Kalsiyum Yalanı ve Süt Gerçeği

 

isediyani

Vegan düşünür ve aktivist Elîda Zerrî, Sediyani Haber için yazdı…

 

 

 

Kalsiyum Yalanı ve Süt Gerçeği

Elîda Zerrî

     Bugüne dek süt ve süt ürünlerinin kalsiyum kaynağı olduğu yalanına inandık. Daha doğrusu inandırıldık. Kemik erimesine yakalanmamak için modern tıb ve medya aracılığı ile, süt içmemiz gerektiği söylenip durdu.

     Peki bu yalanı ortaya atan ve buna sponsorluk yapan kim miydi?

     – SÜT ENDÜSTRİSİ.

     Süt ürünleri asidik yapıdadır. Vücûdumuzun ph dengesini bozar. Yani kanımızı asidik hale getirir. Vücûdumuz ph’ı dengelemek için kemiklerdeki kalsiyum ve fosforu kullanır.

     Görüldüğü üzere süt, kalsiyum kaynağı değildir. Aksine, kemiklerimizdeki kalsiyumun emilimine sebep olur.

     ABD süt tüketiminde ilk sıradadır. Ne tesadüftür ki kemik erimesinde de ilk sıradadır.

     İngiltere süt tüketiminde ikinci sıradadır. Ve yine ne tesadüftür ki kemik erimesinde de ikinci sıradadır.

     Bunun yanısıra süt ve süt ürünlerini en az tüketen Asya ve Afrika gibi bölgelerde kemik erimesi ve tabi daha birçok hastalık en az orandadır.

     Süt endüstrisinin kalsiyum yalanına inanmaya devam mı edeceksiniz?

     Süt kalsiyum kaynağı olmadığı gibi; kadınlarda meme kanseri, erkeklerde meme büyümesi sebebi olan östrojen ve büyüme hormonları içerir.

     İçerdiği hormonların kanser hücrelerini büyüttüğü, Dr. Colin Campbell tarafından kanıtlanmıştır. (Süt endüstrisi, çalışmaları sebebiyle Dr. Campbell’i dâvâ edince, mahkeme uzun araştırmaları sonucu Dr. Campbell’i haklı bulmuştur)

     Süt, bağırsaklarda çok fazla mukus yapan kazain ve laktoz içerir. Kolestrol, inme, obezite, cilt rahatsızlıkları sebebi olan trans yağ içerir. Bunun yanısıra iltihap hücreleri, antibiyotik vs. daha birçok toksik madde

     Günlük kalsiyum ihtiyacımız 600 – 1000 mg arasıdır. Bitkisel beslenerek bunu çok rahat karşılayabilirsiniz.

     Kalsiyum açısından zengin yiyecekler: (100 gr.’da, Kaynak: USDA)

     – Susam (975 mg)

     – Çiya tohumu (631 mg)

     – Tahin (426 mg)

     – Pekmez (ort. 400 mg)

     – Asma yaprağı (363 mg)

     – Soya fasulyesi (277 mg)

     – Badem (264 mg)

     – Nane (243 mg)

     – Dereotu (208 mg)

     – Barbunya (127 mg)

     – Roka (120 mg)

     – Fındık (114 mg)

     – Brokoli (108 mg)

     – Antep fıstığı (105 mg)

     – Nohut (105 mg)

     – Kara lahana (105 mg)

     – Ispanak (99 mg)

     – … diye uzar gider.

     Unutmayın: Sütteki kalsiyum buzağı içindir!

     Hadi gelin hayvansal sütlerin içeriğine daha yakından göz atalım.

     LAKTOZ:

     Sütün doğal yapısında laktoz adı verilen süt şekeri bulunur. Bu şekerin parçalanması ince bağırsaklarda laktaz enzimiyle gerçekleşir ve vücuttan emilimi sağlanır.  Sütten kesildiğimiz günden itibaren yani bebeklikten çıktıktan sonra bu enzimler yok olur. İnce bağırsaklarda laktaz enziminin yetersiz oluşu, laktozun parçalanmasını engeller ve bunun sonucunda ishal, gaz, şişkinlik gibi sindirim şikâyetleri oluşur.

     KAZAİN:

     Sütte bulunan bir protein çeşididir. Bebeklik döneminde, bu proteini sindiren lap enzimi bulunur ama ileriki dönemlerde bu enzimi üreten gen kapatılır. Tıpkı laktoz gibi kazain de vücûdumuzda sindirilemez. Kazain tutkal yapımında kullanılır. Bağırsaklarda ve midede yoğun şekilde mukusa sebep olur. Tabiî bu da hastalıklara… Sütte bulunan kazain, buzağılar için gereklidir ama bizim için tamamen toksindir. Kazain, buzağıların toynak ve boynuz gelişimini sağlar.

     DOYMUŞ YAĞ:

     Hayvansal ürünlerin hepsinde olduğu gibi sütte de bol miktarda doymuş yağ bulunur. Zaten kolestrolün ana kaynağı da hayvansal ürünlerdir. Yani doymuş yağ. Peki doymuş yağ ne mi yapar; kolestrol, tansiyon, kalp krizi, felç, obezite, cilt hastalıkları vs.

     HORMON:

     Sütte bol miktarda büyüme hormonu vardır. Yaklaşık 30 kg civarında doğan bir buzağının bir an önce büyüyüp 5 – 6 katı kiloya ulaşması için salgılanır bu hormonlar. Yaklaşık 3 – 4 kg doğan biz insanlar için elbette ki bu hormonlar çok fazladır. Ve kanser hücrelerinin, çeşitli kitlelerin oluşumuna ve büyümesine sebep olurlar. Tabiî erken yaşlanmaya da…

     Gelelim östrojen hormonuna… Kadınlık hormonu da denilen bu hormon hamilelikte ve doğum sonrasında yoğun olarak salgılanır. Hayvanlar da hamilelikte ve doğum sonrasında süt salgıladığı için, sütlerinde bol miktarda östrojen hormonu bulunur. Erkeklerde meme büyümesi, kadınlık hormonlarının yükselmesi, prostat vs.. neden oluyor sanıyorsunuz? Ya da kadınlarda oluşan miyomlar, kistler, regl sancıları vs.?

     İLTİHAP HÜCRELERİ:

     Meme dokusundan çıkan sütün içerisinde elbette ki iltihap bulunur. Miktar verecek olursak;  Bir bardak sütte, ortalama 2 damla kadar iltihap bulunur.

     PROTEİN:

     Protein iyi bir şeydir ama fazlası zarar. Protein eksikliğinden dolayı kimse hastalanmamıştır ama protein fazlalığı birçok hastalığın sebebidir. Ki hayvansal sütte, bizim için “protein fazlalığına” sebep olacak kadar bol miktarda protein bulunur. Unutmayalım ki en iyi protein kaynağı bitkisel ürünlerdir.

     ASİT:

     Süt ürünleri fazlasıyla asidiktir. Vücûda alındığı anda kanımızı asidik hale getirirler. Ph dengemizi bozarlar. Vücut, ph’ ı dengelemek için kemiklerdeki kalsiyumu ve fosforu kullanır. Yani süt ve süt ürünleri kalsiyum sağlamaz. Aksine vücûttaki var olan kalsiyumu da emer. Nitekim, Amerika süt tüketiminde ilk sıradadır, aynı zamanda kemik erimesinde de ilk sıradadır. İngiltere süt tüketiminde ikinci sıradadır, aynı zamanda kemik erimesinde de ikinci sıradadır. Oysa ki kalsiyumu bitkisel ürünlerden fazlasıyla karşılayabiliriz. Bilinmelidir ki; kronik yorgunluğun ve birçok hastalığın sebebi, sütte bulunan asittir. Tüm hastalıklar asidik ortamda oluşur.

     Gördüğünüz üzere hayvansal süt, bizim için fayda değil, zarardan ibarettir.

     Peki öyleyse hayvansal sütlerin faydalı olduğu yalanını kim mi ortaya attı? Hiç şüphesiz ki “süt endüstrisi”. Tüm süt reklâmlarının sponsoru da bu endüstridir.

     Evet inkâr etmiyorum, süt mükemmel bir besin kaynağıdır, ama buzağılar için.

     Biz buzağı değiliz!

     Unutmayın: Doğada her annenin sütü sadece kendi yavrusu için DİZAYN edilir. Bir başka canlının yavrusunun sütünü içmek kesinlikle zararlıdır. Nitekim doğada başka bir canlının sütünü içen tek tür biziz. Bu, yüzyıllardır süren hatalı bir alışkanlıktan ibaret.

     Köpek sütü bünyemize ne kadar uygun değilse, inek sütü de o denli uygun değildir. Kedi sütü ne denli midemizi bulandırıyorsa, koyun sütü de bulandırmalı. Tutarlı olmak zorundayız.

     Sadece kendi annemizin sütü bize uygundur. O da sadece bebekken.  Bebeklik dönemi sonlanınca süt tüketimimiz de sonlanmalıdır. Tıpkı diğer canlılar gibi.

     Sağlıklı kalmak istiyorsak, doğaya uyum sağlamak zorundayız, doğal döngüye ayak uydurmak zorundayız.

     Başka bir canlıya ait olanı çalmamalıyız. Nokta.

     Süt içmek de ısrarcıysanız eğer, bitkisel sütleri denemelisiniz. Hayvansal sütler gibi zararlı olmayıp çok sağlıklı ve lezzetlidirler. Badem sütü, hindistancevizi sütü, yulaf sütü, soya sütü, kaju sütü, fındık sütü, pirinç sütü gibi onlarca alternatif vardır.

     Evinizde şipşak deneyip tadabilirsiniz.

elida_zerri@hotmail.com

     SEDİYANİ HABER

     14 HAZİRAN 2020

 

433 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Kalsiyum Yalanı ve Süt Gerçeği

  1. Hüseyin Deniz Erbuşi dedi ki:

    Bitlisli Zaro Ağa 160 yıl yaşamıştı. Ve de çok sağlıklıydı. 150 yaşında bile ABD’de programlara katılabilmişti. Kendisine nasıl beslendiği sorulunca da “çakılmast” ile beslendiğini ve herkese de bunu önerdiğini söylemişti.

    Bu yazıyı yazanın ne denli doğru söylediğini bilmiyorum. Ama Ortadoğu’da az tüketiliyor dediği süt ürünleri tam tersine çok eski tarihlerden beri en çok başvurulan besin maddesidir. Çok gerçekçi bulamadığımı söylemek isterim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir