Baltık Kıyılarında Her Gün Bir Ülke – 13

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

Ābols no ābeles tālu nekrīt.

(Elma ağaçtan uzağa düşmez.)

Leton atasözü

     Letonya’nın başkenti Riga’da, bu ülkenin can damarı olan ve şehri de ikiye bölen 1020 km uzunluğundaki Daugava Nehri kıyısında yürümeye devam ediyoruz.

     Gezi arkadaşlarım, Çanakkale (Qalâ-i Sultaniye) ilimizin Biga (Pigas) ilçesinden sevgili Nedim Yeşilfiliz ağabey ve Şanlıurfa (Rîha) ilimizin Birecik (Bêrecûk) ilçesinden sevgili Ali Sayan ile birlikte, bu güzel şehirde güzel bir gün geçiriyoruz bugün.

     “Lielais Kristaps” yani “Büyük Christopher” adlı masal kahramanından hatır isteyip kendisiyle helâlleştikten sonra, Nedim abi,

     – Nehir üzerinde feribot turu yaptıran bir uygulamaları yok mu? Olsaydı iyi olurdu; su üzerinde gezinti yapardık, diyor.

     Ali ve ben de tasdik ediyoruz:

     – Evet abi, güzel olurdu gerçekten.

     Biraz sonra, arkamızdan bir gencin geldiğini ve bize yaklaştığını farkedince, yavaşlayıp, yanımıza vardığında kendisine sormayı kararlaştırıyoruz. Delikanlı yanımıza varınca, üçümüz birden kendisine yönelip, feribot olup olmadığını sormaya çalışıyoruz.

     Nedim abi Frizya Almancası’yla, Ali Kırım Rusçası’yla, ben de Falkland İngilizcesi’yle, delikanlıya meramımızı anlatmaya çalışıyoruz. Çocuk derdimizin ne olduğunu anlamıyor tabiî.

     Sonra biz kendi aramızda konuşuyoruz ve,

     – Çocuk birşey bilmiyor galiba, diyoruz.

     Bu dediğimizi duyan delikanlı gülmeye başlıyor. Gülüyor ve,

     – Ben Türk’üm, benimle Türkçe konuşabilirsiniz, diyor.

     Bu sefer hep beraber gülüyoruz. Sonra tanışıyoruz.

     – İsmim Emir, diyor.

     – Nerelisin?, diye soruyoruz.

     – Çanakkale.

     “Çanakkale” cevabını duyan Nedim abinin hücrelerindeki DNA ve RNA’lar cengerme oynamaya başlıyor:

     – Neee?.. Çanakkale mi?

     – Evet abi, diyor Emir.

     – Neresinden? 🙂

     – Lapseki. 🙂

     – Ooo, ben de Biga’lıyım. 🙂

     Sarılıyorlar birbirlerine, iki hemşehri.

     – Şu kurban olduğum Allah’ın işine bakın, diyor Nedim abi, taaa kalkıp Letonya’ya geldim, nehir kenarında karşıma çıkan kişi bir hemşehrim. 🙂

     Güzel bir tevafuk oldu hakikaten…

     Emir Şahinkaya adlı bu kardeşimiz, buraya üniversite okumaya gelmiş. Henüz 23 yaşında. Riga Teknik Üniversitesi (Let. Rīgas Tehniskā Universitāte)’nde okuyormuş.

     Ali, içinde ukde kalmış ya, Rusça meselesini soracak illâ ki:

     – Ya Emir, burda anlamadığım birşey var, normalde eski Sovyet toprakları olduğu için bu ülkede herkesin Rusça bilmesi lazım, ama kiminle konuşmaya kalksam, kimse bilmiyor Rusça’yı…

     Emir birden ciddileşiyor:

     – Abi siz insanlarla Rusça mı konuşmaya çalışıyorsunuz? Sakın haaa, sakın yapmayın bunu!..

     – Niye ki?..

     – Çünkü Ruslar’dan nefret ediyorlar. Haliyle Rusça’dan da. Bilseler de konuşmazlar Rusça’yı.

     – Ya?..

     – E tabiî. Bunlar eskiden Sovyet sömürgesiydi, yıllarca Rus zûlmü altında inim inim inlediler. O yüzden nefret ediyorlar, Ruslar’ı düşman olarak görüyorlar.

     – Deme ya…

     – Sakın insanlarla Rusça konuşmaya kalkmayın! Sempatiyi bırak, antipati oluşturursunuz. Bunu ben de ilk başta bilmiyordum, zamanla öğrendim.

     – İlginç…

     – Hatta size bizim yurtta olan bir olayı anlatayım. İki öğrenci kendi aralarında Rusça konuştular diye onları yurttan attılar. Geçen sene oldu bu olay.

     – Anladım.

     Birlikte yürüyoruz…

     Tesadüf bu ya, biraz sonra nehir kenarında feribot seferlerinin yapıldığı noktaya geliyoruz. Orda birkaç feribot var. Suyun kenarında da tabelalar.

     Tahmin ettiğimiz gibi. Feribot seferleri ile ilgili bilgiler yer alıyor. Turun hacmi, fiyatları vs. Emir ayrıca içeridekilerle konuşup tur ve fiyatlar hakkında daha detaylı bilgiler alıyor ve onları bize aktarıyor. Bu bilgileri aldıktan sonra yürümeye devam ediyoruz.

     Ben, görmek istediğimiz bir sonraki yapının nerede olduğunu kendisine soruyorum:

     – Biz Melngalvju Nams’ı arıyorduk, Emir. Şehri geziyoruz ve görme sırası ona gelmişti. Uzak mı?

     – Yok abi, hemen şurda. Benim üniversitemin olduğu meydanda. Ben de oraya gidiyordum zaten. 🙂

     – Haa öyle mi, beraber yürüyelim o zaman. 🙂

     Biraz sonra Leton Piyade Meydanı (Let. Latviešu Strēlnieku Laukums) adlı meydana varıyoruz.

     Bu meydan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) zamanında, 1970 yılında kurulmuş bir meydan. Kurulduğu aynı yıl, medyanda Komünist Parti’nin propagandasına hizmet eden Letonya Kızıl Piyade Müzesi (Let. Latviešu Sarkano Strēlnieku Muzejs) de açılmıştı. Bağımsızlıktan sonra bu müze, 1 Temmuz 1993 günü Letonya İşgal Müzesi (Let. Latvijas Okupācijas Muzejs) adını aldı.

     Meydanın ortasında, Leton Piyade Anıtı (Let. Piemineklis Latviešu Strēlniekiem) bulunuyor. Bu anıt, meydanın kurulmasından bir yıl sonra, 1971’de dikildi.

     Anıt, Riga Belediye Meydanı (Let. Rīgas Rātslaukums) ve Riga Belediye Binası (Let. Rīgas Rātsnams)’nın güneybatısında, Riga Teknik Üniversitesi’nin karşısında, Letonya İşgal Müzesi’nin hemen önünde bulunuyor.

     Mimarîsini Dzintars Driba (1928 – 93)’nın çizdiği, yapımını heykeltraş Valdis Albergs (1922 – 84)’in gerçekleştirdiği bu 13 m yüksekliğindeki anıt, dönemin tipik silahlarını taşıyan ve kıyafetlerini giymiş üç adamı tasvir ediyor. Bu adamların biri polis komiseri, biri işçi, biri de çiftçi. Üçünün de kafasında şapka ve şapkanın üzerinde de 5 köşeli yıldız var. Yüksek bir kaide üzerinde duran bu üç adamın her biri sırt sırta duruyor. Tıpkı Frankfurt’ta avukatlık bürosunda biraraya geldiğimizde, ben, Ali ve Nedim abi gibi.

     Anıt, 1917 yılında Letonya’nın Sovyet ordusu tarafından işgal edilmesi sırasında, Sovyet güçleri yanında (kendi ülkesine ve milletine karşı) ve Komünizm ideolojisinin hakim olması için (Letonya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti için) savaşan Kızıl Letonya Tüfekleri adlı milis gücünü onurlandırmak için yapılmıştı. Letonya Bağımsızlık Savaşı (1918 – 20) sırasında Kızıl Letonya Tüfekleri, Letonya’nın Sovyetler Birliği’nden ve Ruslar’dan bağımsızlığını kazanması için verilen millî mücadelenin karşısında durmuştu. Anlayacağınız, “vatan haini”…

     Anıtın mimarı olan Driba, anıtın yapımından bir yıl sonra, 1972’de bu anıttan dolayı “SSCB Devlet Ödülü”nü aldı. 1980 yılında da anıt, bir Sovyet posta pulunun üzerinde resmedilmiştir.

     SSCB, 25 Aralık 1991’de tarihe karıştı. 21 Ağustos 1991 tarihinde Letonya bağımsızlığını kazandı. Dünya haritasında yeni bir ülke vardı artık: Letonya Cumhuriyeti (Let. Latvijas Republika)…

     Bağımsızlıktan sonra, anıtın Sovyet dönemindeki ideolojik anlamı sorgulanmaya başlandı. Ve anıt, yeni özgür ve bağımsız Letonya ülkesinin millî mefkuresine uygun biçimde yorumlanarak, çeşitli düzenlemelere gidildi. Leton tarihçiler ve mimar Gunārs Lūsis-Grīnbergs (1932 – 2015) inisiyatifinde, tabandaki yazıt 2000 yılında değiştirildi. Yazıdaki “Kızıl” kelimesi silindi ve ayrıca Komünizm yıldızı kaldırıldı. Tabana kazınan yeni yazıtta, “Latviešu Strēlniekiem 1915 – 1920”  (Letonya Piyadeleri 1915 – 1920) yazıyordu.

     2006 yılında da anıt restorasyondan geçirildi ve şimdiki halini aldı.

     Ben bu “gâvurların” işinden hiçbir şey anlamıyorum doğrusu. Yahu bu anıt vatan hainlerini onore etmek için yapılmış, o kadar restorasyon, yazıtı yeniden hazırlama nedir Dievs aşkına? Yık gitsin…

     Alt tarafı taş değil mi?

     Bir kere anıt o amaçla yapılmış! Sen istediğin kadar değiştirmeye çalış, anıttaki o “utanç lekesini” silemezsin ki…

     Letonyalılar’da biraz vizyon olsa, biri polis biri işçi biri de çiftçi olan bu üç hain adamın heykelini yıkar, yerine bizim üçümüzün heykelini dikerler.

     Aslında ne güzel olur, değil mi?

     Düşünsenize: Letonya’nın başkenti Riga’da, Piyade Meydanı’nda Nedim abi, Ali ve ben, üçümüzün heykeli dikilmiş. Biri yeminli tercüman, biri avukat, biri gazeteci. Yüksek bir kaide üzerinde duruyoruz ve her birimiz sırt sırta duruyoruz. Anıtın üzerinde de şu ibare yer alıyor: “Frankfurt Piyadeleri 2019 – 2020”

     Tabiî biz de “piyade” (yaya) sayılırız. Nedim abinin arabası bozulmuş, Ali’nin arabası yolda kalmış, benim arabamın da TÜV’ü bitmiş. Biz de “piyade” durumundayız.

     Bizim de aynı şekilde kafamızda şapka olacak ve şapkalarda 5 köşeli yıldız. Nedim abinin şapkasındaki yıldız “Çanakkale Destanı”nı temsil ettiği için renkleri kırmızı – beyaz olacak. Ali’nin şapkasındaki yıldız “Urfa’nın Kurtuluşu”nu temsil ettiği için renkleri yeşil – sarı olacak. Benim şapkamdaki yıldız da Elazığ’ın meşhur dut pekmezini ve cevizli sucuğunu temsil ettiği için rengi bordo olacak.

     Ne güzel olurdu, değil mi? Ama adamlarda vizyon yok ki…

     Bizim Emir’i üniversiteye bırakıyoruz. Okuduğu Riga Teknik Üniversitesi’nin önünde kendisiyle hatırâ fotoğrafı çektiriyoruz, birbirimize telefon numaralarımızı veriyoruz ve kendisine başarılar dileyip uğurluyoruz.

     Kısa adı RTU olan Riga Teknik Üniversitesi (Let. Rīgas Tehniskā Universitāte), bir devlet teknik üniversitesi olup, tüm Baltık ülkelerinin en eski üniversitesi, Letonya’nın halihazırda ikinci büyük üniversitesidir.

     9 fakülteden oluşuyor. Bunlar:

     – Mimarlık ve Şehircilik Fakültesi (Let. Arhitektūras un Pilsētplānošanas Fakultāt)

     – Sivil Mühendislik Fakültesi (Let. Būvniecības Inženierzinātņu Fakultāte)

     – Bilgisayar Bilimi ve Bilgi Teknolojisi Fakültesi (Let. Datorzinātnes un Informācijas Tehnoloģijas Fakultāte)

     – Elektronik ve Telekomünikasyon Fakültesi (Let. Elektronikas un Telekomunikāciju Fakultāte)

     – Enerji ve Elektrik Mühendisliği Fakültesi (Let. Enerģētikas un Elektrotehnikas Fakultāte)

     – E-öğrenim Teknolojileri ve Beşerî Bilimler Fakültesi (Let. E-studiju Tehnoloģiju un Humanitāro Zinātņu Fakultāte)

     – Mühendislik Ekonomisi ve Yönetimi Fakültesi (Let. Inženierekonomikas un Vadības Fakultāte)

     – Malzeme Bilimi ve Uygulamalı Kimya Fakültesi (Let. Materiālzinātnes un Lietišķās Ķīmijas Fakultāte)

     – Ulaştırma ve Makine Mühendisliği Fakültesi (Let. Transporta un Mašīnzinību Fakultāte)

     Üniversite ilk olarak 14 Ekim 1862 tarihinde “Riga Politeknik Enstitüsü” adıyla kurulmuştur ve 1896’da üniversitenin eğitim dili Rusça olmuştur. I. Dünya Savaşı (1914 – 18) sırasında Letonya Üniversitesi’nin bünyesine katılan üniversite, 1958 yılında üniversitenin bünyesinden mühendislik fakültelerini alarak ayrılmıştır. 1990’da ise günümüzdeki ismini almıştır.

     Üniversitede şu anda – Emir’i de sayarsak – 14 bin 383 öğrenci öğrenim görüyor.

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 12

FOTOĞRAFLAR:

Biraz sonra Leton Piyade Meydanı (Let. Latviešu Strēlnieku Laukums) adlı meydana varıyoruz. (LETONYA)

Bu meydan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) zamanında, 1970 yılında kurulmuş bir meydan. Kurulduğu aynı yıl, medyanda Komünist Parti’nin propagandasına hizmet eden Letonya Kızıl Piyade Müzesi (Let. Latviešu Sarkano Strēlnieku Muzejs) de açılmıştı. Bağımsızlıktan sonra bu müze, 1 Temmuz 1993 günü Letonya İşgal Müzesi (Let. Latvijas Okupācijas Muzejs) adını aldı. (LETONYA)

Meydanın ortasında, Leton Piyade Anıtı (Let. Piemineklis Latviešu Strēlniekiem) bulunuyor. Bu anıt, meydanın kurulmasından bir yıl sonra, 1971’de dikildi.

Anıt, Riga Belediye Meydanı (Let. Rīgas Rātslaukums) ve Riga Belediye Binası (Let. Rīgas Rātsnams)’nın güneybatısında, Riga Teknik Üniversitesi’nin karşısında, Letonya İşgal Müzesi’nin hemen önünde bulunuyor. (LETONYA)

Mimarîsini Dzintars Driba (1928 – 93)’nın çizdiği, yapımını heykeltraş Valdis Albergs (1922 – 84)’in gerçekleştirdiği bu 13 m yüksekliğindeki anıt, dönemin tipik silahlarını taşıyan ve kıyafetlerini giymiş üç adamı tasvir ediyor. Bu adamların biri polis komiseri, biri işçi, biri de çiftçi. Üçünün de kafasında şapka ve şapkanın üzerinde de 5 köşeli yıldız var. Yüksek bir kaide üzerinde duran bu üç adamın her biri sırt sırta duruyor. Tıpkı Frankfurt’ta avukatlık bürosunda biraraya geldiğimizde, ben, Ali ve Nedim abi gibi. (LETONYA)

Riga Belediye Binası (Let. Rīgas Rātsnams) (LETONYA)

Rīga hatırâsı, 23 Ekim 2019

241 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir