Gümüş Nehir’in Kıyısındaki Başkentlerin Meydanlarında Haykırdım Sana Olan Sevgimi – 38

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

     Arjantin Cumhuriyeti (İsp. República Argentina), 2 milyon 780 bin 400 km² genişliğindeki topraklarıyla, devâsâ coğrafyasıyla, Latin Amerika’nın en büyük 2., tüm Amerika’nın en büyük 4., tüm dünyanın ise en büyük 8. ülkesi durumunda.

     Bu büyük, geniş, verimli ve bir o kadar da güzel ülkede 45 milyon 195 bin 777 insan yaşıyor. İnsanları da ülke gibi güzel.

     Arjantin nüfûsunun % 74, 3’ü Hristiyan, % 22, 5’i Ateist / Deist, % 2, 2’si Müslüman, % 0, 7’si Yahudî’dir. Ülkedeki Müslümanlar’ın nüfûsu 1.000.000, Yahudîler’in nüfûsu 300.000, Budistler’in nüfûsu 30.000, Hindular’ın nüfûsu da 2030’dur.

     Latin Amerika’da en fazla Müslüman nüfûsun bulunduğu ülkeler sıralamasında, Brezilya ilk, Arjantin ikinci sırada gelmektedir.

     Arjantin’deki ilk Müslüman varlığı, 1492’de bugünkü İspanya topraklarındaki Endülüs İslam Medeniyeti’nin yıkılışı, resmî tarihin “coğrafî keşifler” olarak adlandırdığı sürecin başlaması ve bugün “Amerika” olarak adlandırılmış bulunan Kızılderili Kıtası’nın Avrupalı beyazlar tarafından işgal edilip sömürgeleştirilmesi, akabinde kıtaya Afrika’dan milyonlarca kölenin getirilmesi hadiselerine kadar dayanıyor. Endülüs’ü terketmek zorunda kalan Müslümanlar’dan bazı kafileler, Latin Amerika’ya yerleşen ilk Müslüman grubu teşkil ediyor. Ancak yerli halkın baskısıyla bu ilk Müslümanlar’ın zaman içinde ya geri döndükleri veya dînlerini değiştirdikleri tahmin edilmektedir.

     Günümüz Arjantin topraklarındaki Müslüman varlığının, İspanyol işgali ve sömürgeciliği (onlar “keşif ve fetih” diyorlar) zamanına dayandığına dair bazı göstergeler var. İlk bahsedilen Müslüman yerleşimciler, İspanyol “kaşiflerle” birlikte gelen veya getirilen Mağribî – Morisko (Kuzey Afrikalı) kişilerdi. Bir de Endülüs’ün yıkılışından sonra İspanya’da barbar Hristiyanlar’dan ve onların zûlümlerinden kaçan Müslümanlar’ın önemli bir kısmının Arjantin’e yerleştikleri kaydedilmekte.

     1776 – 1814 yılları arasında varlığını sürdüren ve Arjantin’in o tarihlerdeki ismi olan Gümüş Nehir Genel Valiliği (İsp. Virreinato del Río de la Plata) sırasında, Arjantin topraklarına gelen ilk Müslümanlar, Fas ve Sahra kökenlidir.

     Bununla birlikte, Arjantin’deki asıl Müslüman varlığı, 19. yy ortalarından başlayarak, Arjantin’in, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altında bulunan ve çoğunluğu bugünkü Suriye ve Lübnan’dan gelip Arjantin topraklarına yerleşen ilk gerçek Arap dalgası ile oluşmuştur. Bunların ekseri Osmanlı yönetimi tarafından zûlüm ve baskılara maruz kalan Hristiyan ve Nusayrî – Şiî Müslüman Araplar idi. Bu nedenle, Suriye – Lübnan topraklarından ve Osmanlı zûlmünden kaçıp gelen Araplar, Osmanlı topraklarından geldikleri için, Arjantin’de hatalı bir biçimde “Turcos” (Türk) olarak adlandırıldılar. Oysa onlar Türk değil Arap idiler ve bilakis Türk zûlmünden kaçıp Arjantin’e sığınmışlardı.

     Bu süreç, 1860’lı yıllarda başladı. Arjantin’e gelen Suriyeli ve Lübnanlı Arap göçmenlerin çoğunluğu Hristiyan olmasına rağmen, Müslüman nüfûstaki artış genellikle onların gelişiyle ilişkilidir. Zirâ bu büyük Hristiyan Arap göçmen grubunu, müteakip yıllarda Müslüman ve Yahudî gruplar takip etti.

      Amerika kıtasında yeni yeni kurulmuş veya kurulmakta olan devletler, 19. yy ortalarında başlayan bu göçlerden dînî, siyasî, sosyolojik ve ekonomik olarak etkilendiler. Göç dalgaları, Suriye, Lübnan ve Filistin’den binlerce insanın kendi topraklarındaki sefalet ve iç savaşlardan kaçarak Amerika’ya göç etmeye karar vermesiyle başladı. Bu göçmenler çoğunlukla bugünkü Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Brezilya, Arjantin, Kolombiya, Venezuela ve Şili’ye göç ettiler. Arjantin’e gelenler, başkent Buenos Aires, Córdoba, Salta, Jujuy, Tucumán, La Rioja, San Juan, Mendoza, Santiago del Estero, Misiones, Chaco ve Arjantin’in güneyindeki Pategonya eyaletlerine yerleştiler.

     1864’te Arjantin’de Arap toplulukları varken, sistematik kayıtlar 1868 yılından önce tutulmamıştır. 1870 – 1926 yılları arasında Osmanlı topraklarından çeşitli dîn ve mezheplere mensup birçok topluluk Arjantin’e göç etti. Osmanlı topraklarından yola çıkan ilk göçmenler, 1872’de Latin Amerika’ya ulaştılar. Arjantin raporlarında ilk kayıtlı göçmenlerin ise 1887’de Buenos Aires’e gelen Osmanlı vatandaşı 17 kişi olduğu belirtilir. 1899’da ilk defa “Árabe” (Arap) adı resmî kayıtlarda görülmeye başlandı.

     1902 yılında Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te ilk Arapça gazete olan “Es- Selam” (ﺍﻠﺴﻼﻢ) yayınlanmaya başlandı. Bu, tarihte Arjantin’deki Müslümanlar’ın çıkardığı ilk gazetedir. Yıl, 1902.

     1876 – 99 yılları arasında Osmanlı zûlmünden Arjantin’e 10.000 civarında insan göç etti. I. Dünya Savaşı (1914 – 18)’nın başladığı 1914 yılına gelindiğinde, Arjantin’e göç yoluyla giden Osmanlı vatandaşlarının sayısı 116 bin 133’e ulaşmıştı. 20. yy’da da Arjantin’e göç akını sürdü. 1891’den 1920 yılına kadar 367 bin 348 Arap göçmen Arjantin’e hicret etti.

     Arjantin’de Müslüman göçmenlerin ilk ciddi teşkilâtlanmaları, 1918 yılında kurulan ve 1957’de bugünkü adını alan, kısa adı CIRA olan Arjantin Cumhuriyeti İslam Merkezi (İsp. Centro Islámico de la República Argentina)’dir. Sünnî bir teşkilât olmasına rağmen merkez, bütün diğer İslamî mezhep ve grupların da hizmetine açıktır. Burada “La Vaz del Islam” (İslam’ın Sesi) adıyla bir dergi çıkarılmaktadır. (Arjantin Cumhuriyeti İslam Merkezi’nin resmî web sitesi: http://islam.com.ar/)

     1920’lerde Pampa Húmeda bölgesinde İslamî bir tarım kolonisi kuruldu. Sonraki birkaç yıl içinde de bunu, La Angelita’da tüm ülkedeki en büyük Müslüman Arap kolonisinin kurulması takip etti.

     1926 yılında Arjantin’in Mendoza şehrinde Mendoza Arap İslam Merkezi (İsp. Centro Islamico Arabe de Mendoza; Ar. مركز مندوزا العربي الاسلامي [Merkez-i Menduza el- Arabî el- İslamîyye]) açıldı.

     1929 yılında San Miguel de Tucumán şehrinde Pan İslamî Kültür ve Kült Derneği (İsp. Asociación Kultur y Culto Pan Islamica; Ar. جمعية الثقافة وعبادة عموم الإسلام [Camiâ’tul- Seqafet we İbadet Umum’el- İslamî]) kuruldu.

     1932 yılında ise Rosario şehrinde Rosario İslam Birliği Derneği (İsp Asociación Unión Islamica Rosario; جمعية الاتحاد الاسلامي روزاريو [Camiâ’tul- İttihad’el- İslamîyye Rozarîye]) açıldı. Bunların tamamı kültür kurumları idiler.

     Göçmenler ilk dönemden itibaren yeni tanıştıkları bu yabancı kültüre uyum sağlamaya çalıştılar. Ancak Hristiyanlar’la yapılan evlilikler, Müslüman nüfûsun oranını düşürdü. Ayrıca İslamî gelenek ve yaşam tarzından uzaklaşan Müslümanlar, ciddi bir asimilasyonla karşı karşıya kaldı. 1940’lı yıllara gelindiğinde, ikinci kuşağın çoğu Arapça konuşmayı dahi unutmuştu.

     İlginçtir ki, Osmanlı hegemonyası ve zûlmünden kaçan Araplar 19. yy ortalarında Arjantin’e ilk Müslüman göçünü başlatırken, aynı Müslümanlar’ın ikinci göç dalgası da tam yüz yıl sonra, 20. yy ortalarında gene aynı topraklardan (Suriye ve Lübnan) ve fakat bu kez de Fransız hegemanyosı ve zûlmünden kaçarak gerçekleşti. II. Dünya Savaşı (1939 – 45) öncesinde Suriye ve Lübnan toprakları Fransa’nın kolonisiydi. Savaş başlayınca, Suriyeli ve Lübnanlı gençler orduya alınmaya ve savaşa gönderilmeye başlandı. Savaşa katılmak istemeyen Araplar çareyi gene Latin Amerika’ya kaçmakta buldu ve bu gelişmeler üzerine Arjantin’e hicret eden Arap göçmenler, Arjantin’e gerçekleştirilen ikinci Müslüman göç akınına imza attılar. 1940’lı yıllarda başlayan ve 1950’lerde devam eden bu ikinci göç dalgasında Arjantin’e gelen Suriye ve Lübnan mahrecli Arap muhacirlerin sayısı 100 bin kadardır. Ancak bunların % 70’i (70 bin kişi) Hristiyan Araplar idiler.

     Arjantin’e gerçekleşen bu Arap göçleri, 1958 yılında başlayan Lübnan İç Savaşı ile birlikte daha da arttı.

     1960 yılında Arap – Arjantin İslam Cemiyeti kuruldu. Bu cemiyet tarafından 1972 yılında Arap – Arjantin İslam Enstitüsü açıldı. Cemiyet, 1991 yılında da Arap İslam Koleji adlı ikinci okulunu açtı.

     1973 yılında İslam Araştırmaları Merkezi kuruldu. Rosario Ulusal Üniversitesi’ndeki Ortadoğu ve İslam Araştırmaları Enstitüsü, İslam ve İslam tarihi konusunda araştırmalar yapmakta. Ayrıca Córdoba şehrinde bulunan Çağdaş Ortadoğu Araştırmaları Vakfı Merkezi de önemli araştırma merkezlerinden biri.

     12 Ekim 1973 – 1 Temmuz 1974 tarihleri arasında bir yıldan daha az iktidar olan Juan Domingo Perón Sosa (1895 – 1974) hükûmetinin düşüşü sırasında, ülkedeki kötü ekonomik durum ve Arap ülkelerinde meydana gelen petrol patlaması nedeniyle, göçmen sayısı büyük ölçüde azaldı.

     1983 yılında Arjantin topraklarındaki ilk cami açıldı. Başkent Buenos Aires’te, Floresta semtinde, Felipe Vallese Sokağı – 3614 adresinde bulunan Tevhîd Camii (İsp. Mezquita at- Tauhid; Fars. ﻤﺴﺠﺪﺘﻮﺤﻴﺪ [Mescîdê Tewhîd]), Buenos Aires’teki Şiî cemaati için İran İslam Cumhuriyeti devletinin Arjantin Büyükelçiliği tarafından 1983 yılının Ekim ayında açılmıştır ve bu ülkenin ilk camisidir, Arjantin topraklarında ibadete açılmış ilk camidir. (Arjantin’in ilk camisi olan Buenos Aires’teki Tevhîd Camii hakkında geniş bilgi için bkz. Gümüş Nehir’in Kıyısındaki Başkentlerin Meydanlarında Haykırdım Sana Olan Sevgimi – 34)

     Caminin imamı ve başkanı, İranlı falan değil ama, Arjantinli. Hristiyan bir aileden gelip sonradan Müslüman olmuş Arjantinli bir Şiî. Arjantin’de Şeyh Abdulkerim olarak çağrılan Abdul Karim Paz (Abdulkerim Paz) ya da Müslüman olmadan önceki gerçek ismiyle Santiago Ricardo Paz Zuberbühler Bullrich, Alman kökenli, Almanya göçmeni bir Arjantinli. Kendisi Tevhîd Camii’nin baş imamı olmasının yanısıra, Arjantin İslam Organizasyonu (İsp. Organización Islámica Argentina)’nun da başkanı. Arjantinli soylu ve aristokrat bir aileden geliyor. Kendisi Arjantin Cumhuriyeti Güvenlik Bakanı Patricia Bullrich (1956 – halen hayatta)’in öz yeğenidir. Aynı zamanda Buenos Aires Eyaleti Ulusal Senatörü Esteban José Bullrich (1969 – halen hayatta)’in de yakın akrabasıdır. (Biz Arjantin’deyken Patricia Hanım halen bakandı, bu görevdeydi, fakat Aralık 2019’da görev süresi doldu.)

     1985 yılında Buenos Aires’teki ikinci cami olan El- Ahmed Camii (İsp. Mezquita Al Ahmad) açıldı. Buenos Aires’in San Cristóbel semtinin banliyölerinde açılan bu cami, Calle Alberti – 1541 adresinde bulunmakta. Cami, Arjantin Cumhuriyeti İslam Merkezi (CIRA) tarafından açılmıştır.

     1986 yılında Arjantin’in Córdoba şehrinde Córdoba İslam Camii (İsp. Mezquita Islámica de Córdoba) açıldı.

     1989 yılında, Suriye asıllı bir aileden gelen Carlos Saúl Menem Akil (1930 – halen hayatta)’in Arjantin Cumhurbaşkanı (Devlet Başkanı) seçilmesi, Arjantin’deki Müslümanlar için yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Bu dönemde Arjantin’deki Müslümanlar çeşitli vakıf ve kültür merkezleri açtıkları gibi, devlet kademelerinde önemli görevlere geldiler. Müslümanlar’ın hakları gündeme geldi.

     Ancak Müslümanlar için Arjantin’de herşey böyle güzel giderken, ülkenin ilk camisi olan Şiî Tevhîd Camii, 1994 yılında Buenos Aires’te gerçekleşen ve Arjantin tarihindeki en büyük terör saldırısı olan olayda, Arjantin – İsrail – İran üçgenindeki büyük bir krizin tam ortasında kaldı. 16 Şubat 1992’de İsrail, Lübnan’a düzenlediği füze saldırısında Hizbullah’ın o zamanki lideri Seyyîd Abbas Musawî (1952 – 92)’yi ailesiyle birlikte öldürdüğünde, yerine geçen şimdiki liderleri Seyyîd Hasan Nasrallah (1960 – halen hayatta), taziyede yaptığı açıklamada, “Abbas Musawî’nin intikamını İsrail’in hiç beklemediği bir zamanda ve hiç tahmin etmeyeceği bir yerde alacağız” demişti. İsrail, bu tehdit karşısında ülkesindeki, Türkiye’deki ve Avrupa’daki kurumlarını koruma altına almaya çalışırken, sadece bir ay sonra, 17 Mart 1992’de Buenos Aires’teki İsrail Başkonsolosluğu’na sabah saat 09:53’te düzenlenen terör saldırısında 22 kişi hayatını kaybetmiş, 242 kişi de yaralanmıştı. İki yıl sonra, 8 Temmuz 1994 tarihinde Buenos Aires’teki kısa adı AMIA olan Arjantin – İsrail Dostluk Derneği (İsp. Asociación Mutual Israelita Argentina) adlı Yahudî kültür merkezine düzenlenen bombalı terörist saldırıda, biri bombacı olmak üzere toplam 86 kişi ölmüş, 300’den fazla insan da yaralanmıştı. Ki bu hadise, Arjantin tarihinde yaşanmış en büyük terör saldırısı olarak hafızâlardan hâlâ silinmemiştir.

     Saldırıyı gerçekleştiren ve yerleştirdiği bomba ile kendisi de havaya uçak kişi, 21 yaşında, Lübnanlı bir Şiî idi. Olay, Arjantin – İsrail – İran ekseninde büyük bir krize neden oldu. İsrail, saldırının sorumlusu olarak İran’ı işaret etti. Hatta saldırı planının Buenos Aires’teki İranlılar’a ait Tevhîd Camii’nde hazırlandığını iddiâ etti. Cami yönetimi bu ithamları reddetti, elbette. Hatta saldırıyı kınadılar ve faillerin en sert biçimde cezalandırılmasını istediklerini beyan ettiler. Arjantin devleti, 2006 yılında İran devletini saldırıyı planlamakla ve Hizbullah’ı da saldırıyı yapmakla resmen suçlamıştır.

     1995 yılında Buenos Aires’te kısa adı UMMA olan Arjantin Müslüman Hanımlar Birliği (İsp. Unión de Mujeres Musulmanas Argentinas) kuruldu. Birliğin kısaltması olan UMMA, hem birliğin ismi olan “Unión de Mujeres Musulmanas Argentinas”ın baş harfleridir, hem de Arapça’da “anne” ve “ümmet” anlamlarına gelen “umma” kelimesini verir.

     Arjantin Müslüman Hanımlar Birliği’nin başkanlığını, az önce bahsini ettiğimiz Tevhîd Camii’nin baş imamının hânımı Masuma Assad (Masume Esad) ya da Müslüman olmadan önceki gerçek ismiyle Roxana Elizabeth Assad (Esad) yapmaktadır. Şiî bir Müslüman olan Masume Hânım, Hristiyan bir ailenin kızı olup sonradan Müslüman olmuş, Lübnan Arap kökenli biri. Aynı zamanda Arjantin İslam Kültür Enstitüsü’nün müdiresi, kurban dağıtımı ve gıda yardımı gibi hayırlı faaliyetler yürüten Arjantin İslamî Yardım Komitesi’nin aktivistidir. Bütün bu çalışmalarının yanında kendisi aynı zamanda “Moazzen” (Müezzin) adlı derginin editörlüğünü yapmakta.

     2000 yılında Buenos Aires’te, sadece Arjantin topraklarındaki değil, tüm Latin Amerika kıt’âsındaki en büyük cami olan ve kısaca Kral Fahd Camii olarak anılan Kral Fahd İslam Kültür Merkezi (İsp. Centro Cultural Islámico Rey Fahd; Ar. مركز الملك فهد الثقافي الإسلامي [Merkez’ul- Melik Fahd el- Seqafî’l- İslamîyye]) açıldı. Suudî Arabistan Krallığı devleti tarafından açılan bu cami, Palermo semtinde, Avenida Intendente Bullrich – 55 adresinde bulunuyor. (Latin Amerika’nın en büyük camisi olan Buenos Aires’teki Kral Fahd İslam Kültür Merkezi hakkında geniş bilgi için bkz. Gümüş Nehir’in Kıyısındaki Başkentlerin Meydanlarında Haykırdım Sana Olan Sevgimi – 37)

     Caminin kuruluşunun, inşâsının ve ibadete açılmasının 5 yıllık bir öyküsü var. 1995 yılında Suudî Arabistan Krallığı devleti, Latin Amerika kıt’âsındaki en büyük İslam kültür kompleksini kurmak için Arjantin Cumhuriyeti devletinden bir arazi tahsisi talebinde bulundu. Arjantinliler Ayasofya, Kariye gibi kilise, müze ve tarihî anıtları camiye dönüştürüp kılıç gösterenler gibi barbar olmadıkları için, bu talebi kabul ettiler. Aynı yıl çıkarılan bir yasa ile, kendisi de Suriye asıllı bir aileden gelen Arjantin Cumhurbaşkanı Carlos Menem tarafından, 3, 5 hektarlık (34.000 m²’lik) bir arazi 20 milyon Dolar karşılığında Suudîler’e bağışlandı. Ciddeli Suudî mimar Zuheyr Hamid Fayiz (1945 – halen hayatta) ve kısa adı ZFP olup merkezi Suudî Arabistan’ın Cidde şehrinde bulunan şirketi Zuheyr Fayiz Ortaklık Şirketi (Ar. شركة زهير فايز ومشاركوه [Şirket’el- Zuheyr Fayiz we Muşariku]; İng. Zuhair Fayez Partnership) tarafından yaptırılan cami kompleksinin inşaatı 5 yıl sürdü ve 2000 yılında tamamlandı.

     Suudî Arabistan’ın o zamanki lideri Kral Fahd bin Abdulazîz el- Suud (1921 – 2005)’un adı verilen caminin açılışı 25 Eylül 2000 tarihinde gerçekleştirildi. Caminin 25 Eylül 2000’deki açılışı, bizzat dönemin Arjantin Cumhurbaşkanı Fernando de la Rúa Bruno (1937 – 2019) ve tören için ülkesinden gelen Suudî Arabistan Veliaht Prensi Sultan bin Abdulazîz el- Suud (1928 – 2011) tarafından gerçekleştirildi. Törende Arjantin Eski Cumhurbaşkanı – ve araziyi tahsis eden – Carlos Menem, Buenos Aires Eyalet Hükûmeti Başkan Yardımcısı Cecilia Felgueras (1962 – halen hayatta) ve Buenos Aires Yahudî Toplumu Başhahamı Rabbi Shlomo Ben Hamú (1936 – halen hayatta) da hazır bulundu. Birileri habire kiliseleri camiye dönüştürmekle meşgul olup dünyaya kılıç gösteredursun, caminin açılış töreninde çoğunluğu Arjantinli siyasî yetkililer ve Müslüman, Hristiyan, Yahudî dînî önderlerden oluşan 250 kişilik bir kalabalık vardı.

     Açılış töreni Kur’ân-ı Kerim okunmasıyla başladı ve 2 saat kadar sürdü. Arjantin’deki Müslüman toplumun temsilcisi Muhammad Al Kadri (? – ?) bir konuşma yaptı. Cami kompleksinin mimarı Zuheyr Fayiz ve Suudî Arabistan Krallığı Dîn İşleri Başkanlığı’ndan yetkililer de kısa konuşmalar yaptılar. Suudî Arabistan Veliaht Prensi Sultan bin Abdulazîz el- Suud, açılış törenindeki konuşmasında, üvey kardeşinin ismini taşıyan cami kompleksi için, “Bir medeniyet kalesidir. Sadece bir cami değildir, kültür merkezidir ve kültür yayacak” ifadelerini kullandı ve Arjantin devletine, başta Carlos Menem olmak üzere Arjantinli yetkililere teşekkür etti. Arjantin Cumhurbaşkanı Fernando de la Rúa ise konuşmasında barışa ve ibadet özgürlüğüne vurgu yaparak, “Arjantin’de dînî ve etnik kökenlerin farklılığı, ayrımcılık ve husumet için değil, karşılıklı tanışma ve dayanışma içindir. Bu farklılıklar çatışmaya değil kardeşliğe hizmet eder, birbirimizi yakından tanımaya ve daha iyi anlamaya vesile olur” dedi.

     Arjantin Cumhurbaşkanı Fernando de la Rúa bu ifadeleri bilinçli olarak mı kullandı ve bilerek mi böyle konuştu yoksa tamamen bir tesadüf / tevafuk sonucu mu, bunu bilmiyorum ve hiçbir fikrim yok, ancak Arjantin Cumhurbaşkanı’nın bu konuşmasındaki ifadeler, Kur’ân-ı Kerîm’de, “Hucurat” sûresinin 13. âyetinde ve “Rûm” sûresinin 22. âyetinde geçen ifadelerin birebir aynısıydı.

     Latin Amerika’nın en büyük camisi olan Kral Fahd Camii ya da resmî adıyla Kral Fahd İslam Kültür Merkezi, 34.000 m² genişliğinde kurulmuş bir ibadet merkezi olup, mescîd alanı 2000 m² genişliğindedir ve içinde aynı anda 1600 kişi namaz kılabilmektedir. Bunun 1200 kişilik kısmı erkekler için, 400 kişilik kısmı kadınlar için tahsis edilmiştir. Mescîdin hardal ve bordo renkteki halıları, özel olarak Arabistan’dan getirtilmiştir. Mescîdin içindeki tek süs objesi olarak göze çarpan, kubbenin ortasından sarkan 3 m yüksekliğinde ve 3 m çapında, toplam 230 küçük ampülllü gösterişli bir kristal avizedir.

     Kültür merkezinde bir ilkokul ve bir ortaokulun yanısıra bir ilahiyat okulu ve 50 kişilik yatakhane kapasiteli bir yurt bulunmaktadır. Ayrıca bir konferans salonu, bir sergi salonu, bir tiyatro ve bir kütüphane bulunuyor. İslam Kültür Merkezi’ndeki ilkokul ve ortaokulda Arapça dil eğitimi ve İslamî ilimlerin yanısıra, Arjantin resmî okul programı da uygulanır ve Arjantin okullarında öğrencilere okutulan dersler burada da okutulur. Dolayısıyla buradaki ilkokul ve ortaokul, Arjantin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından resmî olarak tanınan okullardır. Dersler Arjantinli normal öğretmenler tarafından verilir. İslam Kültür Merkezi’ndeki ilkokul ve ortaokulda öğrenci olmak için Müslüman olma şartı yoktur. Hristiyan veya Yahudî ailelerin çocukları da burada okuyabilir.

     2001 yılında Arjantin’in güneyindeki ve aynı zamanda dünyanın da en güney toprakları olup Antarktika’nın hemen karşısında bulunan Pategonya coğrafyasında, El Bolsón kentinde Pategonya Sufî Camii (İsp. Mezquita Sufi de la Patagonia) açıldı.

     2014 yılında ülkenin doğusundaki ve Atlas Okyanusu kıyısındaki Mar del Plata (Gümüş Deniz) şehrinde Mar del Plata Camii (İsp. Mezquita de Mar del Plata) açıldı.

     Günümüz (2019 – 20) itibariyle, Arjantin’de toplam 9 tane cami, sadece başkent Buenos Aires’te ise 3 tane cami var.

     45 milyon 195 bin 777 nüfûslu Arjantin’de 1 milyon Müslüman yaşıyor ve bu, ülke toplam nüfûsunun % 2, 2’sine tekabül ediyor. Ülkedeki Müslümanlar’ın büyük çoğunluğu Arap asıllıdır. Bunlar arasında da ilk sırada Suriye kökenliler, ikinci sırada Lübnan kökenliler, üçüncü sırada Mısır kökenliler, dördüncü sırada Fas kökenliler ve beşinci sırada Filistin kökenliler “gelmekte”.

     Arjantin’deki Araplar, dünyadaki en büyük Arap diaspora gruplarından biridir. Arap toplumundaki etnik gruplar arası evlilik, dînî bağlılığına bakılmaksızın gerçekleşir ve çok yüksektir; çoğu topluluk üyesinin Arap etnik kökenine sahip yalnızca bir ebeveyni vardır. Bunun bir sonucu olarak, Arjantin’deki Arap topluluğu, Arapça’dan belirgin bir dil kayması göstermektedir. Sadece bazıları Arapça biliyor ve bu de genellikle birkaç temel sözcükle sınırlıdır. Bunun yerine çoğunluk, özellikle de genç kuşaktan olanlar, İspanyolca’yı ilk dil olarak konuşurlar ve yerel kültürde iyice asimile olmuşlardır. Arap asıllı Arjantinliler ülkede düzenli bir varlık göstermişler ve ulusal yaşamın her alanında kendilerini diğer vatandaşlarla eşit düzeyde ayırt etmişlerdir.

     Arap asıllı Arjantinliler arasında, şehirde yaşayanlar daha çok Arap mutfağına ait lezzetlerin sunulduğu restoranlar, kebap salonları işletmekte (bir kez bunlardan birinde biz de döner yedik), kırsal bölgelerde ve köylerde yaşayanlar ise tarımla uğraşmaktadırlar. Ektikleri ve yetiştirdikleri meyve ağaçları da (zeytin ağaçları, üzüm bağları vs.), genellikle Ortadoğu’ya özgüdür. Anlayacağınız; dînleri ve dilleri asimile olmuş olsa da, damak tatları asimile olmamıştır. Ki “damak tadı”, o kadar da kolay asimile olmaz.

     Arap asıllı Arjantinliler arasında ülkenin önemli siyasetçileri, askerî komutanları, düşünürleri, sanatçıları ve sporcuları da çıkmıştır. Örneğin; arka arkaya iki kez (1989 – 95 ve 1995 – 99) Arjantin Devlet Başkanı olan Carlos Saúl Menem Akil (1930 – halen hayatta), O’nunla evlenerek Arjantin’in “First Lady”si olan Zulema Fátima Yoma de Menem (1942 – halen hayatta), Carlos Menem’in kardeşi, siyasetçi ve senatör Eduardo Menem (1938 – halen hayatta), Arjantin Devlet Başkanı Mauricio Macri (1959 – halen hayatta) ile evlendiği için ülkenin “First Lady”si olan işkadını María Juliana Awada (1974 – halen hayatta), şu anki Tucumán Eyaleti Genel Valisi Juan Luis Manzur (1969 – halen hayatta ve görevinin başında), Catamarca Vilayeti Valisi Vicente Leonidas Saadi (1913 – 88), O’nun oğlu, Catamarca Vilayeti Valisi Ramón Eduardo Saadi (1949 – halen hayatta), Neuquén Vilayeti Senatörü Elías Canaán Sapag (1911 – 93), O’nun kardeşi, Neuquén Vilayeti Valisi Felipe Sapag (1917 – 2010), Elías Canaán Sapag’ın kızı ve Felipe Sapag’ın yeğeni, San Martín de los Andes Belediye Başkanı Luz María Sapag (1944 – 2010), Arjantin Donanması’nın amirali ve askerî komutanı Marcelo Eduardo Hipólito Srur (1957 – halen hayatta ve görevinin başında), Arjantin Hava Kuvvetleri komutanlarından General Basilio Arturo Ignacio Lami Dozo (1929 – 2017), İngiliz emperyalist işgaline karşı 1982 yılında gerçekleşen Falkland (Malvinas) Savaşı’nın komutanlarından Mohamed Alí Seineldín (1933 – 2009), işadamı ve siyasetçi Jorge Antonio Chibene (1917 – 2007), işadamı ve siyasetçi Amado Nicomedes Juri (1916 – 2000), siyasetçi ve sendikacı Dario Germán Abdala (1955 – 93), avukat ve siyasetçi Oscar Raúl Aguad (1950 – halen hayatta), avukat ve siyasetçi Eduardo Antonio Zuain (1962 – halen hayatta), avukat ve siyasetçi Luis Alfredo Juez (1963 – halen hayatta), avukat ve siyasetçi Claudia Alejandra Ledesma Abdala de Zamora (1974 – halen hayatta), fizikçi ve yazar Alfredo Avelín (1927 – 2012), gazeteci, yazar, sunucu ve radyo ve televizyon yapımcısı Luis Miguel Majul (1961 – halen hayatta), avukat, gazeteci ve televizyon sunucusu Nínawa Daher (1979 – 2011), işadamı ve gazeteci Gerardo Daniel Hadad (1961 – halen hayatta), gazeteci ve yazar Jorge Cayetano Zaín Asís (1946 – halen hayatta), yazar Juan José Saer (1937 – 2005), yazar Alicia Kozameh (1953 – halen hayatta), yazar Sor Lucía Caram Padilla (1966 – halen hayatta), senarist, besteci, şarkıcı, oyuncu, yapımcı ve film yönetmeni Leonardo Favio ya da gerçek ismiyle Fuad Jorge Jury Olivera (1938 – 2012), radyo ve televizyon yapımcısı, tiyatrocu, sinema oyuncusu ve çocuk komedyeni Carlitos Balá ya da gerçek ismiyle Carlos Salim Balaá (1925 – halen hayatta), “Premio Goya” ve “Cóndor de Plata” gibi ödüllerin sahibi yönetmen ve sinema oyuncusu Ricardo Alberto Darín (1957 – halen hayatta), sinema oyuncusu Beatriz Raquel Salomón (1953 – 2019), sinema oyuncusu Alejandro Awada (1961 – halen hayatta), gitarist ve besteci Eduardo Falú (1923 – 2013), O’nun yeğeni, gitarist ve besteci Alfredo Juan Falú (1948 – halen hayatta), gitarist ve şarkıcı Jorge Antonio Cafrune (1937 – 78), tenör Alberto Hassán (1942 – halen hayatta), model Yamila Díaz-Rahi (1976 – halen hayatta), eski Arjantin millî futbolcu ve şimdiki teknik direktör Ricardo Antonio Mohamed Matijević (1970 – halen hayatta), eski Arjantin millî futbolcu ve şimdiki menajer Julio Daniel Asad (1953 – halen hayatta), eski Arjantin millî futbolcu ve şimdiki menajer Omar Andrés Asad (1971 – halen hayatta), eski Arjantin millî futbolcu Claudio Daniel Husaín (1974 – halen hayatta), O’nun kardeşi, eski futbolcu Darío Fernando Husaín (1976 – halen hayatta), futbolcu Javier David Muñoz Mustafá (1980 – halen hayatta), futbolcu Elías Iván Bazzi (1981 – halen hayatta), futbolcu Yamil Rodrigo Asad (1994 – halen hayatta), Arjantinli olduğu halde millî formayı giyebilmek için atalarının ülkesi Filistin millî takımını tercih eden futbolcu Daniel Kabir Mustafá (1984 – halen hayatta), Arjantin millî basketbolcu Selem Safar (1987 – halen hayatta), rugby oyuncusu Omar José Hasan Jalil (1971 – halen hayatta) ve dünya ağırsiklet boks şampiyonu Carolina Raquel Duer (1978 – halen hayatta), Arjantin’in son yüz yıllık tarihine damga vuran Arap asıllı kişiliklerdirler.

     Arjantin’deki Arap ve Müslüman nüfûsun büyük çoğunluğu, ülkenin kuzeybatı bölgesinde yoğunlaşmış durumdadırlar.

     Merkezi Arjantin’de bulunan ve kısa adı OIPAL olan Latin Amerika İslam Örgütü (İsp. Organización Islámica Para América Latina), İslamî bağlantılı çabaları teşvik etmede Latin Amerika’daki en aktif organizasyon olarak kabul ediliyor. Başkanlığını Mohammed Yousef Hajer’in yaptığı OIPAL, Latin Amerika’da yaşayan Müslümanlar’ın birlik olması ve İslam’ın yayılmasını teşvik etmek için yer yer çeşitli etkinlikler düzenlemekte. 19 Temmuz 2005 tarihinde alınan bir kararla, Latin Amerika topraklarında daha kapsamlı projeler üretmek, İslamî kültür çalışmaları yapmak ve raporlar hazırlamak için İslamî Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilâtı kurulmuştur.

     Uygar, demokratik ve hoşgörülü bir ülke olan Arjantin’de yaşayan Müslümanlar, her türlü dînî özgürlüğe sahip olup, ülkenin diğer dînî topluluklarıyla birlikte barış içinde yaşamaktadırlar. Arjantin’de Müslümanlar’a yönelik gerek devlet tarafından olsun gerek halk tarafından, hiçbir biçimde dînî baskı ve zûlüm uygulanmamaktadır.

     Arjantin’deki Müslümanlar, can, mal ve namus emniyetine sahiptirler. En azından İslam ülkelerindeki Müslümanlar’a kıyasla, Arjantin’deki Müslümanlar’ın can, mal ve namus emniyetleri daha bir güvence altındadır.

     Günümüzde, Müslümanlar’ın can, mal ve namus emniyetlerinin en fazla tehlike altında olduğu ülkeler, İslam ülkeleridir.

     Myanmar gibi ırkçı – faşist rejimleri saymazsak, dünyada Müslümanlar’a en çok zûlüm ve baskı uygulayan, en fazla Müslüman öldüren devletler, İslam devletleridir.

     Böyle olduğu için, Müslümanlar can, mal ve namus emniyetlerini güvence altına alabilmek için, Müslüman ülkelerden kaçıp Müslüman olmayan ülkelere hicret etmektedirler.

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 11

 

168 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

2 Cevap Gümüş Nehir’in Kıyısındaki Başkentlerin Meydanlarında Haykırdım Sana Olan Sevgimi – 38

  1. İsmet Kurt dedi ki:

    Emeğinize sağlık olsun inşallah, harika bir araştırma olmuş.

  2. Ali avize dedi ki:

    “Myanmar gibi ırkçı – faşist rejimleri saymazsak, dünyada Müslümanlar’a en çok zûlüm ve baskı uygulayan, en fazla Müslüman öldüren devletler, İslam devletleridir.”
    Yerine en çok müslümanın öldürüldüğü bölge yer ler islami kavramlar ile kendilerine rutus yapan kuklalar tarafından cebren yönetilen işgal edilmiş sözde İslami yönetim olan müslüman coğrafyaların. Zira bu yerlere “İslam devleti”söylemi İslam’a zulüm isnat olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir