Halkından Koparılan Vatan: Dağlık Karabağ ve Kızıl Kürtler

 

isediyani

Eğitimci ve yazar İbrahim Altun, Sediyani Haber için yazdı…

 

 

 

Halkından Koparılan Vatan: Dağlık Karabağ ve Kızıl Kürtler

İbrahim Altun

     Dağlık Karabağ…

     Hani o herkesin konuşup da tam olarak ne ve nerede olduğunu bile bilmediği, hani o Ermeniler’le Azeriler’in paylaşamadığı, uğruna kıyametleri kopardığı o “kara” topraklar…

     Oranın neresi olduğunu ve yakın tarihe kadar kime ait olduğunu biliyor muydunuz?

     Gerçek olan şu ki çoğumuz bu gerçeği bilmiyoruz ya da yanlış olanı doğru bildiğinizi zannediyoruz. O halde bırakalım tarih konuşsun ve Dağlık Karabağ neymiş, aslında kimin toprağıymış, o bize ferman buyursun.

     Gelin öncelikle Dağlık Karabağ denilen yerin bin yıl öncesine gidelim. Bin yıl önce orada kim yaşıyormuş, oraya kim hâkimmiş, onu görelim.

     Evet, bölgenin bin yıl önceki durumunu gösteren 1. haritada da görüleceği üzere, günümüz Azerbaycan ve Ermenistan topraklarının bir kısmını da içine alan ve Dağlık Karabağ olarak bilinen bölgenin tümünü içinde barındıran bir devlet var orada. Adı; Türkçe “Şeddadiler”, Arapça: “Şeddadiyun” (شداديون), Kürtçe “Şeddadiyan”.

     Peki kimdir bu Şeddadiler, nerden geldiler, nereye gittiler, etnik olarak neydiler, kimdiler?

     İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer tam da burası. Zira Şeddadiler ne Azeri ne de Ermeni’ydiler. Has be has Kürt idiler.

     Bütün tarih bilgisini Kürtler’in yokluğu üzerine inşâ eden akıl ve izan fukarası cahiller tayfasına diyecek lafım olmamakla beraber, hakikati bilmek isteyen, doğrunun izini süren insanlara bu hususta ufacık bir araştırma yaparak, Şeddadiler’in kim olduğunu öğrenmelerini tavsiye ederim. Hatta Şeddadiler’in izini sürmek ve onları yakından tanımak isteyenlere Kars’a gidip orada bulunan meşhur Ani Harabeleri’ni ziyaret etmelerini şiddetle öneririm. Zira Ani şehrini ilk kuran da orada en son yaşayanlar da Şeddadili Kürt asilzadelerdir.

     Şimdi de Dağlık Karabağ’ın yaklaşık bin yıl sonrasını gösteren 1920’li yıllara ait olan 2. haritaya bakalım. Orada “Kurdistana Sor” yani “Kızıl Kürdistan” adında bir yapı çıkıyor karşımıza.

     Biraz da Kızıl Kürdistan’ı inceleyelim: Kızıl Kürdistan, Ermeniler ve Azeriler arasında sorun yaratan, Ermenistan’ın doğu, Azerbaycan’ın ise batı sınırında yer alan, büyük bölümü Dağlık Karabağ’da kurulan idarî bir bölge. 1926 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) tarafından yapılan nüfûs sayımına göre bu bölgenin nüfûsu 51 bin kişi. Bu nüfûsun % 72’sini Kürtler, % 26’sını Azeriler ve % 0, 7’sini Ermeniler oluşturuyordu. Geçmişi Safeviler’le şekillenmiş ve çoğunluğu Şiî olan Azeriler’in etki alanında bulunan bu bölgede yaşayan Kürtler’in çoğunluğu da Sünnî değil, Şiî’ydi.

     Ermeniler’in bölgedeki hakimiyet alanını Kürtler’le kuracakları ittifak sayesinde daraltmak isteyen Azeriler, Kürtler’e yerel yönetim verilmesi fikrini destekledi. Azerbaycan Komünist Partisi Birinci Sekreteri Sergey Kirov’un önerisi ve Lenin’in onayıyla, Temmuz 1923’te “Kızıl Kürdistan Uyezdi” kuruldu. Bu kararda, Dağlık Karabağ’ın özerk yönetim şeklinde Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (ASSC)’ne verilmesinin ardından olası bir gerilimi önlemek adına, Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (ESSC) sınırında Kürtler’den oluşan bir “tampon bölge” yaratma ve bunun iki halk arasındaki barışa hizmet edebileceği temennisi de etkili oldu.

     Sovyetler’de “uyezd”ler, altbirim idareleri olan küçük yerel yönetimlere verilen isimdi. Kızıl Kürdistan’ın merkezi, 435 nüfûslu Laçin olarak belirlendi. Yönetimin başına, Azeri bolşevik Hüsnü Hacıyev getirildi. Bu karar ESSC (Ermenistan yönetimi) tarafınca hoş karşılanmamış olsa da Dağlık Karabağ’dan sonra bu bölgedeki Azeri etkisinin azalmış olması Ermeniler için bir noktada olumlu bir gelişmeydi.

     Kızıl Kürdistan, Azeriler’in ihaneti ve de Ermeniler’in vahşi saldırıları sonucunda 1929’da dağıtıldı, Kızıl Kürdistan, Dağlık Karabağ’ın içinde ASSC’ye bağlandı. Daha sonra Stalin yönetimince Kafkasya’da yaşayan pekçok Kürt sürüldü ve Sovyet Rusya’nın orta kesimlerine, özellikle de Kazakistan’a gönderildi.

     Bu tarihten sonra Kürtler’den boşalan bu bölgeye Ermeni ve Azeri halklar yerleşti ve özellikle SSCB dağıldıktan sonra onlarca yıldır süregelen Dağlık Karabağ’da hakimiyet savaşları yaşandı.

     Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz:

     Günümüze bakarsak, evet Dağlık Karabağ’da Azeri halkına karşı haksız bir Ermeni isgali vardır, zira sözkonusu bölge hiçbir zaman Ermeni toprağı olmamıştır. Binlerce yıldır Müslüman halkların çoğunlukla yaşadığı bir yurt olagelmiştir. Ama ne var ki oranın gerçek sahipleri Azeriler de değildir. Asıl gerçek şudur ki, en büyük zûlüm yine her zaman olduğu gibi Kürtler’e yapılmıştır. Nitekim Kürtler, dîn kardeşi olduğu halde hem Azeriler’den hem de Hristiyan olmadığı için Ermeniler’den çekmiştir.

     En sonunda Kürtler, Şeddadiler’den beri ata toprağı olan vatanlarından Stalin tarafından koparılarak vatansız yaşamaya mâhkum edilmiştir. Akabinde korumasız kalan vatanları başkaları tarafından talan edilmiştir.

     Velhasıl-ı kelam, sahipsiz kalan toprağın sahip çıkanı çok olur.

     Halkından koparılan vatan olan Dağlık Karabağ (Kızıl Kürdistan) gibi.

okuryazaribrahim@gmail.com

     SEDİYANİ HABER

     28 EYLÜL 2020

 

880 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

2 Cevap Halkından Koparılan Vatan: Dağlık Karabağ ve Kızıl Kürtler

  1. Nezan Cevahir dedi ki:

    Ermenistan ve Azerbaycan Savaşına son vermek için tekrar oradı kurdustana Ayıt olmalı Bilmiyorum kurdeler gidermi

  2. Mehmet Ali Can dedi ki:

    Kafkasyadan Baltık Denizine kadar irili ufaklı herhangi bir sebeple sürgün edilmiş “Kafkas Kurdî’leri var. Ciddi bir çalışmayla BM organizasyonuyla bu yapılabilir. Bu hareketle hem savaşlar önlenir, hem de sürgün yaşayan Kurdî’ler çektikleri zulümden kurtulur. Bu konuda en büyük görevin YEKBUN TV ile Kurdi Aydınlara ve Kurdi Diplomasiye düştüğünü düşünüyorum. Zalimler için yaşasın Cehenem.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir