Bir Şehrin Anatomisi: Rīga

 

isediyani

Sediyani Seyahatnamesi, cilt 12, bölüm 18…

 

 

 

Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 18

İbrahim Sediyani

Pilsētām ir dvēsele.

(Şehirlerin rûhu vardır.)

Leton atasözü

     Baltık ülkesi Letonya’nın başkenti Riga (Let. Rīga), şehri ikiye bölen ve bu coğrafyanın can damarı olan 1020 km uzunluğundaki Daugava Nehri üzerinde kurulmuş, Baltık Denizi’ne yakın, Baltık Denizi’ne şehrin ortasından geçen Daugava Nehri ile açılan, oldukça hoş, güzel ve modern bir şehir. Önemli bir kültür, siyaset, eğitim, finans, ticaret ve endüstri merkezidir. Her ne kadar bizim Elazığ kadar güzel olmasa da, Şanlıurfa’dan ve Çanakkale’den daha güzeldir.

     Deniz seviyesinin sadece 7 m yukarısında kurulu olan şehir, 307, 17 km²’lik bir alanı kaplamakta. Bu güzel şehirde 627 bin 487 kişi yaşıyor. Letonya toplam nüfûsunun üçte biri, tüm Baltık ülkeleri (Letonya, Estonya, Litvanya) toplam nüfûsunun ise onda biri bu şehirde, Riga’da yaşamakta. Zaten biz yarın Riga’nın dışına çıkıp ülkenin diğer topraklarını göreceğiz; bırakın insanı, hayvan bile yaşamıyor, semâda uçan bir kuş yahut toprağın üzerinde sürünen bir sürüngen dahi göremiyorsunuz.

     Aktif siklonik aktivite ile ilişkili ılıman Atlantik hava kütleleri, Riga’nın iklimini şekillendirmede önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle genellikle yağmurlu ve bulutludur. Yazlar nispeten serin geçer. Yılda yaklaşık 220 gün, Riga’ya deniz hava kütleleri hakimdir. İklim aynı zamanda binalardan ve ticarî yapıların yerinden, meydan ve park alanlarından, büyük su kütlelerinin (Riga Körfezi, Daugava, Ķīšezers) yakınlığından da etkilenir. Yıllık ortalama sıcaklık 20º C civarındadır. Hava kirliliği nedeniyle, Riga’daki ortalama sıcaklık genellikle şehrin hemen yakınında 2 – 3 derece daha yüksektir.

     Letonya’nın başkenti Riga, benim dünyada gördüğüm 25. başkent oldu. Şimdiye kadar şu başkentleri görmek nasip oldu bana: Ankara (Türkiye), Ljubljana (Slovenya), Zagreb (Hırvatistan), Belgrad (Sırbistan), Sofya (Bulgaristan), Berlin (Almanya), Lüksemburg (Lüksemburg), Amsterdam (Hollanda), Vaduz (Liechtenstein), Brüksel (Belçika), İslamabad (Pakistan), Kahire (Mısır), Paris (Fransa), Tel Aviv (İsrail), Tiran (Arnavutluk), Viyana (Avusturya), Tahran (İran), Duha (Katar), Nairobi (Kenya), Dakka (Bangladeş). Aşkabat (Türkmenistan), Kopenhag (Danimarka), Buenos Aires (Arjantin), Montevideo (Uruguay) ve Riga (Letonya).

Letonya’nın Daugava Nehri üzerindeki başkenti Riga, hem Letonya’nın hem de tüm Baltık ülkelerinin en büyük şehridir

     Letonya’nın başkenti Riga, aynı zamanda ülkenin en büyük şehridir de. Letonya’nın en büyük 5 şehri şunlardır:

     1. Riga (Let. Rīga) → nüfûs 627 bin 487

     2. Daugavpils → nüfûs 82 bin 46

     3. Liepāja → nüfûs 68 bin 535

     4. Jelgava → nüfûs 56 bin 62

     5. Jūrmala → nüfûs 49 bin 687

     (NOT – 1: Letonya’nın yarım milyon nüfûs barajını da 100 bin nüfûs barajını da aşan tek şehri, başkent Riga’dır. Riga haricinde Letonya’da nüfûsu 100 bini bulan hiçbir şehir yokturNOT – 2: Letonya’da nüfûsu 50 bin barajını aşan sadece 6 şehir, nüfûsu 10 bin barajını aşan 26 şehir, nüfûsu 1000 barajını aşan 75 yerleşim birimi vardır… NOT – 3: Doğduğum ilçe olan Karakoçan şayet Letonya’da olsaydı, 15 bin kişilik nüfûsuyla şu anda Letonya’nın 14. büyük şehri durumunda olurdu.)

     Riga, sadece Letonya’nın değil, tüm Baltık ülkelerinin de en büyük şehridir. Baltık coğrafyasının en büyük 10 şehri şunlardır:

     1. Riga (Let. Rīga) → nüfûs 627 bin 487 → Letonya

     2. Vilnius → nüfûs 580 bin 20 → Litvanya

     3. Tallinn → nüfûs 437 bin 619 → Estonya

     4. Kaunas → nüfûs 328 bin 763 → Litvanya

     5. Klaipėda → nüfûs 149 bin 116 → Litvanya

     6. Šiauliai → nüfûs 101 bin 511 → Litvanya

     7. Tartu → nüfûs 92 bin 972 → Estonya

     8. Panevėžys → nüfûs 85 bin 885 → Litvanya

     9. Daugavpils → nüfûs 82 bin 46 → Letonya

     10. Liepāja → nüfûs 68 bin 535 → Letonya

     Riga şehrinin kuruluşu, 13. yy’ın başına kadar uzanıyor. 12. yy sonlarında liman bölgesi olan mıntıkaya Alman ticaret gemilerinin uğramaya başlamasıyla nüfûsu ve önemi artmıştır. 1201 yılı, Riga’nın resmî kuruluş yılı olarak kabul edilir.

     Şehrin ilk kurulduğu yer olan tarihsel merkezi Eski Riga (Let. Vecrīga), kısa adı UNESCO olan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (İng. United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) tarafından “Kültür Mirası”na kabul edilmiş olup, mimarî olarak sadece Viyana (Avusturya), St. Petersburg (Rusya) ve Barcelona (İspanya) ile karşılaştırılabilecek güzellikteki “art nouveau” (jugendstil) yapılarıyla ünlüdür.

     Riga, kurulduğu tarihten bu yana şu devletlere başkentlik yapmıştır:

     ► Livonya Piskoposluğu’nun başkenti (1201 – 55)

     ► Riga Başpiskoposluğu’nun başkenti ve aynı zamanda Livonya Konfederasyonu metropolü (1255 – 1562)

     ► Özgür Riga Şehri (1561 – 81)

     ► Pārdaugava Dükalığı’nın başkenti (1581 – 1600)

     ► İsveç Vidzeme Devleti’nin başkenti (1621 – 1721)

     ► Rusya’ya bağlı Livonya Eyaleti’nin başkenti (1787 – 1918)

     ► Letonya Cumhuriyeti’nin başkenti (1918 – 41)

     ► Savaş dönemi SSCB Ostlandı’nın başkenti (1941 – 44)

     ► SSCB bünyesindeki Letonya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (LSSC)’nin başkenti (1944 – 91)

     ► Letonya Cumhuriyeti’nin başkenti (1991 – halen öyle)

     Bugünkü Riga’nın bulunduğu mıntıkada insan yaşamına dair izler, 2. yy’a kadar iniyor. O dönemde Daugava Nehri ağzında Duna adlı bir köyün varlığından bahsediliyor. Daha sonra 5. – 6. yy’larda Finlandiya taraflarından gelen Liv ve Kur kabilelerinin bölgeye yerleştiğinden sözediliyor.

Vikingler bütün Avrupa’yı “I like the move it move it” yaparken, süreç içerisinde burası önemli bir Viking ticaret merkezi olmuştu.

     Ortaçağ’da, imân gücüyle ve “Odin Odin” nidâlarıyla tüm Avrupa’yı kılıçtan geçirip ezen Vikingler’in Bizans’a (bugünkü İstanbul) gidiş yollarının üzerindeki bir güzergâh noktasıydı. Vikingler bütün Avrupa’yı “I like the move it move it” yaparken, süreç içerisinde burası önemli bir Viking ticaret merkezi olmuştu. Mıntıkada yaşayan halk, ağırlıklı olarak balıkçılık, hayvancılık ve ticaretle uğraştılar. Daha sonra kemik, ahşap, kehribar ve demirle iştigal ederek el sanatları geliştirdiler.

     Hristiyanlık aslında 9. yy’da bireysel bazda Letonya’ya girmişti, tek tek şahıslar vardı Hristiyan olan. Fakat bu coğrafyanın toplu biçimde Hristiyanlaştırılması, 12. yy’da bu topraklara yönelik gerçekleştirilen Haçlı Seferleri sonucu olmuştur. Tabiî semavî dînler “barış dîni” oldukları için, Letonlar’ın Hristiyanlaştırılması savaşla ve kılıç zoruyla olmuştur.

     Resmî kayıtlarda yazdığına göre ve şayet yalan atmıyorlarsa, bugünkü Letonya topraklarındaki ilk Hristiyanlar, 870 yılı gibi erken bir tarihte bu topraklara gelen İsveçli birkaç Hristiyan’dır. 1045 yılında ise Danimarkalı Hristiyanlar bu topraklarda bir kilise inşâ ederler ve bu Katolik kilisesi, bu coğrafyada yapılmış ilk kilisedir. Daha sonra Ortodoks Hristiyanlık, misyonerler aracılığıyla Letonya’nın merkezine ve doğusuna getiriliyor. Ancak Letonya halkının toplu olarak “imân etmesi ve hidayete ermesi”, bu topraklara düzenledikleri Haçlı Seferleri ile buraya Haçlılar’ın kılıçlarını boyunlarında gördükleri zamandır.

     1150 yılından sonra Gotland üzerinden Alman tüccarlar, burada Daugava’ya akan ve daha sonra doldurulan Rīdzene Nehri üzerindeki Daugava aşağı havzasında düzenli olarak ticaret yapmaya başladılar. Bremen tüccarları, 1158 yılında bugünkü Riga yakınlarında bir ticaret karakolu kurarlar. O döneme ait konumları bugün belirli sokaklardan hâlâ anlaşılabilir. 1180 – 1227 yılları arasında Latince kaleme alınmış tarih kayıtları olan “Heinrici Cronicon Lyvoniae” (Henri’nin Livonya Kroniği)’de, 12. yy’da uzun bir süre ticaret noktası olan Riga mıntıkasından bahsediliyor ve o kayıtlarda buradan “portus antiquus” (antik liman) denilerek sözediliyor. Kroniğin 4. bölümünün 5. paragrafında, körfezden 15 km uzakta bir yerleşim biriminin varlığından bahsediliyor ve buranın çoğunlukla keten depolamak için kullanılan depolara ve konutlara sahip olduğu anlatılıyor.

     Özellikle 12. yy’ın son çeyreğinde Alman tüccarlar Livonya’ya geldi. Başlangıçta, bugünkü Riga’nın bulunduğu mıntıkanın yaklaşık 50 km batısındaki Aa (günümüzde Lielupe)’nın alt kısımlarındaki Semgallerhafen, önemli bir ticaret merkeziydi.

     Alman tüccarlarla birlikte bölgeye gelen Segebergli Azîz Meinhard (1134 – 96) adında bir misyoner de vardı. Bu misyonerin görevi, “Livonya putperestliğini Hristiyanlık’a dönüştürmek” idi. Letonya halkı zorla Hristiyan yapılmadan önce gerçekten de putperest miydi; o da ayrı bir kuşkulu durum elbette ki. Semavî dînlere mensup olanlar, semavî dînler dışındaki her türlü inancı “putperestlik” olarak adlandırdıkları için, resmî tarihe bu şekilde geçmiş olabilir. Bununla birlikte, kiliselerini baştan sona putlarla ve ikonlarla donatan Hristiyanlar’ın başkalarına “putperest” demesi de – kabul edilmeli ki – biraz komik kaçıyor. Tıpkı, bütün camilerinde ve dînî sohbetlerinde Yahudîler’in tarihini anlatan ve öğrenen, Yahudîler’in bütün ulusal önderlerini “peygamber” kabul eden (Yahudîler’in dahi peygamber kabul etmediği Lut, Harun, Davud ve Süleyman dahil olmak üzere üstelik), Yahudîler’in bütün gelenek ve göreneklerini “ibadet” kabul edip günlük yaşamlarında edâ eden Müslümanlar’ın, kendilerini eleştiren herkese “Yahudî uşağı” demesi gibi.

     Neyse… Livonyalılar (bugünkü Letonyalılar) eskiden putperest imişler, bizim ehl-i kitap Hristiyan kardeşlerimiz de onlara Allah’ın dînini tebliğ etmiş, hidayetlerine vesile olmuşlar. Böyle yazıyor tarih kitaplarında; biz de inanmış gibi yapalım ve konuya devam edelim…

     Meinhard’ın gelişinden önce birkaç Leton Hristiyan olmuş ve vaftiz edilmişti aslında. Yukarıda de belirttiğim gibi, kuzeydoğudan ve Baltık Denizi üzerinden gelen İsveçliler ve Danimarkalılar tarafından Hristiyanlık, bireysel bazda da olsa bu topraklara girmişti. Meinhard’ın misyonu, bu toprakları tümüyle Hristiyanlaştırmak idi.

     Bremen Prensi ve Başpiskoposu II. Hartwig von Utlede (? – 1207), Bremen’in gücünü ve özelliklerini kuzeye ve doğuya doğru genişletmek istiyordu. Bu nedenle, 1186 yılında Meinhard’ı “Livonya Piskoposu” (yani bugünkü Letonya Piskoposu) olarak atadı.

     Meinhard, bugünkü Riga’nın bulunduğu mıntıkanın (o zaman daha Riga yok) 20 km kuzeyindeki Ikšķile (o zamanki Almanca adı Uexküll) kentine yerleşti. Daugava Nehri vadisindeki bu yerleşim biriminde Livler (Livonyalılar) yaşıyordu; Meinhard onların arasına yerleşti. “Dönüştürme” vaadleri ile Almanya’daki piskoposluklardan aldığı yardımlarla 1190 yılında bir kale ve Augustin Manastırı adında bir taş kilise inşâ etti. Kalenin yapımı Livler’in işine geldi, onları düşmanların saldırılarından koruyordu. Meinhard, bu kaleyi Livler’in güvenini kazanmak için inşâ etmişti ve bunu başardı da. Ama Meinhard’ın asıl niyeti, kaleyle çevrelenen alanın içinde kurulan kilisede gizliydi. (Ne cümleydi ama! Malcolm X misin mübarek…)

     Kale inşâ ederek Livonyalılar’ın güvenini kazanan “mü’mîn” kardeşimiz Meinhard, bundan edindiği özgüvenle, Livonyalılar’a yeni bir dîn tebliğ etmeye koyuldu ve halkın arasına karışarak Hristiyanlık propagandası yapmaya başladı. Fakat Livonyalılar “putperestliği” bırakıp “imâna gelmeye” yanaşmadılar. Meinhard hayâl kırıklığına uğradı! Tıpkı günümüzdeki, TRT Şeş açtı diye bütün Kürtler’in kendisine oy vermesini bekleyen ama bu olmayınca Kürt halkına “Nankörler! Sizin için neler neler yaptık…” diyerek hakaret eden “mü’mîn” iktidarlar gibi, “mü’mîn” misyoner Meinhard da, “Nankörler! Sizin için neler neler yaptım…” demiş, bu duruma oldukça öfkelenmişti.

     Livonyalılar “pagan” yolundan vazgeçmeyince, Meinhard sabırsızlandı ve bu kez onları zorla dönüştürmek ve baskıyla Hristiyanlaştırmak için planlar yaptı. Ancak Livonyalılar bunu sezdiler, Gotland’ın güç toplaması için ayrılma girişimini engellediler.

     Misyonerlik faaliyetlerinde başarısız olan Meinhard, 1196 yılında nalları dikerek Hakk’ın rahmetine kavuştu. Livonyalılar O’nu inandığı “Cennet”e ve “hurilerinin yanına” uğurladıktan sonra, kimseye karışmadan ve kimse tarafından rahatsız edilmek de istemeden, inançları üzere yaşamaya ve günlük yaşamlarını sürdürmeye devam ettiler.

     Bremen Prensi ve Başpiskoposu II. Hartwig, Meinhard’ın yerine Hannoverli Berthold (? – 1198)’u yeni “Livonya Piskoposu” olarak atadı.

     Bu işin artık şakası yoktu. Artık sözle, tebliğle bu işin olacağı yoktu. Livonyalılar iyilikten, tatlı sözden anlamıyorlardı. Alınan yeni karar; zorla, baskıyla, gerekirse hepsini kılıçtan geçirerek o toprakları ve üzerinde yaşayan insanları tümden Hristiyanlaştırmak idi.

     Ne de olsa Hristiyanlar Kutsal Kitap’ta buyrulduğu gibi “İyilikle, güzel sözle tebliğ yapmışlar, ama müşrikler küfründe ısrar etmişler” idi. Eh artık günâh onların boynunaydı. Biz “Dînde zorlama yoktur” derken, iyilikle dînimizi kabul edersiniz diye söylemiştik; yoksa, kabul etmeyecekseniz, tabiî ki zor kullanmaktan başka bir seçenek kalmamış olur…

     Hristiyan Alman devletleri, Livonya (bugünkü Letonya)’ya karşı Haçlı Seferleri ilan etti.

     Kilise, Haçlı savaşçılarına Cennet’te köşkler müjdeliyordu…

     Kilisenin papazları, öldürdükleri her “kâfir” Liv için Haçlı savaşçılarına Cennet’te 70 huri vaad ediyordu…

     Livonya’da işgal ettikleri her bahçe ve kuruttukları her nehir için Cennet’te altından nehirler akan bahçeler müjdeliyordu, Hristiyanlar’ın Tanrı’sı…

     Daha acıklı olan ise: Kiliselerini baştan aşağı putlarla ve ikonlarla donatan Hristiyanlar, Livler’e “putperest” diyorlardı…

Hristiyan Alman devletleri, Livonya (bugünkü Letonya)’ya karşı Haçlı Seferleri ilan etti. Kilise, Haçlı savaşçılarına Cennet’te köşkler müjdeliyordu… Kilisenin papazları, öldürdükleri her “kâfir” Liv için Haçlı savaşçılarına Cennet’te 70 huri vaad ediyordu… Livonya’da işgal ettikleri her bahçe ve kuruttukları her nehir için Cennet’te altından nehirler akan bahçeler müjdeliyordu, Hristiyanlar’ın Tanrı’sı… Daha acıklı olan ise: Kiliselerini baştan aşağı putlarla ve ikonlarla donatan Hristiyanlar, Livler’e “putperest” diyorlardı…

     1198 yılında misyoner Berthold, büyük bir Haçlı grubu ile bölgeye geldi ve zorla Hristiyanlaştırmak için Livonyalılar’a saldırı başlatıldı. Daha bu ilk saldırıda, Berthold vurulup öldürüldü.

     1180 – 1227 yılları arasında Latince kaleme alınmış tarih kayıtları olan “Heinrici Cronicon Lyvoniae” (Henri’nin Livonya Kroniği)’de olay şöyle anlatılır: Atın üzerindeki Berthold savaştaki Haçlı güçlerinin önünde dörtnala giderken, Livonyalı direnişçiler tarafından etrafları çevrelenir ve bunu farkedince korkuyla geri çekilmeye çalışır. Tam bu esnada Imants (veya Imauts) adlı bir Liv direnişçi O’nu mızrakla vurur ve öldürür. Ancak kilisenin resmî tarihine göre, Berthold’un asi atı O’nu sırtından yere fırlatmış ve Berthold bu şekilde “şehîd olmuştur”.

     Vatikan, Berthold’un ölümünün ve Haçlı güçlerinin yenilgisinin intikamını almak için harekete geçer. O zamanki Papa III. Innocentius ya da gerçek adıyla Lotario dei Conti di Segni (1161 – 1216), Livonyalılar’a karşı Haçlı Seferi ilan ederek, bu savaşa katılacak olan Hristiyanlar’ın bütün günâhlarının Tanrı tarafından affolunacağına dair fetvâ yayınlar.

     Bremen Prensi ve Başpiskoposu II. Hartwig, 1199 yılında kendi öz yeğeni Albert von Buxthoeven (1165 – 1229)’i, ölen Berthold’un yerine “Livonya Piskoposu” olarak kutsar. Bir yıl sonra Albert, toplam 23 gemi ve Vestfalyalı 500 Haçlı savaşçısı ile bugünkü Riga’nın bulunduğu mıntıkaya iner. Geldikten bir yıl sonra da, 1201 yılında, bugünkü Riga’nın bulunduğu mıntıkanın 20 km kuzeyindeki Ikšķile (o zamanki Almanca adı Uexküll) kentinde bulunan “piskoposluk merkezi”ni, bugünkü Riga’nın bulunduğu mıntıkaya taşıtır. Böylece piskoposluk merkezi burası olunca, bugünkü Riga’nın bulunduğu mıntıkada yerleşim de başlamış olur.

     İşte bu tarih ve bu hadise, Livonya Piskoposu Albert von Buxthoeven’in, piskoposluk merkezini 20 km kuzeydeki Ikšķile (Uexküll)’den bugünkü Riga’nın bulunduğu mıntıkaya taşıtması ve böylece burada ilk yerleşimin başlatılması, bugün Letonya Cumhuriyeti’nin başkenti ve en büyük şehri olan 600 bin nüfûslu Riga’nın kuruluşudur, sevgili okurlar…

     Riga’nın kuruluşu, bu hadise kabul edilir ve Almanlar tarafından kurulmuştur. Tarih, 1201.

     Bunu Letonya devleti ve milleti de resmî olarak böyle kabul eder; okullarda da böyle öğretilir. “Heinrici Cronicon Lyvoniae”de yazdığına göre, o zamanlar bu mıntıkanın adı “Rigae” idi. Yerleşim kurulmaya başlanınca, bu isim kullanılmaya devam etti ve halen Riga şeklindedir. Aynı kronikte yazıldığına göre, yerleşimin kurulması 1201’de, limanın kurulması ise bir yıl sonra 1202’dedir.

     Kurulduğu aynı yıl, 1201’de Alman tüccarlar bölgeye akın akın gelmeye başladılar. Toprakları ve ticareti savunmak için Albert, 1202’de soylulara ve tüccarlara açık olan “Livonya Kılıcı Kardeşler Düzeni”ni kurdu. Dînî kurallar oluşturdu ve Visby hukuk kurallarını uygulamaya koydu. İlk yerleşimciler, binalarının etrafında bir sur inşâ ettiler ve etafını ahşap kazık çit ile kapattılar. 1207 – 10 arasında tüm yerleşimi kapsayan daha geniş ve sağlam bir sur inşâ edildi.

     Kurulduğu 1201 yılından sonra Riga, özellikle ilk onyıllarında dikkate değer bir oranda büyüdü. Böylece inşâ alanı 30 yıldan az bir süre içinde 5 – 6 kat büyümüştü.

     1209 yılında Riga’da Riga Azîz Peter Kilisesi (Let. Rīgas Svētā Pētera Baznīca) veya şimdiki tam adıyla Riga Azîz Peter Protestan Lutheryan Kilisesi (Let. Rīgas Svētā Pētera Evaņģēliski Luteriskā Baznīca) inşâ edildi. Bizim de bu gezide içine girdiğimiz, Nedim abinin Çanakkale’de yazlık sahibi olmak için dûâ ettiği, Ali’nin de Urfa’da belediye başkanı olmak için dûâ ettiği bu kilise, bir “tüccar kilisesi” ve “buluşma yeri” olarak inşâ edilmişti. Kilise ilk yapıldığında yığma yapıya sahipti ve bu nedenle Riga’da aynı yıl içinde meydana gelen şehir yangınında hasar görmemişti. (Riga Azîz Peter Protestan Lutheryan Kilisesi hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 15)

     1211 yılında ise bir adı da Bakire Meryem Kilisesi olan Riga Katedrali (Let. Rīgas Doms)’nin inşâsına başlandı.

     1215 yılında Daugava Nehri’nin ağzı tıkandı, taşlarla dolu tekneler battı ve şehir Saaremaa halkı tarafından kuşatıldı. Riga’nın en eski kısımları ateşle harap edildi. Ancak Riga’yı ele geçirmeyi başaramadılar.

     1220 yılında Livonya Piskoposu, yeni yollar inşâ ettirdi, ayrıca fakir hastalara ücretsiz hizmet etmesi için bir hastane kurdu. Hastane kararı, Latince olarak şu sözlerle duyurulmuştu: “Ad usus pauperum infirmantium hospitale in nova civitate Rige construximusus.”

     Böylece kimse onların işgalci olduklarını dile getiremeyecekti. Bunu hatırlatan olursa, onlara “Yau adamlar yol yapdı yooool, adamlar hastane yapdı” denilecekti. (Ne tespitti ama! Noam Chomsky misin mübarek…)

     Riga, 1221 yılında Piskopos Albert’in Danimarka Kralı II. Valdemar Sejr (1170 – 1241)’in teslim olma kararına uymayı reddettiğinde, biraz politik bağımsızlık kazandı. Riga halkı şövalye Gottschalk (? – ?)’ı şehirden kovdu. Bundan sonra, şehir arması ve bayrağı, kendi kendine organize loncaları kullanmaya başladılar.

     Sonraki yıllarda Riga halkı başpiskoposun gücünü kabul etmek zorunda olsa da, burada düzen, şehir iç ve dış politikasında giderek daha bağımsız hale geldi, hatta topraklarını ve özgürlüklerini silahlarla savundular. Riga’nın tüccar sakinleri, kiliseden daha fazla özerklik istediler ve aldılar. 1221’de Riga’yı bağımsız olarak yönetme hakkını elde ettiler ve bir “şehir anayasası” kabul ettiler.

     Aynı yıl Albert, Estonya ve Livonya’da “fethettiği” topraklar üzerindeki Danimarka yönetimini tanımak zorunda kaldı. Albert, takviye Riga’ya ulaşamadığı zaman Riga ve Livonya topraklarını Liv ayaklanmasına karşı korumak için Danimarka Kralı II. Valdemar’dan yardım istemişti. Danimarkalılar Livonya’ya indiler, Reval’da (Estonya’nın bugünkü başkenti Tallinn) bir kale inşâ ettiler, sonra da Estonya ve Livonya topraklarını ele geçirmeye başladılar. Almanlar, Danimarka Kralı II. Valdemar’a suikast girişiminde bulundular, ancak suikast girişimi başarısız oldu. Albert, bir yıl sonra onlarla bir uzlaşmaya varabildi ve 1222’de II. Valdemar, tüm Livonya topraklarını ve mülkünü Albert’in kontrolüne geri verdi.

     1225 yılında Riga, “şehir hakları” kazandı. Riga artık köy veya kasaba değil, şehirdi. Böylece halk vergi ödemekten kurtuldu ve ayrıca sulh hakimlerini ve belediye meclis üyelerini seçme hakkını elde ettiler. Böylece Riga Belediye Meclisi kuruldu.

     Albert, bundan sonra dînî hayata yöneldi. Dom Katedrali’ni kutsadı, Azîz James Kilisesi’ni inşâ etti ve Azîz Yakub Kilisesi’nde dînî tedrisat verilen bir okul kurdu. 1227 yılında Albert, Oesel’i “fethetti” ve Riga şehri ile Smolensk Prensliği arasında, Polotsk’u Riga’ya veren bir anlaşma imzalandı.

     1229 yılının Ocak ayında Albert nalları dikip Hakk’ın rahmetine kavuştu. Başpiskoposluğa atanma arzusunu gerçekleştiremeden ve o dertten ölürken, Baltık coğrafyası üzerinde kurduğu Alman hegamonyası – biz Frankfurtlu üç arkadaşın 2019’daki fethini saymazsak – tam yedi yüzyıl sürecekti.

     1232 yılında Riga Belediye Meclisi, Riga’nın kırsal bölgesindeki arsaların sadece Riga vatandaşları ve ev sahipleri tarafından satın alınabileceğini, ancak manastırlar veya manevî binaların satın alınamayacağını ilan etti.

     1234 yılında Azîz John Şapeli inşâ edildi. 1255’te ise Vatikan tarafından Riga Başpiskoposluğu kuruldu. O dönemdeki Papa IV. Alessandro ya da gerçek adıyla Rinaldo dei Signori di Jenne (1199 – 1261)’nin fermanıyla gerçekleşen bu düzenlemeden itibaren Riga, Riga Başpiskoposluğu’nun başkenti ve aynı zamanda Livonya Konfederasyonu’nun önemli bir metropolüdür. Bunu müteakip, 1260 yılında Kutsal Meryem Kilisesi inşâ edildi.

     Riga Başpiskoposluğu’nun kurulduğu 1255 yılında Riga’nın nüfûsu, 1000 kişi. Yarısı erkek yarısı dişi.

     1282 yılında Riga, Hansa Birliği (Lat. Hansa Teutonica; Alm. Düdesche Hanse; Let. Hanzas Savienība)’ne katıldı. Hansa Birliği’ne katılım, Riga’ya ekonomik ve siyasî istikrar kazandırmış, böylece şehre modern zamanlara kadar gelecek olan siyasî tartışmalara katlanan güçlü bir temel sağlamıştır.

     Hansa Birliği, Almanya’nın kuzeyindeki kentlerin ve yabancı ülkelerde yaşayan Alman gruplarının, karşılıklı çıkarlarını korumak amacıyla kurduklan ticarî bir örgütlenmeydi. 13. yy’dan 15. yy’a değin Avrupa’nın kuzeyinde önemli bir ekonomik ve siyasal güç olmuştur.

     Hansa Birliği’nin kurucuları, Alman tüccarların etkin olduğu iki ana bölgenin yerel ticaret birlikleriydi. Bunlar, Felemengler (Hollanda) ve Keltler (Britanya) ile ticarî ilişkileri olan Ren (Alm. Rhein) bölgesi ile Almanlar’ın Kuzeydoğu Avrupa’nın iç kesimleriyle Batı Avrupa – Akdeniz bölgesi arasındaki ticarete aracılık yaptıkları Baltık Denizi bölgesiydi. 1280’lere gelindiğinde, Ren bölgesindeki çeşitli tüccar grupları ortak çıkarlarını korumak için işbirliğine başlamışlar ve başta Lübeck olmak üzere Baltık ticaretine egemen olan öteki Kuzey Almanya kentleriyle bir birlik kurmuşlardı. Birlik üyeleri ticaretlerini güvence altına almak için korsanlara ve haydutlara karşı önlemler almayı, fener kuleleri inşâ ettirip kılavuzlar yetiştirerek deniz seferlerinin güvenliğini sağlamayı ve güçlü ticaret üsleriyle tekeller oluşturmayı amaçlıyorlardı.

     Ama birliğin izlediği saldırgan ve korumacı politikalar bir süre sonra yerel tüccarlar arasında hoşnutsuzlukların doğmasına, hatta silahlı çatışmaların çıkmasına neden oldu.

     Hansa Birliği’ne dahil olduğu 1282 yılında Riga’nın nüfûsu, 2000 insan. Yarısı Liv yarısı Alman.

     Alman üyelerini tercih eden ekonomik korumacı politikaları nedeniyle Hansa Birliği çok başarılıydı, ancak dışlayıcı politikaları rakipler üretti. Yüzyılın başında, başpiskopos ile birlik halinde Riga şehri, Hansa birliklerine karşı iç savaşta yer aldı. 1298 yılında Riga şehri ve Litvanya Büyük Dükü Viçenı (1260 – 1316) arasında, pagan Litvanya garnizonunun onları Cermen saldırılarından koruyacağı bir antlaşma imzaladılar. Bu askerî sözleşme 1313 yılına kadar yürürlükte kaldı. 1320’lerde dış ödemelerini Litvanya Büyük Dükleri adına yaptılar. Savaşın doruk noktası 1329’daydı. Ekim ayında Hansa birlikleri şehri kuşattı ve tamamen ele geçirdi. 20 Mart 1330’da Riga Kent Konseyi, teslim şartları konusunda Hansa Birliği ile anlaştı. Riga’nın yenilgisini “sembolik” olarak göstermek için, şehir halkı duvardaki geniş bir açıklığı kırmak zorunda kaldı, bu kapıdan geçerek uydulardan şehre girdi. 30 Mart’ta Riga’nın teslim antlaşması imzalandı ve buna göre Riga’nın tüm ayrıcalıkları sona erdi. Riga, Hansa Birliği tarafından yönetilen Livonya Konfederasyonu şehirlerinden biri oldu. Başpiskoposun şehir üzerindeki bazı hakları iptal edildi. Sonraki onyıllar, Hansa ve başpiskoposlar arasında Riga’da yönetme hakkı konusundaki anlaşmazlıklarda ve önceki imtiyazları eski haline getirmek ve yeni ayrıcalıklar elde etmek amacıyla Riga halkının siyasî manevralarıyla geçti.

     Bu ayrıcalıklarını kaybedip Livonya Konfederasyonu şehirlerinden biri olduğu 1330 yılında Riga’nın nüfûsu, 6 – 7 bin kadar. Yarısı savaşçı yarısı tüccar.

     1330 yılında ayrıca Riga Kalesi (Let. Rīgas Pils) inşâ edilmeye başlanıyor. Kale 1330 yılında, Riga ve Livonya ordusu arasında yaşanan çatışma sonrası yapılan anlaşmanın temelinde inşâ edilmiştir. Livonya İç Savaşı (1297 – 1330) sonrası Rigalılar, şehir merkezindeki Beyaz Taş Kalesi’nin savaşta kötü bir biçimde hasar görmesi ve harabeye dönmesi üzerine, Kutsal Rûh Manastırı’nın arazisi üzerinde bugünkü Riga Kalesi’ni yapmışlardır. (Riga Kalesi ile ilgili geniş bilgi edinmek için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 10)

1330 yılında ayrıca Riga Kalesi (Let. Rīgas Pils) inşâ edilmeye başlanıyor. Kale 1330 yılında, Riga ve Livonya ordusu arasında yaşanan çatışma sonrası yapılan anlaşmanın temelinde inşâ edilmiştir.

     Aynı yıl bugünkü Toz Kulesi (Let. Pulvertornis) de yapılmıştır. Kule ilk olarak 1330 yılında Kum Kulesi (Let. Smilšutornis) olarak isimlendirilmiştir. Bu isimlendirme, kulenin karşısındaki kum tepelerinden kaynaklanmaktaydı. Kuleye giriş yerden 5 m yukarıdaydı ve binaya sadece dar bir merdivenle girilebiliyordu. (Toz Kulesi ile ilgili geniş bilgi edinmek için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 9)

     1340’larda Riga’daki tüccarlar, Riga’ya diğer şehirlerden gelen tüccarların sadece Rigalı tüccarlar aracılığıyla işlem yapabileceğini belirleyen kurallar koydular ve bu, Riga halkına büyük bir kazanç sağladı. Yüzyılın ortasında, Riga’nın Hansa Birliği’nin politikalarına daha aktif katılımı başladı. O zamana kadar Hansa Birliği Riga’ya yardım etmiyordu. Ama bundan sonra durum değişiyordu artık.

     Bu dönemde Avrupa çapında yaşanan korkunç veba salgınından Riga da etkilendi ve kentin 6 – 7 bin civarında olan nüfûsu, binlerce insanın hastalıktan ölmesi sonucu 4 – 5 bin civarına düştü.

     1406 yılında Litvanya’nın Polotsk şehri ile yapılan Kopus Ticaret Anlaşması’nda Riga, Daugava Nehri boyunca engelsiz ticaret ve Polotsk’ta serbest ticaret hakkı elde etti. Riga halkının kendine güveni arttı ve şehrin rolü güçlendi.

     1416 yılında “Siyah Başlar Kardeşliği” (Let. Melngalvju Brālība) adlı organizasyon kuruldu. Tamamen hayır amaçlı çalışan bu sivil toplum cemaati, şehre gelmiş ama evlenemeyen yabancı gençleri Rigalı kızlarla evlendiriyor, onların aile kurmalarına yardımcı oluyordu. (Halen faal olsaydı iyiydi, Almanya’ya bekâr dönmezdim)

     Şimdiki Riga Belediye Meydanı (Let. Rīgas Rātslaukums)’nda yer alan ve Riga şehrinin sembolü olan Siyah Başlar Evi (Let. Melngalvju Nams) adlı turuncu renkteki ve üçgen şekilli bina, bu organizasyonun bir eseridir. (Melngalvju Nams’ın fotoğraflarını görmek ve ayrıntılı bilgi edinmek için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 14)

     1451 yılında Riga, Prusya Birliği ile güçlerini birleştirmek ve Hansa Birliği’nin olası saldırılarına beraber karşı koymak için gizli görüşmelere bile başladı. Sonraki onyıllar Riga şehrinin iki güç arasında diplomatik olarak manevra yapmasıyla ve özgürlüklerini yeniden kazanmaya çalışmasıyla geçti.

     1452 yılında Riga’nın nüfûsu, 8 bin civarında. Yarısı Hansa ile yarısı Prusya ile temasta.

     1510 yılında Daugava Nehri kıyısına bir “Lielais Kristaps” (Büyük Kristaps) heykeli dikildi. (Büyük Kristaps masalını dinlemek için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 12)

     1510 yılının 24 Aralık Noel gününde ilk kez Riga şehrine bir Noel ağacı dikiliyor ve bu gelenek bu topraklarda böylece başlatılıyor.

     1497 – 1515 yılları arasında Riga Kalesi yenibaştan inşâ edildi. Orijinal kale, dikdörtgen bir avluyu çevreleyen ve köşelerinde dört dikdörtgen kulesi olan üç katlı bir binaydı. Dikdörtgen şekilde inşâ edilen kale, üç katlıdır. Her köşede birer tane olmak üzere dört dikdörtgen kulesi bulunuyor. Kale 1484 yılında yıkıldıktan sonra, askerî teknolojinin son gelişmelerinin ardından 1515’te yuvarlak şekilde iki kule ile değiştirilmiştir.

     Protestanlık mezhebinin ve Luthercilik akımının kurucusu olan Alman teolog Martin Luther (1483 – 1546) ’in 1517 tarihinde başlattığı Reform Hareketi (Reformasyon, Dîn’de Reform), özellikle İskandinavya ve Baltık ülkelerinde, hususen Letonya’da güçlü bir taraftar toplamıştı.

Protestanlık mezhebinin ve Luthercilik akımının kurucusu olan Alman teolog Martin Luther (1483 – 1546) ’in 1517 tarihinde başlattığı Reform Hareketi (Reformasyon, Dîn’de Reform), özellikle İskandinavya ve Baltık ülkelerinde, hususen Letonya’da güçlü bir taraftar toplamıştı.

     Riga 1522 yılında başlayarak Reform hareketine katıldı ve başpiskoposların gücünü sona erdirdi. Riga’nın son başpiskoposu Wilhelm von Brandenburg – Ansbach – Kulmbach (1498 – 1563) oldu.

     1524 yılında Lutherci bir kalabalık sloganlar atarak Riga Azîz Peter Kilisesi veya şimdiki tam adıyla Riga Azîz Peter Protestan Lutheryan Kilisesi’ni işgal ettiler. Kalabalık “Tekbiiiiiir!.. Allah-û Ekber!.. Allah-û Ekber!..” diye bağırmıyorlardı ama kiliseye girip içerdeki bütün putları kırdılar. Ayrıca kilise şapelinin mihrabı da yakıldı. Riga Belediye Meclisi (Let. Rīgas Rāte), Kasım 1524’te kilisenin mülküne el koydu ve içeride ibadet edilmesini yasakladı. Katolik nüfûsun şehirden atılmasından sonra, bina kült ihtiyaçları için 1526 yılında Lutheryan cemaatine teslim edildi. O tarihten sonra burası artık bir Prostestan – Lutheryan kilisesi oldu.

     Kilise, 1524 yılına kadar bir Katolik kilisesiydi aslında. Ancak Avrupa’da Martin Luther öncülüğünde 1517’de başlayan Reform Hareketi (Reformasyon, Dîn’de Reform), 1524 yılında Letonya’ya sıçrayınca, kilisenin “mezhebi” de değişti.

     Reform hareketleri sonucu Letonya halkının mezhebi de değişmiştir; Katolik ve Ortodoks mezhepleri etkisini yitirmiş, halkın çoğunluğu Protestanlık mezhebini seçmiştir.

     1524 yılında Riga’da Halk Kütüphanesi kuruldu.

     1541 yılında Riga, Schmalkalden Ligi’ne dahil oldu. 1547’de Riga banliyölerinde büyük bir yangın çıktı; büyük hasara yol açan yangında birçok ev ve kilise kül oldu. 1558’de de Riga bölgesi Ruslar tarafından kuşatıldı.

     1558 yılında Livonya Savaşı (1558 – 83)’nın patlak vermesinden ve 1561 – 62’de Livonya Konfederasyonu’nun dağılmasından sonra, Riga Polonya’ya bağlandı ve “Özgür Şehir” statüsü aldı.  28 Kasım 1561 tarihinde Litvanya’nın bugünkü başkenti Vilnius’ta Livonya ordusu, Alman ordusu, Polonya güçleri, Letonya güçleri ve Litvanya güçleri arasında imzalanan Vilnius Antlaşması’ndan sonra şehir Litvanya’ya ait olmuştu. 1569 yılında da Polonya – Litvanya şehri oldu.

     1561 yılına gelindiğinde Letonya toprakları tümden Katoliklik’i bırakmış, hemen hepsi Lutherci Protestanlık mezhebine geçmişti.

     Halkın mezhep değiştirdiği 1561 yılında Riga’nın nüfûsu, 14 bin kadar. Yarısı köktendinci yarısı muhafazakâr.

Riga, 1575

     1581 yılında ise Riga, Pārdaugava Dükalığı’nın başkenti oldu. 1584 – 89 yılları arasında patlak veren Takvim İsyanı (Let. Kalendāra Nemieri)’nda şehirdeki nerdeyde her yapı tahrip edildi. Öyle ki, kendisine dokunulmayan ve sağ kalan tek yapı, yerli halkın çok sevdiği Büyük Kristaps adlı masal kahramanının nehir kenarındaki heykeliydi.

     1587, Riga için tarihî önemde bir yıldır. Bu tarihte, aslen Belçikalı olan Niclaes Mollijns (1550 – 1625), Riga’da Letonya’nın ilk matbaasını kurar. Letonya’nın bu ilk matbaasında basılan ilk kitaplar, Gürgün Karaman’ın “Bir Kürt Felsefesi İşrâkîlik”, İbrahim Altun’un “Değirmen”, Zafer Çarboğa’nın “Tükeniş”, Zekeriya Sevim’in “Kır Putlarını” ve İbrahim Sediyani’nin “Frizya ve Günümüzde Frizler” adlı kitaplarıdır. Takip eden 38 yıl içinde (1587 – 1625) bu matbaa, 119’u Latince, 43’ü Almanca ve 3’ü Letonca olmak üzere toplam 165 kitap yayınladı.

     1591 yılında Azîz Gertrude Kilisesi yeniden inşâ edildi.

     1621 yılında Riga, İsveçliler’in yönetimine geçti. İsveç Kralı II. Gustav Adolf (1594 – 1632), bu toprakları ele geçirerek İsveç’e bağladı. Riga böylece İsveç Vidzeme Devleti’nin başkenti oldu.

     Bu olayı o kadar da küçümsemeyin: İsveç Krallığı hakimiyeti boyunca Riga, başkent Stockholm’dan sonra İsveç’in en büyük ikinci şehri konumundaydı.

     1621 tarihinde İsveçliler tarafından Riga şehrinin ele geçirilmesi üzerine 1638 yılında İsa Kilisesi kutsandı, ardından 1641’de Riga Kalesi’ne eklemeler yapıldı. Kale, şehirdeki İsveç yönetiminin Vidzeme genel valilelerin ikametgâhı olarak kullanılmaya başlandı. Kale, neredeyse sürekli yapım aşamasında olduğu 17. yy’da büyük bir gelişme yaşadı. 1682’de kalenin içinde cephanelik düzenlendi. 17. yy planlarına göre, kale aslında her tarafta su bariyerleri ile çevriliydi.

     1650’de de Kum Kulesi yıkılıp yeniden restore edildi ve Toz Kulesi adını aldı. Yatay kesitte, kule at nalı şeklindeydi. Bazı yerlerde kulenin şehir tarafındaki duvarları 3 m kalınlığında ve ahşaptan yapılmıştı; zirâ o dönemde tuğlalar pahalı bir yapı malzemesiydi. Kum Kulesi böylece yıkılmış, bugün hâlâ korunmuş olan Toz Kulesi aynı yere inşâ edilmiştir. Kulenin çapı 14 m 30 cm, yüksekliği 25 m 50 cm, duvar kalınlığı ise yaklaşık 3 m’dir. Kulenin barut stoklarını tutması gerekiyordu. Kulede 11 top vardı ve bir “top yakalayıcı” kuruldu. 5. ve 6. katlar arasında üç kat meşe ve çam kütüklerinden oluşan 1 m kalınlığında tavan döşendi.

Riga, 1650

     1656 – 58 yılları arasındaki İsveç – Rusya Savaşı’nda Riga, Alekséy Miháyloviç (1629 – 76) komutasındaki Rus ordusunun kuşatmasına karşı iki yıl boyunca direnmiştir. Savaşta Rus işgaline karşı gösterdikleri kahramanca direnişten dolayı, savaştan sonra İsveç Krallığı, Riga şehrine “geniş bir özyönetim hakkı” vermiş, Rigalılar da 18. yy’a kadar bunun tadını halay çekerek çıkarmıştır.

     1693 yılında Leton heykeltraş Miķelis Brinkmanis (? – ?), şu anda Ridzena Nehri’nin (şimdi yeraltına akan) kıyısında bulunan Alberz laukumlarının yakınında, 2 m 36 cm yüksekliğinde ahşap bir Kristaps heykeli yaptı. 1861’de ise bu heykel Daugava Nehri kıyısında küçük bir ahşap binaya taşındı. Bu site, kentsel hayır kurumlarının en önemli merkezlerinden biri olan Azîz Georgi Hastanesi’ne yakın bir konumdaydı.

     1698 yılında Riga şehrinin bir semti olarak İsveç Kapısı (Let. Zviedru Vārti; İsv. Svenskporten) kurulmuştur.

     Geride kalan bu yüzyılın nerdeyse tamamına hakim olan uzun savaş hali, kıtlık, veba hastalığı ve ekonomik gerileme, haliyle nüfûsa da olumsuz etki etmişti ve 1700 yılına girildiğinde Riga’nın nüfûsu 10 bine kadar düşmüştü.

     Yeni yüzyıla tüm dünya gibi Baltık toprakları da “barış ve kardeşlik” umutlarıyla girmişti, ama beklenenin tam tersi oldu, daha ilk yılında yeni bir korkunç savaş kapıyı çalmış, gelen yeni yüzyılın geride kalan yüzyılı bile aratacağının adetâ sinyalini vermişti. Çünkü hırs ve doyumbilmezlik, iktidarların gözlerini karartmış, ulusların erdemini yok etmişti. Toplumlar birbirini mutlu etmek için değil, mâlesef birbirini öldürmek için yaşıyorlardı. Kavgalar, mâsum halkların acıları üzerinde yapılıyordu. (Ne paragraftı ama! Mahatma Gandhi misin mübarek…)

     1700 yılında Büyük Kuzey Savaşı (1700 – 21) patlak verdi. Savaştaki en büyük cephe muharebelerinden biri Riga’da, Daugava Nehri ağzında oldu. Riga ve Rigalılar birkaç defa topçu saldırılarıyla vuruldu. 19 Temmuz 1701’de gerçekleşen Daugava Muharebesi’nde Ruslar’a karşı kazanılan zaferden sonra İsveç Kralı XII. Karl Rex (1682 – 1718), Riga’ya geldi. Ne var ki Ruslar pes etmedi! O dönemler Büyük Petro olarak anılan I. Pëtr Alekséeviç Románov (1672 – 1725) tarafından yönetilen Rusya Çarlığı, 8 yıl sonra, 1709’da ordusuyla tekrar Riga’yı kuşattı. Ruslar’ın Riga kuşatması tam 9 ay sürdü; çünkü Riga ölümüne direndi. Ama güçlü Rus ordusuna karşı daha fazla duramadılar. 9 ay süren kuşatmadan sonra, General Borís Petróviç Şeremétev (1652 – 1719) komutasındaki Rus ordusu Riga’yı ele geçirdi ve şehre girdi.

     İsveç’in “kuzey hakimiyeti” (tarihçilere göre “kuzey hakimiyeti”, İsveç’in kendisine göre “güney hakimiyeti”, biz Almanya’da yaşayıp bu konuyu yazanlara göre “doğu hakimiyeti”, siz Türkiye’de yaşayan kardeşlerimize göre “göklerden gelen bir karar vardır”) böylece sona ermişti. 30 Ağustos – 10 Eylül 1721 günlerinde bugünkü Finlandiya’nın Güneybatı Finlandiya (Fin. Varsinais – Suomen) bölgesindeki Vakka – Suomen Seutukunta iline bağlı Uusikaupunki (İsveççe adı Nystad) köyünde imzalanan Nystad Barış Antlaşması ile Riga ve Letonya toprakları Rusya’ya ait oldu.

     İsveç’in bu savaştan mağlup olarak ayrılması ve Ruslar’ın galip gelmesi, Avrupa’nın hatta dünyanın bundan sonraki kaderini şekillendiren çok önemli bir hadisedir. Yarım asırdan fazla süredir devam eden İsveç yayılması sona erdi. Ruslar ise Baltık Denizi kıyılarında geniş bir kıyı parçası elde ettiler. Sonrasında dünyanın en büyük devletlerinden biri ve dünyanın en büyük ülkesi oldular.

1700 yılında Büyük Kuzey Savaşı (1700 – 21) patlak verdi. Savaştaki en büyük cephe muharabelerinden biri Riga’da, Daugava Nehri ağzında oldu.

     Yüzyılın hemen başındaki Büyük Kuzey Savaşı’ndan ve veba salgınından olumsuz etkilenen Riga’nın nüfûsu, 1720’de 6.000 kişi. Ancak 1728’de bu nüfûs 10.000’e yükseliyor. Şehirde toplam 526 zanaatkâr var; geri kalanı balıkçı ve çiftçi.

     1728 yılında Riga’da Azîz Peter Kilisesi’nin ve Azîz Paul Kilisesi’nin inşaatına başlandı.

     1765 yılında Riga Belediye Binası (Let. Rīgas Rātsnams) yapıldı.

     1767 yılında Riga’nın nüfûsu, 19 bin 500 kişi. Yarısı erkek yarısı dişi. Artık bu topraklarda Ruslar götürüyor işi.

     1773 yılında Riga’da Büyük Mezarlık (Let. Lielie Kapi) ve Pokrov Mezarlığı (Let. Pokrova Kapi) adlarında iki mezarlık kuruldu. Ayrıca aynı yıl şehirde Riga Tarih ve Denizcilik Müzesi (Let. Rīgas Vēstures un Kuģniecības Muzejā) kuruldu.

     1782 yılında Riga Şehir Tiyatrosu (Let. Rīgas Pilsētas Teātris) kuruldu.

     Günümüzde toplam 8, 75 hektarlık dümdüz bir alanı kaplayan Esplanāde (Meydan) adlı parkın olduğu yerde, Ortaçağ’da bir dağ vardı. Bu dağın ismi Küp Dağı (Let. Kubes Kalns) idi. Bu bölge şehir surlarının dışındaydı ve kum tepeleri olan bir çorak araziydi. Bu dağ 1783 – 84 yılları arasında yıkıldı, bölge dümdüz bir meydan haline getirildi ve meydan 1812 yılına kadar Çarlık Rusyası birlikleri için bir eğitim alanı olarak kullanıldı. Sonra, 1843 yılında Riga’nın garnizon birliklerinin eğitimi ve geçit törenleri için burası kumlu bir alan haline getirildi ve adına da “Marsfeld” dendi.

     1785 yılında Hüzünlü Meryem Ana Kilisesi (Let. Rīgas Sāpju Dievmātes Baznīca) inşâ edildi.

     1787 yılında ilginç bir hukukî ve siyasî düzenlemeye tanık olundu. Şehir yönetiminin geleneksel “üç güç” unsuruna (sulh yargıcı, büyük lonca ve küçük lonca), güç sınırlamasının üstesinden gelen ve daha geniş vatandaş çevrelerine söz veren yeni bir şehir anayasası getirildi. Yeni anayasaya göre, şehirde yaşayan vatandaşlar 6 sınıfa ayrıldı:

     1 – İyelik, yani ev ve arazi sahibi vatandaşlar

     2 – Tüccarlar (her üç loncaya da dağılmış haldeler)

     3 – Zanaatkârlar

     4 – Diğer şehirlerden Riga’ya gelmiş yabancılar ve konuklar (özellikle tüccarlar)

     5 – Tanınmış vatandaşlar (yani aslında Rigalı olmadığı halde, isim yapmış oldukları veya itibar sahibi kimseler oldukları için Riga vatandaşlığına kabul edilenler)

     6 – Rigalı olup Riga’da yaşayan ve herhangi bir vasfı olmayan sıradan vatandaşlar

     1796 yılında Riga, Rusya’ya bağlı Livonya eyaletinin başkenti oldu.

     1800 yılında Riga’nın nüfûsu, 29 bin 500 kişi. Şehir nüfûsunun % 47’si Alman, % 25’i Leton, % 14’ü de Rus. Ama Ruslar’ın borusu ötüyor, tabiî.

     Bir önceki yüzyıla savaşla giren Letonya ve Avrupa, yeni yüzyıla da savaşla girdi. Fransa İmparatoru Louis Napoléon Bonaparte (1769 – 1821) komutasındaki Fransa ile Avrupa’nın diğer güçlü devletlerinin oluşturduğu koalisyon arasında 1803 – 15 tarihleri arasında vuku bulan Napolyon Savaşları esnasında Napolyon Rusya’yı işgal ettiğinde, Fransız ordusunun bir kısmı Letonya’nın Kurland bölgesine girdi. “Düşmanın (Fransızlar’ın) Riga’ya yaklaştığına dair” yanlış söylentilerin yayılması üzerine, Riga şehir komutanı İvan Magnus Gustav Nikolaeviç von Essen (1759 – 1813), işgal gerçekleşmesin diye 11 – 12 Temmuz gecesi şehrin banliyölerini ateşe verdi. Aptalca yapılan bu hareket sonucu şehirde 3 kilise ve 700’den fazla ev yanıp kül oldu. Sonra bu söylentilerin asılsız olduğu ortaya çıktı. Gerçekte Napolyon hiçbir zaman Riga’ya saldırmadı.

     1817 yılında Riga’da Vermane Bahçesi (Let. Vērmanes Dārzs) adlı park açıldı.

     Bu dönemde kapitalist ilişkilerin ortaya çıkmasıyla birlikte, şehir yaşamında endüstriyel bir proletarya ve bir burjuvazi ortaya çıktı. Yeni sınıflar şehirdeki mevcut düzen yapısını değiştirdi. 1817’de Vidzeme’de ve 1819’da Kurzeme’de çiftçilerin serbest bırakılmasından sonra, özellikle emek gücü, hızla arttı.

     1818 yılında Riga En Kutsal Hanım’ın Duyurusu Kilisesi (Let. Rīgas Vissvētās Dievmātes Pasludināšanas Baznīca), 1825’te de Riga Azîz Alexander Nevski Kilisesi (Let. Rīgas Svētā Ņevas Aleksandra Baznīca) inşâ edildi.

     1833 yılında Kimyagerler ve Eczacılar Birliği tarafından Riga şehrindeki ilk eczane açıldı.

     1840 yılında Riga’nın sakinleri, 60 bin 600 nüfûsta. Yarısı sağlıklı yarısı hasta.

     Riga yavaş yavaş Rusya’nın en önemli limanlarından biri haline geliyordu. Çok sayıda fabrika ve işçi mahallesi ortaya çıktı. Şehir nüfûsu da buna bağlı olarak hızla artıyordu.

     1845 yılında Riga’da Doğal Tarihi Müzesi (Let. Latvijas Dabas Muzejs) kuruldu.

     1852 yılında Riga Martin Lutheryan Kilisesi (Let. Rīgas Mārtiņa Luterāņu Baznīca) inşâ edildi.

     1854 yılında Riga, bu kez İngilizler tarafından abluka altına alındı. Ama geldikleri gibi gittiler.

     1857 yılında Riga’nın nüfûsu, 70 bin 463 kişi. Yarısı çiftçi yarısı işçi. Bazen yabancı devletler gelip saldırıyor, o zaman herkes direnişçi.

     Avrupa’da ticaret 18. ve özellikle 19. yy’da arttı ve bu da Rus ihracatını arttırdı. Riga bu sürece organik olarak dahil edildi ve ana Rus liman şehirlerinden biri oldu. Şehrin gelişimi özellikle 1856’da Rus İmparatorluğu hükümeti Riga kalesinin tasfiyesine izin verdikten sonra, şehir surlarının yıkılması ve banliyölerde kâgir binalar yapılması ile boy gösterdi. 1857 yılında Riga şehir surları ve burçları yıkılmaya başlandı ve yıkım 1858’de tamamlandı.

     Bu dönemde Riga, Rusya İmparatorluğu’nun tümünde en gelişmiş ve ekonomik açıdan müreffeh şehirlerden biri haline geldi ve Baltık eyaletlerindeki 800 bin sanayi işçisinin yarısı Riga’da çalışıyordu.

     1858 yılında Riga Tren İstasyonu’nun inşaatına başlandı ve üç yılda tamamlanarak 1861’de faaliyete başladı. İstasyonun inşâsı, ilk Riga – Daugavpils demiryolu hattı projesinin onaylanmasından sonra başladı. İngiliz girişimciler tarafından finanse edilen inşaat da İngiliz mühendisler tarafından yönetildi. İnşaatın temel taşı, 21 Mayıs 1858 günü, kendisi bir Rus diplomat ve general olan o zamanki Riga Valisi Aleksándr Arkádıeviç Suvórov (1804 – 82) huzurunda atıldı. İstasyonun açılışı, 12 Ekim 1861 tarihinde yapıldı. Bu tarihten sonra Daugavpils (Letonya) ve ayrıca St. Petersburg (Rusya) ve Varşova (Polonya)’ya trafiğin başlamasıyla istasyon faaliyete geçti. İlk istasyon binası, terminal istasyonu olarak düzenlenmiş ve Rigalı mimar Johann Daniel Felsko (1813 – 1902) tarafından yapılan iki katlı küçük bir binaydı. Demiryolu tesislerine ek olarak, bina bir telgraf ofisi, bir postane ve bir polis karakoluna da evsahipliği yapıyordu. (Riga Tren İstasyonu hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 4)

     14 Ekim 1862 tarihinde Riga Politeknik Enstitüsü kuruldu.  Bu eğitim kurumu, günümüzde Riga Teknik Üniversitesi (Let. Rīgas Tehniskā Universitāte) adıyla eğitim faaliyetini sürdürüyor ve bizim Çanakkaleli Emir de orada okuyor. (Riga Teknik Üniversitesi hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 13)

     1867 yılında Riga’nın nüfûsu ilk kez 100 bin barajını aşıyor: 102 bin 590 kişi.

     1868 yılında Rus asimilasyon çabalarına karşı Riga Letonya Birliği kuruldu. Ardından 1873’te düzenlenen ilk Letonca şarkı festivali, Neo- Letonyalılar’ın milliyetçi hareketlerinin ilk kıvılcımlarıydı.

     1869 yılında Riga Şehir Sanat Galerisi, aynı yıl ayrıca Letonya Ulusal Tarih Müzesi kuruldu. Bir yıl sonra, 1870’te Sanat Derneği kuruluşunu ilan etti.

     1876 – 84 yılları arasında Doğum Katedrali (Riga İsa’nın Doğumu Ortodoks Katedrali) inşâ edildi. (Doğum Katedrali hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 6)

     1878 yılında Rusya’nın Riga için hazırladığı “şehir özyönetim kanunu” yürürlüğe girdi. Riga bir nevi özerkliğe sahipti.

     Yoksulluğun artması ve sosyal sorunların çoğalması nedeniyle Riga’daki ilk işçi grevleri 1870’li yılların sonunda vuku buldu. Özellikle 1899 yılındaki işçi ayaklanması çok şiddetliydi ve bu hadise, şehirdeki sosyaldemokrat hareketin temellerini attı.

     1881 yılında Riga’nın nüfûsu, 169 bin 329 kişi. Şehir nüfûsunun % 33’ü Leton, % 30’u Alman, % 19’u Rus ve % 8, 5’i de Yahudî.

     1883 yılında Riga Rus Tiyatrosu kuruldu. 1887’de ise Azîz Paul Lutheryan Kilisesi inşâ edildi.

     Riga’da 1891 yılına kadar resmî dil Almanca idi. Ancak Rusya İmparatorluğu’nun “Letonya, Polonya, Finlandiya ve Rusya dahil olmak üzere Rus İmparatorluğu’nun Rus olmayan bölgelerinin Ruslaştırılması” politikasının bir parçası olarak, Baltık eyaletlerinde resmî dil, bu tarihte aldığı karar uyarınca artık Rusça olacaktı. Böylece, 1891’de resmî dil Rusça oldu.

     1895 yılında Riga’da Kutsal Üçlü Ortodoks Kilisesi inşâ edildi.

     1897 yılında Riga’nın nüfûsu, 200 bin barajını da aşıyor: 282 bin 943 kişi. Şehir nüfûsunun % 45’i Leton, % 23, 8’i Alman, % 16, 1’i Rus, % 6’sı Yahudî, % 4, 8’i Leh, % 2, 3’ü Litvan ve % 1, 3’ü de Eston.

     Dünyanın anasının ağladığı 20. yüzyıla sanayi işçisi sayısı bakımından Moskova ve St. Petersburg’dan sonra Rusya’nın üçüncü büyük şehri olarak giriyor Riga. Ayrıca bu dönemde genel olarak da Riga, Moskova, St. Petersburg, Varşova ve Odessa’dan sonra imparatorluğun beşinci büyük şehriydi. Ancak Rusya İmparatorluğu’nun ekonomik krizi nedeniyle Riga’nın ekonomik gelişimi durdu ve bu durum Rusya – Japonya Savaşı (1904 – 05) nedeniyle daha da kötüleşti.

     1903 yılında Riga’da Ticaret Okulu kuruldu.

     1904 yılında Letonya Sosyaldemokrat İşçi Partisi (Let. Latvijas Sociāldemokrātiskā Strādnieku Partija) kuruldu ve bu parti, 1905 Rus Direnişi’nin Riga’daki ana merkezlerinden biriydi. Kentin hızlı biçimde sanayileşmesinin yol açtığı bu ayaklanma, sosyalist bir akımın boy göstermesine yol açmıştı. Devrim hareketi, 13 Ocak 1905’te Rus ordusu tarafından bastırıldı.

     1905 yılında Letonya Ulusal Sanat Müzesi (Let. Latvijas Nacionālais Mākslas Muzejs) kuruldu.

     1906 yılında Riga Merkez Kütüphanesi kuruldu, Riga Apollo Tiyatrosu açıldı ve Riga Yeni Azîz Gertrud Kilisesi inşâ edildi.

     1907 yılında Kutsal Üçleme Katedrali, 1909’da da Haç Kilisesi inşâ edildi.

     1908 yılına kadar Riga’da adetâ bir savaş hali vardı, ancak 1912’ye dek süren bir “gelişmiş güvenlik durumu” ilan edilmişti. Bu tür yerlerde sosyal patlamaların yaşanması doğaldı. Zirâ şehir hem hızlı bir ekonomik büyüme yaşamış, hem de Kuzey Avrupa’nın en büyük ekonomik merkezlerinden biri haline gelmişti. Siyasal ve ekonomik büyümeler, her toplumda sosyal sorunların da büyümesine yol açar ve şayet bu büyüme dengesi doğa ile uyumlu bir şekilde kontrol edilmez ve adaletli bir yönetim sağlanmazsa, sosyolojik anlamda ciddi problemler teşekkül eder. (Ne tespitti ama! Friedrich Nietzsche misin mübarek…)

     1912 yılında Riga Hayvanat Bahçesi açıldı.

     1913 yılında Riga’nın nüfûsu, ilk kez yarım milyon barajını aşıyor: 517 bin 500 kişi. 1914’te ise bu sayı 569 bin 100 kişiye ulaşıyor. Şehir nüfûsunun % 40’ı Leton, % 20’si Rus, % 13’ü Alman ve % 7’si de Yahudî. Buna karşılık küçük bir Leh ve Litvan azınlık da var. Ama “bizimkiler” henüz oraya gitmediği için, şehirde döner ve lahmacun dükkânı yok.

     1913 yılında, 1812 Savaşı’ndaki zaferin 100. yıldönümü anısına, Esplanāde adlı meydanda Rusya İmparatorluğu’nun başkomutanı General Mixaíl Bogdánoviç Barkláj-de-Tolli (1761 – 1818)’nin bir anıtı dikildi. Anıt, 2002 yılında restore edilmiştir. “Napolyon’un Rusya Seferi” olarak da bilinen 1812 Vatanseverlik Savaşı (Rus. Отечественная Война 1812 Года [Oteçestvennaya Vojna 1812 Goda]), Fransa İmparatoru Napolyon’un Rusya’yı işgal harekâtı ile başlayan ama Rusya’nın büyük bir zafer kazandığı, Napolyon’un ise ağır bir yenilgiye uğradığı savaştır. Bu savaşta Rusya ordusuna General Barkláj-de-Tolli komutanlık ediyordu.

     … ve I. Dünya Savaşı (1914 – 18)

     Savaş başladığında, Riga’da 372 fabrika ve 87.000 işçi vardı. Ürün değeri açısından kauçuk endüstrisi ilk sırada yer alırken, onu makine mühendisliği, kimya endüstrisi, tekstil endüstrisi, gıda ve eğlence endüstrisi, ahşap endüstrisi, metal işleme, madencilik, kâğıt endüstrisi, deri ve giyim endüstrisi izlemekteydi. O sıralar Rusya toprağı olan Riga’da bu tarihte şu ülkelerin konsoloslukları bulunuyordu: İsveç, Norveç, Danimarka, Almanya, İsviçre, Avusturya – Macaristan İmparatorluğu, İtalya, Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, Hollanda, İngiltere, İran, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Meksika, Brezilya ve benle Yaşar Gülen’in memleketi Arjantin.

     Riga’nın yükselişi ve hızlı büyümesi, Birinci Cihan Harbi nedeniyle aniden kesintiye uğradı. Şehir 1915’ten itibaren savaşta ön cephedeydi ve savaş ekonomisini sağlamak için yaklaşık 200.000 kişilik nüfûs (aileleriyle birlikte çalışanlar), silahlanma amacıyla Orta Rusya’ya sürüldü. Riga bir savaş kampı oldu. Halka açık yerlerde Almanca konuşmak yasaklandı ve Letonya tarihinde ilk kez bir Leton, Andrejs Krastkalns (1868 – 1939), Riga şehrinin belediye başkanlığına getirildi.

Savaş sürerken, Rusya’da jülyen takvimine göre 25 Ekim (miladî takvime göre 7 Kasım) 1917’de Ekim Devrimi ya da Bolşevik Devrimi olarak da adlandırılan Sosyalist Devrim gerçekleşti.

     Bütün dünyayı, özellikle de Avrupa kıtasını korkunç derecede etkileyen I. Dünya Savaşı tüm şiddetiyle sürerken, 1917 yılında Rusya’da devrimci bir hareket ortaya çıkmış, o dönemde Rusya’da kullanılan Jülyen takvimine göre 23 Şubat 1917 tarihinde Şubat Devrimi (Rus. Февральская Pеволюция [Fevralıskaya Revolyoçiya]) gerçekleşmişti. Bu devrim, Romanov Hanedanı (1613 – 1917)’nın ve Çarlık Rusyası olarak adlandırılan Rus İmparatorluğu (1721 – 1917)’nun çöküşüne, Rusya İç Savaşı (1918 – 22)’nın başlamasına ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) devletinin kurulmasına sebep olmuştur.

     Rusya’da vuku bulan Şubat Devrimi’nden sonra Letonya’da bu akımın etkisini taşıyan siyasî partiler de kuruldu. En önemlileri Letonya Bolşevikleri (Let. Latvijas Boļševiki), Letonya Menşevikleri (Let. Latvijas Menševiki) ve Letonya Köylü Birliği (Let. Latviešu Zemnieku Savienība) idi. Ancak Rusya’da Şubat Devrimi – Ekim Devrimi arasındaki geçiş sürecinde geçici hükûmetin başbakanı olan Aleksándr Fëdoroviç renskiy (1881 – 1970) hükûmetinin Letonya’nın kültürel ve siyasî özerkliğine tahammül edemeyeceği anlaşıldığında, Letonya Köylü Birliği kendisini Letonya’nın Almanya ve Rusya’dan tam devlet bağımsızlığı hedefine koydu. Özellikle İngiltere’den destek bulmaya çalıştı. Bu süreçte Almanlar ayrıca bir Birleşik Baltık Dükalığı (Alm. Vereinigtes Baltisches Herzogtum; Let. Apvienotā Baltijas Hercogiste) oluşturarak, Letonya’nın Rusya’dan Alman güdümünde bir bağımsızlığını sağlamanın çabasına girdiler.

     Savaş sürerken, Rusya’da jülyen takvimine göre 25 Ekim (miladî takvime göre 7 Kasım) 1917’de Ekim Devrimi (Rus. Октябрьская Rеволюция [Oktyabrıskaya Revolyuçiya]) ya da Bolşevik Devrimi (Rus. Большевистская Rеволюция [Bolışevistskaya Revolyuçiya]) olarak da adlandırılan Sosyalist Devrim gerçekleşti. Bundan sonra Bolşevikler’in Baltık ülkelerindeki egemenliği çok uzun sürmedi. O tarihlerde Çarlık Rusyası’nın yönetiminde olan Letonya, Rusya’da gerçekleşen 1917 Bolşevik Devrimi’yle birlikte Rus Çarı’nın devrilmesinin ardından, Riga, 3 Eylül 1917 tarihinde Alman İmparatorluğu’na bağlı 8. Ordu tarafından işgal edildi. Mart 1918’de de tüm Baltık toprakları Alman 8. Ordu tarafından ele geçirildi. Böylece çok uzun bir zamandır bu topraklardan çıkmış olan Alman devleti ve Alman ordusu, yüzyıllar sonra yeniden Letonya’da ve Riga’daydı.

     O sırada Letonya bu ülkenin bir parçasıydı ve haliyle Sosyalist Devrim’in etkisi Riga’da da hissedildi. 1917’nin sonunda, Riga’daki Letonya siyasî partileri Sosyaldemokratlar, Letonya Çiftçiler Birliği ve diğer bazı partiler birleşip Demokratik Blok’u kurdular.

     3 Mart 1918 tarihinde, Beyaz Rusya (Belarus)’nın Brest ilinin Brest – Litowsk ilçesinde, savaşı bitiren Brest – Litowsk Antlaşması imzalandı. Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti ile Alman İmparatorluğu (müttefikleri Avusturya – Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı Devleti ve Bulgaristan Krallığı dahil) arasında imzalanan bu barış antlaşmasına göre, Rusya, Letonya topraklarını Almanya’ya veriyordu. İmzalanan bu anlaşma, Letonya’da şok etkisi yarattı. (NOT: Brest – Litowsk Antlaşması, İttifak Devletleri’nin yenilmesi üzerine geçersiz kalmış bir barış antlaşmasıdır. Osmanlı Devleti’nin toprak kazandığı en son antlaşmadır.)

    12 Nisan 1918’de Vidzeme, Estonya, Saaremaa ve Riga Ortak Vatan Konseyi, Baltık Dükalığı’nı kurmaya karar verdi. 27 Ağustos’ta Almanya’nın başkenti Berlin’de Rusya’nın Estonya ve Vidzeme eyaletlerinden ferağat etmesi konusunda bir Alman – Rus anlaşması imzalandı ve 22 Eylül’de Almanya, Baltık Dükalığı’nın egemenliğini tanıdı. 23 Eylül’de Riga Demokratik Bloğu temsilcileri Oberosta yönetimine işgal öncesi Riga Belediye Meclisi’nin yeniden işleyişi talebinde bulundu. 19 Ekim’de Riga Demokratik Bloğu, hedefinin “Milletler Cemiyeti’nde (bugünkü BM) bağımsız, demokratik bir cumhuriyet olarak Letonya” olduğunu açıkladı, ancak 5 Kasım 1918’de Riga’da Birleşik Baltık Dükalığı ilan edildi.

     Bu arada beklenmeyen bir gelişme oldu: 11 Kasım 1918 tarihli “Almanya ile Mütareke” nedeniyle Almanya, Rusya ile arasındaki anlaşmalardan, “Letonya ve diğer Baltık devletlerini bağımsızlık iddiâsında bulunacak şekilde” vazgeçti. Birinci Cihan Harbi bittikten kısa bir süre sonra, 18 Kasım 1918’de Riga’daki Letonya Ulusal Tiyatrosu’nda, Letonya Halk Konseyi (Let, Latvijas Tautas Padome), başkenti Riga olan Letonya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ilan etti ve Kārlis Augusts Vilhelms Ulmanis (1877 – 1942) başkanlığındaki Letonya Geçici Hükûmeti’ni kurdu. Özgür Letonya’nın başkenti Riga’nın ilk belediye başkanlığına da Gustavs Zemgals (1871 – 1939) seçildi.

     700 yılı aşkın Alman, İsveç ve Rus yönetiminden sonra, böylece tarihte ilk kez bağımsız bir Letonya Cumhuriyeti ilan edilmiş oldu. 18 Kasım 1918.

Letonya’nın bağımsızlık ilanı, 18 Kasım 1918

     İngiltere, daha kurulmadan Letonya Cumhuriyeti’ni tanıdığını ilan etmişti. Almanya da tanıdığını kurulduktan bir hafta sonra, 26 Kasım’da duyurdu.

     Bunun üzerine yeni kurulan SSCB kuvvetleri Letonya’yı istilâ ettiler. Yeni kurulan Letonya Cumhuriyeti ülkesi, 1 Aralık 1918 tarihinde, henüz birkaç ay önce kurulmuş olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (Sovyetler Birliği) devleti tarafından işgal edilir.

     Fakat Letonya topraklarının çoğu halen Alman işgali altındaydı. O süreçte, üç farklı Letonya hükûmetinin olduğu söylenebilir: Moskova destekli Pēteris İvanoviç Stučka (1865 – 1932)’nın sosyalist hükûmeti, başlangıçta Letonya halkı arasında en büyük desteğe sahip olan kuvvetti. Diğer bir kuvvet olan, bağımsızlık ilan etmiş geçici hükûmetin başbakanı Kārlis Ulmanis’in burjuva hükûmeti ise, Dünya Savaşı’nın muzaffer Müttefik güçlerine bel bağladı ki Sovyet tehdidine karşı Almanya ve Estonya silah yardımına muhtaç idiler. Ancak Alman – Baltik azınlığın Ulmanis’e yönelik askerî darbesinden sonra, Andrievs Niedra (1871 – 1942)’nın başbakan olduğu üçüncü bir hükûmet kuruldu ve Alman askerî gücüne bağlı olarak çok kısa bir süre için var oldu.

     Letonya hükûmeti birçok sorunla karşılaştı: Birincisi; parası ya da iktidar aracı olmadığı için, ayakta durması Alman işgalci güçleriyle işbirliğine bağlıydı. İkincisi; Yahudî, Alman – Baltık ve Rus etnik azınlıkların temsilcileri bu devleti tanımadılar. Üçüncüsü; bağımsız devlet, Letonya nüfûsu arasında çok az destek gördü. Çünkü işçilerin çoğunluğu topraksızdı ve bunlar Rusya mahrecli Sosyalist ideolojinin fantezik söylemlerine kanarak, Bolşevikler’in halka toprağı dağıtmasını ve proletaryaya hükmetmesini umuyorlardı. Buna ek olarak dördüncüsü de; Sovyet işgal kuvvetleri esas olarak kendi Letonya tüfek alaylarından oluşuyordu.

     Başta bu yeni devleti tanıyan Almanya olmak üzere, destekleyen diğer kuvvetlerle birlikte, ülkeyi daha önce SSCB birliklerinden temizlemişlerdi. Ama ardından Letonya, SSCB tarafından 1 Aralık 1918 günü daha güçlü bir orduyla istilâ edildi. Daha önce belirttiğimiz gibi, Sovyet işgal kuvvetleri esas olarak Letonya tüfek alaylarından oluştuğu için, Sovyetler bu toprakları işgal ederken çok az direnişle karşılaştı. Letonya’yı işgal eden 22.000 kişilik bu Sovyet ordusuna bir Leton olan Jukums Vācietis (1873 – 1938) komutanlık ediyordu.

     Sovyet ordusu 7 Aralık 1918’de ülkenin kuzeydoğusundaki Alūksne kentini, 9 Aralık’ta ülkenin güneydoğusundaki ve ülkenin en en büyük ikinci şehri olan Daugavpils’i, 17 Aralık’ta ülkenin ortasındaki Pļaviņas’ı, 18 Aralık’ta kuzeyde Estonya sınırında yer alan ve önemli bir demiryolu kavşağı olan Valka’yı ve 23 Aralık’ta ülkenin ortasındaki Cēsis’i aldı. Ülkenin başkenti Riga ise Kızıl Ordu tarafından 3 Ocak 1919’da ele geçirildi.

     13 Ocak 1919 günü Sovyet Rusya’nın siyasî, ekonomik ve askerî desteğiyle, kısa adı LSPR olan Letonya Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti (Let. Latvijas Sociālistiskā Padomju Republika; Rus. Латвийская Cоциалистическая Cоветская Pеспублика [Latvijskaya Soçialistiçeskaya Sovetskaya Respublika]) ilan edildi. Ocak ayı sonunda Letonya Geçici Hükûmeti ve kalan Alman birlikleri, ülkenin güneybatı ucunda, Baltık Denizi kıyısında yer alan ve ülkenin üçüncü büyük şehri olan Liepāja’ya kadar çekildiler.

     Yurtdışına kaçamayan Letonya burjuva hükûmetinin üyeleri şimdi Liepāja şehrindeydiler ve topraklarının kaybedilmesiyle daha da kötü bir duruma düştüler. Hükûmet askerî olarak tamamen Almanya’ya bağımlıydı. Boş alanda Letonya birliklerini yükseltme girişimleri çok az başarılı oldu. Letonya silahlı kuvvetlerinin çoğu Baltık Almanlar’dan oluşuyordu ve ihtiyaçları da Almanya tarafından karşılanıyordu. Baltık Almanlar’ın siyasî temsilcileriyle Baltık Ulusal Komitesi arasında işbirliği girişimleri olumsuz neticelendi, çünkü bu, büyük toprak sahiplerinin mülkiyet haklarının tanınması anlamına gelecekti. İtilaf Devletleri’nin Letonya nüfûsu üzerindeki nüfûzunun bir etkisinin sonucu olarak, bunun yerine Almanya’ya karşı düşmanca bir çizgi seçildi. Aynı zamanda, Almanya dikkate alınmadan Batılı Müttefikler’den kredi talep edildi. Ancak hükûmetin dayandığı Batılı Müttefikler’in pratik yardımı çok sınırlı kaldı. Fon eksikliği nedeniyle, Başbakan Ulmanis, Litvanya, Danimarka, Estonya ve İsveç’ten kredi talep etmek için bu ülkelere tura çıkmak zorunda kaldı.

     Bu gezinin olumlu bir sonucu, 18 Şubat’ta Estonya topraklarında Letonya derneklerinin kurulması için yapılan bir sözleşmedir. Leton komutan ve siyasetçi Jorģis Zemitāns (1873 – 1928) komutasındaki bu birimler Almanya’dan bağımsızdı ve daha sonra Kuzey Letonya Tugayı’nı oluşturdular.

     3 Mart 1919 günü Alman ve Letonya kuvvetleri, Kızıl Letonya Tüfekleri’ne karşı bir karşı saldırı başlattı. 15 Mart’ta ülkenin ortasındaki Tukums, 18 Mart’ta da ülkenin güneyindeki Jelgava kenti Bolşevikler’den geri alındı.

     16 Nisan’da Baltık soyluları Liepāja’da bir darbe düzenlediler ve 17 Mayıs’ta Andrievs Niedra (1871 – 1942) başkanlığında bir kukla hükûmet kuruldu. Geçici ulusal hükûmet, Liepāja limanındaki İngiliz koruması altındaki “Saratov” adlı vapura sığındı.

     22 Mayıs 1919’da başkent Riga, Freikorps tarafından tekrar ele geçirildi ve şüpheli Bolşevik taraftarlara yönelik organize bir zûlüm başladı. Bu süreçte, Riga Jandarma Komutanlığı’na göre 174 kişi, yerel Sosyalist ve Komünist kaynaklara göre ise 4000 – 5000 arasında insan öldürüldü. Öldürülenlerin tamamı Sosyalist – Komünist, yani SSCB taraftarı. Aynı zamanda Ulmanis hükûmetine bağlı olan Kuzey Letonya Tugayı da dahil olmak üzere Estonya ordusu, Kuzey Letonya’daki Sovyet unsurlara karşı büyük bir saldırı başlattı. Haziran ortasına kadar Sovyet yönetimi, ülkenin en doğu ili olan Latgale’yi çevreleyen alana indirgendi.

     Tīreļpurvs’a yapılan ön saldırı 22 Mayıs’ta başlamıştı ve bu da başkent Riga’daki Daugava Nehri üzerinde yer alan muhteşem köprülerin aynı gün ele geçirilmesiyle sonuçlandı. Sovyet işgalcilere karşı Letonyalılar’ın kazandığı bu zafer ve 22 Mayıs 1919’da Daugava Nehri üzerindeki başkent Riga’nın ele geçirilmesi, daha sonra Letonyalılar tarafından “Brīnumi uz Daugavas” (Daugava’daki Mucize) olarak adlandırılacaktır.

     Riga’nın ele geçirilmesinden sonra Alman kuvvetleri Cēsis şehrine doğru ilerledi. Alman kuvvetlerinin amacı, zaten yenilmiş olan Sovyet Bolşevik kuvvetlerini yok etmek değil, Estonya ve Letonya askerî ve ulusal birimlerini ortadan kaldırarak Baltık’ta Alman üstünlüğünün kurulmasını gerçekleştirmekti. Estonya komutanı General Johan Laidoner (1884 – 1953), Almanlar’ın Gauja Nehri’nin güneyinde bir çizgiye çekilmesinde ısrar etti. Ayrıca Estonya 3. Ordu Birliği’ne de Gulbene Demiryolu İstasyonu’nu ele geçirmesini emretti.

     19 – 20 Haziran günlerinde 5000 kişilik Alman kuvvetlerinin Cēsis şehrine saldırısı başladı. 19 – 23 Haziran 1919 günlerinde vuku bulan Cēsis Savaşı (Est. Võnnu Lahing; Let. Cēsu Kaujas; Alm. Schlacht von Wenden)’nda 5000 kişilik Alman kuvvetleri, 6500 kişilik Estonya – Letonya kuvvetleri ile karşı karşıya geldi. Sonuç: Alman tarafında 274 ölü, yerli tarafta ise 123 ölü (110’u Eston, 13’ü Leton) ve 311 kayıp (281’i Eston, 30’u Leton).

     Müttefikler yine Almanlar’ın kalan birliklerini Letonya’dan çekmeleri konusunda ısrar etti ve 3 Temmuz’da Leton kuvvetlerinin Riga’ya gitmek üzere olduğu sırada Estonya – Letonya ve Alman kuvvetleri (Landeswehr – Freikorps) arasında ateşkes ilan edildi. Ateşkes hükümlerine göre, Ulmanis’in “meşrû” hükûmeti restore edilecekti. Ulmanis hükûmeti 8 Temmuz’da Riga’ya döndü ve Alman Landeswehr de Letonya Ulusal Ordusu’nun bir parçası oldu.

     Ancak Demir Bölümü Letonya’dan ayrılmadı. Bunun yerine bir düzineden fazla Freikorps biriminden bir Alman Lejyonu yaratıldı ve bu birimler Batı Rus Gönüllü Ordusu’na teslim edildi. Demir Bölümü toplamda 14.000’den fazla askeri, 64 uçağı, 56 topçu silahını ve 156 makineli tüfeği Rusya’ya nakletti. 5 süvarî birimi ve bir tarla hastanesi de nakledildi. Reform edilen Alman Ordusu’nun saldırısı daha sonra İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden ve Estonya zırhlı trenlerinden yardım alan Letonya Ordusu tarafından yenilgiye uğratıldı.

     28 Haziran 1919 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’in batısındaki Versay (Frsz. Versailles) kentinde Versay Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla Almanya’nın Baltık ülkelerindeki hakimiyeti de son bulmuş oldu.

     Yeni kurulan hükûmet, 6 Leton, 3 Alman – Baltık ve 1 Yahudî temsilcisinden oluşuyordu. Alman kuvvetleri ülkeyi mümkün olan en kısa sürede terketmeliydi. Letonya ordusu Müttefikler’in yardımıyla genişletildi ve tek bir komuta altında yeniden düzenlendi.

     Temmuz 1919’a gelindiğinde Letonya’nın doğu toprakları halen Sovyet işgali altındaydı. Lubān Gölü’nün kuzeyindeki doğu cephe hattı da Estonya ordusu tarafından işgal edildi.

     Batı Rus Gönüllü Ordusu’nun komutanı olan Rus komutan Pável Mihayloviç Bérmondt – Aválov (1877 – 1974), Letonya’nın üç tarihî bölgesinden biri olan batıdaki Kurlandiya (Let. Kurzeme) topraklarını Rusya’nın bir eyaleti ilan etti.

     Eylül 1919’un sonunda, Letonya Ordusu’nun yaklaşık 40.000 askeri vardı.

     Sovyet Rusya ile yapılan anlaşma nedeniyle Letonyalılar Eylül ayında doğu cephesinden güçlü birlikler getirebildiler. Bérmondt ile güç dengesi kabaca dengelendi. Bérmondt’un 8 Ekim’deki saldırısı sonucunda Letonya ordusu Daugavpils’in sağ kıyısına geri püskürtüldü ve Riga’yı ele geçirmek için harekete geçtiler. Müttefikler yeni devletin uygulanabilirliğini sorguladılar ve bunun yerine Bérmondt’u desteklemeyi düşündüler.

     Ancak askerî kriz aşıldı. Estonya’ya ait iki zırhlı trenin Riga’ya gelmesinden sonra savaş rûhu yükseldi. Müttefikler arasında Baltık Komisyonu kuruldu.

     Daugavpils Körfezi’ndeki İngiliz gemi topçularının yardımıyla Letonya ordusu 3 Kasım’da bir karşı saldırı başlattı ve bu da 11 Kasım’da Riga’nın batı banliyölerinin yeniden ele geçirilmesine yol açtı. 21 Kasım’da da Jelgava alındı.

     26 Kasım 1919’da Letonya Cumhuriyeti, Alman İmparatorluğu’na savaş bile ilan etti. Son Alman – Rus kuvvetleri 28 Kasım’a kadar Batı Letonya’dan atıldı.

     Letonya Bağımsızlık Savaşı’nın bazı bölümleri de Polonya – Sovyet Savaşı’nın, özellikle Daugavpils Savaşı’nın bir parçasıydı. Sovyet güçleri kısa süre içinde yeniden güçlendirilince, Letonya’nın doğu topraklarının bir bölümünü işgali altında tutan Polonya’dan yardım talep edildi. Polonya bu işbirliği teklifini kabul etti. 29 Aralık 1919’da Letonya’nın üç tarihî bölgesinden biri olan doğudaki Letgola (Let. Latgale) topraklarında ortak saldırı kararı alındı.

     3 Ocak 1920’de bir Leh komutan olan Polonya – Letonya Ortak Ordusu Başkomutanı Edward Śmigły – Rydz (1886 – 1941)’in emrinde yaklaşık 20.000 Leton asker ve 3 Leh (Polonyalı) birliği vardı. Sovyet güçleri piyade olarak sayıca azdı, fakat topçu sayıları daha fazlaydı.

     Polonya – Letonya Ortak Ordusu’nun beklenmedik şekilde hızlı ilerleyişi, Letonya’nın 3 Ocak 1920’de Daugavpils’i, 14 Ocak’ta Pıtalovo (Let. Pitalova) kentini, 21 Ocak’ta da Rēzekne’yi kontrol altına almasını sağladı. Letonya Sovyet Hükûmeti, 13 Ocak’ta kendisini feshetmek zorunda kaldı. Leton güçler 30 Ocak’ta Zilupe Nehri’ne kadar ulaştılar.

     1 Şubat 1920’de Letonya ile Sovyet güçleri arasında ateşkes yürürlüğe girdi. 12 Haziran’da da mahkumların ve mültecilerin karşılıklı değişimi konusunda anlaşmaya varıldı. Almanya ile olan resmî savaş durumu ise 15 Temmuz’da sona erdi.

     Uzun çatışmalardan sonra 11 Ağustos 1920 tarihinde başkent Riga’da Letonya – Sovyet Barış Anlaşması (Let. Latvijas—Krievijas Miera Līgums; Rus. Мирный Договор Между Россией и Латвией [Miriıy Dogovor Mejdu Rossiey i Latviey]) veya kısaca Riga Antlaşması (Let. Rygos Sutartis; Rus. Рижский Договор [Rijskiy Dogovor]) olarak anılan barış anlaşması imzalandı ve Letonya bağımsızlığını kazandı.

     12 Ekim 1920 tarihinde Polonya ile Sovyetler (Rusya / Ukrayna) arasında imzalanan barış antlaşması ile 18 Mart 1921’deki “Riga Barış Antlaşması”, bu iki antlaşma, Riga’nın sembolü olan ve siz sevgili okurlarımızı da gezdirdiğimiz Siyah Başlar Evi (Let. Melngalvju Nams) isimli ilginç binada imzalanmıştır. (Melngalvju Nams hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 14)

     29 Ağustos 1919 tarihinde Riga’da Devlet Kütüphanesi (Let. Valsts Bibliotēka) kuruldu. Günümüzde kısa dı LNB olan Letonya Millî Kütüphanesi (Let. Latvijas Nacionālā Bibliotēka) olarak adlandırılmış bulunan kütüphanenin binası, “Aydınlık Kalesi” (Let. Gaismas Pils) olarak da adlandırılıyor. (Letonya Millî Kütüphanesi hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 11)

     1920 yılında Riga’da Riga Sanatçılar Grubu kuruldu, Letonya Yabancı Sanatçılar Müzesi ve Dailes Tiyatrosu açıldı.

     Savaşların nasıl korkunç sonuçlarının olduğunu sanırım en iyi rakamlar anlatır: I. Dünya Savaşı öncesinde, 1913 yılında Riga’nın nüfûsu yarım milyonu aşmıştı, 517 bin 500 kişiydi. Dünya Savaşı’ndan ve müteakip Letonya Bağımsızlık Savaşı’ndan hemen sonra, 1920 yılında Riga’nın nüfûsu, sadece 185 bin 100 kişi. Şehir nüfûsunun yarısından fazlası yok oldu…

     Savaştan ve bağımsızlıktan sonra, Riga ve Letonya, ilgi odağını Rusya’dan Batı Avrupa ülkelerine kaydırdı. İngiltere ve Almanya, Letonya’nın en büyük ticaret ortakları olarak Rusya’nın yerini aldılar. Cumhurbaşkanı ile demokratik, parlamenter bir hükûmet sistemi kuruldu. Letonca, Letonya’nın resmî dili olarak kabul edildi. Letonya, Milletler Cemiyeti’ne kabul edildi.

     1921 yılında Riga Sanat Akademisi (Let. Latvijas Mākslas Akadēmija), 1922’de ise Letonya Üniversitesi Botanik Bahçesi kuruldu.

     Letonya’nın 1918 – 20 yıllarındaki bağımsızlık mücadelesinden sonra Büyük Alexander Meydanı’nın adı 1923 yılında Özgürlük Meydanı (Let. Brīvības Laukums) olarak değiştirildi. 1935 yılında ise meydanın ortasına, 1918 – 20 bağımsızlık savaşında hayatını kaybedenlerin anısına Özgürlük Anıtı (Let. Brīvības Piemineklis) dikildi. 42 m yüksekliğinde, granit, traverten ve bakırdan yapılan bu anıt, Letonya’nın özgürlüğünün, bağımsızlığının ve egemenliğinin önemli bir sembolü olarak kabul edilir. 1918 – 20 Letonya Bağımsızlık Mücadelesi’nde hayatını kaybedenleri anmak amacıyla dikilmiştir. (Özgürlük Meydanı ve Özgürlük Anıtı ile ilgili geniş bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 7)

     1928 yılında Riga’nın ilk havalimanı olan Spilve Havaalanı hizmete girdi.

     1930 yılında Riga Merkez Pazarı (Let. Rīgas Centrāltirgus) hizmete girdi. 90 yıldır halka gıda hizmeti sunan bu pazar, halihazırda hem Riga’nın, hem Letonya’nın, hem Baltık’ın hem de tüm Avrupa’nın en büyük gıda pazarıdır. (Riga Merkez Pazarı hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 16)

1930 yılında Riga Merkez Pazarı hizmete girdi. 90 yıldır halka gıda hizmeti sunan bu Pazar, halihazırda hem Riga’nın, hem Letonya’nın, hem Baltık’ın hem de tüm Avrupa’nın en büyük gıda pazarıdır.

     1930 yılında Riga’nın nüfûsu, 377 bin 900 kişi. Yarısı erkek yarısı dişi. Gıda pazarı açıldı ya, esnaf götürüyor işi. Henüz Euro yok tabiî, Lat ile yapıyorlar alışverişi.

     1932 yılında Letonya Etnografya Açık Hava Müzesi (Let. Latvijas Etnogrāfiskais Brīvdabas Muzejs) açıldı.

     2 – 7 Mayıs 1937 günlerinde Letonya’nın başkenti Riga, FIBA Avrupa Basketbol Şampiyonası’na evsahipliği yaptı. 8 ülkenin millî takımının mücadele ettiği bu turnuvaya, evsahibi Letonya’nın yanısıra Estonya, Litvanya, Polonya, Çekoslovakya, Fransa, İtalya ve Avrupa ülkesi olmadığı halde Mısır katılmıştı. Avrupa Şampiyonu, komşu ülke Litvanya oldu. (GÖNÜLDAŞLARIMIZ İÇİN İLGİNÇ BİR BİLGİ NOTU: Baltık ülkelerinde en popüler spor dalı, futbol değildir. En popüler spor, Letonya ve Litvanya’da basketbol, Estonya’da kayak ve buz hokeyidir.)

     1940 yılında Riga’nın nüfusu, 353 bin 800’lerde geziyor. Yarısı basket oynuyor yarısı ski yapıyor. Fakat bu güzel hayat fazla sürmüyor, çünkü Ruslar kısa süre sonra Letonya’yı tekrar işgal ediyor.

     … ve II. Dünya Savaşı (1939 – 45)

     Naziler Almanya’da iktidara geldiğinde, Letonya sadece doğudan Sovyetler Birliği’nin yeni ortaya çıkan hegemonik akımları tarafından tehdit edilmiyordu, aynı zamanda batıdan Almanya tarafından da tehdit altındaydı. Almanya, daha önce Rus İmparatorluğu’nun bir parçası olan toprakların ilhak edilmesini talep ediyordu. Ancak daha sonra Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler (1889 – 1945) ve Sovyet Rusyası lideri İósif Vissariónoviç dse Cuğaşvili Stálin (1878 – 1953) arasında 23 Ağustos 1939 tarihinde Moskova’da imzalanan Alman – Sovyet Saldırmazlık Paktı’nda, iki diktatörlük, Baltık devletlerinin ve dolayısıyla Letonya’nın da Sovyet etki alanına gireceği konusunda anlaştı.

     1939 sonbaharında, Baltık topraklarındaki Alman kökenli sakinler, Alman İmparatorluğu tarafından “fethedilen” Warthegau’ya iskan ettirildi. Polonya, Almanya tarafından uluslararası hukuka aykırı olarak ilhak edildi. 17 Haziran 1940’ta Sovyet tankları Riga sokaklarına girdi ve şehri işgal etti. Sovyetler, Riga’daki bütün köprülere, spota ve yayın ofislerine el koydu. Üç gün sonra, Letonya Cumhurbaşkanı Kārlis Ulmanis, göreve başlamış olan Sovyet yanlısı bir hükûmeti onaylamak zorunda kaldı.

Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler ve Sovyet Rusyası lideri İósif Vissariónoviç dse Cuğaşvili Stálin arasında 23 Ağustos 1939 tarihinde Moskova’da imzalanan Alman – Sovyet Saldırmazlık Paktı’nda, iki diktatörlük, Baltık devletlerinin ve dolayısıyla Letonya’nın da Sovyet etki alanına gireceği konusunda anlaştı.

     14 – 15 Temmuz 1940’ta, Letonya ve diğer Baltık ülkelerinde hileli seçimler yapıldı. Herşey o kadar komikti ki, örneğin oy pusulalarında aşağıdaki talimatlar yer alıyordu: “Oy sandığına sadece Letonya Çalışan Halk Bloku’nun konulması gerekiyor.” İddiâ edilen seçmen katılım oranı % 97, 6 idi. Daha komiği ise, seçim sonuçlarının tamamı, seçim daha bitmeden 12 saat önce Moskova’da televizyondan yayınlandı.

     SSCB, Letonya’yı bir Sovyet Cumhuriyeti (Letonya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti) yaptı ve özellikle eğitimli ve mülkiyet burjuvazisinden ve siyasî elit olan Letonlar’ı Sovyetler Birliği’nin içlerine sürdü. Riga ve Letonya üzerindeki kontrolünü tekrar ele geçiren Sovyet güçleri, tam bir “terör rejimi” uyguladı. Riga’da kısa adı KGB olan Sovyet gizli servisi Devlet Güvenlik Komitesi (Rus. Комите́т Госуда́рственной Безопа́сности [Komitét Gosudárstvennoj Bezopásnosti])’nin karargâhı açıldı.

     Büyük sürgünler başladı. Eski Letonya hükûmetinin liderleri de dahil olmak üzere yüzlerce insan tutuklandı. En kötü şöhretli sürgün, 13 – 14 Haziran 1941’de, Letonya’nın son yasal hükûmetinin beşte birini de içeren 15 bin 600 erkek, kadın ve çocuğun sürgün edilmesiydi.  

     Ancak kısa bir süre sonra, 1 Temmuz 1941’de Nazi Almanyası Letonya’yı işgal etti. İki gün önce, 29 Haziran’daki Wehrmacht saldırısında top ateşi sırasında Riga Azîz Peter Protestan Lutheryan Kilisesi ateşe verildi. Çıkan büyük yangın, kilise kulesinin tekrar çökmesine neden oldu. Ayrıca kilisenin çok değerli olan ve 1596’da yapılmış bronz şamdanı da yandı bitti kül oldu.

     Nazi Almanyası’nın egemenliği altındayken, Riga’da esir kampı Stalag 350 (tam adı Stammlager 350) kuruldu. Naziler’in Sovyet savaş esirlerine karşı işledikleri suçlar kapsamında pekçok kişi burada öldürüldü. 350 numaralı bu Stalag esir kampı, 1941 yazından Ağustos 1944’e kadar faaliyet yürüttü. Toplam 6 bölümden oluşan kampın diğer bölümleri Jelgava ve Salaspils’te idi. Tüm Stalag 350 kompleksinde 1941 kışında 35.000 asker esir tutuldu. Ölüm ve Nazi işgal topraklarına sürgün ile bu sayı daha sonra azaldı. Savaştan sonra kamp bu kez tam tersi, Nazi savaş esirlerinin kampı olarak Sovyet ordusu tarafından kullanılmaya başlanmıştı. 1969’da Letonya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti hükûmeti kararıyla eski kampın bulunduğu yere bir anıt yapıldı. 2004 yılında, Salaspilser otoritesi kampın güney kesiminde anıtın hemen yakınında konutlar inşâ etmeye izin verdi. Kazı çalışmalarında ortaya çıkan esir kalıntıları ve kemikler daha sonra inşaat faaliyetlerinin kuzeye kaymasına neden oldu.

     1941 yılından 1944’e kadar olan Alman işgali sırasında Riga, Letonya Genel Bölge Komiseri Otto-Heinrich Drechsler (1895 – 1945)’in idarî yönetim merkeziydi. Başlangıçta Kaunas’ta kurulan Reichskommissariat Ostland da ofisleri ile burada bulunuyordu. 1933’te yaklaşık 44.000 olan Yahudiî nüfûsu için Temmuz 1941’den itibaren Riga’da Maskavas mahallesinde bir Yahudî gettosu oluşturuldu. Buna ek olarak, Alman İmparatorluğu topraklarından (Berlin, Hannover, Köln ve Viyana) ve Alman işgali altındaki Çekoslovakya’dan (Theresienstadt toplama kampından) trenle sınırdışı edilen Yahudîler vardı. 1941 – 44 yılları arasındaki üç sene boyunca, Biķernieki Ormanı’ndaki katliâmlarda yaklaşık 20.000 Yahudî, 10.000 savaş esiri ve 5.000 direnişçi öldürüldü. 30 Kasım – 9 Aralık 1941 arasında da Rumbula Ormanı’nda yaklaşık 27.500 Yahudî öldürüldü.

     Savaş sırasında Riga’da sadece savaş koşulları (metal endüstrisi, deri işleme, ahşap işleme) için gerekli olanları üreten endüstriler geliştirildi.

     13 Ekim 1944’te Kızılordu tekrar Letonya ve Riga’ya girdi. Sovyetler, bu toprakları Almanlar’dan geri aldılar ve bu kez onlar işgal ettiler. Geri çekilme sırasında Almanlar kentte stratejik olarak önemli nesneleri havaya uçurdular; köprüler, enerji santralleri, depolar, su şebekeleri, hepsi havaya uçuruldu.

     Kısa adı SSCB veya Sovyetler Birliği olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (Rus. Союз Советских Социалистических Республик [Soyuz Sovetskih Soçialistiçeskih Respublik]) bünyesinde federal bir devlet olarak, dört yıl sonra 1944 yılında Letonya topraklarında kısa adı LSSC olan Letonya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (Let. Latvijas Padomju Sociālistiskā Republika) yeniden kuruldu.

     İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra benzer sürgünler tekrarlandı. Aynı acıları Baltık toplumuna ve Leton halkına bu sefer Sovyetler yaşattı. Stalin tarafından binlerce Letonyalı – Yahudîler de dahil – Sovyet içlerine sürgün edildi. Birçok Letonyalı Sibirya’ya ve Sovyetler Birliği’nin diğer bölgelerine sürüldü. Baltık ülkelerinden kitlesel sürgünün toplamı 131 bin 500 kişidir.

     İkinci Cihan Harbi’nin sona erdiği 1945 yılında Riga’nın nüfûsu, 228 bin 200 kişi. Letonya bağımsızlığını yitirmiş, Sovyetler Birliği’nin bir parçası olmuştur.

     14 Şubat 1946’da Riga’da Letonya Bilimler Akademisi (Let. Latvijas Zinātņu Akadēmija) kuruldu. Aynı yıl şehirde Dinamo Riga adlı buz hokeyi takımı da kuruldu.

     1950 yılında kısa adı RSU olan Riga Tıp Üniversitesi (Let. Rīgas Stradiņa Universitāte) kuruldu.

     1950 yılında Riga’nın nüfûsu, 482 bin 300’den biraz azi. Yarısı şehit yarısı gazi. Sosyalist ideolojinin gereği olarak, komünal biçimde kullanılıyor bütün arazi.

     1954 yılında Riga’da “Letonya Televizyonu” (Let. Latvijas Televīzija) kuruldu.

     1955 yılında Riga’nın nüfûsu tekrar yarım milyon barajını aşıyor: 566 bin 900 kişi.

     1956 yılında Riga Havacılık Müzesi (Let. Rīgas Aviācijas Muzejs) kuruldu.

     21 Temmuz 1957’de Daugava Nehri üzerindeki Taş Köprü (Let. Akmens Tilts) açıldı. 1955 – 57 yılları arasında inşâ edilen bu köprü, Sovyet dönemine ait bir üründür ve ilk açıldığında ismi Ekim Köprüsü (Let. Oktobra Tilts) idi. 1992 yılına kadar da bu ismi taşıyordu. Letonya’nın 1991 yılındaki bağımsızlığından sonra 1992’de ismi Taş Köprü (Let. Akmens Tilts) olarak değiştirildi. Toplam 503 m 12 cm uzunluğunda olan köprünün genişliği 27 m 50 cm’dir. Köprünün her iki yanında 3 m 50 cm genişliğinde kaldırımlar bulunuyor. Üzerinden tramvay, troleybüs, otobüs ve otomobiller geçiyor. (Taş Köprü’nün fotoğraflarını görmek ve detaylı bilgi edinmek için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 11)

     1958 yılında TTT Rīga adlı kadın basketbol takımı ile BK VEF Rīga adlı erkek basket takımı kurulur. Ayrıca aynı yıl şehirde Daugava Stadyumu adlı futbol stadı da inşâ edilir.

     1959 yılında Riga’nın nüfûsu, 580 bin 400 kişi. Bu sayı 1965’te 665 bin 200’e yükseliyor.

     1964 yılında Riga’da otobüs terminali kuruldu ve Riga’dan diğer şehirlere şehirlerarası otobüs seferleri başladı.

     1965 yılında, Riga Tren İstasyonu’nun karşısına, şehrin sembollerinden biri olan Saat Kulesi (Let. Pulkstenis) dikildi. Bu saat kulesi, aynı zamanda istasyonun su temin sistemi için bir su kulesi olarak görev yapıyor. Kulenin meydana ve caddeye bakan saat yüzü, 1970’lerin sonunda 1600 lambadan oluşan elektronik bir ekrânla değiştirildi. 2000 yılından itibaren istasyon kompleksi tekrar modernize edildi. Yeniden açılış ise 16 Ağustos 2001’de gerçekleştirildi. 2002 – 03 yılları arasındaki yeniden genişletme ve modernizasyon çalışmaları esnasında Saat Kulesi de yeniden inşâ edilmiştir. Saat Kulesi’nin yüksekliği 43 m’dir. Kulenin üzerinde ışıklarla şehrin ismi olan RĪGA yazmaktadır. Bu yazının yazılıp ışıklandırıldığı lambalar 4 m 20 cm uzunluğundadır ve onlarla birlikte hesaplandığında kulenin toplam yüksekliği 46 m olarak kabul edilir. (Saat Kulesi ile ilgili geniş bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 4)

     1969 yılında Riga’da “Ekim”, “Lenin” ve “Leningrad” isimli mahalleler kuruldu.

     1970 yılında Riga’nın nüfûsu, 731 bin 800 kişi. Bu sayı 1975’te 795 bin 600’e, 1979’da ise 835 bin 500’e yükseliyor. Fakat şehir nüfûsunun sadece % 40’ı Leton’du.

     Riga’nın endüstrisi özellikle 1950 – 70 yılları arasında hızla iyileşti. Eski Rus Çarlığı döneminden sonra Riga’da hayatta kalan büyük fabrika binalarının hepsi Sovyet döneminde tekrardan kullanıldı. Sanayinin gelişmesiyle birlikte, Riga nüfûsu hızla büyüdü. Hatta Dünya Savaşı’ndan hemen sonra buranın insanları Sovyetler’in değişik bölgelerine zorla göç ettirilirken, 1960’lı yıllardan başlayarak tersine ama gönüllü bir göç yaşandı ve Sovyetler’in değişik bölgelerinden insanlar Letonya’ya ve Riga’ya göç etmeye başladılar. SSCB’nin farklı yerlerinden gelen göçmenler ile şehir büyüdü. Sovyet döneminde Riga, Letonya’nın merkezi olarak güçlendi. Zorla sanayileşme ve çok sayıda Letonyalı olmayanın diğer Sovyet cumhuriyetlerinden Riga’ya büyük ölçekli göçü, Riga’nın demografik yapısını değiştirdi. Purvciems, Zolitūde ve Ziepniekkalns gibi yüksek yoğunluklu apartmanlar, şehir merkezine elektrikli demiryollarıyla bağlanan yollar yapıldı. (Bi de qomûnistleri beğenmiyor, Stalin, Kruşçev ve Brejnev’e “diktatör” diyorsunuz! Yaw adamlar yol yapdı yol…)

     1972 yılında Andrejs Upīts Anıt Müzesi (Let. Andreja Upīša Memoriālais Muzejs) kuruldu.

1974 yılında Riga Uluslararası Havaalanı hizmete açıldı

     1974 yılında Riga Uluslararası Havaalanı (Let. Rīgas Starptautiskā Lidosta) hizmete açıldı. IATA kodu RIX, ICAO kodu da EVRA olan Riga Uluslararası Havaalanı, şehir merkezinin 13 km batısında, Mārupe belediyesinde yer alıyor ve deniz seviyesinin 10 km üzerinde kurulmuş bir havalimanı. Günümüzde Letonya ve hatta tüm Baltık Ülkeleri’nin en büyük havaalanıdır. Ekim 1965 – Ekim 1974 tarihleri arasında inşâ edilen ve 1974 yılında hizmete açılan ve tek terminali bulunan havaalanının genişlik ve uzunluğu, 18 / 36 yönünde 3200 m × 45 m asfalttır. Günümüzde havaalanından / havaalanına 30 ülkede 76 noktadan / noktaya yıllık ortalama 83 bin uçuş gerçekleşmekte. Bu uçuşlar da yıllık ortalama 7 milyon yolcu ve 28 bin ton yüke tekabül ediyor. Ekim 1974’te en büyük Rus (Sovyet) havayolu şirketi Aeroflot (Аэрофлот) hâkimiyetinde açılan havaalanında 1975 yılında II – 18 ve Tu – 134 A uçakları ile ilk düzenli yolcu hizmetleri başladı. (Riga Uluslararası Havaalanı ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 3)

     1977 yılında Daugava Nehri üzerindeki Ada Köprüsü (Let. Salu Tilts) açıldı.

     1981 yılında Daugava Nehri üzerindeki Asmalı Köprü (Let. Vanšu Tilts) açıldı. 17 Temmuz 1981 tarihinde açılışı yapılarak hizmete giren köprü, ilk yapıldığında, dünyaca ünlü Rus yazar Maksím Górıkiy veya gerçek ismiyle Alekséy Maksímoviç Peşkóv (1868 – 1936)’un ismi verilmişti, “Górıkiy Köprüsü” (Let. Gorkija Tilts) adını taşıyordu. İlk açıldığında, Avrupa’daki en uzun köprüydü. Letonya’nın bağımsızlığından sonra ismi Asmalı Köprü yapıldı. Köprünün toplam uzunluğu 625 m, genişliği 28 m 40 cm, yüksekliği 109 m’dir. İki asması arasındaki mesafe ise 312 m’dir. Dünyanın en uzun açıklığına sahip tek düzlemli kabloları bulunan yegâne pilon eğimli köprüsüdür. Üzerinde karayolu trafiği gerçekleşmekte. Köprünün diğer tarafı nehir üzerindeki Ķīpsala Adası üzerinden geçmekte. (Asmalı Köprü ile ilgili geniş bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 11)

     1985 yılında Krisjanis Barons Anıt Müzesi (Let. Krišjāņa Barona Memoriālais Muzejs) kuruldu.

     1985 yılında Riga’nın nüfûsu, 883 bin kişi. Bu sayı 1987’te 900 bin 300’e, 1990’da ise 909 bin 195’e yükseliyor. Fakat şehir nüfûsunun sadece % 36, 5’i Leton’du.

     Sovyetler Birliği’nde 1985 yılında iktidara gelen Mihail Sergeeviç Gorbaçëv (1931 – halen hayatta)’in başlattığı, “Glasnostı” (Açıklık) ve “Perestroyka” (Yeniden Yapılanma) denilen ve 6 yıl sürecek reformların ardından Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) resmen dağılma sürecine girecektir.

     Ocak 1986’da Riga’da Daugava Nehri üzerindeki Zaķusala (Tavşan) isimli adanın üstünde yer alan Riga Radyo ve Televizyon Kulesi (Let. Rīgas Radio un Televīzijas Tornis) inşâ edildi ve hizmete başladı. 1979 yılında yapımına başlanan kule, 1989’da tamamlanmıştır. Kulenin ana gövdesi 97 m, çatı yüksekliği 222 m, toplam yüksekliği ise 368 m 50 cm’dir. İçinde yukarıya inilip çıkılan 4 tane asansörü vardır. Kırmızı renkte ve muhteşem güzellikte bir mimarisi olan bu yapı, halihazırda Letonya’nın en yüksek binası, tüm Avrupa’nın da üçüncü en yüksek televizyon kulesidir. (Riga Radyo ve Televizyon Kulesi hakkında geniş bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 15)

     14 Haziran 1987’de Riga’da büyük bir anma gösterisi düzenlendi. Halk, 1941 Sürgünü’nde hayatını kaybeden veya izlerinden haber alınamayan kurbanları andılar.

     1987’de Riga’da Eczacılık Müzesi (Let. Farmācijas Muzejs), 1988’de Riga Sinema Müzesi (Let. Rīgas Kino Muzejs), 1989’da Arsenāls adlı güzel sanatlar müzesi, aynı yıl Dekoratif Sanatlar ve Tasarım Müzesi (Let. Dekoratīvās Mākslas un Dizaina Muzejs), yine aynı yıl Riga Motor Müzesi (Let. Rīgas Motormuzejs), 1990’da da Letonya Kültür Akademisi kuruldu.

     Sovyetler Birliği’ndeki “Glasnostı” (Açıklık) ve “Perestroyka” (Yeniden Yapılanma) reformlar sürecinde, Sovyet rejimine karşı kitlesel gösteriler, Letonya’da da bağımsızlık hareketi başladı. Letonya’da bağımsızlık yanlısı siyasî hareketler, kısa adı LTF olan Letonya Halk Cephesi (Let. Latvijas Tautas Fronte), kısa adı LZP olan Letonya Yeşiller Partisi (Let. Latvijas Zaļā Partija) ve kısa adı LNNK olan Letonya Ulusal Bağımsızlık Hareketi (Let. Latvijas Nacionālās Neatkarības Kustība), 18 Mart 1990 tarihinde Letonya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (LPSR) Yüksek Sovyeti’nde seçimler yaparak, birleşik Letonya Halk Cephesi’ni kurdular ve iktidar oldular. Sovyet yanlısı Eşit Haklar (Let. Līdztiesība), muhalefette kaldı. 

     4 Mayıs 1990 tarihinde, daha sonra Letonya Cumhuriyeti Yüksek Konseyi adını alacak olan Letonya Sovyet Yüksek Konseyi, Letonya’nın bağımszılığını ilan etti ve SSCB’den ayrılmaya karar verdi. SSCB devleti bu kararı tanımadı ve Sovyet Federal Cumhuriyet Anayasası’na aykırı olduğunu bildirdi. Sonuç olarak Letonya ile Sovyetler arasındaki ilişkiler koptu ve durum gerginleşmeye başladı.

     Sovyet yanlısı güçler Letonya’da şiddeti tırmandırmaya ve iktidarı ele geçirmeye çalıştı. Aralık 1990’da bir dizi bombalama olayları gerçekleşti. Okuduğunuz bu yazıyı yazdığım tarihten beş ay önce ölen SSCB Mareşali Dmítriy Timoféeviç Yazov (1924 – 2020), ordunun ilk dört bombalamadan direk SSCB ordusunun sorumlu olduğunu, diğer bombalamaların faillerinin bilinmediğini, komünist basının Letonyalı milliyetçileri suçladığını ancak bu suçların gerçeği yansıtmadığını açık açık itiraf etti.

     Letonya’daki bağımsızlık yanlısı gösteriler devam edince, SSCB hükûmeti ve diğer Sovyet yanlısı gruplar, Letonya’da SSCB Cumhurbaşkanı Mihail Gorbaçëv’e sınırsız yetki verecek bir “Olağanüstü Hal” (OHAL) ilan edilmesi ve “Baltık Cumhuriyetleri’nde düzeni uygulamak için askerî güç kullanılması yetkisi” tehdidinde bulundu. Ondan sonra Sovyet birlikleri, kısa adı OMON olan Sovyet Özel Amaçlı Mobil Birimi (Rus. Oтряд Mобильный Oсобого Hазначения [Otryad Mobilınıy Osobogo Naznaçeniya]) birimleri ve KGB kuvvetleri Letonya’ya yerleştirildi. 23 Aralık 1990’da Jūrmala kentinde büyük bir KGB muharebe grubu ortaya çıktı. Bir darbe olacağı ve bir diktatörlüğün kurulacağı söylendi. SSCB Dışişleri Bakanı Eduard Amvrosieviç Şevardnadze (1928 – 2014), 20 Aralık 1990’da istifa edip bir diktatörlüğün geldiğini belirterek bu söylentileri doğruladı.

     1 Ocak 1991’de OMON birimleri, Letonya’nın ulusal matbaası olan Basın Evi (Let. Preses Nams)’ı ele geçirdi ve olayı belgeleyen polis memurlarına da saldırdı. Sovyet Yüksek Konsey, Basın Evi’nin Letonya Komünist Partisi adına “yasadışı bir eylem” olarak kabul edilmesini resmen kabul etti. Halk Cephesi, Komünist Parti binasında protesto gösterileri düzenledi. Basın Evi’nin yalnızca komünist propaganda için kullanılmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. 4 Ocak günü OMON birimleri, Vecmīlgrāvis kentinde telefon santralini ele geçirdi. Bunun nedeni, OMON’un kullandığı telefon hatlarının kesilmiş olmasıydı. Daha sonra OMON, İçişleri Bakanlığı’nı da ele geçirdi, Bu arada Sovyet ordusu harekete geçti ve aynı gün Riga’ya bir Sovyet istihbarat birimi geldi.

     7 Ocak’ta Mihail Gorbaçëv’in emirlerini takiben Dmítriy Yazov, Letonya da dahil olmak üzere Sovyetler Birliği’nin çeşitli cumhuriyetlerine komando birimleri gönderdi. 8 Ocak’ta SSCB Savunma Bakanlığı kıdemli yetkilileri gizlice Riga’ya geldi. 9 Ocak’ta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hükûmeti, Baltık devletlerine ek bir SSCB kuvveti gönderillmesini kınayan bir bildiri yayınladı. 10 Ocak’ta ise SSCB Başkanı Gorbaçëv, Litvanya Cumhuriyeti Parlamentosu’na, yeni kabul edilen tüm anayasal eylemlerin yürürlükten kaldırılmasını talep eden bir ültimatom gönderdi.

     11 Ocak 1991 günü Sovyet ordusu, Letonya’nın komşusu Litvanya’ya bir saldırı başlattı. Aynı gün, Baltık Bölgesi Askerî Konseyi toplanarak, Sovyet subaylarını ve askerî öğrencileri makinalı tüfeklerle silahlandırmaya karar verdi. Riga sokaklarında Sovyet birlikleri ve zırhlı araçların açık hareketi görüldü. Aynı gün, Letonya’nın başkenti Riga’da, SSCB işgal birliklerine katılan Letonyalı gençlere yönelik Esplanāde (Meydan)’da düzenlenen protesto mitingine yaklaşık 6000 kişi katıldı.

     12 Ocak’ta Letonya Halk Cephesi,  Litvanya’daki Sovyet kuvvetlerinin Vilnius TV Kulesi (Litv. Vilniaus Televizijos Bokštas)’ne saldırdığını ve 13 sivili öldürdüğünü öğrendikten sonra, insanları stratejik hedeflerin savunulması için toplamaya çağırdı ve bir manifesto yayınladı. Baltık ülkelerinin “Şarkı Devrimi”nin önceki yıllarında bağımsızlıklarını geri kazanma yönündeki birleşik çabaları nedeniyle, bunlardan birine yapılan saldırı hepsine saldırı olarak algılanıyordu. “Şarkı Devrimi” (Let. Dziesmotā Revolūcija; Litv. Dainuojanti Revoliucija; Est. Laulev Revolutsioon), 1987 – 91 yılları arasında Letonya, Litvanya ve Estonya’da gerçekleşen ve SSCB’den bağımsızlık isteyen hareketin adıdır. Estonya’da, devrim sırasında söylenen “Mu Isamaa, Mu Õnn ja Rõõm” (Vatanım, Mutluluğum ve Sevincim) isimli halk şarkısının sözleri ülkenin millî marşı olarak kabul edilmiştir.

     Borís Nikoláeviç Élitsin (1931 – 2007) başkanlığındaki Rus Sovyet Yüksek Konseyi, SSCB hükûmetine, birliğin Baltık ülkelerinden geri çekilmesi çağrısında bulundu. Letonya Cumhuriyeti Yüksek Konseyi Başkanı Anatolijs Gorbunovs (1942 – halen hayatta) ve Bakanlar Kurulu Başkanı Ivars Godmanis (1951 – halen hayatta), Riga’da silahlı kuvvetler kullanmayacağına söz veren SSCB Başkanı Gorbaçëv ile SSCB’nin başkenti Moskova’da biraraya geldi. Aynı gün Letonya Halk Cephesi, Letonya hükûmetini istifaya çağıran bir toplantı düzenledi. Ardından yaklaşık 50.000 kişi Bakanlar Kurulu binasına girmeye çalıştı.

     “Barikatlar” (Let. Barikādes) olarak adlandırılan tarihsel hadisenin doğuşu, ertesi gündür: 13 Ocak 1991 sabahı saat 04:45’te Letonya radyosunda Halk Cephesi’nin bir bildirisi okundu. Bildiride, insanlar Riga Katedrali (Let. Rīgas Doms)’nin bulunduğu meydanda toplanmaya çağrılıyordu. Öğleden sonra saat 14.00’te belirlenen adreste Halk Cephesi’nin gösterisi başladı. Gösteri için meydana yaklaşık 700.000 kişi toplanmıştı ki, Riga’nın şu anki toplam nüfûsu 700.000 (o tarihte şehrin nüfûsu 900.000 idi). Sovyet helikopterleri bu noktada kalabalığın üzerine uyarı veren broşürler bıraktı. Halk Cephesi insanları barikatlar kurmaya çağırdı. Riga sakinleri, Eski Riga’nın dar sokaklarında kendiliğinden barikatlar inşâ etmeye başladılar.

     Letonya Cumhuriyeti Yüksek Konseyi, gösteriden sonra başka bir oturum düzenledi ve milletvekillerinden gece Yüksek Konsey’de kalmalarını istedi. Akşam oturumunda, Sovyet askerlerine sivillere karşı güç kullanımına ilişkin emirlere uymamalarını isteyen bir çağrı yapıldı. Konsey, “Letonya Halkını Çağırma” ve “Letonya Cumhuriyeti Yüksek Kurul Savunma Personelinin Kurulması” hakkındaki kararları kabul etti. Gece geldiğinde, hükûmetten gelen emirlerin ardından tarım ve inşaat makinaları ve kütüklerle dolu kamyonlar, barikat kurmak için Riga’ya geldi. Karargâhı Andrejs Krastiņš (1951 – 2008) yönetiyordu, yardımcıları da Odisejs Kostanda (1963 – halen hayatta) ve Tālavs Jundzis (1951 – halen hayatta) idi. Kamyonlar, mühendislik araçları ve tarım makinaları, sokakları engellemek için şehre getirildi. İlk birkaç gün, kırsal kesimden ve küçük kasabalardan Riga’ya kütükler, beton bloklar, kırma taş ve diğer inşaat malzemeleri ile dolu römorklarla çok sayıda ağır kamyon geldi. Arabalar, tankların bir kenara itilmesini imkânsız kılmak için Eski Riga’nın dar sokaklarına park edildi.

Barikatlar, Ocak 1991

     İnsanlar gün boyunca toplanmıştı. Bu kalabalığın bir kısmı, sabah açıklamasında istendiği gibi Riga Katedral Meydanı’nda toplanmıştı. Diğerleri öğle gösterisinin olduğu yerde toplandılar. Bunlar öğretmenler, öğrenciler, işverenler ve işçilerden oluşuyordu. Kadınlar, yaşlılar ve çocuklar dahil birçok aile geldi daha sonra. Ülkenin her yerinden insanlar gelmişti. Barikatlar büyük ölçüde şiddetsiz bir direniş biçimi olarak algılanıyordu, insanlar bir insan kalkanı oluşturmaya hazırdı. Bununla birlikte, birçok insan, metal parçalardan özel hazırlanmış kalkanlara ve sivil savunma malzemelerine kadar mevcut olan herşeyi kullanarak kendilerini silahlandırdı. Bazıları da molotof kokteylleri hazırlamıştı, ancak yangın güvenliğini sağlamak için bunlara el konuldu. Letonya milisleri makinalı tüfekler ve tabancalarla silahlandırıldı. Kamyonlara inşaat ve yıkım atıkları, kütükler ve diğer yükler yüklendi. Büyük beton bloklar, duvarlar, tel engeller ve diğer malzemeler de kullanıldı. İnşaat işi 13 Ocak akşamı yaklaşık 3 saat sürdü. Stratejik ilginin ana hedefleri, Yüksek Konsey binası, Doğum Katedrali veya tam adıyla Riga İsa’nın Doğumu Ortodoks Katedrali (Let. Rīgas Kristus Piedzimšanas Pareizticīgo Katedrāle), yakınındaki Bakanlar Konseyi, Daugava Nehri üzerindeki Zaķusala Adası’nda bulunan Letonya Radyo ve Televizyon Kulesi (Let. Rīgas Radio un Televīzijas Tornis), Riga şehir merkezindeki uluslararası telefon santralleri ve köprüler idi. Liepāja ve Kuldīga dahil olmak üzere ülkenin diğer bölgelerine de barikatlar inşâ edildi. Olayları kaydetmek için gösteri alanına binlerce fotoğraf makinası ve yüzlerce kamera da getirilmişti. Bunun sebebi hatırâ fotoğrafı çektirmek değildi elbette, olayları medyaya ve dış dünyaya duyurmaktı. O sırada Riga’da yaklaşık 300 yabancı gazeteci çalışıyordu. Hükûmetin baskılarına rağmen birçoğu gösteriyi kaydetmek ve haber yapmak için meydanda hazır bulunmuşlardı. Yerel radyolar da aynı şekilde yayın yapmak için oraya gelmişlerdi. Sanatçılar, insanları eğlendirmek ve morallerini yüksek tutmak için gösteriye davet edilmişlerdi. Olası herhangi bir yaralanma veya hastalanma ihtimaline karşılık, ek tıbbî malzemelerin bulundurulduğu ve sağlık ekipmanlarının görev yaptığı “ilk yardım noktaları” oluşturulmuştu. İnsanlara çay, kahve ve aperatif yiyecekler sunan seyyar büfeler dahi düşünülmüştü. Kurulan o barikatların üzerinde uyuyan birçok insana rastlamak dahi mümkündü.

     14 Ocak günü Baltık Askerî Bölgesi Sovyet Ordu Komutanı Fyodor Kuzmin (? – ?), kabul edilen yasaların kaldırılmasını talep ederek Letonya Cumhuriyeti Yüksek Konseyi Başkanı Anatolijs Gorbunovs’a karşı bir ultimatom yayınladı. Ardından Sovyet milis birimi OMON, Brasa ve Vecmilgrāvis semtlerindeki köprülere ve buradaki barikat savunucusu insanlara saldırdı. Gün boyunca 17 araba yakıldı, insanlar dövüldü. Olaylar üzerine başkent Riga’da bir saat içinde toplanan Letonya Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Oturumu’nda, Merkez Komite Genel Sekreteri Alfrēds Petroviç Rubiks (1935 – halen hayatta)’in Letonya’nın SSCB’den ayrılmasının milliyetçi bir diktatörlük eğilimine yol açacağı uyarısında bulundu (Komünist Sovyet rejimi tam özgürlükçü bir demokrasi ya!?). Genel Kurul, Letonya Cumhuriyeti Yüksek Konseyi’nin ve tüm yerel halkın milletvekillerini, hükûmetin lağvedilmesi ve erken seçim yapılması talebini desteklemeye çağırdı. Ayrıca, Letonya SSC bölgesinde bir başkanlık idaresi kurulması talebini de destekledi ve bu teklifi SSCB Başkanı Gorbaçëv’e iletmeye karar verdi. Kimi radyo ve televizyon kanalları, defalarca Letonya’nın başkenti Riga’da askerî bir darbe olduğunu duyurdu. Kısa adı PBLA olan Dünya Özgür Letonya Federasyonu (Let. Pasaules Brīvo Latviešu Apvienība) Başkanı Gunārs Meierovics (1920 – 2007), Baltık ülkelerindeki (Letonya, Litvanya ve Estonya) olaylar hakkında bir açıklama yayınladı ve Batı hükûmetlerini Baltık ülkelerindeki SSCB saldırganlığını engellemek için Letonya Cumhuriyeti Hükûmeti ile yakın işbirliği içinde olması gerektiğini belirtti. Avrupa Konseyi ise Litvanya’daki son olayların Avrupa Konseyi ile SSCB arasındaki işbirliğinin temellerini tehdit ettiği yönünde bir tebliğ yayınladı.

     15 Ocak günü Sovyet milis birimi OMON, merkezi Beyaz Rusya (Belarus)’nın başkenti Minsk’te bulunan Minsk Milis Akademisi’nin Letonya’nın başkenti Riga’daki şubesine iki kez saldırdı. Öğrenciler dövüldü ve okulun silah deposu soyuldu. O günün ilerleyen saatlerinde 10.000 kişi, Krišjāņa Barona İstasyonu’nda toplanarak, bu saldırıları kınayan bir gösteri düzenledi. Aynı gün Sovyet yanlısı Letonya Halk Meclisi (Let. Latvijas Tautas Sapulces) Başkanı Ojāra Potreki (? – ?) tarafından imzalanan siyasî açıklamada, 4 Mayıs 1990 tarihli bildirimin geçersiz olduğu ve Sovyet Letonya’nın yenilenen SSCB’nin bir parçası olarak kalması gerektiği belirtildi. Bu duyuru Sovyet medyasında yayınlandı. Barikat savunucuları, Riga merkezine gitmek için gerçekleşmeyen Interfront mitinglerinin yapılmasını bekledi, ancak Interfront el ilanları Sovyet ordusu helikopterlerinden dağıtıldı. 16 Ocak günü, Letonya Cumhuriyeti Yüksek Konseyi, milletvekillerini ihtiyaç halinde bir nisap sağlamak için yüksek konsey binasında gece kalmaları için organize etti. Milletvekilleri bütün gün binada kalarak istişare ettiler. Saat tam olarak 16:45’te, Sovyet milis birimi OMON yine barikatlardaki halka saldırdı. Bu saldırıda Letonya Ulaştırma Bakanlığı’nın şoförü Roberts Mūrnieks (1952 – 91) otomatik silahlarla öldürüldü. Saat 18:30’da da OMON, Brasa’daki köprüde kurulmuş barikatlardaki halka saldırdı. Burada iki kişi yaralandı. Akşam saat 20:45’te de bir bombalama olayı gerçekleşti ve bu olayda da bir kişi yaralandı. İki ayrı saldırıda yaralanan 3 kişinin isimleri A. Dreimani (? – ?), A. Podnieku (? – ?), I. Gudro (? – ?) idi.

     Bu, “1991 Barikatlar Hadisesi”ndeki ilk ölümdür…

     17 Ocak günü barikatların savunucuları alarm ilan ettiler ve her tarafta sirenler çaldılar. Letonya Komünist Partisi Grev Komitesi, “Faşizm’in Letonya’da yeniden doğduğunu” (!) açıkladı ve “Letonya’da faşist bir rejimin kurulduğunu” ileri sürdü. Olayları araştırmak için SSCB Yüksek Kurulu heyeti Rusya’dan Letonya’ya gelip Riga’yı ziyaret etti. Moskova’ya döndükten sonra heyet, Letonya SSC hükûmetinin, SSCB Devlet Başkanı’nın sınırsız yetkisinin kurulmasından yana olduğunu bildirdi. 18 Ocak’ta Letonya Cumuriyeti Yüksek Sovyet Konseyi, ulusal bir “kendini savunma komitesi” kurmaya karar verdi. Bağımsızlık hareketi Halk Cephesi, barikatları koruma çağrısını geri çekti. 16 Ocak günkü saldırıdan hayatını kaybeden şoför Roberts Mūrnieks’in 19 Ocak günü düzenlenen cenaze töreni, kitlesel bir gösteriye dönüştü. O gece OMON, gönüllü bir koruma biriminin 5 üyesini tutukladı ve dövdü. 20 Ocak günü, Rusya’nın başkenti Moskova’da yaklaşık 100.000 kişi, Baltık ülkelerine (Letonya, Litvanya, Estonya) desteklerini göstermek ve Baltık ülkelerindeki SSCB şiddetini protesto etmek için büyük bir gösteri düzenledi. Sovyetler’in kalbinde Sovyet devlet terörünü protesto eden yüzbinlik bu cesur kitle, Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta 13 Ocak günü Sovyet güçleri tarafından düzenlenen saldırıda hayatlarını kaybeden insanları anarken, olaylarla bağlantılı olarak, SSCB Devlet Başkanı Mihail Sergeeviç Gorbaçëv, SSCB Mareşali Dmítriy Timoféeviç Yazov, SSCB İçişleri Bakanı ve Leton olan Boriss Kárloviç Pugo (1937 – 91) (7 ay sonra Moskova’da ölecek) ve Sovyet gizli servisi KGB Başkanı Vladímir Aleksándroviç Kryuçkóv (1924 – 2007)’un istifasını istediler.

     Aynı gün Letonya’da da tansiyon giderek yükseliyordu. Akşam saatlerinde, Bauska bölgesi polisleri ile güçlendirilen Sovyet milis OMON milisleri, Letonya İçişleri Bakanlığı’nın binasına saldırdı. Bu saldırıda, polis memuru Vladimirs Gomanovičs (1959 – 91), polis memuru Sergejs Konoņenko (? – 1991), kamera operatörü ve yönetmen Andris Slapiņš (1949 – 91) ve henüz 17 yaşında bir öğrenci olan Edijs Riekstiņš (1972 – 91) hayatlarını kaybettiler. Aynı saldırıda ağır yaralanan sinema operatörü Gvido Zvaigzne (1958 – 91) de günlerce süren çabalara rağmen kurtarılamayarak 5 Şubat’ta hayata gözlerini yumdu. Saldırıda yaralılar da vardı. Bunlar, barikat savuncusu halktan B. Dmitrenko (? – ?), J. Zelču (? – ?), A. Senčenko (? – ?), J. Mezaku (? – ?), D. Ozolu (? – ?) ve J. Fodoru (? – ?), Rus gazeteci Vladimir Brejnev (? – ?), Fin gazeteci Hannu Väisänen (? – ?) ve Macar János Tódor (? – ?). 21 Ocak’ta Yüksek Kurul, gençleri İçişleri Bakanlığı sisteminde bir işe başvurmaya çağırdı. Aynı günün akşamı, barikat savunucusu Ilgvars Grieziņš (1937 – 91), barikatları güçlendirmeye çalışırken meydana gelen bir kazada öldü.

     Bu, toplamda 8 kişinin öldüğü “1991 Barikatlar Hadisesi”ndeki son ölümdür…

     Aynı gün Letonya Cumhuriyeti Yüksek Konseyi Başkanı Anatolijs Gorbunovs, Letonya’daki durumu görüşmek üzere, Riga’daki askerî operasyonları durdurmaya söz veren SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçëv ile Moskova’ya gitti. SSCB İçişleri Bakanı ve kendisi de Leton olan Boriss Pugo, OMON birimine Letonya Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’na saldırmasını emrettiğini yalanladı ve iddiâları reddetti (SSCB devleti o sıralarda kendi ülke toprağı olan Letonya’da bu katliâmı yaparken, SSCB’nin içişleri bakanı bir Leton idi). SSCB bünyesindeki Rusya’nın başkanı Borís Nikoláeviç Élitsin (1931 – 2007), Letonya’nın başkenti Riga’da meydana gelen olaylara dair, ölenlerin ailelerine başsağlığı dileyen ve barışçıl nüfûsa karşı silah kullanımını kınayan bir hükûmet telgrafı yayınladı. Çek ve Slovak Federal Cumhuriyeti Devlet Başkanı Václav Havel (1936 – 2011), SSCB Devlet Başkanı Gorbaçëv’i aradı ve Riga’daki askerî olaylara son verilmesi çağrısında bulundu. SSCB yönetimi zor durumda kalmıştı. 22 Ocak’ta Basın Merkezi, Letonya Cumhuriyeti Yüksek Konseyi Başkanı Anatolijs Gorbunovs tarafından, Letonya Cumhuriyeti Hükûmeti’nin Letonya’da SSCB başkanlık yönetiminin uygulanmasına izin verdiği söylentilerini reddettiğini bildiren resmî bir açıklama yaptı. Hükûmet Sözcüsü Ilmārs Bišers (1930 – 2011), düzenlediği bir basın toplantısında, SSCB İçişleri Bakanı Boriss Pugo ile OMON’un üslere dönüşü ve yasadışı yollarla alınan silahların ele geçirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu.

     24 Ocak günü Bakanlar Konseyi, barikatları korumak için bir Kamu Güvenliği Departmanı kurdu. Riga’daki barikat savunucularının çoğu, Letonya hükûmetinin daveti üzerine barikatları terketmeye başladı. Ulusal Gönüllü Komiserler’in çalışmalarını koordine etmek ve yönetmek için bir Kamu Güvenliği Departmanı kuruldu. 25 Ocak’ta da, 20 Ocak kurbanlarının cenazesinden sonra, barikatların savunucuları barikatlardan ayrıldılar. “20 Ocak” günü, “Ulusal Yas Günü” ilan edildi.

     Barikatlar, 1991 Ocakı’ndaki o zorlu “Letonya’nın SSCB’den kopuşu” sürecinde, halkı ve önemli binaları OMON saldırılarından koruyan önemli bir işlevi yerine getirdiler. Ve bu barikatlar, adım adım bağımsızlığa doğru giden Letonya’nın bu bağımsızlık yürüyüşünde önemli kilometre taşları oldular. Barikatlar, SSCB devletinin göstericilere karşı acımasız ve sert önlemler almasına ve şiddet kullanmasına rağmen göstericilerin hiçbir silah taşımamaları konusunda cesaretlendirildiği ve şiddet içermeyen bir direniş hareketiydi. (“Barikatlar” hadisesi hakkında geniş bilgi için bkz. Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 8)

     1 Mart 1991’de bağımsızlığını ilan eden Litvanya, SSCB’den ayrılan ilk ülke olmuştur. 20 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan eden Estonya, SSCB’den ayrılan ikinci ülke olmuştur. Bir gün sonra, 21 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan eden Letonya da SSCB’den ayrılan üçüncü ülke olmuştur. SSCB bünyesindeki diğer cumhuriyetler de takip eden süreçte bu üç küçük ama cesur cumhuriyetin yolunu takip ederek bağımsızlıklarını ilan etmiş ve tarihe karışan SSCB’den ayrılmışlardır.

     21 Ağustos 1991 itibariyle dünya haritasında yeni bir ülke vardır artık: Letonya Cumhuriyeti (Let. Latvijas Republika)…

21 Ağustos 1991 itibariyle dünya haritasında yeni bir ülke vardır artık: Letonya Cumhuriyeti (Let. Latvijas Republika)…

     6 Eylül’de SSCB, Letonya’nın bağımsızlığını eşşek gibi kabul etti. Letonya resmî olarak 17 Eylül 1991’de Birleşmiş Milletler (BM)’e bağımsız bir ülke olarak katıldı.

     Letonya bağımsızlığını kazandıktan sonra, yeni kurulan özgür ve bağımsız Letonya Cumhuriyeti devleti, 1991 Barikatlar Hadisesi’nde katılım gösteren cesur insanları anmak ve onların ailelerine dağıtmak amacıyla 1991 sonunda 32.000 adet madalya bastı. 1992 Sonbaharı’nda ise o dönemden kalma bu barikatlar tümüyle kaldırıldı.

     Aynı yıl şehirde Riga Maratonu düzenlendi.

     1991 yılının sonunda da Sovyetler Birliği (SSCB) resmen dağılır. 8 Aralık 1991’de SSCB bünyesindeki Rusya’nın başkanı Borís Élitsin, Ukrayna’nın başkanı Leoníd Makároviç Kravçúk (1934 – halen hayatta) ve Beyaz Rusya’nın başkanı Stanisláv Stanislávoviç Şuşkéviç (1934 – halen hayatta), Beyaz Rusya’nın başkenti Minsk’te biraraya gelerek Sovyetler Birliği’ni dağıtan anlaşmayı imzaladılar. Ancak 12 Aralık 1991’de Yüksek Sovyet Meclisi’nde yapılan oylamada anlaşmanın onaylanması reddedildi. Sovyet Anayasası’na göre birliğin dağıtılması ancak Yüksek Sovyet Meclisi’nin yetkisindeydi. Buna rağmen Élitsin (Yeltsin)’in baskısı üzerine SSCB Devlet Başkanı Gorbaçëv, 25 Aralık 1991’de görevinden istifa ettiğini açıkladı. Aynı gün geceyarısı Moskova’daki devlet başkanlığı özel kompleksi Kremlin’de dalgalanan kızıl ve orak – çekiçli SSCB bayrağı indirilerek yerine tarihî ve millî Rusya bayrağı çekildi. Böylece 20. yy’ın büyük bölümüne damgasını vuran, dünyanın en güçlü iki devletinden biri olan SSCB, 25 Aralık 1991’de resmen tarihe karıştı.

     SSCB’nin dağılmasıyla beraber, birliğin içindeki bağımsız olan 15 cumhuriyetten 12’si biraraya gelerek Bağımsız Devletler Topluluğu (Rus. Содружество Независимых Государств [Sodrujestvo Nezavisimıh Gosudarstv])’nu oluşturdu. Ancak bu birliğe katılmaya yanaşmayıp tam bağımsızlığını ilan etme yoluna giden ülkeler de oldu. Buna ilk cesaret eden ülkeler, Avrupa’nın kuzeydoğusundaki, SSCB’nin kuzeybatısındaki üç küçük ülke, Baltık Denizi kıyısında olmalarından ötürü “Baltık Ülkeleri” olarak anılan Estonya, Letonya ve Litvanya oldular.

     Böylece Leton ulusu, ne Dîncilik üzerinden onları köleleştirmeye çalışan Almanlar’ın “Dîn kardeşliği”, “Ümmetçilik” söylemlerine, ne de Solculuk üzerinden onları köleleştirmeye çalışan Ruslar’ın “Halkların kardeşliği”, “Enternasyonalizm” söylemlerine kanmış, onları Dîncilik yaparak kandırmaya çalışan Almanlar’a da, Solculuk yaparak kandırmaya çalışan Ruslar’a da sıttır çekip, ikisinin efendiliğini de reddetmişlerdir. Bu millî bilinç sayesinde Letonya ve Leton ulusu, bugün özgür ve bağımsız bir şekilde dünya haritasında yerini almıştır. (Tespite bak tespiteee! Ahmed-i Xanî misin mübarek…)

     Letonya’nın bağımsızlığını kazandığı 1991 yılında Riga’nın nüfûsu, 900 bin 455 kişi. Sonra bu sayı 1992’de 889 bin 741 kişiye, 1993’te 863 bin 657’ye, 1994’te 843 bin 552’ye, 1995’te 824 bin 988’e, 1996’da 810 bin 172’ye, 1997’de 797 bin 947’ye, 1998’de 786 bin 612’ye, 1999’da 776 bin 8’e düşüyor.

     1992 yılında Riga’da Bankacılık Koleji (Let. Banku Augstskola) açıldı ve Yeni Riga Tiyatrosu (Let. Jaunais Rīgas Teātris) kuruldu.

     Tüm Rus askerî kuvvetleri 1992 – 94 arası Letonya’dan çıkarıldı. Letonya’nın bağımsızlığından sonra, 1994 yılından başlayarak Riga Kalesi yeniden Letonya Cumhurbaşkanlığı’nın resmî konutu olmuştur. Kalenin bir kısmı da müze ve çeşitli kültür kurumlarına evsahipliği yapmakta.

     1993 yılında Riga’da Letonya İşgal Müzesi (Let. Latvijas Okupācijas Muzejs) ve Letonya Fotoğraf Müzesi (Let. Latvijas Fotogrāfijas Muzejs) kuruldu. Ayrıca Turība isimli işletme fakültesi tedrisata başladı.

     Doğu Bloku ve materyalist felsefe çökünce, eh yani, dînlere ve hurafelere gün doğmuştu. O dönemi yaşayanlar iyi hatırlarlar: SSCB’den ayrılan Hristiyan coğrafya ve toplumlara başta Katolik Vatikan olmak üzere Hristiyan Batı devletleri ağızlarından salyalar akarak Cennet vaadiyle dîn pohpohlarken, SSCB’den ayrılan Müslüman coğrafya ve toplumlara da başta Şiî İran, Sünnî Türkiye ve Vahhabî Suudî Arabistan olmak üzere Müslüman devletler ağızlarından salyalar akarak Cennet vaadiyle dîn pohpohluyorlardı. Hususen bu konuda İran ve Türkiye adetâ birbirlerine iki rakip olarak çekişiyorlardı netekim binaenaleyh. Letonya da Hristiyan bir coğrafya ve toplum olması hasebiyle bu “tebliğ faaliyetlerinden” epey nasibini aldı. 8 Eylül 1993’te Katolikler’in o zamanki dînî lideri Papa II. Ioannes Paulus ya da Polonya doğumlu gerçek adıyla Karol Józef Wojtyła (1920 – 2005), Riga’yı ziyaret etti ve Mežapark adlı alanda, Azîz Yakub Katedrali (Let. Svētā Jēkaba Katedrāle) önünde Leton ulusunu kutsadı.

     1994 yılında Riga’da Letonya Mimarlık Müzesi (Let. Latvijas Arhitektūras Muzejs) ve Letonya Demiryolu Tarihi Müzesi (Let. Latvijas Dzelzceļa Vēstures Muzejs) kuruldu.

     1996 yılında Skonto Arena adlı spor salonu açıldı.

     1997 yılında Riga şehir merkezi, yani Daugava Nehri’nin Eski Riga (Let. Vecrīga) olarak adlandırılan ve bizim de kaldığımız doğu kesimi, kısa adı UNESCO olan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (İng. United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) tarafından “Kültür Mirası”na kabul edildi. Burası mimarî olarak sadece Viyana (Avusturya), St. Petersburg (Rusya) ve Barcelona (İspanya) ile karşılaştırılabilecek güzellikteki “art nouveau” (jugendstil) yapılarıyla ünlüdür.

     1998 yılında Riga Hukuk Yüksekokulu (Let. Rīgas Juridiskā Augstskola), 1999’da Havacılık ve Ulaşım Enstitüsü (Let. Transporta un Sakaru Institūts) kuruldu.

     5 – 8 Ağustos 1999 günlerinde Riga, Avrupa Gençler Atletizm Şampiyonası’na evsahipliği yaptı.

     9 Aralık 1999 günü, yeniden restore edilmiş olan Siyah Başlar Evi (Let. Melngalvju Nams) adlı bina, resmî bir törenle tekrardan ziyaretçilere açıldı.

     2000 yılında kısa adı BK olan Barons Kvartāls adlı basketbol takımı kuruldu. 28 Haziran 2000’de Skonto Stadyumu adlı futbol stadı açıldı. Aynı yıl içinde Baltık Sosyal Bilimler Enstitüsü kuruldu.

     Uluslararası bir sözleşme olan ve altında birçok ülkenin imzasının bulunduğu “Kültürel Miras ile İlişkide Özgünlük ve Tarihsel Yeniden Yapılanma Uluslararası Şartı” adlı anlaşma, 23 – 24 Ekim 2000 günlerinde Letonya’nın başkenti Riga’da imzalandı.

     Milenyum’a girilirken, 2000 yılında Riga’nın nüfûsu, 764 bin 369 kişi. Sonra bu sayı 2001 yılında 756 bin 627 kişiye, 2002’de 747 bin 157’ye, 2003’te 739 bin 232’ye, 2004’te 735 bin 241’e, 2005’te 731 bin 762’ye, 2006’da 727 bin 578’e, 2007’de 722 bin 485’e, 2008’de 717 bin 371’e, 2009’da 715 bin 978’e, 2010’da ise 709 bin 145’e düşüyor.

     2001 yılında, 1201 yılında kurulmuş olan Riga şehrinin kuruluşunun 800. yılı kutlanmıştır. Aynı yıl, Riga Porselen Müzesi (Let. Rīgas Porcelāna Muzejs) ve hadisenin 10. yıldönümü anısına 1991 Yılı Barikatları Müzesi (Let. 1991. Gada Barikāžu Muzeju) kuruldu.

     24 Mayıs 2003 tarihinde Eurovision Şarkı Yarışması, Letonya’nın başkenti Riga’da, Skonto Arena’da düzenlendi. Kazanan Türkiye oldu. 2003 Eurovision Şarkı Yarışması’na Türkiye adına katılan sevgili Sertab Erener (1964 – halen hayatta), İngilizce olarak seslendirdiği “Everyway That I Can” (Yapebileceğim Her Şekilde) adlı şarkısıyla toplamda 167 puan toplamış ve Eurovision Şampiyonu olmuştur. (2019 yılında ben Riga’da, Baltık Denizi kıyısında “Sallana Sallana” şarkısını söylerken Sertab Hanım’dan daha iyi bir performans sergilemiştim ama, Eurovision jüri üyeleri onu değerlendirmeye almadılar.)

24 Mayıs 2003 tarihinde Eurovision Şarkı Yarışması, Letonya’nın başkenti Riga’da, Skonto Arena’da düzenlendi. Kazanan Türkiye oldu. 2003 Eurovision Şarkı Yarışması’na Türkiye adına katılan sevgili Sertab Erener, İngilizce olarak seslendirdiği “Everyway That I Can” adlı şarkısıyla toplamda 167 puan toplamış ve Eurovision Şampiyonu olmuştur.

     1 Mayıs 2004, Letonyalılar için bir dönüm noktasıdır. Bu tarihte Letonya, Avrupa Birliği (AB) üyesi oldu. Aynı Letonya, kısa süre önce, 29 Mart 2004’te de kısa adı NATO olan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (İng. North Atlantic Treaty Organization)’ne katılmıştı.

     2004 yılından itibaren düşük maliyetli havayollarının Letonya’ya seferler düzenlemeye başlaması, başta İngiltere ve Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinden Letonya’ya gelen turist sayısında artışa sebep olmuştur. Biz de ucuz beleş olduğu için geldik zaten. Paramız olsa Miami ya da Maldivler’e gideriz, ne işimiz var burda?..

     2005 yılında Riga’da Letonya Ulusal Müzesi açıldı ve bir de aynı yıl JFK Olimps (Jauniešu Futbola Klubs Olimps) adlı futbol takımı kuruldu. Ayrıca bu yıl içinde Riga Salsa Festivali adlı dans festivali başlatıldı.

     2006 yılında FK Jaunība Rīga adlı futbol takımı kuruldu, Arēna Rīga adlı buz hokeyi salonu açıldı ve 2006 IIHF Dünya Buz Hokeyi Şampiyonası, 5 – 21 Mayıs 2006 günlerinde Letonya’nın başkenti Riga’da düzenlendi. 16 ülkenin katıldığı turnuvada, finalde Çek Cumhuriyeti’ni 4 – 0 yenen İsveç şampiyon oldu.

     2006 yılındaki “19. NATO Zirvesi”, 28 – 29 Kasım 2006 günlerinde Letonya’nın başkenti Riga’da gerçekleştirildi. Zirveye NATO üyesi tüm ülkeler katıldılar. Fakat ben o tarihlerde dünyanın güney yarımküresini kurtarmakla meşgul olduğumdan, beni zirveye davet etmediler. Yoksa kessin çağırırlardı…

     2008 yılında Daugava Nehri üzerindeki Güney Köprüsü (Let. Dienvidu Tilts) açıldı.

     2008’deki küresel malî kriz nedeniyle Riga’nın ekonomik gelişimi durdu. 13 Ocak 2009’da Riga’da hükûmet karşıtı bir protesto ve ayaklanmalar yaşandı. Kriz nedeniyle birçok inşaat ve geliştirme projesi kısıtlandı veya askıya alındı. Ancak 2010 – 11 arası Riga’nın ekonomik büyümesi yeniden başladı.

     2011 yılında Riga’nın nüfûsu, 703 bin 581 kişi. Sonra bu sayı 2012 yılında 699 bin 203 kişiye, 2013’te 696 bin 618’e düşüyor.

     2013 yılındaki Dünya Kadınlar Curling Şampiyonası, 16 – 24 Mart 2013 günleri arasında Letonya’nın başkenti Riga’da, Volvo Spor Merkezi’nde düzenlendi. 12 ülkenin mücadele ettiği turvunada İskoçya şampiyon oldu.

     20 Haziran 2013 tarihinde Riga Kalesi (Let. Rīgas Pils)’nde tadilat sırasında gece saatlerinde büyük bir yangın çıktı. Kalede çalışan işçiler akşam saat 18:45’te paydos etmiş, yangın da üçbuçuk saat sonra, saat 22:21’de çıkmıştır. Yangın, kalenin önemli oranda zarar görmesine neden oldu. Can kaybının yaşanmadığı olayda, operasyon sırasında bir itfayeci dumandan zehirlenerek hastaneye kaldırıldı. İtfaiye ekiplerinin yaptığı operasyonla yangının karşısı alınsa da, binanın üçüncü, dördüncü ve çatı katında toplam 3200 m²’lik alan ciddi biçimde tahribata uğradı. Daha sonra olay yerini ziyaret eden dönemin Letonya Cumhurbaşkanı Andris Bērziņš (1944 – halen hayatta), olayı “ulusal felâket” olarak nitelendirdi. Yaşanan olay sonucu yapı toplam 27, 3 milyon Lat maddî zarar gördü. Yangın ancak ertesi günün ikindi vakti, 21 Haziran’da saat 14:21’de tamamıyla söndürülebilmiştir.

     Kasım 2013’te Riga’da bir süpermarketin çatısı çöktü. Olayda 54 kişi öldü.

     29 Ağustos 2014 tarihinde Letonya Millî Kitüphanesi’nin yeni ve modern binasının açılışı yapıldı. Ve şu anki bu bina, Mayıs 2015’te “Doğu Ortaklık Zirvesi”ne evsahipliği yaptı.

     2014 yılında “Avrupa Kültür Başkenti” olarak iki şehir seçilmişti: Letonya’nın başkenti Riga ve İsveç’in Umeå şehri.

     2014 yılında Riga’nın nüfûsu, 701 bin 185 kişi. Sonra bu sayı 2015 yılında 698 bin 86’ya düşüyor.

     2015’in ilk yarısında, Avrupa Birliği Konseyi Letonya Başkanlığı’nın resmî etkinlikleri Riga’da gerçekleşti. Yine Letonya’nın AB Konseyi Başkanlığı sırasında aynı yıl “4. Doğu Ortaklık Zirvesi”, Riga’da düzenlendi.

     2015 yılında Riga’nın ve Letonya’nın en yüksek ikinci yapısı olan 135, 2 m’lik Z – Tower I inşâ edildi.

     5 – 20 Eylül 2015 günlerinde düzenlenen ve dört ülkenin birden (Letonya, Almanya, Fransa, Hırvatistan) evsahipliği yaptığı FIBA Avrupa Basketbol Şampiyonası’nın evsahibi şehirlerinden biri de Riga idi. 24 ülkenin mücadele ettiği turnuvanın şampiyonu İspanya oldu.

     20 Ocak 2016 tarihinde, 1991 yılındaki Barikatlar Hadisesi’nin 25. yıldönümü (çeyrek asrı) anısına 1991 Yılı Barikatlar Meydanı (Let. 1991. Gada Barikāžu Laukums) kuruldu.

     1 Temmuz 2016 tarihinde Letonya, kısa adı OECD olan İktisadî Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (İng. Organisation for Economic Co-operation and Development)’ne üye oldu. Yine aynı yıl Riga, Avrupa Protestan Kiliseler Topluluğu tarafından “Avrupa’nın Reform Şehri” fahri ünvanını aldı.

     2016 yılında Riga’nın nüfûsu, 698 bin 529 kişi. Sonra bu sayı 2017’de 704 bin 476 kişiye yükseliyor.

     2017 yılında Riga, “Avrupa Gastronomi Bölgesi” seçildi. Riga aynı zamanda Baltık Şehirleri Birliği (UBC) ve Avrupa Birliği Başkentleri Birliği (UCEU) üyesidir.

     2018 yılında Riga’nın nüfûsu, 701 bin 64 kişi. Sonra bu sayı 2019’da 696 bin 986’ya düşüyor.

     2019 yılı, hem Riga hem Letonya tarihi için bir dönüm noktasıdır. Çünkü ülke tarihinin en önemli hadiselerinden biri bu yılda gerçekleşti. Almanya’dan Nedim Yeşilfiliz, Ali Sayan ve İbrahim Sediyani, Ekim 2019’da Letonya’yı gezmeye geldiler.

     Çanakkale – Bigalı Nedim Yeşilfiliz, Şanlıurfa – Birecikli Ali Sayan ve Elazığ – Karakoçanlı İbrahim Sediyani’nin 2019’da Letonya’ya yaptığı ziyaret, Leton ulusuna tarihlerinin en büyük şokunu ve travmasını yaşatmıştır. Çünkü, Nedim abi şehrin en önemli sembollerinden biri olan Riga Azîz Peter Protestan Lutheryan Kilisesi’ni camiye dönüştürmeye çalışmış, Ali Sayan bağımsızlıktan bu yana hiç kimsenin konuşmadığı Rusça’yı yeniden Letonya’nın resmî dili yapmaya çalışmış, Sediyani de Baltık Denizi’ndeki toplam balık rezervinin beşte birini tüketmiş, nerdeyse denizin habitatını yok etmiştir.

     Letonya’nın başkenti Riga, şu anda 627 bin 487 kişilik nüfûsa sahip bir şehir. Hem Letonya’nın, hem de tüm Baltık coğrafyasının en büyük şehri durumundadır. Riga nüfûsunun % 44, 03’ü Leton, % 37, 88’i Rus, % 3, 72’si Beyaz Rus, % 3, 66’sı Ukraynalı, % 1, 83’ü Leh, geri kalan % 8 1’i de diğer milliyetlerden insanlardırlar.

     Riga, şehir olarak 6 ayrı birime ayrılmıştır:

     ⁕ Merkez → 3 km² → nüfûs 24 bin 547

     Mahalleleri: Centrs (Yenişehir), Vecpilsēta (Eskişehir).

     ⁕ Kurzeme → 79 km² → nüfûs 133 bin 505

     Mahalleleri: Āgenskalns, Bolderāja, Daugavgrīva, Dzirciems, Iļģuciems, Imanta, Kleisti, Ķīpsala, Rītabuļļi, Spilve, Voleri, Zasulauks.

     ⁕ Zemgale → 41 km² → nüfûs 105 bin 90

     Mahalleleri: Āgenskalns, Atgāzene, Beberbeķi, Bieriņi, Bišumuiža, Katlakalns, Mūkupurvs, Pleskodāle, Salas, Šampēteris, Torņakalns, Ziepniekkalns, Zolitūde.

     ⁕ Kuzey Bölgesi → 77 km² → nüfûs 80 bin 652

     Mahalleleri: Čiekurkalns, Jaunciems, Kundziņsala, Mangaļsala, Mežaparks, Mīlgrāvis, Pētersala – Andrejsala, Sarkandaugava, Trīsciems, Vecāķi, Vecdaugava, Vecmīlgrāvis.

     ⁕ Vidzeme → 57 km² → nüfûs 172 bin 64

     Mahalleleri: Berģi, Brasa, Brekši, Bukulti, Dreiliņi, Jugla, Mežciems, Purvciems, Skanste, Suži, Teika.

    ⁕ Latgale → 50 km² → nüfûs 193 bin 287

     Mahalleleri: Avotu Iela, Dārzciems, Dārziņi, Grīziņkalns, Ķengarags, Maskavas Forštate, Pļavnieki, Rumbula, Šķirotava.

     Riga’daki toplu taşıma araçları, Riga’nın tüm banliyölerini birbirine bağlayan 54 otobüs, 19 troleybüs, 9 tramvay, 33 minibüs ve 9 gece otobüs hattından oluşmaktadır.

     Riga il topraklarının 67 km²’si (% 21, 8) yaşam alanı, 57, 54 km²’si (% 19) parklar, 52, 45 km²’si (% 17) sanayi bölgesi, 48, 5 km²’si (% 15, 8) su, 24, 64 km²’si (% 8) de yollar ve geçitlerdir. Ayrıca parça parça ve çok sayıda ormanlık alan da bulunuyor.

     Riga, Baltık ülkelerinin kilit ekonomi ve finans merkezlerinden biridir. Ekonomik olarak en güçlü bölge ve ülkedeki endüstriyel üretim merkezidir. Letonya’daki şirketlerin % 60’ı Riga’da faaliyet gösteriyor, çalışanların % 50’sinden fazlası bu bölgede yaşıyor. Şehir, Letonya GSYİH’sının % 50’sinden fazlasını ve Letonya ihracatının yaklaşık yarısını üretmektedir. En büyük ihracatçılar ahşap ürünler, tekstil, yiyecek ve içecek imalatı, kimya ve ilaç, ulaşım ve metalurji sektörleridir. Letonya’nın en çok satan şirketlerinin neredeyse tamamı, IT ürünlerinde uzmanlaşmış toptancı ELKO Grupa, Rimi Latvia zinciri, devlet elektrik tedarikçisi Latvenergo, doğalgaz tekeli Latvijas Gāze, demiryolu şirketi Latvijas Dzelzceļš, posta şirketi Latvijas Pasts, Riga’da bulunuyor. Norveç petrol şirketi Latvia Statoil, diğer bir benzin kuruluşu Mazeiku Nafta, cep telefonu şirketi Latvijas Mobilais Telefons (LMT) ve havayolu şirketi Baltic de burada. Riga Borsası (NASDAQ OMX Riga), ülkedeki tek borsadır. Riga Merkez Pazarı Avrupa çapında bilinir ve çok kullanılır. Şehirde bir de gece pazarı var. Riga giderek yabancı yatırımcıları çekmekte ve Baltık coğrafyasındaki ticaret fuarları için önemli bir yer haline gelmekte.

     Riga Limanı, Baltık Denizi bölgesindeki en büyük limanlardan biridir. 2011 yılında 34 milyon ton yük taşıyarak rekor kırdı. Krievu Sala’daki yeni liman gelişmeleri ile gelecekte daha da büyüme potansiyeline sahip. Turizm Riga’da da büyük bir sektördür ve sadece son on yılda % 22 oranında büyümüştür.

Letonya’nın en yüksek binası, tüm Avrupa’nın da üçüncü en yüksek televizyon kulesi olan Riga Radyo ve Televizyon Kulesi (Let. Rīgas Radio un Televīzijas Tornis), kırmızı renkte ve muhteşem güzellikte bir mimarisi olan oldukça yüksek bir yapı. Kule, bu coğrafyanın can damarı olan ve başkent Riga’yı da ikiye bölen 1020 km uzunluğundaki Daugava Nehri’nin üzerindeki Zaķusala isimli adanın üzerinde yer alıyor. Adanın ismi olan “Zaķusala”, Letonca’da “Tavşan Adası” demek.

     Riga, ülkenin ana medyasının da merkezidir. Halka açık televizyon kanalı Latvijas Televīzija (LTV) ve TV 3 Latvia, çok sayıda programla birlikte radyo kanalı Latvijas Radyo ve Rusça yayın yapan PBK Latvia gibi özel televizyon kanalları da Riga’da bulunmaktadır. TV 5 Riga sadece şehre adanmış bir kanaldır. Bağımsızlıktan sonra Radio Skonto, European Hit Radio veya Radio SWH gibi özel radyo istasyonları ortaya çıktı. Günlük gazeteler Diena ve Latvijas Avīze, Riga’da yayınlanıyorlar. İngilizce çıkan Baltic Times, her üç Baltık ülkesi için yayın yapan haftalık bir gazetedir. Rīgas Apriņķa Avīze ise Riga ve çevresi için düzenli bir bölgesel gazetedir.

     Riga’da 10 tane üniversite, birkaç yüksekokul, pekçok lise, ortaokul ve ilkokul bulunmakta, 1 tane büyük şehir kütüphanesi ve birkaç kültür merkezi halka hizmet etmektedir. Ayrıca şehirde 13 tane müze ve 5 tane de tiyatro bulunmaktadır. Bu üniversite, kütüphane ve müzelerden bazılarını gezimiz boyunca siz sevgili gönüldaşlarımıza tanıttık.

     3 tane stadyum (Skonto Stadı, Daugava Stadı, Letonya Üniversitesi Stadı) ve 2 tane de büyük spor salonu (Arena Riga, Biķernieku Kompleksā Sporta Bāze) bulunan Riga’da, şehrin toplam 7 basketbol takımı (hepsi Letonya Süper Ligi’nde oynuyor), 7 buz hokeyi takımı (5 tanesi Letonya Süper Ligi’nde oynuyor) ve 7 tane de futbol takımı (3 tanesi Letonya Süper Ligi’nde oynuyor) bulunuyor.

     Şehrin dünyadaki 23 ülkeden 31 şehirle arasında “kardeş şehir” bağı bulunuyor.

     Letonya’nın başkenti olan Baltık Denizi kıyısındaki Riga, Litvanya sınırına 73 km, Estonya sınırına 115 km, Rusya sınırına 246 km, Beyaz Rusya sınırına 263 km, Almanya’nın Frankfurt şehrine 1755 km, Çanakkale’nin Biga ilçesine 2869 km, Şanlıurfa’nın Birecik ilçesine 3354 km, Elazığ’ın Karakoçan ilçesine 3369 km mesafede bulunuyor.

 sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 12

Rīga / Letonya

 

170 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir