Gümüş Nehir’in Kıyısındaki Başkentlerin Meydanlarında Haykırdım Sana Olan Sevgimi – 40

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

Dios es Argentino y atiende en Buenos Aires.

(Tanrı Arjantin’lidir ve Buenos Aires’te hizmet vermektedir.)

Arjantin atasözü

     Arjantin’in başkenti Buenos Aires, hakikaten muhteşem bir şehir. Sokakları, parkları, meydanlarıyla, içindeki cıvıl cıvıl sosyal yaşamıyla, farklı noktalarındaki hepsi de birbirinden güzel ve ilginç yapıları, anıtları ve eserleriyle arayacağınız her şeyi bulabileceğiniz ve günün hiçbir saatinde hayatın durmadığı akışkan yaşam örgüsüyle, olağanüstü güzellikte bir metropol.

     Dünyanın en geniş nehri olan Gümüş Nehir (İsp. Río de la Plata) kıyısında, nerdeyse deniz gibi olan bu muazzam ırmağın güney yakasında kurulmuş, içinden de pekçok güzel nehirler akan, Arjantin’in kuzeydoğusunda yer alan, görüp gezen herkesi kendisine âşık ettirecek güzellikteki rüyâ gibi bir başkent.

Arjantin’in başkenti Buenos Aires, rüyâ gibi güzel bir şehir

     Şehir, Paraná ve Uruguay nehirlerinin oluşturduğu huni biçimindeki Río de la Plata (Gümüş Nehir) kıyısında kurulu olup, Atlas Okuyanusu kıyısına da yakındır.

     Río de la Plata’nın Buenos Aires’te bulunan kısmı, yoğun olarak balçıkla kaplı. Su çok derin değil. Derinlik genellikle 20 m’yi aşmaz.

     Bu harikulade güzellikteki şehirde 15 milyon 153 bin 729 kişi yaşıyor. İnsanları da şehir gibi güzel. Çok sıcakkanlı, misafirperver ve kültürlü bir halk. Arjantin’in toplam nüfûsunun 45 milyon 195 bin 777 olduğunu düşünürsek, ülkenin üçte birinin bu şehirde yaşadığını anlarız.

     Buenos Aires’in batısında Arjantin’in en verimli topraklarının bulunduğu Pampa bölgesi uzanmakta.

     Ilıman iklim kuşağında bulunuyor, Buenos Aires. Yıllık ortalama sıcaklık 16, 9°C’dir, ortalama yağış miktarı ise 1, 027 mm. Arjantin Güney Yarımküre’de yer aldığı için, bizde mevsim yazken burda kış, bizde mevsim kışken burda yazdır. Bundan ötürü, örneğin Buenos Aire’te en sıcak ay ortalama 23, 7°C ile Ocak, en soğuk ay ise ortalama 10, 5°C ile Haziran ayıdır. Kış aylarında bile sıcaklık çok nadiren O°C’nin altına düşer ve kar yağışı çok nadir görülmüştür. En çok yağış ortalama 122 mm ile Mart ayında görülürken, en az yağış da ortalama 61 mm ile Haziran ayındadır.

Bölgenin havadan çekilmiş fotoğrafı. Atlas Okyanusu (üstte, lacivert renkte), Gümüş Nehir (ortada, pembe renkte), Arjantin’in başkenti Buenos Aires (sağ altta, Gümüş Nehir’in başladığı yerde) ve Uruguay’ın başkenti Montevideo (sol üstte, Gümüş Nehir ile Atlas Okyanusu’nun birleştiği noktada)

     202 km² büyüklüğündeki Buenos Aires veya 1996 yılında verilen resmî adıyla CABA yani Ciudad Autónoma de Buenos Aires (Buenos Aires Özerk Şehri), ülkeyi oluşturan 24 bölgeden birini, “birinci dereceden yargı bölgesini” oluşturan özerk bir şehirdir. Kendi yürütme, yasama ve yargı yetkilerine sahiptir.

     Buenos Aires şehri ne Buenos Aires eyaletinin bir parçası ne de eyaletin başkenti; daha ziyade özerk bir bölgedir. 1880 yılında onlarca yıllık siyasî çatışmalardan sonra, Buenos Aires federalize edildi ve Buenos Aires eyaletinden çıkarıldı. Şehir sınırları, Belgrano ve Flores kasabalarını da içerecek şekilde genişletildi; ikisi de artık şehrin mahalleleri. 1994 anayasa değişikliği şehre özerklik tanıdı, dolayısıyla resmî adı Buenos Aires Özerk Şehri (CABA) oldu. Sakinleri ilk olarak 1996’da bir hükûmet başkanı (yani belediye başkanı) seçti; daha önce belediye başkanı doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanıyordu.

     Buenos Aires vilayetinin sakinleri “Bonaerens” olarak adlandırılır.

     Arjantin’in başkenti Buenos Aires, aynı zamanda ülkenin en büyük şehridir de. Arjantin’in en büyük 5 şehri şunlardır:

     1. Buenos Aires → nüfûs 15 milyon 153 bin 729

     2. Córdoba → nüfûs 1 milyon 574 bin 16

     3. Rosario → nüfûs 1 milyon 535 bin 696

     4. Mendoza → nüfûs 1 milyon 176 bin 360

     5. San Miguel de Tucumán → nüfûs 988 bin 520

     (NOT – 1: Arjantin’in 10 milyon nüfûs barajını aşan tek şehri, başkent Buenos Aires’tir. Ülkenin toplam nüfûsunun 45 milyon 195 bin 777 kişi olduğu düşünüldüğünde, ülke nüfûsunun üçte birinin başkentte yaşadığı anlaşılır… NOT – 2: Arjantin’de nüfûsu 1 milyon barajını aşan sadece 4 şehir, nüfûsu yarım milyon barajını aşan 10 şehir, nüfûsu 100 bin barajını aşan 40 şehir vardır.)

     Arjantin’in en büyük şehri Buenos Aires, büyüklük bakımından Güney Amerika’da ise 2. sıradadır. Güney Amerika coğrafyasının en büyük 10 şehri şunlardır:

     1. São Paulo → nüfûs 22 milyon 75 bin 933 → Brezilya

     2. Buenos Aires→ nüfûs 15 milyon 153 bin 729 → Arjantin

     3. Rio de Janeiro → nüfûs 13 milyon 458 bin 75 → Brezilya

     4. Bogotá → nüfûs 10 milyon 978 bin 360 → Kolombiya

     5. Lima → nüfûs 10 milyon 719 bin 188 → Peru

     6. Santigo de Chile → 6 milyon 767 bin 223 → Şili

     7. Brasilia → nüfûs 4 milyon 645 bin 843 → Brezilya

     8. Medellín → nüfûs 4 milyon 5 bin 546 → Kolombiya

     9. Caracas → nüfûs 2 milyon 938 bin 992 → Venezuela

     10. Cali → nüfûs 2 milyon 786 bin 705 → Kolombiya

     Arjantin ülkesinin en büyük, Güney Amerika bölgesinin 2. büyük şehri olan Bunos Aires, tüm Amerika kıt’âsında ise büyüklük bakımından 4. sıradadır. Amerika topraklarında kurulmuş en büyük 15 şehir şunlardır:

     1. São Paulo → nüfûs 22 milyon 75 bin 933 → Brezilya

     2. Ciudad de México → nüfûs 21 milyon 782 bin 378 → Meksika

     3. New York → nüfûs 19 milyon 440 bin 500 → ABD

     4. Buenos Aires→ nüfûs 15 milyon 153 bin 729 → Arjantin

     5. Rio de Janeiro → nüfûs 13 milyon 458 bin 75 → Brezilya

     6. Bogotá → nüfûs 10 milyon 978 bin 360 → Kolombiya

     7. Lima → nüfûs 10 milyon 719 bin 188 → Peru

     8. Santigo de Chile → 6 milyon 767 bin 223 → Şili

     9. Toronto → nüfûs 6 milyon 196 bin 731 → Kanada

     10. Brasilia → nüfûs 4 milyon 645 bin 843 → Brezilya

     11. Los Angeles → nüfûs 4 milyon 15 bin 940 → ABD

     12. Medellín → nüfûs 4 milyon 5 bin 546 → Kolombiya

     13. Santo Domingo → nüfûs 3 milyon 330 bin 337 → Dominik Cumhuriyeti

     14. Caracas → nüfûs 2 milyon 938 bin 992 → Venezuela

     15. Cali → nüfûs 2 milyon 786 bin 705 → Kolombiya

     Arjantin’ın en büyük, Güney Amerika’nn 2. büyük, Amerika’nın 4. büyük şehri olan Buenos Aires, tüm gezegende ise 13. sıradadır. Dünyanın en büyük 20 şehri şunlardır:

     1. Tokyo → nüfûs 37 milyon 385 bin 902 → Japonya

     2. Delhi → nüfûs 30 milyon 290 bin 936 → Hindistan

     3. Şanghay → nüfûs 27 milyon 58 bin 480 → Çin

     4. São Paulo → nüfûs 22 milyon 75 bin 933 → Brezilya

     5. Ciudad de México → nüfûs 21 milyon 782 bin 378 → Meksika

     6. Dakka → nüfûs 21 milyon 5 bin 860 → Bangladeş

     7. Kahire → nüfûs 20 milyon 900 bin 604 → Mısır

     8. Pekin → nüfûs 20 milyon 535 bin 345 → Çin

     9. Mumbai (Bombay) → nüfûs 20 milyon 411 bin 274 → Hindistan

     10. New York → nüfûs 19 milyon 440 bin 500 → ABD

     11. Karaçi → nüfûs 16 milyon 93 bin 786 → Pakistan

     12. İstanbul → nüfûs 15 milyon 190 bin 336 → Türkiye

     13. Buenos Aires→ nüfûs 15 milyon 153 bin 729 → Arjantin

     14. Kalküta → nüfûs 14 milyon 850 bin 66 → Hindistan

     15. Lagos → nüfûs 14 milyon 446 bin 449 → Nijerya

     16. Kinşasa → nüfûs 14 milyon 342 bin 439 → Kongo DC

     17. Manila → nüfûs 13 milyon 923 bin 452 → Filipinler

     18. Rio de Janeiro → nüfûs 13 milyon 458 bin 75 → Brezilya

     19. Guangzhou → nüfûs 13 milyon 358 bin 460 → Çin

     20. Lahor → nüfûs 12 milyon 642 bin 423 → Pakistan

     (NOT: Koyu puntoyla yazdığım şehirler, gidip gezdiğim, meydanlarında dolaştığım, elimde 33’lük tespihle sokaklarında yürüyüp “Aaah ulan ah! Bana bunu yapmayacaktın Hayriye” dediğim şehirlerdir.)

     Arjantin’in başkentinin ismi olan “Buenos Aires”, İspanyolca’da “Güzel Havalar” demek (buenos: güzel; aires: havalar). Çoğunlukla Amerika kıtasında ayn isme sahip olan başka yerler de var.

     İsim, bugün İtalya egemenliği altında bulunan Sardunya Adası kökenlidir. Aragonlular 1324 yılında Sardunya’nın başkenti olan Cagliari şehrini Pisalılar’dan aldıklarında, karargâhlarını şehre bakan bir tepenin üzerine kurdular. Tepe, bataklık arazisine bitişik olan eski şehirde (kale bölgesinde) yaygın olan kötü kokudan arınmış olduğu için, onlar tarafından “Temiz Hava” anlamına gelen “Buen Ayre” (veya Sardunya dilinde “Bonaria”) olarak adlandırdılar. “Kötü Koku” anlamına gelen “Mal Aria” ise sıtma hastalığının başka bir adıdır, çünkü o zamanlar insanlar havanın hastalığa neden olduğuna inanıyorlardı. Bataklıklar, tâ 20. yy’da tedavi edilene kadar Sardunya’yı rahatsız eden ve sıtma taşıyıcıları olan anopheles sivrisineklerinin üreme alanıydı.

     Cagliari kuşatması sırasında, Aragonlular tepenin üzerine Hz. İsa (as)’nın annesi Hz. Meryem (as)’e atfen bir sığınak inşâ ettiler. Bundan sonraki yıllarda, Meryem Ana’nın bir heykelinin Akdeniz’deki bir fırtınayı mucizevî bir şekilde yatıştırmaya yardım ettikten sonra denizden çıkarıldığını iddiâ eden bir hikâye dolaştı. Heykel manastıra yerleştirildi. İspanyol denizciler, özellikle Endülüslüler bu görüntüye saygı duyuyorlar ve pusulalarında onlara yardımcı olmak ve gemi enkazlarını önlemek için sık sık “güzel rüzgârları” çağırıyorlardı.

     Buenos Aires, 2 Şubat 1536 tarihinde İspanyol sömürgeci (onlar “kaşif” diyorlar) Pedro de Mendoza y Luján (1487 – 1537) tarafından “Puerto de Nuestra Señora Santa María del Buen Ayre” ismiyle kurulmuştur ki, şehrin bu ilk ismi, “Sevgili Bakire Annemiz Meryem’in Güzel Hava Limanı” anlamına gelmektedir. Burada kastedilen, elbette ki Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem’dir.

     Avrupalı beyaz işgalcilerin bu topraklara gelmesinden önce, bugünkü Buenos Aires’in bulunduğu mıntıka, ağaçların ve çim örtüsünün olmadığı Pampa ovasının bir parçasıydı. Bazı su parkları göze çarpıyordu. Medrano ve Maldonado adlı akarsular, küçük çukurlar oluşturarak sessiz sessiz akarlardı. Tamamı Kızılderililer’den oluşan yerli nüfûs, guanako (buraya özgü bir deve türü) ve nandu (buraya özgü bir devekuşu) avcılığı yaparak hayatlarını idame ettiriyorlardı.

     Gümüş Nehir (İsp. Río de la Plata)’in güney (Arjantin) tarafında köyler, Kızılderililer’in Tehuelçe kavmine, göçebe bir hayat süren çeşitli etnik gruplara ve toprakları Samborombón Nehri’ne kadar ulaşan Querandí kavmine aitti. (NOT: Tehuelçeler, Patagonya’nın yerli kabilelerinin ortak adıdır. “Patagonyalılar” olarak da anlandırılırlar. Erken Avrupalı işgalcilerin hikâyelerinde adı geçen Güney Amerika’nın dev sakinleri Patagonlar’ın Tehuelçeler oldukları düşünülmektedir.)

     Río de la Plata (Gümüş Nehir)’nın kuzey (Uruguay) tarafında ise köyler, ovada avlanan Çarrúa kavminin yaşadığı köylerdi. (NOT: Çarrúa Kızılderilileri’nin bugünkü toplam nüfûsları 175 bin kadardır. Bunların 159 bin 319 kişisi Uruguay’da, 14 bin 649’u Arjantin’de yaşarken, Brezilya’da da bu kavme mensup yalnızca 42 kişi yaşıyor.)

     Nehirler ve dereler, zamanla kanallar teşkil ederek Parana Deltası’nı parçaladı ve bölgede birçok ada ve adacık oluşturdu. (NOT: “Parana”, Kızılderili Guaraní dilinde “Denizin akrabası” demektir.)

     Bu durum, genellikle balıkçılıkla uğraşarak hayatlarını devam ettiren bir Kızılderili kavmi olan Guaraní nüfûsunun bölgeye ağırlıklı biçimde yerleşmelerine yol açtı. (NOT: Guaraní Kızılderilileri’nin bugünkü toplam nüfûsları 280 bin kadardır. Bunların 83 bin kişisi Bolivya’da, 61 bini Paraguay’da, 54 bini Arjantin’de yaşarken, geri kalan 85 bin nüfûs da Brezilya ve Uruguay’da yaşamını sürdürmekte. Paraguay’da ülke nüfûsunun % 80’i Guaraní dilini konuşur ve bu dil Paraguay Cumhuriyeti’nin ikinci resmî dilidir. Futbolda nasıl ki her millî takımın bir lakabı varsa, örneğin Fransa’nın “Horozlar”, Hollanda’nın “Portakallar”, Almanya’nın “Panzerler”, Danimarka’nın “Vikingler” lakabıyla anılması gibi, Paraguay Millî Takımı’nın lakabı da “Guaraní”dir ve kendilerini Guaraní Kızılderilileri olarak adlandırıp maçlara çıkarlar. Ayrıca bugün İngilizce olarak kabul edilen ve oradan tüm dünya dillerinde de ortak olarak kullanılan “jaguar”, “tocuan” gibi sözcüklerin kökeni Guaraní diline dayanır. Bir Kızılderili dili olan Guaraní dilinden dillerimize geçmiştir.)

     İspanya adına “keşif gezisine” çıkan ve 1516 yılının Ocak ayında Gümüş Nehir (İsp. Río de la Plata)’i “keşfeden” denizci Juan Pedro Díaz de Solís (1470 – 1516), Río de la Plata’ya ulaşan ilk Avrupalı işgalcidir. Fakat macerası kısa sürdü. Çünkü bu mıntıkaya ayak bastığı aynı günlerde, şu anda çoğunluğu Uruguay’da yaşayan Çarrúa adlı Kızılderili kavmi tarafından bugünkü Tigre kenti yakınlarında uğradığı saldırı sonucunda hayatını kaybetti.

     Bu saldırıdan, ekibin içindeki “huysuz” ve “kötü niyetli” kişi olan ve Juan Díaz de Solís’le anlaşamayan Francisco del Puerto (? – ?) sağ kurtuldu ve Kızılderililer tarafından esir alındı. Açık deniz filosunda bekleyen Solis’in arkadaşları, “katliâmı” duyduklarında çok korktular ve İspanya’ya geri kaçmaya çalıştılar. Ancak fırtınaların sıklığı nedeniyle bunu başaramadılar ve gemileri Santa Catalina Körfezi’ne demir atmak zorunda kaldı.

     Saldırıdan kurtulanların bir kısmı, daha sonra Portekizli sömürgeci (onlar “kâşif” diyorlar) Aleíxo García (? – 1525) önderliğinde, Guaraní Kızılderilileri’nin yaşadığı Los Patos’a yerleştiler. Bu Avrupalılar, yerel Guaraní dilini ve Kızılderili örf ve geleneklerini öğrenerek, birkaç yıl orada Kızılderililer’le iç içe yaşadılar.

     Koyu Hristiyan ve çoğu da zaten misyoner olan bu Avrupalı beyazlar, “semavî dîn” martavalıyla Kızılderililer’i inanç yönünden pek etkileyemediler, ancak kendileri, Kızılderili dîn ve inançlarından, özellikle mistik anlatılarından oldukça etkilendiler. Onlar, Kızılderililer’den, yerli halkın ölümcül hastalıklardan ve diğer ıstıraplardan kurtulmak için ulaşmak zorunda oldukları “şeytanî bir ülke”nin varlığından bahseden mistik hikâyelerini dinlediler ve bundan etkilendiler. Bu “ütopik ülke”, Sierra del Plata’nın bulunduğu “Beyaz Krallık” topraklarıydı.

     García bu coğrafyayı keşfetme arzusuyla yanına bir Kızılderili ordusu alarak yola koyuldu. Onları bugünkü Arjantin – Brezilya sınırında bulunan ve iki ülke arasındaki sınırı da çizen dünyaca ünlü İguazú Şelâlesi (İsp. Cataratas del Iguazú; Port. Cataratas do Iguaçu)’nin ve Paraguay Nehri’nin ötesine götürerek Chaco sınırını geçtiler. (NOT: “Iguazú”, bir Kızılderili dili olan Guaraní dilinde bir isim olup “Büyük su” demektir. “Paraguay” ise yine aynı dilde bir isimdir ve bu dilde “Denizi doğuran ırmak” demektir. – KAYNAK: Adını Arayan Coğrafya, sayfa 46)

     Ekip, burada altın ve gümüş eşyalardan oluşan bir tomar buldu. Dönüş yolunda, Aleíxo García, 1525 yılındaki bir çatışmada öldü. Kurtulanlar 1526 yılında Santa Catalina sahiline geldiler. Burada García’nın iki “meslektaşını” bulup onlara keşfettikleri topraklardan ve buldukları hazineden bahsettiler.

     García’nın keşfi ile ilgili hikâye, Venedikli seyyah Sebastián Caboto (1484 – 1557)’nun kulağına, o sırada Molucas’a doğru giderken ve Pernambuco’ya demirleyen filosuyla Brezilya kıyılarına varırken ulaşır. Caboto, García’nın maceralarını duyduktan sonra planlarını değiştirir ve hikâyede bahsi geçen zenginlik bölgesine gitmeye karar verir. Tatlı denizlere yelken açabilen bir tekneyle Santa María’ya (şimdiki ismi Punta del Este) demir atar.

     Dört yıl sonra dünyaca ünlü Portekizli denizci ve seyyah Macellan ya da doğru ismiyle Fernão de Magalhães (1480 – 1521) kaptanlığındaki bir filo, Río de la Plata (Gümüş Nehir) üzerinde seyrederek Buenos Aires sahiline varır ve 21 Ekim 1520 tarihinde Tüm Azîzler Boğazı (İsp. Estrecho de Todos los Santos)’nı keşfeder.

    Ancak, yalnızca Haziran 1527’de Sebastián Caboto buraya girebilir. Paraná Nehri ağzında Sancti Spiritu Limanı’nı kurar ve 1530 yılında İspanya’ya geri döner. İspanya’da “La Sierra de Plata y las Tierras del Rey Blanco” (Gümüş Dağ ve Beyaz Krallık Toprakları) adlı efsaneyi kaleme alır ve Avrupa’yı bu “gizemli zengin ülke”den haberdar eder. V. Carlos adıyla Kutsal Roma İmparatoru ve I. Carlos adıyla İspanya Kralı olan Şarlken (1500 – 58), 1536 yılında İspanyol denizci ve kâşif Pedro de Mendoza’yı o “gizemli ülke”yi bulmak amacıyla seferber eder ve bu denizaşırı sefer için gerekli tüm finansal desteği kendisine sağlar. Pedro de Mendoza, 22 Ağustos 1534 tarihinde İspanya Kralı Şarlken’in kararıyla “genel sekreter”, “genel vali” ve “kaptan” olarak atanır.

     24 Ağustos 1534 tarihinde İspanyol denizci ve kâşif Diego García de Moguer (1484 – 1544), Río de la Plata (Gümüş Nehir) kıyısına ikinci bir sefer düzenler. Uruguay ve Paraná nehirlerinden girip Santiago de Cabo Verde Adası’ndan geçerek tâ Brezilya’ya kadar ulaşır ve orada Pedro de Mendoza’ya katılır.

     Pedro de Mendoza, en az 4 yeni şehir kurma göreviyle 24 Ağustos 1535’te Sanlucar de Barrameda’dan ayrılır. Mendoza’nın seferi, 14 gemiden oluşuyordu. Bu gemilerde 1200 erkek, atlar ve ineklerin yanısıra, Basklı komutan ve işgalci (onlar “fatih” anlamında “conquistador” diyorlar) Juan de Garay (1528 – 83)’ın gelmesi için binlerce hayvana ulaşan ilk sürüleri oluşturup çoğalttıklarından oluşan bir insan ve hayvan sürüsü bulunuyordu.

     Kızılderililer’in vatanı olan Arjantin topraklarının işgal edilip ele geçirilmesi (onlar “fethedilmesi” diyorlar) harekâtı böylece başlamıştı…

     İspanya’nın Sevilla limanından yola çıkan İspanyol komutan ve işgalci (onlar “fatih” anlamında “conquistador” diyorlar) Hernando Pizarro (1504 – 80), yanında işe aldığı denizcilere ve maceracılara ücret olarak Peru’dan götürdüğü ve İnkalar’dan gaspettiği altınları verdiği için, beraber yolculuk etmek için adam bulmakta zorlanmamıştı. İspanya Kralı Şarlken, Afrika’dan, Kap Verde adlı adadan ve Gine sahillerinden getirdikleri 200 kadar köleyi de onların hizmetine vermiş, beraber Amerika kıtasına götürmelerine müsaade etmişti. Diğer İspanyol denizciler ve işgalciler (onlar “fatih” anlamında “conquistador” diyorlar) Hernando de Soto de Jerez (1500 – 42) ve Juan Núñez (? – ?) de Kral’dan aynı izni almışlardı.

     Toplamda 2500 İspanyol ve 150 yabancı (Portekizli, Alman, Flaman), Augsburglu Alman bankacı ailenin iki ferdi Sebastián Neithard (? – ?) ve Jacobo Welser (? – ?)’in kiraladığı bir gemiye bindiler. Yolcular arasında ünvan sahibi 20 soylu, 14 dîn adamı (rahip), bir askerî birliğin 2 veya 3 beyi, İtalyan kaptanlar, 1 doktor, bazı soylu ailelerin çocukları ve bazı kadınlar vardı. Kadınlardan bazıları şunlardı: Pedro de Mendoza’nın sevgilisi María Davila (? – ?), soylu ailelerin kadınları olan Elvira Pineda (? – ?), Mari Sánchez (? – ?) ve Catalina Vadillo (? – ?), Kanarya Adaları’nın en büyüğü olan Tenerife’de gemiye binen Catalina Pérez (? – ?), ayrıca kısaca Orden de la Merced olarak anılan Merhametli Hz. Meryem Annemizin Kraliyet ve Askerî Düzeni ve Esirlerin Kefareti (İsp. La Orden Real y Militar de Nuestra Señora de la Merced y la Redención de los Cautivos; Lat. Ordo Beatæ Mariæ Virginis de Redemptione Captivorum) adlı Katolik kadın cemaatinin üyesi kadınlar ve bunların başındaki İspanyol başrahibe ve azîze Santa Teresa Sánchez de Cepeda Dávila y Ahumada de Jesús de Ávila (1515 – 82).

     Mendoza tarafından komuta edilen ve Portekizli denizci Gonzalo de Acosta (? – ?)’nın kaptanlığını yaptığı filo, 1536 tarihinde, Ortodoks Hristiyanlar’ın dînî bayramı olan Epifani Bayramı’nda Arjantin’deki Paraná Guazú Nehri’ne ulaşır. Burada nehir kıyılarında yaklaşık 2000 yerli Çarrúa Kızılderilisi görürler ve böylece Mendoza, ilk kuruluşunu yaptığı güney sahilinde dağılmaya karar verir.

     Mendoza’nın “Puerto de Nuestra Señora Santa María del Buen Ayre” (Sevgili Bakire Annemiz Meryem’in Güzel Hava Limanı) olarak adlandırdığı şey, 2 Şubat 1536 tarihinde, nehrin kenarında kuruldu ve burada Riachuelo adlı bir kale inşâ edildi. Kale, taraf başına 150 çubuk ve neredeyse 2 m yüksekliğinde bir duvarla örülü ve etrafı palisade kaplı bir çukurla çevrili, sağlam bir şekilde inşâ edilmişti. Kalede çamur ve samandan yapılma, ev olarak kullanılan birkaç çiftlik ve 5 kilise vardı. Alan aslen Guarani olarak bilinen yerli Pampa Kızılderilileri tarafından iskân edilmişti.

     Bu, Arjantin’in bugünkü başkenti, ülkenin en büyük, tüm Güney Amerika’nın ise ikinci büyük şehri Buenos Aires’in çekirdeğidir, kardeşlerim.

     Şehrin ilk kuruluşudur.

1536 yılında Pedro de Mendoza öncülüğünde ilk kurulduğunda Buenos Aires’in durumunu gösteren çizim

     Buraya yerleşen Mendoza ve beraberindeki İspanyollar’a, ilk günlerinde erzak ve barınmalarını bölgedeki Querandí Kızılderilileri sağlıyordu. Beyaz adamın “soluk yüzlü” ve “çatal dilli” olduğunu henüz tecrübe etmemiş olan Kızılderiler, “misafir” olarak gördükleri bu beyazlara her türlü yiyecek yardımını yapıyorlardı.

     Ancak beyaz adamın karnını doyurmak kolaydı da, gözünü doyurmak o kadar kolay değildi. İlk 15 gün boyunca Avrupalı beyazlara her türlü gıda yardımını yapan Kızılderililer, artık buna güçleri yetmeyince, beyazlara “Neyimiz var neyimiz yok sizinle paylaşıyoruz, misafir olduğunuz için, sizin yüzünüzden yaşadığımız sıkıntıya katlanıyoruz, ama buraya geleli bir hayli zaman oldu. Ömür boyu mu yapacağız bu yardımı size? Günlerdir sadece evlerinizde oturuyor ve bizim size yemek getirmemizi bekliyorsunuz. Madem buraya yerleştiniz, geçiminizi kendi çabanızla temin etmeye çalışın” diyerek, yiyecek yardımını kestiler.

     Avrupalı beyazlar, yiyecek yardımına devam etmeleri için birkaç kez gidip Kızılderililer’e yalvardılar. Ancak olumlu yanıt alamadılar. Kızılderililer “tatlı dilden anlamayınca” (!), İspanyol beyazlar, bu sefer tehditvarî bir dille Kızılderililer’den yiyecek istediler. Ancak Querandí Kızılderilileri artık yardım yapmayacaklarını kesin olarak kararlaştırmışlardı. Çünkü onların da aileleri, çocukları vardı.

     Bunun üzerine İspanyol işgalcilerin lideri Pedro de Mendoza, 30’u atlı olmak üzere 300 paralı askerle Querandíler’e saldırdı. Bu şiddetli saldırı, sırf Kızılderililer onlara yiyecek yardımı yapmadığı içindi. Fakat Querandí Kızılderilileri bu saldırıya sert bir karşılık verdiler. Querandíler, İspanyollar’ın üzerine adetâ ok yağmuru yağdırdı ve onlara atları düşüren, bağırsaklardan yapılmış iplerle bağlanmış taşlar fırlattı. (NOT: Bu taş fırlatma silahı, Gauço kültüründe “boleros” adıyla bilinir.)

     Bugün Arjantin’in en büyük havaalanı olan ve bizim de bu kıtada ilk ayak bastığımız yer olan Buenos Aires Uluslararası Ministro Pistarini Havaalanı (İsp. Buenos Aires Aeropuerto Internacional Ministro Pistarini) ya da bilinen adıyla Buenos Aires Uluslararası Ezeiza Havaalanı (İsp. Buenos Aires Aeropuerto Internacional de Ezeiza)’nın yakınlarında gerçekleşen bu savaşta, başta Pedro de Mendoza olmak üzere İspanyol erkeklerin önemli bir kısmı öldürülür.

     Bu Kızılderili kabilesi, kendilerini Het olarak tanımlayan veya burası Pampa bölgesi olduğu için Pampalılar olarak tanımlanan, komşu bir Kızılderili kabilesi olan Guaraní halkı tarafından da Querandí adıyla anılan kabiledir. Querandí (Het, Pampalılar) halkının üç ayrı kolu vardır: Çeçe – Het, Didiu – Het ve Talu – Het.

1536 yılında Buenos Aires ilk kurulduğunda bölgede yaşayan Kızılderili kabilelerinin not edildiği bir tutanak

     Bu olayın yaşandığı yerde kurulu semtin bugünkü ismi o yüzden “La Matanza” olup, İspanyolca’da “Katliâm” demektir. Buenos Aires’in en kalabalık semtidir. Burada akan ırmağın ismi de “Río Matanza” yani “Katliâm Nehri” olup, ismini bu olaydan ötürü almıştır.

     1536 yılında burada İspanyol sömürgeciler ile yerli Het (Querandí) kabilesi arasında sırf yiyecek yüzünden çetin bir savaş yaşanır. Bu savaşta kaç Kızılderili savaşçının hayatını kaybettiği bilinmez, ancak ölen İspanyol işgalci askerlerin sayısı elebaşları Pedro de Mendoza ile birlikte 22’dir. İşte bu hadiseden dolayı bu semtin ismi Katliâm (İsp. La Matanza)’dır. Semtte akan akarsuyun ismi de Katliâm Nehri (İsp. Río Matanza)’dir.

     Yerliler, yabancıları bu bölgeden tümden kovmanın yollarını aradılar. Dört farklı Kızılderili kabilesi birleşerek, beyazların ikamet ettiği kampın etrafını sardı ve çatıları yaktılar. Ayrıca nehirde demirlemiş olan ve beyazlara ait dört gemiyi de ateşe verdiler. Beyazlar can havliyle sağlam kalmış gemilere kaçıştılar ve bu gemilere binip artlarına bile bakmadan bölgeden kaçtılar.

     Bölgeden kaçan İspanyol beyaz işgalciler, “hazır yiyecek yardımına” alışkın oldukları için, daha sonra beslenme konusunda büyük sıkıntı yaşadılar; açlık ve sefalet yaşadılar ve bu durum beyazlar arasında “yamyamlık” (kanibalizm, antropofaji) da dahil olmak üzere çeşitli trajik durumlara yol açtı.

     Bu hadisenin yaşandığı zamandan sadece bir kuşak sonra Paraguay’da doğmuş, yani ikinci nesil işgalcilerden olan İspanyol asıllı tarihçi Ruy Díaz de Guzmán e Irala (1559 – 1629), ilk nesil işgalcilerin yaşadığı bu trajedik durumu şu şekilde kaleme alıp nakletmiştir:

     “Herşey yiyecek olarak hizmet ediyor: Kurbağa, yılan, leş ve hatta insan eti… Bir seferinde Kızılderililer, at çalan iki beyazı yargılamış ve hırsızlık suçundan dolayı idam etmişlerdi. Ertesi gün İspanyollar, gizlice idam yerine gittiler ve ipte asılı duran bu iki ölü arkadaşını alıp cesetlerini parçaladılar ve etlerini pişirip yediler.”

     Bu gerçek, yine aynı dönemde yaşamış İspanyol edebiyatçı ve şair Luis Miranda de Villafañe (? – 1575)’nin şiirlerinde de işlenmiştir:

     “Orada görülen şeyler yazılı olarak aktarılmadı / Kocalarını öldürüp yiyen ve böylece dul kalan kadınlar / Kendi kardeşinin etini ızgara yapıp yiyen erkekler / Anlatılmadı bunlar, anlatılmadı…”

     1536 yılında ilk temelini attıkları bugünkü Buenos Aires’i böylece terkeden beyaz işgalciler, aradan 44 yıl geçtikten sonra, 1580 yılında tekrar buraya geldiler. 44 yıl önce kurdukları ama Kızılderililer’in saldırısı sonucu artlarına bakmadan kaçtıkları ve terkettikleri yerleşimi yeniden kuracaklardı.

1580 yılında Juan de Garay öncülüğünde Buenos Aires’in ikinci kez kuruluşunu gösteren resim

     Bu görev, o sırada bugünkü Paraguay’ın başkenti olan Asunción şehrinde yüzlerce beyaz işgalciye komutanlık eden Basklı komutan ve işgalci (onlar “fatih” anlamında “conquistador” diyorlar) Juan de Garay’a verildi.

     Eski kalenin izleri yoktu, yerinde yeller esiyordu. Bu yüzden Garay, 11 Haziran 1580’de bu aynı noktada “Ciudad de La Santísima Trinidad y Puerto de Santa María del Buen Ayre” isimli yerleşimi kurmuştur ki, şehrin bu ismi, “Kutsal Üçlü Şehri ve Azîze Meryem’in Güzel Hava Limanı” anlamına gelmektedir. Burada kastedilen, elbette ki Hz. İsa (as)’nın annesi Hz. Meryem (as)’dir.

     Bu, Arjantin’in bugünkü başkenti, ülkenin en büyük, tüm Güney Amerika’nın ise ikinci büyük şehri Buenos Aires’in ikinci defa kuruluşudur, kardeşlerim.

     Garay limanı kurduktan sonra, karısı ve 63 arkadaşıyla arasında toprak dağılımı yaptı. Yerleşimin kurulduğu meydanın (bugünkü meydanın) batı tarafına 1580 yılında “Plaza Mayor o Grande” (Büyük Krallık Meydanı), doğu tarafına da 1583 yılında “Solar del Adelantado” (Adelantado Güneşi) ismi verildi. Bu ikisi, işte bugünkü “Plaza de Mayo” (Mayıs Meydanı)’nun temelidir.

     – – –

     (*): Bütün yönleriyle Buenos Aires’in tanıtımına bir sonraki bölümde devam edeceğiz.

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 11

 

96 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir