Kızılderili Kıtası’nda En Az 33.000 Yıllık İnsan Kanıtları Bulundu

 

isediyani

Araştırmacılar, Kızılderili Kıtası’nın en erken iskânı için yaygın olarak kabul edilen tarihin neredeyse iki katını işaret ediyor, yani yaklaşık 33.000 yıl önce orada yaşam olduğunu ileri sürüyor.

 

     Meksika’daki yeni sağlam bulgulara göre, insanlar Kızılderili Kıtası’na tahmin edilenden çok daha önce geldi. Araştırmacılar, Kızılderili Kıtası’nın en erken iskânı için yaygın olarak kabul edilen tarihin neredeyse iki katını işaret ediyor, yani yaklaşık 33.000 yıl önce orada yaşam olduğunu ileri sürüyor. Sonuçlar, Meksika’nın merkezindeki yüksek rakımlı kaya sığınağı Chiquihuite Mağarası’ndaki çalışmalara dayandırılıyor.

     Arkeologlar, mağaranın insanlar tarafından en az 20.000 yıl boyunca kullanıldığını gösteren binlerce taş alet buldular. 20. yy’ın ikinci yarısında, Kuzey Kızılderili Kıtası’ndaki arkeologlar arasında, Kızılderili Kıtası’na ilk ulaşan insanların yaklaşık 11.500 yıl önce gelen Clovis halkı olduğuna dair bir fikirbirliği ortaya çıktı. Clovis halkının son Buz Çağı’nda Sibirya’yı Alaska’ya bağlayan bir kara köprüsünden geçtiği düşünülüyordu. Beringia olarak bilinen bu kara köprüsü, daha sonra buzlar eridiğinde su altında kayboldu. Ayrıca bu büyük hayvan avcılarının megafaunanın, mamut, mastodon ve son Buzul Çağı’nın sonuna kadar bölgede dolaşan çeşitli ayı türleri gibi büyük memelilerin yok olmasına katkıda bulunduğu düşünülüyordu.

     “Önce gelen Clovis” fikri kabul edilirken, daha önceki insan yerleşimlerinin raporları güvenilmez olarak bulundu ve reddedildi. Arkeologlar daha erken iskân belirtileri aramayı bıraktı. Ancak 1970’lerde bu inanç birliği parçalanmaya başladı. 1980’lerde Şili’nin Monte Verde şehrinde 14.500 yaşında bir insan varlığına dair sağlam kanıtlar ortaya çıktı. 2000’li yıllardan bu yana, Teksas’ın merkezindeki 15.500 yıllık Buttermilk Creek bölgesi de dahil olmak üzere, diğer Clovis öncesi arkeolojik alanlar yaygın olarak kabul edildi. Şimdi ise Ciprian Ardelean, Tom Higham ve meslektaşları, Meksika yaylalarındaki Chiquihuite sahasında, o tarihten çok daha geriye uzanan insan iskanının kanıtını buldular. Prof Higham, “Bu benzersiz bir arkeolojik alan, daha önce hiç böyle birşey görmedik. Taş alet kanıtları çok ama çok ikna edici. Herkes kasten üretilmiş taş aletler olduğunu ve bir sürü olduğunu görebilir. Tarihlemeler çok sağlam. Ve bu yüzden, çok heyecan verici bir yer” dedi.

     Ekip 3 m derinliğindeki stratigrafik bir bölümü kazdı ve binlerce yıllık bir sürece yayılan yaklaşık 1.900 taş eser buldu. Araştırmacılar, iki bilimsel tarihleme tekniği kullanarak taş aletlerle ilişkili kemik, odun kömürü ve tortuyu tarihleyebildiler. İlk teknik radyokarbon tarihleme, karbon (karbon 14) elementinin radyoaktif bir formunun zaman içinde bozulduğu bilinen yöntemlere dayanır. İkinci teknik optik olarak uyarılan lüminesans (OSL), tortuların ışığa en son maruz kaldığı zamanı ölçerek çalışır. Prof. Higham, “İki farklı teknik kullanmak, özellikle kronolojinin eski kısmına çok fazla güvenilirlik ve güç kattı. Optik tarihler ve radyokarbon tarihler iyi bir uyum içinde” açıklamasında bulundu.

     Bulgular, bilim insanlarının Kızılderili Kıtası’nın başka yerlerindeki tartışmalı erken iskân alanlarına yeniden bakmasına neden olabilir. Prof. Higham, “Brezilya’da, bana sağlam görünen ve Chiquihuite arkeolojik alanına benzer tarihler olan 26.000 ilâ 30.000 tarihlerine dayanan taş aletlerin bulunduğu birkaç alan var. Bu, Amerika’da bu döneme kadar olan diğer arkeolojik alanları bulmak için yeni çalışmaları teşvik edebilecek önemli bir keşif olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

     Son Buzul Maksimum olarak bilinen dönemde, 26.000 – 19.000 yıl önce, deniz seviyeleri insanların Bering Kara Köprüsü aracılığıyla Sibirya’dan Alaska’ya kolayca geçebileceği kadar düşüktü. Peki ya daha önceki zamanlarda? Prof Higham, “En son veriler, 26.000 yıl önce Beringia’nın insanlar için hiç de uygun bir yer olmayabileceğini gösteriyor. Bataklık ve dolaşması oldukça zor bir yer gibi gözüküyor. Hâlâ en olası senaryonun, belki de dünyanın diğer bölgelerindeki insanların kesinlikle geliştirmiş olduğu bir tür denizcilik teknolojisi ile bir sahil güzergâhına gelmiş olmaları olduğunu düşünüyoruz” yorumunu yaptı.

     İnsanlar son Buzul Maksimumu’ndan önce Kızılderili Kıtası’na gelmiş gibi görünse de, muhtemelen sayıca oldukça azlardı. Ancak daha sonra, 14.000 ilâ 15.000 yıl önce nüfûs önemli ölçüde arttı. Bu dönem, iki ilâ üç yıl arasında 7 derecelik sıçramaların görüldüğü son Buzul Çağı’nın sonundaki sıcaklık artışına denk geliyor. Bilim insanları ayrıca mağara tortularında insan genetik materyalini aramak için “çevresel DNA” tekniklerini kullandılar. Ancak yeterince güçlü bir sinyal bulamadılar. Önceki DNA kanıtları Clovis yerleşimcilerinin modern “Yerli Amerikalılar”la birçok benzerlik paylaştığını gösterdi. Ve şimdi bilim insanları, bu daha eski nüfûsun, kıtada yaşayan daha sonraki insan gruplarıyla nasıl ilişkili olduğunu anlamak isteyecekler.

     BBC

     22 TEMMUZ 2020

 

169 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir