Kadın Peygamberler – 33

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     ■ HZ. ANNA (AS)

     Allah tarafından insanlığı doğru yola ve kurtuluşa götürmek için gönderilmiş olan kadın peygamberlerden biri de Hz. Anna (as)’dır.

     Allah’ın kutsal kitabı İncil’de, Anna’nın bir kadın peygamber olduğu açık bir biçimde belirtilir:

     “Anna adında çok yaşlı bir kadın peygamber vardı. Aşer oymağından Fenuel’in kızıydı. Genç kız olarak evlenip kocasıyla yedi yıl yaşadıktan sonra dul kalmıştı. Şimdi seksendört yaşındaydı. Tapınaktan ayrılmaz, oruç tutup dûâ ederek gece gündüz Tanrı’ya ibadet ederdi.” (2206)

     Kadın peygamber Anna, M. Ö. 90 – M. S. 5 yılları arasında yaşamıştır. (2207) Yani bir önceki kadın peygamberler Hz. Esther (as) ve Hz. Nadya (as)’dan takriben 300 – 350 yıl sonra.

     Anna’nın doğum ve vefat tarihlerine bakarsanız, bu kadın peygamberin, Hz. İsa (as)’nın annesi Hz. Meryem (as) ile aynı dönemde yaşadığını anlarsınız. Anna yaşlı ve dul bir kadınken, Meryem genç ve nişanlı bir kızdır. Meryem’i gören ve tanıyan Anna, esasında İsa’yı da görmüştür. Zaten İsa’yı müjdeleyen peygamber Anna’dır. (2208) Vefat ettiğinde, İsa henüz 5 yaşında bir çocuktur.

     Anna’nın ismi kutsal kitap Tevrat’ta geçmez. Çünkü Tevrat’ın tamamlanmasından 300 yıl sonra yaşamıştır. Sadece İncil’de kendisinden bahsedilir ve İncil’deki tek kadın peygamberdir.

     Fakat buna rağmen, Hristiyan dünyasında, Anna’nın “Eski Ahit’in (Tevrat’ın) son peygamberi” olarak mı görülmesi gerektiği, yoksa “Yeni Ahit’in (İncil’in) ilk peygamberi” olarak mı görülmesi gerektiği noktasında tartışma vardır. Anna’nın ismi Eski Ahit’te geçmediği ve hatta O’ndan önce Eski Ahit tamamlandığı halde, Anna’nın ismi sadece Yeni Ahit’te geçtiği halde, Doğu Ortodoks Kilisesi, Anna’yı “Eski Ahit’in son peygamberi” olarak görür. (2209) Gerekçesi ise şudur: Anna yaşadığında ve İsrail halkına peygamberlik yaptığında, İsa daha doğmamıştır ve henüz “Müjde” gerçekleşmemiştir. Velâkin Katolik Kilisesi o inançta değildir; Anna’yı “Yeni Ahit’in ilk peygamberi” olarak görür. (2210) Çünkü Eski Ahit tamamlandıktan yüzyıllar sonra Anna ortaya çıkıp peygamberlik yapmıştır ve kendisinden sadece Yeni Ahit bahseder.

     Ortodoks gelenek, dönemin peygamberleri Anna ve Simeon’un bebek İsa’yı gördüklerine, çocukken İsa’yla konuştuklarına inanmaktadır. (2211)

     “Anna” ismi “Hannah” (חנה) ismi ile aynı olup, İbranice’de “İyilik”, “Zerafet”, “Merhamet” gibi anlamlara gelmektedir. (2212)

     Anna, İbranî kavminin Aşer aşiretine mensuptur. (2213) İsmi İbranice’de “Mutlu” anlamına (2214) gelen “Aşer” (אשר) oymağı, Tevrat’ta adı geçen 12 İsrail kabilesinden biridir. Hz. İbrahim (as)’in oğlu Hz. İshak (as)’ın oğlu Hz. Yakub (as)’un sekizinci oğlu (Hz. Yusuf’un küçük kardeşi) olan ve Lea’nın doğurduğu Aşer’in soyu olan (2215) bu kabile, İsrail’in kayıp 10 kabilesinden biridir. (2216)

     Aşer oymağından olan kadın peygamber Anna’nın annesinin ismi bilinmemektedir, babasının ismi ise Fenuel’dir. (2217) Anna’nın babasının ismi olan “Fenuel” (לפְּנוּאֵ), İbranice bir isim olup “fen” (yüz, simâ) ve “El” (Tanrı) sözcüklerinden oluşmuş bileşik bir isimdir ve “Tanrı’nın Yüzü” demektir. (2218)

     Kadın peygamber Anna’dan, İncil’in “Luka” kitabında bahsedilir. Kutsal kitabın ve Hristiyan dînî kaynakların aktarımına göre, kadın peygamber Anna, Yahudî kökenli Aşer oymağından Fenuel’in kızıdır. M. Ö. 90 yılında doğmuş, henüz gencecik bir kız iken evlenmiş fakat evlendikten 7 yıl sonra kocası ölmüş, çok genç yaşta dul kalmış ve ondan sonra hiç evlenmeyip ömrünün sonuna kadar dul yaşamıştır. Tapınaktan ayrılmaz, oruç tutup dûâ ederek gece gündüz Tanrı’ya ibadet eder, halka peygamberlik yapardı. Tapınakta iken Tanrı tarafından kendisine, “Mesih” (Kurtarıcı) olacak olan İsa’nın doğacağı müjdelenmiş, O da halkın arasına karışıp herkese bu müjdeyi vermiş, bu arada Meryem İsa’yı doğurmuştur. İsa henüz 5 yaşında bir bebekken, M. S. 5 yılında Anna vefat etmiştir.

     Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır. Gerçek bilgi ve hakikat, ancak O’nun katındadır.

     Şimdi Anna’nın hikâyesini anlatmaya başlayabiliriz…

     İsrail Kralı Hirodes zamanında, Aviya bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Hânımının ismi Elizabet idi ve bu kadın Hz. Musa (as)’nın abisi Hz. Harun (as)’un soyundan geliyordu. (2219)

     Her ikisi de Allah’a ihlaslı bir kalple imân eden, salih kimselerdi. Allah’ın bütün emir ve yasaklarına eksiksizce riayet ederlerdi. (2220)

     Elizabet kısır olduğu için çocukları olmuyordu. İkisinin de yaşı ilerlemişti. (2221)

     Ancak daha sonra Allah, bir peygamber olan Zekeriya’ya Cebrail meleğini göndererek, Cebrail aracılığıyla O’na bir çocuk müjdeler. Bu hadise, Cebrail’in Zekeriya’ya kısır hânımı Elizabet’in hamile kalacağını müjdelemesi, hem kutsal kitap İncil’de hem de kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de etkileyici bir dille anlatılan bir hadisedir. İncil’de bu olay “Luka” kitabında, Kur’ân’da ise “Âl-i İmran”, “Meryem” ve “Enbiyâ” sûrelerinde anlatılır.

     Önce İncil’de nasıl anlatıldığına bakalım:

     “Zekeriya, hizmet sırasının kendi bölüğünde olduğu bir gün, Tanrı’nın önünde kâhinlik görevini yerine getiriyordu. Kâhinlik geleneği uyarınca Rabb’in Tapınağı’na girip buhur yakma görevi kurayla O’na verilmişti. Buhur yakma saatinde bütün halk topluluğu dışarıda dûâ ediyordu.

     Bu sırada Allah O’na Cebrail’i gönderir. Melek Cebrail, buhur sunağının sağında durup Zekeriya’ya göründü. Zekeriya O’nu görünce şaşırdı, korkuya kapıldı. Melek, ‘Korkma Zekeriya’ dedi, ‘Dûân kabul edildi. Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, adını Yahya koyacaksın. Sevinip coşacaksın. Birçokları da O’nun doğumuna sevinecek. O, Rabb’in gözünde büyük olacak. Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Rûh’la dolacak. İsrailoğulları’ndan birçoğunu, Tanrıları Rabb’e döndürecek. Babaların yüreklerini çocuklarına döndürmek, söz dinlemeyenleri doğru kişilerin anlayışına yöneltmek ve Rabb için hazırlanmış bir halk yetiştirmek üzere, İlyas’ın rûhu ve gücüyle Rabb’in önünden gidecektir.’

     Zekeriya meleğe, ‘Bundan nasıl emin olabilirim?’ dedi. ‘Çünkü ben yaşlandım, karımın da yaşı ilerledi.’

     Melek O’na şöyle karşılık verdi: ‘Ben Tanrı’nın huzurunda duran Cebrail’im. Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim. İşte, belirlenen zamanda yerine gelecek olan sözlerime inanmadığın için dilin tutulacak, bunların gerçekleşeceği güne dek konuşamayacaksın.’

     Zekeriya’yı bekleyen halk, O’nun tapınakta bu kadar uzun süre kalmasına şaştı. Zekeriya ise dışarı çıktığında onlarla konuşamadı. O zaman tapınakta olağanüstü bir olay yaşandığını anladılar. Kendisi onlara işaretler yapıyor, ama konuşamıyordu.

     Görev süresi bitince Zekeriya evine döndü. Bir süre sonra hânımı Elizabet gebe kaldı ve beş ay evine kapandı. ‘Bunu benim için yapan Rabb’dir’ dedi Elizabet, ‘Bu günlerde benimle ilgilenerek insanlar arasında utancımı giderdi.’” (2222)

     Şimdi de Kur’ân-ı Kerîm’de aynı olayın nasıl anlatıldığına bakalım:

     “Hani, İmran’ın karısı, ‘Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin’ demişti.

     Onu doğurunca, ‘Rabbim’ dedi, ‘Onu kız doğurdum.’ Oysa Allah, O’nun ne doğurduğunu daha iyi bilir. ‘Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.’

     Bunun üzerine Rabbi O’nu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve O’nu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya’yı da O’nun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, O’nun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. ‘Meryem! Bu sana nereden geldi?’ derdi. O da, ‘Bu, Allah katından’ diye cevap verirdi. Zirâ Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

     Orada Zekeriya Rabb’ine dûâ etti: ‘Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen dûâyı hakkıyla işitensin’ dedi.

     Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler O’na, ‘Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler’ diye seslendiler.

     Zekeriya, ‘Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?’ dedi. Allah, ‘Öyledir, ama Allah dilediğini yapar’ dedi.

     Zekeriya, ‘Rabbim! (Çocuğum olacağına dair) Bana bir alamet ver’ dedi. Allah da şöyle dedi: ‘Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabb’ini çok an, sabah akşam tesbih et.’(2223)

     “Kaf Hâ Yâ Ayn Sad.

     Bu, Rabb’inin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır.

     Hani o, Rabb’ine gizli bir sesle yalvarmıştı. O, şöyle demişti: ‘Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dûâlarda hiç mahrum olmadım. Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl.’

     (Allah şöyle dedi:) ‘Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik.’

     Zekeriyya, ‘Rabbim! Hânımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?’ dedi.

     (Vahiy meleği) Dedi ki: ‘Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: ‘Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.’

     Zekeriyya, ‘Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver’ dedi. Allah da, ‘Senin işaretin, sapasağlam olduğun hâlde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır’ dedi.”

     Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) Ve onlara ‘Sabah akşam Allah’ı tespih edin’ diye işaret etti.” (2224)

     “Zekeriya’yı da hatırla. Hani o, Rabb’ine, ‘Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın’ diye dûâ etmişti. Biz de onun dûâsını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dûâ ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.” (2225)

     Aradan 6 ay geçti…

     Allah bu kez de, bir kadın peygamber olan Meryem’e Cebrail meleğini göndererek, Cebrail aracılığıyla O’na bir çocuk müjdeler. Oysa Meryem henüz evli değildir. Bu hadise de, yani Cebrail’in Meryem’e hamile kalacağını müjdelemesi, hem kutsal kitap İncil’de hem de kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de aynı şekilde etkileyici bir dille anlatılan bir hadisedir.

     Önce İncil’de nasıl anlatıldığına bakalım:

     “Elizabet’in hamileliğinin altıncı ayında Tanrı, melek Cebrail’i Celile’de bulunan Nasıra adlı kente, Davud’un soyundan Yusuf adındaki adamla nişanlı kıza gönderdi. Kızın adı Meryem’di.

     O’nun yanına giren Cebrail, ‘Selam, ey Tanrı’nın lütfuna erişen kız! Rabb seninledir’ dedi.

     Söylenenlere çok şaşıran Meryem, bu selamın ne anlama gelebileceğini düşünmeye başladı. Ama melek O’na, ‘Korkma Meryem’ dedi, ‘Sen Tanrı’nın lütfuna eriştin. Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın. O büyük olacak, kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecek. Rabb Tanrı O’na, atası Davud’un tahtını verecek. O da sonsuza dek Yakub’un soyu üzerinde egemenlik sürecek, egemenliğinin sonu gelmeyecektir.’

     Meryem meleğe, ‘Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki’ dedi.

     Melek O’na şöyle yanıt verdi: ‘Kutsal Rûh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi’nin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, ‘Tanrı Oğlu’ denecek. Bak, senin akrabalarından Elizabet de yaşlılığında bir oğula gebe kaldı. Kısır bilinen bu kadın şimdi altıncı ayındadır. Tanrı’nın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.’

     ‘Ben Rabb’in kuluyum’ dedi Meryem, ‘Bana dediğin gibi olsun.’ Bundan sonra melek O’nun yanından ayrıldı.” (2226)

     Şimdi de Kur’ân-ı Kerîm’de aynı olayın nasıl anlatıldığına bakalım:

     “Hani melekler, ‘Ey Meryem! Allah seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. Ey Meryem! Rabb’ine divan dur. Secde et ve (O’nun huzurunda) rükû edenlerle beraber rükû et’ demişlerdi.

     Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kura için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) Tartışırlarken de yanlarında değildin.

     Hani melekler şöyle demişti: ‘Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. Dünyada da, âhirette de itibarlı ve Allah’a çok yakın olanlardandır. O beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır.’

     (Meryem) ‘Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?’ dedi. Allah, ‘Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece ‘ol’ der, o da hemen oluverir’ dedi.

     Ve Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretecek.” (2227)

     “Kitap’ta Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz O’na Cebrail’i göndermiştik de O’na tam bir insan şeklinde görünmüştü.

     Meryem, ‘Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme) dedi.

     Cebrail, ‘Ben ancak Rabb’in elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim’ dedi.

     Meryem, ‘Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?’ dedi.

     Cebrail, ‘Evet, öyle. Rabbin diyor ki: ‘O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir râhmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir’’ dedi.

     Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.” (2228)

     O günlerde Meryem kalkıp aceleyle İsrail’in dağlık bölgesindeki bir kente gitti. Zekeriya’nın evine girip Elizabet’i selamladı. Elizabet Meryem’in selamını duyunca rahmindeki çocuk hopladı. Kutsal Rûh’la dolan Elizabet yüksek sesle şöyle dedi: “Kadınlar arasında kutsanmış bulunuyorsun, rahminin ürünü de kutsanmıştır! Nasıl oldu da Rabbim’in annesi yanıma geldi? Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı. İmân eden kadına ne mutlu! Çünkü Rabb’in ona söylediği sözler gerçekleşecektir.” Meryem de şöyle dedi: “Canım Rabb’i yüceltir; rûhum Kurtarıcım Tanrı sayesinde sevinçle coşar. Çünkü O, sıradan biri olan kuluyla ilgilendi. İşte, bundan böyle bütün kuşaklar beni mutlu sayacak. Çünkü Güçlü Olan, benim için büyük işler yaptı. O’nun adı kutsaldır. Kuşaklar boyunca kendisinden korkanlara merhamet eder. Bileğiyle büyük işler yaptı; gururluları yüreklerindeki kuruntularla darmadağın etti. Hükümdarları tahtlarından indirdi, sıradan insanları yükseltti. Aç olanları iyiliklerle doyurdu, zenginleri ise elleri boş çevirdi. Atalarımıza söz verdiği gibi, İbrahim’e ve O’nun soyuna sonsuza dek merhamet etmeyi unutmayarak, kulu İsrail’in yardımına yetişti.” (2229)

     Meryem, üç ay kadar Elizabet’in yanında kaldı, sonra kendi evine döndü. (2230)

     Elizabet’in doğurma vakti geldi ve bir oğul doğurdu. Komşularıyla akrabaları, Rabb’in O’na ne büyük merhamet gösterdiğini duyunca, O’nun sevincine katıldılar. Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. O’na babası Zekeriya’nın adını vereceklerdi. Ama annesi, “Hayır, adı Yahya olacak” dedi. O’na, “Akrabaların arasında bu adı taşıyan kimse yok ki” dediler. Bunun üzerine babasına işaretle çocuğun adını ne koymak istediğini sordular. Zekeriya bir yazı levhası istedi ve, “Adı Yahya’dır” diye yazdı. Herkes şaşakaldı. O anda Zekeriya’nın ağzı açıldı, dili çözüldü. Tanrı’yı överek konuşmaya başladı. Çevrede oturanların hepsi korkuya kapıldı. (2231)

     Bütün bu olaylar, İsrail’in dağlık bölgesinin her yanında konuşulur oldu. Duyan herkes derin derin düşünüyor, “Acaba bu çocuk ne olacak?” diyordu. Çünkü Rabb O’nunla birlikteydi. Çocuğun babası Zekeriya, Kutsal Rûh’la dolarak şu peygamberlikte bulundu: “İsrail’in Tanrısı Rabb’e övgüler olsun! Çünkü halkının yardımına gelip onları fidyeyle kurtardı. Eski çağlardan beri kutsal peygamberlerinin ağzından bildirdiği gibi, kulu Davud’un soyundan bizim için güçlü bir kurtarıcı çıkardı. Düşmanlarımızdan, bizden nefret edenlerin hepsinin elinden kurtuluşumuzu sağladı. Böylece atalarımıza merhamet ederek kutsal antlaşmasını anmış oldu. Nitekim bizi düşmanlarımızın elinden kurtaracağına ve ömrümüz boyunca kendi önünde kutsallık ve doğruluk içinde, korkusuzca kendisine tapınmamızı sağlayacağına dair atamız İbrahim’e ant içerek söz vermişti. Sen de, ey çocuk, Yüceler Yücesi’nin peygamberi diye anılacaksın. Rabb’in yollarını hazırlamak üzere önünden gidecek ve O’nun halkına, günâhlarının bağışlanmasıyla kurtulacaklarını bildireceksin. Çünkü Tanrımız’ın yüreği merhamet doludur. O’nun merhameti sayesinde, yücelerden doğan Güneş, karanlıkta ve ölümün gölgesinde yaşayanlara ışık saçmak ve ayaklarımızı esenlik yoluna yöneltmek üzere yardımımıza gelecektir.” (2232)

     Çocuk büyüyor, rûhsal yönden güçleniyordu. İsrail halkına görüneceği güne dek ıssız yerlerde yaşadı. (2233)

     Yahya’nın büyüyünce Allah’ın kendisine peygamberlik bahşettiğini Kur’ân-ı Kerim de belirtmektedir. (2234)

     O günlerde Roma İmparatorluğu’nun ilk imparatoru olan Caesar Gaius Octavius Thurinus Julius Divi Filius Augustus (M. Ö. 63 – M. S. 14), bütün imparatorluk topraklarında bir nüfûs sayımının yapılması için buyruk çıkardı. Bu ilk sayım, Quirinius’un Suriye valiliği zamanında yapıldı. (2235)

     Herkes yazılmak için kendi kentine gitti. Böylece Yusuf da, Davud’un soyundan ve torunlarından olduğu için Celile’nin Nasıra kentinden Yahudiye bölgesine, Davud’un kenti Beytlehem’e gitti. Orada, hamile olan nişanlısı Meryem’le birlikte yazılacaktı. (2236)

     Onlar oradayken, Meryem’in doğurma vakti geldi ve İsa’yı doğurdu. O’nu kundağa sarıp bir yemliğe yatırdı. Çünkü handa yer yoktu. (2237)

     İncil’in “Matta” kitabında, Meryem’in bakire olarak hamile kalması ve nişanlısı Yusuf’un buna tepkisi ile ilgili çok ilginç bir anekdot aktarılmaktadır. İncil’deki bu anlatıma göre, nişanlısı Meryem’in hamile olduğunu anlayınca bu durumdan şüphelenen Yusuf nişanı bozmak ve kızdan ayrılmak istemiştir. Birlikte okuyalım:

     “İsa Mesih’in doğumu şöyle oldu: Annesi Meryem, Yusuf’la nişanlıydı. Ama birlikte olmalarından önce Meryem’in Kutsal Rûh’tan gebe olduğu anlaşıldı.

     Nişanlısı Yusuf, doğru bir adam olduğu ve O’nu herkesin önünde utandırmak istemediği için O’ndan sessizce ayrılmak niyetindeydi. Ama böyle düşünmesi üzerine Rabb’in bir meleği rüyâda O’na görünerek şöyle dedi: ‘Davud oğlu Yusuf, Meryem’i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü O’nun rahminde oluşan, Kutsal Rûh’tandır. Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günâhlarından o kurtaracak.’

     Bütün bunlar, Rabb’in peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu: ‘İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.’ İmmanuel, ‘Tanrı bizimle’ demektir.

     Yusuf uyanınca Rabb’in meleğinin buyruğuna uydu ve Meryem’i eş olarak yanına aldı. Ama oğlunu doğuruncaya dek Yusuf O’na dokunmadı. Doğan çocuğun adını İsa koydu.” (2238)

     İlginçtir ki, Meryem’in çektiği doğum sancılarından ve İsa’nın doğumundan İncil pek fazla söz etmez, ayrıntıya girmez. Doğduğunu kısaca belirtip geçer. Fakat Kur’ân-ı Kerîm bunları çok ayrıntılı biçimde ve hakikaten oldukça etkileyici bir dilde anlatmaktadır. Denilebilir ki, bu konuyu en güzel anlatan, Kur’ân’dır. Kur’ân’daki bu etkileyici âyetler, ayrıca Mekkeli Müslümanlar’ın ilk hicreti olan Habeşistan’a hicretinde, Habeş Kralı Necaşî Ashame bin Ebcer’in huzurunda okunan ve Hristiyan bir kral olan Necaşî’nin kalbini yumuşatıp gözlerini yaşartan âyetlerdir. (2239)

     Belki de onlarca hatta yüzlerce defa okumuş olmama rağmen, yine de her yeniden okuduğumda beni duygulandıran âyetlerdir. Birlikte okuyalım:

     “Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.

     Doğum sancısı O’nu bir hurma ağacına yöneltti. ‘Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım’ dedi.

     Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından O’na şöyle seslendi: ‘Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı. Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün. Ye iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, ‘Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım’ de.’

     (Meryem) Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: ‘Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın! Ey Harûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.’

     Bunun üzerine (Meryem, ‘çocukla konuşun’ diye) ona işaret etti. ‘Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?’ dediler.

     Bebek şöyle konuştu: ‘Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti. Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selam (esenlik verilmiştir).’

     Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.” (2240)

     Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı. Rabb’in bir meleği onlara göründü ve Rabb’in görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar. Melek onlara, “Korkmayın” dedi. “Size, bütün halkı çok sevindirecek bir haber müjdeliyorum: Bugün size, Davud’un kentinde bir kurtarıcı doğdu. Bu, Rabb olan Mesih’tir. İşte size bir işaret: Kundağa sarılmış ve yemlikte yatan bir bebek bulacaksınız.” Birdenbire meleğin yanında, göksel ordulardan oluşan büyük bir topluluk belirdi. Tanrı’yı överek, “En yücelerde Tanrı’ya yücelik olsun! Yeryüzünde O’nun hoşnut kaldığı insanlara esenlik olsun” dediler. (2241)

     Melekler yanlarından ayrılıp göğe çekildikten sonra çobanlar birbirlerine, “Haydi, Beytlehem’e gidelim, Rabb’in bize bildirdiği bu olayı görelim” dediler. Aceleyle gidip Meryem’le Yusuf’u ve yemlikte yatan bebeği buldular. Onları görünce, çocukla ilgili kendilerine anlatılanları bildirdiler. Bunu duyanların hepsi, çobanların söylediklerine şaşıp kaldılar. Meryem ise bütün bu sözleri derin derin düşünerek yüreğinde saklıyordu. Çobanlar, işitip gördüklerinin tümü için Tanrı’yı yüceltip överek geri döndüler. Her şeyi, kendilerine anlatıldığı gibi bulmuşlardı. (2242)

     Sekizinci gün, çocuğu sünnet etme zamanı gelince, O’na İsa adı verildi. Bu, O’nun anne rahmine düşmesinden önce meleğin kendisine verdiği isimdi. (2243)

     “Musa’nın Yasası”na göre arınma günlerinin bitiminde Yusuf’la Meryem, çocuğu Rabb’e adamak için Kudüs (Yeruşalayim)’e götürdüler. Nitekim “Rabb’in Yasası”nda, “İlk doğan her erkek çocuk Rabb’e adanmış sayılacak” diye yazılmıştır. Ayrıca “Rabb’in Yasası”nda buyrulduğu gibi, kurban olarak “bir çift kumru ya da iki güvercin yavrusu” sunacaklardı. (2244)

     O sırada Kudüs (Yeruşalayim)’de Simeon adında bir adam vardı. Doğru ve dîndar biriydi. İsrail’in avutulmasını özlemle bekliyordu. İncil’in dediğine göre, “Kutsal Rûh O’nun üzerindeydi. Rabb’in Mesihi’ni görmeden ölmeyeceği Kutsal Rûh aracılığıyla kendisine bildirilmişti.” Böylece Simeon, Rûh’un yönlendirmesiyle tapınağa geldi. Küçük İsa’nın annesi Meryem ve babası konumundaki Yusuf, “Kutsal Yasa”nın ilgili kuralını yerine getirmek üzere O’nu içeri getirdiklerinde, Simeon O’nu kucağına aldı, Tanrı’yı överek şöyle dedi: “Ey Rabbim, verdiğin sözü tuttun! Artık ben, kulun, huzur içinde ölebilirim. Çünkü senin sağladığın, bütün halkların gözü önünde hazırladığın kurtuluşu, ulusları aydınlatıp halkın İsrail’e yücelik kazandıracak ışığı gözlerimle gördüm.” (2245)

     Doğu Ortodoks Kilisesi’nin geleneksel inancına göre, İncil’in bu âyetlerinde bahsedilen Simeon, Tevrat’ın elde mevcut olan en eski Antik Yunanca çevirisi olup M. Ö. 3. yy’a ait olan (2246) ve “Yetmiş” (70) anlamına geldiği için kısaca Roma rakamlarıyla “LXX” ismiyle de anılan “Septuaginta” (Σεπτυάγηντα)’nın 72 çevirmeninden biridir. (2247)

     İsa’nın annesi Meryem ve babası konumundaki Yusuf, İsa hakkında söylenenlere şaştılar. Simeon onları kutsayıp çocuğun annesi Meryem’e şöyle dedi: “Bu çocuk, İsrail’de birçok kişinin düşmesine ya da yükselmesine yol açmak ve aleyhinde konuşulacak bir belirti olmak üzere belirlenmiştir. Senin kalbine de adetâ bir kılıç saplanacak. Bütün bunlar, birçoklarının yüreğindeki düşüncelerin açığa çıkması için olacak.” (2248)

     Anna adında çok yaşlı bir kadın peygamber vardı. Aşer oymağından Fenuel’in kızıydı. Genç kız olarak evlenip kocasıyla 7 yıl yaşadıktan sonra dul kalmıştı. Şimdi 84 yaşındaydı. Tapınaktan ayrılmaz, oruç tutup dûâ ederek gece gündüz Tanrı’ya ibadet ederdi. (2249)

     Tam o sırada ortaya çıkan Anna, Tanrı’ya şükrederek Kudüs (Yeruşalayim)’in kurtuluşunu bekleyen herkese İsa’dan söz etmeye başladı. (2250)

     İncil’de, “Luka 2:36 – 38” âyetlerinden Anna’yla ilgili şu hakikatleri öğreniyoruz:

     – Anna bir kadın peygamberdir.

     – Aşer oymağındandır.

     – Babasının adı Fenuel’dir.

     – Çok genç bir kız iken evlenmiştir.

     – Evlendikten sadece 7 yıl sonra kocası ölmüş, dolayısıyla genç yaşta dul kalmıştır.

     – Şimdi 84 yaşındadır.

     Bu özelliklerden hiçbirinde tartışma yok ancak, son madde biraz tartışmalı ve ilim sahiplerinin kafasını karıştırmıştır.

     Her şeyden önce, Anna, M. Ö. 90 doğumlu (2251) olduğuna göre, nasıl olur da İsa çocukken 84 yaşında olur? Normalde 90’ı geçkin olması lazım.

     Birçok Hristiyan dîn âlimi ve müfessiri, İncil’deki “Seksendört yaşındaydı” ibaresinin yanlış tefsir olduğunu, doğru tefsirin “Seksendört yıllık dul idi” şeklinde olması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Örneğin İncil’in Yunanca metni, Καὶ αὐτὴ χήρα ὡς ἐτῶν ὀγδοηκοντατεσσάρων(Ve o seksendört yıllık bir dul idi) şeklindedir. (2252)

     Dolayısıyla bu konu belirsizdir: Burada “84 yaşındaydı” anlamı da çıkartılabilir, “84 yıllık dul idi” anlamı da. (2253) Akademisyenler ikincisinin, yani “84 yıllık dul idi” anlamının daha gerçekçi ve olası olduğunu düşünüyorlar. (2254) Ki benim de kanaatim bu yöndedir. Çünkü birinci anlamında kronolojik ve biyografik rakamlar uyuşmazlık gösteriyor. Anna 7 yaşından daha küçük bir yaşta evlenmiş olmayacağına göre, artı, İsa’dan 90 yıl önce doğmuş bir insan İsa çocukken 90 yaşından daha genç olmayacağına göre, doğrusu, bunu “84 yıllık dul idi” şeklinde anlamaktır. (2255)

     Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır. Gerçek bilgi ve hakikat, ancak O’nun katındadır.

     Yusuf’la Meryem, “Rabb’in Yasası”nda öngörülen her şeyi yerine getirdikten sonra Celile’ye, kendi kentleri Nasıra’ya döndüler. Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrı’nın lütfu O’nun üzerindeydi. (2256)

     Kadın peygamber Anna, M. S. 5 yılında vefat etmiştir. (2257) İsa henüz 5 yaşında bir çocukken.

     Anna, Yeni Ahit’in bir peygamberi olarak, zamanının olumsuzluklarına karşı yaşlı bir kadın ve çocuksuz dul olarak karşı koymaya çalışmıştır.

     Sosyal izolasyona meydan okuyan Anna, feminist teoloji perspektifinden İncil’e bakıldığında, kilit bir figürdür. Çünkü Anna, zayıf ve ezilenlerin yanında olan Allah’ın mesajını ilan eder.

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(2206): İncil, Luka, 2:36 – 37

(2207): Heiligenlexikon, Biographien, Hanna auch Anna, heiligenlexikon.de/BiographienH/Hannah.html / Wikipedia (Almanca), Hanna (Prophetin), https://de.wikipedia.org/wiki/Hanna_(Prophetin) / Josef Nyáry, Die Ersten Propheten Waren Hanna und Simeon, Bild, https://www.bild.de/ratgeber/2010/hanna-und-simeon-15114582.bild.html

(2208): İncil, Luka, 2:38

(2209): Afterfeast of the Meeting of Our Lord in the Temple, Orthodox Church of America, https://web.archive.org/web/20070930023608/http://ocafs.oca.org/FeastSaintsViewer.asp?FSM=2&FSD=3

(2210): The Meeting of Our Lord with Simeon and Anna, Byzantine Catholic Archeparchy of Pittsburgh, Metropolitan Cantor Institute, https://mci.archpitt.org/liturgy/Meeting.html

(2211): The Meeting of Our Lord and Savior Jesus Christ in the Temple, Orthodox Church of America, https://www.oca.org/saints/lives/2020/02/02/100407-the-meeting-of-our-lord-and-savior-jesus-christ-in-the-temple

(2212): John C. Wells, Longman Pronunciation Dictionary, “Hannah” maddesi, s. 324, Longman Publishing, Harlow 1990 / John Eckhardt, Desperate Prayers for Desperate Times, s. 3 – 10, Charisma House Publishing, Lake Mary 2018 / John A. Knox, Grace Track – Tracking God’s Grace Through The Old Testament, s. 40, Xulon Press, Oxford 2009 / Michelle McClain-Walters, The Hannah Anointing – Becoming a Woman of Resilience, Fulfillment and Fruitfulness, s. 21, 72, 84 ve 94, Charisma House Publishing, Lake Mary 2019

(2213): İncil, Luka, 2:36

(2214): The Essential Evangelical Parallel Bible, s. 66 – 67, Oxford University Press, Oxford & New York 2004 / Jack R. Lundbom, Deuteronomy, s. 918 ve 937, William B. Eerdmans Publishing, Grand Rapids 2013 / Tim McConnell, Happy Church: Pursuing Radical Joy as the People of God, s. 23, InterVarsity Press, Downers Grove 2016 / Pamela L. McQuade, The Book of Bible Names, “Aser” maddesi, Barbour Publishing, Uhrichsville 2011

(2215): Tevrat, Tekvin, 35:23 – 26

(2216): İsrail’in kayıp 10 kabilesi için bkz. Encyclopædia Britannica, “Ten Lost Tribes of Israel” maddesi, https://www.britannica.com/topic/Ten-Lost-Tribes-of-Israel

(2217): İncil, Luka, 2:36

(2218): Suzanne Tilton, Through the Year with Martin Luther, s. 182, Hendrickson Publishers, Peabody 2007 / Mary Ann Getty-Sullivan, Women in the New Testament, s. 37, The Liturgical Press, Collegeville 2001 / Andrei A. Orlov, From Apocalypticism to Merkabah Mysticism, s. 413 ve 419, Brill Publishing, Leiden & Boston 2007 / Gunter Rappl, Angels of the Lord, s. 26, Ekklesia Consuming Fire & GFC Verlag, Köln 2018

(2219): İncil, Luka, 1:5

(2220): İncil, Luka, 1:6

(2221): İncil, Luka, 1:7

(2222): İncil, Luka, 1:8 – 25

(2223): Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmran 35 – 41

(2224): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem 1 – 11

(2225): Kur’ân-ı Kerîm, Enbiyâ 89 – 90

(2226): İncil, Luka, 1:26 – 38

(2227): Kur’ân-ı Kerîm, Âl-i İmran 42 – 48

(2228): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem 16 – 22

(2229): İncil, Luka, 1:39 – 55

(2230): İncil, Luka, 1:56

(2231): İncil, Luka, 1:57 – 65

(2232): İncil, Luka, 1:65 – 79

(2233): İncil, Luka, 1:80

(2234): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem 12 – 15

(2235): İncil, Luka, 2:1 – 2

(2236): İncil, Luka, 2:3 – 5

(2237): İncil, Luka, 2:6 – 7

(2238): İncil, Matta, 1:18 – 25

(2239): İbn-i Habib, El- Mûnemmaq, s. 90 – 91 / Belazurî, Ensab, cilt 1, s. 73 / İbn-i Hişam, Es- Sire, cilt 1, s. 321 – 322 / Amirî, Behcet’ul- Mehafil we Buğyet’ul- Emasil, cilt 2, s. 67 – 68, Kahire 1331 / Beyhakî, Delail’un- Nûbuwwe, cilt 2, s. 307, Kalacî Neşriyat, Beyrut 1985 / İbn-i Hazm, Resail, cilt 3, s. 199, İhsan Abbas Neşriyat, Beyrut 1987 / İbn-i Ebû’l- İzz, Şerh’ul- Aqide’tit- Tahawiyye, s. 466, Beyrut 1993 / Taberanî, El- Mucem’ul- Ewsat, cilt 5, s. 191, Tahhan Neşriyat, Riyad 1995

(2240): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem 22 – 34

(2241): İncil, Luka, 2:8 – 14

(2242): İncil, Luka, 2:15 – 20

(2243): İncil, Luka, 2:21

(2244): İncil, Luka, 2:22 – 24

(2245): İncil, Luka, 2:25 – 32

(2246): Encyclopædia Britannica, “Septuaginta” maddesi, https://www.britannica.com/topic/Septuagint

(2247): Holy, Righteous Simeon the God-Receiver, Orthodox Church of America, https://www.oca.org/saints/lives/2013/02/03/100409-holy-righteous-simeon-the-god-receiver

(2248): İncil, Luka, 2:33 – 35

(2249): İncil, Luka, 2:36 – 37

(2250): İncil, Luka, 2:38

(2251): Heiligenlexikon, Biographien, Hanna auch Anna, heiligenlexikon.de/BiographienH/Hannah.html / Wikipedia (Almanca), Hanna (Prophetin), https://de.wikipedia.org/wiki/Hanna_(Prophetin) / Josef Nyáry, Die Ersten Propheten Waren Hanna und Simeon, Bild, https://www.bild.de/ratgeber/2010/hanna-und-simeon-15114582.bild.html

(2252): Ευαγγέλιο, Λουκάς, 2:37

(2253): Joel B. Green, The Gospel of Luke, s. 151, William B. Eerdmans Publishing, Grand Rapids & Cambridge 1997

(2254): Ian Howard Marshall, The Gospel of Luke: A Commentary on the Greek Text, s. 123, William B. Eerdmans Publishing, Grand Rapids 1978

(2255): James Keith Elliott, Anna’s Age (Luke 2:36 – 37), Novum Testamentum, sayı 30, fasikül 2, s. 100 – 102, Nisan 1988, https://www.jstor.org/stable/1560649?seq=1

(2256): İncil, Luka, 2:39 – 40

(2257): Heiligenlexikon, Biographien, Hanna auch Anna, heiligenlexikon.de/BiographienH/Hannah.html / Wikipedia (Almanca), Hanna (Prophetin), https://de.wikipedia.org/wiki/Hanna_(Prophetin) / Josef Nyáry, Die Ersten Propheten Waren Hanna und Simeon, Bild, https://www.bild.de/ratgeber/2010/hanna-und-simeon-15114582.bild.html

     SEDİYANİ HABER

     21 NİSAN 2020

Kalk bir kahve yap, melek soylum
kahve yeşili gözlerinde süzerek
bir fincanını Hacer içsin
bir fincanını Meryem
cezvende kavur dört kitabın öğrettiği ne varsa
beş vakit, altı kıta, yedi iklim ve sekiz cilt seyahatname
bir sayfası Chittagong
bir sayfası Nairobi
aksın tüm nehirler gözlerin gibi yeşil
Nuh’un yaptığı gemi çocuk oyuncağı
kahve yeşili gözlerinde yüzdürdüm ben gemilerimi
Yunus ne ki
ben bir kelebeğin kanatlarında yaşadım yıllarca
bir günlük ömrü vardı
her sabah ab-ı hayat içirdim
yeniden yeniden bağışlanıyordu bana fecre andolsun ki
Musa’ya inen 11 Emir idi aslında
birini sakladı
korkmuştu kavmine açıklamaya
şöyle yazıyordu: “Aşka ihanet etmeyeceksin!”
 
(“Kahve Yeşili” şiirinden, İbrahim Sediyani)
*
946 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Kadın Peygamberler – 33

  1. Zekeriya dedi ki:

    Kaynak metin niteliğinde bir derinliğe sahip. Allah muvaffak etsin. İyi bir külliyat olacagina eminim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir