Ermeni Katliâmına Karşı Çıkan İslam Âlimleri

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

     Yaşadığımız topraklarda son yüz yıllık yakın tarihte gerçekleşmiş en korkunç hadiselerden biri olan 1915 Ermeni Katliâmı’nın bu yıl 99. yıldönümü. Her 24 Nisan’da olduğu gibi, bu yıl da o korkunç faciâ yeniden belleklere kazınıyor, katliâmın kurbanları acıyla yâd ediliyor.

     Osmanlı bakiyesi topraklarda İslam’ın tüm izlerini silip Türk ırkçılığına dayalı yeni bir rejim kurmaya çalışan İttihat–Terakki kadrolarının gerçekleştirdiği ve bir kısım Müslüman halkı da buna alet ettiği olaylarda bilinmeyen, daha doğrusu hiç gösterilmeyen bir gerçek var: O da, laik–seküler İttihat–Terakki kadrolarının Ermeni halkına yönelik yürürlüğe koyduğu katliâm ve tehcir harekâtına en güçlü bir şekilde karşı çıkanların ve verdikleri fetvâlarla bu katliâmı engellemeye çalışanların, İslam âlimleri olması.

     Bu yazımızda, 1915 olayları esnasında Kürdistan ulemâsının takındığı tutumla ilgili çarpıcı bilgiler aktarmak istiyoruz.

     Yeni kurulan rejime karşı gerçekleştirilen hem ilk büyük İslamî kıyamın hem de ilk büyük Kürt direnişinin rehberi olan Şeyh Said Efendi (rh. a.), ilk başkaldırısını sanıldığı gibi 1925 yılında laik ve “dînsiz” bir rejimin kurulmasından dolayı değil, ondan 10 yıl önce, 1915 yılında Ermeni katliâmı nedeniyle ortaya koymuştur. Şeyh Said’in ilk başkaldırısı 1925’te değil, 1915’te Ermeni katliâmı dolayısıyladır.

     I. Dünya Savaşı (1914 – 18) esnasında yaşanan Ermeni katliâmına Şeyh Said ve Kürdistan’ın diğer önde gelen İslam âlimleri şiddetle karşı çıkmış, bunun bir katliâm ve zûlüm olduğunu beyan ederek “Haram” olduğuna dair fetvâ vermişlerdir. Ermeni halkına yönelik politikalarının önünde Şeyh Said’i engel olarak gören İttihatçılar, katliâmdan hemen önce Şeyh Said Efendi’yi Erzurum – Hınıs’tan Diyarbekir – Piran’a sürmüşlerdir. Şeyh Said’in 1915 başında Piran’a sürgün edilmesinin sebebi budur; Ermeni katliâmına ve hatta tehcirine şiddetle karşı çıkmasıdır.

     1915 yılındaki Ermeni katliâmına karşı çıkan ve bizzat fetvâ yayınlayarak Ermeni halkına yönelik katliâm ve zûlümlerin önüne geçmeye çalışan Kürt İslam âlimleri şunlardır:

     – Şeyh Said Efendi

     – Şeyh Said’in kardeşi Şeyh Tahir Efendi

     – Şeyh Said’in kardeşi Şeyh Mehdî Efendi

     – Şeyh Said’in amcası Şeyh Hasan Efendi

     – Melıkanlı Şeyh Abdullah Efendi

     (NOT: 1915 Ermeni Katliâmı’na karşı çıkan bu âlimlerin tamamı, 1925 Kürdistan İslamî Kıyamı’nın öncü isimleridirler.)

     Şeyh Hasan Efendi “Palu müftüsü”dür. Karşı fetvâ veriyor. Şeyh Said Efendi, Ermeni halkına karşı yapılan saldırılara şiddetle karşı çıkıyor; bunun bir katliâm olduğunu, sabi sübyan, çoluk çocuk katlinin dîne de vicdana da uymadığını, devletin kanatları altındaki bazı dîn adamlarının “Ermeni halkının canının ve malının helâl olduğuna dair verdikleri fetvâların” asılsız olduğunu, bu tür fetvâların İslam akidesi ile bağdaşmadığını, İslam Şeriâtı’na göre dîni ve ırkı ne olursa olsun herkesin can, mal, ırz ve namus emniyetinin güvence altında olması gerektiğini yüksek sesle dile getiriyor; devletin kanatları altındaki dîn ulemâsının İslam Şeriâtı’na aykırı fetvâ verdiklerini söylüyor, Allah için değil devlet için fetvâ verdiklerini ilân ediyor.

     Şeyh Said Efendi, İttihatçı projeler karşısında bir “tehlike” haline geliyor. Daha ortada ne Türkiye Cumhuriyeti var ne de Kemalizm. Şeyh Said’i anlatan eserler O’nu hep “Kemalizm’e karşı başkaldırı” olarak ifade ediyor ama Şeyh Said’in itirazları ve başkaldırısı Kemalizm’den çok önceleri başlıyor.

     Şeyh Said daha I. Dünya Savaşı yıllarında halka şunları anlatıyor: “İttihatçılar, bu Enver Paşalar, Talat Paşalar, bunlar hepsi ırkçı insanlardır. Zalim adamlardır. Bunlar Ermeniler’i de öldürecekler, Kürtler’i de öldürecekler. Önce Ermeniler’i ortadan kaldıracaklar, onların işini bitirdikten sonra da bu kez Kürtler’i yok edecekler. Bunların zihninde var bunlar. Konuşmalarında var, projelerinde var, pratiklerinde var.”

     Bunun üzerine Şeyh Said Efendi’yi Piran’a sürgün ediyorlar. 1915 başında; kışın ortasında. Şeyh Said’i bölgeden uzaklaştırdıktan sonra da katliâmlar başlıyor.

     Şeyh Said’in kardeşi Şeyh Tahir’in torunu olan Hak, Adalet ve Hürriyet için Kürdistan İslamî İnisiyatifi (Azadî İnisiyatifi) kurucu üyesi Av. Muhammed Dara Akar’ın verdiği bilgiye göre, Şeyh Said’in Ermeni katliâmına karşı çıkan fetvâsı şu anda Ermeni Patrikhanesi’nin elindedir. Ermeni Patrikhanesi’nde muhafaza edilen bu fetvâ, Şeyh Said’in orijinal fetvâsıdır.

     Fetvâyı birkaç kez kendilerinden isteyen ve çok uğraştığı halde verilmeyen Av. Muhammed Dara Akar, 2012 yılında Ufkumuz sitesine verdiği bir mülakatta şöyle diyordu: “Bunu kendileriyle sözlü olarak konuştum. İnkâr etmiyorlar, kabul ediyorlar. Ermeni Patrikhanesi yetkilileri bana dediler ki, ‘Biz biliyoruz, kabul ediyoruz. Şeyh Said ve ailesi bu katliâma karşı çıkmıştır.’ Şu anda Aram Ateşyan var, Ermeni patriğidir. 7 – 8 sene önce ben gittim yanına konuştum, bana dedi ki, ‘Evet ben biliyorum, kabul ediyorum. Belgesi var bizde. Şeyh Said Efendi bu mezalime kesin olarak karşı çıkmıştır.’ Dedim, ‘İyi ama bunu sözlü ifade etmemizin bir anlamı yok ki’. O da dedi, ‘Hayır, sözlü değil. Bizde belgesi var. Fetvâsı elimizdedir’.”

     Ermeni Partikhanesi yetkililerinin söylediklerine göre, Şeyh Said fetvâsında, bunun kıt’âl olduğunu, zûlüm olduğunu, İslamiyet’te yeri olmadığını açık bir şekilde belirtiyor.

     Hatta tehcîri bile kabul etmiyor, Şeyh Said Efendi. Yani bırakın katliâmı, tehcîri de kabul etmiyor.

sediyani@gmail.com

     TARAF GAZETESİ

     18 NİSAN 2014

ermeni katliamı

 

2201 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Ermeni Katliâmına Karşı Çıkan İslam Âlimleri

  1. Xakî Bîngol dedi ki:

    Muşun Sahag koyundenim. Bizim koyde olan ermenileri, Annemin dedesi Melle Huseynê Temir tarafindan ozmanin imkanlarina gore yemek gibi ihtiyaclarda hazirlanarak kilometrelerce eşlik edilerek Zulumden kurtarilmiştir. Bu dedem Melle Huseyin, ayni zamanda Şêx Said Efendinin bir Askeridir. Kisa bir bilgi olarak paylaşmak istedim … selamlar…
    Not: Bilgileri Bizat ben Nenem Eyşê hanimdan duymuşum. Yanî Melle Huseyn’nin oz kizindan..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir