrılıp, henüz grup maçlarını tamamlamadan 2. Tur’a çıkmayı garantiledi.

     Gruptaki son maçında, 24 Haziran’da, Toulouse’daki Le Stadium’da Paraguay’a 3 – 1 yenilen Nijerya’nın bu maçını Taylandlı hakem Pirom Un – Prasert yönetmişti. Nijerya’nın tek golünü 11. dakikada Wilson Oruma, 33 bin 400 seyirci önünde atmıştı.

     Nijerya, grup maçlarını lider olarak tamamlayıp 2. Tur’a yükseldi.

     1998’deki Dünya Kupası’nda İran İslam Cumhuriyeti, emperyalizmin başı durumundaki “ezelî düşmanı” ve “Şeytan-ı Buzurg” (Büyük Şeytan) olarak nitelediği Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile aynı gruba düşmüştü. Tüm dünya, İran – ABD maçının sonucunu merak ediyordu. Sportif olarak her ikisinin de kupada iddiâsı olmayan ABD ve İran arasındaki maç, otoriteler tarafından “turnuvanın en önemli maçı” ilân edilmişti. Grubun diğer iki takımı ise Almanya ve Yugoslavya idi.

0-s-001.jpg

     İran, gruptaki ilk maçını 14 Haziran’da, St. Etienne’deki Geoffroy – Guichard Stadı’nda Yugoslavya’ya karşı oynadı ve 1 – 0 kaybetti. Perulu hakem Alberto Tejada Noriega’nın düdük çaldığı maçta tribünlerde 36 bin izleyici oturuyordu.

     Sonunda tüm dünyanın heyecanla beklediği gün geldi. Tarih, 21 Haziran 1998; yer Akdeniz kıyısındaki Lyon kentinin Gerland Stadı; hakem İsviçreli ünlü hakem Urs Meier ve tribünlerde 43 bin 300 kişi. Maç, İran İslam Cumhuriyeti – Amerika Birleşik Devletleri maçı.

0-s-003.jpg

     İran, bu “tarihî maça” şu kadroyla çıktı:

     Ahmed Rıza Abidzade – Nadir Muhammedxanî (76. Afşin Peyrevanî), Muhammed Xakpur, Mehdi Paşazade, Mehdi Mahdevikia – Cevad Zarinçe (77. Naim Saadevî), Kerim Baqırî, Hamid Rıza Estilî – Mehrdad Minavend, Xwedâdad Azizî (74. Ali Rıza Mansurîyan), Ali Dayî.

0-t-002.jpg

     İran, 40. dakikada Hamid Rıza Estilî ve 84. dakikada Mehdi Mahdevikia’nın attığı gollerle ABD’yi 2 – 1 yendi.

     Maçtan sonra sadece İranlılar değil, ABD emperyalizmine karşı olan tüm Asyalı, Afrikalı, Latin Amerikalı ve hatta Avrupalılar, Avrupa’nın büyük şehirlerinde saatlerce süren sevinç gösterileri yaptılar ve İslamî İran’ın zaferini, “büyük şeytan” ABD emperyalizminin yenilgisini kutladılar.

0-u-001.jpg

     Maçtan sonra bir açıklama yapan ve İran Millî Takımı’nın zaferini “cihâd” olarak niteleyen İslam İnqlabı Rehberi Seyyîd Ali Hûseynî Hamaneî, “İran İslam Devrimi’yle bugüne dek her alanda yaptığı tüm savaşları kaybeden ABD emperyalizmi, bir yenilgi de futbolda aldı” dedi ve millî takımı kutladı.

     İran, Irak, Lübnan ve Filistin’deki sevinç gösterileri sabahlara dek sürdü.

     O zaman ABD Başkanı olan Bill Clinton, sonraki yıllarda emekli olduktan sonra kaleme aldığı hatırâlarında, “Sekiz yıllık başkanlık dönemimde bana en fazla acı veren olay, Dünya Kupası’nda İran’a yenildiğimiz futbol maçıydı” diye yazacaktı.

0-u-002.jpg

     İran’ın gruptaki son maçı Almanya ileydi. 25 Haziran’da, Montpellier’deki Mosson Stadı’nda oynanan, Paraguaylı hakem Epifanio Gonzáles Chávez’in yönettiği ve 35 bin 500 kişinin izlediği maçı İran, ikinci yarıda yediği gollerle 2 – 0 kaybetti ve kupadan elendi.

     İslam dünyasının 1998’deki son temsilcisi olan Tunus ise grubunda Romanya, İngiltere ve Kolombiya ile mücâdele ediyordu.

     Tunus, ilk maçını 15 Haziran’da, Marsilya (Marseille)’daki Vélodrome Stadı’nda İngiltere’ye karşı oynadı ve 2 – 0 kaybetti. 54 bin 587 kişinin izlediği bu maçı Japon hakem Masayoşi Okada yönetmişti.

     Tunus, ikinci maçını yedi gün sonra, Montpellier’deki Mosson Stadı’nda Kolombiya’ya karşı oynadı. Alman hakem Bernd Heynemann’ın yönettiği ve 35 bin 500 kişinin izlediği bu maçı da Tunus 1 – 0 kaybetti.

     Son maçını 26 Haziran’da, St. Denis’teki Fransa Stadı’nda oynayan Tunus, Avustralyalı hakem Edward Lennie’nin yönettiği ve 80 bin kişinin izlediği bu maçta Romanya ile 1 – 1 berabere kaldı ve elendi. Bu maçta Tunus’un golünü 10. dakikada penaltıdan İskender Suwaye attı.

     Turnuvada İslam dünyasını temsil eden beş ülkeden sadece biri (Nijerya) ikinci tura çıkmayı başarabilmişti böylece.

     İkinci turda Nijerya’nın rakibi Danimarka idi. 28 Haziran’da, St. Denis’teki Fransa Stadı’nda 80 bin kişi önünde oynanan maçta Nijerya çok kötü bir oyun sergiledi ve 4 – 1 yenilerek kupaya vedâ etti. İsviçreli hakem Urs Meier’in yönettiği maçta Nijerya’nın tek golünü, 77. dakikada Tijani Babangida attı.

     1998 Dünya Kupası’nda İslam ülkelerinin elde ettiği en önemli başarı, İran millî takımının kazandığı “Fair – Play” ödülüydü. “Dünya Kupası’nın en centilmen takımı” seçilen İran futbol takımına “Fair – Play” ödülü, ABD maçına İranlı futbolcuların ellerinde çiçeklerle çıkmasından dolayı verilmişti.

0-v.jpg

     JAPONYA – GÜNEY KORE 2002

     “İSLAM DÜNYASININ ‘ALTIN ÇAĞI’”

     2002’de Japonya ve Güney Kore’de ortaklaşa düzenlenen 17. Dünya Kupası, Asya kıt’âsında düzenlenen ilk Dünya Kupası idi ve bu kupaya İslam dünyası yine beş ülkeyle katılmıştı: Sénégal, Türkiye, Suudî Arabistan, Nijerya ve Tunus.

     Sénégal’in grubunda, son dünya şampiyonu Fransa, Danimarka ve Uruguay vardı.

0-w.jpg

     Sénégal, Dünya Kupaları’ndaki ilk maçını, 31 Mayıs 2002’de, Güney Kore’nin başkenti Seul’de, kaderin cilvesi olsa gerek, “baş düşmanı” olan Fransa’ya karşı oynadı. Birleşik Arap Emirlikler’nden Ali Buysaim’in hakemlik yaptığı bu maç, kupanın açılış maçıydı ve Sénégal, 62 bin 561 seyirci önünde, Pepe Bouba Diop’un 30. dakikada attığı golle Fransa’yı 1 – 0 yendi.

0-x.jpg

     Maçtan sonra tüm Sénégal bayram havası yaşadı, halk sabahlara kadar sevinç gösterileri düzenledi. Sénégalliler, “Bizim bu Dünya Kupası’nda tek hedefimiz vardı, o da aynı gruba düştüğümüz Fransa’yı yenmek; amacımıza ulaştık, artık isterse ülkemiz geri kalan tüm maçlarını kaybetsin” diyorlardı. Sénégal’in kazandığı bu zaferi yalnızca Sénégal halkı değil, diğer Afrika ülkelerindeki halklar da sevinçten sokaklara dökülerek saatlerce kutladılar.

0-y.jpg

     Sénégal, bu maça şu kadrolarıyla çıkmıştı:

     Tony Sylva – Ferdinand Coly, Lamine Diatta, Pepe Malik Diop, Ömer Daf – Musa N’Diaye, Selif Diao, Aliyu Cissé, Pepe Bouba Diop – Xelîlu Fadiga, El- Hecî Diouf.

0-z.jpg

     İkinci maçını altı gün sonra, Güney Kore’nin Taegu kentinde Danimarka’ya karşı oynayan Sénégal, Guatemalalı hakem Carlos Batres’in yönettiği ve 43 bin 500 seyirci önünde oynanan bu maçta rakibiyle 1 – 1 berabere kaldı. Maçın 52. dakikasında Sénégal’in golünü atan Selif Diao, 80. dakikada kırmızı kart görerek takımını sahada 10 kişi bıraktı.

     Sénégal’in, 11 Haziran’da, Güney Kore’nin Suwon kentindeki son grup maçı çok ilginç geçti. 33 bin 681 kişinin izlediği ve Hollandalı hakem Jan Wegereef’in düdük çaldığı maçta, Sénégal’in râkibi Uruguay’dı. Sénégal, 20. dakikada Xelîlu Fadiga’nın penaltıdan ve 26. ile 38. dakikalarda Pepe Bouba Diop’un attığı 2 golle maçın ilk yarısını 3 – 0 önde kapadı. Ancak ikinci yarıda 3 gol yedi ve maç 3 – 3 berabere bitti.

     Sénégal, namağlub (yenilmeden) 2. Tur’a çıkmayı başardı. İlk kez katıldığı Dünya Kupası’nda başarılı maçlar çıkarıp bir üst tura çıkan Sénégal, geçen yıl kazandığı “Afrika Şampiyonluğu”nun tesadüf olmadığını da ispatlamış oluyordu böylece.

     İslam dünyasının ikinci temsilcisi olan Türkiye’nin grubunda ise, dünya devi Brezilya’nın yanısıra Kosta Rika ve Çin Halk Cumhuriyeti vardı.

0-za.jpg

     Türkiye’nin ilk maçı 3 Haziran’da, Güney Kore’nin Ulsan kentinde Brezilya ileydi. Güney Koreli hakem Kim Yung – Çu’nun yönettiği maçı 33 bin 842 kişi izliyordu. Türkiye, ilk yarının son saniyelerinde Galatasaray’ın Adanalı futbolcusu Hasan Şaş’ın attığı golle devreyi 1 – 0 önde kapamasına rağmen, ikinci yarıda yediği gollerle maçı 2 – 1 kaybetti.

0-zb.jpg

     İkinci maçını altı gün sonra, Güney Kore’nin İnç’on kentinde, 42 bin 299 kişi önünde Kosta Rika’yla oynayan Türkiye, Beninli hakem Coffi Cojida’nın yönettiği maçta rakibiyle 1 – 1 berabere kaldı. Türkiye’nin golünü 56. dakikada, İtalya’nın Inter Milan (Internazionale Milan) takımında forma giyen Erzurumlu futbolcu Emre Belözoğlu attı.

     Son ve kader maçına 13 Haziran’da, Güney Kore’nin başkenti Seul’de, Kolombiyalı hakem Oscar Ruiz’in idaresinde ve 43 bin 605 izleyicinin nazarında, Çin Halk Cumhuriyeti’ne karşı şu kadroyla çıktı, Türkiye:

     Rüştü Rençber (35. Ömer Çatkıç) – Fatih Akyel, Emre Aşık, Bülent Korkmaz, Hakan Ünsal – Ümit Davala, Tugay Kerimoğlu (84. Tayfur Havutçu), Emre Belözoğlu, Yıldıray Baştürk (70. İlhan Mansız) – Hakan Şükür, Hasan Şaş.

     Türkiye, 6. dakikada Hasan Şaş, 9. dakikada Galatasaray’ın ve A Millî Takım’ın Malatyalı kaptanı Bülent Korkmaz ve 85. dakikada İtalya’nın AC Milan takımında forma giyen Afyonlu futbolcu Ümit Davala’nın attığı gollerle Çin’i 3 – 0 yenerek 2. Tur’a yükseldi.

0-zc.jpg

     İslam dünyasının üçüncü temsilcisi olan Suudî Arabistan’ın grubunda ise Almanya, Kamerun ve İrlanda bulunuyordu.

     Suudî Arabistan ilk maçını 1 Haziran’da, Japonya’nın Sapporo kentinde Almanya’ya karşı oynadı. Paraguaylı hakem Ubaldo Aquino’nun yönettiği ve 32 bin 218 kişinin izlediği maçta Suudîler 8 – 0 gibi farklı bir skorla yenilerek dünyaya rezil oldular.

     6 Haziran’da, Japonya’nın Saitama kentindeki ikinci maçına büyük bir moral bozukluğu içinde çıkan Suudîler, 52 bin 328 kişi önünde Norveçli hakem Terje Hauge’nin düdük çaldığı bu maçta Kamerun’a 1 – 0 yenildiler.

     Suudî Arabistan, son maçını 11 Haziran’da, Japonya’nın Yokohama kentinde İrlanda’ya karşı oynadı ve bu maçı da 3 – 0 kaybetti. Sénégalli hakem Falla N’Doye’nin yönettiği maçı 65 bin 320 kişi izlemişti.

     Oynadığı her üç maçını da kaybeden, bu üç maçta tek gol bile atma becerisi gösteremeyip kalesinde 12 gol gören Suudî Arabistan, 2002’deki bu görüntüsüyle, “bir Dünya Kupası’nı en başarısız şekilde geçiren Müslüman ülke” sıfatını kazandı.

     İslam dünyasının dördüncü temsilcisi olan Nijerya ise grubunda Arjantin, İsveç ve İngiltere ile mücadele ediyordu.

     2 Haziran’da, Japonya’nın İbaraki kentinde dünya devi Arjantin’e karşı ilk maçına çıkan Nijerya, bu maçı 1 – 0 kaybetti. Fransız hakem Gilles Veissiere’nin yönettiği müsabakayı 34 bin 50 kişi izledi.

     Beş gün sonra, Japonya’nın Kobe kentinde İsveç’e karşı ikinci maçına çıkan Nijerya, Bolivyalı hakem Rene Ortube’nin yönettiği ve 36 bin 194 seyircinin izlediği bu maçı da 2 – 1 kaybetti. Nijerya’nın golünü 27. dakikada Julius Aghahowa attı.

     12 Haziran’da, Japonya’nın Osaka kentinde, ABD’li Brian Hall’ın hakemliğinde ve 44 bin 864 izleyici önünde İngiltere ile 0 – 0 berabere kalan Nijerya, kupaya vedâ etti.

     İslam dünyasının son temsilcisi olan Tunus’un grubunda ise Rusya, Belçika ve ev sahibi Japonya vardı.

     Tunus, ilk maçını 5 Haziran’da, Japonya’nın Kobe kentinde Rusya’ya karşı oynadı ve 2 – 0 kaybetti. 30 bin 957 kişinin izlediği bu maçı Jamaikalı hakem Peter Prendergast yönetmişti.

     Tunus, beş gün sonra, Japonya’nın Oita kentinde Belçika ile 1 – 1 berabere kaldı. Avustralyalı hakem Mark Shield’in yönettiği ve 37 bin 900 kişinin izlediği maçta Tunus’un sayısını 17. dakikada Rauf Buzayene kaydetti.

     Tunus’un son maçı ev sahibi Japonya ileydi. 14 Haziran’da Japonya’nın Osaka kentinde oynanan ve Japonya’nın 2 – 0 kazandığı maçı, Fransız hakem Gilles Veissiere, 45 bin 213 kişi önünde yönetmişti. Böylece Tunus da elendi.

     İslam dünyası kupaya beş ülkeyle katılmış, sadece iki ülke (Sénégal ve Türkiye) bir üst tura çıkmayı başarabilmişlerdi.

     2. Tur’da Sénégal’in rakibi İskandinavya ülkesi İsveç idi. 16 Haziran’da, Japonya’nın Ōita kentinde oynanan maçta Paraguaylı hakem Ubaldo Aquina düdük çalıyor ve tribünlerde 39 bin 747 kişi oturuyordu.

0-zd.jpg

     Sénégal, maça şu kadroyla çıktı:

     Tony Sylva – Ferdinand Coly, Lamine Diatta, Pepe Malik Diop (66. Habib Beye), Ömer Daf – Pepe Bouba Diop, Aliyu Cissé, Pape Thiaw, Emdi Faye – Henry Camara, El- Hecî Diouf.

     Maçın 90 dakikası 1 – 1 berabere sona erdi. Sénégal’in golünü 37. dakikada Henry Camara attı. Maç uzatmaya gitti ve “altın gol” kuralına geçilmişti. Yani gol atan takım maçı bitirecekti. Yine Henry Camara sahneye çıktı ve 104. dakikada attığı golle Sénégal, İsveç’i 2 – 1 yenip çeyrekfinale yükselen takım oldu.

     Sénégal, Dünya Kupaları’nda çeyrekfinale yükselen ilk İslam ülkesi olarak tarihe geçti.

0-ze.jpg

     İki gün sonra, 18 Haziran’da, Japonya’nın Miyagi kentinde ise diğer bir İslam ülkesi olan Türkiye’nin 2. Tur maçı vardı. Türkiye, ev sahibi Japonya’ya karşı oynuyordu. Dünyanın en ünlü hakemi olan İtalyan Pierluigi Collina’nın yönettiği ve 45 bin 666 kişinin izlediği maça Türkiye şu kadroyla çıktı:

     Rüştü Reçber – Fatih Akyel, Alpay Özalan, Bülent Korkmaz, Hakan Ünsal – Ümit Davala (74. Nihat Kahveci), Tugay Kerimoğlu, Ergün Penbe, Yıldıray Baştürk (90. İlhan Mansız) – Hasan Şaş (85. Tayfur Havutçu), Hakan Şükür.

     Türkiye, 12. dakikada Ümit Davala’nın attığı golle Japonya’yı 1 – 0 yendi ve çeyrekfinale yükselen ikinci Müslüman ülke oldu.

0-zf.jpg

     İki İslam ülkesi birden çeyrekfinale yükselmişti. Dünyanın en büyük 8 ülkesinden 2’si Müslüman’dı. İlginçtir ki, çeyrekfinalde eşleşmiş ve biribirlerine rakip olmuşlardı: Sénégal ve Türkiye.

     Bugüne dek Dünya Kupaları’nda hiçbir İslam ülkesi çeyrekfinal yüzü görmemişken, 2002 Dünya Kupası’nda iki İslam ülkesi, çeyrekfinalde biribirlerine karşı oynayacaklardı.

0-zg-001.jpg

     22 Haziran’da, Japonya’nın Osaka kentinde Sénégal ile Türkiye, çeyrekfinal maçında karşı karşıya geldiler. Kolombiyalı hakem Óscar Ruiz’in yönettiği ve 44 bin 233 kişinin izlediği bu maça takımlar şu kadrolarıyla çıktılar:

     Sénégal: Tony Sylva – Ferdinand Coly, Pepe Malik Diop, Lamine Diatta, Ömer Daf – Pepe Bouba Diop, Aliyu Cissé, Selif Diao, Henry Camara – El- Hecî Diouf, Xelîlu Fadiga.

     Türkiye: Rüştü Reçber – Fatih Akyel, Alpay Özalan, Bülent Korkmaz, Emre Belözoğlu (90. Arif Erdem) – Ümit Davala, Tugay Kerimoğlu, Ergün Penbe, Yıldıray Baştürk – Hasan Şaş, Hakan Şükür (67. İlhan Mansız).

0-zh.jpg

     Maçın normal süresi golsüz sona erdi ve maç uzatmaya gitti. 94. dakikada, Beşiktaş’ın Eskişehirli futbolcusu İlhan Mansız’ın attığı “altın gol”, Türkiye’yi yarıfinale taşıdı.

0-zi-001.jpg

     Türkiye, Dünya Kupaları’nda yarıfinale yükselen ilk İslam ülkesi olarak tarihe geçti.

     Yarıfinalde Türkiye’nin karşısına, 1. Tur’da aynı grupta mücadele ettiği ve  2 – 1 yenildiği Brezilya çıkmıştı, yine. Türkiye, Brezilya’yı yenip ilk maçtaki yenilginin intikamını almak istiyordu.

     26 Haziran’da, Japonya’nın Saitama kentinde oynanan maçta gülen taraf, 1 – 0’lık sonuçla yine Brezilya oldu. 61 bin 58 kişi önünde oynanan ve Danimarkalı hakem Kim Milton Nielsen’in yönettiği maçın tek golünü, 49. dakikada, “dünyanın en iyi futbolcusu” olarak kabul edilen ve bu Dünya Kupası’nda 8 golle “Gol Kralı” olan Ronaldo Luís Nazário de Lima attı.

0-zj.jpg

     29 Haziran’da, Güney Kore’nin Taegu kentinde Türkiye ile Güney Kore, “üçüncülük maçı” oynadılar. Türkiye, maçın ilk saniyelerinde Hakan Şükür’ün attığı 1 gol ve 13. ile 32. dakikalarda İlhan Mansız’ın attığı 2 gol ile Güney Kore’yi 3 – 2 yendi ve “dünya üçüncüsü” oldu.

0-zk-001.jpg

     Maçın henüz 27. saniyesinde, Galatasaray’ın Sakaryalı futbolcusu Hakan Şükür’ün attığı gol, “Dünya Kupaları tarihinde bir maçta atılan en erken gol” olarak tarihe geçti.

0-zl.jpg

     ► ALMANYA 2006

     “İSLAM ÜLKELERİNİN TEK GALİBİYETİ BİLE YOK”

     2006’da Almanya’da düzenlenen 18. Dünya Kupası’na İslam dünyasından dört ülke mücadele ediyordu: İranTogo, Tunus ve Suudî Arabistan.

     Bu ülkeler içinde en güçlü takım olan İran, grubunda Portekiz, Meksika ve Angola engellerini aşmak zorundaydı. Dört takımdan her birinin farklı bir kıt’â ülkesi olduğu çok ilginç bir gruptu, bu: Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika; her kontinentten bir ülke vardı.

     İran ilk maçını 11 Haziran günü Bavyera (Bayern) eyaletinin Nürnberg şehrindeki Frankenstadion (Frankonya Stadı)’da 41 bin seyirci önünde oynadı. İtalyan hakem Roberto Rosetti’nin yönettiği maçta rakip, Meksika idi. Maçı Meksika 3 – 1 kazandı. İran’ın tek golünü 36. dakikada Yahya Gülmuhammedî attı.

    17 Haziran günü Hessen eyaletinin Frankfurt şehrindeki Wald – Stadion (Orman Stadı)’da Portekiz’e karşı ikinci maçına çıkan İran, bu maçı da 2 – 0 kaybetti. Maçta Fransız hakem Eric Poulat, 48 bin seyirci önünde düdük çalmıştı.

     Son maç 21 Haziran günü Sachsen (Saksonya) eyaletinin Leipzig şehrindeki Zentralstadion (Merkez Stadı)’da Afrika temsilcisi Angola’ya karşıydı. 38 bin biletli seyircinin izlediği ve Avustralyalı Mark Shield’in hakemlik yaptığı maçta İran ile Angola 1 – 1 berabere kaldılar ve ikisi de kupadan elendiler. Maçta İran’ın golü, 75. dakikada Suhreb Baxtiyarîzâde’nin kafasından gelmişti.

     İslam dünyasının diğer temsilcisi ise, tarihinde ilk kez Dünya Kupası’na katılan Togo idi. Afrika’nın küçük ülkesi Togo, tam bir kapalı kutuydu. Onları kimse tanımıyordu. Ne yapabileceklerini kimse tahmin edemiyordu. Togo’nun en büyük avantajı da işte buydu. Yani onlar rakiplerini iyi tanıyorlar, ama rakipleri onları hiç tanımıyordu. Togo’nun hedefi, bir önceki kupada (2002) Sénégal’in yakaladığı başarıyı tekrarlamaktı.

0-zm-001.jpg

     Togo ilk maçına 13 Haziran günü Frankfurt şehrindeki Wald – Stadion (Orman Stadı)’da çıktı. Tarihindeki ilk Dünya Kupası maçında Togo’nun rakibi, Asya temsilcisi Güney Kore idi. İngiliz hakem Graham Poll’un yönettiği ve tibünlerde 48 bin seyircinin oturduğu müsabakanın ilk yarısını Togo, 33. dakikada Muhammed Kadir’in attığı golle 1 – 0 önde kapamasına rağmen, ikinci yarıda yediği iki golle sahadan 2 – 1 boynu bükük ayrıldı.

     İkinci maçını 19 Haziran günü Avrupa temsilcisi İsviçre ile oynayan Togo, bu maçı da 2 – 0 kaybetti. Paraguaylı hakem Carlos Arecio Amarilla’nın düdük çaldığı ve 65 bin biletli seyircinin izlediği bu karşılaşma, Kuzey Ren Vestfalya (Nordrhein – Wesfalen) eyaletinin Dortmund şehrindeki Westfalenstadion (Vestfalya Stadı)’da oynanmıştı.

     23 Haziran günü Fransa’ya karşı son maçını oynayan Togo, bu maçı da aynı şekilde 2 – 0 kaybetti. Maç aynı eyaletin Kolonya (Köln) şehrindeki Rhein – Energie – Stadion (Ren Enerji Stadı)’da 45 bin kişi önünde oynanmış, maçı Uruguay Federasyonu’ndan Jorge Lorrianda yönetmişti. Böylece Togo, oynadığı her üç maçı da kaybederek oldukça başarısız bir grafik çizdiği turnuvadan henüz ilk turda elendi.

     İslam dünyasının üçüncü temsilcisi, bir önceki (2002) turnuvanın “en başarısız takımı” olup dünyaya rezil olan Suudî Arabistan, dördüncü temsilcisi de Mağrîb ülkesi Tunus’tu. İkisi aynı gruba düşmüşlerdi. Grubun diğer takımı ise İspanya ve Ukrayna’ydı.

     Tunus ve Suudî Arabistan, ilk maçlarını biribirlerine karşı oynadılar. Maça takımlar şu terkiple çıktılar:

     Tunus: Ali Bumnicel – Hatem Trabelsî, Razî Caidî, Kerim Hecî, David Cemalî – Cewher Mnarî, Riaz Buazizî (55. Mehdi Neftî), Adil Xedlî (69. Kayis Ğuzbane), Hamid Namuxî – Ziad Cezirî, Yasin Xixauwî (88. Kerim es- Sedirî).

     Suudî Arabistan: Mabruk Zayid – Ahmed ed- Duxî, Rida Tukar, Hamîd el- Mûnteşerî, Hûseyn Sûleymanî – Umer el- Ğamdî, Muhammed Nûr (75. Muhammed Emin), Saud Karirî, Xalîd Azîz, Newef et- Temyâd (67. Malik Muaz) – Yasir el- Qahtanî (82. Sami el- Cabîr).

     Bavyera (Bayern) eyaletinin başkenti Münih (München)’teki Allianz Arena’da oynanan maçı Avustralyalı hakem Mark Shield (İran – Angola maçının da hakemiydi), 66 bin seyirci önünde yönetti.

     Tunus 23. dakikada Ziad Cezirî’nin attığı golle 1 – 0 öne geçti ve ilk yarıyı bu şekilde önde kapattı. İkinci yarıda Suudî Arabistan, 57. dakikada Yasir el- Qahtanî’nin golüyle eşitliği sağladı. Maçın bitmesine 8 dakika kala, 82. dakikada Suudîler bir oyuncu değişikliği yaptılar. Golü atan Yasir çıktı, yerine Sami el- Cabîr oyuna girdi. Ve oyuna giren Sami, sadece iki dakika sonra (84. dakika) gol atıp Suudî Arabistan’ı 2 – 1 öne geçirdi. Maçın 90 dakikası bitmiş, Avustralyalı hakem duraklamaları oynatıyordu. Herkes “maçı Suudîler kazandı” derken, 90 + 2. dakikada Tunuslu defans oyuncusu Razî Caidî’nin attığ kafa golü, maçın skorunu belirlerdi: 2 – 2.

     İkinci maçını 19 Haziran günü Hamburg eyaletinin Hansestadt Hamburg şehrindeki AOL Arena’da Ukrayna’ya karşı oynayan Suudî Arabistan, bu maçı 4 – 0 gibi net bir skorla kaybetti. 50 bin seyirci önünde bu maçı İngiliz hakem Graham Poll yönetti. (Togo – Güney Kore maçını da yönetmişti)

     Aynı gün Baden – Württemberg eyaletinin başkenti Suttgart’ta da Tunus, güçlü rakibi İspanya’ya karşı mücadele ediyordu. Gottlieb Daimler Stadı’nda oynanan ve Brezilyalı hakem Carlos Simon’un yönettiği maçta Tunus, maçın henüz başında, 8. dakikada Cewher Mnarî’nin ayağından bulduğu golle 1 – 0 öne geçti ve 52 bin seyirci önünde güçlü İspanya karşısında ilk yarıyı önde kapadı. Ancak ikinci yarıda İspanya üç gol bularak sonuca gitti ve Tunus sahadan 3 – 1’lik yenilgiyle ayrılmak zorunda kaldı.

     Dört gün sonra da Suudî Arabistan aynı İspanya ile oynadı ve 1 – 0 kaybetti. Renanya – Palatina (Rheinland – Pfalz) eyaletinin Kaiserslautern şehrindeki Fritz Walter Stadı’nda 46 bin kişi önünde oynanan maçı Beninli hakem Coffi Codjia yönettti.

     Tunus ise aynı akşam aynı saatte Ukrayna’ya karşı oynadığı maçı aynı sonuçla, 1 – 0 kaybediyordu. Berlin Olimpiyat Stadı’nda Paraguaylı hakem Carlos Amarilla’nın yönettiği maçta tribünlerde 72 bin biletli seyirci oturuyordu.

     Böylece İspanya ve Ukrayna gruptan çıktı; sadece 1 puan alabilen ve o puanı da biribirlerine karşı oynadıkları maçta berabere kalarak alan Tunus ve Suudî Arabistan, turnuvaya vedâ ettiler.

     2006 Dünya Kupası, Müslüman ülkelerin en başarısız kupalarından biri olarak geride kaldı. Sadece 4 tane Müslüman ülke katılmıştı ve dördü de ilk turdan elendiler. Üstelik hiçbiri tek maç bile kazanamadan.

     GÜNEY AFRİKA 2010

     “AFRİKA’DA ŞAMPİYONLUK HEDEFLEYEN NİJERYA, İLK TURDA HAVLU ATTI”

     2010’da Güney Afrika’da düzenlenen 19. Dünya Kupası, Afrika kıt’âsında düzenlenen ilk Dünya Kupası idi.

     Kaderin cilvesine bakın ki, Beyaz Adam’ın Güney Afrika’da kurduğu ve sadece beyaz ırktan olanları insan kabul eden ırkçı Apartheid rejimi, 1992 tarihinde yıkılmıştı. Yani, Beyaz Adam’ın dünya hakimiyetini ele geçirdiği 1492 tarihinin tam 500. yıldönümünde. Ve yine kaderin cilvesine bakın ki, bir zamanlar ırkçı Apartheid rejimi yüzünden hiçbir ülkenin siyasî ve ticarî ilişki kurmadığı ve başta olimpiyatlar ve dünya kupaları olmak üzere tüm uluslararası spor organizasyonlarından men edilen Güney Afrika Cumhuriyeti, 2010 FIFA Dünya Futbol Şampiyonası’na evsahipliği yaptı. Apartheid yüzünden bir zamanlar bu devleti hiç tanımayan Gana, Nijerya, Kamerun, Cezayir, Fildişi Sahilleri, Kuzey Kore, Arjantin, Brezilya ve Meksika gibi ülkeler orada futbol maçı yaptılar ve Nelson Mandela da bu uluslararası organizasyonu “millî lider” sıfatıyla şeref tribününden izledi.

     Afrika kıt’âsındaki bu ilk Dünya Kupası’na İslam dünyasından sadece ve sadece iki ülke katılmaya hak kazanmıştı ve gariptir ki ikisi de Afrika kıt’âsından: Cezayir ve Nijerya.

     Özellikle Afrika’da düzenlendiği için turnuvaya “favori” olarak katılan ve gerçekten de dünyanın kendilerinden bir “dünya şampiyonluğu” beklediği, velâkin hem ülkelerini hem de dünyayı hayâl kırıklığına uğratan Nijerya’nın grubunda Arjantin, Güney Kore ve Yunanistan vardı.

    İlk maçını 12 Haziran günü iGoli / iRhawutini (İngiliz sömürgecilerin verdiği isim Johannesburg) şehrindeki Ellis Park Stadı’nda “dünya devi” Arjantin’e karşı oynayan Nijerya, bu maçı henüz 6. dakikada yediği golle 1 – 0 kaybetti. 55 bin 686 seyirci önünde oynanan bu maçı, Alman hakem Wolfgang Stark yönetmişti.

     Nijerya’nın Arjantin gibi bir dev karşısında ve üstelik sadece 1 – 0 yenilerek kaybetmesi, kimseyi o derece sarsmamıştı, normal görülüyordu. Sonuçta Arjantin, Arjantin’di! Nasıl olsa Nijerya diğer maçlarını kazanacak ve önüne çıkan rakiplerini bir bir devirecekti. Herkes öyle umuyor ve bekliyordu.

     Ancak öyle bir Nijerya yoktu; bekleyiş boşunaydı. İkinci maçını 17 Haziran günü Mangaung (Hollandalı sömürgecilerin verdiği isim Bolemfontein) şehrindeki Vrystaatstadion (Özgür Devlet Stadı)’da zayıf Yunanistan’la oynayan Nijerya, bu maçı da 1 – 0 öne geçmesine rağmen 2 – 1 kaybetti ve tüm dünyayı hayâl kırıklığına uğrattı. Kolombiyalı hakem Óscar Ruiz’in yönettiği ve 31 bin 593 seyircinin izlediği maçta Nijerya’nın tek golünü, 16. dakikada Kalu Uche attı.

     Nijerya son maçında 22 Haziran günü Asya temsilcisi Güney Kore önündeydi. Portekiz Federasyonu’ndan Olegário Benquerença’nın 61 bin 874 futbolsever önünde yönettiği maç, 2 – 2 berabere bitti. eThekwini (İngiliz sömürgecilerin verdiği isim Durban) şehrindeki Moses Mabhida Stadı’nda oynanan maçta Nijerya’nın gollerini 12. dakikada Kalu Uche ve 69. dakikada penaltıdan Yakubu Aiyegbeni attı.

     Kendisinden “dünya şampiyonluğu” beklenen Nijerya, grup sonuncusu olarak ve tek galibiyet bile alamadan turnuvaya havlu attı.

     İslam dünyasının diğer temsilcisi Cezayir ise grubunda İngiltere, Slovenya ve ABD engellerini aşmak zorundaydı.

0-zn.jpg

     Cezayir ilk maçını 13 Haziran günü Polokwane (İngiliz sömürgecilerin verdiği isim Pietersburg) şehrindeki Peter Mokaba Stadı’nda Slovenya ile oynadı ve 1 – 0 kaybetti. Guatemala Federasyonu’ndan Carlos Batres’in idare ettiği maçı 30 bin 325 seyirci izledi.

     Cezayir’in bir sonraki rakibi güçlü İngiltere idi ve maç 0 – 0 berabere bitti. iKapa (İngiliz sömürgecilerin verdiği isim Cape Town, Hollandalı sömürgecilerin verdiği isim Kaapstad) şehrindeki Kap Stadı’nda 18 Haziran günü oynanan ve 64 bin 100 biletli seyircinin izlediği maçta Özbek hakem Rewşen İrmatov düdük çalmıştı.

     Cezayir’in son maçı 23 Haziran günü Güney Afrika’nın başkenti Tshwane (İngiliz sömürgecilerin verdiği isim Pretoria)’deki Loftus Versfeld Stadı’nda ABD’ye karşı idi. Belçikalı hakem Frank de Bleeckere’nin 35 bin 827 kişi önünde yönettiği bu maçı da Cezayir 1 – 0 kaybetti ve turnuvaya vedâ etti.

     Böylece, tıpkı bir önceki (2006) kupada olduğu gibi, bu kupada da (2010) İslam ülkeleri bırakın bir üst tura çıkmayı, tek galibiyet bile alamadan evlerinin yolunu tuttular.

     … VE BREZİLYA 2014

     “İSLAM DÜNYASININ UMUDU BOSNA – HERSEK”

     2014’te Brezilya’da düzenlenen 20. Dünya Kupası, başlıyor…

     Dünya Kupası’na İslam dünyasından sadece 4 ülke katılıyor. Bunlar; İran, Bosna – Hersek, Cezayir ve Nijerya.

     1’i Asya, 1’i Avrupa, 2’si de Afrika ülkesi.

     İlginç olan; çekilen kurada bu 4 Müslüman ülkeden 3’ünün aynı gruba düşmesi. İran, Bosna – Hersek ve Nijerya, aynı grupta biribirlerine karşı mücadele edecekler. Her gruptan iki takım üst tura çıkacağına göre, bu durumda, “en kötü ihtimalle”, bu turnuvada bir Müslüman ülkenin 2. Tur’a çıkacağı şimdiden garanti. Ki hatırlatalım: Tam 12 yıldır İslam ülkelerinin Dünya Kupası’nda galibiyeti bile yok! Ancak öte yandan, “en iyi ihtimalle”, bir Müslüman ülkenin ilk turdan kupaya vedâ edeceği de şimdiden garanti, aynı zamanda. Ve bir şey daha: İran, Bosna – Hersek ve Nijerya’nın bulunduğu gruptaki diğer takım, şampiyonanın evsahibi Brezilya’dan sonraki en büyük favorisi olan Arjantin.

     Diğer İslam ülkesi Cezayir ise, grubunda Rusya, Belçika ve Güney Kore engellerini aşmak zorunda. Turnuvadaki diğer ekiplerle kıyaslandığında, şanslı bir gruba düştüğü söylenebilir.

     Dünya Kupası’na Nijerya 5. kez, Cezayir ve İran 4. kez (biri devrimden önce üçü devrimden sonra), ve fakat Bosna – Hersek ilk kez katılıyor.

     “Dünya Kupası’na katılan ilk Avrupalı İslam ülkesi” olan Bosna – Hersek’in finallerde nasıl bir grafik çizeceğini herkes merakla bekliyor. Oldukça güçlü ve bir o kadar da sempatik bir takım kurmuş olan Bosna – Hersek, 2014 Dünya Kupası’nda İslam dünyasının en büyük umudu durumunda.

     Bizler bu dört ülkeden de çok şeyler bekliyoruz. Ama futbolun içinde olanlar iyi bilirler: Hiç bir maç, oynanmadan kazanılmıyor.

     Bekleyelim, görelim. Bu bir Dünya Kupası.

     Top yuvarlaktır. Dünya da.

sediyani@gmail.com 

BREZİLYA’DA DÜZENLENEN 2014 DÜNYA KUPASI’NDA BOY GÖSTERECEK OLAN İSLAM ÜLKELERİ

1-034.jpg

İran

2-030.jpg

Bosna – Hersek

3-029.jpg

Cezayir

4-021.jpg

Nijerya

     UFKUMUZ

     10 HAZİRAN 2014

 

 

1845 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap FIFA Dünya Kupaları’nda İslam Ülkeleri

  1. Haketmedin Öğrenmeye dedi ki:

    Yazının bir bölümünde;
    ‘…1950’nin Haziran ayında “mesafe uzak, uçak biletleri pahalı, o kadar paramız yok” diyerek millî takımı Brezilya’ya göndermeyen devlet, sadece üç ay sonra, Eylül ayında işgalci ABD ordusunun emrine vermek için hiç düşünmeden bir tabur dolusu askeri Brezilya ile aynı uzaklıktaki ve fakat ters taraftaki Kore’ye savaşmak için gönderecek, yol masraflarını da devlet hazinesinden ödeyecekti.’…
    yazmışsınız. Amerika yandaşı değilim ama bu insanları kandırmak olur. Askerleri Kore’ye götüren tam donanımlı ABD gemisiydi. Bütün masrafları karşılayan yine ABDydi. Gemide bizim askerlere eğitim bile verildi. 5 yıldızlı otelde nasıl ağırlanırsa öyle ağırladılar yol boyunca. (…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir