Kadın Peygamberler – 36

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     Kadın peygamber Hz. Meryem (as), M. Ö. 18 tarihinde (2422) İsrail’deki Nasıra (Natzrat, Nazareth) kentinde (2423) Celileli bir Yahudî ailenin (2424) kızı olarak doğmuştur.

     Hz. İsa (as)’nın annesi Meryem’in babasının ismini veren tek kutsal kitap, Kur’ân-ı Kerîm’dir. Kur’ân’da babasının adı İmran olarak verilir. (2425) Meryem’in babasının adı “kanonik” (sahih) kabul edilen kutsal kitap İncil’de verilmez, ancak “apokrif” (yarı sahih) kabul edilen “İnciller”de geçer ve Yoaxim olarak verilir. (2426) Ancak bu bilgi yanlıştır. Kendileri de Hristiyan olan Batılı pekçok teolog, dîn bilgini, araştırmacı, tarihçi ve akademisyen, İbranice’deki “Eli” isminin “Eliaxim” isminin kısaltılmış hali olduğunu ve bu ismin de “Yoaxim” isminin değişik bir varyantı olduğunu söyleyerek, Yoaxim’in aslında Meryem’in babasının ismi değil, Meryem’in kayınbabasının ismi olduğunu, yani Yusuf’un babasının ismi olduğunu söylemiş, İsa’dan 200 yıl sonraki apokrif (yarı sahih) Kral James İncili’nde Meryem’in kayınbabasının isminin yanlış bir şekilde Meryem’in babasının ismi olarak verildiğini dile getirmiştir. (2427)

     Meryem’in annesinin adı da Hanna veya Hanne ya da Anne’dir. (2428) Meryem’in annesi Hanne (veya Anne), İslamî kaynaklarda Fazuka (veya Fakud)’nın kızı olarak geçer. (2429)

     İslam âlimleri, Meryem’in babası olup Hanne’nin kocası olan İmran’ın şeceresini şu şekilde vermektedirler: Meryem, onun babası İmran, onun da babası Masan (Matan), onun da babası Süleyman, onun da babası Davud, onun da babası İşaya, onun da babası Yehuda, onun da babası Hz. Yakub, onun da babası Hz. İshak (as). (2430)

     Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in altıncı göbekten torunu, 12 İmam’ın altıncısı olup Şiî Caferîlik mezhebinin imamı olan İmam Cafer-i Sadık (as), Hz. İsa’nın dedesi ve Hz. Meryem’in babası olan İmran’ın bir peygamber olduğunu ileri sürmüştür. (2431)

     Meryem’in herhangi bir kardeşi bilinmemektedir. Meryem, yüksek ihtimalle ailenin tek çocuğudur. Kur’ân’da anlatıldığına göre, Hanne yaşlılık zamanına kadar çocuk sahibi olamamış, ileri yaşında hamile kalarak Meryem’i doğurmuştur. Meryem’in başka kardeşi olmadığı için ve anne babası da yaşlı olduğu için, çocukluğunda Meryem’in bakımını teyzesi Elizabeth’in kocası Hz. Zekeriya (as) üstlenmiştir. (2432)

     Kur’ân-ı Kerîm’de tam 34 ayrı yerde Hz. Meryem’den bahsedilir. (2433) Ayrıca Kur’ân’ın bir sûresinin adı da “Meryem” olup Meryem’i ve oğlu İsa’yı anlatmaktadır. (2434) Meryem, Kur’ân’da ismi geçen tek kadındır. Hz. Meryem’den başka hiçbir kadının ismi Kur’ân’da geçmemektedir.

     Kur’ân İncil’den daha fazla Meryem’den bahseder. (2435) Kur’ân-ı Kerîm’in Meryem’i anlatması, Mekke-i Mükerreme’de inen ilk âyetlerden başlayıp Medine-i Münevvere’de inen son âyetlere kadar sürer. (2436)

     İncil’de İsa’nın annesi Meryem, 12 kez “Mariam” şeklinde ve 7 kez de “Maria” şeklinde olmak üzere toplamda 19 kez geçer. (2437)

     Hristiyan kaynaklarına göre, Hanne ile kocasının çocukları olmuyordu. 20 yıldır evliydiler ve halâ bir çocuk sahibi olamamışlardı. Sonuç olarak 40 gün oruç tuttular ve kefaret yapıp çocuk sahibi olmak için Allah’a dûâ ettiler. Melekler daha sonra bir çocuk vaadetmek için onlara göründüler ve müjdeyi verdiler. Daha sonra vaadedilen çocuk olan Meryem doğar. (2438)

     İlginçtir ki, Hristiyanlık dîninin peygamberi olan ve öyle ki Hristiyanlar tarafından “Tanrı’nın oğlu” (2439) hatta “Tanrı” (2440) olarak görülen Hz. İsa’yı doğuran kadın olduğu halde, İncil’de Meryem’den pek fazla bahsedilmemektedir. İncil’de Meryem’den yalnızca İsa’nın dünyaya gelişi ve çocukluğu münasebetiyle bahsedilmekte, onun dışında kendisine çok az yer verilmektedir. Sadece Kana’daki düğün (2441), İsa’yı görmek istemesi (2442) ve İsa’nın çarmıha gerilmesi (2443) olaylarında üç defa doğrudan, İsa’nın Nasıra (Natzrat, Nazareth)’daki faaliyetinde de (2444) dolaylı olarak zikredilmektedir. Başka da sadece “Resullerin İşleri” bölümünde (2445) adı anılmaktadır.

     Meryem hakkında en doyurucu hatta tek doyurucu kaynak, Kur’ân-ı Kerîm ve İslamî kaynaklardır.

     Meryem’in anne ve babası olan Hanne – İmran çiftinin çocuk özlemi, bunun için gece gündüz Allah’a dûâ etmeleri ve sonra da Hanne’nin Meryem’e hamile kalması, hem Kur’ân’da hem İslamî kaynaklarda geniş biçimde anlatılır. İslamî kaynaklarda yazdığına göre, İmran ve Hanne yaşlıdır ve çocukları olmamıştır. Bir gün ağaç üzerindeki bir kuşun yavrusunu beslediğini gören Hanne, Allah’a dûâ ederek kendisine bir çocuk vermesini diler ve eğer dûâsı kabul edilirse doğacak çocuğu mâbede (Beyt’ul- Maqdis) adayacağını vaadeder. Bu vaad O’nun erkek çocuk beklediğini göstermektedir, zira Yahudî geleneklerine göre mâbede sadece erkek çocuklar adanmaktadır. (2446)

     Kur’ân-ı Kerîm’de Hanne’nin hamile kalması ve Meryem’in doğumu şöyle anlatılır:

     “Şüphesiz Allah, Âdem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. Allah herşeyi hakkıyla işitendir, bilendir.

     Hani, İmran’ın karısı, ‘Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf Sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz Sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin’ demişti.

     Onu doğurunca, ‘Rabbim!’ dedi, ‘Onu kız doğurdum.’ Oysa Allah, onun ne doğurduğunu daha iyi bilir. ‘Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş Şeytan’dan Senin korumana bırakıyorum.’” (2447)

     Erkek çocuk bekleyen İmran – Hanne çifti, kız çocuk sahibi olurlar. Adını da “Meryem” (Miryam) koyarlar. Yıl, M. Ö. 18. (2448)

     “Miryam” (Miriam; Meryem; Maria) ismi, dünyanın en ünlü kız isimlerinden biridir ve günümüzde dahi yeryüzünde en çok kullanılan kadın ismidir. İsmin Tevrat’ta geçen İbranice şekli “Miryam” (מרים), İncil’de geçen Yunanca şekli “Maria” (Μαριά), Kur’ân’da geçen Arapça şekli “Meryem” (ﻤﺮﻴﻢ) olup, günümüz farklı toplumlarında “Mary”, “Mariam”, “Mariye” şeklinde de kullanılır. İsrail’de halen kullanılan hipokoristik biçimleri arasında “Mira”, “Miri” ve “Mimi” de bulunuyor. (2449)

     İsmin etimolojisi belli değildir. (2450) Tarihte bu isimde karşımıza çıkan ilk kadın, Hz. Harun (as) ve Hz. Musa (as)’nın ablaları Hz. Miryam (as) olduğu için İbranice bir isim olduğu zannediliyorsa da, aslında Mısır kökenli bir isimdir ve Musa Peygamber de, sözkonusu ablası Miryam Peygamber de Mısır doğumludurlar, Mısırlı’dırlar. (2451) Sadece bu değil, pekçok Levite ismi de sanıldığı gibi İbranî kökenli değil Mısır kökenlidir.

     En ciddi etimolojik çözümlemeye göre, kelime Mısır kökenli olup, Mısır Tanrıları’nın sevgilisi olduğunu ifade eder. “Miryam” (Meryem) ismi, Eski Mısır dilinde “Amon’un Sevgilisi” anlamına gelen “Mry.t-Jmn” veyahut da “Ra’nın Sevgilisi” anlamına gelen “Mry.t-Ra” ifadesinden türemiştir. (2452)

     Diğer bir varyanta göre, bu isim, antik dönemde “İsyan”, “Acı Deniz”, “Güçlü Su”, “Birini Yüceltmek”, “Hükmetmek”, “Çocuk Dilemek” ve “Güzel” gibi anlamlarda da kullanılmıştır. Hristiyanlık’ın ilk yüzyıllarının en ünlü rahiplerinden biri olan Filistinli teolog ve tarihçi Eusebius ya da tam adıyla Eusebius Pamphili tís Kaisereias (263 – 339)’ın takipçisi olan İtalyan teolog ve tarihçi Azîz Jerome ya da tam adıyla Eusebius Sophronius Hieronymus (347 – 420)’un takriben 390 yılında kaleme aldığı bilgiye göre (2453), ismin kökeni İbranice olup, Tevrat’ta geçen ve “damla” anlamına gelen “mar” (מר) (2454) sözcüğü ile yine Tevrat’ta geçen ve “deniz” anlamına gelen “yam” (ים) (2455) sözcüğünün bileşiminden oluşmuştur ve “Deniz Damlası” anlamına gelmektedir. Fakat bu çeviri daha sonra skribal hata nedeniyle veya 3. yy’daki “ünlü harfleri kayması” nedeniyle “damla” anlamına gelen “mar” (מר) sözcüğü yerine “yıldız” anlamına gelen “maor” (מאור) sözcüğüyle yazıldığından, isim de “Deniz Yıldızı” haline gelmiştir. (2456)

     Musa’nın ablası Miryam (Meryem) ile aynı ismi taşıyan ancak 1300 yıl sonra yaşayan, İsa’nın annesi Meryem’in de Ortaçağ’daki adı “Stella Maris” idi ve bu ifade de Latince’de “Deniz Yıldızı” anlamına geliyor. (2457) Nitekim Kral James İncili’nde de Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem, “Sabah Yıldızı” olarak nitelendirilir. (2458)

     Meryem’in doğumunun Kur’ân anlatımı, Hıristiyanlık’ta olduğu gibi orijinal günâhsızlık doktrinini veya insanlarda kalıtsal bir hatayı kabul etmez. İslam’da böyle bir öğreti yoktur. (2459)

     İmam Cafer-i Sadık (as)’a göre, Allah Meryem’i bir değil iki defa özel olarak seçmiştir. Birincisi kendi doğumunda, anne va babasına verilen müjdede, ikincisi de İsa’yı doğururken. Bu nedenle Meryem, dünyadaki tüm kadınlardan daha üstündür. (2460)

     Hanne’nin dûâsı kabul edilir, fakat bir kız çocuğu dünyaya getirince şaşırır, ancak Allah Hanne’nin adağını da kabul eder. (2461)

     İslamî kaynaklarda, İmran’ın karısı Hanne henüz hamileyken ve Meryem’i daha doğurmamışken, Meryem’in babası İmran’ın vefat ettiği yazılıdır. Yani ömrünün sonuna kadar çocuk hasretiyle yanıp tutuşan İmran, karısının hamile kalması üzerine büyük bir mutluluk yaşamasına rağmen, doğan çocuğunu göremeden hayata veda etmiştir. (2462) Hristiyan kaynaklarında da aynı bilgi mevcuttur. (2463)

     Meryem’in başka kardeşi olmadığı için ve babası vefat edip annesi de yaşlı olduğu için, çocukluğunda Meryem’in bakımını teyzesi Elizabeth’in kocası Hz. Zekeriya (as) üstlenmiştir. (2464)

     Hanne, adağı gereği çocuğunu doğar doğmaz veya sütten kesildikten sonra Hz. Harun soyundan dîn adamlarının bulunduğu Beyt’ul- Maqdis’e götürerek onlara teslim eder. Zekeriya, Meryem’in teyzesinin kocası olduğu için O’nu himayesine almak isterse de Yahudî dîn adamları, Meryem’in babası İmran’ın kendi dînî liderleri olması sebebiyle çocuğu kendileri almak istediklerinden bunu kabul etmezler. Sonuçta Tevrat’ı yazdıkları kalemlerini suya atmak suretiyle kura çekerler. 19 veya 29 kişi arasından sadece Zekeriya’nın kalemi suyun üzerinde kalır. Böylece Meryem’in himayesini, teyzesinin kocası Zekeriya üstlenir. (2465)

     Kur’ân’da da nakledilen kura çekme hadisesi (2466), Hristiyan geleneğinde evlenme çağına gelen Meryem ve O’nun himayesini üstlenecek olan nişanlısı (sonradan kocası) Yusuf’la ilgilidir.

     Zekeriya, Meryem’i himayesine alır ve evine götürüp teyzesine teslim eder, ayrıca O’na bir sütanne tutar. Meryem 3 yaşına gelince, O’nu annesinin adağının gerçekleşmesi için mâbede götürür. Meryem mâbeddeki tek kız çocuğu olduğu için, orada özel bir odaya yerleştirilir. (2467)

     Kur’ân’da anlatıldığına göre, Allah O’na hüsnü kabul gösterir ve O’nu güzel bir bitki gibi yetiştirir. Melekler O’na, “Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına üstün kıldı. Rabb’ine ibadet et, secdeye kapan, eğilenlerle beraber sen de eğil” diye tavsiyelerde bulunurlar. (2468)

     Elizabeth, Meryem’in teyzesi, Meryem’in annesi Hanne’nin kızkardeşidir. (2469) Elizabeth, Hz. Harun’un soyundan olup Hz. Zekeriya (as)’nın karısı, sonradan doğuracağı Hz. Yahya (as)’nın annesidir. (2470)

     Elizabeth, İslam inancında “onurlu ve iffetli bir kadın” olarak görülür. Müslümanlar tarafından, yeğeni Meryem gibi Allah tarafından yüksek bir mertebeye yüceltilen bilge ve mü’mine bir kadın olarak saygı duyulur. (2471)

     Elizabeth’in kocası Zekeriya, İslam’a göre bir peygamberdir ve Kur’ân’da ismi 6 kere geçer. (2472) İncil’de tanıtıldığına göre Zekeriya, Kral Hirodes zamanında yaşayan, İbraniler’in Aviya koluna mensuptu. (2473) İslamî kaynaklara göre, Zekeriya’nın babasının adı Berahya idi (2474) ve soyu Davud oğlu Süleyman’a dayanıyordu (2475). İncil’in belirttiğine göre, Zekeriya da hânımı Elizabeth de Allah’ın indinde doğru kişiler idiler, Allah’ın bütün emir ve yasaklarına riâyet eden salih kimseler idiler. (2476)

     Zekeriya, marangozluk yapıyordu. (2477)  Dînî gelenek icabı Kudüs (Yeruşalayim) Tapınağı’ndan sorumlu görevli, Kral Davud’un soyundan gelen 24 aile içinden seçilen seçkin kişiler arasında değişiyordu. (2478) Zekeriya da bu soydan geldiği için, o dönemde bu görev kendisine verilmişti. (2479)

     Tapınağa teslim edilen Meryem, henüz küçük bir kız çocuğu olduğu için, teyzesi Elizabeth’in kocası Zekeriya sık sık tapınağa gidip kendisini ziyaret eder, durumunu kontrol ederdi. Fakat bu ziyaretlerinde Zekeriya ilginç bazı şeylere şahit olurdu. Zekeriya ne zaman Meryem’in hal hatrını sormak için odasını ziyaret etse, Meryem’in yanında kışın yaz meyvesi, yazın da kış meyvesi bulurdu. (2480) Bu duruma şaşıran Zekeriya, Kur’ân’da anlatıldığına göre, “Meryem! Bu sana nereden geldi?” diye sorardı. Meryem de “Bunlar Allah katından” diye cevap verirdi. Kur’ân o yiyecekleri Meryem’e Allah’ın gönderdiğini söylemektedir. (2481)

     Ergenlik çağına gelen Meryem ya hiç âdet görmez veya âdetli günlerinde teyzesi Elizabeth’in evine gider, âdeti bitince de geri dönerdi. Yaşı bir hayli ilerleyen Zekeriya, artık Meryem’le ilgilenemeyecek hale gelince, İsrailoğulları’ndan Meryem’i himaye edecek birini bulmalarını ister. Çekilen kura sonucu Meryem amcasının oğlu Yusuf’un himayesine verilir. (2482) Bazı kaynaklarda Yusuf yerine Cüreyc ismi geçmektedir. (2483)

     Böylece Meryem, henüz 12 – 13 yaşlarında bir kız çocuğuyken Yusuf (Yosef) adlı adamla nişanlandırılır. (2484)

     İncil’de, Meryem’in nişanlısı (sonradan kocası) Yusuf’un tâ Hz. Âdem’e kadar bütün şeceresi verilmektedir:

     “İsa görevine başladığı zaman otuz yaşlarındaydı. Yusuf’un oğlu olduğu sanılıyordu. Yusuf da Eli oğlu, Mattat oğlu, Levi oğlu, Malki oğlu, Yannay oğlu, Yusuf oğlu, Mattitya oğlu, Amos oğlu, Naxum oğlu, Hesli oğlu, Nagay oğlu, Mahat oğlu, Mattitya oğlu, Şimi oğlu, Yosek oğlu, Yoda oğlu, Yoxanan oğlu, Reşa oğlu, Zerubbabil oğlu, Şealtiel oğlu, Neri oğlu, Malki oğlu, Addi oğlu, Kosam oğlu, Elmadam oğlu, Er oğlu, Yeşu oğlu, Eliezer oğlu, Yorim oğlu, Mattat oğlu, Levi oğlu, Şimon oğlu, Yahuda oğlu, Yusuf oğlu, Yonam oğlu, Elyakim oğlu, Mala oğlu, Menna oğlu, Mattata oğlu, Natan oğlu, Davud oğlu, İşay oğlu, Ovet oğlu, Boaz oğlu, Salmon oğlu, Nahşon oğlu, Amminadav oğlu, Ram oğlu, Hesron oğlu, Peres oğlu, Yahuda oğlu, Yakub oğlu, İshak oğlu, İbrahim oğlu, Tarah oğlu, Nahor oğlu, Seruk oğlu, Reu oğlu, Pelek oğlu, Ever oğlu, Şelah oğlu, Kenan oğlu, Arpakşat oğlu, Sam oğlu, Nûh oğlu, Lemek oğlu, Metuşelah oğlu, Hanok oğlu, Yeret oğlu, Mahalalel oğlu, Kenan oğlu, Enoş oğlu, Şit oğlu, Âdem oğlu, Tanrı oğluydu.” (2485)

     İncil’in aktardığına göre Meryem’in nişanlısı Yusuf, tıpkı Meryem’in teyzesinin kocası Zekeriya gibi (ve doğup büyüdüğünde İsa’nın da olacağı gibi) bir marangoz idi. (2486)

     Kusal kitaplarda bahisleri geçen peygamberlerin ve salih kimselerin mukadderatı mıdır bilinmez, ama Zekeriya ve hânımı da ömürleri boyunca çocuk hasreti çekmişler, yaşlılıklarına gelene kadar bir çocuk sahibi olamamışlardı. Elizabeth kısır olduğu için çocukları olmuyordu. İkisinin de yaşı ilerlemişti. (2487)

     Ancak daha sonra Allah, bir peygamber olan Zekeriya’ya Cebrail meleğini göndererek, Cebrail aracılığıyla O’na bir çocuk müjdeler. Bu hadise, Cebrail’in Zekeriya’ya kısır hânımı Elizabeth’in hamile kalacağını müjdelemesi, hem kutsal kitap İncil’de hem de kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de etkileyici bir dille anlatılan bir hadisedir. İncil’de bu olay “Luka” kitabında, Kur’ân’da ise “Âl-i İmran”, “Meryem” ve “Enbiyâ” sûrelerinde anlatılır.

     Önce İncil’de nasıl anlatıldığına bakalım:

     “Zekeriya, hizmet sırasının kendi bölüğünde olduğu bir gün, Tanrı’nın önünde kâhinlik görevini yerine getiriyordu. Kâhinlik geleneği uyarınca Rabb’in Tapınağı’na girip buhur yakma görevi kurayla O’na verilmişti. Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dûâ ediyordu.

     Bu sırada Allah O’na Cebrail’i gönderir. Melek Cebrail, buhur sunağının sağında durup Zekeriya’ya göründü. Zekeriya O’nu görünce şaşırdı, korkuya kapıldı. Melek, ‘Korkma Zekeriya’ dedi, ‘Dûân kabul edildi. Karın Elizabeth sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın. Sevinip coşacaksın. Birçokları da O’nun doğumuna sevinecek. O, Rabb’in gözünde büyük olacak. Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Rûh’la dolacak. İsrailoğulları’ndan birçoğunu, Tanrıları Rabb’e döndürecek. Babaların yüreklerini çocuklarına döndürmek, söz dinlemeyenleri doğru kişilerin anlayışına yöneltmek ve Rabb için hazırlanmış bir halk yetiştirmek üzere, İlyas’ın rûhu ve gücüyle Rabb’in önünden gidecektir.’

     Zekeriya meleğe, ‘Bundan nasıl emin olabilirim?’ dedi. ‘Çünkü ben yaşlandım, karımın da yaşı ilerledi.’

     Melek O’na şöyle karşılık verdi: ‘Ben Tanrı’nın huzurunda duran Cebrail’im. Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim. İşte, belirlenen zamanda yerine gelecek olan sözlerime inanmadığın için dilin tutulacak, bunların gerçekleşeceği güne dek konuşamayacaksın.’

     Zekeriya’yı bekleyen halk, O’nun tapınakta bu kadar uzun süre kalmasına şaştı. Zekeriya ise dışarı çıktığında onlarla konuşamadı. O zaman tapınakta olağanüstü bir olay yaşandığını anladılar. Kendisi onlara işaretler yapıyor, ama konuşamıyordu.

     Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü. Bir süre sonra hânımı Elizabeth gebe kaldı ve beş ay evine kapandı. ‘Bunu benim için yapan Rabb’dir’ dedi Elizabeth, ‘Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.’” (2488)

     Şimdi de Kur’ân-ı Kerîm’de aynı olayın nasıl anlatıldığına bakalım:

     “Hani, İmran’ın karısı, ‘Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin’ demişti.

     Onu doğurunca, ‘Rabbim’ dedi, ‘Onu kız doğurdum.’ Oysa Allah, O’nun ne doğurduğunu daha iyi bilir. ‘Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.’

     Bunun üzerine Rabbi O’nu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve O’nu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da O’nun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, O’nun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. ‘Meryem! Bu sana nereden geldi?’ derdi. O da, ‘Bu, Allah katından’ diye cevap verirdi. Zirâ Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

     Orada Zekeriya Rabb’ine dûâ etti: ‘Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen dûâyı hakkıyla işitensin’ dedi.

     Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler O’na, ‘Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler’ diye seslendiler.

     Zekeriya, ‘Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?’ dedi. Allah, ‘Öyledir, ama Allah dilediğini yapar’ dedi.

     Zekeriya, ‘Rabbim! (Çocuğum olacağına dair) Bana bir alamet ver’ dedi. Allah da şöyle dedi: ‘Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabb’ini çok an, sabah akşam tesbih et.’(2489)

     “Kaf Hâ Yâ Ayn Sad.

     Bu, Rabb’inin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır.

     Hani o, Rabb’ine gizli bir sesle yalvarmıştı. O, şöyle demişti: ‘Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dûâlarda hiç mahrum olmadım. Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl.’

     (Allah şöyle dedi:) ‘Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik.’

     Zekeriyya, ‘Rabbim! Hânımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?’ dedi.

     (Vahiy meleği) Dedi ki: ‘Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: ‘Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.’

     Zekeriyya, ‘Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver’ dedi. Allah da, ‘Senin işaretin, sapasağlam olduğun hâlde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır’ dedi.”

     Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) Ve onlara ‘Sabah akşam Allah’ı tespih edin’ diye işaret etti.” (2490)

     “Zekeriya’yı da hatırla. Hani o, Rabb’ine, ‘Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın’ diye dûâ etmişti.

     Biz de onun dûâsını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dûâ ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.” (2491)

     Zekeriya Hebron’daki evine geri döndükten sonra, hânımı Elizabeth hamile kaldı. (2492)

     İslamî kaynaklar, Meryem’in teyzesi Elizabeth hamile kaldığında, Elizabeth’in 98 yaşında, kocası Zekeriya’nın ise 92 yaşında olduğunu yazmaktadır. (2493)

     Aradan 6 ay geçti…

     Allah bu kez de, bir kadın peygamber olan Meryem’e Cebrail meleğini göndererek, Cebrail aracılığıyla O’na bir çocuk müjdeler. Oysa Meryem henüz evli değildir. Bu hadise de, yani Cebrail’in Meryem’e hamile kalacağını müjdelemesi, hem kutsal kitap İncil’de hem de kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de aynı şekilde etkileyici bir dille anlatılan bir hadisedir.

     Önce İncil’de nasıl anlatıldığına bakalım:

     “Elizabeth’in hamileliğinin altıncı ayında Tanrı, melek Cebrail’i Celile’de bulunan Nasıra adlı kente, Davud’un soyundan Yusuf adındaki adamla nişanlı kıza gönderdi. Kızın adı Meryem’di.

     O’nun yanına giren Cebrail, ‘Selam, ey Tanrı’nın lütfuna erişen kız! Rabb seninledir’ dedi.

     Söylenenlere çok şaşıran Meryem, bu selamın ne anlama gelebileceğini düşünmeye başladı. Ama melek O’na, ‘Korkma Meryem’ dedi, ‘Sen Tanrı’nın lütfuna eriştin. Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın. O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek. Rabb Tanrı O’na, atası Davud’un tahtını verecek. O da sonsuza dek Yakub’un soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.’

     Meryem meleğe, ‘Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki’ dedi.

     Melek O’na şöyle yanıt verdi: ‘Kutsal Rûh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi’nin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, ‘Tanrı Oğlu’ denecek. Bak, senin akrabalarından Elizabeth de yaşlılığında bir oğula gebe kaldı. Kısır bilinen bu kadın şimdi altıncı ayındadır. Tanrı’nın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.’

     ‘Ben Rabb’in kuluyum’ dedi Meryem, ‘Bana dediğin gibi olsun.’ Bundan sonra melek O’nun yanından ayrıldı.” (2494)

     Şimdi de Kur’ân-ı Kerîm’de aynı olayın nasıl anlatıldığına bakalım:

     “Hani melekler, ‘Ey Meryem! Allah seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. Ey Meryem! Rabb’ine divan dur. Secde et ve (O’nun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et’ demişlerdi.

     Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kura için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) Tartışırlarken de yanlarında değildin.

     Hani melekler şöyle demişti: ‘Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da, âhirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır. O beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır.’

     (Meryem) ‘Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?’ dedi. Allah, ‘Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece ‘ol’ der, o da hemen oluverir’ dedi.

     Ve Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretecek.” (2495)

     “Kitap’ta Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz O’na Cebrail’i göndermiştik de O’na tam bir insan şeklinde görünmüştü.

     Meryem, ‘Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme) dedi.

     Cebrail, ‘Ben ancak Rabb’in elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim’ dedi.

     Meryem, ‘Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?’ dedi.

     Cebrail, ‘Evet, öyle. Rabbin diyor ki: ‘O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir râhmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir’’ dedi.

     Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.” (2496)

     Meryem hamile kaldığında henüz nişanlı (2497), bakire (2498) ve 13 yaşındadır (2499).

     Kur’ân-ı Kerîm’deki anlatımlar ışığında kıssayı okuduğumuzda, İsa’nın annesi Meryem’in bir kadın peygamber olduğunu net bir biçimde görmekteyiz. Allah, İsa’nın annesi Meryem’e vahyediyor, O’na âyetler gönderiyor ve O’nunla konuşuyor. Allah’ın Meryem’e vahyetmesi, O’na Cebrail’i göndermesi (ki peygamberlere gönderilen melektir), birçok İslam âlimi ve bazı İslam mezhepleri tarafından Hz. Meryem’in bir kadın peygamber olduğuna açık işaret olarak görülmüştür.

     Örneğin büyük İslam müfessiri ve Şafiî fakihi olan Horasanlı Kürt muhaddis İmam Bağavî ya da tam adıyla İmam Ebû Muhammed Muhyissunne Hûseyn bin Mesud bin Muhammed el- Ferrâ el- Bağavî (1044 – 1122), Kur’ân’da yukarıda aktardığımız âyetlerde Cebrail’in Meryem’e gelmesinin ve O’na vahyetmesinin, Allah’ın Cebrail aracılığıyla diğer peygamberlere gönderdiği vahiy ile aynı olduğunu belirterek, Meryem’in bir kadın peygamber olduğuna hükmetmiştir. (2500)

     Büyük İslam âlimlerinden biri olan Iraklı Arap müftü ve dînbilimci Alusî ya da tam adıyla Ebû Sena Şihabeddîn Seyyîd Mahmud ibn-i Abdullah el- Hûseynî el- Alusî el- Bağdadî (1802 – 54) de bu konuda İmam Bağavî ile aynı fikirdedir. (2501) Alusî, Hz. Havva (as), Hz. Sara (as), Hz. Hacer (as), Hz. Yoxebed (as), Hz. Asiye (as) ve Hz. Meryem (as)’in kadın peygamberler olduklarını dile getirmiştir. (2502)

    Endülüslü ünlü Berberî filozof, tarihçi ve İslam âlimi İbn-i Hazm ya da tam adıyla Ebû Muhammed Ali ibn-i Ahmed ibn-i Said ibn-i Hazm ez- Zahirî el- Endelusî (994 – 1064)’ye göre, peygamberlik için vahyin husulü yeterlidir. Bunun için illâ da bir kitap ve şeriât indirilmiş olması gerekmiyor. Allah-û Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerîm’de bildirdiğine göre, Allah gerek direk olarak gerekse melekleri aracılığıyla bazı kadınlara vahyetmiş, vahiy yoluyla onlara haberler ve bilgiler iletmiştir. Bu da o kadınların peygamber olarak nitelendirilmeleri için yeterli bir kanıttır. (2503) İbn-i Hazm, Tevrat ve Kur’ân’dan örnekler vererek, Allah’ın Cebrail aracılığıyla Hz. Sara ve Hz. Meryem’e vahiy gönderdiğini (2504), Musa’nın annesi Hz. Yoxebed ile direk konuştuğunu hatırlatarak (2505), bunların kadın peygamberler olduğunun bizzat Tevrat ve Kur’ân ile sabit olduğuna işaret etmektedir. (2506)

    Büyük İslam âlimi İbn-i Hazm ile aynı şeyleri söyleyen büyük İslam âlimlerinden biri de Endülüslü ünlü Berberî muhaddis, müfessir, fakih, dilbilimci ve kıraat âlimi Kurtubî ya da tam adıyla Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmed bin Ebibekr bin Farac el- Ensarî el- Hazrecî el- Endelusî el- Kurtubî (1214 – 73)’dir. Kurtubî Tevrat ve Kur’ân’daki âyetlere dayanarak Sara, Yoxebed ve Meryem’in kesin olarak kadın peygamberler olduğunu ifade etmektedir. Hatta Kurtubî, kaleme aldığı eserlerde, İsa’nın annesi Meryem’in bir kadın peygamber olduğunu onlarca sayfalık anlatımla uzun uzun ispat etmeye çalışır. (2507)

     Sünnî Şafiîlik mezhebinin Mısır’da yetişen en önemli fıkıh âlimlerinden biri olan Beycurî ya da tam adıyla Ebû İshaq İbrahim ibn-i Ahmed ibn-i Ali ibn-i Sûleyman ibn-i Selim el- Beycurî el- Qahirî el- Misrî (1349 – 1422) de, Tevrat ve Kur’ân’daki âyetlere dayanarak, Hz. Havva, Hz. Sara, Hz. Hacer, Hz. Yoxebed, Hz. Asiye ve Hz. Meryem’in kadın peygamber olduğuna dair fetvâ vermiştir. (2508)

     Aynı görüşte olan İslam âlimlerinden biri de Mısırlı ünlü Arap muhaddis, fakih ve müfessir İbn-i Hacer ya da tam adıyla Ebû’l- Fazl Şihabeddîn Ahmed ibn-i Nûreddîn Ali ibn-i Muhammed ibn-i Hacer el- Kinanî el- Asqalanî (1372 – 1449)’dir. O da Hz. Havva, Hz. Sara, Hz. Hacer, Hz. Yoxebed, Hz. Asiye ve Hz. Meryem’in kadın peygamberler olduklarına hükmetmiştir. (2509)

     Allah’ın kadın peygamberler gönderdiğini kabul eden pekçok İslam âlimi hatta İslam mezhebi de olmuştur. Örneğin Sünnî Eşarîlik mezhebinin imamı İmam Eşarî ya da tam adıyla Ebû Hasan Ali ibn-i İsmail ibn-i İshaq el- Eşarî (873 – 935), peygamberlik için “erkek olma” şartı gerekmediğini, Allah’ın insanlara kadın peygamberler de gönderdiğini kabul etmektedir. (2510) İmam Eşarî, Allah tarafından gönderilen 6 kadın peygamberden sözeder. Bunlar; ilk kadın Havva, İbrahim’in eşi (İshaq’ın annesi) Sara, İbrahim’in eşi (İsmail’in annesi) Hacer, Firavun’un eşi (Musa’yı büyütüp himaye eden) Asiye ve İsa’nın annesi Meryem’dir. (2511)

     O günlerde Meryem kalkıp aceleyle İsrail’in dağlık bölgesindeki bir kente gitti. Zekeriya’nın evine girip Elizabeth’i selamladı. Elizabeth Meryem’in selamını duyunca rahmindeki çocuk hopladı. Kutsal Rûh’la dolan Elizabeth yüksek sesle şöyle dedi: “Kadınlar arasında kutsanmış bulunuyorsun, rahminin ürünü de kutsanmıştır! Nasıl oldu da Rabbim’in annesi yanıma geldi? Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı. İmân eden kadına ne mutlu! Çünkü Rabb’in ona söylediği sözler gerçekleşecektir.” Meryem de şöyle dedi: “Canım Rabb’i yüceltir; rûhum Kurtarıcım Tanrı sayesinde sevinçle coşar. Çünkü O, sıradan biri olan kuluyla ilgilendi. İşte, bundan böyle bütün kuşaklar beni mutlu sayacak. Çünkü Güçlü Olan, benim için büyük işler yaptı. O’nun adı kutsaldır. Kuşaklar boyunca kendisinden korkanlara merhamet eder. Bileğiyle büyük işler yaptı; gururluları yüreklerindeki kuruntularla darmadağın etti. Hükümdarları tahtlarından indirdi, sıradan insanları yükseltti. Aç olanları iyiliklerle doyurdu, zenginleri ise elleri boş çevirdi. Atalarımıza söz verdiği gibi, İbrahim’e ve O’nun soyuna sonsuza dek merhamet etmeyi unutmayarak, kulu İsrail’in yardımına yetişti.” (2512)

     Meryem, üç ay kadar Elizabeth’in yanında kaldı, sonra kendi evine döndü. (2513)

     Elizabeth’in doğurma vakti geldi ve bir oğul doğurdu. Komşularıyla akrabaları, Rabb’in O’na ne büyük merhamet gösterdiğini duyunca, O’nun sevincine katıldılar. Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. O’na babası Zekeriya’nın adını vereceklerdi. Ama annesi, “Hayır, adı Yahya olacak” dedi. O’na, “Akrabaların arasında bu adı taşıyan kimse yok ki” dediler. Bunun üzerine babasına işaretle çocuğun adını ne koymak istediğini sordular. Zekeriya bir yazı levhası istedi ve, “Adı Yahya’dır” diye yazdı. Herkes şaşakaldı. O anda Zekeriya’nın ağzı açıldı, dili çözüldü. Tanrı’yı överek konuşmaya başladı. Çevrede oturanların hepsi korkuya kapıldı. (2514)

     Bütün bu olaylar, İsrail’in dağlık bölgesinin her yanında konuşulur oldu. Duyan herkes derin derin düşünüyor, “Acaba bu çocuk ne olacak?” diyordu. Çünkü Rabb O’nunla birlikteydi. Çocuğun babası Zekeriya, Kutsal Rûh’la dolarak şu peygamberlikte bulundu: “İsrail’in Tanrısı Rabb’e övgüler olsun! Çünkü halkının yardımına gelip onları fidyeyle kurtardı. Eski çağlardan beri kutsal peygamberlerinin ağzından bildirdiği gibi, kulu Davud’un soyundan bizim için güçlü bir kurtarıcı çıkardı. Düşmanlarımızdan, bizden nefret edenlerin hepsinin elinden kurtuluşumuzu sağladı. Böylece atalarımıza merhamet ederek kutsal antlaşmasını anmış oldu. Nitekim bizi düşmanlarımızın elinden kurtaracağına ve ömrümüz boyunca kendi önünde kutsallık ve doğruluk içinde, korkusuzca kendisine tapınmamızı sağlayacağına dair atamız İbrahim’e ant içerek söz vermişti. Sen de, ey çocuk, Yüceler Yücesi’nin peygamberi diye anılacaksın. Rabb’in yollarını hazırlamak üzere önünden gidecek ve O’nun halkına, günâhlarının bağışlanmasıyla kurtulacaklarını bildireceksin. Çünkü Tanrımız’ın yüreği merhamet doludur. O’nun merhameti sayesinde, yücelerden doğan Güneş, karanlıkta ve ölümün gölgesinde yaşayanlara ışık saçmak ve ayaklarımızı esenlik yoluna yöneltmek üzere yardımımıza gelecektir.” (2515)

     Hz. Meryem’in teyzesioğlunun (Zekeriya – Elizabeth çiftinin oğlu) ismi olan “Yahya” veya İbranice orijinal söylenişiyle “Yoxanan” (יוחנן), İslam inancında peygamber kabul edildiği için Kur’ân’da da geçen İbranice bir isimdir ve “Yehova lütfetti” yani “Tanrı lütfetti” demektir. (2516) İsmin farklı dil ve kültürlerde “Johannes”, “Ioannis”, “John”, “Jan”, “Juan”, “Jean”, “João”, “Ivan”, “Giovanni” gibi değişik kullanımları bulunuyor.

     Çocuk büyüyor, rûhsal yönden güçleniyordu. İsrail halkına görüneceği güne dek ıssız yerlerde yaşadı. (2517)

     Yahya’nın büyüyünce Allah’ın kendisine peygamberlik bahşettiğini Kur’ân-ı Kerim de belirtmektedir. (2518)

     O günlerde Roma İmparatorluğu’nun ilk imparatoru olan Caesar Gaius Octavius Thurinus Julius Divi Filius Augustus (M. Ö. 63 – M. S. 14), bütün imparatorluk topraklarında bir nüfûs sayımının yapılması için buyruk çıkardı. Bu ilk sayım, Quirinius’un Suriye valiliği zamanında yapıldı. (2519)

     Herkes yazılmak için kendi kentine gitti. Böylece Yusuf da, Davud’un soyundan ve torunlarından olduğu için Celile’nin Nasıra kentinden Yahudiye bölgesine, Davud’un kenti Beytlehem’e gitti. Orada, hamile olan nişanlısı Meryem’le birlikte yazılacaktı. (2520)

     Onlar oradayken, Meryem’in doğurma vakti geldi ve İsa’yı doğurdu. O’nu kundağa sarıp bir yemliğe yatırdı. Çünkü handa yer yoktu. (2521)

     İncil’in “Matta” kitabında, Meryem’in bakire olarak hamile kalması ve nişanlısı Yusuf’un buna tepkisi ile ilgili çok ilginç bir anekdot aktarılmaktadır. İncil’deki bu anlatıma göre, nişanlısı Meryem’in hamile olduğunu anlayınca bu durumdan şüphelenen Yusuf nişanı bozmak ve kızdan ayrılmak istemiştir. Birlikte okuyalım:

     “İsa Mesih’in doğumu şöyle oldu: Annesi Meryem, Yusuf’la nişanlıydı. Ama birlikte olmalarından önce Meryem’in Kutsal Rûh’tan gebe olduğu anlaşıldı.

     Nişanlısı Yusuf, doğru bir adam olduğu ve O’nu herkesin önünde utandırmak istemediği için O’ndan sessizce ayrılmak niyetindeydi. Ama böyle düşünmesi üzerine Rabb’in bir meleği rüyâda O’na görünerek şöyle dedi: ‘Davud oğlu Yusuf, Meryem’i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü O’nun rahminde oluşan, Kutsal Rûh’tandır. Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günâhlarından o kurtaracak.’

     Bütün bunlar, Rabb’in peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu: ‘İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.’ İmmanuel, ‘Tanrı bizimle’ demektir.

     Yusuf uyanınca Rabb’in meleğinin buyruğuna uydu ve Meryem’i eş olarak yanına aldı. Ama oğlunu doğuruncaya dek Yusuf O’na dokunmadı. Doğan çocuğun adını İsa koydu.” (2522)

     İlginçtir ki, Meryem’in çektiği doğum sancılarından ve İsa’nın doğumundan İncil pek fazla söz etmez, ayrıntıya girmez. Doğduğunu kısaca belirtip geçer. Fakat Kur’ân-ı Kerîm bunları çok ayrıntılı biçimde ve hakikaten oldukça etkileyici bir dilde anlatmaktadır. Denilebilir ki, bu konuyu en güzel anlatan, Kur’ân’dır. Kur’ân’daki bu etkileyici âyetler, ayrıca Mekkeli Müslümanlar’ın ilk hicreti olan Habeşistan’a hicretinde, Habeş Kralı Necaşî Ashame bin Ebcer’in huzurunda okunan ve Hristiyan bir kral olan Necaşî’nin kalbini yumuşatıp gözlerini yaşartan âyetlerdir. (2523)

     Belki de onlarca hatta yüzlerce defa okumuş olmama rağmen, yine de her yeniden okuduğumda beni duygulandıran âyetlerdir. Birlikte okuyalım:

     “Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.

     Doğum sancısı O’nu bir hurma ağacına yöneltti. ‘Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım’ dedi.

     Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından O’na şöyle seslendi: ‘Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı. Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün. Ye iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, ‘Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım’ de.’

     (Meryem) Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: ‘Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın! Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.’

     Bunun üzerine (Meryem, ‘çocukla konuşun’ diye) ona işaret etti. ‘Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?’ dediler.

     Bebek şöyle konuştu: ‘Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti. Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selam (esenlik verilmiştir).’

     Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.” (2524)

     Meryem, İsa’yı doğurduğunda 14 yaşındaydı. (2525) İsa, M. Ö. 4 yılında doğmuştur. (2526) Bu tarihi iki – üç yıl öne çekip M. Ö. 6 veya M. Ö. 7 diyenler olduğu gibi (2527), bir – iki yıl geriye çekip M. Ö. 3 veya M. Ö. 2 diyenler de (2528) vardır.

     Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı. Rabb’in bir meleği onlara göründü ve Rabb’in görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar. Melek onlara, “Korkmayın” dedi. “Size, bütün halkı çok sevindirecek bir haber müjdeliyorum: Bugün size, Davud’un kentinde bir kurtarıcı doğdu. Bu, Rabb olan Mesih’tir. İşte size bir işaret: Kundağa sarılmış ve yemlikte yatan bir bebek bulacaksınız.” Birdenbire meleğin yanında, göksel ordulardan oluşan büyük bir topluluk belirdi. Tanrı’yı överek, “En yücelerde Tanrı’ya yücelik olsun! Yeryüzünde O’nun hoşnut kaldığı insanlara esenlik olsun” dediler. (2529)

     Melekler yanlarından ayrılıp göğe çekildikten sonra çobanlar birbirlerine, “Haydi, Beytlehem’e gidelim, Rabb’in bize bildirdiği bu olayı görelim” dediler. Aceleyle gidip Meryem’le Yusuf’u ve yemlikte yatan bebeği buldular. Onları görünce, çocukla ilgili kendilerine anlatılanları bildirdiler. Bunu duyanların hepsi, çobanların söylediklerine şaşıp kaldılar. Meryem ise bütün bu sözleri derin derin düşünerek yüreğinde saklıyordu. Çobanlar, işitip gördüklerinin tümü için Tanrı’yı yüceltip överek geri döndüler. Her şeyi, kendilerine anlatıldığı gibi bulmuşlardı. (2530)

     Sekizinci gün, çocuğu sünnet etme zamanı gelince, O’na İsa adı verildi. Bu, O’nun anne rahmine düşmesinden önce meleğin kendisine verdiği isimdi. (2531)

     Hz. Meryem’in oğlunun ismi olan “İsa” veya İbranice söylenişiyle “Yeşua” (ישוצ), İslam inancında peygamber kabul edildiği için Kur’ân’da da geçen İbranice bir isimdir ve “Yahova kurtuluştur” (Tanrı kurtuluştur) veya “Yehova kurtarır” (Tanrı kurtarır) demektir. (2532) Kur’ân’da ismi “İsa” (عيسى) şeklinde geçer. (2533) İsmin farklı dil ve kültürlerde “İsa”, “Yeşua”, “Yeşu”, “Jesus”, “Iesus”, “Gesù”, “Isis” gibi değişik kullanımları bulunuyor.

     “Musa’nın Yasası”na göre arınma günlerinin bitiminde Yusuf’la Meryem, çocuğu Rabb’e adamak için Kudüs (Yeruşalayim)’e götürdüler. Nitekim “Rabb’in Yasası”nda, “İlk doğan her erkek çocuk Rabb’e adanmış sayılacak” diye yazılmıştır. Ayrıca “Rabb’in Yasası”nda buyrulduğu gibi, kurban olarak “bir çift kumru ya da iki güvercin yavrusu” sunacaklardı. (2534)

     O sırada Kudüs (Yeruşalayim)’de Simeon adında bir adam vardı. Doğru ve dîndar biriydi. İsrail’in avutulmasını özlemle bekliyordu. İncil’in dediğine göre, “Kutsal Rûh O’nun üzerindeydi. Rabb’in Mesihi’ni görmeden ölmeyeceği Kutsal Rûh aracılığıyla kendisine bildirilmişti.” Böylece Simeon, Rûh’un yönlendirmesiyle tapınağa geldi. Küçük İsa’nın annesi Meryem ve babası konumundaki Yusuf, “Kutsal Yasa”nın ilgili kuralını yerine getirmek üzere O’nu içeri getirdiklerinde, Simeon O’nu kucağına aldı, Tanrı’yı överek şöyle dedi: “Ey Rabbim, verdiğin sözü tuttun! Artık ben, kulun, huzur içinde ölebilirim. Çünkü senin sağladığın, bütün halkların gözü önünde hazırladığın kurtuluşu, ulusları aydınlatıp halkın İsrail’e yücelik kazandıracak ışığı gözlerimle gördüm.” (2535)

     Doğu Ortodoks Kilisesi’nin geleneksel inancına göre, İncil’in bu âyetlerinde bahsedilen Simeon, Tevrat’ın elde mevcut olan en eski Antik Yunanca çevirisi olup M. Ö. 3. yy’a ait olan (2536) ve “Yetmiş” (70) anlamına geldiği için kısaca Roma rakamlarıyla “LXX” ismiyle de anılan “Septuaginta” (Σεπτυάγηντα)’nın 72 çevirmeninden biridir. (2537)

     İsa’nın annesi Meryem ve babası konumundaki Yusuf, İsa hakkında söylenenlere şaştılar. Simeon onları kutsayıp çocuğun annesi Meryem’e şöyle dedi: “Bu çocuk, İsrail’de birçok kişinin düşmesine ya da yükselmesine yol açmak ve aleyhinde konuşulacak bir belirti olmak üzere belirlenmiştir. Senin kalbine de adetâ bir kılıç saplanacak. Bütün bunlar, birçoklarının yüreğindeki düşüncelerin açığa çıkması için olacak.” (2538)

     O dönemde Hz. Anna (as) adında çok yaşlı bir kadın peygamber vardı. Aşer oymağından Fenuel’in kızıydı. Genç kız olarak evlenip kocasıyla 7 yıl yaşadıktan sonra dul kalmıştı. Şimdi 84 yaşındaydı. Tapınaktan ayrılmaz, oruç tutup dûâ ederek gece gündüz Tanrı’ya ibadet ederdi. (2539)

     Tam o sırada ortaya çıkan Anna, Tanrı’ya şükrederek Kudüs (Yeruşalayim)’in kurtuluşunu bekleyen herkese İsa’dan söz etmeye başladı. (2540)

     Yusuf’la Meryem, “Rabb’in Yasası”nda öngörülen herşeyi yerine getirdikten sonra Celile’ye, kendi kentleri Nasıra’ya döndüler. (2541)

     Bu arada bebek gözlerini açıyor, gülüyordu…

     Tanrı’nın lütfu bebeğin üzerindeydi.

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(2422): Bruce Manning Metzger – Michael David Coogan, People & Places of the Bible, s. 191, Oxford University Press, Oxford & Madrid & İstanbul & Karaçi & Yeni Delhi & Kalküta & Bombay & Bangkok & Hong Kong & Şanghay & Çennai & Taipei & Tokyo & Kuala Lumpur & Dar’us- Selam & Nairobi & Kap & Buenos Aires & São Paolo & Ciudad de México & New York & Toronto & Melbourne & Auckland 2001 / Bruce Manning Metzger – Michael David Coogan, The Oxford Companion to the Bible, s. 499, Oxford University Press, Oxford & Madrid & Karaçi & Yeni Delhi & Madras & Kalküta & Bombay & Hong Kong & Tokyo & Kuala Lumpur & Dar’us- Selam & Nairobi & Kap & New York & Toronto & Melbourne & Auckland 1993 / James Miller Pevehouse, Spiritual Truths, s. 110, Dorrance Publishing, Pittsburgh 2010 / Heinrich August Winkler, Geschichte des Westens, Beck Verlag, Münih 2015 / Philip Wolny, The 100 Most Influential Religious Leaders of All Time, “Mary” maddesi, Britannica Educational Publishing, New York 2017

(2423): İncil, Luka, 1:26 – 27 ve 4:16 – 17

(2424): İncil, Matta, 3:13; Luka, 2:39

(2425): Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmran 35 – 36; Tahrim 12

(2426): Protoevangel James İncili, 2. yüzyıl, https://www.newadvent.org/fathers/0847.htm / Dictionary of Bible, cilt 1, s. 629

(2427): Joachim Oudaan – Pieter Deinoot – Lucas Kloppenburg, De Roomse Moogentheid, Bevat in een Naawkeurige Beschriiving van de Magt en Heerfchappy der Oude Roomse Keizeren, s. 463, Den Eedelen Grootagtbaaren Burgermeesteren der Stad Gouda, Gouda 1706, books.google.de/books?id=eslVAAAAcAAJ&pg=PA463&lpg=PA463&dq=lukas+josef+eli+Jojakim+Joachim&source=bl&ots=zCda9uW61p&sig=ACfU3U2LMWU52BKBYag0XVX4kCLocz3vBQ&hl=de&sa=X&ved=2ahUKEwic3sCL1p3pAhWC66QKHbzaBdcQ6AEwEnoECAkQAQ#v=onepage&q&f=false / Josef Konrad, Die Rätsel des Neuen Testaments, s. 215, Wagner Verlag, Gelnhausen 2010, https://books.google.de/books?id=TtZtOVduiIMC&pg=PA215&lpg=PA215&dq=lukas+josef+eli+Jojakim+Joachim&source=bl&ots=qYDW5zczRq&sig=ACfU3U3s1opDqDGa25-kttC4VVmHDd4f0Q&hl=de&sa=X&ved=2ahUKEwiBkKXM3Z3pAhXE0qQKHanRBt4Q6AEwC3oECAgQAQ#v=onepage&q&f=false / Michael Heseman, Wer War Jesu Vater? War Maria Wirklich “Jungfrau”?, Katholische Nachrichten, 30 Ocak 2014, http://www.kath.net/news/44700 / Gerd Häfner, Wie Man Geschichte Nicht Schreiben Soll, Lectio Brevior, 23 Ocak 2014, http://www.lectiobrevior.de/2014/01/wie-man-geschichte-nicht-schreiben-soll.html / Pfarrgemeinde Girlan zu den HI. Martin und Wolfgang, Zum 1700. Geburtstag des Heiligen Martin, “Heilige Joachim und Anna” bölümü, Bibliothek Girlan, sayı 29, Girlan 2016, , https://issuu.com/bibliothek-girlan/docs/mitteilungsblatt2018_nr._29 / Wikipedia (Almanca), “Joachim (Heiliger)” maddesi, “Genealogie und Überlieferung” başlığı, https://de.wikipedia.org/wiki/Joachim_(Heiliger)

(2428): Protoevangel James İncili, 2. yüzyıl, https://www.newadvent.org/fathers/0847.htm

(2429): Taberî, Cami’ul- Beyan an Tewîl-i Âyi’l- Qur’ân, cilt 3, s. 235 – 244, Riyad 2003 / Taberî, Tarih, cilt 1, s. 585 / Salebî, Arais’ul- Mecalis, s. 284 / Zemahşerî, El- Keşşaf, cilt 1, s. 548, Riyad 1998

(2430): Kurtubî, El- Cami li Ahkâm’il- Qur’ân, cilt 4, s. 63, Matbaat-u Dar’ul- Kutub’il- Mısriyye, Kahire 1953 / Zemaxşerî, El- Keşşaf an Haqaiq’it- Tenzîl, cilt 1, s. 185, Beyrut 1977

(2431): Mahdi Muntazir Qa’im, Tahrikê Tersîlê Qur’ân, “Jesus Through the Qur’an and Shi’ite Narrations”, s. 14 – 15, Queens Publishing, New York 2007

(2432): Kur’ân-ı Kerim, Âl-i İmran 35 – 37

(2433): Hz. Meryem’in kıssası Kur’ân-ı Kerîm’de özellikle Âl-i İmran sûresi, Nisa sûresi, Maide sûresi, Meryem sûresi, Enbiyâ sûresi ve Mü’mînun sûresinde anlatılır

(2434): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem sûresi

(2435): John Esposito, What Everyone Needs to Know About Islam, s. 31, New Yok University Press, New York 2002

(2436): Lejla Demiri, Mary in the Qur’an, L’Osservatore Romano, sayı 9, s. 9 – 11, 20 Temmuz 2018, Vatikan 2018

(2437): Joseph Patsch, Our Lady in the Gospels, s. 25, Burns & Oates Publishing, Londra 1958 / James Strong, The New Strong’s Exhaustive Concordance of the Bible, s. 686, Hendrickson Publishers, Nashville 1990

(2438): Meera Lester, Saints’ Blessings, s. 11, Fair Winds Press, Gloucester 2004 / Joseph – Kroger – Patrizia Granziera, Aztec Goddesses and Christian Madonnas, s. 73, Ashgate Publishing, Farnham 2012 / Adam C. English, Theological Anticipations Christmas, s. 40, Cascade Books, Eugene 2016 / J. Madison Davis – A. Daniel Frankforter, The Shakespeare Name Dictionary, s. 19, Routledge Publishing, Abingdon & New York 1995 / John Baggley, Festival Icons for the Christian Year, s. 12, Mowbray Publishing, Londra 2000

(2439): İncil, Matta, 2:15; 3:16 – 17; 4:3 – 11; 7:21; 8:29; 10:32 – 33; 11:25 – 27; 12:50; 14:33; 15:13; 16:15 – 17; 17:5; 18.10 – 11 ve 35; 20:23; 24:36; 26:29, 39, 42, 53 ve 63 – 64; 27:39 – 43 ve 54; 28:19; Markos, 1:1 ve 11; 3:11 – 12; 5:6 – 7; 9:7 – 8; 13:32; 14:35 – 36 ve 61 – 62; 15:39; Luka, 1:35; 3:21 – 22; 4:1 – 13 ve 41; 8:28; 9:34 – 36; 10:21 – 22; 11.13; 22:39 – 44 ve 70; 23:34 ve 46; Yuhanna, 1:17 – 18, 29 – 34 ve 49; 3:16 – 18 ve 34 – 36; 5:15 – 45; 6:32 – 51; 8:14 – 19 ve 54; 10:25 – 38; 11:3 – 4, 27 ve 41; 12:26 – 28 ve 49 – 50; 13:1 – 3; 14:1 – 31; 15.1 – 27; 16:1 – 33; 17:1 – 26; 19:7; 20:17 ve 31; Resûllerin İşleri, 1:4 – 7; 2:33; 9:20; Romalılar, 1:2 – 4 ve 9 – 10; 8:3; I. Korintliler, 1:9; II. Korintliler, 1:3 ve 19; 11:31; Galatyalılar, 1:15 – 16; 2:20; 4:4 – 6; Efesliler, 1:3 – 6; 4:13; Koloseliler, 1:3 ve 13; İbraniler, 1:1 – 14; 4:14; 5:5 – 8; 6:4 – 6; I. Petrus, 1:3 – 4; II. Petrus, 1:17; I. Yuhanna, 1:3 – 7; 2:22 – 24; 3:7 – 9 ve 21 – 23; 4:8 – 10 ve 14 – 15; 5:1 – 20; II. Yuhanna, 1:3; Vahiy, 2:18

(2440): İncil, Matta, 7:21 – 22; 8:1 – 8 ve 21 – 25; 9:28; 14:28 – 30; 15:22 – 31; 17:4 ve 14 – 15; 18:21; 20:30 – 33; 26:22, 25 ve 49; 28:17; Markos, 7:27 – 28; 9:5; 11:21; 14:45; 16:19; Luka, 1:43; 6:46; 7:6 – 8 ve 13; 8:38 – 39; 9:42 – 44, 54 – 55 ve 61 – 62; 10:1, 17 – 18 ve 39 – 41; 11:1; 12:41 – 53; 17:37; 18:1 – 8 ve 40 – 43; 19:8 – 10; 22:33, 38, 49 ve 61 – 62; 24:3 ve 33 – 35; Yuhanna, 4: 21 – 26 ve 31; 6:24 – 25; 8:23 – 25; 9:38; 10:25 – 38; 11:3 – 4, 8 – 12, 21, 32 ve 39 – 40; 13:6 – 14, 19 – 20 ve 36 – 38; 14:1 – 31; 20:28 – 29; 21:6 – 21; Resûllerin İşleri, 1:6 ve 21 – 22; 8:16; 15:26; 19:5 ve 13; 20:35; 21:13; Romalılar, 13:14; 14:9; I. Korintliler, 1:10; 3:23; 5:3 – 5; 6:11; 11:23 – 24; 15:31; 16:21 – 24; II. Korintliler, 1:13 – 14; 4:5; Efesliler, 1:15 – 16; Filipililer, 2:19; 3:8 – 9 ve 20; Koloseliler, 2:6 – 9; 3:23 – 24; I. Selanikliler, 2:15 – 16 ve 19; 4:1 – 2; 5:28; II. Selanikliler, 2:1, 8 ve 14; 3:6, 12 ve 18; I. Timoteos, 1:12; Filimon, 1:25; Yakub, 2:1; I. Petrus, 3:15; II. Petrus, 1:1 – 2, 8, 11 ve 16; 2:20; 3:18; Yahuda, 1:17 / Kur’ân-ı Kerîm, Maide 17

(2441): İncil, Yuhanna, 2:1 – 12

(2442): İncil, Markos, 3:31 – 34; Matta, 12:46 – 50; Luka, 8:19 – 21

(2443): İncil, Yuhanna, 19:25 – 28

(2444): İncil, Matta, 13:54 – 58; Markos, 6:1 – 3

(2445): İncil, Resullerin İşleri, 1:14

(2446): İbn-i Esir, El- Kâmil fi Tarih, cilt 1, s. 298, Beyrut 1979 / Mahdi Muntazir Qa’im, Tahrikê Tersîlê Qur’ân, “Jesus Through the Qur’an and Shi’ite Narrations”, s. 14 – 15, Queens Publishing, New York 2007 / Yusuf Da Costa, The Honor of Women in Islam, Legit Maddie 101, Islamic Supreme Council of America (ISCA), Wahington 2002 / Mahmoud M. Ayoub, The Qur’an and Its Interpreters, cilt 2, “Âl-i İmran” sûresi, s. 93, Islamic Book Trust, New York University Press, New York 1984 / Brannon M. Wheeler, Prophets in the Quran: An Introduction to the Quran and Muslim Exegesis, Continuum International Publishing Group, Londra 2002 / İslam Ansiklopedisi, “Meryem” maddesi, Ömer Faruk Harman, s. 240, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1988

(2447): Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmran, 33 – 36

(2448): Bruce Manning Metzger – Michael David Coogan, People & Places of the Bible, s. 191, Oxford University Press, Oxford & Madrid & İstanbul & Karaçi & Yeni Delhi & Kalküta & Bombay & Bangkok & Hong Kong & Şanghay & Çennai & Taipei & Tokyo & Kuala Lumpur & Dar’us- Selam & Nairobi & Kap & Buenos Aires & São Paolo & Ciudad de México & New York & Toronto & Melbourne & Auckland 2001 / Bruce Manning Metzger – Michael David Coogan, The Oxford Companion to the Bible, s. 499, Oxford University Press, Oxford & Madrid & Karaçi & Yeni Delhi & Madras & Kalküta & Bombay & Hong Kong & Tokyo & Kuala Lumpur & Dar’us- Selam & Nairobi & Kap & New York & Toronto & Melbourne & Auckland 1993 / James Miller Pevehouse, Spiritual Truths, s. 110, Dorrance Publishing, Pittsburgh 2010 / Heinrich August Winkler, Geschichte des Westens, Beck Verlag, Münih 2015 / Philip Wolny, The 100 Most Influential Religious Leaders of All Time, “Mary” maddesi, Britannica Educational Publishing, New York 2017

(2449): Dan Isaac Slobin, The Crosslinguistic Study of Language Acquisition, s. 342, Lawrence Erlbaum Associates Publishers, Londra & Hillsdale 1985

(2450): Neues Bibel-Lexikon, cilt 2, s. 815 – 816, “Miryam” maddesi, Zürih 2001

(2451): Tevrat, Çıkış, 5:26 – 27

(2452): The Catholic Encyclopedia, cilt 15, “The Name of Mary” maddesi, Robert Appleton Company, New York 1912

(2453): age

(2454): Tevrat, İşaya, 40:15

(2455): Tevrat, Daniel, 4:16

(2456): The Catholic Encyclopedia, cilt 15, “The Name of Mary” maddesi, Robert Appleton Company, New York 1912

(2457): Raphael M. Huber, St. Anthony of Padua, s. 40 – 41, The Bruce Publishing Company, Milwaukee 1947

(2458): İncil, Kral James İncili, Vahiy 1:16, 2:28, 12:1 ve 22:16

(2459): Malik Ghulam Farid, The Holy Quran with English Translation and Commentary, “Âl-i İmran” sûresinin tefsiri, cilt 2, s. 386 – 388, Islam International Publishing, Tilford 1988 / Cleo McNelly Kearns, The Virgin Mary, Monotheism and Sacrifice, s. 254 – 255, Cambridge University Press, New York 2008

(2460): Mahdi Muntazir Qa’im, Tahrikê Tersîlê Qur’ân, “Jesus Through the Qur’an and Shi’ite Narrations”, s. 14 – 15, Queens Publishing, New York 2007

(2461): Salebî, Arais’ul- Mecalis, s. 284, Kahire 1955, https://upload.wikimedia.org/wikisource/ar/e/e4/%D9%82%D8%B5%D8%B5_%D8%A7%D9%84%D8%A3%D9%86%D8%A8%D9%8A%D8%A7%D8%A1_%D9%84%D9%84%D8%AB%D8%B9%D9%84%D8%A8%D9%8A.pdf

(2462): Buharî, Enbiyâ 44; Tefsîr 3, hadis no: 31 / Müsned, cilt 2, s. 233 / Taberî, Cami’ul- Beyan an Tewîl-i Âyi’l- Qur’ân, cilt 3, s. 235, Riyad 2003 / Fahreddin Razî, Mefatih’ul- Ğayb, cilt 8, s. 27, Beyrut tarihsiz

(2463): Walter Kasper, Lexikon für Theologie und Kirche, Nitz Genoveva, “Anna, Mutter Mariens” maddesi, cilt 1, s. 599, Herder Verlag, Freiburg im Breisgau 1993

(2464): Kur’ân-ı Kerim, Âl-i İmran 35 – 37

(2465): Taberî, Cami’ul- Beyan an Tewîl-i Âyi’l- Qur’ân, cilt 3, s. 241 – 246, Riyad 2003

(2466): Kur’ân-ı Kerim, Âl-i İmran 44

(2467): Mahdi Muntazir Qa’im, Tahrikê Tersîlê Qur’ân, “Jesus Through the Qur’an and Shi’ite Narrations”, s. 14 – 15, Queens Publishing, New York 2007 / Walter Kasper, Lexikon für Theologie und Kirche, Nitz Genoveva, “Anna, Mutter Mariens” maddesi, cilt 1, s. 599, Herder Verlag, Freiburg im Breisgau 1993

(2468): Kur’ân-ı Kerim, Âl-i İmran 37 ve 42 – 43

(2469): İncil, Luka, 1:36

(2470): İncil, Luka, 1:13 / Kur’ân-ı Kerim, Enbiyâ 89 – 90

(2471): Barbara Freyer Stowasser, Women in the Qur’an, s. 68 – 69, Oxford University Press, Oxford & New York 1994

(2472): Kur’ân-ı Kerim, Âl-i İmran 37 – 39; En’âm 85; Meryem 2 ve 7; Enbiyâ 89 – 90

(2473): İncil, Luka, 1:5

(2474): Yakubî, Tarih, cilt 1, s. 97, https://archive.org/stream/almoamltv_gmail_1/%D8%AA%D8%A3%D8%B1%D9%8A%D8%AE%20%D8%A7%D9%84%D9%8A%D8%B9%D9%82%D9%88%D8%A8%D9%8A%20-%D8%AC%201#page/n96/mode/1up

(2475): Salebî, Arais’ul- Mecalis, s. 509 – 510, Kahire 1955, https://upload.wikimedia.org/wikisource/ar/e/e4/%D9%82%D8%B5%D8%B5_%D8%A7%D9%84%D8%A3%D9%86%D8%A8%D9%8A%D8%A7%D8%A1_%D9%84%D9%84%D8%AB%D8%B9%D9%84%D8%A8%D9%8A.pdf

(2476): İncil, Luka, 1:6

(2477): Müslim, Fezail 169 / Mûsned, cilt 2, s. 296

(2478): Tevrat, I. Tarihler, 24:1 – 19

(2479): İncil, Luka, 1:8 – 11 / Kur’ân-ı Kerim, Âl-i İmran 37

(2480): İbn-i Esir, El- Kâmil fi Tarih, cilt 1, s. 229, Beyrut 1979

(2481): Kur’ân-ı Kerim, Âl-i İmran 37

(2482): Salebî, Arais’ul- Mecalis, s. 285, Kahire 1955

(2483): Taberî, Cami’ul- Beyan an Tewîl-i Âyi’l- Qur’ân, cilt 3, s. 246, Riyad 2003

(2484): İncil, Matta, 1:18 – 21; Luka, 1:26 – 27 ve 2:5

(2485): İncil, Luka, 3:23 – 38

(2486): İncil, Matta, 13:55

(2487): İncil, Luka, 1:7

(2488): İncil, Luka, 1:8 – 25

(2489): Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmran 35 – 41

(2490): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem 1 – 11

(2491): Kur’ân-ı Kerîm, Enbiyâ 89 – 90

(2492): İncil, Luka, 1:39 – 45

(2493): İbn-i Esir, El- Kâmil fi Tarih, cilt 1, s. 229, Beyrut 1979

(2494): İncil, Luka, 1:26 – 38

(2495): Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmran 42 – 48

(2496): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem 16 – 22

(2497): İncil, Matta, 1:18 – 21; Luka, 1:26 – 27 ve 2:5

(2498): İncil, Matta, 1:24 – 25; Luka, 1:30 – 56 ve 2:5 / Kur’ân-ı Kerîm, Baqara 87 ve 253, Âl-i İmran, 45 – 51 ve 59; Nisa 171; Maide 110; Meryem 16 – 22; Tahrim 12

(2499): Hâkim, cilt 2, s. 596 / Taberî, Tarih – Şamile, cilt 1, s. 345 / Ali Arslan, Büyük Kur’ân Tefsiri, cilt 11, s. 79 – 80, Arslan Yayınları, İstanbul tarihsiz / Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu, Hz. Havva’dan Günümüze Kadın, cilt 1, s. 241, 2018

(2500): İmam Bağavî, Meâlim’ut- Tenzîl (Tefsîr’ul- Bağavî), cilt 5, s. 223 – 224, Dar-u Tayyibe li’n- Neşri we’t- Tewzî, 1988

(2501): Alusî, Rûh’ul- Meânî, cilt 3, s. 154

(2502): age, cilt 14, s. 147

(2503): İbn-i Hazm, El- Usûl we’l- Furûu, cilt 2, s. 275 – 276, Tahkik: Dr. Muhammed Âtıf el- Iraqî başkanlığındaki komisyon, Kahire 1978

(2504): İbn-i Hazm, El- Fasl fi’l- Milel we’l- Ehwaî we’n- Nihal, cilt 5, s. 120, Tahkik: Dr. Muhammed İbrahim Nasr ve Dr. Abdurrahman Umeyra, Mektebet’ul- Ukaz, 1981

(2505): age, s. 121

(2506): İbn-i Hazm, El- Fasl fi’l- Milel we’l- Ehwaî we’n- Nihal, cilt 5, s. 119 – 121, Tahkik: Dr. Muhammed İbrahim Nasr ve Dr. Abdurrahman Umeyra, Mektebet’ul- Ukaz, 1981 / İbn-i Hazm, El- Usûl we’l- Furûu, cilt 2, s. 275 – 276, Tahkik: Dr. Muhammed Âtıf el- Iraqî başkanlığındaki komisyon, Kahire 1978

(2507): Kurtubî, El- Cami li Ahkâm’il- Qur’ân, cilt 4, s. 83 – 88, Matbaat-u Dar’ul- Kutub’il- Mısriyye, Kahire 1953

(2508): Beycurî, Şerh-u Cewherat’ut- Tewhîd, cilt 8, 1983

(2509): İbn-i Hacer, Feth’ul- Barî Şerh-u Sahih-i Buharî, cilt 6, s. 471 – 473, Tashih: Şeyh Abdulazîz Baz, Dar’ul- Fikr Neşriyat

(2510): Sefarinî, Levami’ul- Enwar’el- Behiyye we Sevat’il- Esrar el- Eseriyye li- Şerh’id- Durrat’il- Mudiyye fi Aqd’il- Firqa’til- Mardiyye, cilt 2, s. 266, Menşurat-u Mûessese’tul- Hafikine, Şam 1981 / Muhittin Bağçeci, Âyet ve Hadislerde Peygamberlik ve Peygamberler, s. 73, TÜRDAV Yayınları, İstanbul 1977

(2511): Ebû Abbas Zeynuddîn Ahmed bin Ahmed ez- Zebidî, Tecrîd-i Sarih Terceme ve Şerhi, cilt 9, s. 150

(2512): İncil, Luka, 1:39 – 55

(2513): İncil, Luka, 1:56

(2514): İncil, Luka, 1:57 – 65

(2515): İncil, Luka, 1:65 – 79

(2516): İslam Ansiklopedisi, “Yahya” maddesi, Mahmut Aydın, s. 232 – 234, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1988

(2517): İncil, Luka, 1:80

(2518): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem 12 – 15

(2519): İncil, Luka, 2:1 – 2

(2520): İncil, Luka, 2:3 – 5

(2521): İncil, Luka, 2:6 – 7

(2522): İncil, Matta, 1:18 – 25

(2523): İbn-i Habib, El- Mûnemmaq, s. 90 – 91 / Belazurî, Ensab, cilt 1, s. 73 / İbn-i Hişam, Es- Sire, cilt 1, s. 321 – 322 / Amirî, Behcet’ul- Mehafil we Buğyet’ul- Emasil, cilt 2, s. 67 – 68, Kahire 1331 / Beyhakî, Delail’un- Nûbuwwe, cilt 2, s. 307, Kalacî Neşriyat, Beyrut 1985 / İbn-i Hazm, Resail, cilt 3, s. 199, İhsan Abbas Neşriyat, Beyrut 1987 / İbn-i Ebû’l- İzz, Şerh’ul- Aqide’tit- Tahawiyye, s. 466, Beyrut 1993 / Taberanî, El- Mucem’ul- Ewsat, cilt 5, s. 191, Tahhan Neşriyat, Riyad 1995

(2524): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem 22 – 34

(2525): Ed Parish Sanders, The Historical Figure of Jesus, s. 10 – 11, Allen Lane Penguin Press, Londra 1993 / Karl Rahner, Encyclopedia of Theology: A Concise Sacramentum Mundi, s. 732, Rekha Printers, Bombay 2004

(2526): age / age

(2527): John P. Meier, A Marginal Jew: The Roots of the Problem and the Person, s. 407, Yale University Press, New Haven 1991

(2528): Jack Finegan, Handbook of Biblical Chronology, s. 319, Hendrickson Publishing, Peabody 1998

(2529): İncil, Luka, 2:8 – 14

(2530): İncil, Luka, 2:15 – 20

(2531): İncil, Luka, 2:21

(2532): New American Bible, Numbers 13, Chapter 16, Vatikan 2002, https://www.vatican.va/archive/ENG0839/_P3R.HTM / New American Bible, Matta 1, Chapter 21, Vatikan 2002, https://www.vatican.va/archive/ENG0839/_PVA.HTM#GOSP.MAT.1.21

(2533): Hz. İsa’nın ismi Kur’ân-ı Kerîm’in 15 ayrı sûresinde ve tam 93 âyetinde geçmektedir. Ağırlıklı olarak “Âl-i İmran”, “Maide” ve “Meryem” sûrelerinde bahsedilmektedir.

(2534): İncil, Luka, 2:22 – 24

(2535): İncil, Luka, 2:25 – 32

(2536): Encyclopædia Britannica, “Septuaginta” maddesi, https://www.britannica.com/topic/Septuagint

(2537): Holy, Righteous Simeon the God-Receiver, Orthodox Church of America, https://www.oca.org/saints/lives/2013/02/03/100409-holy-righteous-simeon-the-god-receiver

(2538): İncil, Luka, 2:33 – 35

(2539): İncil, Luka, 2:36 – 37

(2540): İncil, Luka, 2:38

(2541): İncil, Luka, 2:39

     SEDİYANİ HABER

     11 MAYIS 2020

Kalk bir kahve yap, melek soylum
kahve yeşili gözlerinde süzerek
bir fincanını Hacer içsin
bir fincanını Meryem
cezvende kavur dört kitabın öğrettiği ne varsa
beş vakit, altı kıta, yedi iklim ve sekiz cilt seyahatname
bir sayfası Chittagong
bir sayfası Nairobi
aksın tüm nehirler gözlerin gibi yeşil
Nuh’un yaptığı gemi çocuk oyuncağı
kahve yeşili gözlerinde yüzdürdüm ben gemilerimi
Yunus ne ki
ben bir kelebeğin kanatlarında yaşadım yıllarca
bir günlük ömrü vardı
her sabah ab-ı hayat içirdim
yeniden yeniden bağışlanıyordu bana fecre andolsun ki
Musa’ya inen 11 Emir idi aslında
birini sakladı
korkmuştu kavmine açıklamaya
şöyle yazıyordu: “Aşka ihanet etmeyeceksin!”
 
(“Kahve Yeşili” şiirinden, İbrahim Sediyani)
*
406 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

3 Cevap Kadın Peygamberler – 36

  1. Sıdkı Zilan dedi ki:

    Defalarca dile getirdim; bu konuda İslam tarihinde yapılmış en kapsamlı çalışma budur.

    İbrahim Sediyani’nin bu çalışması tamamlanıp, İngilizce başta olmak üzere; belli başlı dünya dillerine çevrilmeli; medrese ve ilahiyatlarda da okutulmalıdır.

    Teşekkürler İbrahim Sediyani.

  2. Şahabettin dedi ki:

    Teşekkürler İbrahim Sediyani. Koca bir tarih ancak bu kadar kısa, özet ve kavratıcı anlatılabilinirdi. Onuda sen yazmışsın. Kolay gelsin.

  3. Zekeriya dedi ki:

    Kesinlikle cok ust düzey bir çalışma. İnsan okurken, neden Sediyani’yi tüm dünya tanımıyor diye iç geçiriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir