Endonezya’da 26.000 Yıllık Taşınabilir Sanat Eseri Bulundu

 

isediyani

Arkeologlar, Endonezya’daki iki minyatür taş gravürü günyüzüne çıkardılar. Bu gravürler cüce bir manda ile yaklaşık 26.000 yıl öncesine tarihlenen ve bölgede türünün ilk örneği olan bir güneş, yıldız veya bir gözü tasvir ediyor.

 

     Arkeologlar, Endonezya’daki iki minyatür taş gravürü günyüzüne çıkardılar. Bu gravürler cüce bir manda ile yaklaşık 26.000 yıl öncesine tarihlenen ve bölgede türünün ilk örneği olan bir güneş, yıldız veya bir gözü tasvir ediyor.

     Bu tür küçücük gravürler Avrupa ve Batı Asya’da benzer dönemlerden (yaklaşık 20.000 yıl önce) biliniyor olsa da, Güneydoğu Asya’nın ya da Avustralasya’nın (Güneydoğu Asya Adaları) en eski çevrelerinde, bir yerden bir yere taşınacak kadar küçük olan ve açıkça tanımlanabilir sanat eserleri bulunamamıştı. Araştırmacılar bu süslü eserleri 2018’de Leang Bulu Bettue Sulawesi mağara sahasında yapılan kazılar sırasında buldu ve Barisbane’daki analizlerden sonra bu minyatür gravürlerin sanatsal karmaşasını ortaya çıkardı.

     İlk başlarda bu cüce mandayı görebilmek çok zordu. Sahada basit bir geometrik tasarım gibi görünen şey, laboratuarda yönlendirilmiş aydınlatma ile hayat buldu. Bir fener yardımıyla gölgeler oluşturarak ve kesik yerler atlanarak bir ağız, burun deliği, göz, yanak ve iki düz boynuz ortaya çıkarıldı. Sırtın ve karnın ön kısmı ise basit ve derin çizgiler kullanılarak gösterilmişti.

     26.000 ila 14.000 yıl öncesine tarihlenen bu gravür Avrasya’da bulunmuş benzer yaştaki çoğu taş gravüre benziyor. Mandanın başı geriye doğru dönük olarak tasvir edildiği duruşu, aslında yaygın bir sanatsal seçim. Bunun en ünlü örneği, Fransa’daki La Madeleine’de, ren geyiği boynuzuna oyulu “yakalanan bizon”, 21.000 ila 14.000 yıllık.

     Cüce manda (anoa), Sulawesi’ye özgü bir hayvan ve muhtemelen buranın ilk insanları için et, deri, boynuz ve kemik kaynağı sağlıyordu. Bu figür Sulawesi’nin boyalı mağara sanatında yaklaşık 44.000 yıldan daha eski gravürlerde ön plana çıkıyor; bu nedenle cüce mandanın bu bölgede bulunan ve oyması yapılan ilk hayvan tasviri olması şaşırtıcı değil.

     Bölgede aynı zamanda güneş patlamasının tasvir edildiği bir oyma da bulundu. İnsanların Güneş’i ilk olarak ne zaman tasvir etmeye başladığını bilmiyoruz. Güneş’i neredeyse kesin bir şekilde tasvir eden en eski gravür, Almanya’da bulunmuş ve M. Ö. 1600’e tarihlenen “Nebra sky disk” adlı bir obje. Diğer örnekler arasında antik Mısır şehri Amarna’da bulunan oyulmuş dikili taş sayılabilir. Burada M. Ö. 1353 – M. Ö. 1336 yıllarında hüküm süren firavun Axenaton, Tek Tanrı Aton’un ihtişamı için tüm bir şehri inşâ etmiş.

     Aynı zamanda bu örneklerin, insanların Güneş’i ilk kez resmetmeye başladığı örnekler olması düşük bir ihtimal. Antik kaya sanatındaki güneş patlaması tasvirinin daha eski olduğunu düşünülüyor; ancak kaya sanatını tarihlemenin zorlukları, yaşının kesin olarak bilinmesini engelliyor.

     Endonezya’da bulunan örnekler gibi ışınlı motifler, dünya genelinde yaygın ve bunlar güneş, yıldızlar, çiçekler, denizyıldızı ve göz tasvirlerini içeren çok sayıda objeyi temsil ediyor olabilir. Leang Bulu Bettue’den çıkan güneş patlaması tasvirinin içerik olarak belli bir yere kadar özgün olması ve bu özel resimde başka hiçbir şeye yer verilmemesi nedeniyle tasvirin güneş olduğundan emin olunamıyor. Bununla birlikte gravürün çizgileri koyu ve net, ayrıca başka yerlerde de bulunan bu tür desenler anlamlı bir şeyi temsil ediyor. Bu nedenle sanatçının doğal dünyadan herhangi bir şeyin tasvirini yarattığına inanılıyor.

     En ilginç olanı ise Leang Bulu Bettue duvarlarını boyamak için kullanılana benzer kırmızı renkli boya ile tasvir edilmiş olması. Bu boyanın izlerinin sadece güneş patlaması tasviri üzerinde kalması, boyanın oyulmuş taş üzerinde çizgilerden başka hiçbir yere uygulanmadığını göstermesi bakımından yeterli bir kanıt. Ayrıca taşın açık gri rengine karşı parlak kırmızı güneş patlamasının kontrastı, çarpıcı bir görsel etki yaratmış olmalıydı.

     Gelecekteki bulgular bu objeye ve onu oluşturan Buz Devri kültüründeki önemine ve anlamlarına daha fazla ışık tutabilir. Figüratif sanat olarak bilinen ve doğal dünyadan objelerin tanınabilir tasvirlerini yaratma yeteneği türümüze özgü.

     Sulawesi, daha şimdiden minimum 44.000 yıllık bir yaş ile dünyanın en eski figüratif kaya sanatına sahip olduğunu iddiâ ediyor. Taşınabilir yaşam tasvirleri, sadece Endonezya’nın yoğun arkeolojik kayıtlarında değil; Güneydoğu Asya ve Avustralasya’nın (Güneydoğu Asya Adaları) bütününde de bulunmuyor. Bu iki örnek, bölgede bulunmuş en eski eser olmasa da araştırmacıların merak ettikleri boşluğu dolduruyor.

     Taşınabilir sanat eserleri duygusal açıdan insanları birbiriyle bağlamanın yanısıra onları günlük araçlarıyla da ilişkilendiren etkili bir yol. Bu davranış tarzının Homo sapiens’i arkaik hominin topluluklardan (örneğin Neandertaller) daha üstün ya da dayanıklı olmaya ve tüm gezegeni kolonileştirmeye imkân verdiği düşünülüyor.

     THE CONVERSATION, ARKEOFİLİ

     1 HAZİRAN 2020

 

311 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir