Osmanlı’dan Günümüze Kürt Sorunu – 2

 

Kenan Erzurumlu

 

 

 

 

 

     Kürt tarihi, feodalite, ihanetler, başkaldırılardan ibarettir.

     “Şerefname”nin yazarı Şeref Han, Azerbaycan hakimi Ulame Han’ın Safevȋler’e başkaldırıp yenilmesi üzerine Osmanlı’ya sığınmasından sonra, Safevîler tarafına geçmiştir. [i]

     Tarih boyunca devlet kuramamış olmanın yanında, Kürt dilinden bahsetmek imkânsızdır. Bölgesel olarak kullanılan lehçelerden ibaret olup, bölgeye hakim olan devletlere hakim olan kültür ve dillerin karışmasından oluşmuştur.

     Kürtler’in en eski metinleri “Şerefname”dir. Övünç kaynağı olarak gördükleri “Mem û Zin” adı destan, 1968 yılında kaleme alınmıştır. Eserin orijinal metin yoktur. [ii]

     Kürtçe’yi oluşturan 8308 sözcükten, 3080’i Türkçe, 2000’i Arapça, 1200’ü Zent lehçesi, 1030’u Farsça kökenlidir. 700’ü ise, Ermenice, Çerkesçe, Gürcüce, Pehlevice gibi dillerden kaynaklıdır. Geriye kalan 300 kelimenin ise kökeni bilinmemektedir. Kısacası Kürtçe’nin % 97’si komşu kültürlerden kaynaklanmıştır. Anadolu’daki Kurmançlar’ın kullandıkları kendi lehçeleri dışında, İran, Irak, Suriye gibi ülkelerde Goranî, Behdinanî ve Soranî lehçeleri kullanılmaktadır. Zazalar ve Aleviler zaten köken olarak Kurmançlar’la alakaları olmadığı gibi, sonradan Zazalaşmış ve / veya Kurmançlaşmışlardır. Doğu Anadolu’daki pekçok Türkmen (1500’lerden beri) ve Ermeni köyü (1915 olaylarından sonra) etrafındaki Kürt aşiretlerinin etkisi ile zamanla Kürtçe lehçelerini kullanmaya başlamış ve kendini Kürt sanmaya başlamışlar / göstermişlerdir.

     Osmanlı – Kürt ilişkisi, Sokullu devrine (1566 – 79) kadar siyasî anlamda hiçbir sorun çıkmadan devam etmiştir. Ancak Sokullu döneminde, bölgedeki şeyhler, mollalar ve halk arasında huzursuzluklar başlamıştır. Yavuz ve Kanunȋ’den sonra gelen padişâhların, haleflerinin yerlerini yeterince dolduramadıkları gerçeğinin de etkisiyle, Kürtler, Osmanlı Devleti’nden uzaklaşmaya başlamışlardır. Bu sonuçta, bazı Kürt kökenli araştırıcılar tarafından, Sarı Selim’in içkiye ve Üçüncü Murad’ın kadına olan aşırı derecedeki düşkünlüğünün etken olduğu söylense de, gerçek sebebinin bunlar olduğunu kabul etmek çok zordur. [iii] 17. yy başlarında, Osmanlı – Kürt ilişkileri kopma noktasına gelmiş ve çevre – merkez çatışmasında ilk kan akmıştır.

     Genel bir değerlendirme yapmamız gerekirse, 1800’lü yıllara kadar, Kürt isyanlarının önde gelen sebepleri, aile ve aşiret içi çekişmeler, eşkiyâlık, komşu aşiretler ve beylik sahalarında suygunlar – katliâmlar ve makam – beylik tutkularıdır.

     XVI. ve XVII. yy’lardaki isyanlara kısaca göz atacak olursak:

     Bitlis Hakimi IV. Şeref Han İsyanı (1533): “Şerefname”nin yazarının dedesidir. Azerbaycan hakimi Ulame Han’ın Safevȋler’e başkaldırıp yenilmesi üzerine Osmanlı’ya sığınmasından sonra, – kızarak – Safevîler tarafına geçmiştir. [iv] Ulame Han (Osmanlı’da Paşa) tarafından isyan bastırıldığında idam edilmiştir. Oğlu Şemseddîn, Şah 1. Tahmasb’a sığındı ve İran’da öldü.

     Emir Şeref İsyanı (1589): Komşu beyleri tanımayıp, taciz etme, eşkiyâlık ve halkı katletme sebebiyle isyan etmiştir. Değişik aşamalardan geçerek, 1592’ye kadar devam etti. Emir Şeref’in akıbeti bilinmemektedir.

     Kürt Gazi Bey İsyanı (1603): Eşkiyâlık, zûlüm uygulamış, Osmanlı hakimiyetini reddederek İran himayesine geçmiş ve isyan etmiştir. İsyan bittikten sonra İran’da kaldı.

     Hakkari Hakimi  Zekeriya Bey İsyanı (1613): Önce babasının beyliğine makam için isyan etmiştir. Babasının ölümünden sonra, kardeşinin bey olması üzerine, baskınla iki kardeşini ve bir amcasını öldürerek isyan etti.  1596 yılında İmadiye hakimi kardeşi Seyyîd Han’ın tavassutu ile yeni şartlarda bey olarak atandı. Ancak, bir süre sonra tekrar isyan etti.  İdam edildi.

     Bitlis Beyi Abdal Han İsyanı (1638): Sebebi eşkiyâlık ve önlenmesi için Osmanlı’dan gelen emirlere karşı gelmektir. İsyan bittiğinde izini kaybettirdi.

     Şuşik Beyi Mustafa İsyanı (1645): Şekavet yaptığından tenkil için gelen askerlerle savaştılar. Mağlup edildiğinde bölgeyi terk etmesi şartı ile serbest bırakılmıştır.

     Baban Mutasarrıfı Mahmud Paşa İsyanı (1781): Birinci Abdulhamid zamanında, Baban mutasarrıflığına (kaymakam) kendi ailesinden İbrahim Bey’in atanacağını anlaması üzerine isyan etmiştir. 1783 yılında affedildi. Ancak 1784 yılında tekrar isyan etti. İsyanın bastırılması üzerine İran’a kaçtı. Azerbaycan hanlarından Budak Han tarafından öldürüldü.

     İlerki tarihlerde Baban aşiretinin isyanları devam etmiş, her defasında da Osmanlı tarafından tenkil edilmişlerdir.

     Timur – Millî Aşireti İsyanı (1785): O yıllarda, Osmanlı devleti hem Rusya hem de Avusturya  ile savaşıyordu, uğraşıyordu. Timur, Kürt Millî aşiretinin reisi idi. Gücüne güvenerek, komşu aşiretlere baskı – soygun ve devlete isyan etti. Vergilerini ödemediği gibi, merkeze bağlı memurları baskı altına aldı. İsyan 1790’a kadar devam etti. 1791’de bölgeyi terk etmesi üzerine isyan sona erdi. Timur 1974’e kadar kaçak yaşadı. Daha sonra teslim olması üzerinde affedilerek sürgüne gönderildi.

     Samsat Beyi Reşîd Hüseyn İsyanı (1804): Eşkiyâlık ve makam uğruna başlatılan bir isyandır. Padişâh III. Selim’dir. İsyan bastırıldıktan sonra Reşîd Hüseyn idam edilmiştir.

     Babanzâde Abdurrrahman Paşa İsyanı (1806): Bazı Kürtçü bunu “ilk millî başkaldırı” olarak lanse edilmektedir. Gerçekte ise, tamamen makam ve koltuk  için başlatılan bir isyandır. Süleymaniye’de (Irak) bulunan ve valilik görevini üstlenmiş olan Baban aşiretinden Babanzâde İbrahim Paşa’nın 1806’da vefatı üzerine, Osmanlı yönetimi, valiliği, aynı aşiretten Babanzâde Halil Paşa’ya verir. Babanzâde İbrahim Paşa’nın yeğeni olan Babanzâde Abdurrahman Paşa, hakkının yendiğini ileri sürerek Osmanlı’ya isyan etmiştir. İsyan, İran ve Rusya tarafından desteklenmiştir. O tarihte, Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar’da Ruslar’la savaşmaktadır. İsyan 1808 yılında bastırılmış, iki yıl sonra ölmüş veya öldürülmüştür.

     Babanzâde Ahmed Paşa İsyanı (1812): Makam ve öldürülen babası Babanzâde Abdurrahman Paşa’nın öcünü almak amacıyla yapılmıştır. Bu sırada Osmanlı devleti, Balkanlar’da çıkan Sırp isyanı ile meşguldü. Kısa sürede bastırılmış ve Babanzâde Ahmed Paşa yakalanarak idam edilmiştir.

     Devam edeceğiz…

     Gelecek yazı: İsyan bastırdığı için asılan ilk sadrazam.

     DİPNOTLAR:

     [i]: İbrahim Sediyani, Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı, cilt 1, s. 30, Şura Yayınları, İstanbul 2014

     [ii]: Doç. Dr. Sait Yılmaz, Kürtler’in Kökeni ve Kürtçülük, http://www.ulusalkanal.com.tr/kurtlerin-kokeni-ve-kurtculuk–makale.1778.html

     [iii]: İbrahim Sediyani, a.g.e, s. 34

     [iv]: İbrahim Sediyani, a.g.e., s. 30

     GAZETE GERÇEK

     26 EKİM 2015

milat 2

1267 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

2 Cevap Osmanlı’dan Günümüze Kürt Sorunu – 2

  1. Mêr nezan dedi ki:

    Selamun Aleykum Muhterem Sediyani, bu yazının üstünde hakikatle ilgili Malcolm’un yazısı var. Sayın Erzurumlu’nun Kurdlerle ilgili yazısı ise tahrifatlarla dolu. Doğrusu pek şaşırdım Kurdceye ve Kurd isyanlarıyla ilgili pek çok tahrifatı içeren hakikate muhalif bu müselsel yazıyı neden sayfasında neşretmeye devam ediyorsunuz. Acaba bu durum sizin isminize ve kutlu mücadelenize zarar vermiyor mu? Bu yazıyı sırf sizden birkaç alıntı gösterdiği için mi koydunuz? Şayet öyleyse sizi ve mücadelenizi sevenlerden bazılarının bu yazıları okuyup aldanma riskini vebalini üzerinize almış olmuyor musunuz? Selam ile.

  2. EDİTÖR dedi ki:

    MÊR NEZAN’A

    Değerli kardeşimiz;

    Bu site, kişisel bir sitedir. “İKTİBAS” bölümünde yayınlanan tüm yazıların ortak özelliği, İbrahim Sediyani’den ve çalışmalarından bahseden yazılar olmasıdır. İktibas edip burada yayınlamamız için tek kriter budur.

    Bunlar olumlu yazılar olabildiği gibi, olumsuz yazılar da olabiliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir