Hz. Muhammed ve Eğitim

 

isediyani

Eğitimci ve yazar Zekeriya Sevim, Sediyani Haber için yazdı…

 

 

 

Hz. Muhammed ve Eğitim

Zekeriya Sevim

     Eğitim; bir ölçü, ciddiyet ve istikrar meselesidir. Hz. Muhamemd (sav)’in ölçü üzerine kurulu hayat düzeni bizler için geniş bir örneklik sahasıdır.

     Peygamber’in eğitim anlayışına baktığımızda, genel bir yargı olarak, sevgi ile beraber bir disiplin anlayışında olduğunu görürüz. O, eğitimde benimsediği yöntem ve teknikleri müjdeleyici ve neşelendirici, sorumluluk yükleyen ve Cehennem ile korkutan bir üslûpla, hoşgörü ve saygı çerçevesinde uygulayarak insanlık tarihinin en muazzam topluluğunu meydana getirdi. İnsanlığın görmüş olduğu en muhteşem eğitimci, Hz. Muhammed’dir.

     Eğitimde ilk yedi yıllık sürecin kişilik üzerindeki etkisi mâlum. Bu suretle kırk yaşındaki bir adamın karakter özelliklerini değiştirmek fevkalade zor bir iştir, hatta imkânsızdır. Oysa Hz. Muhammed’in ıslah çalışmasında muhataplarının yaş sınırı hiçbir engel teşkil etmemiştir. Hatta elli yaşlarındaki bazı adamlar “Bu simada hile olamaz” demişler ve İslam’a dahil olmuşlardır.

     Bu meselemizi İslam’ın iki mükemmel kahramanı olan Hz. Ali ve Hz. Ömer ile örnekleyelim: Hz. Ali küçük bir çocuktu. Peygamber güneşinden aldığı eğitim ve telkinat ile daha çocuk yaştayken bile zekâ ve ilim üstadı oldu. Sonrasında takva ve istikrarıyla muhteşem bir makam kesbetmişti. Ve Hz. Ömer. Ömer’i iki kısımda ele alalım: İslam’dan önce Ömer ve İslam’dan sonra Ömer. Bir rivayete göre Hz. Ömer İslam’dan önce kız çocuğunu diri diri gömmüştür. Peygamber ile kısacık bir görüşmesinden sonra Müslüman oldu. İslam’la şereflendikten sonra “Karıncayı ezen Ömer, Rabb’ine nasıl hesap verecek?” diyerek kendini sorgulayan biri haline gelmiştir. Evet, Peygamber’in imân eğitimi mektebinde daha nice örnekler var.

     Hz. Muhammed’e göre çocuk eğitimi hususunda ebeveynlerde şu dört özellik bulunmalı: Dînî eğitime dikkat etmek, çocuk psikolojisine hakimiyet, sevgi ile disiplin, ebeveynlerin iyi örnek olmaları.

     Şimdi Peygamber’in kavlen ve fiilen gösterdiği eğitim anlayışını inceleyelim.

     ■ İstendik davranışı bizzat uygulamıştır.

     Evet, Peygamberimiz ağzından çıkan her sözü davranışlarıyla isbat etmiştir. Örneğin etik kavramlarından hangisini işlediyse en evvel onu aklında, gönlünde ve rûhunda hazmetmiştir. Elbette “Muhammed’ul- Emin” lakabının sahibi olan bir kişi, “Doğru sözlü olun” diyebilir. İşte o zat (sav) hem peygamberlikten önce hem de peygamberlikten sonra asla ve asla tertemiz fıtratına halel getirmemiştir. Bu nedenle O’nun iletişimdeki tesir gücü en üst düzeydedir.

     ■ Basamaklı eğitim modelini benimsemiştir.

     İslam’ı öğrenmek isteyen Bedevîler’e önce İslam esaslarını ve farzlarını öğreterek eğitimde tedricilik esasına göre hareket etmek gerektiğini göstermiştir. Önce Kelime-i Tevhîd’in öğretilmesini istemesi vs örnekleri de var. Bu tedricilik usûlü Kur’ân-ı Kerîm’in de kullandığı bir yoldur. Örneğin içkinin yasaklanması hususunda öncelikle içkiden soğutan âyetler inmiştir, sonrasında ise artık içki içmenin yasaklandığını ifade eden âyet inmiştir.

     ■ Öğrenenlerin kişisel özelliklerine dikkat etmiştir.

     Hangi davranışın kişiyi Cennet’e götüreceğini soran iki sahabeye farklı farklı cevaplar vermiştir. Onlardan birine anne – baba hakkını gözetmesini, diğerine ise ibadetleri çoğaltmasını tavsiye etmiştir. Demek o iki kişinin zaaf noktalarına göre bir eğitim sergilemiştir.

     ■ Bazı hakikatlerin daha iyi anlaşılması için benzetim ve örnekleme yolunu kullanmıştır.

     Resûlullah, namazın günâhları silme boyutunu açıklamak için şöyle bir örnek vermiş: “Ne dersiniz, birinizin kapısı önünde bir akarsu olsa ve o kişi orada günde beş defa yıkansa kirinden birşey kalır mı?” Orada bulunanlar, “Hayır, onda kir diye birşey kalmaz” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz, “Beş vakit namaz da işte böyledir. Onunla Allah günâhları siler” buyurdu.

     Bir başka örneği de şudur: Beyaz tenli bir adam Peygamberimiz’e gelerek, yeni doğan çocuğunun siyah tenli olduğunu ve dolayısıyla çocuğun kendisinden olmadığını söyleyerek karısını zina ile suçlamış. Peygamberimiz, develerin de yeni doğan yavrularının bazen kendilerinden farklı renkte olduğunu ve insan ırkı için de böyle bir durumun mevcut olabildiğini dile getirmiştir. Bu durumun gerekçesi olarak da atalarının siyah tenli olması ihtimaline bağlamıştır ki bilimsel açıklaması da budur.

     Bir başka örnek de şudur: “Kur’ân okuyan mü’mîn turunç gibidir; kokusu da güzeldir tadı da güzeldir. Kur’ân okumayan mü’mîn hurma gibidir; kokusu yoktur ama tadı güzeldir. Kur’ân okuyan münafık reyhan otu gibidir; kokusu güzeldir ama tadı acıdır. Kur’ân okumayan münafık ise Ebû Cehil karpuzuna benzer; kokusu olmadığı gibi tadı da acıdır.”

     ■ Gönüllere muhabbetle hükmetmiştir.

     Peygamber’e duyulan muhabbet öyle kuvvetli bir niteliğe sahiptir ki; “Anam babam sana fedâ olsun ya Resûlullah!” dedirtmiştir. Bu muhabbetin sebebi ise, elbette Peygamber’in fevkalade efal ve etvarıdır. Demek eğitimci kişinin hal ve hareketleri muhatabı etkilemenin kilit noktasında yer alır.

     ■ Öğreteceği bazı konuları şekil çizerek anlatmıştır.

     Peygamberimiz bir gün yere çubukla, kare biçiminde bir şekil çizdi. Sonra ortasına bir hat çekti, onun dışına da bir hat çizdi. Sonra bu hattın ortasından itibaren bu ortadaki hattı işaret eden bir kısım küçük çizgiler attı. Resûlullah bu çizdiklerini şöyle açıkladı: Şu çizgi insandır. Şu onu saran kare çizgisi de eceldir. Şu dışarı uzanan çizgi de onun emelidir. (Bu emel çizgisini kesen) şu küçük çizgiler de musibetlerdir. Bir musibet oku yolunu şaşırarak insana değmese bile, diğer biri değer. Bu da değmezse ecel oku değer.”

     Başka bir örnek: Resûlullah yere bir çizgi çizer ve şöyle der:“İşte böyle; bu, Yüce Allah’ın yoludur.” Sonra bu çizginin sağına iki çizgi, soluna iki çizgi çizdi ve“Bunlar da Şeytan’ın yollarıdır” buyurdu. Ardından elini ortadaki çizginin üzerine koydu ve şu âyeti okudu: “Şu emrettiğim yol benim dosdoğru yolumdur. Hep ona uyun. Başka yollara ve dînlere uyup gitmeyin ki sizi onun yolundan saptırıp parçalamasınlar.”

     ■ Merhamet, samimiyet, içtenlik ve sempati O’nun davranışlarının belirgin özelliklerinden olmuştur.

     Kur’ân, Peygamber’in bu durumunu; “Andolsun ki; size, sizin içinizden azîz bir resûl geldi. Sizin üzüldüğünüz şey, O’na ağır gelir (O’nu üzer). (O) Size çok düşkün, mü’mînlere şefkatli ve merhametlidirâyetiyle ifade eder. Dolayısıyla Resûlullah’ın tüm mesaisi bizim imânımızın selameti içindi. Kendini düşünmeye vakti bile olmamış bir insan…

     Evet gerçek bir imân, başka insanları da en az kendimiz kadar düşünmekle mümkündür. Bu konunun eğitimle çok iyi bir ilişkisi var. Şöyle ki: Eğitimci kişi eğitim için gerekli tüm materyal ve davranışları istimal ederse elbette başarı elde eder; ama bunun önünde tembellik, samimiyet eksikliği ve bencillik gibi engeller var. İşte bu noktada Peygamber’i örnek almalıyız. O’nun kurtuluşumuz için gösterdiği tüm davranışları bize de başkaları için gayret gösterme teşviği olmalı.

     ■ Çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek için onlara yapabilecekleri çeşitli görevler vermiştir.

     Peygamberimiz bu konuda çocuklara, ayakkabı düzeltmek, abdest için su ve leğen hazırlamak, misafirlere içecek ikramında bulunmak ve mektup taşımak gibi görevler vermiştir.

     ■ Çocuklara çok değer vermiştir.

     Peygamberimiz biat eden çocukları kabul etmiş ve onlara çok önem vermiştir. Bu onları birey olarak, değerli gördüğünü gösterir. Kendisinden ders almaya gelen, içinde çocukların da bulunduğu kalabalığa, “Çocuklar gelirse sakın onları bekletmeyin, hemen içeri alın!” diyerek çocuklara öncelik vermiştir. Ayrıca küçük bir çocuğun ölen kuşu için çocuğa taziye ziyaretinde bulunmuştur. Acaba çocuk eğitiminin umursanmadığı o dönemde bundan daha büyük bir değer verme göstergesi olabilir mi?

     ■ Çocuklara yalan vaadlerde bulunmayı yasaklamıştır.

     Çocuğu hem hayâl kırıklığına uğratan hem de hileye sevkeden bu davranış oldukça yanlıştır. Peygamberimiz, çocuğuna bir vaadde bulunup yanına çağıran kadına, “Dikkat et, sana gelir de birşey vermezsen doğru yapmamış olursun” diyerek verilen sözü tutmanın önemine ve çocukları hayâl kırıklığına uğratmanın yanlış olduğuna dikkat çekmiştir.

     ■ Yapılan yanlış bir davranışı daha iyisiyle tebdil etmiştir.

     Peygamberimiz ezanla alay eden bir gence, “Haydi bize güzel bir ezan oku” deyince o genç utanıp ezanı güzel bir şekilde okudu. Peygamberimiz O’na para ödülü verip, “Mübarek olsun” dedi. Bu olaydan sonra o genç Medine’de iyi bir müezzin oluyor. Bir başka örnek de şudur: Hurma ağaçlarına taş atan çocuğa, “Ağaca taş atma, yere düşen hurmaları al” diyerek daha güzel bir alternatif sunmuştur.

     ■ Olumlu davranışları ödüllendirmiştir.

     Resûlullah, aralarında koşu yarışı yapan çocukları görünce onların bu yarışına dahil olur. Başarı duygusunu oluşturmak için yarışı bilerek kaybeder ve sonra yarışı kazanan çocuğu ödüllendirmek için onu devesine bindirip Medine sokaklarında gezdirir.

     Bir keresinde Peygamberimiz, Enes (ra)’i bir yere göndermiş. Enes yolda giderken orda oynayan çocukları görmüş ve onlara dahil olmuş. Bunun üzerine Peygamberimiz gelip, “Ey Enescik, emrettiğim yere git” diyerek çocuklara verilen işi takip etmenin önemini göstermiştir.

     ■ Kız çocuklarına özellikle değer vermiştir.

     Peygamberimiz, Hz. Fatmâ (sa) yanına gelince ayağa kalkar, O’nu elinden tutup getirir, kendi oturduğu yere oturturdu. Hem, kızlarını diri diri gömen cahiliye toplumunda Hz. Fatımâ’yı omuzuna alıp gezdirmiştir. Bunu o zamanın şartları içinde düşünürsek Peygamber’in nasıl bir erdem sahibi olduğunu daha iyi anlarız. “Kimin kız çocukları olur da sonra onların sıkıntılarına katlanır, onları iyi yetiştirir ve dengiyle evlendirirse, o kız çocukları o kimse için Cehennem’e perde olur.”

     ■ Soru – cevap yöntemini bolca kullanmıştır.

     Bu noktada; bir meseleyi öğreteceği zaman soru sorarak sahabelerin bilgi seviyelerini tartmıştır. Çeşitli sorular sorarak muhataplarının merakını celbetmiştir.  Muhataba önce cevaplayabileceği sorular sorarak onun meylini ve güvenini arttırmıştır.  Soru soranın, sorusunu tekrarlamasını istemiştir. Verdiği cevabı soru sorana tekrar ettirmiştir,

     Bu maddelerin her biri için örnekler var, ancak burada yalnız bir örnek vereceğiz: Peygamberimiz bir gün sahabelere, “Müslüman kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Orada bulunanlar, “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dediler. Bunun üzerine, “Müslüman, elinden ve dilinden emin olunan kimsedir” buyurdular. Sonra, “Mü’mîn kimdir?” diye sordu. Sahabeler aynı şekilde “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dediler. Peygamberimiz, “Canları ve malları hususunda insanların kendisinden emin olduğu kimsedir” diyerek, Müslüman ve mü’mîn kavramlarını öğretmiş oldu.

     ■ Çocuklara yoğun bir ilgi ile yaklaşmış ve bunu ashabına da telkin etmiştir.

     “Çocuklarınızı çok öpün; çünkü her öpücüğünüz için (Allah katında) makamlar vardır.” Bir başka hadiste, “Çocuklara sevgi ve şefkatle davranmayanlar bizden değildir” buyurmuştur.

     ■ Çocuklar arasında adaletli olmayı emretmiştir.

     “Bağış ve ihsanlarınızla çocuklarınıza müsavi (eşit) muamelede bulunun.” Çocuklarından birini öpen ve diğerini öpmeyen bir babaya, “Neden farklı davranıyorsun, diğerini de öpmen gerekir” diyerek adamın eşit davranmasını istemiştir. Bir başka hadis-i şerif’te, “Çocuklarınıza eşit davranın; farklı davranacak olsanız dahi kızlarınızı üstün tutun” buyurmuştur.

     ■ Çocuklara hitap ederken onların hoşuna gidebilecek tabirler kullanmıştır.

     Örneğin, bazen Enes’i “iki kulaklı” lakabıyla çağırmıştır.

     ■ Bir çocuğa eve girince selam vermenin ne kadar güzel sonuçları olduğundan bahsedip ikna temelli bir yöntem uygulamıştır.

     ■ Halk arasında kullanılan benzetme ve örnekleri kullanmıştır.

     ■ Çocukların fıtri davranışlarına öfke ve tahammülsüzlük göstermemiştir.

     “On sene Hz. Peygamber’e hizmet ettim, bana bir gün olsun ‘öf’ bile demedi.”

     Evet, çocuk eğitimi için Peygamber’in yaşantısından verdiğimiz bu örnekler genel bir bakış açısı kazandırmaya yöneliktir. Kısacık dünya hayatında bizim sevimli dost ve yoldaşlarımız olan çocuklarımızın haklarına riayet etmek zorundayız.

     “İyilik etmeleri için çocuklarınıza yardımcı olun. Her anne ve baba çocuklarının itaatsizliğine engel olabilir.”

     Eğitim işinin iyi yapılmaması büyük bir vebaldir. İmam Ali (as) buyurmuştur: Çocuklarınızın ve akrabalarınızın bedbaht olmalarına sebep olmaktan sakının.”

     Allah’ın rahmeti, çocuklarının iyi işler yapmasına yardımcı olan anne ve babanın üzerine olsun. Eğitimci Ersin Güngör’ün de dediği gibi, Her ebeveyn çocuklarına anı olmak için yaşar. İyi anılar olalım.”

yesil0437@gmail.com

     SEDİYANİ HABER

     18 MAYIS 2020

 

358 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

2 Cevap Hz. Muhammed ve Eğitim

  1. Ersin Güngör dedi ki:

    Yine sonuna kadar keyifle okuduğum bir yazı.

  2. FERDI dedi ki:

    tebrikler ..cok guzel bir yaziydi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir