Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 21

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

Häbenegem, et me rumalad oleme, aga mitte et eestlased oleme!

(Aptal olduğumuzdan utanalım, ama Estonyalı olduğumuzdan değil!)

Johann Voldemar Jannsen

     Estonya’nın en büyük 4. şehri olan, Baltık Denizi kıyısında ve ülkenin yaz turizmi merkezi olup bu ülkede “Estonya’nın Antalya’sı” olarak anılan Pärnu şehrine girince, Koidula Park adlı parkın etrafındaki sokaklardan birine arabamızı parkediyor ve dışarı çıkıyoruz.

     Arabadan çıkar çıkmaz derin bir nefes alıyor ve yürümeye başlıyoruz.

     Kuninga (Kral) adlı sokaktan Hospidali (Hastaneler) sokağına, ordan da araç trafiğine kapalı olan, şehrin nabzının attığı Yeni Cadde (Est. Uus Tänav) adlı caddeye geliyoruz.

     Burası 1915 yılında inşâ edilmiş bir cadde ve araç trafiğine kapalı. Sokağın her iki tarafında boylu boyunca uzanan ve farklı işleve sahip işyerleri bulunuyor. Ayrıca Pärnu Belediye Binası (Est. Pärnu Raekoda) ve biraz sonra bahçesine uğrayacağımız Pärnu Büyük Şehîd Katarina Kilisesi (Est. Pärnu Suurmärter Katariina Kirik) de bu cadde üzerinde.

     Bu ünlü caddede yürüyoruz…

     Letonya’da gerçekleştirmeye çalıştığımız ama başaramadığımız “devrimi” şimdi de Estonya’da gerçekleştirmeye çalışacaktık.

     Letonya’da gerçekleştirmeye çalıştığımız “devrimi” hatırlatmama gerek yok sanırım: Nedim Yeşilfiliz abi ülkedeki kiliseleri camiye çevirmeye çalışmış, Ali Sayan bağımsızlıktan bu yana kimsenin konuşmadığı Rusça’yı yeniden ülkenin resmî dili yapmaya çalışmış, ben‘deniz’ de Baltık Denizi’ndeki toplam balık rezervinin beşte birini tüketmiş, nerdeyse denizin habitatını kurutmuştum.

     Şimdi sıra Estonya’yı “fethetmeye” gelmişti…

     Uus Tänav (Yeni Cadde) adlı cadde üzerinde yürürken, yolun iki tarafındaki dükkânların vitrinlerine baka baka gidiyoruz.

     Yolun sol tarafında, 5 nolu adreste, Maarja – Magdaleena Gild MTÜ adlı sanat ve zanaat atölyesi var. Burası, Estonya’ya özgü mükemmel sanat ve el sanatları ürünlerinin sergilendiği ve satışa sunulduğu bir galeri. Pärnu’nun tanınmış sanatçılarının ve zanaatkârlarının eserlerini burada satın alabiliyorsunuz.

     Geleneksel zanaat becerilerine değer veren ve yerel kültürel gelenekleri sürdüren bir merkez burası. Maarja – Magdaleena Gild MTÜ, yıl boyunca profesyonel ve yaratıcı çalışma için iyi koşullar sağlıyor, yerel sakinlerin ve Pärnu’ya gelen ziyaretçilerin hobi eğitimi ve boş zamanlarını iyi geçirmek için imkân oluşturuyor. Uzmanlar ve yeni deneyimler arayan yetişkinler ve çocuklar için düzenli olarak çeşitli atölyeler ve kurslar sunuyor. Usta – çırak sistemini uyguluyor. Atölyenin içinde konserler, oyunlar ve sergiler de düzenleniyor, çeşitli seminer ve toplantılar organize ediliyor. Fuarlar da cabası.

     Biraz daha gidince, aynı şekilde yolun sol tarafında, 3 nolu adreste, Võõrad Öös adlı hostel var. “Võõrad Öös”, Estonca’da “Gecede Yabancılar” (Gecenin İçinde Yabancılar) demek. 18. yy’dan kalma bu binadaki odalarda günlük 30 Euro (€) ödeyerek kalma imkânınız var. “Hostel” nedir, tam olarak bilmeyenler için şöyle tarif edebiliriz: Bir nevi, “otel” ile “öğrenci yurdu” arası bir şey, ikisinin arası.

     Biraz daha gidince, aynı şekilde yolun sol tarafında, 1 nolu adreste, Notar Anne Kaldvee adlı noterlik binası var.

     Onun da hemen yanında Kodanikumaja adlı müze bulunuyor. “Kodanikumaja”, Estonca’da “Vatandaş Evi” demek. (kodaniku: vatandaş; maja: ev)

     İlk olarak dikkatimi çeken ve çok ilgincime giden üç şey var:

     1 – Binaların tamamı sarı veya gri renkte. Diğer renklerde, örneğin yeşil, mavi, kırmızı, mor renklerde bir tek bina dahi göremiyorsunuz!

     2 – Sokaklarda çıt yok! Şehrin tam merkezinde olduğumuz halde, sessizlik hâkim. İnsanlar var ama ses yok! Hatta beraber yürüyen insanlar dahi kendi aralarında kısık sesle konuşuyorlar. Bu nasıl bir hayattır, arkadaş? Bağıran, çağıran, kavga eden, küfreden kimse yok. Böyle hayat mı olur yahu? Böyle sıkıcı bir hayat mı olur? Ne bağıran çağıran var, ne kavga eden. Bütün gün bir tane bile küfür işitmiyorsunuz.

     3 – Letonya ve Letonlar, Baltık ve Doğu Avrupa kültürüne ait bir ülke ve topluluk. Çevresindeki Polonya, Beyaz Rusya gibi ülkelere benziyor. Letonca da Hind – Avrupa Dil Ailesi’ne ait bir dil. Fakat Estonya ve Estonlar, tamamen farklı bir kültüre, Finlandiya ve Karelya kültürüne ait bir ülke ve topluluk. İskandinavya kültürü hâkim. Estonca da Ural – Altay Dil Ailesi’ne ait bir dil, bu dil ailesinin Fin – Ugor alt grubuna ait bir lisan. Estonya’dayken, kendinizi Finlandiya’daymış gibi hissediyorsunuz.

     (Üçüncü maddede bahsettiğim hususa gezinin ileriki bölümlerinde tekrar değineceğim ve bu konuda birkaç kelam edeceğim.)

     Uus Tänav (Yeni Cadde) adlı caddenin Nikolai Tänav (Nikolai Caddesi) adlı caddeyle kesiştiği noktaya geldiğimizde, sola dönüp Nikolai adlı caddeye giriyoruz.

     Yolun her iki tarafında yine sıra sıra dizili ve her biri farklı ürünler satan dükkânlar: Giyim mağazaları, restoranlar, kafeler, kuaförler, suvenir dükkânları, marketler…

     Bu dükkânlardan bazılarına girip çıkıyorum. Girip çıkarken de, ayaküstü bazı ürünlerin fiyatlarını soruyorum:

     – Mis see maksab? (Bunun fiyatı kaça?)

     – Kakskümmend Eurot. (Yirmi Euro.)

     – Ja see? (Ya bu?)

     – Üheksa Eurot. (Dokuz Euro.)

     Alıcı değilim elbette. Maksat diyalog kurmak, birkaç kelime de olsa sohbet etmek.

     Sonra arkamızdan konuşmasınlar yani, “Ülkemize geldiler ama bizimle tek kelime konuşmadan geri döndüler” deyip arkamızdan dedikodumuzu yapmasınlar diye, bu çabam.

     Bu caddenin Rüütli Tänav (Şövalye Caddesi) adlı caddeyle kesiştiği noktaya geldiğimizde, sağa dönüp Rüütli (Şövalye) adlı caddeye giriyoruz.

     Caddenin başında, yolun sağ tarafında Norman – Optika Pärnu adlı gözlükçü var. Onun da biraz ötesinde, Resto Bison adında bir restoran.

     Biraz daha yürüyünce, yolun diğer tarafında, sol tarafta, hem şehir hem ülke için çok önemli olan bir binanın önüne geliyoruz. Burası, Pärnu şehrinin yerel gazetesi olan “Pärnu Postimees” (Pärnu Postacısı) gazetesinin yazıişleri binası.

     Gazete her ne kadar bu şehrin yerel gazetesi ise de, ülke tarihindeki önemi çok büyüktür. Çünkü Estonya’nın ilk gazetelerinden biridir.

     5 Haziran 1857 tarihinde yayın hayatına başlayan gazete, ülkenin ilk gazetelerinden biri. Gazete 1857’de ilk kurulduğunda, 1886 yılına kadar “Perno Postimees ehk Näddalileht” adıyla yayınlanmıştır.

     Dikkatimi çeken çok ilginç bir husus var: Burada gördüğümüz, karşımıza çıkan hemen tüm binalar son derece bakımlı, modern ve temiz iken, bu gazetenin yazıişleri binası oldukça bakımsız hatta duvarları kimi yerlerinde çatlamış, nerdeyse hiç restorasyon yapılmamış ve bir hayli kirli bir durumda. Bunu özellikle mi böyle bırakmışlar, yani bir hikmeti var mıdır, bilmiyorum.

     Binanın önünde bir adamın heykeli var. Bu adam, gazetenin kurucusu olan, dolayısıyla bu fakir kardeşinizin de mesleği olan “gazetecilik” mesleğinin Estonya’daki öncülerinden biri olan Johann Voldemar Jannsen (1819 – 90). Heykelde, Johann Voldemar abimiz elinde bir gazete tutuyor. Kendi çıkardığı gazeteyi, tabiî. “Yeni Akit” veya “Sözcü” gazetesini tutacak hali yok ya.

     Gazeteci, şair, öğretmen ve aktivist Johann Voldemar Jannsen (doğum adı Jaan Jensen), öyle sıradan bir insan değil. Kendisi hem ülkedeki ilk gazetelerden birinin kurucusu ve gazeteciliğin başlatıcısı, hem Estonya millî uyanışının ve ulusal bilincinin entelektüel öncülerinden biri, hem de ve en önemlisi de Estonya millî marşı Mu Isamaa, Mu Õnn ja Rõõm” (Vatanım, Mutluluğum ve Sevincim)’un sözlerini yazmış olan şairdir.

     Johann Voldemar Jannsen, 16 Mayıs 1819 tarihinde, o zamanlar Rusya İmparatorluğu’nun Livonya vilayeti olan, günümüzde ise bağımsız Estonya Cumhuriyeti’nin Pärnu ilinin Pöhja – Pärnumaa ilçesine bağlı Vändra köyünde doğdu.

     Sıradan bir hancı olan Ado Jensen (? – 1826)’in ilk oğlu olan Jaan (Johann Voldemar), 7 yaşında babasını kaybedince, ailenin en büyük erkek çocuğu olarak daha o küçücük yaşta diğer kardeşlerine bakmak için çalışmak zorunda kaldı. Bu yüzden, 12 yaşına kadar okula başlayamadı.

     1831 yılında 12 yaşındayken okula başladığında, ilk iki yıl bir köy okulunda okudu ve burada okuma – yazma öğrendi. Daha sonra Vändra’daki bölge okulunda okudu ve burada 1836 yılında, 17 yaşında mezun oldu.

     Öğrencilik yıllarında pırıl pırıl bir genç olan Jaan’ın üç tane özelliği, öğretmenlerinin ve okul idaresinin dikkatini çekmişti: Birincisi; çok zeki ve akıllı bir gençti. Öğretmenlerinin anlattığı dersi çok çabuk kavrıyor, derslerinde yüksek not alıyordu. İkincisi; müthiş bir müzik kabiliyeti vardı. Sanatçı bir rûha sahipti. Şiir yazmak, beste yapmak gibi yetenekleri olağanüstü derecedeydi. Üçüncüsü; çok dîndar bir gençti. Tanrı’ya olan imânı sağlamdı ve dînî vecibelere oldukça riayet ediyordu.

     Okuldan mezun olduktan sonra, bölgenin önemli rahiplerinden biri olan Carl Eduard Anton Körber (1802 – 83), O’nu himayesi altına aldı. Jaan henüz 19 yaşındayken kiliselerde papazlık yapmaya başladı. Sonra Vändra Kihelkonnakooli adlı okula yardımcı öğretmen olarak önerildi.

     Jaan (Johann Voldemar), kilise çalışmalarıyla ilgili olarak 1841 yılında 4 haftalık bir Finlandiya gezisine çıktı. O sırada henüz 22 yaşındaydı.

     Ocak 1842’de Jaan (Johann Voldemar), memleketi olan Vändra bölgesinde öğretmenliğe başladı. Bir okulun öğretmeni olan R. M. Koch (? – ?)’un görev yeri değişince, yerine Jaan tayin edildi ve o tarihten başlayarak öğretmenlik hayatına adım attı. Öğretmen olunca, Jaan Jensen olan ismini Johann Voldemar Jannsen olarak değiştirdi ve ömrünün sonuna kadar da bu adı kullandı.

     Aynı yılın Mart ayında, yani öğretmen olduktan iki ay sonra, okulun kendisinden önceki öğretmeni R. M. Koch’un yeğeni olan Emilie Koch (? – ?) ile evlendi, Johann Voldemar. Artık bir yuvası da vardı.

     Ertesi yıl, 24 Aralık 1843’te, çiftin ilk çocukları oldu. Bir kız çocuğu idi bu ve kızın adını Lydia koydular. Bu kız daha sonra büyüyecek, büyüyecek, büyüyecek, çok çok büyüyecek ve ülkenin en büyük şairlerinden ve yazarlarından biri olacaktı. Lydia Emilie Florentine Jannsen ya da sonradan alacağı ve dünyaca meşhur olacağı ismiyle Lydia Koidula (1843 – 86) idi, bu kız. Onlarca şiir ve gezi kitapları bulunan, kendisi hakkında da kitaplar yazılmış, babasından daha meşhur bir kalem erbâbıdır, Lydia Hanım.

     Johann Voldemar, edebî çalışmalarına kutsal ezgilerin ve ilahîlerin çevirisiyle başladı. İlk olarak Almanca’dan 330 ilahîyi Estonca’ya çevirdi ve bunlar 1845 yılında “Sioni – Laulo – Kannel” adıyla yayınlandı. Bu ilahî / ezgi kitabının 1853’te ikinci bölümü, 1860’ta üçüncü bölümü yayınlandı. Yayınlanan bu üç bölümlük eser, toplamda 1003 ilahî içeriyordu ve Estonya dînî literatüründe halen dahi önemli bir yere sahiptir.

      Johann Voldemar ve eşi Emilie, 1850 yılında Pärnu şehir merkezine taşındılar. O sırada kızları Lydia henüz 7 yaşındaydı. Johann Voldemar burada 1863 yılına kadar Pärnu Ülejõe Algkooli adlı ilkokulda öğretmenlik yaptı. Ama bu 13 yıl içinde, şiir, edebiyat ve gazetecilik ile ilgili çok daha önemli işlere imza attı. Köy hayatından sıyrılan ve artık şehirli olan bu yetenekli adam, şehir hayatıyla birlikte adetâ yeniden doğmuştu.

     Johann Voldemar Jannsen, Pärnu’da ilkokul öğretmenliği yaparken, 1857 yılında ülkenin de ilk gazetelerinden biri olan “Perno Postimees ehk Näddalileht” adlı gazeteyi çıkardı. Haftalık yayınlanan bu yerel gazete, Estonya’nın ilk gazetelerinden biridir ve 5 Haziran 1857 tarihinde, şu anda önünde bulunduğum binada yayın hayatına başlamıştır.

     Gazete, Estonca anadilde yayın yapıyordu.

     Alman kökenli Estonyalı rahip ve dilbilimci olup Estonca alfabedeki “Õ õ” harfinin de mucidi olan Otto Wilhelm Masing (1763 – 1832) tarafından çıkartılan ve Estonya’nın ilk gazetesi olup 1821 – 25 yılları arasında Estonca yayınlanan “Marahwa Näddala-Leht” (Marahwa Haftalık Gazete) adlı gazetenin benzeri bir gazete çıkarmak isteyen Johann Voldemar Jannsen, gazeteyi yayınlama iznini alabilmek için Rus Çarlığı’na başvurdu. Zirâ o dönemde, bu topraklar Rusya İmparatorluğu’nun bir parçasıydı. Rus Çarı II. Aleksándr Nikoláeviç (1818 – 81) tahta çıkınca, gerekli izin alındı. Böylece Johann Voldemar Jannsen, Pärnu’da haftalık yayınlanan “Perno Postimees ehk Näddalileht” adlı gazeteyi çıkarmaya başladı. Ve gazete, Estonca anadilde yayın yapıyordu. Estonyalı Alman kökenli yayıncı Friedrich Wilhelm Borm (1812 – 81) da gazetenin çıkartılmasında Johann Voldemar Jannsen’e önemli oranda destek oldu. Gazetenin diğer editör ve yazarları da Caspar Franz Lorenzsonn (1811 – 80), Friedrich Alexander Borm (1844 – 1908), Eugen Friedrich Reinhold Jannsen (1853 – 1930), Jaan Lipp (1858 – 1924), Feodor Grodinski (? – ?), Ernst-Adolf Helemäe (? – ?) ve Margus Mets (? – ?) idi.

     Gazete ne Rusça ne Almanca, yerli halkın konuştuğu dil olan Estonca yayın yapıyordu. Bu bakımdan çok önemli bir fonksiyona sahipti. O dönemler insanlığın medeniyet ve uygarlık seviyesi henüz anadilleri yasaklama, etnik farklılıklardan korkma ve asimilasyon politikaları uygulama gibi yüksek seviyelere ulaşmamış olduğu için ve ırkçılık, faşizm gibi yüce değerler henüz icad edilmemiş olduğu için, her ulusun kendi anadilinde yayın yapması ve anadilde eğitim görmesi, hakim devletleri korkutmuyor, bu durum “bölücülük” olarak görülmüyordu. Dediğim gibi, medeniyet ve uygarlık seviyesi henüz o kadar ilerlememişti, cahil ve karanlık bir dönemdi.

     1857’den 1863’e kadar Johann Voldemar Jannsen, “Perno Postimees ehk Näddalileht” gazetesinin editörlüğünü yaptı.

     Gazete, Estonyalılar’ın ulusal duygularına ve millî haysiyetine büyük önem verirken, aynı zamanda yoksul Eston köylülerini dünya hakkında bilgilendiriyor, dünyadaki gelişmelerden onları haberdar ediyordu. Gazete, Eston halkına millî bilinç aşılıyor, onları uyandırıyordu. Gazete yayınladığı yazılarda Estonyalılar’ı milliyetlerinden gurur duymaya, eğitim ve ekonomik başarı talep etmeye çağırıyordu. (Yani günümüzde Sediyani Haber neyse, o zaman da bu gazete o yani. Aynı şey yani.)

     Gazetenin içeriği ve verdiği mesajların yanısıra, kullandığı üslup da oldukça dikkat çekiciydi. Örneğin o dönemde, Eston halkından “Maarahvas” (Kırsal insanlar) denilerek bahsedilirdi. Fakat bu gazete, daha ilk baskısında, Eston halkından “Eesti rahvas” (Estonyalılar) diyerek bahsetmişti ve tüm sayıları boyunca da bu şekilde bahsetti. (Tıpkı günümüzde, Türk Solu’nun “Doğulu yurttaşlarımız”, Türk Sağı’nın “Doğulu vatandaşlarımız”, Türk İslamcılar’ın da “Doğulu kardeşlerimiz” diyerek bahsettiği Kürt halkından, bizim “Azîz Kürdistanlılar” diyerek bahsetmemiz gibi yani. Aynı bunun gibi yani.)

     1860 yılında Johann Voldemar Jannsen, “Eesti Laulik” (Estonya Şarkıları) adlı eserini de yayınladı. Bunlar, Eston halkının tarihî hikâyelerini veya yaşadıkları köy hayatını anlatan şiirler idiler.

     Johann Voldemar Jannsen, ailesiyle birlikte ülkenin batısındaki Pärnu şehrinden 1863 yılında ülkenin doğusundaki Tartu şehrinde taşındı. Günümüzde Estonya’nın en büyük ikinci şehri olan Tartu’da Jannsen, yeni bir gazete, “Eesti Postimees” (Estonya Postacısı) adlı gazeteyi çıkarmaya başladı. Gazete aynı şekilde Eston millî bilincini aşılayan bir yayın yapıyordu, ancak Ruslar’a karşı ise de Almanlar’a sempati duyan bir görüntü veriyordu.

     Ancak kendisinin Pärnu’da kurduğu gazete olan “Pärnu Postimees” (Pärnu Postacısı), Jannsen Pärnu’dan ayrıldıktan sonra da yayın hayatına devam etti. (Halen ediyor)

     Tartu’dayken, Johann Voldemar Jannsen’in evi, ülkedeki aydınların ve entelijansiya sınıfının buluştuğu yer haline gelmişti. Aydınlar Jannsen’in evinda toplanıyor, burada fikir teatisinde bulunuyor, kendi aralarında memleket meselelerini istişare ediyor, sohbet ediyorlardı. Jacob Hurt (1839 – 1907) ve Carl Robert Jacobson Linnutaja (1841 – 82) gibi Eston aydınların yanısıra Finlandiya ve Macaristan’dan Estonya kültürüyle ilgilenen aydınlar da bu eve geliyorlardı. Bununla birlikte, Jannsen’in aşılamaya çalıştığı millîyetçilik Jannsen’i de aşan bir boyutta geliştiği için, zaman içinde Jannsen’in görüşleri çoğu milliyetçinin gözünde “muhafazakâr” kalmaya başladı. Daha radikal bir millîyetçilik gelişiyordu ve Jannsen bile bu akımın yanında muhafazakâr kalıyordu. (Tıpkı günümüzde, birkaç web sitesinde yazı yazdı diye ve bir iki defa Rûdaw’a çıktı diye kendisine “Kürt aydını” deyip ortalıkta dolaşan bazı tiplerin, benden aldıklarını bana satması gibi yani. Aynı bunun gibi işte.)

     1865 yılında Johann Voldemar Jannsen, Tartu’da “Vanemuine” adlı müzik ve tiyatro korosunu kurdu, ki bu topluluk, Estonca anadilde sanatını icra eden ilk gruptur. Vanemuine, Alman şarkı yarışmalarından esinlenerek, 1869 yılında Tartu’da ülkedeki ilk Estonca şarkı yarışmasını düzenleyecektir. O zamandan beri düzenli olarak düzenlenen bu genel şarkı festivali, özellikle Sovyetler Birliği (SSCB)’nden ayrılma döneminde Estonya ulusal bilincinin odak noktası olmaya devam edecektir.

     Ülkedeki bu ilk Estonca şarkı festivalinden birkaç ay önce, 1869, Jannsen tarafından “Eestirahwa 50-aastase Jubelipiddo-Laulud” (Estonyalılar’ın 50. Yıldönümü Şarkıları) adlı şarkı sözleri kitabı yayınlandı. Kitabın içindeki şiirler ve şarkı sözleri, tamamen millî temalı, vatansever duygularla yazılmış dizeler. İçinde “Eesti Vennad Laulgem Rõõmsast” (Estonyalı Kardeşler Sevinçle Şarkı Söyleyelim), “Minu Kallis Isamaja” (Sevgili Babamın Evi) ve Mu Isamaa, Mu Õnn ja Rõõm” (Vatanım, Mutluluğum ve Sevincim) gibi ünlenen şarkı sözü şiirlerin bulunduğu kitaptaki Mu Isamaa, Mu Õnn ja Rõõm” (Vatanım, Mutluluğum ve Sevincim), Jannsen’in ölümünden 30 yıl sonra, 1920 yılındaki bağımsızlıktan sonra Estonya’nın millî marşı olacaktır.

     Yine aynı yıl, 1869, Jannsen’in çıkardığı “Eesti Postimees” (Estonya Postacısı) gazetesi, Jannsen’in kızı Lydia Koidula’nın girişimiyle, Estonya’nın ilk tarım dergisi olan “Eesti Põllomees” (Estonya Çiftçileri) adlı dergiyi çıkardı. Babasının yolundan giden Lydia Koidula da sonradan ülkesinin en önemli kadın yazarlarından biri olacaktır.

     Johann Voldemar Jannsen, 1870 yılından başlarak “Eesti Aleksandrikooli” (Estonya İskender Okulu) ana komitesinin üyesi olarak Estonya İskender Okulu Hareketi (Est. Eesti Aleksandrikooli Liikumine)’ne aktif olarak katıldı. Bu hareket, Estonyalılar’ın millî uyanışı sırasında halkın en önemli popüler hareketlerinden biriydi. Amacı, Estonya’da binası bölge okuluna çok yakın olacak şekilde bir yükseköğretim kurumu açmaktı.

     Aynı yıl Jannsen, kısa adı TEPS olan Tartu Estonya Çiftçiler Birliği (Est. Tartu Eesti Põllumeeste Selts)’ni kurdu ve ilk başkanı oldu. Ancak bir yıl sonra başkanlığı Jacob Hurt’a teslim etmek zorunda kaldı, fakat ondan da bir yıl sonra yeniden başkan oldu. 1874’ün sonuna kadar bu görevde kaldı.

     1880 yılında afazi (konuşamamazlık) hastalığına yakalanan Johann Voldemar Jannsen, on yıl sonra, 13 Temmuz 1890 günü Tartu şehrinde hayata gözlerini yumdu.

     Öldükten üç yıl sonra, 1893’te Alman kökenli Estonyalı heykeltraş August Ludwig Weizenberg (1837 – 1921) tarafından yaptırılan mermer büstü, Tartu’da Jannsen’in defnolunduğu Tartu Meryem Mezarlığı (Est. Tartu Maarja Kalmistul)’na dikildi.

     24 Şubat 1918 tarihinde Estonya Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan edince, 1920 yılında Johann Voldemar Jannsen’in “Mu Isamaa, Mu Õnn ja Rõõm” (Vatanım, Mutluluğum ve Sevincim) şiiri “millî marş” kabul edildi.

     Millî marşın bestesi ise, 19. yy’da Almanya’nın Hansestadt Hamburg şehrinden Finlandiya’ya taşınan Alman besteci Freidrich (sonradan Fredrik) Pacius (1809 – 91) tarafından hazırlanan beste idi ve bu beste, 1917 yılında Finlandiya millî marşı “Maamme” (Vatanımız)’nin bestesi yapılmıştı. Üç yıl sonra başka bir ülke, Estonya da aynı besteyi kendi millî marşının bestesi kabul etti. Yani Finlandiya ile Estonya’nın millî marşı aslında aynıdır. (GÖNÜLDAŞLARIMIZ İÇİN İLGİNÇ BİR BİLGİ NOTU: Zaten Estonlar ile Finler birbirlerine çok benzeyen hatta nerdeyse aynı olan bir dili konuşurlar, akraba kavimlerdirler ve hatta Estonyalılar’ın büyük çoğunluğu kendi ülkeleri Estonya’yı Finlandiya’nın doğu toprakları kabul ederler ve Estonya’da Finlandiya ile birleşmeyi savunan güçlü siyasî akımlar da var. “Estonia” isminin “Doğu Ülkesi” [est: doğu; estonia: doğu ülkesi, doğu toprakları] anlamına gelmesi de bunu gösteriyor zaten. Onlar, Estonya’nın, Finlandiya’nın doğu toprakları olduğunu söylüyorlar ve Finlandiya ile birleşmek istiyorlar. Ama yukarıda da dediğim gibi, bu konuya ileriki bölümlerde değineceğiz.)

     Estonya millî marşı “Mu Isamaa, Mu Õnn ja Rõõm” (Vatanım, Mutluluğum ve Sevincim)’un sözleri ve tercümesi şöyledir:

     Mu isamaa, mu õnn ja rõõm,
     kui kaunis oled sa!
     Ei leia mina iial teal
     see suure, laia ilma peal,
     mis mul nii armas oleks ka,
     kui sa, mu isamaa!
 
     Sa oled mind ju sünnitand
     ja üles kasvatand;
     sind tänan mina alati
     ja jään sull’ truu’iks surmani,
     mul kõige armsam oled sa,
     mu kallis isamaa!
 
     Su üle Jumal valvaku,
     mu armas isamaa!
     Ta olgu sinu kaitseja
     ja võtku rohkest õnnista,
     mis iial ette võtad sa,
     mu kallis isamaa!
 
     (Vatanım, mutluluğum ve sevincim,
     Ne kadar güzelsin!
     Ben bulamıyorum
     bu büyük ve geniş dünyada
     bana bu kadar çok tatlı geleni
     senin gibi, ey vatanım!
 
     Sen beni doğurdun
     ve büyüttün;
     ben sana hep teşekkür ediyorum
     ve sana bağlı kalıyorum ölüme kadar,
     benim için sen her şeyden daha sevgilisin,
     benim değerli vatanım!
 
     Tanrı seni gözetsin,
     benim sevgili vatanım!
     O seni korusun
     ve seni rızkıyla donatsın,
     tıpkı her zaman bereketli olduğun gibi,
     benim değerli vatanım!)
    .

     Jannsen ailesinin Tartu’daki Tiigi Caddesi’nde bulunan evi, II. Dünya Savaşı (1939 – 45) sırasında yıkıldı, ancak evin bahçesine ekili olan Kaidula Meşe Ağacı ayakta kalmayı başardı.

     Estonya millî marşı “Mu Isamaa, Mu Õnn ja Rõõm” (Vatanım, Mutluluğum ve Sevincim), Estonya’nın SSCB egemenliği altında olduğu 1945 – 90 yılları arasında Komünist Sovyet yönetimi tarafından yasaklanmıştır. Ancak Estonya’nın her yerinde radyo ve televizyon programları mevcut olan Finlandiyalı yayıncı Yleisradio (YLE), bu millî marşın Eston halkının hafızâsından silinmemesi için, yaptıkları yayınların sonunda her gün şarkıyı çaldıkça, marş halkın bilincinde kaldı. Marş, Baltık ülkelerindeki 1987 – 91 Şarkı Devrimi (Est. Laulev Revolutsioon; Let. Dziesmotā Revolūcija; Litv. Dainuojanti Revoliucija; Rus. Поющая Pеволюция [Poyoşaya Revolyoçiya]) sırasında tekrar tekrar söylendi. 1988’deki Tallinn Şarkı Festivali’ndeki bir gösteride, 300.000 Estonyalı, Sovyet tanklarıyla çevrili alanda yasak marşlarını söylediler.

     SSCB’nin tarihe karışması ve Estonya’nın 20 Ağustos 1991 tarihinde yeniden bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte, bu marş yeniden ülkenin millî marşı olmuştur.

     Pärnu Belediyesi ve Şehir Yönetimi, 1994 yılından beri her yıl “Johann Voldemar Jannsen Ödülü” veriyor.

     Şu anda önünde bulunduğumuz “Pärnu Postimees” (Pärnu Postacısı) gazetesi yazıişleri binasının önündeki, elinde bir gazete tutan Johann Voldemar Jannsen heykeli ise, buraya Haziran 2007’de dikildi. Yani, gazetenin yayına başlamasının 150. yılı onuruna. Heykel, Eston ressam ve heykeltraş Mati Karmin (1959 – halen hayatta)’in bir eseri.

     Heykelde Johann Voldemar Jannsen’in elinde tuttuğu o gazete, kendisinin 1857 yılında kurduğu ve ülkenin ilk gazetelerinden olan “Pärnu Postimees” ise, yayınına halen devam ediyor ve yazıişleri binası da işte burası, şu anda önünde bulunduğumuz bina.

     Gazetenin web sitesine girmek isteyenler için, linkini verelim: https://parnu.postimees.ee/

     Gazetenin şu anki genel yayın yönetmeni Siiri Erala, yazıişleri müdiresi de Kadrin Karner’dir. Gazetenin haber editörleri Lauri Habakuk, Tõnu Kann, Meelis Kalme, Lauri Mutso, Karl Hütt, Kristo Niglas, Annika Kuusik ve Kati Aas, web sitesi editörleri Raido Keskküla, Merle Rallmann, Kristjan Lepa ve Eno-Gerrit Link, kültür editörleri Anu Jürisson ve Laura Vadam, spor editörü Märt Pilme, dil editörleri Anu Parnabas, Maria Krinal ve Mirell Põlma, fotoğrafçıları Urmas Luik ve Mailiis Ollino, teknik sorumluları da Janek Talpas-Taltsepp ve Malle Pirrus.

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 12

FOTOĞRAFLAR:

Yolun sol tarafında, 5 nolu adreste, Maarja – Magdaleena Gild MTÜ adlı sanat ve zanaat atölyesi var. Burası, Estonya’ya özgü mükemmel sanat ve el sanatları ürünlerinin sergilendiği ve satışa sunulduğu bir galeri. Pärnu’nun tanınmış sanatçılarının ve zanaatkârlarının eserlerini burada satın alabiliyorsunuz. (ESTONYA)

Kuninga (Kral) adlı sokaktan Hospidali (Hastaneler) sokağına, ordan da araç trafiğine kapalı olan, şehrin nabzının attığı Yeni Cadde (Est. Uus Tänav) adlı caddeye geliyoruz.

Burası 1915 yılında inşâ edilmiş bir cadde ve araç trafiğine kapalı. Sokağın her iki tarafında boylu boyunca uzanan ve farklı işleve sahip işyerleri bulunuyor. Ayrıca Pärnu Belediye Binası (Est. Pärnu Raekoda) ve biraz sonra bahçesine uğrayacağımız Pärnu Büyük Şehîd Katarina Kilisesi (Est. Pärnu Suurmärter Katariina Kirik) de bu cadde üzerinde. (ESTONYA)

Sokaklarda çıt yok! Şehrin tam merkezinde olduğumuz halde, sessizlik hâkim. İnsanlar var ama ses yok! Hatta beraber yürüyen insanlar dahi kendi aralarında kısık sesle konuşuyorlar. Bu nasıl bir hayattır, arkadaş? Bağıran, çağıran, kavga eden, küfreden kimse yok. Böyle hayat mı olur yahu? Böyle sıkıcı bir hayat mı olur? Ne bağıran çağıran var, ne kavga eden. Bütün gün bir tane bile küfür işitmiyorsunuz. (ESTONYA)

Yolun her iki tarafında yine sıra sıra dizili ve her biri farklı ürünler satan dükkânlar: Giyim mağazaları, restoranlar, kafeler, kuaförler, suvenir dükkânları, marketler…

Bu dükkânlardan bazılarına girip çıkıyorum. Girip çıkarken de, ayaküstü bazı ürünlerin fiyatlarını soruyorum:

– Mis see maksab? (Bunun fiyatı kaça?)

– Kakskümmend Eurot. (Yirmi Euro.)

– Ja see? (Ya bu?)

– Üheksa Eurot. (Dokuz Euro.)

Alıcı değilim elbette. Maksat diyalog kurmak, birkaç kelime de olsa sohbet etmek.

Sonra arkamızdan konuşmasınlar yani, “Ülkemize geldiler ama bizimle tek kelime konuşmadan geri döndüler” deyip arkamızdan dedikodumuzu yapmasınlar diye, bu çabam. (ESTONYA)

Binaların tamamı sarı veya gri renkte. Diğer renklerde, örneğin yeşil, mavi, kırmızı, mor renklerde bir tek bina dahi göremiyorsunuz! (ESTONYA)

Gazeteci, şair, öğretmen ve aktivist Johann Voldemar Jannsen (doğum adı Jaan Jensen), öyle sıradan bir insan değil. Kendisi hem ülkedeki ilk gazetelerden birinin kurucusu ve gazeteciliğin başlatıcısı, hem Estonya millî uyanışının ve ulusal bilincinin entelektüel öncülerinden biri, hem de ve en önemlisi de Estonya millî marşı Mu Isamaa, Mu Õnn ja Rõõm” (Vatanım, Mutluluğum ve Sevincim)’un sözlerini yazmış olan şairdir. (ESTONYA)

5 Haziran 1857 tarihinde yayın hayatına başlayan gazete, ülkenin ilk gazetelerinden biri. Gazete 1857’de ilk kurulduğunda,  1886 yılına kadar “Perno Postimees ehk Näddalileht” adıyla yayınlanmıştır.

Şu anda önünde bulunduğumuz “Pärnu Postimees” (Pärnu Postacısı) gazetesi yazıişleri binasının önündeki, elinde bir gazete tutan Johann Voldemar Jannsen heykeli ise, buraya Haziran 2007’de dikildi. Yani, gazetenin yayın başlamasının 150. yılı onuruna. Heykel, Eston ressam ve heykeltraş Mati Karmin (1959 – halen hayatta)’in bir eseri.

Heykelde Johann Voldemar Jannsen’in elinde tuttuğu o gazete, kendisinin 1857 yılıdna kurduğu ve ülkenin ilk gazetelerinden olan “Pärnu Postimees” ise, yayınına halen devam ediyor ve yazıişleri binası da işte burası, şu anda önünde bulunduğumuz bina. (ESTONYA)

Johann Voldemar Jannsen & Perno Postimees ehk Näddalileht

215 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir