Kadın Peygamberler – 34

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     ■ HZ. MERYEM (AS)

     Allah tarafından insanlığı doğru yola ve kurtuluşa götürmek için gönderilmiş olan son kadın peygamber, Hz. Meryem (as)’dir.

     Babasız (2258) doğan Hz. İsa (as)’nın annesi (2259) olan Hz. Meryem’in, İbrani (2260) olmasına rağmen Musevîlik inancında herhangi bir yeri yoktur. Çünkü Tevrat’ın tamamlanmasından yüzyıllar sonra yaşamıştır. Velâkin hem Hristiyanlık inancında hem İslam inancında Meryem’in güzide bir yeri vardır.

     Hristiyanlık inancına göre İsa, “Tanrı’nın oğlu” (2261) hatta “Tanrı”dır (2262). O’nu doğuran annesi Meryem, Hristiyanlık inancında çok büyük saygı görür ancak peygamber olarak görülmez. İncil’e göre o dönemdeki kadın peygamber, Hz. Anna (as)’dır. (2263) Daha önceki bölümde de anlattığımız üzere, Anna, kutsal kitap İncil’de geçen tek kadın peygamberdir. (2264)

     Bir tevhîd dîni olan İslam, Hristiyanlık dîninde var olan hatta bu dînin temeli olan “İsa Tanrı’nın oğludur” hatta “İsa Tanrı’dır” inancını şirk olduğu gerekçesiyle haklı olarak reddeder. (2265) Zirâ İslam inancına göre bu, Tanrı’ya şirk koşmaktır. Şirk ise yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de “en büyük zûlüm” olarak nitelenmiştir. (2266) İslam inancında, Tanrı birdir, tektir. O hiçbir şeye muhtaç değildir, bilakis her şey O’na muhtaçtır. Tanrı çocuk doğurtmamıştır, kendisi de hiç kimseden doğmamıştır. Hiçbir yaşayan varlık Tanrı’ya denk değildir, O’nunla benzer değildir. (2267)

     İslam dîni, İsa’nın annesi Meryem’i, ilginçtir, Hristiyanlık dînine kıyasla daha yüksek bir mertebeye yükseltmiş, Meryem’e çok daha yüce bir vasıf kazandırmıştır. Yani Meryem, Hristiyanlık dîninin peygamberi İsa’nın annesi ve O’nu doğuran kadın olduğu halde, bizzat Hristiyanlık’ın kendisi, Meryem’i İslam kadar yüceltmemiş, onurlandırmamıştır. Hristiyanlar’ın kutsal kitabı İncil’de, Meryem sadece İsa’nın doğumuyla bağlantılı olarak geçer ve kendisinden kısaca bahsedilip geçilir. Kadına nerdeyse hiçbir yücelik ve üstün vasıf atfedilmez; ama doğurduğu çocuk olan İsa’ya öyle insanüstü vasıflar atfedilir ki “tanrısallık” mertebesine dahi yükseltilir. (2268) Fakat İslam dîni Meryem’e çok büyük bir yücelik atfeder. Müslümanlar’ın kutsal kitabı Kur’ân, Meryem’i hatta oğlu İsa’dan bile daha üstün bir mertebeye yükseltir. Meryem, Allah tarafından özel olarak seçilip arındırılmış bir kadındır. Kur’ân’da Meryem, “bütün dünya kadınlarına üstün kılınmıştır.” (2269) Allah, Meryem’i “iffetini koruyan tüm temiz kadınların örnek alması gereken bir kadın” olarak takdim eder. (2270)

     Yani Kur’ân’a ve İslam inancına göre, hayatın başlangıcından ve ilk insanlardan tutun kıyamete kadar bu gezegen üzerinde yaşamış ve yaşayacak olan tüm kadınlar arasında en üstünü, Hz. Meryem’dir. Meryem, dünyadaki bütün kadınların örnek alması gereken bir kadındır.

     Kur’ân-ı Kerîm’de tam 34 ayrı yerde Hz. Meryem’den bahsedilir. (2271) Ayrıca Kur’ân’ın bir sûresinin adı da “Meryem” olup Meryem’i ve oğlu İsa’yı anlatmaktadır. (2272) Meryem, Kur’ân’da ismi geçen tek kadındır. Hz. Meryem’den başka hiçbir kadının ismi Kur’ân’da geçmemektedir.

     Kur’ân İncil’den daha fazla Meryem’den bahseder. (2273) Kur’ân-ı Kerîm’in Meryem’i anlatması, Mekke-i Mükerreme’de inen ilk âyetlerden başlayıp Medine-i Münevvere’de inen son âyetlere kadar sürer. (2274)

     Kur’ân’da ve hadislerde en çok övülen kadınların başında gelen Hz. Meryem, iffet, ismet ve takva gibi faziletleri kendinde toplamış bir şahsiyettir. (2275) Meryem bedenî ve ruhî saflığı, kendini Allah’a ibadete adaması, iffet ve namusunu koruması sebebiyle “Betül” olarak adlandırılmıştır. Betül ayrıca manevî mükemmellikle birlikte fizikî güzelliği de ifade ettiğinden, Meryem, “zamanının en güzel ve en mükemmel kadını” olarak da tanımlanmaktadır. (2276)

     İslam peygamberi Hz. Muhammed (sav)’in hadislerinde de, İsa’nın annesi Meryem en çok övülen kadınların başında gelir. Hadislerde Hz. Asiye (as), Hz. Meryem (as), Hz. Hatice (as) ve Hz. Fatımâ (as), “Cennet kadınlarının önde gelenleri” olarak zikredilmektedir. (2277) Hadislerde “kadınların en üstün olanları” sayılırken Meryem’e mutlaka yer verilmekte, kadınlar arasında kemale erenlerin Firavun’un hânımı Asiye ve İsa’nın annesi Meryem olduğu belirtilmekte, “Zamanındaki dünya kadınlarının en hayırlısı Meryem, bu ümmetin kadınlarının en hayırlısı da Hatice’dir” denilmektedir. (2278)

     Kur’ân’daki anlatımda, Allah Meryem’e vahyediyor, O’na vahiy meleği Cebrail’i gönderiyor:

     “Hani melekler, ‘Ey Meryem! Allah seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. Ey Meryem! Rabb’ine divan dur. Secde et ve (O’nun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et’ demişlerdi. Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kura için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) Tartışırlarken de yanlarında değildin. Hani melekler şöyle demişti: ‘Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da, âhirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır. O beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır.’ (2279)

     “Kitapta Meryem’i de zikret. Hani O ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti. Sonra onlardan yana (kendilerini gizleyen) bir perde çekilmişti. Böylece O’na rûhumuzu (Cebrail’i) gönderdik. (Cebrail) O’na düzgün bir insan kılığında görünmüştü. (Meryem) Demişti ki: ‘Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)’a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma).’ (Cebrail de) Demişti ki: ‘Ben yalnızca Rabb’den gelen bir elçiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuk bahşetmek için (buradayım)’.(2280)

     Kur’ân-ı Kerîm’deki anlatımlar ışığında kıssayı okuduğumuzda, İsa’nın annesi Meryem’in bir kadın peygamber olduğunu net bir biçimde görmekteyiz. Allah, İsa’nın annesi Meryem’e vahyediyor, O’na âyetler gönderiyor ve O’nunla konuşuyor. Allah’ın Meryem’e vahyetmesi, O’na Cebrail’i göndermesi (ki peygamberlere gönderilen melektir), birçok İslam âlimi ve bazı İslam mezhepleri tarafından Hz. Meryem’in bir kadın peygamber olduğuna açık işaret olarak görülmüştür.

     Örneğin büyük İslam müfessiri ve Şafiî fakihi olan Horasanlı Kürt muhaddis İmam Bağavî ya da tam adıyla İmam Ebû Muhammed Muhyissunne Hûseyn bin Mesud bin Muhammed el- Ferrâ el- Bağavî (1044 – 1122), Kur’ân’da yukarıda aktardığımız âyetlerde Cebrail’in Meryem’e gelmesinin ve O’na vahyetmesinin, Allah’ın Cebrail aracılığıyla diğer peygamberlere gönderdiği vahiy ile aynı olduğunu belirterek, Meryem’in bir kadın peygamber olduğuna hükmetmiştir. (2281)

     Büyük İslam âlimlerinden biri olan Iraklı Arap müftü ve dînbilimci Alusî ya da tam adıyla Ebû Sena Şihabeddîn Seyyîd Mahmud ibn-i Abdullah el- Hûseynî el- Alusî el- Bağdadî (1802 – 54) de bu konuda İmam Bağavî ile aynı fikirdedir. (2282) Alusî, Hz. Havva (as), Hz. Sara (as), Hz. Hacer (as), Hz. Yoxebed (as), Hz. Asiye (as) ve Hz. Meryem (as)’in kadın peygamberler olduklarını dile getirmiştir. (2283)

    Endülüslü ünlü Berberî filozof, tarihçi ve İslam âlimi İbn-i Hazm ya da tam adıyla Ebû Muhammed Ali ibn-i Ahmed ibn-i Said ibn-i Hazm ez- Zahirî el- Endelusî (994 – 1064)’ye göre, peygamberlik için vahyin husulü yeterlidir. Bunun için illâ da bir kitap ve şeriât indirilmiş olması gerekmiyor. Allah-û Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerîm’de bildirdiğine göre, Allah gerek direk olarak gerekse melekleri aracılığıyla bazı kadınlara vahyetmiş, vahiy yoluyla onlara haberler ve bilgiler iletmiştir. Bu da o kadınların peygamber olarak nitelendirilmeleri için yeterli bir kanıttır. (2184) İbn-i Hazm, Tevrat ve Kur’ân’dan örnekler vererek, Allah’ın Cebrail aracılığıyla Hz. Sara ve Hz. Meryem’e vahiy gönderdiğini (2285), Musa’nın annesi Hz. Yoxebed ile direk konuştuğunu hatırlatarak (2286), bunların kadın peygamberler olduğunun bizzat Tevrat ve Kur’ân ile sabit olduğuna işaret etmektedir. (2287)

    Büyük İslam âlimi İbn-i Hazm ile aynı şeyleri söyleyen büyük İslam âlimlerinden biri de Endülüslü ünlü Berberî muhaddis, müfessir, fakih, dilbilimci ve kıraat âlimi Kurtubî ya da tam adıyla Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmed bin Ebibekr bin Farac el- Ensarî el- Hazrecî el- Endelusî el- Kurtubî (1214 – 73)’dir. Kurtubî Tevrat ve Kur’ân’daki âyetlere dayanarak Sara, Yoxebed ve Meryem’in kesin olarak kadın peygamberler olduğunu ifade etmektedir. Hatta Kurtubî, kaleme aldığı eserlerde, İsa’nın annesi Meryem’in bir kadın peygamber olduğunu onlarca sayfalık anlatımla uzun uzun ispat etmeye çalışır. (2288)

     Sünnî Şafiîlik mezhebinin Mısır’da yetişen en önemli fıkıh âlimlerinden biri olan Beycurî ya da tam adıyla Ebû İshaq İbrahim ibn-i Ahmed ibn-i Ali ibn-i Sûleyman ibn-i Selim el- Beycurî el- Qahirî el- Misrî (1349 – 1422) de, Tevrat ve Kur’ân’daki âyetlere dayanarak, Hz. Havva, Hz. Sara, Hz. Hacer, Hz. Yoxebed, Hz. Asiye ve Hz. Meryem’in kadın peygamber olduğuna dair fetvâ vermiştir. (2289)

     Aynı görüşte olan İslam âlimlerinden biri de Mısırlı ünlü Arap muhaddis, fakih ve müfessir İbn-i Hacer ya da tam adıyla Ebû’l- Fazl Şihabeddîn Ahmed ibn-i Nûreddîn Ali ibn-i Muhammed ibn-i Hacer el- Kinanî el- Asqalanî (1372 – 1449)’dir. O da Hz. Havva, Hz. Sara, Hz. Hacer, Hz. Yoxebed, Hz. Asiye ve Hz. Meryem’in kadın peygamberler olduklarına hükmetmiştir. (2290)

     Allah’ın kadın peygamberler gönderdiğini kabul eden pekçok İslam âlimi hatta İslam mezhebi de olmuştur. Örneğin Sünnî Eşarîlik mezhebinin imamı İmam Eşarî ya da tam adıyla Ebû Hasan Ali ibn-i İsmail ibn-i İshaq el- Eşarî (873 – 935), peygamberlik için “erkek olma” şartı gerekmediğini, Allah’ın insanlara kadın peygamberler de gönderdiğini kabul etmektedir. (2291) İmam Eşarî, Allah tarafından gönderilen 6 kadın peygamberden sözeder. Bunlar; ilk kadın Havva, İbrahim’in eşi (İshaq’ın annesi) Sara, İbrahim’in eşi (İsmail’in annesi) Hacer, Firavun’un eşi (Musa’yı büyütüp himaye eden) Asiye ve İsa’nın annesi Meryem’dir. (2292)

     Özetlemek gerekirse:

     ● Musevîlik inancına ve Tevrat’a göre İsa’nın da annesi Meryem’in de herhangi bir özel vasfı yoktur, ikisi de peygamber değildir.

     ● Hristiyanlık inancına ve İncil’e göre İsa bir peygamberdir, fakat annesi Meryem peygamber değildir.

     ● İslam inancına ve Kur’ân’a göre ise hem İsa hem de annesi Meryem, ikisi de peygamberdir.

     Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır. Gerçek bilgi ve hakikat, ancak O’nun katındadır.

     Son kadın peygamber Hz. Meryem’in mübarek hayatını ve mücadelesini anlatmaya başlamadan önce, en az onun kadar önemli iki konuyu açıklığa kavuşturmamız gerekiyor:

     Birincisi; “Yoaxim”, “Hanna”, “Zekeriya”, “Elizabeth”, “Yusuf”, “Miryam” (Meryem), “Yahya” ve “İsa” (Yeşua) isimlerinin etimolojisi. Bu kelimeler hangi dile ait sözcüklerdirler ve ne anlama gelmektedirler?

     İkincisi; Kur’ân’da Meryem’den “İmran’ın kızı” (2293) ve “Harun’un kızkardeşi” (2294) denilerek bahsedilmesi ve bunun etrafında 1500 yıldır dönen tartışmalar. Kur’ân, aralarında 1300 yıllık bir zaman olan iki farklı Meryem’i birbirine karıştırmış mıdır? M. Ö. 1300’lerde yaşayan Meryem, İmran – Yoxebed çiftinin kızı, Musa ile Harun peygamberlerin ablasıdır. (2295) Kur’ân’ın bu Meryem’den 1300 yıl sonra yaşamış olan Meryem’den bahsederken “İmran’ın kızı” ve “Harun’un kızkardeşi” demesini nasıl anlamalıyız? Zirâ İmran’ın kızı olan ve Harun adında da bir kardeşi olan Meryem, Kur’ân’ın bahsettiği Meryem değil, 1300 yıl önceki diğer Meryem’dir. Bu durumda, Yahudî ve Hristiyan dîn bilginlerinin ve tarihçilerinin ileri sürdüğü gibi, Kur’ân, Hz. İsa’nın annesi olan Meryem ile Hz. Musa’nın ablası olan Meryem’i birbirine karıştırmış mıdır ve dolayısıyla Tanrı’nın bir konuyu yanlış bilmeyeceği düşünüldüğünde bu bariz “hata”, Kur’ân’ın “Tanrı’nın kelâmı” olmadığına delalet mi eder?

     Kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de onlar adına “Âl-i İmran” (İmran Ailesi) adında bir sûre bulunan ve “Allah, birbirinden gelme nesiller olarak Âdem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini seçip âlemlere üstün kıldı” (2296) âyetiyle yüceltildiği aile, İmran – Hz. Yoxebed – Hz. Miryam (Meryem) – Hz. Harun – Hz. Musa ailesidir. Ancak burda şaşırtıcı olan durum, Kur’ân, “İmran Ailesi” derken, Hz. Musa’nın ablası Hz. Meryem’in ailesinden değil de, O’ndan 1300 yıl sonra yaşamış olan Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem’in ailesinden bahsetmektedir ki (2297), bu hakikaten çok ilginç bir durumdur.

     Kur’ân, şu anda üzerinde konuştuğumuz Hz. Meryem’den, İsa’nın annesi Meryem’den bahsederken, “Harun’un kızkardeşi” (2298) ve “İmran’ın kızı” (2299) diyerek bahseder, aynı Meryem’in annesinden bahsederken de “İmran’ın karısı” diyerek bahseder. (2300) Zaten Hz. İsa ve Hz. Meryem ailesi “İmran ailesi” diye adlandırılır ve bu isimde bir sûre de vardır ki “Âl-i İmran” sûresi Kur’ân’ın en uzun ikinci sûresidir. (2301)

     Kur’ân, bu nitelemeleri İsa’yı doğuran Meryem için kullanmaktadır. Fakat İmran’ın kızı olup Harun adında bir kardeşi olan Meryem bu Meryem değil, O’ndan 1300 sene önce yaşamış başka bir Meryem’dir, bizim daha önce konuştuğumuz ve hayatlarını anlattığımız İmran – Yoxebed çiftinin kızı olup Harun ve Musa adında iki kardeşi olan Meryem’dir. (2302) İsa’nın annesi Hz. Meryem’in babasının ismi İmran olmadığı gibi, Harun adında bir kardeşi de yoktur. Hz. İsa’nın annesi Meryem’in babasının ismi Yoaxim’dir. (2303)

     Genel ve tarafsız ilmî sahada “aralarında 1300 yıllık bir zaman farkı olan iki Meryem’in birbirine karıştırılması” olarak adlandırılan bu konuda, Yahudî ve Hristiyan dîn âlimlerinin – daha Hz. Muhammed’in sağlığında başlayarak – Kur’ân’a yönelttikleri eleştirileri ve onlara karşı – Hz. Muhammed ve sahabelerinin açıklamalarından başlayarak – 1500 yıl boyunca Müslüman dîn âlimlerinin geliştirdikleri bütün savunmaları siz sevgili okurlarımızla paylaşacağız.

     Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır. Gerçek bilgi ve hakikat, ancak O’nun katındadır.

     Hz. Meryem’in babasının ismi olan “Yoaxim” veya İbranice orijinal söylenişiyle “Yehoyaxim” (יהויקים), bu dilde “Yahova’nın yücelttiği kişi” yani “Tanrı’nın yücelttiği kişi” demektir. (2304)

     Hz. Meryem’in annesinin ismi olan “Hanna” veya “Hanne” ya da “Anne”, bu ismi taşıyan iki ayrı kadın peygamber olduğu için daha önce etimolojisini iki defa yaptığımız “Anna” veya “Hannah” (חנה) ismi ile aynı olup, İbranice’de “İyilik”, “Zerafet”, “Merhamet” gibi anlamlara gelmektedir. (2305)

     Hz. Meryem’in teyzesinin (Hz. Zekeriya’nın hânımı, Hz. Yahya’nın annesi) ismi olan “Elizabeth” veya İbranice orijinal söylenişiyle “Elişeba” (אלישבע), iki ayrı sözcükten oluşmuş bileşik bir isim olup, “El” (Tanrı) ve “şeba” (zengin) kelimelerinden meydana gelir ve “Tanrı zengindir” veya “Tanrı servet sahibidir” demektir. (2306)

     Hz. Meryem’in teyzesinin kocasının (Elizabeth’in eşi, Yahya’nın babası) ismi olan “Zekeriya” veya İbranice orijinal söylenişiyle “Zaxaryah” (זכריה), İslam inancında peygamber kabul edildiği için Kur’ân’da da geçen İbranice bir isimdir ve “Yehova hatırlar” yani “Tanrı hatırlar” demektir. (2307) Bu ismin İslamî kaynaklarda “Zekeriyya” ve “Zekeriyyu” şeklinde iki değişik kullanımı bulunmakta. (2308)

     Hz. Meryem’in kocasının ismi olan “Yusuf” veya İbranice orijinal söylenişiyle “Yosef” (יוסף), İbranice’deki “yasaf” (arttırmak, ilave etmek) fillinden türemiştir ve “Tanrı arttıracak” demektir. (2309)

     Kadın peygamber Hz. Meryem’in (Hz. İsa’nın annesi, Hz. Yahya’nın teyzesi) ismi, farklı dil ve kültürlerde değişik biçimde telaffuz edilir fakat hepsi de aynıdır.

     “Miryam” (Miriam; Meryem; Maria) ismi, dünyanın en ünlü kız isimlerinden biridir ve günümüzde dahi yeryüzünde en çok kullanılan kadın ismidir. İsmin Tevrat’ta geçen İbranice şekli “Miryam” (מרים), İncil’de geçen Yunanca şekli “Maria” (Μαριά), Kur’ân’da geçen Arapça şekli “Meryem” (ﻤﺮﻴﻢ) olup, günümüz farklı toplumlarında “Mary”, “Mariam”, “Mariye” şeklinde de kullanılır. İsrail’de halen kullanılan hipokoristik biçimleri arasında “Mira”, “Miri” ve “Mimi” de bulunuyor. (2310)

     İsmin etimolojisi belli değildir. (2311) Tarihte bu isimde karşımıza çıkan ilk kadın, Hz. Musa’nın kızkardeşi Hz. Miryam olduğu için İbranice bir isim olduğu zannediliyorsa da, aslında Mısır kökenli bir isimdir ve Musa Peygamber de, sözkonusu ablası Miryam Peygamber de Mısır doğumludurlar, Mısırlı’dırlar. (2312) Sadece bu değil, pekçok Levite ismi de sanıldığı gibi İbranî kökenli değil Mısır kökenlidir.

     En ciddi etimolojik çözümlemeye göre, kelime Mısır kökenli olup, Mısır Tanrıları’nın sevgilisi olduğunu ifade eder. “Miryam” (Meryem) ismi, Eski Mısır dilinde “Amon’un Sevgilisi” anlamına gelen “Mry.t-Jmn” veyahut da “Ra’nın Sevgilisi” anlamına gelen “Mry.t-Ra” ifadesinden türemiştir. (2313)

     Diğer bir varyanta göre, bu isim, antik dönemde “İsyan”, “Acı Deniz”, “Güçlü Su”, “Birini Yüceltmek”, “Hükmetmek”, “Çocuk Dilemek” ve “Güzel” gibi anlamlarda da kullanılmıştır. Hristiyanlık’ın ilk yüzyıllarının en ünlü rahiplerinden biri olan Filistinli teolog ve tarihçi Eusebius ya da tam adıyla Eusebius Pamphili tís Kaisereias (263 – 339)’ın takipçisi olan İtalyan teolog ve tarihçi Azîz Jerome ya da tam adıyla Eusebius Sophronius Hieronymus (347 – 420)’un takriben 390 yılında kaleme aldığı bilgiye göre (2314), ismin kökeni İbranice olup, Tevrat’ta geçen ve “damla” anlamına gelen “mar” (מר) (2315) sözcüğü ile yine Tevrat’ta geçen ve “deniz” anlamına gelen “yam” (ים) (2316) sözcüğünün bileşiminden oluşmuştur ve “Deniz Damlası” anlamına gelmektedir. Fakat bu çeviri daha sonra skribal hata nedeniyle veya 3. yy’daki “ünlü harfleri kayması” nedeniyle “damla” anlamına gelen “mar” (מר) sözcüğü yerine “yıldız” anlamına gelen “maor” (מאור) sözcüğüyle yazıldığından, isim de “Deniz Yıldızı” haline gelmiştir. (2317)

     Musa’nın ablası Miryam (Meryem) ile aynı ismi taşıyan ancak 1300 yıl sonra yaşayan, İsa’nın annesi Meryem’in de Ortaçağ’daki adı “Stella Maris” idi ve bu ifade de Latince’de “Deniz Yıldızı” anlamına geliyor. (2318) Nitekim Kral James İncili’nde de Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem, “Sabah Yıldızı” olarak nitelendirilir. (2319)

     Hz. Meryem’in teyzesioğlunun (Zekeriya – Elizabeth çiftinin oğlu) ismi olan “Yahya” veya İbranice orijinal söylenişiyle “Yoxanan” (יוחנן), İslam inancında peygamber kabul edildiği için Kur’ân’da da geçen İbranice bir isimdir ve “Yehova lütfetti” yani “Tanrı lütfetti” demektir. (2320) İsmin farklı dil ve kültürlerde “Johannes”, “Ioannis”, “John”, “Jan”, “Juan”, “Jean”, “João”, “Ivan”, “Giovanni” gibi değişik kullanımları bulunuyor.

     Hz. Meryem’in oğlunun ismi olan “İsa” veya İbranice söylenişiyle “Yeşua” (ישוצ), İslam inancında peygamber kabul edildiği için Kur’ân’da da geçen İbranice bir isimdir ve “Yahova kurtuluştur” (Tanrı kurtuluştur) veya “Yehova kurtarır” (Tanrı kurtarır) demektir. (2321) Kur’ân’da ismi “İsa” (عيسى) şeklinde geçer. (2322) İsmin farklı dil ve kültürlerde “İsa”, “Yeşua”, “Yeşu”, “Jesus”, “Iesus”, “Gesù”, “Isis” gibi değişik kullanımları bulunuyor.

     Bu bölümde sık sık karşımıza çıkacak şahsiyetlerin zikredeceğimiz isimlerinin etimolojisini bu şekilde yaptıktan sonra, şimdi en “can alıcı” konuya gelebiliriz: Kur’ân’da Meryem’den “İmran’ın kızı” ve “Harun’un kızkardeşi” denilerek bahsedilmesi ve bunun etrafında 1500 yıldır dönen tartışmalar.

     Kur’ân, aralarında 1300 yıllık bir zaman olan iki farklı Meryem’i birbirine karıştırmış mıdır? Bu konuyu ilmî / bilimsel bir düzlemde tahlil etmemiz gerekiyor.

     Bu konuda Kur’ân’a yöneltilen eleştirilerin haklılık payı var mıdır yoksa bunlar Kur’ân’ın anlatım tarzını ve üslûbunu bilmeyen veya gözardı eden bir cehaletin ürünü olarak ortaya konulan tenkitler midir?

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(2258): İncil, Matta, 1:18 – 20 ve 24 – 25; Luka, 1:34 – 35; 3:23 / Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmran 45 – 48; Meryem 16 – 34; Enbiyâ 91

(2259): İncil, Matta, 1:16, 21 ve 24 – 25; 2:11; Luka; 1:30 – 31; 2:5 – 7, 22 – 23, 33 – 34 ve 39 – 40; Resûllerin İşleri, 1:14 / Kur’ân-ı Kerîm, Baqara 87 ve 253; Âl-i İmran 45; Nisa 156 ve 171; Maide 17, 46, 72, 75, 78, 110 – 116; Tewbe 31; Meryem 16 – 34; Enbiyâ 91; Mü’mînun 50; Ahzab 7; Zuhruf 57; Hadid 27; Saff 6 ve 14

(2260): İncil, Matta, 1:1 – 17; Markos, 1:5; 12:29; Luka, 1:26 – 27 ve 46 – 55; 2:4 – 5; Yuhanna, 2:12 – 13; 4:7 – 9 / Kur’ân-ı Ker’im, Âl-i İmran 49 – 52; Maide 72; Tewbe 31; Zuhruf 59; Saff 6 ve 14

(2261): İncil, Matta, 2:15; 3:16 – 17; 4:3 – 11; 7:21; 8:29; 10:32 – 33; 11:25 – 27; 12:50; 14:33; 15:13; 16:15 – 17; 17:5; 18.10 – 11 ve 35; 20:23; 24:36; 26:29, 39, 42, 53 ve 63 – 64; 27:39 – 43 ve 54; 28:19; Markos, 1:1 ve 11; 3:11 – 12; 5:6 – 7; 9:7 – 8; 13:32; 14:35 – 36 ve 61 – 62; 15:39; Luka, 1:35; 3:21 – 22; 4:1 – 13 ve 41; 8:28; 9:34 – 36; 10:21 – 22; 11.13; 22:39 – 44 ve 70; 23:34 ve 46; Yuhanna, 1:17 – 18, 29 – 34 ve 49; 3:16 – 18 ve 34 – 36; 5:15 – 45; 6:32 – 51; 8:14 – 19 ve 54; 10:25 – 38; 11:3 – 4, 27 ve 41; 12:26 – 28 ve 49 – 50; 13:1 – 3; 14:1 – 31; 15.1 – 27; 16:1 – 33; 17:1 – 26; 19:7; 20:17 ve 31; Resûllerin İşleri, 1:4 – 7; 2:33; 9:20; Romalılar, 1:2 – 4 ve 9 – 10; 8:3; I. Korintliler, 1:9; II. Korintliler, 1:3 ve 19; 11:31; Galatyalılar, 1:15 – 16; 2:20; 4:4 – 6; Efesliler, 1:3 – 6; 4:13; Koloseliler, 1:3 ve 13; İbraniler, 1:1 – 14; 4:14; 5:5 – 8; 6:4 – 6; I. Petrus, 1:3 – 4; II. Petrus, 1:17; I. Yuhanna, 1:3 – 7; 2:22 – 24; 3:7 – 9 ve 21 – 23; 4:8 – 10 ve 14 – 15; 5:1 – 20; II. Yuhanna, 1:3; Vahiy, 2:18

(2262): İncil, Matta, 7:21 – 22; 8:1 – 8 ve 21 – 25; 9:28; 14:28 – 30; 15:22 – 31; 17:4 ve 14 – 15; 18:21; 20:30 – 33; 26:22, 25 ve 49; 28:17; Markos, 7:27 – 28; 9:5; 11:21; 14:45; 16:19; Luka, 1:43; 6:46; 7:6 – 8 ve 13; 8:38 – 39; 9:42 – 44, 54 – 55 ve 61 – 62; 10:1, 17 – 18 ve 39 – 41; 11:1; 12:41 – 53; 17:37; 18:1 – 8 ve 40 – 43; 19:8 – 10; 22:33, 38, 49 ve 61 – 62; 24:3 ve 33 – 35; Yuhanna, 4: 21 – 26 ve 31; 6:24 – 25; 8:23 – 25; 9:38; 10:25 – 38; 11:3 – 4, 8 – 12, 21, 32 ve 39 – 40; 13:6 – 14, 19 – 20 ve 36 – 38; 14:1 – 31; 20:28 – 29; 21:6 – 21; Resûllerin İşleri, 1:6 ve 21 – 22; 8:16; 15:26; 19:5 ve 13; 20:35; 21:13; Romalılar, 13:14; 14:9; I. Korintliler, 1:10; 3:23; 5:3 – 5; 6:11; 11:23 – 24; 15:31; 16:21 – 24; II. Korintliler, 1:13 – 14; 4:5; Efesliler, 1:15 – 16; Filipililer, 2:19; 3:8 – 9 ve 20; Koloseliler, 2:6 – 9; 3:23 – 24; I. Selanikliler, 2:15 – 16 ve 19; 4:1 – 2; 5:28; II. Selanikliler, 2:1, 8 ve 14; 3:6, 12 ve 18; I. Timoteos, 1:12; Filimon, 1:25; Yakub, 2:1; I. Petrus, 3:15; II. Petrus, 1:1 – 2, 8, 11 ve 16; 2:20; 3:18; Yahuda, 1:17 / Kur’ân-ı Kerîm, Maide 17

(2263): İncil, Luka, 2:36 – 37

(2264): Elinizdeki kitabın “Hz. Anna (as)” bölümü

(2265): Kur’ân-ı Kerîm, Baqara 116; Nisa 171; Maide 72 ve 116; Tewbe 30 – 31; Meryem 35

(2266): Kur’ân-ı Kerîm, Loqman 13

(2267): Kur’ân-ı Kerîm, İhlas sûresinin tamamı

(2268): İncil, Matta, 2:15; 3:16 – 17; 4:3 – 11; 7:21 – 22; 8:1 – 8, 21 – 25 ve 29; 9.28; 10:32 – 33; 11:25 – 27; 12:50; 14:28 – 33; 15:13 ve 22 – 31; 16:15 – 17; 17:4 – 5 ve 14 – 15; 18.10 – 11, 21 ve 35; 20:23 ve 30 – 33; 24:36; 26:22 – 29, 39, 42 – 45, 53 ve 63 – 64; 27:39 – 43 ve 54; 28:17 – 19; Markos, 1:1 ve 11; 3:11 – 12; 5:6 – 7; 7:27 – 28; 9:5 – 8; 11:21; 13:32; 14:35 – 36, 45 ve 61 – 62; 15:39; 16:19 Luka, 1:35 ve 43; 3:21 – 22; 4:1 – 13 ve 41; 6:46; 7:6 – 8 ve 13; 8:28 ve 38 – 39; 9:34 – 36, 42 – 44, 54 – 55 ve 61 – 62; 10:1, 17 – 18, 21 – 22 ve 39 – 41; 11:1 ve 13; 12:41 – 53; 17:37; 18:1 – 8 ve 40 – 43; 19:8 – 10; 22:33 – 49, 61 – 62 ve 70; 23:34 ve 46; 24:3 ve 33 – 35; Yuhanna, 1:17 – 18, 29 – 34 ve 49; 3:16 – 18 ve 34 – 36; 4: 21 – 26 ve 31; 5:15 – 45; 6:24 – 25 ve 32 – 51; 8:14 – 19, 23 – 25 ve 54; 9:38; 10:25 – 38; 11:3 – 4, 8 – 12, 21, 27, 32 ve 39 – 41; 12:26 – 28 ve 49 – 50; 13:1 – 3, 6 – 14, 19 – 20 ve 36 – 38; 14:1 – 31; 15.1 – 27; 16:1 – 33; 17:1 – 26; 19:7; 20:17 ve 31; 20:28 – 29; 21:6 – 21; Resûllerin İşleri, 1:4 – 7 ve 21 – 22; 2:33; 8:16; 9:20; 15:26; 19:5 ve 13; 20:35; 21:13; Romalılar, 1:2 – 4 ve 9 – 10; 8:3; 13:14; 14:9; I. Korintliler, 1:9 – 10; 3:23; 5:3 – 5; 6:11; 11:23 – 24; 15:31; 16:21 – 24; II. Korintliler, 1:3, 13 – 14 ve 19; 4:5; 11:31; Galatyalılar, 1:15 – 16; 2:20; 4:4 – 6; Efesliler, 1:3 – 6 ve 15 – 16; 4:13; Filipililer, 2:19; 3:8 – 9 ve 20; Koloseliler, 1:3 ve 13; 2:6 – 9; 3:23 – 24; I. Selanikliler, 2:15 – 16 ve 19; 4:1 – 2; 5:28; II. Selanikliler, 2:1, 8 ve 14; 3:6, 12 ve 18; I. Timoteos, 1:12; Filimon, 1:25; İbraniler, 1:1 – 14; 4:14; 5:5 – 8; 6:4 – 6; Yakub, 2:1; I. Petrus, 1:3 – 4; 3:15; II. Petrus, 1:1 – 2, 8, 11 ve 16 – 17; 2:20; 3:18; I. Yuhanna, 1:3 – 7; 2:22 – 24; 3:7 – 9 ve 21 – 23; 4:8 – 10 ve 14 – 15; 5:1 – 20; II. Yuhanna, 1:3; Yahuda, 1:17; Vahiy, 2:18

(2269): Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmran 42

(2270): Kur’ân-ı Kerîm, Tahrim 12

(2271): Hz. Meryem’in kıssası Kur’ân-ı Kerîm’de özellikle Âl-i İmran sûresi, Nisa sûresi, Maide sûresi, Meryem sûresi, Enbiyâ sûresi ve Mü’mînun sûresinde anlatılır

(2272): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem sûresi

(2273): John Esposito, What Everyone Needs to Know About Islam, s. 31, New Yok University Press, New York 2002

(2274): Lejla Demiri, Mary in the Qur’an, L’Osservatore Romano, sayı 9, s. 9 – 11, 20 Temmuz 2018, Vatikan 2018

(2275): Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmrân 45; Enbiyâ 91; Tahrim 12

(2276): Lisan’ul- Arab, “btl” maddesi / ayrıca bkz. Hazin, Lubab’ut- Tewil, cilt 1, s. 273, Kahire 1309

(2277): Müsned, cilt 3, s. 64, 80 ve135

(2278): Buharî, Şehadat 30; Enbiyâ 32 ve 45 – 46; Et’ime 25; Menaqib’ul- Ensar 20 / Taberî, Cami’ul- Beyan, cilt 3, s. 263 – 264

(2279): Kur’ân-ı Kerim, Âl-i İmran 42 – 46

(2280): Kur’ân-ı Kerim, Meryem 16 – 19

(2281): İmam Bağavî, Meâlim’ut- Tenzîl (Tefsîr’ul- Bağavî), cilt 5, s. 223 – 224, Dar-u Tayyibe li’n- Neşri we’t- Tewzî, 1988

(2282): Alusî, Rûh’ul- Meânî, cilt 3, s. 154

(2283): age, cilt 14, s. 147

(2284): İbn-i Hazm, El- Usûl we’l- Furûu, cilt 2, s. 275 – 276, Tahkik: Dr. Muhammed Âtıf el- Iraqî başkanlığındaki komisyon, Kahire 1978

(2285): İbn-i Hazm, El- Fasl fi’l- Milel we’l- Ehwaî we’n- Nihal, cilt 5, s. 120, Tahkik: Dr. Muhammed İbrahim Nasr ve Dr. Abdurrahman Umeyra, Mektebet’ul- Ukaz, 1981

(2286): age, s. 121

(2287): İbn-i Hazm, El- Fasl fi’l- Milel we’l- Ehwaî we’n- Nihal, cilt 5, s. 119 – 121, Tahkik: Dr. Muhammed İbrahim Nasr ve Dr. Abdurrahman Umeyra, Mektebet’ul- Ukaz, 1981 / İbn-i Hazm, El- Usûl we’l- Furûu, cilt 2, s. 275 – 276, Tahkik: Dr. Muhammed Âtıf el- Iraqî başkanlığındaki komisyon, Kahire 1978

(2288): Kurtubî, El- Cami li Ahkâm’il- Qur’ân, cilt 4, s. 83 – 88, Matbaat-u Dar’ul- Kutub’il- Mısriyye, Kahire 1953

(2289): Beycurî, Şerh-u Cewherat’ut- Tewhîd, cilt 8, 1983

(2290): İbn-i Hacer, Feth’ul- Barî Şerh-u Sahih-i Buharî, cilt 6, s. 471 – 473, Tashih: Şeyh Abdulazîz Baz, Dar’ul- Fikr Neşriyat

(2291): Sefarinî, Levami’ul- Enwar’el- Behiyye we Sevat’il- Esrar el- Eseriyye li- Şerh’id- Durrat’il- Mudiyye fi Aqd’il- Firqa’til- Mardiyye, cilt 2, s. 266, Menşurat-u Mûessese’tul- Hafikine, Şam 1981 / Muhittin Bağçeci, Âyet ve Hadislerde Peygamberlik ve Peygamberler, s. 73, TÜRDAV Yayınları, İstanbul 1977

(2292): Ebû Abbas Zeynuddîn Ahmed bin Ahmed ez- Zebidî, Tecrîd-i Sarih Terceme ve Şerhi, cilt 9, s. 150

(2293): Kur’ân-ı Kerim, Âl-i İmran 35 – 36; Tahrim 12

(2294): Kur’ân-ı Kerim, Meryem 27 – 28

(2295): Tevrat, Çıkış, 6:20; 15:20

(2296): Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmran 33

(2297): Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmran 35 – 36; Tahrim 12

(2298): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem 27 – 28

(2299): Kur’ân-ı Kerîm, Tahrim 12

(2300): Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmran 35; Tahrim 12

(2301): Âl-i İmran sûresi toplam 200 âyetten oluşmaktadır

(2302): Elinizdeki kitabın “Hz. Miryam (as)” bölümü

(2303): Protoevangel James İncili, 2. yüzyıl / Dictionary of Bible, cilt 1, s. 629

(2304): Wilton M. Nelson, Diccionario Ilustrado de la Biblia, s. 335 – 336, Grupo Nelson Publicación, Nashville & Dallas & Ciudad de México & Rio de Janeiro & Pekin 1977 / Geoffrey W. Bromiley – Everett F. Harrison – Roland K. Harrison – William Sanford LaSor – Lawrence T. Geraty – Edgar W. Smith Jr., The International Standard Bible Encyclopedia, cilt 2, s. 976 – 977, William B. Eerdmans Publishing, Grand Rapids 1982 / Tito Fafasuli – Frederico A. P. Mariotti – Abdías Mora – José Tomás Poe, Nuevo Comentario Bíblico, s. 448, Casa Bautista de Publicaciones, Colombia 1996

(2305): John C. Wells, Longman Pronunciation Dictionary, “Hannah” maddesi, s. 324, Longman Publishing, Harlow 1990 / John Eckhardt, Desperate Prayers for Desperate Times, s. 3 – 10, Charisma House Publishing, Lake Mary 2018 / John A. Knox, Grace Track – Tracking God’s Grace Through The Old Testament, s. 40, Xulon Press, Oxford 2009 / Michelle McClain-Walters, The Hannah Anointing – Becoming a Woman of Resilience, Fulfillment and Fruitfulness, s. 21, 72, 84 ve 94, Charisma House Publishing, Lake Mary 2019

(2306): Ernst Lautenbach, Lexikon Bibel Zitate – Auslese für das 21. Jahrhundert, s. 220, Iudicium Verlag, Münih 2006 / Kenneth S. Calhoon – Eva Geulen – Claude Haas – Nils Reschke, “Es Trübt Mein Auge sich in Glück und Licht”, Philologische Studien und Quellen, s. 126, Erich Schmidt Verlag, Berlin 2010

(2307): Beate Varnhorn – Thomas Huhnold – Adelheid Mittorp – Martina Schnober-Sen, Das Grosse Lexikon der Vornamen, s. 312, Bertelsmann Lexikon Institut, Wissen Media Verlag, Gütersloh 2008

(2308): İbn-i Dureyd, Cemheret’ul- Luğa, cilt 2, s. 324, Dar’us- Sadr Neşriyat, Beyrut / Mewhub bin Ahmed el- Cewalikî, El- Muarreb, s. 349, Şam 1990

(2309): Francis Brown – S. R. Driver – Charles A. Briggs, A Hebrew and English Lexicon of teh Old Testament, “Joseph” maddesi, Clarendon Press, Oxford 1906 / Rüdiger Bibellexikon, “Josef / Josefsgeschichte” maddesi, https://www.bibelwissenschaft.de/wibilex/das-bibellexikon/lexikon/sachwort/anzeigen/details/josef-josefsgeschichte/ch/0d7afd33a5bdcf0036e276da4619b3f0/

(2310): Dan Isaac Slobin, The Crosslinguistic Study of Language Acquisition, s. 342, Lawrence Erlbaum Associates Publishers, Londra & Hillsdale 1985

(2311): Neues Bibel-Lexikon, cilt 2, s. 815 – 816, “Miryam” maddesi, Zürih 2001

(2312): Tevrat, Çıkış, 5:26 – 27

(2313): The Catholic Encyclopedia, cilt 15, “The Name of Mary” maddesi, Robert Appleton Company, New York 1912

(2314): age

(2315): Tevrat, İşaya, 40:15

(2316): Tevrat, Daniel, 4:16

(2317): The Catholic Encyclopedia, cilt 15, “The Name of Mary” maddesi, Robert Appleton Company, New York 1912

(2318): Raphael M. Huber, St. Anthony of Padua, s. 40 – 41, The Bruce Publishing Company, Milwaukee 1947

(2319): İncil, Kral James İncili, Vahiy 1:16, 2:28, 12:1 ve 22:16

(2320): İslam Ansiklopedisi, “Yahya” maddesi, Mahmut Aydın, s. 232 – 234, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1988

(2321): New American Bible, Numbers 13, Chapter 16, Vatikan 2002, https://www.vatican.va/archive/ENG0839/_P3R.HTM / New American Bible, Matta 1, Chapter 21, Vatikan 2002, https://www.vatican.va/archive/ENG0839/_PVA.HTM#GOSP.MAT.1.21

(2322): Hz. İsa’nın ismi Kur’ân-ı Kerîm’in 15 ayrı sûresinde ve tam 93 âyetinde geçmektedir. Ağırlıklı olarak “Âl-i İmran”, “Maide” ve “Meryem” sûrelerinde bahsedilmektedir.

     SEDİYANİ HABER

     27 NİSAN 2020

Yaşam nerede başladıysa, orada bitsin artık
bitsin bu kaldıramadığım imtihan
bir yolculuktu benimkisi, menzilini kendim de bilmediğim
bir yanım Tevrat’ın Tekvin bölümü sanki
bir yanım Tibet Ölüler Kitabı
ve ben Kızıldeniz gibi ortadan yarılmışım…
Bu aşk var ya içimdeki, beni bitirecek
Tanrım, yaşama sevincimi kaybettikten sonra
sağlığımı, gücümü yitirdikten sonra
hayâl kurmayı bile çoktan unutmuşken
kalbime bu duyguyu, aklıma bu düşünceyi
ve omuzlarıma bu sorumluluğu niye yükledin?
Adil mi bu?
Çare yok;
ya al bu canımı kurtulayım,
ya da beni yeniden yarat.
 
Ama sevdik be dostlar, adamakıllı sevdik
görür görmez sevdik…
Duruşu kitap gibi, kokusu toprak
hüzünlü bakışları Hacer gibi çaresiz
öptüğüm parmakları Meryem gibi lekesiz…
Sordum: “Sen ey gönlüme hayat veren güzel kız! Kimsin, kimlerdensin?”
Dedi: “İsmim Eleftia, memleketim Hattuşaş”
“Hitit Kürt ülkesinin bir ferdiyim”
“ben senin çalınan tarihinim”
“senin kayıp medeniyetinim”…
Bende zaman durdu, tarih durdu
ilim durdu, hikmet durdu
Tanrım, bu ne güzel bir kadın böyle
kilitli dudakları deniz kırmızısı
gözkapakları ateş mavisi
ve gözleri yere düşen sonbahar yaprağının kayıp yeşili
sanırsın ki yeni yeşeren bir ağacın filizleri sarkacak parmaklarının arasından
sanırsın ki yeni doğan bir ırmağın kaynağı akacak kirpiklerinin arasından.
 
(“Hattuşaşlı Eleftia” şiirinden, İbrahim Sediyani)
*
772 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Kadın Peygamberler – 34

  1. Zekeriya dedi ki:

    Muhteşem bir çalışma olmus.
    İnsallah zamanla degeri daha da iyi bilinecektir. Allah razi olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir