Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 19

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

24 EKİM

LETONYA – ESTONYA

     Dünden kalan tüm yorgunluğumuza rağmen, sabah erkenden ve dinç bir halde uyandık.

     Normalde, yaşadığımız ülkede olsak, Almanya’da, bütün gün yürümekle ve gezmekle geçen bu kadar yoğun ve yorucu bir günden sonra, üstüne bir de buna rağmen gece geç vakitte uyumuşsak, ertesi gün ikindi vaktinden önce uyanamayız. Ama işte, insan gezide olunca, başka ülkelerde, böyle olmuyor. Sanki insanüstü bir özellik kazanıyor. Bütün o yorucu güne ve o günün sonunda gece geç vakitte yatağa girmemize rağmen, sabahın köründe horoz gibi ayaktayız! Mübarek, sanki insan değil annunaki olmuşuz…

     Öyle ki, uyandığımızda, kaldığımız Viktorija Hotel’in kahvaltı salonu dahi henüz açılmamış.

     Uyandıktan sonra üstlerimizi giyiyor, hazırlığımızı yapıyor ve dışarıya, arabamızın yanına gidiyoruz.

     Bugün, Estonya’ya gideceğiz… Letonya’nın dışına çıkacağız.

     Estonya’nın dördüncü büyük şehri ve turistik merkezi Pärnu’ya gidip akşama kadar gezecek, sonra Letonya’nın başkenti Riga (Let. Rīga)’ya geri döneceğiz.

     – Önce bir yerde kahvaltı yapalım, sonra yola verelim, diyor Nedim abi.

     – O zaman şehre sürmemiz lazım, bu saatte açık olan bir yer bulmamız lazım, diyerek tasdikliyor Ali.

     Fakat ben aynı kanaatte değilim:

     – Abi böyle yaparsak, bir sürü zaman kaybederiz. Ne gerek var, bir kahvaltı için? Mantıklı değil bir kere.

     – E başka çare var mı?, diye soruyorlar.

     – Şehirde zaten işimiz yok, değil mi? Amaç sadece kahvaltı! Bakın, en mantıklısı şu: Biz direk yola verelim, yolda karşımıza pekçok benzin istasyonu, lokanta ve pastane çıkacaktır. Yol üstünde karşılaştığımız pastanelerden birine girer, kahvaltımızı yaparız. Hem onu bulana kadar geçen yol da boşa gidilmemiş olur. Zaten gitmemiz gereken yol…

     Söylediklerim mantıklı geldiği için kabul edildi.

     Normalde öğle vakti veya akşam saatleri olsa, kafam bu kadar çalışmaz. Ama sabahın erken vakitlerinde kafam zehir gibi çalışır. (Gerçi bunun o kadar da methedilecek bir fikir olmadığı, yolculuk esnasında belli olacak. Çünkü yol üstünde doğru dürüst bir yer yok ve taaa Estonya’ya kadar bulamayacağız kahvaltı yapabileceğimiz bir mekânı. Kahvaltımızı, Estonya’ya girdikten sonra yapacağız, yani saatler sonra.)

     Direksiyon başındaki Nedim Yeşilfiliz ağabey arabanın kontağını çalıştırıyor, Ali Sayan navigasyonu ayarlıyor, ben 3 kuluvala 1 elham okuyorum ve yolculuk başlıyor.

     Gitmek istediğimiz yer olan Estonya’nın Pärnu şehri, bulunduğumuz yer olan Letonya’nın başkenti Riga’ya 180 km mesafede.

     Letonya – Estonya yolculuğu başlıyor…

     Bulunduğumuz caddeden giderek A 2 yoluna giriyoruz. Avotu Iela, Grīzinkalns, Teika ve Jugla mahallelerini geride bıraktıktan sonra, iki tane güzel gölün arasındaki yoldan geçiyoruz.

     Yolumuzun sol tarafındaki gölün ismi, Kiş Gölü (Let. Ķīšezers).

     17, 3 km² büyüklüğünde bir göl bu. Ortalama derinliği 2, 4 m olan gölün en derin yeri 4, 2 m’ye kadar inebiliyor. Uzunlama bir şekli olan gölün uzunluğu 8, 4 km. Gölün su seviyesi genellikle deniz seviyesinden daha düşüktür.

     Göle, doğu kıyısından, sadece 5, 5 km uzunluğundaki Jugla Nehri dökülüyor. Gölün batı kıyısında (biz şu anda doğu kıyısındayız) da Riga Hayvanat Bahçesi yer alıyor. Gölün güney kıyısında ise 1266 yılında ilk su değirmeni inşâ edildi. Bu değirmen Livonya devleti zamanında büyük öneme sahipti ve değirmene 1297 yılında Yeni Değirmen (Let. Jaunās Dzirnavas) ismi verildi.

     Gölün üzerinde 3 tane ada var. Gölün içinde ise 11 değişik balık türü yaşıyor.

     Yolumuzun sağ tarafındaki ve daha küçük olan gölün ismi ise, Jugla Gölü (Let. Juglas Ezers).

     5, 7 km² büyüklüğünde bir göl bu. Ortalama derinliği 1, 7 m olan gölün en derin yeri 5 m’ye kadar inebiliyor. Uzunlama bir şekli olan gölün uzunluğu 4, 6 km. Gölün su seviyesi genellikle deniz seviyesinden daha düşüktür.

     Göle, batı kıyısından (bizim şu anda bulunduğumuz yerden), Jugla Nehri dökülüyor. Gölün kuzeydoğu kıyısında Etnografya Açık Hava Müzesi (Let. Etnogrāfisko Brīvdabas Muzeju), güney kıyısında da Jugla Kâğıt Fabrikası bulunuyor.

     Göl ötrofiktir, alanın yaklaşık % 80’i sonradan büyümüştür. Eskiden Riga’nın su temini için gölden su alınırdı, bu da suyun azalmasına yol açtı, bu nedenle gölde balıkçılık da dahil olmak üzere ekonomik faaliyetler yasaklandı. Fakat bu “tehlike” günümüzde artık mevcut değil. Göl, bugün artık yaz mevsiminde popüler plajlara sahipken, kışın ise insanlar buzda balık tutmaktadırlar.

     Gölün üzerinde tek bir ada var: Gümüş Ada (Let. Sudrabsaliņa).

     (2019 yılını hayatımın “Gümüş Yılı” ilan ediyorum. Önce, ismi “Gümüş Ülke” olan ülkeye gittim. “Argentina” yani “Arjantin”, Latince bir isim ve “Gümüş Ülke” demek. Orada dünyanın en geniş nehri vardı ve ismi de “Gümüş Nehir” idi. “Río de la Plata”, İspanyolca bir isim ve “Gümüş Nehir” demek. Şimdi de Letonya’ya geldim ve burda da “Gümüş Ada” çıktı karşıma. “Sudrabsaliņa”, Letonca bir isim ve “Gümüş Ada” demek. 2019’u kendi biyografim için “Gümüş Yılı” ilan etmekle haksız mıyım?)

     Yolumuzun sol tarafındaki Kiş Gölü (Let. Ķīšezers) ve yolumuzun sağ tarafındaki Jugla Gölü (Let. Juglas Ezers), bu ikisi eskiden – aralarında şu anda üzerinden geçtiğimiz yol yapılmadan önce – tek bir göl idi. İsmi de Ropaži Gölü (Let. Ropažu Ezers) idi. Daha sonra ismi Stint Gölü (Let. Stintezeru) yapılmıştı. Fakat o tek göl yok artık; onun yerine şimdi iki ayrı göl var.

     Ķīšezers ve Juglas Ezers, bizim Letonya’da gördüğümüz ilk göller oluyor. İkisinin arasında akan Jugla Nehri ise bizim Letonya topraklarında gördüğümüz 3. ırmak.

     Devam ediyoruz yolculuğa…

     Riga şehir sınırlarından dışarı çıkıyoruz. Ve çıktıktan sonra, batıya doğru uzanan A 2 yolundan çıkıp, kuzeye doğru uzanan A 1 yoluna giriyoruz.

     Baltezers adlı köye vardığımızda (köyün ismi “Baltık Gölü” anlamına geliyor), köy ile aynı taşıyan iki tane göl çıkıyor karşımıza ve biz yine aynı şekilde iki gölün arasındaki yoldan geçiyoruz.

     Yolumuzun sol tarafında Büyük Baltık Gölü (Let. Lielais Baltezers), yolumuzun sağ tarafında Küçük Baltık Gölü (Let. Mazais Baltezers).

     Sol tarafımızdaki Büyük Baltık Gölü, 5, 975 km² büyüklüğünde bir göl. Ortalama derinliği 2, 7 m olan gölün en derin yeri 5, 9 m’ye kadar inebiliyor. Gölün su seviyesi genellikle deniz seviyesinden daha düşüktür.

     1903 yılına kadar drenajsız bir göldü. Jugla Kanalı’nın kazılmasından sonra su seviyesi 1, 8 m düştü. Yatağı çamurludur ve batık ağaçlar ile kaplıdır.

     1990’lardan başlayarak zenginler göl kıyısında villa tipi evler yaptılar. Baltezers köyünde yaşayanlar, 2010 yılında Büyük Baltezers Serbest Kıyı İçin İnisiyatif (Let. Par Brīvu Lielā Baltezera Krastu) adlı bir dernek kurdular.

     Gölün üzerinde 6 tane ada bulunuyor ve bu adalar 1977 yılından beri devlet tarafından koruma altına alınmışlardır. Bu adalar (büyükten küçüğe doğru) şunlardır: 4, 5 hektarlık Ropažu Adası, 3, 7 hektarlık Priežu (Çam) Adası, 3 hektarlık Auzu (Yulaf) Adası, 2, 8 hektarlık Liepu Adası, 1, 4 hektarlık Jaunā Sala (Yeni Ada) ve 0, 5 hektarlık Mazā Sala (Küçük Ada).

     Gölün içinde 13 değişik balık türü yaşıyor.

     Sağ tarafımızdaki Küçük Baltık Gölü ise 1, 987 km² büyüklüğünde bir göl. Ortalama derinliği 4, 6 m olan gölün en derin yeri 10, 3 m’ye kadar inebiliyor. Gölün su seviyesi genellikle deniz seviyesinden daha düşüktür.

     1903 – 04 yılları arasında Baltezers yakınlarındaki Alderi köyünde, Riga’ya içme suyu temini için bir pompa istasyonu kompleksi inşâ edildi. Sonraki yıllar içinde aynı noktada Riga Su Temini Müzesi kuruldu.

     Gölün üzerinde sadece 1 tane ada var. Gölün içinde ise 12 değişik balık türü yaşıyor.

     Devam ediyoruz yolculuğa…

     Daha sonra Ādaži adlı ilçeye varıyoruz.

     Sadece 25 km uzağındaki başkent Riga’ya bağlı olan ve ülkenin en büyük patates çipsi fabrikasının bulunduğu 6 bin 736 nüfûslu bu ilçede, Nedim abi arabayı yol kenarındaki bir benzinliğe sürüyor. Galiba benzin alacak.

     – Benzin doldurmam lazım gençler…

     Baaak, demedim mi benzin dolduracak diye?..

     – Tamam abi.

     Nedim abi arabanın deposunu doldururken, benle Ali etrafta tur atıp, kahvaltı yapabileceğimiz bir mekânın olup olmadığına bakıyoruz. Var var olmasına da, vakit henüz çok erken olduğu için daha açılmamış! Mecburen yola devam edeceğiz.

     Az önce bahsettiğim fabrika, durduğumuz benzin istasyonunun hemen arkasında. İsmi Ražotne Ādaži Čipši”, Letonya’nın bu en büyük patates çipsi fabrikasının.

     Arabaya benzin doldurduktan sonra, devam ediyoruz yolculuğa…

     Stapriņi ve Birznieki köylerini geçtikten sonra, yolumuzu güzel bir akarsu kesiyor. Nazlı nazlı akan Gauja Nehri bu.

     452 km uzunluğundaki bu nehir, akmaya Letonya topraklarında başlayan ve bu akıntısını yine Letonya topraklarında sona erdiren tek büyük nehirdir. Bu ırmak, ülkenin tam ortasındaki Amata il topraklarında bulunan Alauksts Gölü’nden doğar. Doğar doğmaz önce kuzeye doğru akar ve bu şekilde Estonya sınırına kadar gelir. Burada güney – kuzey akıntı istikametinde bir süreliğine Letonya – Estonya sınırını çizer. Daha sonra batıya doğru yönelerek tekrar Letonya içlerinde akmaya başlar. Daha sonra gâh doğudan batıya doğru, gâh kuzeyden güneye doğru akarak, az önce geçtiğimiz ve arabaya benzin doldurduğumuz Ādaži ilçesi kırsalında bu kez yönünü değiştirip güneyden kuzeye doğru akar ve gidip aynı adlı köyün, Gauja köyünün kırsalında sularını Baltık Denizi’ne bırakır, böylece akıntısına son verir. Kuzeyde kısa bir süreliğine Letonya – Estonya sınırını çizmesini saymazsak, baştan sona Letonya topraklarında akan bir nehirdir.

     Toplam uzunluğu 452 km olan nehrin suladığı toplam havza, 9800 km²’lik bir coğrafyadır. Bunlar daha çok Vidzeme (tarihî Livonya) yaylalarıdır. Bunun 93, 5 km’si Gauja Millî Parkı arazisidir.

     Letonca adı “Gauja” olan bu nehrin Estonca adı “Koiva Jõgi”, Almanca adı da “Livländische Aa” (Livonya Aa’sı) şeklindedir.

     Jeologların söylediklerine göre ve şayet yalan atmıyorlarsa, Gauja Nehri ve bitişiğindeki yan akarsuların üzerindeki kumtaşı kayaları, Paleozoik Zaman’ın dördüncü alt bölümü olan Devoniyen Dönemi’nde yani 300 milyon ilâ 370 milyon yıl önce oluşmaya başlamış. (Bizim Urfalı Ali daha odur kendi doğum tarihini ve gerçek yaşını bile hesaplayamazken, bizim Çanakkaleli Nedim abi daha odur kaç senedir Almanya’da olduğunu hesaplayamazken, bunlar bunları nasıl hesaplamışlar, bunun takdirini siz sevgili okurlara bırakıyorum…)

     Bundan 800 yıl öncesine kadar, 13. yy’dan önce Gauja Nehri, Livonya ve Letonya toprakları arasında bir ticaret yolu ve sınır nehri olarak hizmet ederdi. Bazı bölgelerde birlikte, karışık yaşarlardı. Livonyalılar, 18. yy’da Büyük Kuzey Savaşı (1700 – 21) sırasında ve veba salgınından sonra büyük acılar çektiler. Kalan Livonyalılar’ın, Letonyalılar’la beraber asimile edildiği dönemdi. Bu trajik tarihi geçen bölümde anlatmıştık.

     Günümüzde ise Gauja Nehri, yatağını hızla değiştirme eğilimindedir. Nehrin yatağı, akıntı ile birlikte hareket eden ve konsolide olmayan kum ve çakıl yataklarından oluşur. Bazı yerlerde, yatak çakıllıdır, böylece etkileyici kaya akıntıları oluşturur. Su seviyesinin mevcut hız ve özel akış özelliklerindeki dalgalanmalar nedeniyle, Gauja Nehri oldukça homojen olmayan bir su yolu olarak karakterize edilebilir.

     Gauja Nehri genellikle Aralık ortalarında donar ve buz ancak Mart sonlarında erimeye başlar. Ilık kışlar boyunca nehir donmaz. Nehre çok yeraltı suyu akar. Bu nedenle Letonya’daki diğer büyük nehirlerden daha düşük bir su sıcaklığına sahiptir.

     Gauja’nın ağzı, kuş gözlemciliği için uygun bir yerdir. Burada pekçok kuş türü yuvalanmıştır.

     Turistik yerler, nehir yatağındaki kaya oluşumları ve çok sayıdaki mağaralardır. Tekne turları da oldukça popülerdir burada. Kum çubukları bazen balıkçılar ve nehirde yıkananlar için tehlike oluşturur.

     Gauja Nehri, pekçok Leton halk türküsünde ismi zikredilen bir ırmak. Meselâ “Şu Gauja’nın suyu akar serindir, ölem ölem derdo ölem akar serindir / Yârimi götürdü anam kanlı zalimdir, ölem ölem kanlı zalimdir”, bu halk türkülerinden biridir.

     Devam ediyoruz yolculuğumuza…

     Gauja Nehri’nin karşı yakasına geçince Upmalas köyündeyiz. Bu köyü geçince, yolumuzun sol tarafında karşımıza Pulksteņ Gölü (Let. Pulksteņezers) çıkıyor.

     3, 78 hektar büyüklüğünde bir göl bu. Ortalama derinliği 2, 4 m olan gölün en derin yeri 5 m’ye kadar inebiliyor.

     Drenajsız bir göldür. Eğimli sahilleri bulunan, düz ve altı da çamurlu. Kıyısında yüzme alanı da var.

     Biraz daha gidince, ondan çok daha büyük olan Dzirn Gölü (Let. Dzirnezers) çıkıyor karşımızda, aynı tarafta.

     1, 73 km² büyüklüğünde bir göl bu. Ortalama derinliği 1, 9 m olan gölün en derin yeri 5 m’ye kadar inebiliyor.

     Gölün tabanı çamurlu, kıyıları düz ve alçaktır. Gölde bulunan başılıca makrofitler; sazlar, morslar, tünemişler, kargalar, yaban turpları, arplar, nilüferler, buzağılar, çayır tatlıları ve kefaldir. Gölün içinde birkaç balık türü yaşar ve su kuşları yuvalama yeridir.

     Gölün üzerinde 5 tane ada bulunuyor.

     Biraz daha gidince, bu sefer de yolumuzun diğer (sağ) tarafında Dūņ Gölü (Let. Dūņezers) çıkıyor karşımızda.

     169, 9 hektar büyüklüğünde bir göl bu.

     Gölün üzerinde Pērs Adası (Let. Pērssala) adında kocaman bir ada var.

     Biraz daha gidince, bu sefer de yolumuzun sol tarafında Ummis Gölü (Let. Ummisezers) çıkıyor karşımızda.

     25, 4 hektar büyüklüğünde bir göl bu. Ortalama derinliği 2, 9 m olan gölün en derin yeri 6, 2 m’ye kadar inebiliyor.

     Gölün kıyıları düz ve alçak, altı ise kumludur. Yeraltı suyuyla besleniyor. Bu nedenle göl, Letonya’daki birkaç temiz su gölünden biridir. Bu yüzden, gölde yüzmek, gölün eşsiz ve oligotrofik ortamını koruma amaçlandığından yasaktır. Çünkü drenaj yapmayan bir göl olduğundan, göl, suyu organik madde ile kirleten ötrofikasyon nedeniyle tehdit edilir ve benzersiz doğal değeri geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybedilebilir. Ayrıca gölün çevresinde kamp için çadır kurmak veya piknik yapıp ızgara ateşi kurmak da yasaktır.

     Gölün içindeki ve kıyısındaki makrofitler, sazlar, kamış ötleğenleri, amfibiler, kargalar ve paristir. Pürüzsüz olan bu gölün içinde lobelia, turna, levrek, çipura, sazan ve kadife balığı gibi balık türleri yaşıyor.

     Biraz daha gidince, Lilaste ve Ezerzviedri köylerinin olduğu yerde, hemen sağ tarafta Mor Göl (Let. Lilastes Ezers) çıkıyor karşımıza.

     1, 87 km² büyüklüğünde bir göl bu. Ortalama derinliği 2 m olan gölün en derin yeri 3, 2 m’ye kadar inebiliyor.

     Balık yönünden zengin olan gölün tabanı çamurludur.

     Mor Göl, bizim Letonya’da gördüğümüz 9. göl oluyor.

     Bu arada arabayı hiç durdurmadan yola devam ediyoruz ama, yolda karşımıza ne doğru dürüst kahvaltı yapabileceğimiz bir tesis çıkıyor, ne de başka bir şey. Sanki in cin top oynuyor. İnsan yok, hayat yok. Tek tük köyler var ama evlerin önünde bile kimse yok. Bırakın insanı, hayvan bile çıkmıyor karşımıza.

     – Yahu açlıktan kırılacağız, diyor Ali, bırak insanı, kuş ve böcek bile yok bu topraklarda. 🙂

     – Çok ıssız hakikaten, diye tasdik ediyor Nedim abi, kimse yok. 🙂

     – Ben de lise yıllarımdayken hep merak etmiş idim, SSCB’den ayrılmaya kalkışan diğer ülkelere Ruslar tank ve topla girerken, Baltık ülkelerine niye karışmadılar diye, diyorum ben de, demek Ruslar “Oh be kurtulduk” diye sevinmişler. 🙂 🙂

     – 🙂 🙂

     – 🙂 🙂

     – Sen doğruca Estonya’ya sür Nedim abi, sağa sola bakmayı bırak, Estonya’ya girer girmez kahvaltımızı o ülkede yaparız.

     Öyle kararlaştırdık. Estonya’ya kadar hiç durmadan yol alacak, o ülkeye girince kahvaltımızı orda yapacağız.

     Devam ediyoruz yolculuğumuza…

     Sırasıyla Bātciems, Veselība, Papaži ve Ainava köylerini geçtikten sonra, Selga köyünün olduğu noktada Pēter Nehri (Let. Pēterupe) kesiyor önümüzü.

     46 km uzunluğunda bir ırmak bu. Sadece Letonya topraklarında akıyor. Sularını Baltık Denizi’ne bırakarak akıntısını tamamlıyor.

     Biraz daha gidince, Silmala ve Saulkrasti köylerini geçtikten sonra, Saulīte ve Kīšupe köylerinin olduğu noktada Kiş Nehri (Let. Kīšupe) kesiyor önümüzü.

     37 km uzunluğunda bir ırmak bu. Sadece Letonya topraklarında akıyor. Suladığı toplam havza, 102, 6 km²’lik bir coğrafyayı kapsıyor. Sularını Baltık Denizi’ne bırakarak akıntısını tamamlıyor.

     Devam ediyoruz yolculuğumuza…

     Sırasıyla Gaisma, Mežvidi, Zeme, Liepaine, Zvejniekciems, Skulte ve Miršas köylerini geçtikten sonra, bu sefer de Aģe Nehri kesiyor yolumuzu.

     43 km uzunluğunda bir ırmak bu. Sadece Letonya topraklarında akıyor. Suladığı toplam havza, 214, 9 km²’lik bir coğrafyayı kapsıyor. Kendisiyle aynı adı taşıyan Aģe Gölü’nden doğar ve sularını Baltık Denizi’ne bırakarak akıntısını tamamlar.

     Nehir sularında strauta balığı, turna balığı, asaris, somon balığı ve alabalık gibi balık türleri yaşamaktadırlar.

     Aģe Nehri’ni geçtikten sonra, bu sefer de Orman Nehri (Let. Mežupe) çıkıyor karşımıza.

     Sadece 10 km uzunluğunda küçük bir ırmak bu.

     Devam ediyoruz yolculuğumuza…

     Sırasıyla Dūči, Vārzas, Vēveri, Dunte, Mustkalni, Duntes Skola ve Kumpāni köylerini geçtikten sonra, Jelgavkrasti köyünün olduğu noktada Liep Nehri (Let. Liepupe) kesiyor yolumuzu.

     21 km uzunluğunda bir ırmak bu. Sadece Letonya topraklarında akıyor. Suladığı toplam havza, 55, 8 km²’lik bir coğrafyayı kapsıyor. Riebezera köyü kırsalındaki Virbotne Ormanı’nda doğar ve sularını Baltık Denizi’ne bırakarak akıntısını tamamlar.

     Devam ediyoruz yolculuğumuza…

     Sırasıyla Augštūja ve Melbārži köylerini geçtikten sonra, Vitrupe adlı köyün bulunduğu noktada, aynı ismi taşıyan Vitr Nehri (Let. Vitrupe) karşılıyor bizi.

     49 km uzunluğunda bir ırmak bu. Sadece Letonya topraklarında akıyor. Suladığı toplam havza, 197, 2 km²’lik bir coğrafyayı kapsıyor. Nabe köyü yakınındaki Lāde Gölü’nden doğar ve sularını Baltık Denizi’ne bırakarak akıntısını tamamlar.

     Biraz daha gidince, Unģeni köyünü geçtikten sonra, ismi Letonca’da “Kutsal Köy” anlamına gelen Svētciems adlı köyün bulunduğu noktada, aynı adı taşıyan Kutsal Nehir (Let. Svētupe) kesiyor yolumuzu.

     58 km uzunluğunda bir ırmak bu. Sadece Letonya topraklarında akıyor. Suladığı toplam havza, 475, 2 km²’lik bir coğrafyayı kapsıyor. Limbaži köyü yakınındaki Limbaži Gölü’nden doğar ve sularını Baltık Denizi’ne bırakarak akıntısını tamamlar.

     Aktığı mecra boyunca ormanlık ve bataklık alanlardan geçer. Sularında levrek, turna balığı, roach, sapali ve yılanbalığı yaşıyor.

     Devam ediyoruz yolculuğumuza…

     Biraz daha gidince, Katlapi köyünü geçtikten sonra, Salacgrīva adlı köyün bulunduğu noktada, 3010 nüfûslu bu köye adını veren Salaca Nehri kesiyor yolumuzu.

     95 km uzunluğunda bir ırmak bu. Sadece Letonya topraklarında akıyor. Suladığı toplam havza, 3421 km²’lik bir coğrafyayı kapsıyor. Bunun 3239 km²’si Letonya toprakları, geri kalan küçük bir kesim de Estonya. Nehir, Burtnieki Gölü’nden doğar ve sularını Baltık Denizi’ne bırakarak akıntısını tamamlar.

     Ağız bölgesindeki ortalama su hacmi 31, 3 m³ / s, ağız bölgesindeki maksimum su hacmi 184 m³ / s, ağız bölgesindeki minimum su miktarı 4,4 m³ / s’tır.

     Nehir kıyısında Devoniyen kırmızısı ve pembe kumtaşı kayalıklarının yanısıra birçok mağara bulunmakta.

     Salaca Nehri’nde sapali, turna balığı, levrek, somon balığı ve çipura gibi birkaç balık türü yaşıyor. Salaca, Letonya’nın en iyi somon nehirlerinden biridir. Nehrin kıyılarında düzenli olarak balıkçılık yarışmaları düzenlenmekte.

     Biraz daha gidince, Kuivižu adlı köyün bulunduğu noktada Kriş Nehri (Let. Krišupe) kesiyor yolumuzu.

     10 km uzunluğunda bu küçük ırmak, sadece Letonya topraklarında akıyor ve sularını Baltık Denizi’ne bırakarak akıntısını tamamlıyor.

     Devam ediyoruz yolculuğumuza…

     Kuiviži adlı köyü geçtikten sonra, Estonya’ya varmadan önceki son köy olan Ainaži köyünde Blusupīte adlı nehir selamlıyor bizi.

     Estonya sınırına sadece 7 km mesafede olan Ainaži, Estonya’ya varmadan önceki son Leton köyüdür ve bu köyde 655 insan yaşar. Köyün ortasından geçen ve 16 km’lik uzunluğa sahip küçük bir nehir olan Blusupīte de Estonya’ya varmadan önce Letonya topraklarını sulayan son akarsudur. Nehrin suladığı toplam havza, 30, 4 km²’lik bir coğrafyadır ve hem Leton hem Eston topraklarını bereketlendirir. Sularını Baltık Denizi’ne bırakarak akıntısını tamamlar.

     Blusupīte, bizim Letonya’da gördüğümüz 14. nehir oluyor.

     … ve birkaç dakika sonra nihayet Estonya sınırına varıyoruz.

     Sessiz ama mutlu bir şekilde Letonya’dan çıkıp Estonya topraklarına giriyoruz.

     Yeni bir ülke, yeni bir heyecan, yeni maceralar ve yeni bir öykü…

     Estonya’dayız, dostlar…

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 12

FOTOĞRAFLAR:

Kiş Gölü (LETONYA)

Jugla Gölü (LETONYA)

Jugla Nehri (LETONYA)

Büyük Baltık Gölü (LETONYA)

Küçük Baltık Gölü (LETONYA)

Gauja Nehri (LETONYA)

Pulksteņ Gölü (LETONYA)

Dzirn Gölü (LETONYA)

Dūņ Gölü (LETONYA)

Ummis Gölü (LETONYA)

Mor Göl (LETONYA)

Pēter Nehri (LETONYA)

Kiş Nehri (LETONYA)

Aģe Nehri (LETONYA)

Liep Nehri (LETONYA)

Vitr Nehri (LETONYA)

Kutsal Nehir (LETONYA)

Salaca Nehri (LETONYA)

Blusupīte Nehri (LETONYA)

191 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir