Adını Arayan Coğrafya

 

Naci Sapan

 

 

 

 

 

     İbrahim Sediyani, 1992 – 93 yıllarında Dicle Üniversitesi’nde okuduğu sıralarda, isimleri değiştirilmiş yerleşim birimlerine merak sarmış. Sadece Kürt illerini değil, Türkiye’yi adım adım dolaşarak, adı değiştirilmiş 40 il, 368 ilçe ve 7 bin 526 köyü tespit etmiş, ortaya “Adını Arayan Coğrafya” kitabı çıkmış. Coğrafyamızı tanımak açısından önemli bir kaynak.

     Ülkemizde uzun zamandır tartışma konusu olan isimleri değiştirilmiş yerleşim birimleri ile ilgili bir kitap çalışması var önümüzde. Genç araştırmacı İbrahim Sediyani tarafından sabırla ve birebir görüşmelerle hazırlanmış bir kitap. Adı, “ADINI ARAYAN COĞRAFYA”.

     İsmi değiştirilmiş yerleşim birimleri denince her ne kadar aklımıza Türkiye ve Kürt illeri gelse de, dünyada da böyle bir uygulama olduğunu bu kitapla birlikte görmek mümkün. Meselenin asıl boyutu ülkemizle ilgili olduğu için de, biz meselenin bu tarafına bakıyoruz.

     YURTTA VE DÜNYADA ASİMİLASYON

     Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm, “Dünyada Asimilasyon”. İkinci bölüm ise, “Yurtta Asimilasyon”.

     Bizi ilgilendiren, “Yurtta Asimilasyon” bölümü. Akdeniz, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde Kürtçe, Lazca, Gürcüce, Ermenîce, Arapça olan isimleri değiştirilen il, ilçe ve köyleri kapsıyor. Çalışma bu bölgelerdeki 40 il, 368 ilçe ve 7 bin 526 köyü kapsıyor.

     ADI DEĞİŞTİRİLMEMİŞ YER YOK

     “Dünyada Asimilasyon” bölümünde ise, bunun bütün dünyadaki uygulamaları yer alıyor.

     Her iki bölüm de 2’şer yıllık birebir çalışmanın ürünü. Yani yazar 4 yıl boyunca adı değiştirilmiş yerleşim birimlerini tespit ederek kitabında bize ışık tutuyor.

     Ülkede yaşayan her bireyi yakından ilgilendiren adı değiştirilmiş yerleşim birimleri ile ilgili kitabın hikâyesini yazar İbrahim Sediyani’nin kendi ağzından dinliyoruz: “Bu çalışma kitap okunarak, cümle altları çizilerek, daktilo tuşlarına basılarak değil, minibüs koltuğuna oturarak, yol işaretleri izlenerek, insanlarla konuşarak hazırlandı.”

     HALK ESKİ ADLARI UNUTMUYOR

     Sediyani şöyle devam ediyor: “Zor oldu; çünkü adı değiştirilmemiş nerdeyse tek karış toprak kalmadığından, bir yerin eski (gerçek) adını, yeni (asimile) adıyla birlikte araştırıp saptamak, bunu yazıya geçirmek, tutanaklarını hazırlamak oldukça güç idi. Zirâ bölgenin her paralel – meridyen dairesi, her enlem – boylam noktası başlıbaşına bir isim karışıklığı açmazını yaşamakta, bir asimile zenginliğine (!) sahip olma özelliğini barındırmaktaydı. Kolay oldu; çünkü adlar ne kadar değiştirilirse değiştirilsin, ne miktar asimile edilirse edilsin, yerli halk o yerleşim yerlerini hâlâ eski adlarıyla anmakta ve çoğunlukla onların yeni (resmî) adlarını dahi bilmemekteydi. Nasıl anmasındı ki? Halk yerleşim yerlerini kurmuş, kendi anadiliyle ona bir ad vermişti. Siz bir baba veya anne olarak, çocuğunuzu büyütüp belli bir yaşa getirdikten sonra biri(leri) kalkıp onun adını değiştirse, siz çocuğunuzu yine kendi verdiğiniz adla çağırmaz mısınız?”

     Böyle diyor kitabın yazarı İbrahim Sediyani.

     BAKAN KÖYÜNÜN YENİ ADINI BİLMİYOR

     Kitabın tamamına ışık tutacak küçük, ancak çok önemli bir anekdotu da yine yazarın ağzından aktarıyorum: “Bir ülke düşünün ki, o ülkenin Lice’li dışişleri bakanı bile ‘Ben köyümün yeni adını bilmiyorum’ diyor.”

     Böyle olunca, bu tür çalışmaların ne derece büyük öneme sahip olduğu daha net anlaşılıyor.

     GÜNEYDOĞU OLAY GAZETESİ

     11 KASIM 2009

adını arayan coğrafya 2

Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir