Gümüş Nehir’in Kıyısındaki Başkentlerin Meydanlarında Haykırdım Sana Olan Sevgimi – 49

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

24 NİSAN

ARJANTİN – URUGUAY 

     Bugün her zamankinden daha erken uyanıyoruz. Çünkü başka bir ülkeye, yeni bir ülkeye gideceğiz, “gezi içinde gezi” yapacağız.

     Arjantin’den Uruguay’a gideceğiz gemiyle, Arjantin’in başkenti Buenos Aires’ten Uruguay’ın başkenti Montevideo’ya.

     Bu toprakların en büyük, tüm dünyanın ise en geniş nehri olan Gümüş Nehir (İsp. Río de la Plata) üzerinde.

     Gezi arkadaşım, can dostum güzel insan sevgili Yaşar Gülen ile beraber, bu yeni günümüzde, kaldığımız Amérian Buenos Aires Park Hotel’de kahvaltı yapmadan, daha otelin kahvaltı saati bile başlamadan, uyanıyor ve hazırlanıp dışarı çıkıyoruz.

     Bugün, sabah erkenden Arjantin’in başkenti Buenos Aires’ten gemiyle Uruguay’ın başkenti Montevideo’ya gidecek, sabahtan akşama kadar Montevideo’da gezecek, sonra da aynı gece Buenos Aires’e yani Arjantin’e geri döneceğiz.

     Bir günlük muhteşem bir gezi olacak bu.

     Otelimizin önündeki Viamonte adlı caddeden aşağıya doğru yürümeye başlıyoruz, Yaşar kardeşimle birlikte.

     5 dakika içinde yolumuzu kesen Avenida Leandro Nicéforo Alem (Leandro Nicéforo Alem Caddesi) adlı geniş anayola varıyoruz. Bu anayolda, trafik lambalarında karşıdan karşıya geçiyoruz. Avenida Viamonte (Viamonte Caddesi), yolun öbür tarafında devam ediyor. Biz de devam ediyoruz.

     Sadece 3 dakika içinde yolumuzu kesen ikinci geniş anayola, Avenida Eduardo Madero (Eduardo Madero Caddesi)’ya varıyoruz. Burda da trafik lambalarında karşıdan karşıya geçiyoruz.

     Yolun karşı tarafında, Mariquita Sánchez de Thomspon adlı dar bir sokak uzanıyor. Büyük bir bölümü inşaat halinde olan bu dar sokaktan geçiyoruz. Sokağın bir kısmında, üstümüzün kapalı olduğu ve tahtalardan yapılmış kapalı bölmelerden geçiyoruz.

     Sokağın bittiği yerde, Avenida Alicia Moreau de Justo (Alicia Moreau de Justo Caddesi) adlı geniş anayol uzanıyor. Oldukça işlek olan bu yol, limandan önceki son yol. Caddeye varınca, trafik lambalarında karşıdan karşıya geçiyoruz ve yolun öbür tarafına, liman kıyısına varınca sola dönüp yürümeye devam ediyoruz.

     Liman kesimi sabahın erken saatleri olmasına rağmen oldukça hareketli. İnsanlar cıvıl cıvıl, arabalar vızır vızır. Medet yâ Hızır…

     Burası Buenos Aires’in “Puerto Madero” (Madero Limanı) olarak adlandırılan liman semti. 2, 1 km² büyüklüğündeki bu liman semtinde toplam 8000 kişi yaşıyor.

     Limanda, bizi gemiyle Uruguay’a götürecek ve iki gün önce kendilerinden biletlerimizi aldığımız “Buquebus” seyahat şirketinin merkezinde ve liman iskelesindeyiz.

     İçeri giriyoruz.

     İki katlı merkezin üst katında yolcu bekleme odaları, café ve restoranlar, alt katında da bürolar var.

     Üst kattaki yolcu bekleme salonuna çıkıyoruz.

     “Buquebus” adlı bu seyahat şirketi, Arjantin’in başkenti Buenos Aires ile Uruguay’ın başkenti Montevideo arasında gemi ve otobüs seferlerini gerçekleştiren şirkettir ve benle gezi arkadaşım Yaşar Gülen, bu şirket vasıtasıyla bu muhteşem geziyi gerçekleştireceğiz.

     Biraz sonra gemimizin kalkış saati geliyor. Müthiş heyecanlıyız ve bu heyecan içinde gemimize biniyoruz.

     “Francisco” isimli gemimiz, sabah saat 07:30’da Arjantin’in başkenti Buenos Aires’ten kalkıyor. Dünyanın en geniş nehri olan Río de la Plata (Gümüş Nehir) üzerinde 2 saat 15 dakika sürecek olan bu gemi yolculuğunda, saat 09:45’te Uruguay’ın başkenti Montevideo’ya varacağız.

     Gemi son derece büyük, modern ve temiz.

     Kahvaltımızı Yaşar kardeşimle birlikte geminin içinde, Río de la Plata (Gümüş Nehir) suları üzerinde yapıyoruz. Tabiî ki Arjantin’deki kahvaltıların vazgeçilmezi olan “medialuna” isimli ballı krozon ile. Yanında da mis gibi sıcak kahve…

     – Abi heyecanlı mısın? 🙂

     – Olmaz olur muyum, abican? İlk defa göreceğiz Uruguıay’ı ve en çok merak ettiğim ülkelerden biridir. 🙂

     – Ben de öyle valla. 🙂

     – Bütün gün gezeceğiz Montevideo’da. Ne güzel yaa? 🙂

     – Güzel de laf mı, İbrahim abi? Harika. 🙂

     – Bekle bizi Uruguay, Selahaddîn Eyyubî’nin torunları geliyor… 🙂 🙂 🙂

     – Ama Uruguay’ı fethetmeye değil, yaşamaya geliyoruz… 🙂 🙂 🙂

     – José Mujica’nın ülkesi. 🙂

     – Fernando Muslera’nın ülkesi. 🙂

     – Eduardo Galeano’nun ülkesi. 🙂

     – Dünya Kupası’nı ilk kazanan ülke. 🙂

     – 🙂 🙂

     – 🙂 🙂

     Dünyanın en geniş nehri olan Río de la Plata (Gümüş Nehir) üzerindeki gemi yolculuğumuz oldukça güzel ve keyifli geçiyordu.

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 11

 

105 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir