Diyarbekir Bugün Kürdistan’ın Başkentiydi

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

“Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allâh’a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.”

(Şûrâ sûresi, 40. âyet)

     Kürdistan’ın kadim başkenti Diyarbekir, bugün tarihî bir gün yaşadı.

     Diyarbekir bugün Kürdistan’ın başkentiydi. Kürdistan da barış ve kardeşliğin.

     Bize bu günü yaşatan Allâh Tebareke ve Teâlâ’ya sonsuz hamd olsun. Buna vesile olanlara tüm kalbimizle müteşekkiriz.

     Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ve Kürdistan Demokrat Partisi (PDK) dışında, her türlü tebrik ve teşekkürü hakkeden üçüncü bir parti daha vardı bugün: Barış ve Demokrasi Partisi (BDP).

     Her üç siyasî partinin / hareketin de bugün ortaya koyduğu davranış, uzun yıllardır yitirdiğimiz “erdem ve fazilet” melekelerinin yeniden yeşermesine, bu melekelerin insanlık tarihinde ilk yeşerdiği yer olan aynı topraklarda yeniden filizlenmesine vesile oldu.

     Hem Kürdistanlı bir Kürt olarak ve hem de bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, fakat herşeyden önce bir Müslüman olarak, kendi adıma, bugün Diyarbekir’de yaşanılan güzellikler için hem AK Parti’ye, hem KDP’ye, hem de BDP’ye can-ı gönülden teşekkür ediyor, gurbetten en kalbî selamlarımı gönderiyorum.

     Bugün hakikaten tarihî bir gün yaşandı Diyarbekir’de.

     Irak Kürdistan Federe Devleti Başkanı Mesud Barzanî, Diyarbekir’i ziyaret etti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti tarafından yoluna kırmızı halılar serilerek karşılandı….

     Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Kürt lider, Türkiye Kürdistanı’nın bir şehrinde “Kürdistan Yönetimi Lideri” sıfatıyla konuştu…

     37 yıldır sürgünde, diasporada yaşayan ve ülkesine gelemeyen Kürt halk sanatçısı, “yaşayan efsane” Şıvan Perwer, Diyarbekr’e geldi ve halka konser verdi….

     Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Türkiye Başbakanı, Kürdistan’a “Kürdistan” dedi…

     Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Türkiye Başbakanı’nın önünde Kürdistan bayrakları dalgalandırıldı ve Başbakan, Kürdistan bayraklı kalabalığa hitaben konuştu, onları selamladı, kucakladı…

     Ama hepsinden daha önemlisi, şuydu:

     Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Hükûmet, “Kürdistan” ismine ve Kürdistan bayraklarına “bölücü” değil, “birleştirici” unsur gözüyle baktı.

     20. yy’ın ilk yarısında “bölünen” Kürdistan, 20. yy’ın ikinci yarısında “bölen” Kürdistan, 21. yy’da ise “birleştiren” Kürdistan gerçeği var önümüzde.

     Ve birşey daha, kardeşlerim, birşey daha:

     Başbakan Erdoğan bugünkü konuşmasında, – anlama özürlüler pek anlamadıysalar da – Kürdistan topraklarının dört parçaya bölünmüş olduğunu da dile getirdi ve Kürdistan’ın bölünmüşlüğüne içten içe isyan etti.

     Bütün bunlara sevinmek, yaşanan bütün bu güzellikler karşısında sevinç duymak için, bilmiyorum, insanın “Kürt dostu” mu olması gerekiyor yoksa “Kürt düşmanı” mı?

     Ben mazlum Kürt halkının düşmanı olmadığım için, bugün yaşanan bütün bu güzellikler karşısında büyük bir mutluluk duydum, sevinç duydum.

     Bütün bu yukarıda saydıklarımın hepsi, bugün Diyarbekir’de yaşandı.

     Bunlardan daha fazlası, zaten olsa olsa “Kürt Devleti”nin kurulmasıdır. O da şıp diye olmaz. Onu şıp diye yapabilenler, böyle bir yetenekleri olanlar, sadece “Twitter kargaları”dır ve iş bu “Twitter kargaları” her gün Twitter’de yeni devlet kuruyorlar zaten.

     Yapabiliyorlar; çünkü onların devlet kurmak için ne bir toprak parçasına ihtiyaçları var, ne de bir halka. Tarihe, sosyolojiye de ihtiyaçları yok.

     Kendilerini sadece bir yolla ifade edebiliyorlar: Başkalarını kötüleyerek.

     Ama bizim ihtiyacımız var.

     Bizim toprağımıza, halkımıza ihtiyacımız var. Toprağımızın özgürlüğüne, halkımızın mutluluğuna ihtiyacımız var.

     Sevgiye, adalete ihtiyacımız var.

     Bunu kendi halkımıza hizmet ederek gerçekleştireceğiz, başka halklara saldırıp küfrederek değil. İyi bir Müslüman olmanın yolu, camiye hizmettir; kiliseye ve sinagoga küfretmek değil.

     Bilmem anlatabiliyor muyum?

     Hiçbir kavme, mezhebe, kültüre saldırıp hakaret etmeden, hiçbir halkın değerlerini aşağılamadan da Kürt halkına ve Kürdistan’a hizmet edebiliriz.

     Bilmem anlatabiliyor muyum?

     Kim Kürt halkına, Kürt diline, Kürt kültürüne, Kürt edebiyâtına, Kürt tarihine daha çok hizmet ediyorsa, buna yönelik çalışmalar ortaya koyuyor ve eserler veriyorsa, gerçek “yurtsever / vatansever” odur; kim Türkler’e, Farslar’a ve Araplar’a daha çok küfrediyorsa, o değil!

     Bilmem anlatabiliyor muym?

     Kendimiz dışındaki herkesi kendimizden nefret ettirerek, dünyayı ve etrafımızdaki halkları kendimize düşman ettirerek özgürlük mücadelesi verilmez. Kürd’ün asaletine yakışır, öylesine asil bir özgürlük mücadelesi vermeliyiz ki, dünyadaki ve etrafımızdaki halklar da bize saygı duysun. Düşman bile saygı duysun! Tıpkı Aliya İzzetbegoviç’in asil ve erdemli yolu gibi.

     Bilmem anlatabiliyor muyum?

     Dünyanın farklı coğrafyalarında, bizimle aynı durumda olan ve verdiğimiz mücadele ile aynı mücadeleyi veren başka halklar da var. Hem Hristiyan dünyada, hem de İslam dünyasında. Fakat bizimle aynı mücadeleyi veren hiçbir Müslüman kavim (Tuaregler, Filistinliler, Çeçenler, Keşmirliler, Rohingyalar, Doğu Türkistanlılar…), İslam ümmetine ve dünyadaki bütün Müslüman milletlere düşmanlık yaparak, kendileri dışındaki bütün Müslümanlar’ı kendilerinden nefret ettirerek, düşman ettirerek yapmıyor mücadelesini. Aynı şekilde, bizimle aynı mücadeleyi veren hiçbir Hristiyan kavim (Katalonlar, Basklılar, Korsikalılar, Sardunyalılar, İskoçlar…), Hristiyan ümmetine ve dünyadaki bütün Hristiyan milletlere düşmanlık yaparak, kendileri dışındaki bütün Hristiyanlar’ı kendilerinden nefret ettirerek, düşman ettirerek yapmıyor mücadelesini.

     Bilmem anlatabiliyor muyum?

     Müslüman Tuaregler’in “işgalcisi” Mali de Müslüman. Hristiyan Katalonlar’ın “işgalcisi” İspanya da Hristiyan. Fakat böyledir diye, onlar dünyadaki tüm dîndaşlarına karşı nefret dilini kullanmıyorlar, aynı dînden oldukları diğer tüm milletlere düşman olmamışlar.

     Bilmem anlatabiliyor muyum?

     Hayat insana pekçok şeyi öğretiyor. Bana da şunu öğretti: Herşeye muhalefet eden, aslında herşeyin eskisi gibi kalmasını istiyordur.

     Evet, kim ne derse desin, bugün hakikaten çok güzel şeyler yaşandı Diyarbekir’de.

     Molla Mustafa Barzanî (rh. a.) bugün yaşasaydı, O da gelecekti. Şeyh Said (rh. a.) bugün yaşasaydı, şehre gelenleri bağrına basacaktı.

     Kürdistan ne güzel isim, ne kadar hoş bir isim. Başbakan Erdoğan’ın ağzına da çok yakıştı. Tebrikler!

     Kürtler kazanıyor…

     Kürtler kazandıkça, Kemalizm kaybediyor. Türk – Kürt Kemalizmi, birlikte kaybediyorlar.

     Ortak değerleri Şeyh Said, Seyyîd Abdulkadir ve Molla Mustafa Barzanî olanlar, bugün mutlu. Ortak değerleri Atatürk, Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan olanlar ise bugün çok öfkeli, çok sinirli.

     Ben mutluyum; çünkü birinci gruptanım.

     Bana bu mutluluğu yaşattıkları için de, sıradan bir yurttaş olarak AK Parti, KDP ve BDP’ye teşekkür ediyorum. İnşallâh bugünkü erdemli ve faziletli duruşlarını, her üç siyasî parti / hareket de ilelebed sürdürür.

     Şıvan Perwer’den rahatsız olanlar, Grup Yorum’un “Bağımsız Türkiye” konserlerine gidebilir.

     Benim bu yazımdan rahatsız olanlar da, yarın Cumhuriyet, Birgün ve Sözcü gazetelerini okuyarak kendilerini rahatlatabilirler.

     Biji Kurdistan, biji Diyarbekir.

sediyani@gmail.com

     UFKUMUZ

     16 KASIM 2013

diyarbekir siz kazanacaksınız 1

diyarbekir siz kazanacaksınız 2

 

1066 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir