Kadın Peygamberler – 32

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     ■ HZ. NADYA (AS)

     Allah tarafından insanlığı doğru yola ve kurtuluşa götürmek için gönderilmiş olan kadın peygamberlerden biri de Hz. Nadya (as)’dır.

     Allah’ın kutsal kitabı Tevrat’ta, Nadya’nın bir kadın peygamber olduğu açık bir biçimde belirtilir:

     “‘Ey Tanrım! Toviya’yla Sanballat’ın yaptığı kötülüğü unutma’ diye dûâ ettim, ‘Beni korkutmak isteyen kadın peygamber Nadya’yla öbür peygamberlerin yaptıklarını da unutma’.” (2106)

     Nadya, Tevrat’ta kendisinden direk “kadın peygamber” denilerek bahsedilen dört kişiden biridir. Diğer üç kadın; Hz. Miryam (as) (2107), Hz. Deborah (as) (2108) ve Hz. Hulda (as)’dır (2109).

     İbranice bir kelime olan “Nadya” (נועדיה), hem kız hem erkek ismi olarak kullanılır. “Biraraya gelmek”, “buluşmak” anlamlarına gelen “j’d” (עד) fiili ile Tanrı’nın ismi olan “Yehova  / Yahwe” (יהוה) kelimesinin bileşiminden oluşmuş bir isimdir ve “Tanrı’yla Buluşan” demektir. (2110) Bu da aslında direk olarak O’nun peygamber olduğuna işaret eden başka bir emaredir. İsmin günümüzde farklı ülke ve toplumlarda kız ismi olarak kullanılan “Nadya”, “Noadya”, “Nadia”, “Nadiya”, “Nadiye”, “Nadja”, “Nadzeya”, “Nadzieja”, “Nadyejda”, “Nadyezda” gibi değişik biçimleri vardır.

     Kadın peygamber Nadya, bir önceki kadın peygamber Hz. Esther (as)’den sadece bir kuşak sonra yaşamıştır. (2111)

     Kitabımızın Esther (Hadassa)’i anlattığımız bir önceki “Hz. Esther (as)” bölümünden hatırlayacağınız üzere, İran Hexamenîş Kralı Axaşveroş veya Xşayarşa olarak da anılan I. Xêrxwez (M. Ö. 519 – M. Ö. 465), krallığının üçüncü yılında, M. Ö. 483 yılında bütün önderlerinin ve görevlilerinin onuruna bir şölen vermişti. Pers ve Med ordu komutanları, ileri gelenler ve il valileri de oradaydı. Axaşveroş tam 180 gün süren şenliklerle krallığının sonsuz zenginliğini, büyüklüğünün görkemini ve yüceliğini gösteriyordu. (2112) Bunun ardından, sarayının avlusunda küçük – büyük ayırmadan, Şuş Kalesi’nde bulunan bütün halka 7 gün süren bir şölen verdi. (2113) O sırada Kraliçe Vaşti (Amestri) de Kral Axaşveroş’un sarayındaki kadınlara bir şölen veriyordu. (2114) Yedinci gün, şarabın etkisiyle keyiflenen ve sarhoş olan Kral Axaşveroş, hizmetindeki yedi haremağasına (Mehuman, Bizta, Harvona, Bigta, Avagta, Zetar ve Karkas’a) Kraliçe Vaşti’yi başında tacıyla huzuruna getirmelerini buyurmuştu. Kraliçe olan karısını huzura çağıracak ve herkesin içinde teşhir ederek, “Bakın karım ne kadar güzel” diyecekti. Kraliçe Vaşti güzeldi. Kral halka ve önderlere O’nun ne kadar güzel olduğunu göstermek istiyordu. (2115) Ve sadece tacını giyerek! (2116) Yani çırılçıplak! (2117) Ama onurlu ve namuslu bir kadın olan Kraliçe Vaşti, haremağalarının Kral’dan getirdiği buyruğu reddedip gitmemişti, bu utanç verici emre itaat etmemişti, tabiî ki. Kral’ın emrine uymamış ve kendisinin teşhir edilmesine karşı çıkmıştı. Bunun üzerine Kral çok kızmış, öfkesinden küplere binmişti. (2118) Kral Axaşveroş, emrindeki danışmanlarına, “Kral’ın haremağaları aracılığıyla gönderdiği buyruğa uymayan Kraliçe Vaşti’ye yasaya göre ne yapmalı?” diye sormuş, onlar da şu yanıtı vermişti: “Kraliçe Vaşti yalnız Kral’a karşı değil, bütün önderlere ve Kral’ın bütün illerindeki halklara karşı suç işledi. Bütün kadınlar, Kraliçe’nin davranışıyla ilgili haberi duyunca, ‘Kral Axaşveroş Kraliçe Vaşti’nin huzuruna getirilmesini buyurdu, ama Kraliçe gitmedi’ diyerek kocalarını küçümsemeye başlayacaklar. Bugün Kraliçe’nin davranışını öğrenen Pers ve Medli soylu kadınlar da Kral’ın soylu adamlarına aynı biçimde davranacak. Bu da alabildiğine kadınların küçümsemesine, erkeklerin de öfkelenmesine yol açacak. Kral uygun görüyorsa ferman çıkarsın; bu ferman Persler’le Medler’in değişmeyen yasalarına eklensin: Buna göre Vaşti bir daha Kral Axaşveroş’un huzuruna çıkmasın ve Kral O’ndan daha iyi birini kraliçeliğe seçsin. Kral’ın fermanı büyük krallığının dört bir yanına ulaşınca, ister soylu ister halktan olsun, bütün kadınlar kocalarına saygı gösterecektir.” (2119) Bunun üzerine Kral Axaşveroş, krallığın bütün illerine yazılı buyruklar göndermiş, her erkeğin kendi evinin egemeni olduğu her dilde vurgulanmıştı. (2120) Bu hadiseden sonra Kral Axaşveroş, karısı Vaşti’yi boşamıştı ve O’nu kraliçelikten azletmişti. (2121) Sonra da ülkede bir “Güzellik Yarışması” tertip edip (2122), ülkenin en güzel kızı seçtiği Esther (Hadassa)’le evlenmişti (2123). Fakat yıllarca bu utanç verici olayın acısı ve kiniyle yaşayan eski kraliçe Vaşti (Amestri), nihayet 18 yıl sonra bunun intikamını almış, kendisine bu kötülüğü yapan eski kocası Axaşveroş’tan olma oğlu I. Artaxşaça (? – M. Ö. 424)’yı kullanarak, M. Ö. 465 yılında Kral’ı bizzat kendi oğluna öldürtmüştü (ve muhtemelen karısı Kraliçe Esther’i de). (2124) Babasını öldüren Artaxşaça, aynı yıl, M. Ö. 465 yılında I. Artaxşaça adıyla yeni İran Hexamenîş Kralı olmuştu. (2125)18 yıl önce kadınlık onuru ayaklar altına alınan eski kraliçe annesi Vaşti (Amestri) de, “Kraliçeler Kraliçesi” ünvânıyla, hiçbir kraliçeye bile nasip olmayan en yüce bir ünvanla yeniden tahtı ele geçirmişti. (2126)

     Kadın peygamber Nadya da, işte o onurlu kadın Vaşti’nin oğlu Kral Artaxşaça’nın krallığı döneminde yaşamıştır. Tevrat’ın “Nehemya” kitabında anlatılan hikâye, İran Hexamenîş Kralı I. Artaxşaça’nın krallığının 20. yılında geçmektedir. (2127) Tevrat’ın bu bölümüne ismi verilen Nehemya, Kral Artaxşaça döneminde İran’ın bir vilayetinin valisidir (2128) ve Tevrat’ın bu bölümünde olaylar tamamen Nehemya’nın ağzından anlatılmaktadır. Nehemya, o zamanlar Zerdüştîlik dîninin resmî din olduğu (2129) İran’da valilik yapan bir Yahudî’dir (2130). Kendisi, Hakalya’nın oğludur. (2131) Öykü, İsrail’in başkenti Kudüs (Yeruşalayim)’teki İkinci Tapınak (İkinci Bet Amikdaş)’ın yapımını anlatır. (2132)

     İbranice bir isim olan “Nehemya” (נחמיה), bu dilde “Tanrı’nın Rahatlığı” demektir. (2133)

     İşin ilginç yanı, Tevrat’ta kadın peygamber olarak bahsedilen Nadya’nın, Kudüs (Yeruşalayim)’teki İkinci Tapınak (İkinci Bet Amikdaş)’ın yapımında bu inşaata karşı çıkan muhalif grupta yer almasıdır. Nehemya’ya karşı çıkan Nadya, hatta muhalif grubun lideri durumundadır. (2134)

     Tarihçiler ve bilim insanları, Nehemya’nın yaşamış gerçek bir tarihsel kişilik olduğuna inanmaktadırlar ve Tevrat’ta anlatılan Nehemya’nın öncülüğünde Kudüs’te İkinci Tapınak’ın inşâ edilmesi hadisesinin gerçek olduğu noktasında hemfikirdirler. (2135)

     Vaşti ve oğlu Artaxşaça yeniden iktidarı ele geçirince, eski kral Axaşveroş döneminde Zerdüştîlik’in yönetim ve toplum indinde bozulan ve ifsad olan tevhîdî, erdemli ve adaletli yönetim ve anlayışına geri dönülmüş, Zerdüştîlik yeniden devletin resmî dînî olmuş, cahiliye adetlerinin, zûlüm ve adaletsizliklerin, eğlence ve şatafatların yerini yeniden insanî erdemlerin yücelmesi, ahlâk ve adalet umdeleri almıştır. (2136)

     İran Hexamenîş Kralı I. Artaxşaça’nın krallığının 20. yılında, M. Ö. 445 yılının Kislev ayında, Vali Nehemya, Şuş Kalesi’ndeydi. Kardeşi Hanani ve bazı Yahudalılar yanına geldiler. Nehemya, onlara sürgünden kurtulup sağ kalan Yahudîler’i ve Kudüs (Yeruşalayim)’in durumunu sordu. “Sürgünden kurtulup Yahuda iline dönenler büyük sıkıntı ve utanç içinde” diye karşılık verdiler, “Üstelik Yeruşalayim surları yıkılmış, kapıları yakılmış.” İran’daki Yahudî vali Nehemya, bunları duyunca oturup ağladı, günlerce yas tuttu. Oruç tutup Tanrı’ya dûâ etti: “Ey Göklerin Tanrısı Rabb! Yüce ve görkemli Tanrı! Seni sevenlerle, buyruklarına uyanlarla yaptığın antlaşmaya bağlı kalırsın. Yâ Rabb, halimi gör! Gece gündüz kulların İsrail halkı için ettiğim dûâya kulak ver. İtiraf ediyorum, İsrail halkı günâh işledi, ben ve atalarım günâh işledik. Sana çok kötülük yaptık. Kulun Musa’ya verdiğin buyruklara, kurallara, ilkelere uymadık. Kulun Musa’ya söylediklerini anımsa. Dedin ki, ‘Eğer bana ihanet ederseniz, sizi ulusların arasına dağıtacağım. Ama bana döner, buyruklarımı özenle yerine getirirseniz, dünyanın öbür ucuna sürülmüş olsanız bile sizleri toplayıp seçtiğim yere, bulunacağım yere getireceğim.’ Onlar senin kulların, kendi halkındır. Yüce kudretin ve güçlü elinle onları kurtardın. Yâ Rabb! Bu kulunun, adını yüceltmekten sevinç duyan öbür kullarının dûâlarına kulak ver. Beni bugün başarılı kıl ve Kral’ın önerimi kabul etmesini sağla.” (2137)

     Aynı yılın Nisan ayıydı. Vali Nehemya, Kral Artaxşaça’ya getirilen şarabı alıp kendisine sundu. Üzgündü. Fakat Kral, bugüne dek O’nu hiç üzgün görmemiş olduğu için, endişelenip sordu: “Neden böyle üzgün görünüyorsun? Hasta olmadığına göre, bir derdin olmalı.” Nehemya çok korktu. Kral’a, “Tanrı sana uzun ömürler versin” dedi, “Atalarımın gömüldüğü kent yıkıldı, kapıları yakıldı. Nasıl üzülmem?” (2138)

     Adaletli ve erdemli bir kral olan Artaxşaça, valisi Nehemya’ya “Dileğin ne?” diye sordu. Nehemya, içinden Tanrı’ya dûâ edip Kral’a şöyle dedi: “Eğer uygun görüyorsan, benden hoşnut kaldınsa, lütfen beni Yahuda’ya, atalarımın gömüldüğü kente gönder; kenti onarayım.” (2139)

     Kral, Kraliçe’yle birlikte oturuyordu. “Yolculuğun ne kadar sürer?” diye sordu, “Ne zaman dönersin?” Böylece Kral, Nehemya’ya dileğini uygun bulduğunu ve kendisini göndermeyi kabul ettiğini gösteriyordu. Nehemya, işi bitirdikten sonra döneceğini söyledi. Sonra, “Uygun görüyorsan, Yahuda’ya varmamı sağlamaları için, Fırat’ın batı yakasındaki valilere birer mektup yazılsın. Bir de Kral’ın orman sorumlusu Asaf’a bir mektup götürmek istiyorum. Tapınağın yanındaki kalenin kapıları, kent surları ve oturacağım evin yapımı için bana kereste versin” dedi. Kral Artaxşaça, Nehemya’nın tüm isteklerini kabul etti. (2140)

     Nehemya, Fırat Nehri’nin batı yakasındaki valilere gidip Kral’ın mektuplarını verdi. Kral O’nunla birlikte komutanlar ve atlılar göndermişti. (2141)

     Nehemya, İran’dan çıkıp İsrail’e gitti. Horonlu Sanballat ile Ammonlu görevlilerden Toviya, İsrail halkının iyiliği için birinin çalışmaya geldiğini duyunca çok sıkıldılar. (2142)

     Nehemya, Kudüs (Yeruşalayim) şehrine gitti. Bindiği hayvandan başka hayvan götürmemişti. Orada üç gün kaldıktan sonra, gece kalkıp birkaç adamla birlikte işe koyuldu. Hâlâ karanlıktı. Dere Kapısı’ndan Ejder Pınarı’na, oradan Gübre Kapısı’na gitti. Yeruşalayim’in yıkılan surlarını, yanıp kül olan kapılarını gözden geçirdi. Sonra Pınar Kapısı’na, Kral Havuzu’na doğru gitti. Ne var ki yol, bindiği hayvanın geçmesine uygun değildi. Gece karanlığında dere boyunca ilerledi, surları gözden geçirip geri geldi. Sonunda Dere Kapısı’ndan girip yerine döndü. Yetkililer nereye gittiğini, ne yaptığını bilmiyorlardı. Çünkü Yahudiler’e, kâhinlere, soylulara, yetkililere ve öteki görevlilere henüz hiçbir şey söylememişti. (2143)

     Sonra onlara, “İçine düştüğümüz yıkımı görüyorsunuz” dedi, “Yeruşalayim yıkılmış, kapıları ateşe verilmiş. Gelin, Yeruşalayim surlarını onaralım, utancımıza son verelim.” Nehemya, onlara, İran Kralı’nın söylediklerini ve kendilerine nasıl destek olduğunu da anlattı. Bu, oradaki Yahudîler’e cesaret verdi. “Haydi, onarmaya başlayalım” dediler. Ve var güçleriyle işe başladılar. (2144)

     Ancak Horonlu Sanballat, Ammonlu görevlilerden Toviya ve Arap Geşem, yapacaklarını duyunca onları küçümseyip alay ettiler. “Ne yapıyorsunuz? Kral’a baş mı kaldırıyorsunuz?” dediler. Nehemya onlara şu yanıtı verdi: “Göklerin Tanrısı bizi başarılı kılacaktır. Biz O’nun kulları olarak onarımı başlatacağız. Ama sizin Yeruşalayim üzerinde ne hakkınız ne de payınız olacak, adınız bile anılmayacak.” (2145)

     Başkâhin Elyaşiv ile öbür kâhinler işe koyulup Koyun Kapısı’nı onardılar, kapı kanatlarını kutsayıp yerine taktılar. Hammea Kulesi’ne ve Hananel Kulesi’ne kadar surları kutsadılar. Bitişik bölümü Erihalılar, onun yanındakini de İmri oğlu Zakkur onardı. Balık Kapısı’nı Senaalılar onardı. Kirişleri yerleştirip kapı kanatlarını yerine koydular, sürgülerle kapı kollarını taktılar. Bitişik bölümü Hakkos oğlu Uriya oğlu Meremot onardı. Onun yanındakini Meşezavel oğlu Berekya oğlu Meşullam onardı. Onun yanındakini Baana oğlu Sadok onardı. Onun yanındakini Tekoalılar onardı; ama soylular efendilerinin buyurduğu işlere el atmadılar. Eski Kapı’yı Paseah oğlu Yoyada ile Besodya oğlu Meşullam onardı. Kirişleri yerleştirip kapı kanatlarını yerine koydu, sürgülerle kapı kollarını taktılar. Bitişik bölümü Givonlu Melatya, Meronotlu Yadon ve Fırat’ın batı yakasındaki bölge valisinin yönetiminde yaşayan Givonlular’la Mispalılar onardı. Onların yanındakini kuyumculardan biri olan Harhaya oğlu Uzziel onardı. Onun yanındakini baharatçı Hananya onardı. Kudüs (Yeruşalayim) surlarını Geniş Duvar’a kadar onardılar. Onların yanındaki bölümü Yeruşalayim’in yarısını yöneten Hur oğlu Refaya onardı. Bunun yanındaki bölüm Harumaf oğlu Yedaya’nın evinin karşısına düşüyordu. O bölümü Yedaya onardı. Onun yanındakini Haşavneya oğlu Hattuş onardı. Harim oğlu Malkiya ile Pahat-Moav oğlu Haşşuv başka bir bölümü ve Fırınlar Kulesi’ni onardı. Onların yanındaki bölümü Yeruşalayim’in öbür yarısını yöneten Halloheş oğlu Şallum, kızlarıyla birlikte onardı. Dere Kapısı’nı Hanun ve Zanoah’ta yaşayanlar onardı. Kapı kanatlarını yerlerine yerleştirip sürgülerle kapı kollarını taktılar. Ayrıca Gübre Kapısı’na kadar uzanan surlarda bin arşınlık yer onardılar. Gübre Kapısı’nı Beythakkerem bölgesini yöneten Rekav oğlu Malkiya onardı. Kapı kanatlarını yerine yerleştirip sürgülerle kapı kollarını taktı. Pınar Kapısı’nı Mispa bölgesini yöneten Kol-Hoze oğlu Şallun onardı. Üzerini bir saçakla kapadı. Kapı kanatlarını yerine yerleştirip sürgülerle kapı kollarını taktı. Kral Bahçesi’nin yanındaki Şelah Havuzu’nun duvarını Davud kentinden inen merdivenlere kadar onardı. Oradan ötesini Beytsur bölgesinin yarısını yöneten Azbuk oğlu Nehemya, Davud’un aile mezarlığından yapay havuza ve Yiğitler Evi’ne kadar onardı. (2146)

     Surların sonraki bölümünü şu Levililer onardı: Bani oğlu Rehum bir sonraki bölümü onardı. Bitişiğini Keila bölgesinin yarısını yöneten Haşavya, kendi bölgesi adına onardı. Ondan sonraki bölümü, Keila bölgesinin öbür yarısını yöneten Henadat oğlu Bavvay yönetiminde kardeşleri onardılar. Onun bitişiğini – silah deposuna, surun döndüğü yere kadar çıkan yolun karşısını – Mispa’yı yöneten Yeşu oğlu Ezer onardı. Ondan sonraki, surun döndüğü yerden Başkâhin Elyaşiv’in evinin kapısına kadar uzanan bölümü büyük çaba harcayarak Zakkay oğlu Baruk onardı. Ondan sonrasını, Elyaşiv’in evinin kapısından evin sonuna kadar uzanan bölümü Hakkos oğlu Uriya oğlu Meremot onardı. (2147)

     Surların sonraki bölümünü çevrede yaşayan kâhinler onardı. Evlerinin karşısına düşen bölümü Benyamin ile Haşşuv onardılar. Onlardan sonra, evinin bitişiği olan bölümü Ananya oğlu Maaseya oğlu Azarya onardı. Ondan sonraki, Azarya’nın evinden surun döndüğü köşeye kadar uzanan bölümü Henadat oğlu Binnuy onardı. Uzay oğlu Palal surun döndüğü köşeden sonraki bölümü ve yukarı saray muhâfız avlusunun yanındaki gözetleme kulesini onardı. Ondan sonraki bölümü Paroş oğlu Pedaya onardı. Pedaya ile Ofel Tepesi’nde yaşayan tapınak görevlileri, doğuya doğru Su Kapısı’nın önüne ve gözetleme kulesine kadarki bölümü onardılar. (2148)

     Ondan sonraki, büyük gözetleme kulesinden Ofel surlarına kadar uzanan bölümü Tekoalılar onardı. At Kapısı’nın yukarısını kâhinler onardı. Her biri kendi evinin karşısını yaptı. Onlardan sonra, evinin karşısına düşen bölümü İmmer oğlu Sadok onardı. Ondan sonrasını Doğu Kapısı’nın nöbetçisi Şekanya oğlu Şemaya onardı. Ondan sonraki bölümü Şelemya oğlu Hananya ile Salaf’ın altıncı oğlu Hanun onardı. Ondan sonra, odasının karşısına düşen bölümü Berekya oğlu Meşullam onardı. Ondan sonraki bölümü, tapınak görevlileriyle tüccarların kaldığı eve, oradan Mifkat Kapısı’na, surun yukarı köşesindeki odaya kadar, kuyumculardan biri olan Malkiya onardı. Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar. (2149)

     Sanballat surları onardıklarını duyunca öfkeden deliye döndü. Onlarla alay etmeye başladı. Dostlarının ve Samiriye ordusunun önünde, “Bu zavallı Yahudîler ne yaptıklarını sanıyorlar?” dedi, “Onlara izin verirler mi? Kurban mı kesecekler? Bir günde mi bitirecekler? Küle dönmüş molozların arasından taşları mı canlandıracaklar?” Yanında duran Ammonlu Toviya, “Yaptıkları şu taş duvara bak!” dedi, “Üzerine bir tilki çıksa yıkılır.” (2150)

     Nehemya o zaman şöyle beddûâ etti: “Ey Tanrımız, bize kulak ver! Hor görüyorlar bizi. Onların aşağılamalarını kendi başlarına döndür. Sürüldükleri ülkede yağmaya uğrasınlar. Suçlarını bağışlama, günâhlarını unutma. Çünkü biz çalışanları aşağıladılar.” (2151)

     Surun onarımına devam edildi; yarı yüksekliğe kadar suru tamamladılar. Çünkü herkes canla başla çalışıyordu. (2152)

     Sanballat, Toviya, Araplar, Ammonlular ve Aşdotlular, Kudüs (Yeruşalayim) surlarındaki onarımın ilerlediğini, gediklerin kapanmaya başladığını duyunca çok öfkelendiler. Hepsi biraraya gelerek Yeruşalayim’e karşı savaşmak ve kentte karışıklık çıkarmak için düzen kurdular. Ama Nehemya ve beraberindekiler, gece gündüz onları gözetlesinler diye nöbetçiler diktiler. (2153)

     O sırada Yahudalılar, “Yük taşıyanların gücü tükendi” dediler, “O kadar moloz var ki, artık surların onarımını sürdüremiyoruz.” Düşmanları ise, “Onlar anlamadan, bizi görmeden aralarına girip hepsini öldürerek bu işe son verelim” diye düşünüyorlardı. Çevrede yaşayan Yahudîler gelip defalarca onları uyardılar. “Yanımıza gelin, yoksa size her yönden saldıracaklar” dediler. Bu yüzden, surların en alçak yerlerinin arkasına, tamamlanmamış yerlere, çeşitli boylardan kılıçlı, mızraklı, yaylı adamlar yerleştirdiler. Durumu görünce Nehemya ayağa kalktı; soylulara, görevlilere ve geri kalan herkese, “Onlardan korkmayın!” dedi, “Yüce ve görkemli Rabb’i anımsayın. Kardeşleriniz, oğullarınız, kızlarınız, karılarınız, evleriniz için savaşın.” Kurdukları düzeni anladıkları, düşmanlarının kulağına gitti. Tanrı düzenlerini boşa çıkarmıştı. O zaman hepsi surlara, işinin başına döndü. (2154)

     O günden sonra adamların yarısı çalışırken öbür yarısı mızraklı, kalkanlı, yaylı ve zırhlı olarak nöbet tuttu. Önderler Yahudalılar’ın arkasında yer almıştı. Duvarcılar, yükleri taşıyanlar, yükleyenler bir eliyle çalışıyor, bir eliyle silah tutuyordu. Yapıcılar kılıç kuşanmış, öyle çalışıyorlardı. Boru çalan kişi ise Nehemya’nın yanındaydı. Soylulara, görevlilere ve geri kalan herkese, “İş çok büyük ve dağınık” dedi Nehemya, “Surların üzerinde her birimiz ayrı yerde, birbirimizden uzaktayız. Nereden boru sesini işitirseniz, orada bize katılın. Tanrımız bizim için savaşacak.” Bu şekilde çalışıyorlardı. Yarısı gündoğumundan yıldızlar görünene kadar mızraklarla nöbet tutuyordu. O sırada halka, “Herkes geceyi yardımcısıyla birlikte Yeruşalayim’de geçirsin” dedi Nehemya, “Gece bizim için nöbet tutsunlar, gündüz de çalışsınlar.” Ne Nehemya, ne kardeşleri, ne adamları, ne de yanındaki nöbetçiler, hiçbiri giysilerini çıkarmadı. Herkes suya bile silahıyla gitti. (2155)

     Bir süre sonra kadınlı erkekli halk, Yahudî kardeşlerinden şiddetle yakınmaya başladı. Bazıları, “Biz kalabalığız” diyordu, “Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.” Bazıları da, “Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz” diyordu. Bazıları ise, “Kral’a vergi ödemek için tarlalarımızı, bağlarımızı karşılık gösterip borç para aldık” diyordu, “Yahudî kardeşlerimizle aynı kanı taşımıyor muyuz? Bizim çocuklarımızın onlarınkinden ne farkı var? Oğullarımızı kızlarımızı köle olarak satmak zorunda kaldık. Kızlarımızdan bazıları cariye olarak satıldı bile. Çaresiz kaldık. Çünkü tarlalarımız, bağlarımız başkalarının elinde.” (2156)

     Nehemya onların bu dertlerini, yakınmalarını duyunca çok öfkelendi. Düşününce soylularla yetkilileri suçlu buldu. Onlara, “Kardeşlerinizden faiz alıyorsunuz!” dedi. Onlara karşı herkesi biraraya topladı. Sonra şöyle dedi: “Biz yabancılara satılan Yahudî kardeşlerimizi elimizden geldiğince geri almaya çalışırken siz kardeşlerinizi satıyorsunuz. Yine bize satılsınlar diye mi?” Sustular, söyleyecek söz bulamadılar. Sonra, “Yaptığınız doğru değil” dedi Nehemya, “Düşmanlarımız olan öteki ulusların aşağılamalarından kaçınmak için Tanrı korkusuyla yaşamanız gerekmez mi? Kardeşlerim, adamlarım ve ben ödünç olarak halka para ve buğday veriyoruz. Lütfen faiz almaktan vazgeçelim! Tarlalarını, bağlarını, zeytinliklerini, evlerini onlara hemen geri verin. Bir de faiz olarak aldığınız gümüşün, buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının yüzde birini verin.” Onlar “Veririz” dediler, “Artık onlardan hiçbir şey istemeyeceğiz. Ne diyorsan öyle yapacağız.” (2157)

     Nehemya kâhinleri çağırdı ve yetkililere kâhinlerin önünde verdikleri sözü tutacaklarına ilişkin ant içirdi. Sonra eteğini silkti ve dedi ki: “Kim verdiği sözü tutmazsa, Tanrı da onu böyle silksin; malını mülkünü elinden alsın; tamtakır bıraksın.” Herkes buna “Âmin” dedi ve Tanrı’ya övgüler sundu. Ve sözlerini tuttular. (2158)

     Nehemya, İsrail’de valilik yaptığı 12 yıl boyunca, ilk atandığı günden son güne kadar, İran Hexamenîş Kralı Artaxşaça’nın krallığının 20. yılından 32. yılına dek (M. Ö. 445 – M. Ö. 433), ne kendisi ne kardeşleri, valiliğe ayrılan yiyecek bütçesine asla dokunmadılar. Halbuki Nehemya’dan önce görev yapan valiler halka yük olmuşlardı. Onlardan 40 Şekel gümüşün yanısıra yiyecek ve şarap da almışlardı. Uşakları bile halkı ezmişlerdi. Fakat Nehemya böyle davranmadı. Surların onarımını sürdürdü. Adamlarının hepsi işin başında durdu. Bir tarla bile satın almadılar. (2159)

     Çevredeki uluslardan kendilerine gelenlerin dışında Yahudîler’den ve yetkililerden 150 kişi Nehamya’nın sofrasına otururdu. Nehemya için her gün bir boğa, altı seçme koyun, tavuklar kesilir, on günde bir de her türden bolca şarap hazırlanırdı. Bütün bunlara karşın valiliğin yiyecek bütçesine dokunmadı. Çünkü halk ağır yük altındaydı. (2160)

      Nehemya’nın surları onarttığı, gediklerini kapattırdığı haberi Sanballat’a, Toviya’ya, Arap Geşem’e ve öbür düşmanlarına ulaştı. O sırada kapı kanatlarını henüz takmamıştılar. Sanballat ile Geşem, Nehemya’ya haber göndererek, “Gel, Ono Ovası’ndaki köylerden birinde buluşalım” dediler. Nehemya’ya kötülük yapmayı düşünüyorlardı. Nehemya onlara haberciler göndererek, “Büyük bir iş yapıyorum, gelemem” dedi, “Yanınıza gelirsem işi bırakmış olurum; niçin iş dursun?” Nehemya’ya tam dört kez bu haberi gönderdiler, Nehemya da hep aynı yanıtı verdi. (2161)

     Sanballat beşinci kez aynı öneriyle habercisini gönderdi. Habercinin elinde açık bir mektup vardı. İçinde şunlar yazılıydı: “Çevredeki uluslar arasında Geşem’in de doğruladığı bir söylenti var. Sen ve Yahudîler ayaklanmayı düşündüğünüz için surları onarıyormuşsunuz. Anlatılanlara göre kral olmak üzeresin. Yahuda Kralı olduğunu Yeruşalayim’e duyurmak için peygamberler bile atamışsın. Bütün bunlar Kral’ın kulağına gidecek. Onun için, gel de görüşelim.” (2162)

     Nehemya O’na şu yanıtı gönderdi: “Söylediklerinin hiçbiri doğru değil. Hepsini kendin uyduruyorsun.” (2163)

     Hepsi onları korkutmaya çalışıyorlardı. “İşi bırakacaklar, onarım duracak” diye düşünüyorlardı. Ama Nehemya, “Tanrım, ellerime güç ver” diye dûâ ediyordu. (2164)

     Nehemya bir gün, Mehetavel oğlu Delaya oğlu Şemaya’nın evine gitti. Şemaya, evine kapanmıştı. Kendisinin peygamber olduğunu iddiâ ediyordu. Nehamya’ya, “Tanrı’nın evinde, tapınakta buluşalım” dedi, “Tapınağın kapılarını kapatalım, çünkü seni öldürmeye gelecekler. Gece seni öldürmeye gelecekler.” Nehemya, “Ben kaçacak adam değilim” dedi, “Benim gibi biri canını kurtarmak için tapınağa sığınır mı? Gelmeyeceğim.” Nehemya anlar ki, adam peygamber falan değil, Tanrı tarafından gönderilmemiş. Bu sözleri bir peygamber gibi, Nehemya’nın kötülüğü için söylemişti. Toviya ile Sanballat O’nu satın almışlardı. Bu yolla Nehemya’nın gözünü korkutup kendisine günâh işleteceklerini düşünüyorlardı. Böylece Nehemya’yı kötülemek için ellerine fırsat geçmiş olacaktı. (2165)

     Nehemya oradan ayrıldıktan sonra evine gitti ve şöyle dûâ etti: “Ey Tanrım! Toviya’yla Sanballat’ın yaptığı kötülüğü unutma. Beni korkutmak isteyen kadın peygamber Nadya’yla öbür peygamberlerin yaptıklarını da unutma.” (2166)

     Tevrat’taki bu anlatımdan, kadın peygamber Nadya’nın yanlış tarafta yani haksız olan grubun içinde yer aldığını görüyoruz. Bu yönüyle Nadya, Kutsal Kitap’ta olumsuz bir imajla yansıtılan tek peygamberdir.

     Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır. Gerçek bilgi ve hakikat, ancak O’nun katındadır.

     Surların onarımı 52 günde, 25 Elul’da bitti. Bütün düşmanları bunu duydu, çevrelerindeki ulusları korku sardı. Böylece düşmanları özgüvenlerini büsbütün yitirdiler. Çünkü bu zor ve müşkül işi Tanrı’nın yardımıyla başardıklarını anladılar. (2167)

     O günlerde Yahuda soylularıyla Toviya sık sık yazışıyorlardı. Birçok Yahudalı Toviya’ya bağlı kalacağına ant içmişti. Çünkü Toviya, Arah oğlu Şekanya’nın damadıydı. Oğlu Yehohanan da Berekya oğlu Meşullam’ın kızını almıştı. Soylular Toviya’nın iyiliklerini Nehemya’ya anlatıyor, Nehemya’nın söylediklerini de O’na iletiyorlardı. Toviya Nehemya’yı yıldırmak için sürekli mektup gönderiyordu. (2168)

     Surların onarımı bitip kapılar yerine takıldıktan sonra, kapı nöbetçileri, ezgiciler ve Levililer göreve atandı. Nehemya, kardeşi Hanani’yle kale komutanı Hananya’yı Kudüs (Yeruşalayim)’e yönetici olarak atadı. Hananya güvenilir bir kişiydi. Çoğu insandan daha çok Tanrı’dan korkardı. Onlara, “Güneş ortalığı ısıtıncaya kadar Yeruşalayim kapıları açılmasın” dedi, “Kapı nöbetçileri görev başındayken kapıları kapalı tutsunlar. Kapıları siz sürgüleyin ve Yeruşalayim’de oturanlara nöbet görevi verin. Bazıları bu görevi yapsın, bazıları da evlerinin çevresinde nöbet tutsun.” (2169)

     Kudüs (Yeruşalayim) geniş, büyük bir kentti ama o dönemde nüfûsu azdı. İçindeki evler henüz onarılmamıştı. Nehemya soylarına göre halkın sayımı yapılabilsin diye soyluları, yetkilileri ve bütün halkı topladı. (2170)

     Sürgünden ilk dönenlerin soy kütüğünü buldu. (2171)

     İsrailliler kentlerine yerleştikten sonra, yedinci ay tek vücût halinde Su Kapısı’nın karşısındaki alanda toplandılar. Bilgin Ezra’ya Tanrı’nın Musa aracılığıyla İsrail halkına verdiği buyrukları içeren “Yasa Kitabı”nı getirmesini söylediler. Yedinci ayın birinci günü kâhin Ezra, “Yasa Kitabı”nı halkın toplandığı yere getirdi. Dinleyip anlayabilecek kadın – erkek herkes oradaydı. Ezra Su Kapısı’nın karşısındaki alanda kadınların, erkeklerin ve anlayabilecek yaştaki çocukların önünde, sabahtan öğlene kadar “Yasa Kitabı”nı okudu. Herkes dikkatle dinledi. (2172)

     Bilgin Ezra toplantı için hazırlanmış ahşap bir zemin üzerinde duruyordu. Sağında Mattitya, Şema, Anaya, Uriya, Hilkiya ve Maaseya vardı. Solunda ise Pedaya, Mişael, Malkiya, Haşum, Haşbaddana, Zekeriya ve Meşullam duruyordu. Ezra halkın gözü önünde kitabı açtı. Halktan daha yüksek bir yerde duruyordu. Kitabı açar açmaz herkes ayağa kalktı. Ezra Yüce Tanrı’ya, Rabb’e övgüler sundu. Bütün halk ellerini kaldırarak, “Âmin! Âmin!” diye karşılık verdi. Hep birlikte eğilip yere kapanarak Tanrı’ya ibadet ettiler. (2173)

     Levililer’den Yeşu, Bani, Şerevya, Yamin, Akkuv, Şabbetay, Hodiya, Maaseya, Kelita, Azarya, Yozavat, Hanan ve Pelaya, ayakta duran halka yasayı anlattılar. Tanrı’nın “Yasa Kitabı”nı okuyup açıkladılar, herkesin anlamasını sağlayacak biçimde yorumladılar. Vali Nehemya, kâhin ve bilgin Ezra ve halka öğretmenlik yapan Levililer, “Bugün Tanrınız Rabb için kutsal bir gündür. Yas tutup ağlamayın” dediler. Çünkü bütün halk “Kutsal Yasa”yı dinlerken ağlıyordu. Nehemya da, “Gidin, yağlı yiyip tatlı için” dedi, “Hazırlığı olmayanlara da bir pay gönderin. Çünkü bugün Rabbimiz için kutsal bir gündür. Üzülmeyin. Rabb’in verdiği sevinç sizi güçlü kılar.” Levililer, “Sakin olun, bugün kutsal bir gündür, üzülmeyin” diyerek halkı yatıştırdılar. Böylece herkes yiyip içmek, yiyeceklerini başkalarıyla paylaşmak ve büyük şenlik yapmak üzere evinin yolunu tuttu. Çünkü kendilerine okunanları anlamışlardı. (2174)

     Ertesi gün bütün aile başları, kâhinler ve Levililer “Kutsal Yasa”nın buyruklarını öğrenmek için bilgin Ezra’nın çevresine toplandılar. Yasada Tanrı’nın Hz. Musa (as) aracılığıyla verdiği şu buyruğu buldular: “Yedinci ayda kutlanan bayramda İsrailliler çardaklarda oturmalı. Bütün kentlerde ve Yeruşalayim’de şu duyuru yapılsın: “Dağlara çıkın; yasada yazılana uygun olarak, çardak yapmak üzere zeytin, iğde, mersin ve hurma dalları, sık yapraklı ağaç dalları getirin’.” Böylece halk dalları getirip damlarında, evlerinin ve Tanrı Tapınağı’nın avlularında, Su Kapısı ve Efrayim Kapısı alanlarında çardaklar yaptı. Sürgünden dönen herkes yaptığı çardakta oturdu. İsrailliler Nun oğlu Yeşu’nun döneminden beri böyle bir kutlama yapmamışlardı. Herkes büyük sevinç içindeydi. Ezra ilk günden son güne kadar, her gün Tanrı’nın “Yasa Kitabı”nı okudu. Yedi gün bayram yaptılar. Sekizinci gün kural uyarınca kutsal toplantı yapıldı. (2175)

     Aynı ayın 24. günü İsrailliler toplandı. Hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti. İsrail soyundan gelenler bütün yabancılardan ayrılmıştı. Günâhlarını ve atalarının yaptığı kötülükleri ayakta itiraf ettiler. Oldukları yerde durup günün dörtte biri boyunca Tanrı’nın “Yasa Kitabı”nı okudular. Günün öbür dörtte birindeyse günâhlarını itiraf ederek Tanrı’ya ibadet ettiler. Levililer’e yüksekçe bir yer ayrılmıştı. Yeşu, Bani, Kadmiel, Şevanya, Bunni, Şerevya, Bani ve Kenani orada oturuyordu. Ayağa kalkıp yüksek sesle Tanrı’ya yakardılar. (2176)

     Sonra İsrail halkı kendi aralarında kesin bir yazılı antlaşma yaptı. Önderleri, kâhinleri ve Levililer de antlaşmayı mühürlediler. (2177)

     Antlaşmayı mühürleyenler şunlardı:

     Hakalya oğlu Vali Nehemya ve Sidkiya.

     Kâhinler: Seraya, Azarya, Yeremya, Paşhur, Amarya, Malkiya, Hattuş, Şevanya, Malluk, Harim, Meremot, Ovadya, Daniel, Ginneton, Baruk, Meşullam, Aviya, Miyamin, Maazya, Bilgay, Şemaya.

     Levililer: Azanya oğlu Yeşu, Henadat oğullarından Binnuy, Kadmiel, arkadaşları Şevanya, Hodiya, Kelita, Pelaya, Hanan, Mika, Rehov, Haşavya, Zakkur, Şerevya, Şevanya, Hodiya, Bani, Beninu.

     Halk önderleri: Paroş, Pahat-Moav, Elam, Zattu, Bani, Bunni, Azgat, Bevay, Adoniya, Bigvay, Adin, Ater, Hizkiya, Azzur, Hodiya, Haşum, Besay, Harif, Anatot, Nevay, Magpiaş, Meşullam, Hezir, Meşezavel, Sadok, Yaddua, Pelatya, Hanan, Anaya, Hoşea, Hananya, Haşşuv, Halloheş, Pilha, Şovek, Rehum, Haşavna, Maaseya, Ahiya, Hanan, Anan, Malluk, Harim, Baana. (2178)

     Halkın geri kalanı, kâhinler, Levililer, tapınak görevlileri ve kapı nöbetçileri, ezgiciler, “Tanrı’nın Yasası” uğruna çevre halklardan ayrılmış olan herkes, hanımları ve anlayıp kavrayacak yaştaki oğullarıyla, kızlarıyla birlikte kardeşlerine katıldılar. Tanrı’nın kulu Musa aracılığıyla verdiği yasaya göre yaşamak, Tanrı’nın bütün buyruklarına, ilkelerine, kurallarına uymak üzere ant içtiler, uymayacaklara lânet okudular. (2179)

     Halkın önderleri Kudüs (Yeruşalayim)’e yerleşti. Geri kalanlar aralarında kura çektiler. Her on kişiden biri kutsal kente, Yeruşalayim’e yerleşecek, öteki dokuz kişiyse kendi kentlerinde kalacaklardı. Halk Yeruşalayim’de yaşamaya gönüllü olanların hepsini kutladı. (2180)

     Kudüs (Yeruşalayim)’e yerleşen bölge önderleri şunlardır:

     Yahuda soyundan gelenler: Peres soyundan Mahalalel oğlu Şefatya oğlu Amarya oğlu Zekeriya oğlu Uzziya oğlu Ataya, Şela soyundan Zekeriya oğlu Yoyariv oğlu Adaya oğlu Hazaya oğlu Kol-Hoze oğlu Baruk oğlu Maaseya. Peresoğulları’ndan Yeruşalayim’e 468 kişi yerleşti.

     Benyamin soyundan gelenler: Yeşaya oğlu İtiel oğlu Maaseya oğlu Kolaya oğlu Pedaya oğlu Yoet oğlu Meşullam oğlu Sallu. O’nu Gabbay ve Sallay izledi; toplam 928 kişi. Zikri oğlu Yoel onlara önderlik ediyordu, Hassenua oğlu Yahuda ise kentte vali yardımcısıydı.

     Kâhinler: Yoyariv oğlu Yedaya, Yakin, Ahituv oğlu Merayot oğlu Sadok oğlu Meşullam oğlu Hilkiya oğlu tapınak baş görevlisi Seraya ve tapınağa hizmet eden kardeşleri; toplam 822 kişi. Malkiya oğlu Paşhur oğlu Zekeriya oğlu Amsi oğlu Pelalya oğlu Yeroham oğlu Adaya ve aile başları olan kardeşleri; toplam 242 kişi. İmmer oğlu Meşillemot oğlu Ahzay oğlu Azarel oğlu Amaşsay ve kardeşlerinden oluşan 128 kişi. Haggedolim oğlu Zavdiel onlara önderlik ediyordu.

     Levililer: Bunni oğlu Haşavya oğlu Azrikam oğlu Haşşuv oğlu Şemaya. Levililer’in önderlerinden Şabbetay’la Yozavat Tanrı Tapınağı’nın dış işlerini yönetiyordu. Asaf oğlu Zavdi oğlu Mika oğlu Mattanya şükran dûâsını okuyan tapınak korosunu yönetiyordu. Kardeşlerinden Bakbukya ise ikinci derecede görevliydi. Ayrıca Yedutun oğlu Galal oğlu Şammua oğlu Avda vardı. Kutsal kentte yaşayan Levililer 284 kişiydi.

     Tapınak kapı nöbetçileri: Kapılarda Akkuv, Talmon ve kardeşleri nöbet tutardı. Toplam 172 kişiydiler.

     İsrailliler’in geri kalanı, kâhinlerle Levililer ise Yahuda’nın öbür kentlerine dağılmıştı. Herkes kendi mülküne yerleşmişti.

     Tapınak görevlileri Ofel’de yaşıyordu. Önderleri Siha ile Gişpa idi.

     Tanrı’nın Tapınağı’nda ezgi söyleyenlere Asaf soyundan gelenler önderlik ediyordu. Bu soydan Mika oğlu Mattanya oğlu Haşavya oğlu Bani oğlu Uzzi Yeruşalayim’de, Levililer’in başında bulunuyordu. İran Kralı’nın ezgicilerle ilgili buyruğu vardı. Düzenli olarak her gün ücretlerini alacaklardı.

     Yahuda oğlu Zerah’ın soyundan Meşezavel oğlu Petahya, İsrail halkının genel temsilcisi olarak İran Kralı’na yardımcı oluyordu.

     Kudüs (Yeruşalayim) dışındaki kırsal bölgelerde ve köylerde yaşayanlar ise şunlardı: Bazı Yahudalılar Kiryat-Arba ve köylerinde, bazıları Divon ve köylerinde, bazıları Yekavseel ve köylerinde, bazıları Yeşua’da, Molada’da, Beytpelet’te, Hasar-Şual’da, Beer-Şeva ve köylerinde, bazıları Ziklak’ta, Mekona ve köylerinde, bazıları Eyn-Rimmon’da, Sora’da, Yarmut’ta, Zanoah’ta, Adullam ve köylerinde, bazıları Lakiş ve çevresinde, bazıları da Azeka ve köylerinde yaşıyordu. Yahudalılar’ın yaşadığı bu yerler Beer-Şeva ile Hinnom Vadisi arasındaki toprakları kapsıyordu. Benyamin soyundan olanlar Geva’da, Mikmas’ta, Aya’da, Beytel ve köylerinde, Anatot’ta, Nov’da, Ananya’da, Hasor’da, Rama’da, Gittayim’de, Hadit’te, Sevoim’de, Nevallat’ta, Lod’da, Ono’da ve Esnaf Vadisi’nde yaşıyordu. Bölükler halinde Yahuda’dan gelen bazı Levililer de Benyamin’e yerleşti. (2181)

     Şealtiel oğlu Zerubbabil ve Yeşu ile birlikte sürgünden dönen kâhinlerle Levililer şunlardır:

     Kâhinler: Seraya, Yeremya, Ezra, Amarya, Malluk, Hattuş, Şekanya, Rehum, Meremot, İddo, Ginneton, Aviya, Miyamin, Maadya, Bilga, Şemaya, Yoyariv, Yedaya, Sallu, Amok, Hilkiya, Yedaya. Bunlar Yeşu’nun döneminde kâhinlere ve öbür kardeşlerine önderlik ediyorlardı.

     Levililer: Yeşu, Binnuy, Kadmiel, Şerevya, Yahuda ve şükran ezgileri sorumlusu Mattanya ile kardeşleri. Öbür kardeşleri Bakbukya ile Unni ezgiler söylenirken onların karşısında dururdu. Yeşu Yoyakim’in babasıydı. Yoyakim Elyaşiv’in babası, Elyaşiv Yoyada’nın babası, Yoyada Yonatan’ın babası, Yonatan Yaddua’nın babasıydı. (2182)

     Kudüs (Yeruşalayim) surları Tanrı’ya adanacağı zaman, nerede bir Levili varsa aranıp bulundu ve Yeruşalayim’e getirildi. Çünkü surları sevinçle, şükranla, ezgilerle, zil, çenk ve lirlerle adamak istiyorlardı. Ezgiciler Yeruşalayim çevresindeki bölgelerden, Netofalılar’ın köylerinden, Beytgilgal’dan, Geva ve Azmavet çevresinden toplandı. Yeruşalayim çevresinde köyler kurmuşlardı. Kâhinlerle Levililer önce kendilerini, sonra halkı, kapıları ve surları paklama görevini yerine getirdiler. (2183)

     Nehemya, Yahudalı önderleri surların üzerine çıkardı. Şükrederek yürüsünler diye iki büyük gruba ayırdı. Birinci grup sağdan Gübre Kapısı’na doğru yürüdü. Arkalarından Hoşaya ve Yahudalı önderlerin yarısı, Azarya, Ezra, Meşullam, Yahuda, Benyamin, Şemaya, Yeremya ve borazan çalan bazı kâhinler izliyordu. Asaf oğlu Zakkur oğlu Mikaya oğlu Mattanya oğlu Şemaya oğlu Yonatan oğlu Zekeriya ve kardeşleri Şemaya, Azarel, Milalay, Gilalay, Maay, Netanel, Yahuda ve Hanani, İsrail Eski Kralı Davud gibi çalgılarıyla yürüyorlardı. Bilgin Ezra onlara öncülük ediyordu. Pınar Kapısı’ndan Davud kentinin merdivenlerinden dosdoğru surlara çıktılar; Davud’un sarayının üst tarafından geçerek doğuya doğru, Su Kapısı’na kadar yürüdüler. Şükürler sunarak yürüyen öbür grupsa surların üzerinde sola doğru ilerliyordu. Halkın yarısıyla birlikte Nehemya da onları izledi. Fırınlar Kulesi’nden geçip Geniş Duvar’a kadar yürüdüler. Efrayim Kapısı’nı, Eski Kapı’yı, Balık Kapısı’nı, Hananel Kulesi’ni, Hammea Kulesi’ni geçip Koyun Kapısı’na kadar gittiler. Muhâfızlar Kapısı’nda durdular. (2184)

     Şükürler sunarak yürüyen bu iki grup, Tanrı Tapınağı’nda durdu. O gün pekçok kurban kesildi. Halk coşku içindeydi, çünkü Tanrı onlara büyük sevinç vermişti. Kadınlarla çocuklar da bu sevince katıldılar. Kudüs (Yeruşalayim)’den yükselen sevinç sesleri uzaklardan duyulabiliyordu. (2185)

     Bu arada bağışların, ilk ürünlerin ve ondalıkların konacağı ambarları gözetecek bazı kişiler görevlendirildi. Bunlar “Kutsal Yasa”nın kâhinler ve Levililer için öngördüğü yardımları kentlerin çevresindeki kırsal bölgelerden toplayıp ambarlara getirmekle sorumluydu. Yahudalılar kâhinlerle Levililer’in hizmetinden hoşnuttu. Çünkü onlar Tanrı’nın hizmetini ve paklama görevini yerine getiriyorlardı. Ezgicilerle kapı nöbetçileri de İsrail Eski Kralı Davud’la oğlu Kral Süleyman’ın buyruğuna uygun olarak sorumluluklarını yerine getirdiler. (2186)

     O gün “Musa’nın Kitabı” halka okundu. Kitapta Ammonlular’la Moavlılar’ın sonsuza dek Tanrı’nın topluluğuna giremeyeceği yazılıydı. Çünkü onlar İsrail halkına ekmek ve su vermemekle kalmamış, İsrailliler’e lanet okuması için Bel’am’a da para vermişlerdi. İsrail halkı bu yasayı duyunca, bütün yabancıları ayrı tutmaya başladı. (2187)

     Tanrı’nın Tapınağı’nın ambarlarına kâhin Elyaşiv bakıyordu. Elyaşiv Toviya’nın akrabasıydı. Bu yüzden O’na büyük bir oda vermişti. (2188)

     Nehemya, o günlerde İsrail’de bazı adamların Şabbat (Cumartesi) günü üzüm sıktıklarını gördü. Bazıları da demet demet tahıllarını eşeklere yüklüyor, şarap, üzüm, incir ve çeşitli yüklerle birlikte Şabbat günü Kudüs (Yeruşalayim)’e getiriyorlardı. Şabbat günü bunları sattıkları için Nehemya onları azarladı. Yeruşalayim’de yaşayan Surlular balık ve çeşitli mallar getirip Şabbat günü kentte İsrailliler’e satıyorlardı. Nehemya, İsrailliler’i azarlayarak, “Yaptığınız kötülüğe bakın!” dedi, “Şabbat gününü hiçe sayıyorsunuz. Atalarınız da aynı şeyi yapmadı mı? Bu yüzden Tanrımız başımıza ve bu kente belâ yağdırmadı mı? Siz Şabbat gününü hiçe sayarak Tanrı’nın öfkesini İsrail’e karşı alevlendiriyorsunuz.” Şabbat’tan önceki akşam Yeruşalayim kapılarına gölge düşünce, Nehemya kapıların kapatılması ve Şabbat sona erinceye kadar açılmaması için buyruk verdi. Şabbat günü kente yük sokulmasın diye bazı adamlarını kapılara yerleştirdi. Tüccarlarla çeşitli eşya satıcıları bir iki kez geceyi Yeruşalayim’in dışında geçirdiler. Onları uyardı: “Niçin surun dibinde geceliyorsunuz? Bir daha yaparsanız size karşı zor kullanacağım.” Bir daha Şabbat günü gelmediler. Şabbat gününün kutsallığını korumak için Levililer’e kendilerini paklasınlar ve gidip kapılarda nöbet tutsunlar diye buyruk verdi. (2189)

     Ayrıca Nehemya o günlerde Aşdotlu, Ammonlu, Moavlı kadınlarla evlenmiş Yahudîler gördü. Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, İbranice’yi bilmiyorlardı. Nehemya o adamları azarladı, lânet okudu. Bazılarını dövüp saçlarını yoldu. “Tanrı’nın adıyla” onlara ant içirdi ve “Yabancılara kız verip kız almayacaksınız” dedi, “Kral Süleyman bu yabancı kadınlar yüzünden günâha girmedi mi? Onca ulusun kralları arasında Süleyman gibisi yoktu. Tanrı O’nu öyle sevdi ki, bütün İsrail’e kral yaptı. Ama yabancı kadınlar O’nu bile günâha sürükledi. Şimdi de siz yabancı kadınlarla evlenerek Tanrımız’a ihanet ediyorsunuz. Yaptığınız bu büyük kötülüğe göz mü yumalım?” Başkâhin Elyaşiv oğlu Yoyada’nın oğullarından biri Horonlu Sanballat’ın kızıyla evliydi. Bu yüzden Nehemya O’nu yanımdan kovdu. (2190)

     Nehemya, İsrail halkını bütün yabancılardan arındırdı. Kâhinlerle Levililer’e görevlerini tek tek bildirdi. Belirli zamanlarda yakılmak için armağan edilen odunları, getirilen ilk ürünleri düzene koydu. (2191)

     Kudüs (Yeruşalayim)’teki İkinci Tapınak (İkinci Bet Amikdaş)’ın yapımının hikâyesi, Tevrat’ta genel olarak bu şekilde anlatılmakta.

     Tevrat’ın “Nehemya” kitabında, kadın peygamber Nadya’nın yanlış tarafta yani haksız olan grubun içinde yer alması, bu yönüyle Nadya’nın Kutsal Kitap’ta olumsuz bir imajla yansıtılan tek peygamber olması, buna karşılık peygamberlik gibi bir vasfı bulunmayan herhangi bir İran valisi olan Yahudî Nehemya’nın imânının ve hizmetlerinin bu derece yüceltilmesi, pekçok Yahudî ve Hristiyan dîn âliminin ve teologların da kafasını karıştırmıştır.

     “Babil Talmudu”nun Babil doğumlu (2192) olduğunu kaydettiği Nehemya, 12. – 13. yy’larda yaşamış olan İtalyan Yahudî “Talmud” yazarı Yesaya di Trani ben Mali (1180 – 1250)’nin söylediğine göre, bir kâhindir. (2193)

     Ezra ile Nehemya, Yahudîlik’in millî tarihinde bahar zamanını işaret eder. “Babil Talmudu”nun söylediğine göre Nehemya, Ezra tarafından yazılan “Tarihler” kitabını tamamlayan kişidir. (2194)

     Pekçok dîn bilgini ve araştırmacı, Tevrat’ta “Nehemya, 6:14” âyetlerinde kadın peygamber Nadya’nın isminin kötü kişiler olan Toviya ve Sanballat’ın isimleriyle birlikte aynı paragraf içinde ve aynı bağlamda zikredilmesinin Nadya’ya karşı büyük bir haksızlık ve vicdansızlık olduğunu söylemektedir. Ki bu eleştiriyi getirenler haklıdırlar da. Tevrat’taki o ifadeleri yeniden hatırlayalım:

     “‘Ey Tanrım! Toviya’yla Sanballat’ın yaptığı kötülüğü unutma’ diye dûâ ettim, ‘Beni korkutmak isteyen kadın peygamber Nadya’yla öbür peygamberlerin yaptıklarını da unutma’.”  (2195)

     Daha önce de belirttiğimiz üzere, Tevrat’ın bu bölümü tamamen Nehemya’nın ağzından anlatılmaktadır. Yani Tevrat’ın “Nehemya” kitabını yazan bizzat Nehemya’nın kendisidir. Böyle olduğu için biz de bütün bir hikâyeyi Nehemya’nın anlatımıyla anlattık ve siz sevgili okurlar da bütün bu yaşananları Nehemya’nın anlatımıyla okudunuz. Böyle olduğu için, bir peygamber olduğu halde Nadya sanki kötü biriymiş gibi yansıtılmış, İran’da bir vali olmak dışında herhangi bir vasfı bulunmayan Nehemya ise tertemiz, günâhsız ve kusursuz biri gibi yansıtılmış, Kutsal Kitap’ta.

     Peki ama gerçekten öyle mi?

     Konuyla ilgili bilim çevrelerinin ve araştırmacıların değerlendirmelerine baktığımızda, hakikatin ne olduğu kafamızda epey bir berrraklaşıyor:

     İrlandalı Hristiyan teolog ve yazar Robert Peter Carroll (1941 – 2000), kadın peygamber Nadya’nın, İkinci Tapınak’ın yapımından dolayı değil, Nehemya’ya milliyetçilik hatta ırkçılığa varan fikir ve davranışları yüzünden karşı olduğunu, karısı Yahudî olmayan Yahudî erkekleri zorlayarak onlara kadınlarını boşattırdığı ve aileleri dağıtıp yuvaları yıktığı için karşı çıktığını, fakat Nehemya’nın Kutsal Kitap’ta bunu anlatırken Nadya ile arasındaki sorunu çarpıtarak anlattığını beyan etmektedir. (2196) Eğer Carroll’un bu değerlendirmesi doğruysa – ki doğru olma ihtimali bir hayli yüksektir – Nehemya Kutsal Kitab’a yalan ve iftira karıştırmış demektir. Zirâ az önce de belirtiğimiz gibi, Tevrat’ın “Nehemya” bölümü tamamen Nehemya’nın ağzından anlatılmaktadır hatta bu bölümü yazan bizzat Nehemya’nın kendisidir. Carroll’a göre, Nehemya’nın kavmiyetçilik hatta ırkçılık yapıp farklı bir etnik kökenden kadınlarla evlenen Yahudî erkeklerine baskı yaparak, onlara zorla kadınlarını boşattırması, eğer kadınlarını boşamazlarsa İsrail ulusunun başına büyük felâketler geleceği propagandasını yapması, hatta bunu yaparken eski İsrail kralları Davud ve oğlu Süleyman’ın yabancı kadınlarla yattıkları için Tanrı’nın Yahudî milletini cezalandırdığını söylemesine kadınlar büyük tepki göstermiştir ve bu muhalefetin başını da kadın peygamber Nadya çekmektedir. (2197)

     İsviçreli Katolik teolog ve Tevrat uzmanı Thomas Staubli (1962 – halen hayatta) de bu konuda aynı görüştedir. Staubli, Nehemya’nın evet çok dîndar biri olduğunu ama aynı zamanda etnik milliyetçi olduğunu ve yabancı düşmanı bir karaktere sahip olduğunu belirterek, Nadya’nın bir kadın peygamber olarak ve direk Tanrı’nın yönlendirmesiyle Nehemya’ya doğruyu ve hakkı nasihat ettiğini, ama gözü kararmış olan Nehemya’nın hiçbir nasihate kulak asmadığı gibi her türlü eleştiriyi de düşmanlık olarak algıladığını kaydetmektedir. Staubli’ye göre de, Nehemya ile Nadya arasındaki asıl sorun, Nehemya’nın kavmiyetçilik yapması ve yabancı kadınlarla evlenmiş Yahudî erkeklere baskı yaparak onlara kadınlarını boşattırması, haliyle insanların yuvasını yıkmasıdır. Çünkü peygamber Nadya dînî hoşgörü sahibi, farklı ırk ve etnisiteler arasında ayrım yapmayan bir kadındır. (2198)

     Avusturyalı Katolik teoloji profesörü ve Tevrat uzmanı Irmtraud Fischer (1957 – halen hayatta), kadın peygamber Nadya’nın Kudüs’te İkinci Tapınak’ın yapımına karşı olduğunu düşünmenin dahi saçma olduğunu belirterek, Nehemya’nın Nadya’yı Tevrat’ta bu şekilde lanse etmesinin gerçeği yansıtmadığını ve Nadya’ya haksızlık olduğunu kaydetmektedir. (2199) Kadın teoloji profesörü ve Tevrat uzmanı Irmtraud Fischer, Nehemya’nın kötülediği ve Tanrı’ya şikâyet ettiği kişilerin Tapınak yapımına karşı olmadıklarını ve Tevrat’a bağlı inançlı kişiler olduklarını, onların Nehemya’nın “karışık evlilik karşıtı” fikirlerine karşı olduklarını, karısı Yahudî olmayan Yahudî erkekleri zorlayarak onlara kadınlarını boşattırdığı ve aileleri dağıtıp yuvaları yıktığı için karşı çıktığını, fakat Nehemya’nın Kutsal Kitap’ta bunu anlatırken konuyu çarpıtarak anlattığını teslim etmektedir. (2200)

     İsterseniz Tevrat’taki o bölümü bir kez daha hatırlayalım. Tabiî ki konuşan Tanrı Yehova değil, Peygamber Nadya da değil, konuşan Nehemya’nın kendisi:

     “Ayrıca o günlerde Aşdotlu, Ammonlu, Moavlı kadınlarla evlenmiş Yahudîler gördüm. Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, İbranice’yi bilmiyorlardı. Adamları azarladım, lânet okudum. Bazılarını dövüp saçlarını yoldum.

     Tanrı’nın adıyla onlara ant içirdim ve ‘Yabancılara kız verip kız almayacaksınız’ dedim, ‘Kral Süleyman bu yabancı kadınlar yüzünden günâha girmedi mi? Onca ulusun kralları arasında Süleyman gibisi yoktu. Tanrı O’nu öyle sevdi ki, bütün İsrail’e kral yaptı. Ama yabancı kadınlar O’nu bile günâha sürükledi. Şimdi de siz yabancı kadınlarla evlenerek Tanrımız’a ihanet ediyorsunuz. Yaptığınız bu büyük kötülüğe göz mü yumalım?’

     Başkâhin Elyaşiv oğlu Yoyada’nın oğullarından biri Horonlu Sanballat’ın kızıyla evliydi. Bu yüzden O’nu yanımdan kovdum.” (2201)

     Çok çok üzülerek ve kalbimde derin bir acı hissederek söylemeliyim ki, bu ırkçı ve faşizan sözler herhangi bir kitapta değil, kutsal kitap Tevrat’ta “âyet” olarak geçiyor. Ama elbette ki bunlar Tanrı’nın emirleri değil, peygamberlerin öğretisi de değil, bunlar Nehemya’nın kendi fikirleri ve sözleri.

     Yine de böyle sözlerin bir kutsal kitapta yer almış olması, hakikaten büyük talihsizlik. Zirâ bu sözler, her şeyden önce, evrenin tamamını yaratmış, kâinatın ve tüm canlıların yaratıcısı olan Yüce Tanrı’nın ve O’ndan geldiğine inandığımız “Dîn”in özüne aykırı.

     Hiçbir krallık veya devlet, başkanları farklı etnik kökenden kadınlarla evlendi diye yıkılmaz. Hiçbir insan da yabancı bir kadınla evlendi diye günahkâr olmaz. Böyle bir mesajı da hiçbir kutsal kitap veremez, vermemeli! Krallıklar ve devletler, adaleti çiğnedikleri için yıkılırlar, zûlüm yaptıkları için yıkılırlar, lüks ve şatafata daldıkları için yıkılırlar. İnsanlar da ırkçılık ve milliyetçilik yapmadıkları için değil, tam tersine yaptıkları için günahkâr olurlar.

     Keşke elimizde bir “zaman makinesi” olsaydı da “zaman tüneli”nden geçip o döneme gidebilseydik ve kutsal kitaba bu sözleri yerleştiren Nehemya’yı bulup, O’na şunları diyebilseydim:

     “Ey Nehemya!

     Şayet diğer milletler de, senin onlara baktığın gözle size baksalardı, sen İran’da vali olabilir miydin?

     Şayet anneniz (durumundaki) Esther yabancı bir erkekle evlenip İran kraliçesi olmasaydı, siz Yahudîler bu kölelikten ve sürgünden kurtulup özgürlüğünüze kavuşabilir miydiniz?

     Kudüs’te İkinci Tapınak’ı yeniden inşâ etmeyi başarman bile, yabancılarla evlilik yapmış olmanız sayesinde değil midir?

     Ey Nehemya!

     Bizzat en temel ve baş peygamberiniz Hz. Musa da yabancı bir kadınla, Medyenli bir kadın olan Zippura ile evlenmemiş miydi? Ve Yahudîler o kadından iyilik ve hayr’dan başka ne gördüler?

     Musa’ya peygamberlik geldikten sonra, ‘İsrail’in peygamberi İbrani olmayan bir kadınla evli kalamaz, Musa önderimiz olmak istiyorsa karısını boşamalı ve bir İbrani kadınla evlenmelidir’ diyen cahil Yahudî toplulukla aranda ne fark var senin?

     Sen de benden daha iyi biliyorsun ki, yengeleri Zippura’yı bizzat Musa’nın abisi Hz. Harun ve ablası Hz. Miryam savunmuştu, o seninle aynı zihniyete sahip cahil topluluğa karşı? Ve Harun’la Miryam araya girmeseydi, Musa nerdeyse o cahil kitlenin dediklerine teslim olup çok sevdiği halde karısını boşayacaktı…”

     İşin trajikomik tarafı ise, Nehemya’nın Nadya’yı gidip Allah’a şikâyet etmesi!.. Nadya’nın hem peygamber olduğunu kabul ediyor (çünkü etmezse “kafir” olacak), hem de O’nu gidip Allah’a şikâyet ediyor ve kötülüyor…

     Güler misin ağlar mısın? Yahu zaten Nadya bu nasihatleri Allah’tan aldığı direktifle sana yapıyor! Allah O’ndan seni uyarmanı istiyor ki Nadya gelip seni uyarıyor. Kimi kime şikâyet ediyorsun? Peygamberi Allah’a şikâyet etmek de nedir?

     Düşünün ki Hz. Muhammed (sav), sahabelerine nasihatlerde bulunuyor, onlara hakkı ve doğruluğu tavsiye ediyor, ama içlerinden bir sahabe bu duruma kızıp, Muhammed’i gidip Allah’a şikâyet ediyor!..

     Ancak Nehemya ile Nadya arasındaki sorunun temel sebebine farklı değerlendirmeler yaparak yaklaşan bilim insanları da bulunuyor. Bunlara göre, aralarındaki sorun “sosyolojik” değil “siyasî”dir.

     Örneğin Alman Protestan teoloji profesörü ve Tevrat uzmanı Rainer Kessler (1944 – halen hayatta), peygamber Nadya’nın “İran Hexamenîş İmparatorluğu bünyesinde İsrail için özerklik” istediğini, Nehemya’nın ise “İran’dan tamamen kopup bağımsız İsrail Devleti kurmak” amacında olduğunu ve bu ideoloji için çalıştığını, dolayısıyla Nadya ile Nehemya arasındaki temel fikir ayrılığının “özerklik – bağımsızlık” çatışması olduğunu kaydeder. (2202) Kessler hatta Nehemya’nın İsrail kralı olmayı hayâl ettiğini ve “kral olmak” hayâlinin O’nun gözünü kararttığını, bu amacına engel olacak herkese bu yüzden düşmanca yaklaştığını dile getirmektedir. (2203)

     İsviçreli Protestan teolog ve Antik Ortadoğu dilleri uzmanı Thomas Willi (1942 – halen hayatta) de aynı değerlendirmeyi yapmaktadır. Ancak Willi bundan farklı olarak, Nehemya’nın ilk başta böyle fikirler taşımadığını, zaten İran Kralı’nın valisi olarak ve O’nun izniyle İsrail topraklarına geldiğini, fakat İsrail’de İkinci Tapınak’ın yapımı sürecinde oradaki Yahudî toplumunun kendisine verdiği kitlesel destek ve o toplumda gün geçtikçe “kahraman” gibi görülmeye başlanmasının, Nehemya’nın nefsini okşadığı ve O’nda “bağımsızlık” ve “İsrailliler’in kralı olmak” gibi hayâllerin filizlenmesine sebebiyet verdiği tespitinde bulunmaktadır. (2204)

     ABD’li Yahudî tarihçi ve Kutsal Kitap edebiyatı profesörü Tamara Cohn Eskenazi (1938 – halen hayatta) ise aynı değerlendirmelerde bulunmasının yanısıra, Nadya’yla ve diğer insanlarla yaşadıkları sorunları çarpıtarak Tevrat’ta anlattığı için, o kişileri hep kötüleyip kendisini daima mâsum ve haklı gösterdiği için Nehemya’ya oldukça kızgındır. Hem Yahudî hem kadın olan Tamara Eskenazi, şu müthiş sözleri kaleme almıştır: “Tevrat’ın ‘Nehemya’ bölümünü okuduğumuzda, ne verilen ilahî bir mesaj görürüz ne de orada neler yaşandığını öğreniriz. ‘Nehemya’ kitabını okuyan bir insanın öğrenebileceği tek şey; Nehemya’nın ne kadar önemli bir insan olduğu ve O’nun dışındaki herkesin de ne kadar kötü ve gereksiz kişiler oldukları.” (2205)

     Evet… Sebep her ne olursa olsun, ister “sosyolojik” ister “politik”, çok açıktır ki Nehemya, başta kadın peygamber Nadya ile olmak üzere diğer herkesle arasında var olan sorunları Tevrat’ta çarpıtarak ve onları kötüleyerek anlatmıştır. Bu da, söylemesi benim için hiç de keyifli değil hatta acı verici ama, kutsal kitaplara yalan karıştırılmış demektir.

     Ataerkil ve erkekegemen bir zihniyetle yazılan her türlü metinde – isterse kutsal metinler olsun – kadınlara düşen pay her zaman için haksız duruma düşmek, gölgede kalmak, erkeklerin kölesi olmaktır.

     Musevîlik’te Tevrat’taki bazı bölümler, Hristiyanlık’ta Kilise’nin öğretileri, İslam’da Hadis kaynaklarında geçen kimi ifadeler, kadın düşmanlığıyla doludur.

     Ataerkil zihniyet ve erkekegemen anlayış, insanlık için bir felâkettir. Dünyadaki bütün kötülüklerin ana kaynağıdır. Irkçılığın kaynağı budur. Milliyetçiliğin, kavmiyetçiliğin kaynağı budur. Adaletsizliğin kaynağı budur.

     Dînler ve dînler tarihi, ataerkil bir zihniyetle ve erkekegemen bakış açısıyla yazılmış ve günümüze gelmiştir. Dînlerin ilk çıkış noktaları böyle olmamış olsa bile, sonradan insanlar ve devletler eliyle ataerkil bir hüviyete büründürülmüş, erkekegemen bir şekle sokulmuştur.

     Kadınlar ve kadın haklarına destek veren erkekler, dînler tarihini bu ataerkil ve erkekegemen zihniyetten arındırmalı, bize geçmişten miras kalan tüm bu birikim ve tarihi anaerkil ve feminal bakış açısıyla yeniden yazmalıdırlar. Okuduğunuz bu çalışmanın ve hiçbir yorgunluk belirtisi göstermeden tüm zamanımızı harcayarak ortaya koyduğumuz bu çabamızın gayesi de budur.

     Kadınların aşağılandığı ve öteleştirildiği bir mirastan insanlık ve uygarlık adına hayırlı bir gelecek inşâ edilemez. İnsanlık umdelerinin yücelmesi, yeryüzünde erdemli ve hakkaniyetli bir yaşamın yeşermesi ve uygarlık seviyesinin yükselmesi, ancak kadına verilen değer, kadının yüceltilmesi ve hakkettiği konuma yükseltilmesi ile mümkündür.

     Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır. Gerçek bilgi ve hakikat, ancak O’nun katındadır.

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(2106): Tevrat, Nehemya, 6:14

(2107): Tevrat, Çıkış, 15:20 – 21

(2108): Tevrat, Hakimler, 4:4 – 5

(2109): Tevrat, II. Krallar, 22:14 ve II. Tarihler, 34:22

(2110): Baby-Vornamen.de, Mädchennamen, Noadja, https://www.baby-vornamen.de/Maedchen/N/No/Noadja/

(2111): Tevrat, Nehemya bölümü

(2112): Tevrat, Esther, 1:3 – 4

(2113): Tevrat, Esther, 1:5

(2114): Tevrat, Esther, 1:9

(2115): Tevrat, Esther, 1:10 – 11

(2116): Şabatay ben Yofes Bass, Sifre Hahamim, Tevrat’ın Esther bölümünün yorumu, Amsterdam 1680

(2117): Talmud, Megillah, Tevrat’ın Esther bölümünün yorumu

(2118): Tevrat, Esther, 1:12

(2119): Tevrat, Esther, 1:15 – 20

(2120): Tevrat, Esther, 1:21 – 22

(2121): Talmud, Megillah, Tevrat’ın Esther bölümünün yorumu

(2122): Tevrat, Esther, 2:1 – 4

(2123): Tevrat, Esther, 2:17

(2124): İran-ê Bestan, cilt 1, s. 873, İran Millî Müzesi, Tahran 1933 / Albert Ten Eyck Olmstead, History of the Persian Empire, s. 289 – 290, University of Chicago Press, Chicago 1948 / Encyclopaedia Iranica, Muhammad A. Dandamayev, “Artabanus” maddesi, Routledge & Kegan Paul Publishing, Londra 1989 / André Heller, Das Babylonien des Spätzeit (7. – 4. Jh.) in den Klassischen und Keilschriftlichen Quellen, cilt 7, s. 305, Antike Verlag, Berlin 2010

(2125): Hexamenîş İmparatorluğu ile ilgili ansiklopedilerde yer alan bilgi

(2126): Elinizdeki kitabın “Hz. Esther (as)” bölümü

(2127): Tevrat, Nehemya, 1:1 ve 2:1

(2128): Tevrat, Nehemya, 1:11

(2129): Michael C. Howard, Transnationalism in Ancient and Medieval Societies, s. 41, McFarland & Company Publishing, Jefferson 2012 / Denny Rose – Rowan Allen, Ancient Civilizations of the World, s. 261 – 264, Ed – Tech Press, Essex 2019

(2130): Friedrich Wilhelm Gesenius, Hebrew-Chaldee Lexicon to the Old Testament, s. 544, Baker Book House, Grand Rapids 1979 / James D. G. Dunn – John W. Rogerson, Eerdmans Commentary on the Bible, s. 321, William B. Eerdmans Publishing, Grand Rapids 2003

(2131): Tevrat, Nehemya, 1:1

(2132): Tevrat, Nehemya bölümü

(2133): Concise Bible Dictionary, s. 448, Holman Bible Publishers, Nashville 1997 / Illustrated Pocket Bible Dictionary, s. 255, Holman Bible Publishers, Nashville 2004 / Friedrich Wilhelm Gesenius, Hebrew-Chaldee Lexicon to the Old Testament, s. 544, Baker Book House, Grand Rapids 1979 / Rella Israly Cohn, Yiddish Given Names, s. 244 – 245, The Scarecrow Press, Plymouth & Lanham & Toronto 2008

(2134): Tevrat, Nehemya, bölüm 6

(2135): Zuleika Rodgers – Margaret Daly-Denton – Anne Fitzpatrick McKinley, A Wandering Galilean: Essays in Honour of Seán freyne, s. 93, Brill Publishing, Leiden & Boston 2009 / Menachem Mor – Friedrich V. Reiterer, Samaritans: Past and Present, Oded Tammuz, “Will the Real Sanballat Please Stand Up?”, s. 51 – 55, De Gruyter Verlag, Berlin & New York 2010 / Philip R. Davies, Rethinking Biblica Scholarship, s. 108, Routledge Publishing, New Yok 2014

(2136): Michael C. Howard, Transnationalism in Ancient and Medieval Societies, s. 41, McFarland & Company Publishing, Jefferson 2012 / Denny Rose – Rowan Allen, Ancient Civilizations of the World, s. 261 – 264, Ed – Tech Press, Essex 2019

(2137): Tevrat, Nehemya, 1:1 – 11

(2138): Tevrat, Nehemya, 2:1 – 3

(2139): Tevrat, Nehemya, 2:4 – 5

(2140): Tevrat, Nehemya, 2:6 – 8

(2141): Tevrat, Nehemya, 2:9

(2142): Tevrat, Nehemya, 2:10

(2143): Tevrat, Nehemya, 2:11 – 16

(2144): Tevrat, Nehemya, 2:17 – 18

(2145): Tevrat, Nehemya, 2:19 – 20

(2146): Tevrat, Nehemya, 3:1 – 16

(2147): Tevrat, Nehemya, 3:17 – 21

(2148): Tevrat, Nehemya, 3:22 – 26

(2149): Tevrat, Nehemya, 3:27 – 32

(2150): Tevrat, Nehemya, 4:1 – 3

(2151): Tevrat, Nehemya, 4:4 – 5

(2152): Tevrat, Nehemya, 4:6

(2153): Tevrat, Nehemya, 4:7 – 9

(2154): Tevrat, Nehemya, 4:10 – 15

(2155): Tevrat, Nehemya, 4:16 – 23

(2156): Tevrat, Nehemya, 5:1 – 5

(2157): Tevrat, Nehemya, 5:6 – 12

(2158): Tevrat, Nehemya, 5:12 – 13

(2159): Tevrat, Nehemya, 5:14 – 16

(2160): Tevrat, Nehemya, 5:17 – 18

(2161): Tevrat, Nehemya, 6:1 – 4

(2162): Tevrat, Nehemya, 6:5 – 7

(2163): Tevrat, Nehemya, 6:8

(2164): Tevrat, Nehemya, 6:9

(2165): Tevrat, Nehemya, 6:10 – 13

(2166): Tevrat, Nehemya, 6:14

(2167): Tevrat, Nehemya, 6:15 – 16

(2168): Tevrat, Nehemya, 6:17 – 19

(2169): Tevrat, Nehemya, 7:1 – 3

(2170): Tevrat, Nehemya, 7:4 – 5

(2171): Babil Kralı Nebukadnezar’ın sürgün ettiği insanlar yaşadıkları ilden Yeruşalayim ve Yahuda’daki kendi kentlerine döndüklerinde, sürgünden dönen İsrailliler’in sayıları ve isimlerinin tam listesi için bkz. Elinizdeki kitabın “Hz. Esther (as)” bölümü

(2172): Tevrat, Nehemya, 8:1 – 3

(2173): Tevrat, Nehemya, 8:4 – 6

(2174): Tevrat, Nehemya, 8:7 – 12

(2175): Tevrat, Nehemya, 8:13 – 18

(2176): Tevrat, Nehemya, 9:1 – 4

(2177): Tevrat, Nehemya, 9:38

(2178): Tevrat, Nehemya, 10:1 – 27

(2179): Tevrat, Nehemya, 10:28 – 39

(2180): Tevrat, Nehemya, 11:1 – 2

(2181): Tevrat, Nehemya, 11:3 – 36

(2182): Tevrat, Nehemya, 12:1 – 11

(2183): Tevrat, Nehemya, 12:27 – 30

(2184): Tevrat, Nehemya, 12:31 – 39

(2185): Tevrat, Nehemya, 12:40 – 43

(2186): Tevrat, Nehemya, 12:44 – 45

(2187): Tevrat, Nehemya, 13:1 – 3

(2188): Tevrat, Nehemya, 13:4 – 5

(2189): Tevrat, Nehemya, 13:15 – 22

(2190): Tevrat, Nehemya, 13:23 – 28

(2191): Tevrat, Nehemya, 13:30 – 31

(2192): Babil Talmudu, Sanhedrin 38 a

(2193): Yesaya ben Mali, Tevrat’ın Nehemya bölümünün tefsiri, 12. yüzyıl

(2194): Babil Talmudu, Baba Batra 15 a

(2195): Tevrat, Nehemya, 6:14

(2196): Eugene Ulrich – John W. Wright – Robert Peter Carroll – Philip R. Davies, Priests, Prophets and Scribes, Robert Peter Carroll, “Coopting the Prophets: Nehemiah and Noadja”, s. 90, Journal for the Study of the Old Testament (JSOT), Supplement Series 149, Sheffield 1992

(2197): age, s. 95

(2198): Thomas Staubli, Begleiter durch das Erste Testament, s. 293, Patmos Verlag, Düsseldorf 1997

(2199): Irmtraud Fischer, Gotteskünderinnen – Zu Einer Geschlechterfairen Deutung des Phänomens der Prophetie und der Prophetinnen in der Hebräischen Bibel,  s. 265, Kohlhammer Verlag, Stuttgart 2002

(2200): age, 269

(2201): Tevrat, Nehemya, 13:23 – 28

(2202): Ulrike Bail – Renate Jost, Gott an den Rändern – Sozialgeschichtliche Perspektiven auf die Bibel, Rainer Kessler, “Miriam und die Prophetie der Perserzeit”, s. 64 – 68, Kaiser Verlag, Gütersloh 1996

(2203): age, s. 69 – 72

(2204): Thomas Willi, Juda – Jehud – Israel: Studien zum Selbstverständnis des Judentums in Persischer Zeit, s. 85, Mohr Siebeck Verlag, Tübingen 1995

(2205): Tamara C. Eskenazi, Out from the Shadows – Biblical Women in the Postexilic Era, s. 41, Journal for the Study of the Old Testament (JSOT), Sheffield 1992

     SEDİYANİ HABER

     13 NİSAN 2020

Hayatın anlamını düşünerek yol alırken karanlık bir meçhule doğru
gözlerimde hüzün, kalbimde kırgınlık arşınlarken gücü tükenmiş adımlarımı
bir yeraltı şehri keşfettim Batman Çayı’nın kenarında
topraktan yapılmış piramitlerin altında
gidip gezmek istedim o şehrin sokaklarında
evlerine misafir olmak istedim toprak altında kalmış medeniyetin
bir şehir ki, kadim mi kadim
bir şehir ki, aman da aman, büyük mü büyük
bir mahallesi Şuruppak, taş tabletlere çivi çakıyorlardı bilge erkekler
bir mahallesi Hattuşaş, buğday ekerek tarım yapıyorlardı elleri nasırlı çiftçiler
bir mahallesi Sayda, mor renkli kumaşlar dikiyorlardı hünerli terziler
bir mahallesi Vaşşuganni, sacda ekmek pişiriyorlardı şiir kokulu kadınlar
evlerine konuk oldum insanların gizemli yeraltı şehrinde
çay ve kek ikrâm ettiler bana dut ağacından yapılmış tepsilerde
ama saklı gerçekleri göstermediler
gizlediler
“ilim bildiklerindir, hikmet ise saklı olan”
dedi ak sakallı yaşlı bir bilge buram buram tüten çayından bir yudum alarak
ama hepsi orda, biliyorum, hepsi orda
Ahura Mazda’nın unutulmuş buyrukları
Mani’nin hümanist öğretileri
Kutsal Ahit Sandığı
ölümsüzlük iksirini taşıyan ıhlamur ağacı
kayıp Nasıra, unutulan Petra, yakılan İskenderiye
hepsi orda
kadın peygamberlere inen vahiyler
Deborah’ın, Miryam’ın, Nadya’nın, Hulda’nın anaerkil şeriâtı
Hatice’nin yarım kalan devrimi
biliyorum hepsi orda
erken ölümler, ahhh, erken gelen ölüm
Ortadoğu’nun tam değişecekken artık hiç değişmeyecek olan acınası kaderi
korkmuyordum ama artık ben, sen vardın diye
sen tuttun ya ellerimden, Fenike kızı Yelizabel
başını koydun ya göğsüme
okşadım ya ipek saçlarını
ey sanat ve edebiyat kokan kadınım
korkmuyordum.
 
(“Fenike Kızı Yelizabel” şiirinden, İbrahim Sediyani)
*
728 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Kadın Peygamberler – 32

  1. Denis Ojalvo (Şalom Gazetesi) dedi ki:

    Değerli İbrahim Bey,

    Yazdıklarınızı ilgiyle okuyorum. TANAH elimin altında ama sizin yaptığınız gibi yapmaya bir türlü zaman bulamadım. Yaradan kısmet ederse BEREŞİT’ten itibaren okumaya başlayacağım.

    32.ci bölümde ismine atıfta bulunduğunuz NEHEMYA isminin anlamı “Tanrı’nın (verdiği) tesellisi”dir. NHM kökü (naham) teselli etmek anlamındaki comfort’tur. Konfor veya rahatlık anlamındaki comfort değildir. Bu fiilin isim hali NEHAMA’dır.

    Güzel çalışmanızın ve Yahudi kültürel mirasını geniş toplumla paylaşma gayretlerinizin devamını dilerim.

    Sağlıcakla.

    Denis Ojalvo

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir