Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 22

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

Aasta teeb mehe vanaks, kaks lapse kavalaks.

(Bir yıl bir adamı daha yaşlı yapar, iki çocuğu daha kurnaz hale geitirir.)

Eston atasözü

     Estonya’nın en büyük 4. şehri olan, Baltık Denizi kıyısındaki Pärnu şehrinde gezmeye devam ediyoruz.

     Gezi arkadaşlarım Nedim Yeşilfiliz ağabey ve Ali Sayan ile birlikte, Rüütli Tänav (Şövalye Caddesi) adlı caddeden sağa dönerek Vee Tänav (Su Caddesi) adlı caddeyle birleştiği noktada yer alan bir çocuk oyun parkına giriyoruz ve burada, Uus Tänav (Yeni Cadde) üzerinde, karşımıza beyaz renkte ve kubbesi yeşil olan güzel bir kilise çıkıyor.

     Pärnu Büyük Şehîd Katerina Kilisesi (Est. Pärnu Suurmärter Katariina Kirik) bu. Barok tarzda inşâ edilmiş bir Rus – Ortodoks kilisesi.

     1764 – 68 yılları arasında inşâ edilen bu kilise, bölgedeki diğer Ortodoks kiliselerinin tamamından yüz yıl daha eski. Bunun sebebi, Büyük Katerina olarak bilinen Rusya Çariçesi II. Ekaterina Sofiya Avgústa Frederíka Ángalıt – Çérbstskaya (1729 – 96)’nın 1764 yılında Pärnu’dan geçişi sırasında ve O’nun anısına inşâ edilmeye başlanması. Kilise de O’nun adını taşıyor zaten.

     Mimar Piotr Jegorov (1731 – 89)’un eseri olan bu yapıt, Baltık ülkelerinde sonradan yapılan Barok tarzdaki Ortodoks kiliselerine mimarî yönden ilham kaynağı olmuştur.

     Kilise, 1752’de Pärnu Ganizonu üzerine inşâ edilmiş bir kilisenin yıkılarak yerine yapılmasıyla inşâ edilmişti. Bizzat Çariçe II. Ekaterina’nın finansmanıyla yapılan ve 1768’de tamamlanan kilise, bittikten bir yıl sonra, 1769 yılında Ortodoks ruhanî otoritesi tarafından kutsanmıştır.

     Kilisenin ikisi büyük dördü küçük 6 tane kubbesi var. Dört küçük kubbeyle çevrili bir fener ile büyük bir merkezî kubbe ve iğne sivrisi bir kuleye sahip batı kulesi bulunur. Cephe, alınlık ve kornişlerle bölünmüş, oldukça cömert bir şekilde dekore edilmiştir. İç mimarisinde yine Jegorov’un muhteşem ikonostasisi dikkat çekicidir.

     Günümüzde bu kilisede, itikad olarak Pärnu’daki Moskova Patrikhanesi Estonya Ortodoks Kilisesi’ne tabi olan Rus Ortodoks Cemaati faaliyet göstermektedir.

     Kilisenin önündeki parkın içinde “0 Punkt” isimli bir café var. İsmi, Estonca’da “Sıfır Noktası” demek. Sarı renkte ve çatısının tuğlaları koyu turuncu olan, mantar biçiminde ve hakikaten oldukça şirin bir tek katlı yapı. Kafenin önündeki masada insanlar oturmuş, kahve içiyorlar. Afiyet olsun…

     Parkın ortasında çocuklar için yapılmış, elektrikli tabure üzerinde dönen hayvan figürleri vardı. Çocuklar bu hayvanlara binmiş, keyifli vakit geçiriyordu.

     Ma bunu gören benim gibi bir çocuk durur mu?

     Hemen gidip çocukların arasına karıştım ve ben de bu hayvan figürlü taşıtlardan birine binerek “çocukluğumu yaşamaya” başladım. Bir yandan da Nedim abiyle Ali’ye sesleniyordum:

     – Abi fotoğrafımı çekin haa…

     – Çekiyoruz Sediyani, çekiyoruz. Merak etme…

     – Bak güzel çekin haa, iyi çekin…

     – Yaw tamam!..

     Burası tam bana göre bir yerdi. Bizim çocukluğumuzda Doğî ve Gunêdoğî’da böyle oyun parkları nêrdeee! Çocukluğumuzu yaşayamamıştık. Elâzığ’da, toz toprak içinde büyümüştük. Bir oyuncağımız bile olmamıştı. Estonya’da bu eksikliğimi de giderme şansı buldum.

     Parktaki tabelalardan birinde WIFI işareti vardı. Bu işaretin olduğu yerlerde, internet bağlantısı var demektir.

     Estonya’nın, bu küçük Baltık ülkesinin en ilginç özelliklerinden biri de bu. Bazı parklarda, açık alanlarda WIFI bağlantısı bulunuyor. Bu tabelayı gördüğünüzde, tabelanın üzerinde yazılı şifreyi giriyorsunuz ve açık alanda olduğunuz halde direk internete bağlanabiliyorsunuz.

     Biz de bu oyun parkında telefonlarımızdan internete bağlandık ve bugün bize gelmiş olan mesajlara baktık.

     Estonya, internet dünyasındaki atılımlarıyla geleceğin toplumunu inşâ eden bir ülke. 1991 yılında SSCB’den bağımsızlığını kazandıktan sonra modası geçmiş birkaç sanayi fabrikasından ve kâğıt üretiminden başka bir gelir kaynağı olmayan Estonya 2000 yılından itibaren internete yönelmiş, kurtuluşunu dijital dünyada bulmuş durumda. Gelinen nokta itibariyle bunda büyük başarı sağladığı da söylenebilir.

     Ülkenin çok büyük bir kısmında halk için ücretsiz WIFI uygulaması var. Okullarda çocuklar 7 yaşından itibaren bilgisayar ve programlama dersleri görüyorlar. Ve anayasasında “İnternet, ücretsiz karşılanması gereken bir vatandaşlık hakkıdır” ibaresinin bulunduğu tek ülke.

     Vergi beyanından seçimlere kadar herşey “online” ve elektronik yollardan yürüyor. 2007 yılından bu yana Estonyalı seçmenler dünyanın hangi köşesinden olursa olsun, “online” oy kullanıyor.

     2000 yılından bu yana hükûmet ve parlamento kâğıt kullanmıyor. Bütün faaliyetler elektronik kayıt sistemiyle sürüyor. Sağlık sisteminde ve reçete yazımında da kâğıt yok.

     Planlara göre yakın zamanda nakit para tümden kalkacak. Bu sistemin temelinde 2002 yılında çıkarılan “her vatandaş için bir chipkart” uygulaması var. “ID Kaart” adı verilen ve çocuk 15 yaşına girdiğinde zorunlu olarak çıkarılan bu kart, aslında her alanda kullanılabilen bir vatandaşlık belgesi. Başka bir belge de yok. Devlet kademelerindeki tüm işler bu tek kartla yürütülüyor. Paralel işlemler ortadan kalkmış: Pasaport, kimlik kartı, sağlık karnesi, oturum belgesi olmadığı gibi, banka işlemlerinde ve para transferlerinde de bu kart kullanılıyor. Hatta şehir içi ulaşım araçlarında bile bu kart geçerli. Vergi beyanlarında da internet üzerinden bu kart işleme sokuluyor. Vergi sitesine gidip, kartla size ait bölümü bulup işlemlerinizi gerçekleştiriyor ve sonra da vergi beyanınızı yapıyorsunuz. Mesela bir araba aldığınızda da sadece yeni bilgileri, yani bir arabaya sahip olduğunuzu giriyorsunuz; hiçbir bilginin iki defa girilmesine gerek kalmıyor.

     Hayatın internet sayesinde kolaylaşması, dünyada Estonya’ya olan ilgiyi de son derece arttırmış durumda. Ve artık Estonya “dijital oturum” da dağıtmaya başladı. İnternet üzerinden başvurup, Estonya’dan “dijital oturum” almak ve merkezi “dijital olarak” orada olan şirket kurmak bile mümkün. Yani dünyada isteyen herkes, isterse “Estonya vatandaşı” olabilir. Bugün nüfûsu 1 milyon 300 bin olan Estonya, 2025’te nüfûsunu bu yolla, yani dijital başvurularla alınan oturumlarla 10 milyona çıkarmayı planlıyor. Ancak vatandaşlık “dijital” olmakla birlikte “sanal” değil. Çünkü Estonya hayatta sağladığı bunca kolaylığa karşın, yeni katılımcılardan vergi de alıyor.

     Örneğin şu ana kadar Türkiye’den 3 bine yakın TC vatandaşı Estonya’dan “e-oturum” almış durumda. İsteyenlerin dünyanın herhangi bir yerinden global bir şirketi yönetebilmesine olanak sağlayan e-oturum programını başlatan ilk ülke olan Estonya, girişimcilere Avrupa Birliği (AB)’nin iş ortamına erişim imkânı sağlıyor. Türkiye ve TC vatandaşları, Estonya’daki “e-oturum nüfûsu” olarak 12. sırada bulunurken, kurulan şirket olarak 4. sırada yer alıyor. Estonya’da “e-oturum”a sahip olanlar, internet üzerinden bir Estonya şirketi kurabiliyor, belgeleri ve sözleşmeleri dijital olarak imzalayabiliyor, imzalı belgelerin gerçekliğini doğrulatabiliyor, belgeleri şifreleyerek güvenli bir biçimde iletebiliyor, şirketi dünyanın herhangi bir yerinden yönetebiliyor, elektronik bankacılık ve uzaktan para transferi yapabiliyor, çevrimiçi ödeme hizmeti sağlayıcılarına ulaşıyor ve ticarî hizmet sağlayıcıları, global girişimciler gibi unsurlardan oluşan bir iletişim ağının içinde yer alarak şirketi büyütmek için gereken kaynaklara erişebiliyor.

     Estonyalılar her yıl yaklaşık 12 tane yazılım programını Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ndeki Silikon Vadisi’ne ihraç ediyorlar. Estonya’da yatırımcılar için fırsat konumundaki sektörler kimya ve otomotiv iken, Estonlar’ın yazılım ve startup konularında çok iyi olduklarını söylemek mümkün. Örneğin 10 yıl önce “Skype”ın yazılımını Estonlar yapmıştı. Aynı şekilde “Hotmail”in de anavatanı.

     Estonya, bugün 40.81 mbit/s ortalama hızla dünyada en yüksek internet download hızına sahip ülke.

     Türkiye’deki siz sevgili İslamcı kardeşlerim, Sosyalist yoldaşlarım, Kemalist ülküdaşlarım ve Kürdistanî yurttaşlarım için yaptığım araştırmaya göre;

     Estonya, internet özgürlüğü konusunda dünyada ilk sırada.

     Ateist nüfûs oranının dünyada en fazla olduğu ülkelerden biridir; Allah’a inananların sayısı nerdeyse sadece % 15’tir.

     Ülke yüksek bir okuma – yazma oranına sahiptir, analfabet sayısı nerdeyse yoktur.

     Taciz, tecavüz gibi utanç verici olayların hemen hemen hiç yaşanmadığı bir ülkedir.

     Size göre bir ülke değil yani, anlayacağınız.

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 12

FOTOĞRAFLAR:

Uus Tänav (Yeni Cadde) üzerinde, karşımıza beyaz renkte ve kubbesi yeşil olan güzel bir kilise çıkıyor.

Pärnu Büyük Şehîd Katerina Kilisesi (Est. Pärnu Suurmärter Katariina Kirik) bu. Barok tarzda inşâ edilmiş bir Rus – Ortodoks kilisesi. (ESTONYA)

1764 – 68 yılları arasında inşâ edilen bu kilise, bölgedeki diğer Ortodoks kiliselerinin tamamından yüz yıl daha eski. Bunun sebebi, Büyük Katerina olarak bilinen Rusya Çariçesi II. Ekaterina Sofiya Avgústa Frederíka Ángalıt – Çérbstskaya (1729 – 96)’nın 1764 yılında Pärnu’dan geçişi sırasında ve O’nun anısına inşâ edilmeye başlanması. Kilise de O’nun adını taşıyor zaten.

Mimar Piotr Jegorov (1731 – 89)’un eseri olan bu yapıt, Baltık ülkelerinde sonradan yapılan Barok tarzdaki Ortodoks kiliselerine mimarî yönden ilham kaynağı olmuştur. (ESTONYA)

Parkın ortasında çocuklar için yapılmış, elektrikli tabure üzerinde dönen hayvan figürleri vardı. Çocuklar bu hayvanlara binmiş, keyifli vakit geçiriyordu.

Ma bunu gören benim gibi bir çocuk durur mu? (ESTONYA)

Hemen gidip çocukların arasına karıştım ve ben de bu hayvan figürlü taşıtlardan birine binerek “çocukluğumu yaşamaya” başladım. (ESTONYA)

Burası tam bana göre bir yerdi. Bizim çocukluğumuzda Doğî ve Gunêdoğî’da böyle oyun parkları nêrdeee! Çocukluğumuzu yaşayamamıştık. Elâzığ’da, toz toprak içinde büyümüştük. Bir oyuncağımız bile olmamıştı. Estonya’da bu eksikliğimi de giderme şansı buldum. (ESTONYA)

Türkiye’deki siz sevgili İslamcı kardeşlerim, Sosyalist yoldaşlarım, Kemalist ülküdaşlarım ve Kürdistanî yurttaşlarım için yaptığım araştırmaya göre;

Estonya, internet özgürlüğü konusunda dünyada ilk sırada.

Ateist nüfûs oranının dünyada en fazla olduğu ülkelerden biridir; Allah’a inananların sayısı nerdeyse sadece % 15’tir.

Ülke yüksek bir okuma – yazma oranına sahiptir, analfabet sayısı nerdeyse yoktur.

Taciz, tecavüz gibi utanç verici olayların hemen hemen hiç yaşanmadığı bir ülkedir.

Size göre bir ülke değil yani, anlayacağınız. (ESTONYA)

Kilisenin ikisi büyük dördü küçük 6 tane kubbesi var. Dört küçük kubbeyle çevrili bir fener ile büyük bir merkezî kubbe ve iğne sivrisi bir kuleye sahip batı kulesi bulunur. Cephe, alınlık ve kornişlerle bölünmüş, oldukça cömert bir şekilde dekore edilmiştir. İç mimarisinde yine Jegorov’un muhteşem ikonostasisi dikkat çekicidir. (ESTONYA)

Kilisenin önündeki parkın içinde “0 Punkt” isimli bir café var. İsmi, Estonca’da “Sıfır Noktası” demek. Sarı renkte ve çatısının tuğlaları koyu turuncu olan, mantar biçiminde ve hakikaten oldukça şirin bir tek katlı yapı. Kafenin önündeki masada insanlar oturmuş, kahve içiyorlar. Afiyet olsun… (ESTONYA)

Pärnu, 24 Ekim 2019

202 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir