I. Dünya Savaşı Öncesi Kurulan Kürt Cemiyetleri

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

     Ondokuzuncu yüzyılda hem modernleşmenin hem de millîyetçiliğin meydan okumasıyla karşı karşıya kalan Osmanlı İmparatorluğu,bu meydan okumaya Osmanlıcılık ideolojisi / stratejisiyle cevap vermeye çalıştı. Osmanlıcılık, hem devleti ve idareyi modernleştirmeyi hem de devletin çokkültürlü tebaasını millîyetçiliğin / ayrlılıkçılığın cazibesinden kurtarıp birarada tutmayı amaçladı.

     Ancak gerek Osmanlıcılık’ın açık ya da örtük Türkçü bir eğilim içeriyor oluşu, gerekse de millîyetçiliğin artan çekim gücü, Osmanlı İmparatorluğu’nun tebaası kesimleri giderek daha fazla kendi kavmî kimliklerine sahip çıkmaya sevketti.

     İmparatorluğu oluşturan kavimler arasında kavmî kimliklerine sahip çıkmakta en geç kalan unsur olmakla beraber, Kürtler de yirminci yüzyılın başından itibaren kavmî kimliklerini modern siyasî vasıtalarla beyan edip, korumaya ve geliştirmeye başladılar. Bu vasıtaların en belli başlıları elbette gazete ya da dergi çıkartmak ve tabiî ki cemiyetler kurmak oldu.

     Bu çalışma, Osmanlı tebaası Kürtler’in kavmî kimliklerini beyan etmek ve geliştirmek üzere kurmuş oldukları cemiyetleri tanıtmayı amaçlamaktadır.

     Yazının bu sayıda yayımlanan ilk bölümü, bu cemiyetlerin I. Dünya Savaşı öncesinde kurulmuş olanlarını, bir sonraki sayıda yayımlanacak olan ikinci bölümü ise I. Dünya Savaşı’ndan Cumhuriyet’in kuruluşuna  kadar geçen zamanda kurulanları konu edinmektedir.

     Birinci Dünya Savaşı (1914 – 18) öncesinde Osmanlı topraklarında, Kürtler tarafından biri 1900 yılında, ikisi 1908 yılında, biri 1910 yılında, dördü de 1912 yılında olmak üzere toplam sekiz tane cemiyet kurulmuştur.

     Bu cemiyetler şunlardır:

     KÜRDİSTAN AZM-İ KAVÎ CEMİYETİ

     Kürdistan Azm-i Kavî Cemiyeti, Kürtler tarafından kurulan ilk cemiyettir ve ismi Arapça’da “Kürdistan Güçlü İrade Cemiyeti” anlamına gelir. 1900 yılında imparatorluğun başkenti İstanbul’da kurulmuştur.[1]

     Her ne kadar bazı kaynaklarda bu cemiyetin Diyarbekir’de kurulduğu yazılıyorsa da[2], cemiyet Diyarbekir’de değil İstanbul’da kurulmuştur ve fakat, Diyarbekir eşrâfından olan Kürtler tarafından kurulmuştur.

     Cemiyetin kurucuları şunlardır: Kürdîzâde Ahmed Ramiz Bey, Diyarbekirli Fikri Efendi, Mustafa Hacı Ömer, Molla Ahmed Xasî, Liceli Molla Said, Molla Yusuf Hoşînî ve Gonigli Halife Selim.[3]

Kürdîzâde Ahmed Ramiz Bey

Kürdîzâde Ahmed Ramiz Bey

     Cemiyetin kurucuları olan bu yedi isimden dördü Kûrmanc, üçü de Zaza’dır. Bu isimlerden Diyarbekirli Fikri Efendi, Mustafa Hacı Ömer, Liceli Molla Said ve Molla Yusuf Hoşînî Kûrmanc, Kürdîzâde Ahmed Ramiz Bey, Molla Ahmed Xasî ve Gonigli Halife Selim ise Zaza’dırlar.[4]

     Bu kişilerin ortak özelliği, hepsinin de medrese eğitimli ve İslam âlimi olmalarıdır.[5]

     Cemiyetin başkanı Diyarbekirli Fikri Efendi, en faal yöneticisi ise Kürdîzâde Ahmed Ramiz Bey’dir. Cemiyetin aktif üyelerinden biri de Bediüzzeman Said-i Nursî’dir.[6]

     Burada dikkatlerden kaçırmamamız gereken enteresan bir nokta da şudur ki, İslamî çizgide Kürdistanî bir mücadele stratejisi ortaya koyan bu cemiyet, tüm kurucuları, yöneticileri ve üyeleri İslamî şâhsiyete sahip ve Kürt millî duyguları gelişkin insanlardan oluşmasına rağmen, o dönemde Enver Paşa ve M. Kemal gibi isimlerin öncülüğündeki İttihad ve Terakki Cemiyeti henüz “Batıcı ve laik yüzünü” göstermediği için, İttihad ve Terakki’yi kendilerine yakın görmekte, İstanbul Hükûmeti’ne ise muhaliftirler[7]  Bir nevi, 1912 yılında Makedonya’da faaliyet gösteren Ohri Cemiyet-i Hususiye-i İslamiye’nin düştüğü aynı hataya düşmektedirler.[8]

     Kürdistan Azm-i Kavî Cemiyeti’nin en aktif üyesi, bir Zaza Kürdü olan Kürdîzâde Ahmed Ramiz Bey’dir. Kürdîzâde Ahmed Ramiz, Kürtçe kitapların yayınlanmasına öncülük eden bir kişidir. 1909 yılında İstanbul’da Halîl Hayalî’nin Kûrmanc Kürtçesi’ndeki alfabesini yayımlamış, 1910 yılında kurulan ve Kürt çocuklarının gittiği Meşrûtiyet Mektebi’nin müdürlüğünü yapmıştır.[9]

Molla Ahmed Xasî

Molla Ahmed Xasî

     Kürdistan Azm-i Kavî Cemiyeti’nin kurucuları arasında özellikle üzerinde durmamız gereken çok önemli isimlerden biri de, yine bir Zaza Kürdü olan Molla Ahmed Xasî’dir. Aslen Palulu ama Lice doğumlu olan Ahmed Xasî, “Mewlîdê Nebî’ (= Peygamber’in Mevlîdi) adlı ölümsüz Kürtçe eseri kaleme alan âlimdir. 1899 yılında, yani cemiyet kurulmadan bir yl önce Kürdistan’ın başkenti Diyarbekir’de yayımlanan bu eser (Kürtçe Mevlîd), “modern bir matbaada yayımlanmış ilk Kürtçe kitap” olarak tarihe geçmiştir. Peygamber Efendimiz (saw)’in mübârek doğumunu şiir diliyle anlatan ve Zaza Kürtçesi ile kaleme alınan bu eser, Diyarbekir’deki Litografya Basımevi tarafından 400 âdet basılmıştır.[10]

     Kürdistan Azm-i Kavî Cemiyeti’nin diğer kurucularından biri ve aynı şekilde Zaza olan Gonigli Hâlife Selim ise, 1914 tarihinde Seyyîd Ali ile birlikte Bitlis Ayaklanması’na katılan isimlerdendir.[11]

Bediuzzaman Said-i Nursî

Bediuzzaman Said-i Nursî

     Cemiyetin en aktif üyelerinden biri de Bediüzzeman Said-i Nursî’dir. Cemiyetin tüm çalışmalarına katılmış, ülkenin her tarafında gönüllü olarak “Müslümanlık” ve “Kürtlük” gibi iki gaye için faaliyet yürütmüştür.[12]  O günkü cemiyetin aktif bir üyesi olarak Said-i Nursî, millî hisleri kuvvetli ama dînî hassasiyetleri zayıf olan Kürtler’e “İslamî bilinç”, dînî hisleri kuvvetli ama millî hassasiyetleri zayıf Kürtler’e de “Kürdistanî bilinç” kazandırmaya çalışan biri olarak, cemiyetin en ilginç ve dikkat çekici ismi olarak karşımıza çıkmaktadır.

     O dönemler “Kürt Said” nâmıyla tanınan Bediüzzeman Said-i Nursî el- Kûrdî,  yaşamı boyunca, Kürt dâvâsı güden hemen hemen bütün yapılanmaların içerisinde aktif olarak yer almış, siyasal, kültürel ve yardım faaliyetleri yürütmüştür.[13]  Örneğin Said-i Nursî’nin doğrudan üye olduğunu bildiğimiz 4 Kürt örgütü bulunuyor: Kürdistan Azm-i Kavî Cemiyeti, Kürt Teâvun ve Terakki Cemiyeti, Kürt Neşr-i Maarifî Cemiyeti ve Kürdistan Teâli Cemiyeti.[14]  Ancak o zamanki tüm bu Kürt hareket ve cemiyetlerinin ideolojik olarak İslamî düşünce yapısına uygun ve bu çizgide yapılanmalar olduklarını da akıldan çıkarmamak gerekiyor, tabiî ki.

     OSMANLI KÜRT İTTİHAD VE TERAKKİ CEMİYETİ

     Osmanlı Kürt İtitihad ve Terakki Cemiyeti, Osmanlı döneminde “yasal olarak” kurulan ilk cemiyettir. Selanik’te kurulan ancak henüz bir “direniş hareketi” olarak görülen İttihad ve Terakki Cemiyeti ile aynı dönemde ve hatta o cemiyetle bağlantılı Kürtler tarafından kurulmuştur. İsmi Arapça’da “Osmanlı Kürt Birlik ve İlerleme Cemiyeti” anlamına gelmektedir. 1908 yılının Mayıs ayında Diyarbekir’de kurulan cemiyet, aynı zamanda Kürdistan’da kurulan ilk cemiyettir.[15]

     Hakkında pek fazla bilgi olmayan bu cemiyet ile ilgili eldeki en önemli mâlumat, bu cemiyetin, 21 Mayıs 1889 tarihinde II. Abdulhamîd’e karşı gizli olarak kurulan ve daha sonra Türkçülük ideolojisini yükselten Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti’nden ayrılmış olan Kürtler tarafından kurulduğu, çok kısa ömürlü olduğu ve açıldıktan kısa bir süre sonra kapandığıdır.[16]

     KÜRT TEÂVUN VE TERAKKİ CEMİYETİ

     Kürt Teâvun ve Terakki Cemiyeti, sürgünde bulunan Kürt âlim ve aydınlarının, II. Meşrûtiyet (24 Temmuz 1908)’in ilân edilmesiyle birlikte sürgünden dönüp İstanbul’a yerleşenleri tarafından kurulmuş olup, ismi Arapça’da “Kürt Dayanışma ve İlerleme Cemiyeti” anlamına gelmektedir. 19 Eylül 1908 tarihinde İstanbul’un Gedikpaşa mahallesinde kurulmuştur.[17]

     Cemiyetin kurucuları şunlardır: Şeyh Ubeydullâhzâde Seyyîd Abdulkadîr, Emin Ali Bedirhan Paşa, Ferik Şerif Paşa, Damat Müşir Ahmed Zülkîf Paşa, Babanzâde Zihnî Paşa, Dr. Mehmed Şükrü Sekban, Naim Baban ve Mutkili Halîl Hayalî.[18]

     Cemiyetin başkanlığına, Kürt İslam tarihinin büyük lideri, 1879 – 81 arasında önce Osmanlı Sultanlığı’na sonra da İran Şâhlığı’na karşı ayaklanan Şeyh Ubeydullâh Nehrî’nin oğlu olan ve Şeyh Ubeydullâh Kıyâmı’nda babasıyla birlikte cihâd eden Şeyh Ubeydullâhzâde Seyyîd Abdulkadîr seçildi. Hem de, “ömür boyu başkan” sıfatıyla.[19]

Seyyîd Abdulkadir

Seyyîd Abdulkadir

     Kürt Teâvun ve Terakki Cemiyeti’nin başkanlığına seçilen Seyyîd Abdulkadîr, hem büyük ve saygın bir İslam âlimi ve aydını ve hem de Şeyh Ubeydullâh Nehrî’nin oğlu olduğu ve babasıyla birlikte bu kıyâmlarda yer aldığı için “ömür boyu başkan” sıfatıyla onore edilmişti. Peygamber Efendimiz (saw)’in soyundan gelen bir seyyîd olup Şeyh Tâhâ’nın oğlu olan Şeyh Ubeydullâh Nehrî, Çolamerg (Hakkari) ilinin Şemzînan (Şemdinli) ilçesindendir ve 1879 yılında Osmanlı İmparatorluğu’na karşı, 1881 yılında da İran Qacar Şâhlığı’na karşı kıyâm etmiştir. Bir Nakşîbendî şeyhi olan ve kendi döneminin en önemli İslam âlimlerinden biri olan Şeyh Ubeydullâh Nehrî, tarihte “Bağımsız Kürdistan” ülküsünü zikrederek ayaklanan ve “Kürdistan İslam Devleti” adını telaffuz eden ilk kişidir.[20]

     Şeyh Ubeydullâh Nehrî (1827 – 83)’nin oğlu olan Seyyîd Abdulkadîr, Kürt Teâvun ve Terakki Cemiyeti’nin başkanlığına seçildi. Seyyîd Abdulkadîr’in bir ilginç özeliği de, Seyyîd Tâhâ ile birlikte I. Dünya Savaşı yıllarında Mısır’ın başkenti Kahire’de kurulan İstihlas-ı Kurdistan Cemiyeti ( = Kürdistan’ın Kurtuluşu Cemiyeti)’nin de kurucularından olmasıdır.[21]

     Kürt Teâvun ve Terakki Cemiyeti, 19 Eylül 1908 tarihinde İstanbul’da kurulunca, aynı yıl içinde Diyarbekir şubesi de kuruluyor. Cemiyetin “Diyarbekir Şube Başkanlığı” görevini Diyarbekir Müftüsü Suphi Efendi yapıyor. Cemiyetin gerek İstanbul’daki merkez yöneticileri gerekse Diyarbekir şube yöneticileri arasında Kürt şeyh ve bey ailelerinden nüfûzlu kişiler, askerler ve bürokratlar bulunuyor. Cemiyet daha sonra Hınıs, Muş, Bitlis, Van, Hakkari, Musul ve Süleymaniye gibi Kürt şehirlerinde de şube açıyor.[22]

     Cemiyetin programı şöyle: “Okullar açmak, Kürtler’i idarî ve yargı görevlerine atamak, Kürtçe dilini “resmî dil” olarak kabul ettirmek,  Kürdistan’ın muhtelif şehirlerinde üniversiteler açmak, anadilde siyasî gazete ve dergiler çıkarmak, mecliste Kürt temsilcilerinin de sürekli olarak bulunmasını sağlamak ve  Kürdistan’da ekonomiyi canlandırmak”[23]

     Nitekim cemiyet, kurulduktan iki ay kadar sonra, 9 Kasım 1908’de “Kürt Teâvun ve Terakki Gazetesi” adıyla bir gazete çıkarmaya başlıyor. İstanbul’da basılan bu gazete, Kürdistan şehirlerine de ulaşıyordu. Gazete haftalık olarak yayınlanıyor ve 8 sayfa çıkıyordu. Gazetede Kürt dilinin önemini, konuşulmasını, yazılmasını dile getiren pekçok makale kaleme alınıyor, ayrıca Ahmed-i Xanî (1651 – 1707)’nin “Mem û Zîn” (= Mehmed ile Zeyneb) adlı ölümsüz eseri de Türkçe’ye çevriliyordu.[24]

     Gazetenin yazar kadrosu şu isimlerden oluşuyordu: Süleymaniyeli Tevfîk (gazetenin imtiyaz sahibi), Diyarbekirli Ahmed Cemil (gazetenin başyazarı), Bediuzzeman Said-i Nursî el- Kûrdî, Malatyalı Bedri, Babanzâde İsmail Hakkı, Ahmed Şewqî, Hüseyin Paşazâde Süleyman, Seyyîd Abdulkadîr (cemiyetin başkanı), Süleyman Nazif, Hayrîzâde İbrahim Efendi, Süleymaniyeli Seyfullâh, Halîl Hayalî ve Mûhâmmed Tahir Cezerî.[25]

     Gazete 3 dilde yayın yapıyordu: Kûrmancî Kürtçesi, Soranî Kürtçesi ve Türkçe. Ahmed Şewqî, Süleymaniyeli Tevfik ve Said-i Nursî gibi yazarlar yazılarını hem Kürtçe hem Türkçe kaleme alıyorlardı.[26]

     Bediuzzeman Said-i Nursî el- Kûrdî’nin öngörüsü doğrultusunda Kürt Teâvun ve Terakkî Cemiyeti, Kürtler’in üç büyük aşireti olan Bedirhanî, Şemdîranzâde ve Babanzâde aşiretlerini biraraya getirerek Kürdistan’daki bölünmüşlüğü ortadan kaldırmayı önemli ölçüde başarmıştı. Derneğin sadece Bitlis şubesinin üye sayısı 80 bin kişi olarak kaydedilmektedir. Ancak gazetesi sadece 9 ay yayın yapabildikten sonra kapatıldı. Cemiyet de aynı şekilde Selanik merkezli İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin baskıları sonucu 1912 yılında kapandı.[27]

     KÜRT NEŞR-İ MAARİFÎ CEMİYETİ

     İstanbul’da kurulan “Kürt Neşr-i Maarifî Cemiyeti”nin adı Arapça’da “Kürt Eğitimi Yaygınlaştırma Cemiyeti” anlamına gelmektedir. Cemiyetin kuruluş tarihi hakkında ihtilâf vardır. Kimi kaynaklarda 1910 yılında kurulduğu belirtilmişken[28], kimi kaynaklarda da 1919 yılında kurulduğu yazılmaktadır.[29]

     Biz birinci kaynağı daha sağlam bulup esas aldığımız için, bu cemiyeti I. Dünya Savaşı öncesindeki cemiyetler arasında işledik. Zira bizzat bu cemiyet tarafından 1910 yılında Meşrûtiyet Mektebi adlı bir okul açılmıştır ve Kürt çocuklarının gittiği bu okulun müdürü de bir Zaza Kürdü olan Kürdîzâde Ahmed Ramiz Bey’dir.[30] Dolayısıyla 1910, sahîh olan bilgidir.

     Cemiyetin kurucuları şunlardır: Bedirhanzâde Emin Ali Bey, Mithat Bey, Kâmil Bey, Bediuzzeman Said-i Nursî el- Kûrdî ve Dr. Abdullah Cevdet.[31]

     KÜRDİSTAN TEŞRÎK-İ MESAÎ CEMİYETİ

     1912 yılında kurulan “Kürdistan Teşrîk-i Mesaî Cemiyeti”nin adı Arapça’da “Kürdistan İşbirliği Cemiyeti” anlamına gelmektedir. Cemiyetin kuruluş tarihi hakkında ihtilâf vardır. Kimi kaynaklarda 1912 yılında kurulduğu belirtilmişken[32], kimi kaynaklarda da 1921 yılında kurulduğu yazılmaktadır.[33]

Mewlânâzâde Rıfat Bey

Mewlânâzâde Rıfat Bey

     Biz her halükârda bu cemiyeti I. Dünya Savaşı öncesindeki cemiyetler arasında işlemeyi tercih ettik.

     Kürdistan Teşrîk-i Mesaî Cemiyeti, 1912 yılında İstanbul’un Caddebostan mahallesinde kuruldu. Cemiyetin kurucusu, Elâzîz’in Palu ilçesinden bir Zaza Kürdü olan Palulu Kör Abdullâh Sadî’dir.[34]

     Bu cemiyetin en büyük destekçisi Seyyîd Abdulkadîr, genel başkan yardımcısı ise “Serbestî” gazetesinin sahibi Mewlânâzâde Rıfat Bey’dir.[35]

     Bu cemiyetin tüzüğünde en dikkat çeken nokta, cemiyetin hiçbir siyasî faaliyette bulunmayacağı ve siyasî hiçbir fikrin güdümüne girmeyeceğinin beyan edilmesidir. Cemiyet daha sonra “Kürt Talebe Cemiyeti” (Hêvî) ile birleşerek kendisini fesheder ve “Kürt İrşâd ve İrtika Cemiyeti”nin kurulmasına katkıda bulunur.[36]

     KÜRDİSTAN TEŞRÎ-İ MESAÎ CEMİYETİ

     1912 yılında kurulan “Kürdistan Teşrî-i Mesaî Cemiyeti”nin adı Arapça’da “Kürdistan Meşru Çalışma Cemiyeti” anlamına gelmektedir.

     Cemiyet, 1912 yılında kurulmuş ancak pek bir varlık gösterememiştir.[37]

     KÜRDİSTAN MUHİBBAN CEMİYETİ

     1912 yılında kurulan “Kürdistan Muhibban Cemiyeti”nin adı Arapça’da “Kürdistan’ı Sevenler Cemiyeti” anlamına gelmektedir.

     Bu cemiyetin en ilginç özelliği, Amerika’da yaşayan Kürt toplumunun maddî ve manevî destekleriyle kurulmuş olmasıdır. Cemiyetin başkanı Molla Hıdır, genel sekreteri ise ünlü Kürt tarihçisi Nuri Dersimî’dir. Kendisi Türk olan filozof Rıza Tevfîk de cemiyetin üyesidir, ayrıca.[38]

Dr. Nuri Dersimî

Dr. Nuri Dersimî

     Dersim (Tunceli) ilinin Facixe (Ovacık) ilçesinden olup veteriner olduğu için lakabı “Baytar Nuri” olan Nuri Dersimî’nin tam adı Mûhâmmed Nurî Dersimî ibn-i Molla İbrahim Çolakoğlu’dur.[39]

     Kürdistan Muhibban Cemiyeti’nin genel sekreterliğini yapan M. Nuri Dersimî, sonraki yıllar içinde Kürdistan Teali Cemiyeti’nin de aktif bir üyesi olacaktır. Uzun yıllar sonra Seyyîd Rıza’nın büyük güvenini kazanır, hatta O’nun adına direktifler gönderir ancak ne gariptir ki Dersim Katliâmı olduğunda ve Seyyîd Rıza idam edildiğinde kayıptır, ortalıkta yoktur.[40]

     KÜRT TALEBE CEMİYETİ (HÊVÎ)

     “Hêvî”, Kürtçe’de “Umut” demektir.

     Kısaca “Hêvî” adıyla anılan “Kürt Talebe Cemiyeti”, İstanbul’da bulunan Kürt öğrenciler tarafından kuruldu. 9 Ağustos 1912 tarihinde kurulan cemiyeti, İstanbul’daki Kürt öğrencileri biraraya getiren Ömer Cemilpaşa yönetiyordu.[41]

     Cemiyetin üyeleri şu isimlerden oluşuyordu: Ömer Cemilpaşa, Kadri Cemilpaşa, Fuad Temo, Cerrâhzâde Zeki, Ekrem Cemilpaşa, Mumduh Selim, Kemal Fevzî, Ziya Vehbî, Kerküklü Necmeddîn Hüseynî, Babanzâde Azîz, Şefik Arvasî, Mûkslu Hamza Bey, Bingöllü Tayyip Ali, Süleymaniyeli Abdulkerîm, Diyarbekirli Salih, Diyarbekirli Abdulkadîr, Asaf Bedirhan, Diyarbekirli Mustafa Reşâd, Mehâbâdlı Dr. Mustafa Şevkî, Senendecli Mûhâmmed Mihrî, Dr. Fuad, Hakkarili Şâir Abdurrahîm Rahmî Zapsu, Diyarbekirli Faiz, İhsan Nurî, Palulu Sadî, M. Nuri Dersimî, Cevdet Cemilpaşa ve İbrahim Cemilpaşa.[42]

(Oturanlar soldan sağa) Mehmet Ferit Cemiloğlu, Vacdi Osman Cemiloğlu, Kadri Cemilpaşa, Fuat Kadri Cemilpaşa, Ekrem Cemilpaşa, (Ayaktakiler soldan sağa) Mustafa Nüzhet Cemilpaşa‘nın bakıcısı, Mustafa Nüzhet Cemilpaşa, Bedri Cemilpaşa

(Oturanlar soldan sağa) Mehmet Ferit Cemiloğlu, Vacdi Osman Cemiloğlu, Kadri Cemilpaşa, Fuat Kadri Cemilpaşa, Ekrem Cemilpaşa, (Ayaktakiler soldan sağa) Mustafa Nüzhet Cemilpaşa‘nın bakıcısı, Mustafa Nüzhet Cemilpaşa, Bedri Cemilpaşa

     “Hêvî” cemiyetinin kuruluş amaçları şunlardı:

     1 – Kürt öğrencileri tanıştırarak biribirleriyle ilişki ve iletişim kurdurmak, aralarında birlik ve kardeşlik sağlamak.

     2 – Kürt dili ve edebiyâtını düzenleyip kitaplaştırarak gelişmesine çalışmak.

     3 – İstanbul’a okumaya gelecek Kürt öğrencilerin mekteblere girişlerinde yol göstericilik yapmak ve onlara her konuda yardımcı olmak.

     4 – Zeki, derslerinde başarılı olan ama ekonomik durumu iyi olmayan Kürt öğrencileri hak ettikleri uygun okullarda okutmak.

     5 – Kürtler’in ilmî ve içtimaî ilerlemeleri ve gelişmeleri yolunda çaba göstermek, Kürtler arasında münevver ve revşen insanlar çıkması için gayret etmek.[43]

     “Hêvî” üyeleri, Kürt millî şuurunu uyandırmak amacıyla Süleymaniyeli Abdulkerîm Bey’in yönetiminde 1913 yılında “Rojî Kurd” (= Kürt Güneşi) isimli bir dergi çıkarmaya başladı. Türkçe ve Kürtçe olarak yayınlanan bu derginin hükûmet tarafından kapatılması üzerine, bu kez Van’ın Mûks (Bahçesaray) ilçesinden Hamza Bey’in yönetiminde “Hetawê Kûrd (= Kürt Günışığı) adlı bir dergi çıkardı. Bu dergi, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla gerçekleşen 1914 Seferberlik İlânı’na kadar yayınına devam etti. [44]

     Hükûmet tarafından birkaç kez kapatılıp tekrar açılmasına izin verilen “Hêvî” cemiyetinin başkanı Ömer Camilpaşa tutuklanarak hapse atıldı ve 1922 yılında cemiyet tamamen kapandı.[45]

sediyani@gmail.com

     KÜRT TARİHİ DERGİSİ

     SAYI 7

     HAZİRAN – TEMMUZ 2013

     [1] Hamit Bozarslan, Kürd Millîyetçiliği ve Kürd Hareketi (1898 – 2000), s. 842, İletişim Yayınları, İstanbul 2002

     [2] Mehmet Malmisanıj, Yirminci Yüzyılın Başında Diyarbekir’de Kürt Ulusçuluğu (1900-1920), s. 16, Vate Yayınevi, İstanbul 2010

     [3] age

     [4] age, s. 17

     [5] age, s. 20

     [6] Uğur Mumcu, Said-i Nursî Kimdir?, Cumhuriyet Gazetesi, 27 Mart 1990

     [7] Naci Kutlay, İttihad Terakki ve Kürtler, Beybûn Yayınları, Ankara 1992

     [8] İbrahim Sediyani, Ohri Cemiyet-i Hususiye-i İslamiye, Haksöz, 1 Ekim 2011

     [9] Mehmet Malmisanıj, Yirminci Yüzyılın Başında Diyarbekir’de Kürt Ulusçuluğu (1900-1920), s. 18, Vate Yayınevi, İstanbul 2010

     [10] Seyîdxan Kurıj, Zazaca Yazının Tarihçesi – 1, Kurdistan Post, 26 Aralık 2010

     [11] Mehmet Malmisanıj, Yirminci Yüzyılın Başında Diyarbekir’de Kürt Ulusçuluğu (1900-1920), s. 19, Vate Yayınevi, İstanbul 2010

     [12] Uğur Mumcu, Said-i Nursî Kimdir?, Cumhuriyet Gazetesi, 27 Mart 1990

     [13] Kemal İnanç Işıklar, Bir Şizofrenin Tahlili: Said-i Nursî Dosyası – 3, Hakimiyet-i Millîye, 2 Ocak 2011

     [14] Mehmet Bayrak, Said-i Kurdî ve Kürt Sorunu – 2, Yeni Özgür Politika Gazetesi, 28 Mart 2012 

     [15] Kutbettin Özer, Kürtler ve Anayasa, Kurdistana Bakur, 31 Mart 2010

     [16] agm

     [17] Altan Tan, Kürt Sorunu, s. 134, Timaş Yayınları, İstanbul 2009

     [18] age, s. 135

     [19] Uğur Mumcu, Kürt – İslam Ayaklanması, s.110, Tekin Yayınları, İstanbul 1991

     [20] age, s. 125

     [21] Mehmet Bayrak, Said-i Kurdî ve Kürt Sorunu – 2, Yeni Özgür Politika Gazetesi, 28 Mart 2012 

     [22] Mehmet Malmisanıj, Yirminci Yüzyılın Başında Diyarbekir’de Kürt Ulusçuluğu (1900-1920), s. 27, Vate Yayınevi, İstanbul 2010

     [23] Meşrûtiyet Dönemi ve Sonrasında Kürtler, Komünar Dergisi, Aralık 2011

     [24] Mehmet Malmisanıj, Yirminci Yüzyılın Başında Diyarbekir’de Kürt Ulusçuluğu (1900-1920), s. 233, Vate Yayınevi, İstanbul 2010

     [25] Altan Tan, Kürt Sorunu, s. 136, Timaş Yayınları, İstanbul 2009

     [26] age

     [27] Meşrûtiyet Dönemi ve Sonrasında Kürtler, Komünar Dergisi, Aralık 2011

     [28] Mehmet Malmisanıj, Yirminci Yüzyılın Başında Diyarbekir’de Kürt Ulusçuluğu (1900-1920), s. 43, Vate Yayınevi, İstanbul 2010

     [29] Uğur Mumcu, Kürt – İslam Ayaklanması, s.125, Tekin Yayınları, İstanbul 1991

     [30] Mehmet Malmisanıj, Yirminci Yüzyılın Başında Diyarbekir’de Kürt Ulusçuluğu (1900-1920), s. 18, Vate Yayınevi, İstanbul 2010

     [31] Zinar Silopi, Doza Kurdistan, s. 26, Öz – Ge Yayınları, Ankara 1991

     [32] Meşrûtiyet Dönemi ve Sonrasında Kürtler, Komünar Dergisi, Aralık 2011

     [33] Uğur Mumcu, Kürt – İslam Ayaklanması, s.125, Tekin Yayınları, İstanbul 1991

     [34] Mehmet Malmisanıj, Yirminci Yüzyılın Başında Diyarbekir’de Kürt Ulusçuluğu (1900-1920), s. 43, Vate Yayınevi, İstanbul 2010

     [35] Kutbettin Özer, Kürtler ve Anayasa, Kurdistana Bakur, 31 Mart 2010

     [36] agm

     [37] Meşrûtiyet Dönemi ve Sonrasında Kürtler, Komünar Dergisi, Aralık 2011

     [38] Kutbettin Özer, Kürtler ve Anayasa, Kurdistana Bakur, 31 Mart 2010

     [39] Dr. M. Nuri Dersimî, Hatırâtım, Roja Nû Yayınları, Stockholm 1987

     [40] Hüseyin Akar, Dersim’den Portreler: Vet. Dr. M. Nuri Dersimî, s. 96 – 103, Kalan Yayınları, Ankara 1999

     [41] Kutbettin Özer, Kürtler ve Anayasa, Kurdistana Bakur, 31 Mart 2010

     [42] Altan Tan, Kürt Sorunu, s. 139, Timaş Yayınları, İstanbul 2009

     [43] Mehmet Malmisanıj, Kürt Talebe Hêvî Cemiyeti, s. 61, Avesta Yayınları, İstanbul 2002

     [44] Mehmet Malmisanıj, Yirminci Yüzyılın Başında Diyarbekir’de Kürt Ulusçuluğu (1900-1920), s. 43, Vate Yayınevi, İstanbul 2010

     [45] Altan Tan, Kürt Sorunu, s. 139, Timaş Yayınları, İstanbul 2009

kürt tarihi dergisi

2319 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir