Kadın Peygamberler – 38

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     Kadın peygamber Hz. Meryem (as) ve kocası Yusuf, her yıl Fısıh Bayramı etkinliklerine katılmak için Kudüs (Yeruşalayim)’e giderlerdi. Yine o yıl Fısıh Bayramı zamanı geldiğinde Kudüs’e gittiler. (2596)

     Meryem’in oğlu Hz. İsa (as) o sırada 12 yaşındaydı. (2597) Bu da M. S. 8 yılına tekabül eder.

     Bayramdan sonra eve dönerlerken, küçük İsa Kudüs’te kaldı. Bunu farketmeyen annesiyle babası, çocuğun yol arkadaşlarıyla birlikte olduğunu sanarak bir günlük yol gittiler. Sonra O’nu akrabalar ve dostlar arasında aramaya başladılar. Bulamayınca O’nu araya araya Kudüs (Yeruşalayim)’e geri döndüler. (2598)

     Üç gün sonra O’nu tapınakta buldular. Dîn öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu. O’nu dinleyen herkes, zekâsına ve verdiği yanıtlara hayran kalıyordu. (2599)

     Kutsal kitap İncil, orada Meryem ile oğlu İsa arasında şöyle bir diyaloğun geçtiğini anlatır:

     “Annesiyle babası O’nu görünce şaşırdılar. Annesi, ‘Çocuğum, bize bunu niçin yaptın? Bak, babanla ben büyük kaygı içinde seni arayıp durduk’ dedi. O da onlara, ‘Beni niçin arayıp durdunuz?’ dedi. ‘Babam’ın evinde bulunmam gerektiğini bilmiyor muydunuz?’ Ne var ki onlar ne demek istediğini anlamadılar.” (2600)

     İncil yazarlarının burada vermek istedikleri “ince” mesaj; İsa’nın tapınak için “Tanrı’nın evi” yerine “Babam’ın evi” ifadesini kullanması ve dolayısıyla daha 12 yaşındayken “Tanrı’nın oğlu” olduğunu bilmesi, ama annesi Meryem ile kocası Yusuf’un bu sözün mânâsını anlamadıkları.

     Bunlar tamamıyla İncil yazarlarının “hayâllerinin ürünü” olup, biz Müslümanlar’a göre ve aklı başında diğer her dîn mensuplarına göre, evrenin ve tüm kâinatın yaratıcısı olan Tanrı’nın çocuğu olmaz. İslam inancında, Tanrı birdir, tektir. O hiçbir şeye muhtaç değildir, bilakis her şey O’na muhtaçtır. Tanrı çocuk doğurtmamıştır, kendisi de hiç kimseden doğmamıştır. Hiçbir yaşayan varlık Tanrı’ya denk değildir, O’nunla benzer değildir. (2601)

     Hristiyanlık inancına göre İsa, “Tanrı’nın oğlu” (2602) hatta “Tanrı”dır (2603). Bir tevhîd dîni olan İslam ise, Hristiyanlık dîninde var olan hatta bu dînin temeli olan “İsa Tanrı’nın oğludur” hatta “İsa Tanrı’dır” inancını şirk olduğu gerekçesiyle haklı olarak reddeder. (2604) Zirâ İslam inancına göre bu, Tanrı’ya şirk koşmaktır. Şirk ise yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de “en büyük zûlüm” olarak nitelenmiştir. (2605)

     Devam edelim…

     Meryem’le Yusuf, İsa’yı tapınakta buldular. İsa onlarla birlikte yola çıkıp Nasıra (Natzrat, Nazareth)’ya döndü. Onların sözünü dinlerdi. Annesi bütün bu olup bitenleri yüreğinde sakladı. (2606)

     İsa bilgelikte ve boyda gelişiyor, Tanrı’nın ve insanların beğenisini kazanıyordu. (2607)

     Biraz önce anlattığımız olay, yani Meryem’le Yusuf’un İsa’yla beraber Fısıh Bayramı kutlamalarına katılmak için Kudüs’e gitmeleri ve sonra da memleketleri Nasıra’ya geri dönmeleri, İncil’in Meryem’in kocası Yusuf’tan son bahsedişidir. İncil’de Meryem’in kocası ve İsa’nın babası (durumundaki) Yusuf’tan bu olaydan sonra hiç bahsedilmez. O sırada İsa 12 yaşındadır. (2608)

     Meryem’in kocası ve İsa’nın babası (durumundaki) Yusuf’un ne zaman ve kaç yaşında öldüğü bilinmemektedir. Hristiyanlık geleneği, İsa’ya 30 yaşındayken peygamberlik gelmesi ve halka tebliğ faaliyetlerine başlaması esnasında Meryem’i dul bir kadın olarak tasvir eder. Bu da kocası Yusuf’un, oğlu İsa’nın peygamberliğinden önce vefat ettiğini gösterir. (2609)

     İsa 33 yaşındayken Yahudîler tarafından çarmıha geril(diği zannedil)diğinde, annesini 12 havarisinden biri olan Yohanna Şliha Zevedayî (6 – 100)’ye emanet etmiştir. Bu da babasın(ın durumundaki adam)ın hayatta olmadığını gösterir. Şayet annesi Meryem’in kocası Yusuf hayatta olsaydı, kadının kocası varken niye başkasına emanet etsin ki? (2610)

     Kilisenin 4. – 5. yy papalarından Dalmaçyalı dînbilgini Azîz Jerome ya da gerçek adıyla Eusébios Sofrónios İerónumos (347 – 420)’a göre, Yusuf, İsa’nın Hz. Yahya (as) tarafından vaftiz edilmesinden önce ölmüştür. (2611) Ki İsa, bu vaftiz olayından hemen sonra peygamberlik görevine başlamıştır.

     Buradan çıkan sonuç; İsa 12 yaşındayken (M. S. 8) babası Yusuf’un sağ olduğu, İsa 30 yaşındayken (M. S. 26) de babası Yusuf’un hayatta olmadığıdır. Bu durumda Yusuf, M. S. 8 – 26 yılları arasındaki 18 yıllık zaman zarfının içinde bir zamanda vefat etmiştir.

     Yusuf hakkındaki apokrif olmayan metinlerin bazıları aşırı derecede abartılı ya da kurgusaldır. 2. yy’da yazılan “Yakub İncili” (Yakub Protoevangeliumu) ve 4. yy’a ait “Historia Josephi Fabri Lignari” (Marangoz Yusuf’un Kıyamet Tarihi), Yusuf’un Meryem’le evlendiğinde çocuklu bir dul olduğunu iddiâ eder. Bu iddiâ, İsa’nın kardeşi olup olmadığı konusunda kafaları karıştırmıştır. Ayrıca Yusuf’un 111 yıl yaşadığı konusunda dayanaksız iddiâlar vardır. Yusuf hakkında uydurulan efsaneler farklı bir Yusuf imajı yaratılmasına ve Hristiyanlık’ta saygıyla anılmasının gecikmesine neden olmuştur. (2612)

     Ancak bu hususta meseleyi anlamamızı zorlaştıracak ve kafamızı karıştıracak başka bir mevzû daha var. Siz sevgili okurlarımızın da çok ilgincine gideceğinden eminim ama, İncil, İsa’nın kardeşlerinden bahsetmektedir. Evet, yanlış okumadınız! İncil, İsa’nın kardeşlerinden ve kızkardeşlerinden bahsetmektedir.

     Bunlar, İncil’in “Matta” kitabından:

     “İsa bütün bu benzetmeleri anlattıktan sonra oradan ayrıldı. Kendi memleketine gitti ve oradaki havrada halka öğretmeye başladı. Halk şaşıp kalmıştı. ‘Adamın bu bilgeliği ve mucizeler yaratan gücü nereden geliyor?’ diyorlardı. ‘Marangozun oğlu değil mi bu? Annesinin adı Meryem değil mi? Yakub, Yusuf, Simeon ve Yahuda O’nun kardeşleri değil mi? Kızkardeşlerinin hepsi aramızda yaşamıyor mu? O halde O’nun bütün bu yaptıkları nereden geliyor?’ Ve gücenip O’nu reddettiler.

     Ama İsa onlara şöyle dedi: ‘Bir peygamber, kendi memleketinden ve evinden başka yerde hor görülmez.’ İmânsızlıkları yüzünden İsa orada pek fazla mucize yapmadı.” (2613)

     Bunlar da İncil’in “Markos” kitabından:

     “İsa oradan ayrılarak kendi memleketine gitti. Öğrencileri de ardından gittiler. Şabat Günü olunca İsa havrada öğretmeye başladı. Söylediklerini işiten birçok kişi şaşıp kaldı. ‘Bu adam bunları nereden öğrendi?’ diye soruyorlardı. ‘Kendisine verilen bu bilgelik nedir? Nasıl böyle mucizeler yapabiliyor? Meryem’in oğlu, Yakub, Yusuf, Yahuda ve Simeon’un kardeşi olan marangoz değil mi bu? Kızkardeşleri burada, aramızda yaşamıyor mu?’ Ve gücenip O’nu reddettiler.

     İsa da onlara, ‘Bir peygamber, kendi memleketinden, akraba çevresinden ve kendi evinden başka yerde hor görülmez’ dedi. Orada birkaç hastayı, üzerlerine ellerini koyarak iyileştirmekten başka hiçbir mucize yapamadı.” (2614)

     İncil’in bu âyetlerine göre, İsa’nın dört erkek kardeşi var. Bunlar; Yakub, Yusuf, Simeon ve Yahuda’dır. İsa’nın ayrıca kızkardeşleri de var, ama isimleri anılmamış.

     İsa’nın kardeşlerinin ve kızkardeşlerinin olduğu, İncil’in başka birkaç yerinde daha anlatılır. (2615)

     İsa’nın kızkardeşleri de var. İsimleri anılmamış gibi görünüyor ama, İncil’in sonlarında, İsa’nın çarmıha geril(diği zannedil)mesi anlatılırken, burada isimleri zikredilen kızların İsa’nın kızkardeşleri olduğu güçlü bir ihtimaldir ve pekçok dînbilimci de o kanaattedir.

     İlgili âyetler şöyle:

     “Ama İsa yüksek sesle bağırarak son nefesini verdi. O anda tapınaktaki perde yukarıdan aşağıya yırtılarak ikiye bölündü. İsa’nın karşısında duran yüzbaşı, O’nun bu şekilde son nefesini verdiğini görünce, ‘Bu adam gerçekten Tanrı’nın oğluydu’ dedi.

     Olup bitenleri uzaktan izleyen bazı kadınlar da vardı. Aralarında Mecdelli Meryem, küçük Yakub ile Yose’nin annesi Meryem ve Salome bulunuyordu. İsa daha Celile’deyken bu kadınlar O’nun ardından gitmiş, O’na hizmet etmişlerdi. O’nunla birlikte Yeruşalayim’e gelmiş olan daha birçok kadın da olup bitenleri izliyordu.” (2616)

     “İsa’nın çarmıhının yanında ise annesi, teyzesi, Klopas’ın karısı Meryem ve Mecdelli Meryem duruyordu.

     İsa, annesiyle sevdiği öğrencinin yakınında durduğunu görünce annesine, ‘Anne, işte oğlun!’ dedi. Sonra öğrenciye, ‘İşte, annen!’ dedi. O andan itibaren bu öğrenci İsa’nın annesini kendi evine aldı.” (2617)

     İncil’in bu âyetlerinde üç ayrı Meryem’den bahsedilmektedir. Biri Mecdelli Meryem, biri Yose’nin annesi Meryem, biri de Klopas’ın karısı Meryem. Ve her üçü de çarmıha geril(diği zannedil)me ânında İsa’nın yakın akrabaları arasında zikredilmişlerdir.

     Bunların tamamının İsa’nın kuzenleri mi oldukları, yoksa bazıları İsa’nın kuzeniyken en az birinin İsa’nın kızkardeşi mi olduğu konusunda Hristiyanlık mezhepleri ve dînbilginleri ikiye ayrılmıştır. Fakat üçünün de İsa’nın aile efradından olduğu çok açıktır.

     Bunların biyolojik kardeşler mi yoksa Nasıralı İsa’nın yakın akrabaları mı olduğu Hristiyan mezhepleri içinde tartışmalıdır ve mezhebe bağlı olarak farklı yorumlanır. Ortodoks ve Katolik kiliseleri, Meryem’in yaşamı boyunca bakire kaldığını savunuyor. Onlar için kardeşler ya kocası Yusuf’un ilk evliliğinden çocukları ya da Meryem’in akrabalarının çocuklarıdır. Katolik Kilisesi, 19. yy’dan beri Meryem’in sürekli bekâretiyle ilgili özel doğmalar geçirdi. Reformcular hâlâ büyük ölçüde geleneksel konumu izlese de, bugün birçok Protestan ilahiyatçı İsa’nın kardeşlerini Yusuf ile Meryem’in çocukları olarak görüyor. Bununla birlikte, Protestan teolojisinde konunun fazla bir önemi yoktur, çünkü dînin temel öğretisi buna bağlı değildir. (2618)

     Asurî, Katolik, Doğu Ortodoks ve Oryantal Ortodoks kiliseleri (2619) gibi Protestan liderler Martin Luther (1483 – 1546) (2620), Huldrych Zwingli (1484 – 1531) (2621) ve John Wesley (1703 – 91) (2622) de Meryem’in ömür boyu bakire kaldığına inanıyorlar. Diğer bir Protestan lider Jean Calvin (1509 – 64) de Meryem’in ömür boyu bakire kalmasının mümkün olduğuna inanıyordu, ancak kutsal kanıtların sonuçsuz olduğunu söylüyordu. (2623) Alman Anabaptist lider Balthasar Hubmaier (1480 – 1528) tarafından yayınlanan “Eine Christliche Lehrtafel” (Bir Hristiyan Öğretim Tablosu), Meryem’in daimî bekâretini de öğretir. (2624) Bu inancı elinde bulunduranlar, İsa’nın biyolojik kardeşleri olduğu iddiâsını reddederler ve bu “kardeşlerin”, daha önceki bir evlilikten Yusuf’un çocukları olarak İsa’nın çekirdek ailesi ile yakın ilişkileri nedeniyle bu şekilde nitelendirildiklerini söylerler. (2625) Zirâ “kardeş” ve “kızkardeş” kelimelerinin tam anlamıyla çevirisi nesnel bir sorundur, çünkü az alıntı vardır ve kelimelerin Semitik dil ailesinde çeşitli anlamları bulunuyor. (2626) Buna kanıt olarak da, 3. yy’da kardeşlere ya da kızkardeşlere atıfta bulunulmazken, İsa’nın çekirdek ailesiyle bağlantısı olan biyolojik akrabalara “-nın, -nin, -nun, -nün akrabası” anlamında “despósunoi” (δεσπόσυνοι) veya çoğul haliyle “despósunos” (δεσπόσυνος) denilmesi gösterilebilir. (2627)

     “Radikal Hristiyanlar” ya da “Antidicomarianites” olarak adlandırılan 3. yy “Meryem muhalifleri”, Yusuf Meryem’in kocası olduğunda 6 çocuklu bir dul olduğunu söylerler. Bunlar, Yusuf’un Meryem ile normal evlilik ilişkileri olduğunu, ancak daha sonra İsa’nın bunlardan doğmadığını iddiâ ettiler. (2628) Kıbrıslı azîz ve piskopos Salamisli Epifánios Konstantías (315 – 403) da Yusuf’un Meryem’den önceki evliliğinden çocuklarının olduğunu söyler. (2629) 4. yy sonunda ve 5. yy başlarında Sardica (günümüzde Bulgaristan’ın başkenti Sofya) başpiskoposu olan Bonosus (? – ?; piskoposluk yılları 391 – 414), Meryem’in İsa’dan sonra başka çocukları olduğunu iddiâ etmiş ve bu yüzden diğer piskoposlar tarafından kınanmış bir piskopostur. (2630) 4. yy’da Mısır’ın İskenderiye şehrinde yaşamış olan Arius (256 – 336)’un geliştirdiği kuramsal bir öğreti olan Aryanizm’in öğretmenleri durumundaki İtalyan teolog ve yazar Gioviniano (? – 405) ve Anadolulu piskopos ve filozof Foteinós (? – 376) da benzer görüşteydiler. (2631) Ancak Helvidius (340 – 93) ve Azîz Jerome, Meryem’in ömür boyu bakire kaldığını ileri sürdüler. İsa’nın kardeşleri olarak adlandırılanların aslında Clopas’ın karısı olduğunu düşündüğü Meryem’in kızkardeşi ve başka bir Meryem’in çocukları olduğu görüşünü savundular. (2632) Öte yandan, Hristiyanlık tarihinin ilk kilise tarihçisi kabul edilen Nasıralı Hğísippos (110 – 80), bu isimlerin Yusuf’un kardeşlerinin çocukları olduklarını yazmıştır. (2633) Görüldüğü üzere değişik bağlamlarda kullanıldığı gibi “kardeşler” ve “kızkardeşler” terimleri farklı yorumlara açıktır. (2634)

     3. yy’da, Meryem’in sürekli bekâret doktrini iyi kurulmuştu. Romalı İppolito (170 – 235), Filistinli Eúsévios ó tïs Kaisareías (265 – 340) ve Kıbrıslı Salamisli Epifánios Konstantías gibi önemli erken Hristiyan teologları bunu savundular. İlk kiliseler, Meryem’in İsa dışında bir çocuğu olduğunu kabul etmemişti. (2635) Eúsévios ve Epifánios, bu kişilerin Yusuf’un İncil’de kaydedilmemiş eski evliliğinden oğulları olduklarına karar verdiler. (2636) Epifánios ayrıca Yusuf’un James ve üç erkek kardeşi (Yose, Simeon, Yuda) ve iki kızkardeşi (Salome ve Meryem veya Anna) babası olduğu bilgisini de ekler. (2637)

     4. yy’da yazılan ve bizzat Hz. İsa tarafından dikte edilen bilgilerle kaleme alındığı söylenen “Historia Josephi Fabri Lignari” (Marangoz Yusuf’un Kıyamet Tarihi) adlı kitapta, Meryem’in kocası Yusuf’un ilk eşinden dört oğlu ve iki kızı hakkında net bilgiler sunulur. Oğullarının isimleri Yuda, Yose, James ve Simeon, iki kızının isimleri de Asya ve Lidya idi. İlk karısı öldükten bir yıl sonra Meryem’i aldı. (2638)

     Az önceki “Historia Josephi Fabri Lignari” (Marangoz Yusuf’un Kıyamet Tarihi) adlı eserde yer alan metinlere atıfta bulunan “The Catholic Encyclopedia” (Katolik Ansiklopedisi) da şunları yazar (ki çok ilginç bilgilerdir): Yusuf, bazıları tarafından Milka veya Eşa, bazıları tarafından da Salome olarak adlandırılan bir kadınla 40 yaşındayken evlendi. Birlikte 49 yıl yaşadılar. Bu evlilikten 4 erkek ve 2 kız olmak üzere 6 çocuk oldu. En küçük çocukları James idi. Karısının ölümünden bir yıl sonra, 90 yaşında olan Yusuf, saygın bir adam olduğu için, kendisine 12 – 14 yaş arasındaki bir kızla evlenmesi gerektiği söylendi. Adaylar arasında tercih yapmak için Kudüs’e gitti. Bir mucize sonucu Meryem’le tanıştı ve O’nunla nişanlandı. Ama daha evlenmeden “Müjde” (Meryem’in İsa’ya hamile kalması) gerçekleşti. (2639)

     Bu oldukça ilginç ve bir o kadar da “sinir bozucu” bilgiler şayet doğruysa, Meryem henüz 14 yaşındayken Yusuf’la evlendiğinde, Yusuf o sırada tam 90 yaşındaymış. Üstelik dul ve 6 tane de çocuğu var. İlk karısı öleli de henüz sadece bir yıl olmuş. Doğrusu insan inanmak, inansa da kabullenmek istemiyor…

     Yusuf ile Meryem arasındaki ilişki konusunda çağdaş yorumlar değişmektedir. Yusuf’un ilk karısını Salome olarak adlandıran Doğu Ortodoks Kilisesi, Yusuf’un dul bir erkek olduğunu ve Meryem ile nişanlandığını ancak hiç evlenmediğini, İsa’nın “kardeşlerine” yapılan atıfların Yusuf ve Salome’nin çocuklarına ait olduğunu savunuyor. (2640) Genel olarak, Roma Katolik öğretisine karşı çıkan bazı Protestanlar ve diğer gruplar, özellikle Meryem’den doğan çocuklara atıfta bulunarak İsa’nın “erkek ve kızkardeşlerini” okurlar. Her iki durumda da, “sürekli bekâret”in kilise doktrini, Yusuf ile Meryem’in asla cinsel ilişkiye girmediği anlamına gelir. Protestan kiliseleri, “bakire doğum” inancını izler, ancak “sürekli bekâret” inancını izlemez, bu konuda mutmain bir görüşe sahip değildir. (2641)

     Çözüm sunan ilk kişi, yaklaşık 150 yılında yazılan “Yakub İncili” (Yakub Protoevangeliumu) idi. Orijinal “kanonik” (sahih) İnciller asla Yusuf’un yaşına değinmez, ancak sözünü ettiğimiz bu “apokrif” (yarı sahih) İncil’de yazar, Yusuf’u, “Bakire”yi izlemek için Tanrı tarafından seçilen yaşlı bir adam olarak sunar. Yusuf’un daha erken bir evlilikten olan çocukları “İsa’nın kardeşleri” olarak sunulur. Yusuf’un dürüstlüğü ve “Tanrı’nın hikmetine” karşı sadakati, neden karısıyla hiç cinsel ilişki kurmadığını açıklar: “Meryem’i çoktandır karım olarak aldım ama O hâlâ dahi karım değil. Çünkü O, Kutsal Rûh tarafından tasarlandı.”  (2642)

     İslamî itikad dairesi, Meryem’in “ömür boyu bakire kaldığını” kabul etmeye meyillidir. Meryem’in bakireyken İsa’yı doğurduğu zaten Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça belirtilen bir husustur (2643), ancak yalnız bu da değil, İslam âlimleri genel olarak, Meryem’in ömür boyu bakire kaldığına inanmaya meyilli bir ilmî tutum sergilemişlerdir. (2644) Örneğin dünyaca ünlü Fars filozof ve müfessir Fahreddîn Razî ya da tam adıyla Fahreddîn Muhammed bin Ömer bin Hûseyn bin Hesen bin Ali et- Temimî el- Bekrî er- Razî et- Taberistanî (1149 – 1210) bunu açıkça savunmuştur. (2645)

     4. yy’da yazılan ve bizzat Hz. İsa tarafından dikte edilen bilgilerle kaleme alındığı söylenen “Historia Josephi Fabri Lignari” (Marangoz Yusuf’un Kıyamet Tarihi) adlı kitapta, Meryem’in kocası Yusuf’un 111 yaşında öldüğü yazılıdır. (2646)

     Bu bilgi şayet doğruysa, aynı kitapta Meryem’le evlendiğinde Yusuf’un 90 yaşında olduğu da yazılı olduğuna göre, demek ki Meryem’le evlendikten 21 yıl sonra ölmüştür. Yani İsa 21 yaşındayken. Buradan da, Meryem’in kocası Yusuf’un ölüm tarihi tam olarak tespit edilebilir: M. S. 17.

     Bütün bunlar da, İsa henüz 12 yaşındayken Kudüs’teki Fısıh Bayramı kutlamalarında Yusuf’un sağ olduğu, ancak İsa 30 yaşında peygamberliğe başladığında Yusuf’un hayatta olmadığı gerçeğiyle uyumluluk göstermektedir. Demek ki İsa peygamber olmadan 9 yıl önce babası (durumundaki) Yusuf vefat etmiştir.

     Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır. Gerçek bilgi ve hakikat, ancak O’nun katındadır.

     İşte böyledir… Kutsal kitaplar bunları belirtmeyince, bunları sırf “inanç” eksenli değil aynı zamanda “ilim” eksenli okuyan bizleri böyle sayfalar dolusu uğraştırır ve cilt cilt onlarca kaynağı taratmak ve bunları birbirleriyle kıyaslatmak zorunda bıraktırır.

     Bir insanın kaç yaşında veya hangi tarihte öldüğünü belirtmek, topu topu biri rakamlardan biri de harflerden oluşan iki tane kelimedir. Ancak kutsal kitaplar bunu yapmaktan imtina edince, bizler de bir adamın kaç yaşında ve hangi tarihte öldüğünü tespit edebilmek için böyle bel bükücü bir zahmete girmek zorunda kalıyoruz…

     Fakat bu o kadar önemli değil ve bundan yakınacak da değilim. Ancak “verilmeyen”, “belirtilmeyen”, “anlatılmayan”, hatta belki de “gizlenmek istenen” başka o kadar önemli “boşluklar” var ki, onlardan birine – ki tam oradayım – değinmeden geçemeyeceğim. Zirâ deminden beri bahsettiğimiz zaman dilimiyle ilgili, İncil sadece Yusuf’tan değil, Meryem ve İsa’dan da bahsetmiyor. Hiçbir kimseden ve hiçbir şeyden bahsetmiyor.

     Daha anlaşılır anlatayım:

     İncil’de, İsa henüz 12 yaşındayken annesi Meryem ve babası (durumundaki) Yusuf’la beraber Kudüs’teki Fısıh Bayramı kutlamalarına katıldığı anlatılıyor. Fakat hemen devamında İsa 30 yaşındadır. Yahya tarafından vaftiz ediliyor ve peygamberlik vazifesine başlıyor.

     Tuhaf değil mi?

     İsa henüz 12 yaşında bir çocuktur, anne ve babasıyla bayram kutlamasına gidiyor. Fakat hemen bir sonraki paragrafta İsa 30 yaşındadır ve artık 30 yaşındaki bir adam olarak anlatılmaya başlanıyor.

     12 yaşından birden 30 yaşına fırlıyor, İncil.

     12 – 30 yaş arasındaki 18 yıllık uzun bir zaman zarfından tek kelime dahi bahsetmiyor İncil’ler. Hiçbir İncil’de tek cümle dahi bilgi geçmiyor. Ne İsa’dan bahsediliyor, ne Meryem’den, ne de başka herhangi bir şeyden! Hiçbir şey yok.

     İsa’nın “gençliği” hiç yok, İncil’de. Tek satır dahi yok! Sadece “çocukluğu” ve “adamlığı” var. Ama gençliği ile ilgili tek cümle dahi yok.

     Güyâ Hz. İsa’nın hayatını ve yaydığı öğretiyi anlatan İncil’de, İsa’nın 12 – 30 yaş arasındaki 18 yıllık hayat diliminden tek satır dahi söz edilmiyor. 12 yaşında bir çocukken hemen bir sonraki paragrafta birden 30 yaşında bir adamdır. Zaten orda direk peygamberliğe başlıyor.

     Peki neden?

     Neden, niçin, niye?

     Bir insanın biyografisi ve yaydığı öğreti anlatılırken, en önemli zaman zarfı bilakis 12 – 30 yaş arası zaman aralığı değil midir? Bir insanı tanımak için en önemli yaş aralığı 12 – 30 arası değil midir?

     İnsanın kişiliği 12 – 30 yaşları arasında şekillenmez mi?

     Bir insan, 12 yaşına kadar daha çocuktur. 30 yaşından sonra da artık duygu ve düşünceleri kalıplaşmış bir adamdır. Ama bir insanın yaşamında ne oluyorsa, işte o 12 – 30 yaş arasında olur. Duyguları, düşünceleri, ideologyası, feylesofyası, bu dönemde biçimlenir.

     Ve bir de düşünün ki bu adam sadece 33 yıl yaşamış… 33 yıl yaşamış bir adamın güyâ biyografisinin ve öğretilerinin anlatıldığı 4 tane koca İncil var, ama bu koca koca kitapların içinde bu adamın 33 yıllık ömrünün sadece ilk 12 yılı ile son 3 yılı mevcut. 33 yıllık ömrün yarısından fazlası yok, 18 yıl yok ve üstelik bu anlatılmayan belki de gizlenen dönem de o insanın en önemli çağı, kişiliğinin ve düşüncelerinin şekillendiği yaşlar…

     Siz bir insanın biyografisini ve öğretilerini, verdiği mücadeleyi kitap olarak kaleme aldığınızı düşünün. Ve fakat hayatını kaleme aldığınız kişinin 12 – 30 yaş arasındaki hayatından tek kelime dahi söz etmeyin! Üstelik bu adam da 33 yaşında dünyaya vedâ etmiş olsun. Olur mu?

     Olmaz.

     Peki İncil niye böyle yapmış? Ve dördü birden de bunu niye yapmış?

     Bu konuda somut donelerle kesin bir yargıda bulunmak ve birilerini töhmet altında bırakmak zor, ancak Meryem ve o aileyle ilgili bazı gerçekleri gözönünde bulundurarak düşündüğümüzde, insanın aklına bazı kuşkular gelmiyor değil.

     Meselenin ucu yine “erkek – kadın” sorunsalına ve ataerkil (erkekegemen) zihniyetin dîn algısına, kadının yani Meryem’in aslî rolünü örtme ve perdeleme çabasına dayanıyor.

     İncil yazarları, oğlu İsa’yı da yeğeni Yahya’yı da yetiştiren asıl kişinin kadın peygamber Meryem olduğunu gizlemek istemişler, bu çok açık! Ki yüzyıllarca hatta binyıllarca kadını insan sınıfından dahi saymayan, kadını bütün kötülüklerin kaynağı hatta cadı olarak gören Hristiyanlık öğretisinin ve Kilise’nin bunu yapmaya oldukça meyilli olduğunu da kaydetmek gerekiyor.

     Meryem ile İsa’yı sadece İncil’deki anlatımlarla değil, Kur’ân’daki anlatımlarla beraber okuduğunuzda, insan bazı hakikatleri daha rahat kavrayabiliyor.

     Meryem ve İsa ile ilgili İncil’de “verilmeyen”, “belirtilmeyen”, “anlatılmayan”, hatta belki de “gizlenmek istenen” o 18 yıllık “boşluk” üzerinde, yani İsa’nın 12 – 30 yaşları arasındaki hayatı üzerinde tefekkür ederken, Meryem ve o aileyle ilgili şu gerçekleri gözönünde bulundurarak düşünmenizi salık veririm:

     1 – Meryem bir kadın peygamberdir. Hem de daha İsa doğmadan bu peygamberlik kendisine verilmiştir. Kur’ân’daki anlatımda, Allah Meryem’e vahyediyor, O’na vahiy meleği Cebrail’i gönderiyor. Kur’ân-ı Kerîm’deki anlatımlar ışığında kıssayı okuduğumuzda, İsa’nın annesi Meryem’in bir kadın peygamber olduğunu net bir biçimde görmekteyiz. Allah, İsa’nın annesi Meryem’e vahyediyor, O’na âyetler gönderiyor ve O’nunla konuşuyor. (2647) Allah’ın Meryem’e vahyetmesi, O’na Cebrail’i göndermesi (ki peygamberlere gönderilen melektir), birçok İslam âlimi ve bazı İslam mezhepleri tarafından Hz. Meryem’in bir kadın peygamber olduğuna açık işaret olarak görülmüştür. (2648)

     2 – Meryem’in kocası Yusuf, İsa’nın Yahya tarafından vaftiz edilip peygamberliğe başlamasından önce ölmüştür. (2649) Aileyle ilgili özellikle bu hususu asla dikkatlerden kaçırmadan düşünmemiz gerekiyor: Hz. Zekeriya (as) hayatta değildir, Elizabeth hayatta değildir, Yusuf hayatta değildir. Meryem’in anne – babası İmran ile Hanne de zaten çoktan ölmüşlerdir. Yani o İncil’de “verilmeyen”, “belirtilmeyen”, “anlatılmayan”, hatta belki de “gizlenmek istenen” 18 yıllık zaman zarfında, çocukların başında sadece Meryem vardır.

     İsa ve kendisinden sadece 6 ay büyük olan kuzeni Yahya, ikisinin de çocukluklarından başlayarak tüm gençlikleri boyunca ve 30 yaşına gelene kadar başlarında sadece ve sadece Meryem vardır.

     Ailenin dedesi İmran hayatta değildir, ailenin dayısı Zekeriya hayatta değildir, ailenin babası Yusuf hayatta değildir. Meryem’in de ayrıca hiçbir erkek kardeşi yok! Meryem o “gizemli” zaman zarfında tek başınadır. Çocukların başında sadece ve sadece Meryem vardır.

     Yahya’ya ve İsa’ya hem annelik, hem babalık ve hem de sizin anladığınız mânâda (Hristiyan kardeşlerim bu ifade tarzıma kızacaklar ama) “Babalık” yapan kişi, Meryem’dir.

     Kimse insanları aptal yerine koymasın lütfen! Sağlıklı bir zihinle hadise okunduğunda, işin özünü kavrayabilmek zor değildir.

     İncil, hakikaten gariptir, Yahya’yı İsa’nın öncüsü gibi göstermek için sanki özel bir çaba içerisindedir. Halbuki Yahya, İsa’dan sadece 6 ay büyüktür ve entelektüel olarak İsa’dan üstün de değildir. Ama İncil yazarları, Meryem’in öncülük ve öğretmenlik rolünü gizlemek ve örtmek için, İsa’dan sadece 6 ay büyük olan Yahya’yı “İsa’nın öncüsü ve rehberi” gibi göstermek hususunda garip bir çaba içerisindedirler. 4 İncil’de de bu çabayı sezmek mümkün. İncil’in Yahya’yı İsa’nın öncüsü gibi gösterme çabasını pekçok Hristiyan dînbilgini ve akademisyen de tuhaf ve anlaşılmaz bulmuş, bu durumu garipsemişlerdir. (2650)

     Bunun elbette bir sebebi olabilir ancak: Meryem’in rolünü gizlemek ve örtmek.

     Dînler ve dînler tarihi, ne yazık ki ataerkil bir zihniyetle ve erkekegemen bakış açısıyla yazılmış ve günümüze gelmiştir. Dînlerin ilk çıkış noktaları böyle olmamış olsa bile, sonradan insanlar ve devletler eliyle ataerkil bir hüviyete büründürülmüş, erkekegemen bir şekle sokulmuştur. Bunun sonucu olarak da, “dîn” dediğimiz bu büyük “devrim”in asıl mimarları – ki kadındırlar – gölgede ve ikinci planda bırakılmış, yerine bizzat onlar eliyle yetiştirilen ve eğitilen erkek karakterler önplana ve “başrol” konumuna çıkartılmıştır.

     Bu sadece Meryem ve İsa’da yapılan bir “tahrifat” değil. Bütün dîn ve peygamberler tarihi böyle bir tahrifata maruz bırakılmıştır.

     Hz. Musa (as)’nın, Hz. İsa’nın ve Hz. Muhammed (sav)’in hayatları, onların dünyadan ayrılışından yüzyıllar sonra kaleme alınmaya başlanmıştır. Hele Hz. İbrahim (as)’inki binyıllar sonra. Ve bunlar genelde devlet / iktidar eliyle, kurumsal erk(ek) gücüyle yazılmış ve günümüze miras olarak gelmiştir.

     İktidar eliyle ve kurumsal erk(ek) gücüyle yazılmış olduklarından, bu büyük “devrim”in asıl mimarları olan kadınlar ikinci plana atılmış, gölgede bırakılmıştır.

     Oysa hakikat şudur ki, İbrahim’i yetiştiren Hz. Sara (as)’dır. Musa’yı yetiştiren Hz. Asiye (Taduxepa; Nefertiti) (as)’dir. İsa’yı yetiştiren Meryem’dir. Muhammed’i yetiştiren de Hz. Hatice (as) annemizdir. (2651)

     Kadınlar ve kadın haklarına destek veren erkekler, dînler tarihini bu ataerkil ve erkekegemen zihniyetten arındırmalı, bize geçmişten miras kalan tüm bu birikim ve tarihi anaerkil ve feminal bakış açısıyla ve hakikate uygun biçimde yeniden yazmalıdırlar. Kadınların gerçekleştirdiği bu büyük devrim (dîn) yeniden ve sahih biçimde yazılmalı, bu büyük devrimin asıl mimarları olan kadınların hakkı teslim edilmelidir. Okuduğunuz bu çalışmanın ve hiçbir yorgunluk belirtisi göstermeden tüm zamanımızı harcayarak ortaya koyduğumuz bu çabamızın gayesi de budur.

     Bu devrim kadınların devrimidir. Sara’nın, Yoxebed’in, Asiye (Taduxepa; Nefertiti)’nin, Deborah’ın, Esther’in, Nadya’nın, Meryem’in devrimidir.

     Geçmiş zaman dilimlerinde muhtemeldir ki kadınlar kadın olarak böyle bir role soyunamıyordu. Devir tam ataerkil bir devirdi ve bu yüzden bu muhteşem kadınlar, Allah’ın onlara bahşettikleri peygamberlik vasfıyla, hedefledikleri devrimi bizzat kendi yetiştirdikleri ve bu bilinci aşıladıkları erkekleri toplumun önüne çıkararak gerçekleştirme yoluna gittiler. Kimi Sara gibi kocasını, kimi Miryam gibi kardeşini, kimi Asiye gibi evlatlığını, kimi Meryem gibi oğlunu öne sürerek…

     Ama tabiî ki bu sadece benim kişisel görüşüm. Yanılıyor ve yanılırken birilerini kızdırıyor da olabilirim.

     Özellikle de Tanrı’yı bile erkek olarak tasavvur eden ve Tanrı’nın erkek olduğuna inandıkları için O’na “Baba” diyen Hrsitiyanlar’ı…

     Hiç kusura bakmayın sevgili İncil yazarları, sevgili Hristiyan dînbilimciler, papalar, rahipler ve sevgili Kilise…

     Hiç kusura bakmayın ama…

     İsa’ya bu bilgileri öğreten ve O’nu bu işe yönlendiren, “Gökteki Baba” değildir, “Evdeki Anne”dir.

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(2596): İncil, Luka, 2:41

(2597): İncil, Luka, 2:42

(2598): İncil, Luka, 2:43 – 45

(2599): İncil, Luka, 2:46 – 47

(2600): İncil, Luka, 2:48 – 50

(2601): Kur’ân-ı Kerîm, İhlas sûresinin tamamı

(2602): İncil, Matta, 2:15; 3:16 – 17; 4:3 – 11; 7:21; 8:29; 10:32 – 33; 11:25 – 27; 12:50; 14:33; 15:13; 16:15 – 17; 17:5; 18.10 – 11 ve 35; 20:23; 24:36; 26:29, 39, 42, 53 ve 63 – 64; 27:39 – 43 ve 54; 28:19; Markos, 1:1 ve 11; 3:11 – 12; 5:6 – 7; 9:7 – 8; 13:32; 14:35 – 36 ve 61 – 62; 15:39; Luka, 1:35; 3:21 – 22; 4:1 – 13 ve 41; 8:28; 9:34 – 36; 10:21 – 22; 11.13; 22:39 – 44 ve 70; 23:34 ve 46; Yuhanna, 1:17 – 18, 29 – 34 ve 49; 3:16 – 18 ve 34 – 36; 5:15 – 45; 6:32 – 51; 8:14 – 19 ve 54; 10:25 – 38; 11:3 – 4, 27 ve 41; 12:26 – 28 ve 49 – 50; 13:1 – 3; 14:1 – 31; 15.1 – 27; 16:1 – 33; 17:1 – 26; 19:7; 20:17 ve 31; Resûllerin İşleri, 1:4 – 7; 2:33; 9:20; Romalılar, 1:2 – 4 ve 9 – 10; 8:3; I. Korintliler, 1:9; II. Korintliler, 1:3 ve 19; 11:31; Galatyalılar, 1:15 – 16; 2:20; 4:4 – 6; Efesliler, 1:3 – 6; 4:13; Koloseliler, 1:3 ve 13; İbraniler, 1:1 – 14; 4:14; 5:5 – 8; 6:4 – 6; I. Petrus, 1:3 – 4; II. Petrus, 1:17; I. Yuhanna, 1:3 – 7; 2:22 – 24; 3:7 – 9 ve 21 – 23; 4:8 – 10 ve 14 – 15; 5:1 – 20; II. Yuhanna, 1:3; Vahiy, 2:18

(2603): İncil, Matta, 7:21 – 22; 8:1 – 8 ve 21 – 25; 9:28; 14:28 – 30; 15:22 – 31; 17:4 ve 14 – 15; 18:21; 20:30 – 33; 26:22, 25 ve 49; 28:17; Markos, 7:27 – 28; 9:5; 11:21; 14:45; 16:19; Luka, 1:43; 6:46; 7:6 – 8 ve 13; 8:38 – 39; 9:42 – 44, 54 – 55 ve 61 – 62; 10:1, 17 – 18 ve 39 – 41; 11:1; 12:41 – 53; 17:37; 18:1 – 8 ve 40 – 43; 19:8 – 10; 22:33, 38, 49 ve 61 – 62; 24:3 ve 33 – 35; Yuhanna, 4: 21 – 26 ve 31; 6:24 – 25; 8:23 – 25; 9:38; 10:25 – 38; 11:3 – 4, 8 – 12, 21, 32 ve 39 – 40; 13:6 – 14, 19 – 20 ve 36 – 38; 14:1 – 31; 20:28 – 29; 21:6 – 21; Resûllerin İşleri, 1:6 ve 21 – 22; 8:16; 15:26; 19:5 ve 13; 20:35; 21:13; Romalılar, 13:14; 14:9; I. Korintliler, 1:10; 3:23; 5:3 – 5; 6:11; 11:23 – 24; 15:31; 16:21 – 24; II. Korintliler, 1:13 – 14; 4:5; Efesliler, 1:15 – 16; Filipililer, 2:19; 3:8 – 9 ve 20; Koloseliler, 2:6 – 9; 3:23 – 24; I. Selanikliler, 2:15 – 16 ve 19; 4:1 – 2; 5:28; II. Selanikliler, 2:1, 8 ve 14; 3:6, 12 ve 18; I. Timoteos, 1:12; Filimon, 1:25; Yakub, 2:1; I. Petrus, 3:15; II. Petrus, 1:1 – 2, 8, 11 ve 16; 2:20; 3:18; Yahuda, 1:17 / Kur’ân-ı Kerîm, Maide 17

(2604): Kur’ân-ı Kerîm, Baqara 116; Nisa 171; Maide 17, 72, 75 ve 116; Tewbe 30 – 31; Meryem 35; Hadid 27

(2605): Kur’ân-ı Kerîm, Loqman 13

(2606): İncil, Luka, 2:51

(2607): İncil, Luka, 2:52

(2608): İncil, Luka, 2:42

(2609): Louise Bourassa Perrotta, Saint Joseph: His Life and His Role in the Church Today, s. 21 ve 110 – 112, Our Sunday Visitor Publishing, Huntingdon 2000

(2610): The Catholic Encyclopedia, “St. Joseph” maddesi, Charles Souvay, cilt 8, Robert Appleton Company, New York 1910

(2611): Wolfgang Braunfels, Lexikon der Christlichen Ikonographie, G. Kaster, “Joseph von Nazareth”, cilt 7, s. 210 – 221, Herder Verlag, Freiburg im Breisgau & Viyana & Basel & Roma 1974

(2612): Encyclopædia Britannica, “Saint Joseph” maddesi, Chicago 2010

(2613): İncil, Matta, 13:53 – 58

(2614): İncil, Markos, 6:1 – 5

(2615): İncil, Matta, 12:46 – 50; Markos, 3:31; Luka, 8:19; Yuhanna, 2:12 ve 7:3; Resûllerin İşleri, 1:14; I. Korintliler, 9:5; Galatyalılar, 1:19

(2616): İncil, Markos, 15:37 – 41

(2617): İncil, Yuhanna, 19:25 – 27

(2618): Theodor Zahn, Brüder und Vettern Jesu, Deichert Verlag, Leipzig 1900 / Josef Blinzler, Die Brüder und Schwestern Jesu, Stuttgarrter Bibelstudien, sayı 21, Stuttgart 1967 / Lorenz Oberlinner, Historische Überlieferung und Christologische Aussage: Zur Frage der “Brüder Jesu” in der Synopse, Forschung zur Bibel, cilt 19, Katholisches Bibelwerk, Stuttgart 1975 / Wilhelm Schneemelcher, Neutestamentliche Apokryphen, Wolfgang Bienert, “Jesu Verwandtschaft”. cilt 1, Mohr Verlag, Tübingen 1987 / Ludwig Neidhart, Die “Brüder Jesu”: Hatte Maria Mehrere Kinder oder Lebte Sie Stets Jungfräulich?, Theologisches, sayı 37, s. 393 – 404, 11 Aralık 2007

(2619): Joyzy Pius Egunjobi, Be Blessed: Weird Faith Questions, cilt 4, s. 218, Lulu Publishing, Kamloops 2017 / Dwight Longenecker – David Gustafson, Mary, s. 64, Gracewing Publishing, Herefordshire 2003 / Philip LeMasters, The Forgotten Faith: Ancient Insights for Contemporary Believers from Eastern Christianity, s. 66, Cascade Books, Eugene 2014 / Mark Miravalle, Introduction to Mary, s. 61, Queenship Publishing, Goleta 1992

(2620): Martin Luther on Mary’s Perpetual Virginity, 15 Ağustos 1522, https://web.archive.org/web/20081221185440/http://www.davidmacd.com/catholic/martin_luther_on_mary.htm

(2621): Emil Egli – Georg Finsler – Georg Zwingli-Verein, Huldreich Zwinglis Sämtliche Werke, Huldrych Zwingli, “Eini Predigt von der Ewig Reinen Magd Maria”, cilt 1, s. 385, Schwetschke & Sohn Verlag, Zürih 1905

(2622): John Wesley – Joseph Benson, The Works of the Rev. John Wesley, cilt 15, s. 112, Printed at the Conference-Office by Thomas Cerdeux Agent, Londra 1812

(2623): Jean Calvin, Commentary on Matthew, Mark, Luke, cilt 2, Christian Classics Ethereal Libra, Grand Rapids 2009, https://www.ccel.org/ccel/calvin/calcom32.ii.xxxix.html

(2624): Malcolm B. Yarnell, The Anabaptists and Contemporary Baptists, s. 130, B & H Publishing, Nashville 2013

(2625): The Oxford Dictionary of the Christian Church, Frank Leslie Cross, “Brethren of the Lord” maddesi, Oxford University Press, Oxford & New York 2005

(2626): Giuseppe Ricciotti, Vita di Gesi Cristo, Arnoldo Mondadori Editore, Milano 1962

(2627): Julius Africanus, The Epistle to Aristides, s. 242,  2. yüzyıl / ayrıca bkz. A Greek – English Lexikon, Henry George Liddell – Robert Scott, Δεσπόσυνος” maddesi, Perseus Project, Oxford University Press, Oxford 1843

(2628): William H. Brackney, Historical Dictionary of Radical Christianity, s. 31, Scarecrow Press, Plymouth & Lanham & Toronto 2012

(2629): Epifánios Konstantías í Salamías, The Panarion Book, cilt 1, bölüm 29:3.9 ve 29:4.1, 4. yüzyıl, web.archive.org/web/20150906041916/http://www.masseiana.org/panarion_bk1.htm

(2630): William H. Brackney, Historical Dictionary of Radical Christianity, s. 57, Scarecrow Press, Plymouth & Lanham & Toronto 2012

(2631): The Oxford Dictionary of the Christian Church, Frank Leslie Cross, “Brethren of the Lord” maddesi, Oxford University Press, Oxford & New York 2005

(2632): John Painter, Just James: The Brother of Jesus in History and Tradition, s. 326, University of South Carolina Press, Columbia 2004

(2633): Eúsévios ó tïs Kaisareías, Historia Ecclesiastica, cilt 3, bölüm 11, 2. yüzyıl, https://www.newadvent.org/fathers/250103.htm

(2634): Raymond Edward Brown – Karl P. Donfried – Joseph A. Fitzmyer – John Reumann, Mary in the New Testament: A Collaborative Assessment by Protestant and Roman Catholic Scholars, s. 65 – 68, Paulist Press, New York & Mahwah 1978

(2635): The Oxford Dictionary of the Christian Church, Frank Leslie Cross, “Brethren of the Lord” maddesi, Oxford University Press, Oxford & New York 2005

(2636): Epifánios Konstantías í Salamías, The Panarion Book, cilt 1, bölüm 29:3.9 ve 29:4.1, 4. yüzyıl, web.archive.org/web/20150906041916/http://www.masseiana.org/panarion_bk1.htm

(2637): Salamisli Epifánios Konstantías, The Fathers of the Church, s. 144, İngilizce modern baskı: The Catholic University of America Press, Washington D. C. 2014

(2638): Historia Josephi Fabri Lignari, 4. yüzyıl, https://www.newadvent.org/fathers/0805.htm

(2639): Catholic Encyclopedia, Joseph P. Thomas, “St. Joseph” maddesi, https://www.newadvent.org/cathen/08504a.htm

(2640): Holy Apostles Convent, “The Life of the Virgin Mary, the Theotokos” bölümü, s. 64, Holy Apostles Convent and Dormition Skete, Buena Vista 1989

(2641): Dawid Brown, Commentary Critical and Explanatory on the Whole Bible, “Matta 13:56” tefsiri, 1871, https://www.ccel.org/ccel/jamieson/jfb.xi.i.xv.html#xi.i.xv-p102.3

(2642): Luigi Gambero, Mary and the Fathers of the Church – The Blessed Virgin Mary in Patristic Thought, s. 35 – 41, Ignatius Press, San Francisco 1999

(2643): Kur’ân-ı Kerîm, Baqara 87 ve 253, Âl-i İmran, 45 – 51 ve 59; Nisa 171; Maide 110; Meryem 16 – 22; Tahrim 12

(2644): Jane Dammen McAuliffe, Encyclopaedia of the Qur’ān, Barbara Freyer Stowasser, “Mary” maddesi, Georgetown University Press, Washington DC 2003

(2645): Fahreddîn Razî, Tefsîr’ul- Kebîr: Mefatih’ul- Ğayb, cilt 8, s. 46, Dar’ul- Fikr Neşriyat, Beyrut 1995

(2646): Historia Josephi Fabri Lignari, 4. yüzyıl, https://www.newadvent.org/fathers/0805.htm

(2647): Kur’ân-ı Kerim, Âl-i İmran 42 – 46; Meryem 16 – 19

(2648): İmam Bağavî, Meâlim’ut- Tenzîl (Tefsîr’ul- Bağavî), cilt 5, s. 223 – 224, Dar-u Tayyibe li’n- Neşri we’t- Tewzî, 1988 / Alusî, Rûh’ul- Meânî, cilt 3, s. 154 ve cilt 14, s. 147 / İbn-i Hazm, El- Usûl we’l- Furûu, cilt 2, s. 275 – 276, Tahkik: Dr. Muhammed Âtıf el- Iraqî başkanlığındaki komisyon, Kahire 1978 / İbn-i Hazm, El- Fasl fi’l- Milel we’l- Ehwaî we’n- Nihal, cilt 5, s. 119 – 121, Tahkik: Dr. Muhammed İbrahim Nasr ve Dr. Abdurrahman Umeyra, Mektebet’ul- Ukaz, 1981 / Kurtubî, El- Cami li Ahkâm’il- Qur’ân, cilt 4, s. 83 – 88, Matbaat-u Dar’ul- Kutub’il- Mısriyye, Kahire 1953 / Beycurî, Şerh-u Cewherat’ut- Tewhîd, cilt 8, 1983 / İbn-i Hacer, Feth’ul- Barî Şerh-u Sahih-i Buharî, cilt 6, s. 471 – 473, Tashih: Şeyh Abdulazîz Baz, Dar’ul- Fikr Neşriyat / Sefarinî, Levami’ul- Enwar’el- Behiyye we Sevat’il- Esrar el- Eseriyye li- Şerh’id- Durrat’il- Mudiyye fi Aqd’il- Firqa’til- Mardiyye, cilt 2, s. 266, Menşurat-u Mûessese’tul- Hafikine, Şam 1981 / Ebû Abbas Zeynuddîn Ahmed bin Ahmed ez- Zebidî, Tecrîd-i Sarih Terceme ve Şerhi, cilt 9, s. 150 / Muhittin Bağçeci, Âyet ve Hadislerde Peygamberlik ve Peygamberler, s. 73, TÜRDAV Yayınları, İstanbul 1977

(2649): The Catholic Encyclopedia, “St. Joseph” maddesi, Charles Souvay, cilt 8, Robert Appleton Company, New York 1910 / Louise Bourassa Perrotta, Saint Joseph: His Life and His Role in the Church Today, s. 21 ve 110 – 112, Our Sunday Visitor Publishing, Huntingdon 2000 / Wolfgang Braunfels, Lexikon der Christlichen Ikonographie, G. Kaster, “Joseph von Nazareth”, cilt 7, s. 210 – 221, Herder Verlag, Freiburg im Breisgau & Viyana & Basel & Roma 1974

(2650): Robert Walter Funk – The Jesus Seminar (ortak çalışma), The Acts of Jesus: The Search for the Authentic Deeds of Jesus, s. 51 – 161, Harper Publishing, San Francisco 1998

(2651): Zozan Ateş, Kadın Peygamberler ve İbrahim Sediyani, Sediyani Haber, 19 Mayıs 2020

     SEDİYANİ HABER

     23 MAYIS 2020

Kalk bir kahve yap, melek soylum
kahve yeşili gözlerinde süzerek
bir fincanını Hypatia içsin
bir fincanını Hannah Arendt
Şu aşk var ya kalbimdeki,
Allah’tan gelme,
Cennet’ten indi oracığa,
henüz hayat başlamamıştı yeryüzünde…
Aşk, Allah’ın 100. sıfatıdır
kadındır, yeryüzündeki halifesi
doğuran, çoğaltan, bereketlendiren, üreten herşey dişidir çünkü
Asiye emzirmezse,
Tanrı kime gönderecekti Kutsal Kitap?
Meryem doğurmazsa,
nasıl dirilecektik biz öldükten sonra?
Hacer olmazsa,
Tanrı’ya nasıl komşu olacaktık şâhdamarımızdan daha yakın?
Hatice örtmeseydi Muhammed’in üstünü,
hiç iner miydi Müdessir?
Fatımâ’nın evi olmasa,
ilmin kapısı olabilir miydi Ali?
Zeynep olmazsa,
bir mektep doğar mıydı Kerbelâ kıyamından?
melek soylum
sevdiceğim
hani Qazî Muhammed’in bir talebesi vardı
üstü başı pasaklıydı
tembeldi, haylazdı
diğer öğrenciler sınıfta pürdikkat dinlerken Qazî’nin dersini
o tırnaklarıyla önündeki sıraya haritalar çizerdi
o bendim işte
yeniden dünyaya geldim reenkarnasyon yaşayarak.
 
(“Kahve Yeşili” şiirinden, İbrahim Sediyani)
*
253 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Kadın Peygamberler – 38

  1. Zekeriya dedi ki:

    Normalde uzun uzadıya yazılan akademik çalışmaları sıkıcı bulurum ama vallahi Kadın Peygamberler muhteşem.. Sıkılmadan tamamını okuyabildiğime inanamıyorum. Galiba sebebi ihlasla yazılmış olması..

    Bu bülümde yorumlar ağırlıklıydı ve çok yerindeydi! Tebrik ederim.

    Finali ise harikaydı:

    “Hiç kusura bakmayın sevgili İncil yazarları, sevgili Hristiyan dînbilimciler, papalar, rahipler ve sevgili Kilise…

    Hiç kusura bakmayın ama…

    İsa’ya bu bilgileri öğreten ve O’nu bu işe yönlendiren, “Gökteki Baba” değildir, “Evdeki Anne”dir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir