Avrupa’nın En Büyük Gıda Pazarı: Rīgas Centrāltirgus

 

isediyani

Sediyani Seyahatnamesi, cilt 12, bölüm 16…

 

 

 

Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 16

İbrahim Sediyani

Nauda ir labs kalps, bet bīstams kungs.

(Para sadık bir köle, ama tehlikeli bir efendidir.)

Leton atasözü

     Letonya’nın en yüksek binası, tüm Avrupa’nın da üçüncü en yüksek televizyon kulesi olan, kırmızı renkte ve muhteşem güzellikte bir mimariye sahip yüksek bir yapı olan Riga Radyo ve Televizyon Kulesi (Let. Rīgas Radio un Televīzijas Tornis)’nin çekimlerini yaptıklarını sonra, arkadaşlarımın yanına geri dönüyorum.

     Kule, bu coğrafyanın can damarı olan ve başkent Riga’yı da ikiye bölen 1020 km uzunluğundaki Daugava Nehri’nin üzerindeki Zaķusala isimli adanın üzerinde yer alıyor.

     Ancak dönüşte, gezi arkadaşlarım Nedim Yeşilfiliz ağabey ve Ali Sayan’ı bulamıyorum. Arıyorum arıyorum, ama bulamıyorum. O sokağa bakıyorum yok, bu caddeye bakıyorum yok! Sanki yer yarıldı da içine girdiler. İçimden, “Acaba ellerine geçen bu tarihî fırsatı değerlendirip benden kurtulma yolunu mu seçtiler?” diye düşünüyorum. Sonra da, “Yok canım, o kadar da akıllı insanlar değiller” diyerek rahatlıyorum.

     Yirmi dakikaya yakın aradıktan sonra, çok şükür birbirimizi buluyoruz:

     – Yahu nereye kayboldunuz?..

     – Geziyorduk. Asıl sen nerede kaldın?..

     – İki saattir sizi arıyorum… (Benim geldiğim Nibiru gezegeninde bir gün 72 saat, bir yıl da 835 gün sürdüğü için, Dünya’daki 20 dakika bizde 2 saat oluyor)

     – Burdayız yahu, bir yere kaybolmadık.

     – Dedim kesin bunlar Rusça konuşulmasından rahatsız olmayan birilerini bulup onların peşine takıldılar. 🙂 🙂

     – 🙂 🙂

     – 🙂 🙂

     Şehri gezmeye devam ediyoruz…

     Biraz sonra, Letonya’nın hatta tüm Avrupa’nın en büyük gıda pazarı olan Riga Merkez Pazarı (Let. Rīgas Centrāltirgus)’na geliyoruz. Bu büyük pazarın içine giriyoruz…

     Şehir merkezinde, Şehir Kanalı (Let. Pilsētas Kanāla)’nın güneyinde, Riga Uluslararası Otobüs Terminali (Let. Rīgas Starptautiskajai Autoostai)’nin karşısında yer alan Riga Merkez Pazarı (Let. Rīgas Centrāltirgus), hem Riga’nın, hem Letonya’nın, hem Baltık’ın hem de tüm Avrupa’nın en büyük gıda pazarıdır.

     1930 yılında kurulan bu pazar, 90 yıldır halka gıda hizmeti sunuyor.

     Gıda pazarının kurulması fikri, 1909 yılına kadar uzanıyor. Bu tarihte Riga şehir yönetimi, böyle bir gıda pazarının kurulması fikrini ilk kez seslendirmişti. O tarihlerde burada birkaç dükkân ve kırmızı renkte duvarı olan bir bakkal vardı. Düşünceye göre, I. Dünya Savaşı (1914 – 18)’ndan sonra gıda pazarındaki hijyenik koşullar önemli ölçüde iyileştirilecekti. Ancak Şehir Kanalı ve Daugava Nehri kıyıları, savaşta ciddi hasar gördü. Fikir, Letonya’nın bağımsızlığının ilk yıllarına kadar uygulanamadı.

     Riga Belediye Meclisi, 28 Aralık 1922’de aldığı bir kararla şehrin merkezî gıda pazarını kurmaya ve inşâ etmeye karar verdi. Riga Kent Kurulu Satış Departmanı Başkanı Klāvs Lorencs (1885 – 1971), yeni pazarın “vaftiz babası” olarak kabul ediliyor. Pazar projesi, mimar Pāvils Dreimanis (1895 – 1953) öncülüğünde geliştirilirken, kendisine mimar P. Pavlovs (? – ?) ve mühendisler V. Isajevs (? – ?) ile G. Tolstoy (? – ?) da eşlik etti.

     İnşaat çalışmaları Haziran 1924’te, 19. yy sonunda inşâ edilmiş olan “kırmızı depo”nun kaldırılmasıyla ve iki sıra halinde ilk yıkımla başladı. İnşaat çalışmaları sırasında orijinal projede çeşitli değişiklikler yapıldı. Bu ve diğer maddî nedenlerle inşaat 1926’da kesintiye uğradı ve 1928’de tekrar devam etti. 5 yılda tamamlanması planan inşâ çalışmaları 6 yıldan fazla bir sürede tamamlanabildi ve 1930 yılında gıda pazarının yapımı tamamlanarak 2 Kasım 1930’da hizmete açıldı.

     Riga Belediyesi, Devlet Mülkiyet Komisyonu’na bu proje için yaklaşık 5 milyon Letonya Rublesi ödedi. Bu, o zaman 57.000 m²’lik genişliğiyle Avrupa’daki en büyük projeydi. Beş bölümlü, toptan ve et işleme için 5.000 m²’lik hangar ve parakende satış için 2592 m²’lik daha küçük hangarlar yapılmıştı. Bunlardan dördü yan yana yerleştirilmiş ve en büyüğü olan beşincisi dik olarak inşâ edilmiştir. Yapıları ayarladıktan sonra, salonların yüksekliği 20 m 50 cm, genişlik ise 35 m idi. Güçlü binaların inşâsında 6 milyon tuğla, 2.460 ton demir ve 60.000 varil çimento kullanılmıştır. Bir beton kütlesi, betonarme ve tuğla duvar ile 1 km 750 m uzunluğunda ve 20 m yüksekliğinde bir duvar oluşturulmuştur. Tüm binalarda modern merkezî ısıtma ve elektrikli aydınlatma vardı. Bu, o dönem için oldukça modern bir uygulama sayılırdı. Bina, “kompleks art deco” tarzında inşâ edilmiştir. Depolama için hangarların altına geniş bir bodrum da yapıldı. Bu bodrum kat, 337 m uzunluğunda bir trafik koridoruyla birbirine bağlanan, ana ve yan tarafları olan 2 hektar genişliğinde bir alandı.

     1930 yılında açıldıktan sonra, merkez pazar, her türlü gıda için en büyük aktarma noktası haline gelmişti. Çiftçiler ürünlerini yeni, parlak ve temiz pazarda benzer mağazalardan daha ucuza sattılar. 1931’de mallar yıllık yaklaşık 750.000 Lat ile toplam 41.000 m² alanda satıldı. 1938 yılında 27 dondurucuda 310.000 kg’a kadar mal depolanabiliyordu.

     Daha sonra patlak veren II. Dünya Savaşı (1939 – 45) ve beraberinde Letonya’nın Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) bünyesine girmesi…

     Gıda pazarı, 1940 yılındaki ilk Sovyet işgalinden etkilenmedi. Ancak Nazi Alman işgali 3, 5 yıl sürdü. Bu dönemde gıda pazarı, Alman ordusunun gıda ihtiyacını tedarik etmek zorunda bırakıldı. Çiftçilerin ürünlerini serbestçe satmasına izin verilmedi, sadece sınırlı miktarda satışa müsaade ediliyordu. 1 Eylül 1941’den itibaren ürün satın almak için yemek kartları gerekiyordu. Bu yıllar boyunca ilk çatı onarımları 30 Mayıs 1942’de yapıldı. Pazarın toprakları savaş zamanlarına uygun olacak şekilde yeniden ayarlandı. Daugava Nehri’ne en yakın iki salon, Alman 726. Tedarik Ünitesi’nin araç motoru tamirhanesine dönüştürüldü. “Opel”i zorunlu kılmak için yakınlarda yangın tehlikesi olan kereste deposu kuruldu. Üç tamir atölyesi kışlası planlanmıştı, ancak 1944 Sovyetler Birliği işgalinden önce sadece bir tanesi aktifti.

     SSCB egemenliğinden sonra, pazar yavaş yavaş gıda satış merkezi özelliğini yeniden kazandı. 1949’da, Sovyet basını tarafından “Sovyetler Birliği’ndeki En İyi Pazar” olarak övgü dolu tanıtımla haberleştirildi. Bu süreçte ismi de “Merkezi Kollektif Çiftlik Pazarı” olarak değiştirildi. Ancak Sovyetler Birliği’ne girerken toptan ticaretin kaldırılması ve tarımın millîleştirilmesi ile birlikte fiyatlar yükseldi ve gıda pazarında fiyatlar şehirdeki dükkânlardan daha yüksekti.

     1950 yılında 10 çiftlikten 9’u tarım kolektivizasyonu sırasında kolhozlarda birleştirildi ve 1961’de malların çoğunluğu 60 kolhoz tarafından toplandı. Bu dönemde gıda pazarında yaklaşık 700 tona kadar ürün depolanabiliyordu. Ürünler, trafiği ve satıcıları rahatsız etmeden asansörle üst tarafa taşınıyordu. Bodrumun bitişikteki nehir kıyısına bağlanan tam üç tane tünel vardı. 1961 yılına ait istatistikler, her yıl 200.000 tona kadar et, 768.000 litre süt, yaklaşık 7.000.000 yumurta, 9.000 tondan fazla patates, 8.000 tondan fazla sebze ve yaklaşık 5.000 ton meyvenin satıldığını göstermektedir. Haftaiçi müşteri sayısı 50.000 ilâ 70.000 arasında değişiyordu, ancak haftasonları ve tatil öncesi 100.000’e ulaşıyordu.

     1980’lerde pazardaki amonyak bazlı soğutma tesislerinin yerini freon makinâları aldı. Düşük basınçlı buharlı ısıtma sistemi, şehrin merkezî ısıtma sistemine bağlantı ile değiştirildi. 1983’te meyve ve sebze pavyonu, turba yalıtımına yayılan ve onlarca saat süren bir yangına yakalandı. 18 Ekim 1983’te devlet, gıda pazarını “kültürel miras alanı” ilan etti. 1987 yılında ise gıda pazarında sıkça görülen fare sorunu başgösterdi.

     21 Ağustos 1991 tarihinde Letonya bağımsızlığını kazandı. Dünya haritasında yeni bir ülke vardı artık: Letonya Cumhuriyeti (Let. Latvijas Republika)…

     SSCB, 25 Aralık 1991’de tarihe karıştı.

     Letonya’nın bağımsızlığı yeniden kazanıldığından, gıda pazarı yeniden serbest ticaret alanı olmuştur. O zaman pazarın müdürü olan Leonīds Lapoško (? – ?), pazarın özellikle yeraltında korkunç durumda olduğunu ülkeye göstermişti. Devlet gerekli desteği sağlayarak gerekli temizlik, bakım ve onarımları gerçekleştirdi. Pazar yine salonlardaki ve açık alanlardaki tüm ürünleri ilgili mağazalara göre daha düşük fiyatlarla sunmaya başladı ve halen sunuyor.

     3 Ocak 1995’te Belediye Meclisi, hisse senedi şirketi olan bugünkü Riga Merkez Pazarı (Let. Rīgas Centrāltirgus)’nı kurdu.

     1998 yılında gıda pazarı, kısa adı UNESCO olan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (İng. United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) tarafından “Dünya Mirası Listesi”ne dahil edilmiştir. Çünkü pazarın pavyonları, dünyada halen kalan 9 Zeppelin hangarından 5’idir.

     2010 yılında gıda pazarının yönetim kurulu başkanlığına Anatolijs Abramovs (? – halen hayatta) seçilmiştir ve bu abimiz halen bu görevini ifa etmektedir. Her ne kadar adamın ismini Türkçe olarak okuduğunuzda “Anadolulu İbrahim” oluyorsa da, bu ben değilim haa, kalbinizden şüphe yeis gibi şeyler geçmesin. Ben kiiim, Riga Merkez Gıda Pazarı’na müdür olmak kim? Daha odur karnımı doyuracak param yok…

     Alman, Fransız, İsviçre, İtalyan ve Hırvat televizyonlarında Riga Merkez Gıda Pazarı ile ilgili bir belgesel yayınlanmıştır. 2015 yılında çekilen ve 43 dakika süren “Im Bauch von Riga: Der Zentralmarkt” (Riga’nın Karnında: Merkez Pazarı) adlı belgesel, ZDF (Almanya), Arte (Almanya – Fransa), RSI (İsviçre), RAI (İtalya) ve HRT (Hırvatistan) televizyonlarında aynı anda gösterilmiştir.

     Riga Merkez Gıda Pazarı, günümüzde aşağıdaki 5 bölüme göre dağıtılmıştır:

     – Meyve ve Sebze

     – Süt Ürünleri

     – Et ve Et Ürünleri

     – Balık

     – Gastronomi

     İlk dört bölüm 2005 yılında, “Gastronomi” bölümü de bizim Letonya’ya gezmeye geleceğimizi haber alan Letonya hükûmeti tarafından 15 Ocak 2019’da düzenlenmiştir. Letonya’ya gezmeye gitme kararı aldıktan sonra Nedim abi, Ali ve ben, bunu arkadaşlarımıza duyurmak için Facebook ve Twitter’de paylaşınca, bunu haber alan Letonya Meclisi acilen toplanmış, “Yaw Nedim abi, Ali ve Sediyani buraya gelecekler, şimdi bunlar bir yerde oturup yemek yemesin mi, bir kahve içmesin mi?” diye düşünerek pazarda bir gastronomi bölümü açmayı kararlaştırmışlardır. Gerçi yapılan hesaplamalar sonunda bunun 1, 7 milyon Euro (Türk parasıyla 342 ayakkabı kutusu) tutacağı anlaşılınca bazı milletvekilleri bu karara itiraz edip “Üç tane adam için bu kadar masrafa gerek yok” demiş, fakat meclisteki büyük çoğunluk, “Sizin üç tane adam dediğiniz, öyle sıradan adamlar mı? Nedim abi kahvesini içmeden hayatta araba süremez, Ali kahvesini içmeden fotoğraf çekemez, Sediyani kahvesini içmeden yazı yazamaz. Ne yani, onlara mahcup mu olalım?” deyince, karar oyçokluğuyla kabul edilmiştir. Böylece biz bu ülkeye gelmeden kısa süre önce bu bölüm açılmıştır.

     Riga Merkez Gıda Pazarı’nın büyüklüğü 72.300 m²’dir ve 3000’den fazla satış standına sahiptir. Hem Riga’nın, hem Letonya’nın, hem Baltık’ın hem de tüm Avrupa’nın en büyük gıda pazarıdır.

     Pazarda toplam 253 kişi çalışmakta. Pazarın günlük müşteri sayısı ise 40.000 – 160.000 arası değişmekte.

     Şu anda, şehirde süpermarketlerin yükselmesi nedeniyle pazar da benzer eğilimler gösteriyor ve Riga’da ucuz bir alışveriş yeri olarak görülüyor. Ancak Riga Belediye Meclisi, pazarın ekonomik hayata etkisinden ziyade misyonunu ve kültürel değerini korumaya öncelik veriyor. Şirketin yönetim kurulunun temel amacı ise, pazardaki müşteri akışının arttırılmasıdır. Yaşadıkları sorunlar arasında ise küçük çaplı hırsızlıklar, esnafın müşterileri “kazıklaması” ve evsiz insanların “alıcı” olmadıkları halde burada çok vakit geçirmesidir. Yönetim, müşterileri aldatan satıcılara yönelik sert önlemler almaya karar vermiştir. Bunu yapan esnafı yakaladıklarında, bir daha ona pazarda satış yaptırmıyorlar.

     Halen dahi şehir yönetiminde pazarın olası gelişimi ve gelecekteki görünümü üzerine tartışmalar devam etmektedir ancak bundan bize ne? Sonuçta mal onların meydan onların.

     Nedim abi, Ali ve ben, gıda pazarında 3 saate yakın zaman harcadık. Her tarafını gezdik, satış reyonlarına baktık, satılan ürünleri inceledik. Esnafla sohbet etmeye çalıştık; Rusça konuşmaya cesaret edemesek de, dünyadaki diğer 72 milletin dilini karıştırarak derdimizi anlatmaya çalıştık.

     Hatta – gecikmiş de olsa – öğle yemeğini de burada yedik. Yemeğimiz, tabiî ki balık.

     Öyle ki, pazardan dışarı çıktığımızda akşam olmuş, etraf karanlığa bürünmüştü bile.

     Sabah otelde yaptığımız kahvaltıdan sonra dışarı çıkmış ve akşama kadardır şehirde yürüyorduk. Otele tekrar yüreyecek takatimiz yoktu, doğal olarak natürlich tabiî.

     Bir taksi tutup, otelimize geri döndük.

     Ne gündü be?..

     Gün bitti sanıyorduk üçümüz de. Ama bitmemişti aslında. Daha bu gece yaşamamız gereken birşey daha varmış meğer…

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 12

RİGA MERKEZ GIDA PAZARI

155 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir