Sakın Kapama Gözlerini

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

Uzak diyarlarından güvercinler uçur bana
gezmekle bitiremedim gurbet coğrafyaları
tırmanmakla aşılmıyor Alpler’in zirveleri
yalnız kaldığımda sen hep benimlesin
özlemler bilirim en uzaklardan haber bekleyen
ve sevgiler vardır hiç dile gelmemiş
bir kez olsun umuda yaslanmamış
şimdi bir haber gönder beni sevindirecek
sıladan sıladan
bir tebessüm et bitsin bu bitmez geceler
ve sakın kapama gözlerini
üşürüm sonra.

Gökyüzünü hep simsiyah gördüm
gündüzleri kördür gözlerim
maviyi seçemiyorum anla beni
ne göğün mavisini tanırım
ne denizlerin
ne de beklemenin
bildiğim tek mavi ateş mavisidir
onu da ancak yanabilenler görür
yangınlar var gözlerinde yangınlar
gözyaşlarında yangınlar var gûla jiyan
sakın kapama gözlerini
üşürüm sonra.

Sen kaparsan gözlerini
soğur bütün tonları turuncunun
kaybolur yeşil
karlara bürünür türkümüzü çağıran dağlar
yumma kapanmasın gözkapakların
bak, her bahar yeni bir yaşamdır memleketimde
çocukların buğday renkli saçlarına düşer günışığı
her biri bir tomurcuktur bebelerimiz
hep güneşe doğru bakar ayçiçeği yüzleri
dağlar yükselir, ırmaklar akar, berfinler açar
iki memelerinin arasında
ve yitik coğrafyaların haritasıdır
minik avuç içlerindeki çizgiler.

Selam olsun bahara
çiçekler açmış memleketimde
kuşlar cıvıl cıvıl ötmekte
özlemin sarısıyla vuslatın mavisi kucaklaşmışlar
ekinler yemyeşil bu yüzden
dört yön beş vakit çıkmıyor aklımdan söylediklerin
“benim yazarım”
haykırdım eteklerinde yankılansın diye
yüklenmiyor dağlar sevginin emanetini de
şimdi çırılçıplak ortasındayım kavganın
çırılçıplak, yani suskun ve kalemsiz
ben Kafkasya eteklerinde geçireceğim bu kışı
sırtımı Allahuekber dağlarına yaslayacağım bu mevsim
sevdiceğim kapama gözlerini
üşürüm sonra.

Bir gül kopardım gönül bahçesinden
parmaklarımda kan
bir gül kopardım dilara lehçesinden
takmak için saçlarına
gül kokulu hicaba bürünesin diye
devrimdir iç dünyanda yaşadığın med – cezir
kendine yabancılaşma sandığın duygular
aslında öze dönüştür
yeni bir hayata başlar benliğimiz
güneş topraklarımıza da doğar bir gün
bir gece ansızın parçalanır zincirleri nefretin
bir seher vakti kaldırırlar başlarını ayçiçeği çocuklar
bir sabah yeni bir hayata açar gözlerini şiir kokulu kadınlar
bambaşka bir ezan sesi duyulur İshakpaşa sarayından
“Hayâ’lel hayr’ul- âmel”
“Hayâ’lel hayr’ul- âmel”
ve uyanır oniki bin yıllık uykudan Yukarı Fırat havzası.

Nehirdir her bir şiir sana doğru akınca
her makale bir metropoldür sen dokununca sözcüklere
kalbin ayna tutar fikrime
yeniden ahitleşirim yaşlı bir ağacın altında dâvâmla
bir kez daha yürürüm Dara Hênê üzerine
bir daha kuşatır yüreğim Diyarbekir surlarını
yeniden sevdaya tutulur Murat suyu
darağacına çekilir benliğim, hüzün olur Haziran
ve aynı son sözleri mırıldanır dudaklarım:
“We lâ ubâlî bi sulbî fî cuz’u-ir râda
İn kâne mesre’i fî- Allâh’i we fî’d- Dîn”
sen “Çeşm-i Gazel” yazılarımın ilhâm kaynağı
Sediyan topraklarını besleyen Peri Çayı
sakın kapama gözlerini
üşürüm sonra.

10 Nisan 2008

GÜLİSTAN

sakın kapama gözlerini

1466 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir