Avrupa Tarihinde Gizlenen ve Bilinmeyen 112 Yıllık Deizm – Dîncilik Savaşları

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

     (Yeni çıkan ve 8. kitabım olan “Frizya ve Günümüzde Frizler” adlı kitabım, ne yazık ki koronavirüs nedeniyle hayatın durduğu bir zaman dilimine denk geldi. Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır vardır.

     Bir Kitap Yayınları arasında çıkan kitabıma Hollanda’da ve Frizya’da benim de beklemediğim muazzam bir ilgi oluşmuş durumda. Son birkaç gündür, Hollanda ve Frizya’da Hollanda resmî dili Flamanca yayın yapan medya organlarında ve Frizce anadilde yayın yapan medya organlarında ardı ardına haber ve yazılar yazılıyor. Hollanda ve Frizya medyası, yeni çıkan kitabımı, “Frizya ve Frizler hakkında Türkiye’deki ilk kitap” başlığıyla ülke kamuoyuna duyurdular. Benimle iletişime geçip, kitabımı isteyen gazeteler ve kurumlar da var. Merak ediyorlar ve incelemek istiyorlar. Muhtemelen kendi dillerine çevirecekler. Ancak kitap henüz benim de elime geçmiş değil ve koronavirüs nedeniyle Türkiye’den yurtdışı kargo işlemleri sıkıntılı olduğu için, bu taleplerine olumlu karşılık veremiyorum ne yazık ki.

     Kitap, Frizya coğrafyası ve Friz halkı ile ilgili Türkçe olarak yazılmış ve Türkiye’de yayınlanmış ilk kitap özelliğine sahip. Türkiye’de bugüne dek bu konu hakkında kaleme alınmış bir tane dahi çalışma bulunmuyor.

     Kitabın içindeki bir bölümü, hem ilginç bir tarihi sizlerle paylaşmak ve hem de kitabın tanıtımı ve içeriği hakkında bilgi vermesi için makaleleştirip siz sevgili okurlarla paylaşmak istiyorum. – İ. S.)

     * * *

     Friz halkı, Merkezî Avrupa bölgesinin en son Hristiyanlaştırılmış halkıdır. (1) Frizler’in Hristiyanlaştırılması Frankonya İmparatorluğu döneminde, 688 tarihinde başlar ve 800 yılında tamamlanır. (2) Almanlar’ın, Hollandalılar’ın ve Danimarkalılar’ın zorla Hristiyanlaştırmak için defalarca saldırdığı ve baskı altına aldığı Frizler, Hristiyanlaşmamak için yüzyıllarca savaşırlar. (3) Ancak sayıca ve silahça güçsüz olan Friz halkı bu savaşların neticesinde yenilgiye uğrar. Hristiyanlık’tan önce Frizler’in herhangi bir dînî inançları yoktu, dînsizdiler. (4)

     Frizler’in bugünkü Frizya coğrafyasını yurt edinmesi, takriben M. Ö. 5. yy’a dayanmaktadır. (5) Kuzey taraflarından, İskandinavya topraklarından buraya geldikleri tahmin edilmektedir. (6)

     Bu düşünceyi destekleyen iki şey mevcut: Birincisi, Frizler’in tarihte kendi savaşçılarını “Viking” sıfatıyla isimlendirmeleri, ikincisi ve daha güçlüsü ise, Frizce’nin Danca ve Norveççe’ye, özellikle de Danimarkalılar’ın konuştuğu Danca’ya olan şaşırtıcı benzerliğidir. (7)

     İskandinavya’nın güney bölgelerinden gelip bugünkü Danimarka, Almanya ve Hollanda’nın Kuzey Denizi (Friz. Noardsee; Flm. Noordzee; Alm. Nordsee; Dan. Nordsøen) kıyıları boyunca yayılmış bir kavimdir, Frizler.

     Bu büyük göç esnasında, ilk yerleştikleri mıntıka, bugün Hollanda’nın Lahey (Flm. Den Haag) şehrine bağlı bir ilçe olan ve 1320 km uzunluğundaki Ren (Flm. Rijn; Alm. Rhein) Nehri’nin denize döküldüğü nokta olan Katwijk’tir. Katwijk, Frizler’in İskandinavya’dan göç edip bugünkü anayurtlarına geldikten sonra ilk yerleştikleri mıntıkadır. (8)

     Keltler’i bu bölgeden süren Frizler, daha sonra buradan gerisin geri giderek, Hollanda’nın bugünkü Kuzey Hollanda (Flm. Noord – Holland), Frizya (Flm. Friesland) ve Groningen illeri topraklarına dağılmışlardır.

     Frizyalılar’dan bahseden en eski yazılı belge, M. Ö. 325 tarihine ait. Yunan coğrafyacı ve denizci Masalyalı Pitéas (M. Ö. 380 – M. Ö. 310), ölümünden 15 yıl önce, M. Ö. 325 yılında bugünkü Frizya topraklarına ve Kuzey Denizi kıyılarına ulaşır. Günümüzde Alman Körfezi (Alm. Deutsche Bucht) olarak da isimlendirilen Doğu Frizya (Almanya Frizyası) ve Kuzey Frizya (Almanya ve Danimarka Frizyası) topraklarından Norveç’in güney topraklarına kadar olan bölgeyi Kuzey Denizi kıyıları boyunca gezip dolaşan Masalyalı Pitéas, kaleme aldığı notlarında Friz Adaları’ndan ve özellikle kıyıya uzak Helgoland Adası’ndan söz etmektedir. (9)

     Romalı tarihçi ve siyasetçi Gaius Cornelius Tacitus (56 – 120) da, Ren Nehri ağzında iki bölüme yerleşmiş bir kavimden bahseder ve bu kavmin ismini “Frisii” olarak kaleme alır. Ancak tarihçi Tacitus, “Frisii” ismiyle bahsettiği bu topluluğun Cermen ırkına mensup bir topluluk olduğunu kaydetmektedir. (10)

     O dönem kaynaklarına bakıldığında, Frizler’in ilk anayurtlarının “iki nehir arası” (Eski Yunanca’daki klasik tabirle “Mezopotamya”) olduğu, bu nehirlerin Ren (Rijn, Rhein) ile Ems nehirleri olduğu görülecektir.

     ■ ROMA İMPARATORLUĞU’NUN İŞGALİ ALTINDA FRİZYA VE FRİZLER’İN GÖRDÜĞÜ İNSANLIKDIŞI ZÛLÜMLER VE KORKUNÇ KATLİÂMLAR

     Roma İmparatoru Gaius Julius Caesar (M. Ö. 100 – M. Ö. 44) döneminde Romalılar Galya topraklarını ele geçirdiler ve Roma İmparatorluğu’nun kuzey sınırları Ren Nehri’ne kadar uzandı. Böylece Romalılar, M. Ö. 58 – M. Ö. 50 yılları arasında Frizler’e komşu oldular. Irmağın öte yakasında Frizler yaşıyordu. (11)

     Kuzey sınırlarını Ren (Flm. Rijn; Alm. Rhein) Nehri’ne kadar genişleten Romalılar, imparator Gaius Octavius Augustus (M. Ö. 63 – M. S. 14) döneminde gözünü bu kez daha kuzeydeki (günümüzde Hamburg şehrinin içinden de geçen) Elbe (Alm. Elbe; Çek. Labe) Nehri’ne diktiler. Bu, Frizya ülkesinin ilhak edilmesi amacını ifade ediyordu. (12)

     Romalılar, M. Ö. 28 yılından başlayarak, M. S. 14 yılına kadar Frizya’ya sürekli olarak saldırıp rahatsız ettiler. Romalı tarihçi Tacitus’un naklettiğine göre, Romalılar Frizya topraklarını Romalı komutan Nero Decimus Claudius Drusus Germanicus (M. Ö. 38 – M. Ö. 9) öncülüğünde, M. Ö. 12 yılında ele geçirirler. (13)

M. S. 70 yılına ait bir Kuzeybatı Avrupa haritası. Haritada gösterilen bölgelerde yaşayan kavimlerin isimleri mavi ve kırmızı kalemle yazılmıştır. Mavi renkle yazılanlar Kelt topluluklar, kırmızı renkle yazılanlar Cermen topluluklardır. “Frisii” olarak okuduğunuz kavim, bugünkü Frizler’dir.

     Romalı tarihçi ve siyasetçi Tacitus, bu tarihten önce Frizler’in Frizya topraklarında barış ve huzur içinde yaşadıklarını teslim etmekte, Romalılar’ın işgalinden sonra Frizler’in huzurlarının ve can güvenliğinin kaybolduğunu bir Romalı tarihçi ve siyasetçi olarak cesur bir biçimde kaleme almaktadır. (14)

     Romalı tarihçi Tacitus’un aktardığına göre, Roma işgalinin daha ilk yılında Frizler, işgalci Romalılar’dan 400 lejyoneri ve 900 işgalci sivili öldürdüler. Hatta tarihçi Tacitus, şu satırları kaleme almıştır: “O insanüstü direnişten ve büyük Roma gücüne indirdikleri ağır darbelerden beri, Friz ismi Romalılar’ın kalbine korku salmıştı. Frizler’in adının zikredilmesi bile Romalılar’ı korkutmaya yetiyordu.” (15)

     Frizya’yı işgal eden Romalılar, yerli Friz halkını çok ağır vergilere tabi tutmuştu. Direnişçilere karşı çaresiz kalınca, sivil halkını ağır vergiler ile cezalandırma yoluna başvurmuştu. Verginin ne olduğunu da belirtelim ayrıca (zirâ öğrenince çok şaşıracaksınız): Aile başına 2 inek… Meşhur Frizya inekleri… Dünyaca meşhur Frizya ineklerinden her aile 2 tane “vergi” olarak ödeyecek!.. (16)

     Ancak Frizler, hakikaten oldukça onurlu ve izzetli çıkarlar: İşgale direndikleri gibi, vergiye karşı da direnirler. Roma İmparatorluğu “Vergi olarak her Friz ailenin 2 inek ödemesi gerektiğini” yasal olarak kanun şeklinde çıkartmış ve yürürlüğe koymuş olmasına rağmen, Frizler vergi ödemeye yanaşmazlar; yani canları gibi sevdikleri ve yaşamlarının bir parçası saydıkları sevimli ve tombiş siyah – beyaz Frizya ineklerini bağışlamazlar işgalci Roma devletine.

     Bu direnç, Romalılar’ın daha da zalimleşmesine ve gaddarlaşmasına yol açar. Roma İmparatoru Tiberius Iulius Caesar Divi Augusti Filius Augustus (M. Ö. 42 – M. S. 37) döneminde Roma İmparatorluğu’nun aldığı karar şudur: “Frizler’in kadınları ve çocukları esir edilip köle olarak satılacak, Friz köylülerinin elindeki bütün inekler alınacak ve bu inekler kesilecek, buna direnmeleri halinde Frizler topraklarından sürülecek ve kalanlar soykırıma uğratılacak.” (17)

     Romalılar bu kararları en acımasız bir biçimde hayata geçirdiler. Frizler’in kadınlarını ve çocuklarını esir edip köleleştirdiler. “Köle pazarları” kurdular ve Friz kadın ve çocukları köle olarak sattılar. Friz köylülerinin elindeki bütün inekleri aldılar ve ele geçirdikleri bütün siyah – beyaz Frizya ineklerini boğazladılar. (18)

     Buna karşı onyıllarca direnen Frizler, en büyük ayaklanmalardan birini M. S. 29 yılında gerçekleştirdiler. Tarihe Baduhennaskoven Savaşı (Friz. Baduhennaskoven Oarloch; Lat. Baduhennaskoven Bellum) olarak geçen bu savaşta Frizler Romalılar’ı ağır bir yenilgiye uğratırlar. Bu yenilgiden sonra Romalılar Frizler’den ciddi anlamda korkmaya başlarlar. Saldırı ve zûlümlerine son vermek zorunda kalırlar. (19)

     Frizler özgürlüklerini kazanırlar ve Roma’dan bağımsızlığını ilan ederler. 47 yılında imzalanan Corbulo Antlaşması (Friz. Corbulo Ferdrach; Lat. Tractatus Corbulo) ile Frizya’nın bağımsızlığı tanınır ve Ren (Flm. Rijn; Alm. Rhein) Nehri, Frizler ile Romalılar arasındaki sınır olarak belirlenir. (20)

     Bugün bile en meşhur Friz özdeyişlerinden biri olan “Lever duad as slav” (Köle olmaktansa ölü olmak), işte bu tarihî direniş neticesinde doğmuştur. Bu söz, Roma’ya karşı ayaklanan Friz savaşımcılarının ve devrimcilerinin sloganıydı: “Lever duad as slav”; yani “Köle olmaktansa ölü olmak” (daha iyidir). (21)

     ■ KAVİMLER GÖÇÜ VE DENİZ SULARININ YÜKSELMESİ NETİCESİNDE FRİZYA’NIN BOŞALTILMASI

     Tarihsel kaynaklar, 2. – 5. yy’lar arasında Frizya coğrafyasının neredeyse tümüyle boşaltıldığını ve bu topraklarda hemen hemen hiç insan yaşamadığını kaydetmektedir. (22)

     Bunun başlıca iki sebebi vardır:

     1 – Doğa olayları. 2. – 3. yy’larda Kuzey Denizi (o zamanki ismi Frizya Denizi) sularının taşması ve Frizya coğrafyasının büyük bölümünün sular altında kalması. (23)

     2 – Kavimler göçü. 376 – 568 yılları arasında Avrupa’ya yapılan şiddetli kavimler göçü, Ren, Ems ve Elbe havzalarındaki demografiyi de önemli oranda değiştirmiştir. (24)

     Biri ekolojik biri sosyolojik olan bu iki hadiseden dolayı Frizya coğrafyası, denilebilir ki, 2. yy’dan 5. yy’a kadar, yani 300 yıl gibi uzun bir süre “sükûnet dönemi” yaşamıştır.

     Bu “sükûnet dönemini” ilginç olmasının yanında bir de “gizemli” kılan nokta ise, Friz Tarihi’nde de bu 300 yıllık dönemle ilgili elde doğru dürüst bir bilgi ve belge bulunmamasıdır. Tarihçiler bile bu dönemde Frizler’e ne olduğu veya ne yaptıkları konusunda tatminkâr bir bilgiye sahip değildirler.

     ■ FRİZYA TARİHİNDE 300 YILLIK BOŞLUK VE CEVABI HÂLÂ BİLİNMEYEN SORU: FRİZLER NEREYE KAYBOLDULAR?

     Frizya tarihinin 2. – 5. yy’lar arası dönemi, yukarıda da bahsettiğimiz üzere, hakikaten “gizem” doludur. Zira bu dönemde ortadan kaybolan bir kavim vardır. Ve ortadan kaybolan bu millete ne olduğu, nereye kayboldukları, kendilerine ne olduğu, ne yaptıkları ile ilgili elde herhangi bir bilgi ve belge de mevcut değildir.

     Biri ekolojik biri sosyolojik olan iki hadiseden (Kuzey Denizi’nin taşması ve Kavimler Göçü) dolayı Frizya coğrafyası, denilebilir ki, 2. yy’dan 5. yy’a kadar, yani 300 yıl gibi uzun bir süre “sükûnet dönemi” yaşamıştır. Friz Tarihi’nde bu 300 yıllık dönemle ilgili elde doğru dürüst bir bilgi ve belge yoktur. Tarihçiler bu dönemde Frizler’e ne olduğu veya ne yaptıkları konusunda tatminkâr bir bilgiye sahip değildirler. (25)

     Frizler’in bu dönemi, bize tıpkı Balkanlar’daki İlliryalılar’ı hatırlatmaktadır. İllirya ülkesi ve İlliryalılar da tıpkı Frizler gibi birdenbire ortadan kaybolmuşlardır. (26)

    Frizyalılar ile İlliryalılar’ın bu durumları arasında tıpatıp bir benzerlik var. Birincisi; her iki ülkenin ve ulusun “kayıp dönemi” aynı süre: 300 yıl… Frizya’nın 2. – 5. yy’lar arası, İllirya’nın 6. – 9. yy’lar arası. İkincisi; her iki ülkenin ve ulusun da bir “doğal âfet” sonucu ortadan kaybolmaları. Frizyalılar deniz taşması, İlliryalılar deprem (27).

     Bilim ve Tarih, Frizler’le ilgili şu iki sorunun cevabını hâlâ arıyor ve bulabilmiş değil:

     1 – Frizler’e ne oldu? Kuzey Denizi suları taşınca ve Frizya toprakları tümüyle sular altında kaldıktan sonra Frizler nereye kayboldular? Bir kavim, bir ulus, tümüyle deniz suları altında kalıp boğuldu ve böylece tamamen dünyadan yok mu oldu, yoksa başka bir yere mi hicret ettiler? Eğer göç ettilerse – ki denizin taşması bir günde aynı anda olan bir hadise olmadığına göre, böyle olması lazım – nereye göç ettiler? Neden başka bir yerde izlerine rastlanmadı? Eğer başka topraklara göç ettilerse, orda izlerine rastlanması lazım. Ancak başka yerde Frizler’den hiçbir iz yok! Tümüyle deniz altında kalmayacaklarına göre, nereye gittiler, nereye kayboldular?

     2 – Bugünkü Frizler, tarihsel kaynaklarda “Frisii” olarak geçen o kavmin devamı mı, yoksa bambaşka bir kavim mi? Şimdiki Friz halkı, o Friz kavminin torunları mı, yoksa o Frizler tamamen ortadan kayboldular da, bu Frizler farklı bir kavim mi?

     Bugünkü Frizler, elbette ki o Frizler’in soyundan geldiklerine inanmaktadırlar. Mantıklı ve bilimsel olan da budur zaten. Ancak özellikle bazı Alman, Hollandalı ve Danimarkalı araştırmacılar ve tarihçiler o Frizler’in bambaşka bir kavim olup yok olduklarını, bugünkü Frizler’in onlarla bir alakalarının olmadığını iddiâ etmektedirler. Lakin bu iddiâlar tamamen “siyasî” olup, amaç, egemenlikleri altında tuttukları Frizya’yı ve Frizler’i tarihsel geçmişinden kopartmak, Frizler’in bu toprakların gerçek sahipleri ve yerlileri olmadığını kanıtlamak çabasıdır. Frizler üzerindeki Alman, Flaman ve Dan asimilasyon politikalarının bir dışavurumudur, bu söylemler.

     300 YIL SONRA FRİZLER YENİDEN TARİH SAHNESİNDE

     Kavimler Göçü (376 – 568) nedeniyle Frizya önemli değişikliklere uğramıştı.

     Takriben 450’li yıllardan başlayarak yeniden Friz yerleşimlerine, Friz köy ve kentlerine rastlıyoruz. Bu köylerin kusursuz güzellikte oluşu ve oldukça estetik bir stille kuruldukları da, göze çarpan bir diğer özellik.

6. yy’da Frizya kıyıları ve günlük yaşam

     500’lü yıllardan itibaren Frizler’in hatta küçük küçük federasyonlar halinde örgütlendikleri, “şehir devletçikleri” kurdukları gözleniyor. Hatta bu dönemde Frizler’in “millî bir kral”a sahip oldukları dahi kaydediliyor.

     6. yy’ın ortalarında, Frizler’in anayurdunun (Frizya) sınırları, güneyde bugünkü Belçika’nın Brügge (Flm. Brugge; Frsz. Bruges) kentine, batıda bugünkü Hollanda’nın Kuzey Denizi kıyılarına, doğuda bugünkü Almanya’nın Weser Nehri’ne, kuzeyde ise bugünkü Danimarka’nın güneybatı kıyılarına kadar uzanıyor. (28)

     ■ TARİHTEKİ EN BÜYÜK FRİZ İMPARATORLUĞU: “MAGNA FRISIA” (600 – 734)

     Yüzyıllar boyunca farklı devletlerin ve kavimlerin saldırısına uğrayan, çeşitli katliâmlara ve aklı almaz zûlümlere maruz kalan ve fakat hepsine karşı da direnmesini bilen Frizler, takvimler 600 yılını gösterdiğinde, tarihleri boyuncaki en büyük imparatorluklarını, en güçlü devletlerini kurarlar: Magna Frisia.

     Frizler artık kimliksiz ve savunmasız değildir. Zirâ bir devletleri vardır.

     Güçlü bir devlet.

     Magna Frisia. Büyük Friz İmparatorluğu.

Friz İmparatorluğu (600 – 734)

     600 – 734 yılları arasında varlığını sürdüren Friz İmparatorluğu (Friz. Fryske Ryk; Lat. Magna Frisia)’nun sınırları, güneyde bugünkü Belçika’nın Batı Flandre (Flm. West – Vlaanderen; Frsz. Flandre – Occidentale) ilinin merkezi olan Brügge (Flm. Brugge; Frsz. Bruges) şehri yakınlarındaki Zwin Millî Parkı’na, batı sınırları bu noktadan başlayarak bütün Kuzey Denizi (o zamanki ismi Frizya Denizi) kıyıları boyunca bugünkü Hollanda’nın Zelanda (Friz. Seelân; Flm. Zeeland) ili, Lahey (Friz. De Haach; Flm. Den Haag) ve Den Helder (Friz. De Helder; Flm. Den Helder) şehirlerine, doğu sınırları bugünkü Almanya’nın Bremen eyaletinin Bremerhaven şehrine kadar uzanıyordu. Kuzey sınırları ise baştan başa Kuzey Denizi sularıydı. (29)

     Haritada da rahatlıkla göreceğiniz üzere, Friz İmparatorluğu (600 – 734)’nun batı ve kuzey sınırları olduğu gibi Frizya Denizi (şimdiki ismi Kuzey Denizi) sularıdır. Dolayısıyla Frizler için “tehlike” ve “dış saldırılar”, her zaman için güney ve doğu cihetlerindendir. Oralarda ise Franklar ve Saksonlar yaşamaktadır. Yani bugünkü Fransızlar’ın ve Almanlar’ın ataları.

     Fransızlar’ın ataları güneyden, Almanlar’ın ataları da doğudan sürekli bir biçimde Frizler’i rahatsız etmektedirler.

    600 yılında Frizya İmparatorluğu kurulduğunda, “başkent” olarak Dorestêd şehri (bugünkü Utrecht ilinin Wijk bij Duurstede ilçesi) seçilmiştir. (30) Magna Frisia’nın başkenti olan Dorestêd, günümüzde 23 bin 392 nüfûslu küçük bir ilçedir ve Wijk bij Duurstede ismini taşımaktadır. (31) Hollanda’nın Utrecht iline bağlı bir ilçedir.

1841 – 42 yıllarında Hollanda’nın Utrecht ilinin Wijk bij Duurstede ilçesinde (Friz İmparatorluğu’nun başkenti Dorestêd) yapılan kazılarda bulunan ve Friz İmparatorluğu’na ait çeşitli imparatorluk eşyaları. Bu eşyalar bugün Utrecht Müzesi’nde muhafaza edilmektedir. (solda)
Dorestêd şehrinin “başkentlik tacı”, yapılan kazılarda bir çukurun içinde bulundu. Bu muhteşem “pay-i tahtlık tacı”, bugün Hollanda’da Leiden Eski Eserler Müzesi’nde sergilenmektedir. (sağda)

     Frizler tarafından kurulan bir yerleşim birimi olan Dorestêd (günümüzde Wijk bij Duurstede) kentinin, Friz İmparatorluğu’na başkentlik yapmaya başladığı 600 tarihinde 2500 – 3000 kişilik bir nüfûsa sahip olduğu kaydedilmektedir. (32)

     Tarım ve hayvancılıkla, artı balıkçılıkla uğraşan Frizler, güçlü bir ekonomiye sahipti. Ayrıca ticaret yollarının kavşak noktası olmalarından dolayı da Frizya kentleri büyük bir avantaja sahipti.

     Friz İmparatorluğu, para basan bir devletti ve “para birimi” vardı. Magna Frisia’nın para birimi, “Skeatta” idi. (33)

Friz İmparatorluğu’nun para birimi “Skeatta”

     Toplam 50 bin km²’lik geniş bir coğrafyaya hükmeden Friz İmparatorluğu’nun genel nüfûsunun 150 bin ilâ 200 bin arası olduğu nakledilmektedir. (34)

     600 – 734 tarihleri arasında varlık gösteren ve tam 134 yıl tarih sahnesinde kalan Friz İmparatorluğu, kuruluşundan yıkılışına kadar toplam 4 kral gördü. Friz kralları sırasıyla şunlardır:

     – Audulf (? – ?): Frizya’nın ilk kralıdır. Frizya İmparatorluğu’nun kurulduğu 600 yılından 630 yılına kadar Magna Frisia’yı yönetmiştir. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. (35)

     – Aldgillis (? – 680): Frizya’nın ikinci kralıdır. 650 yılından ölümüne kadar, tam 30 sene Frizya’yı yönetmiştir. (36)

     – Redbad (? – 719): Frizya’nın üçüncü kralıdır. 680 yılından ölümüne kadar 39 sene Frizya’yı yönetmiştir. (37)

     – Poppo (674 – 734): Frizya’nın son kralıdır. 719 yılından imparatorluğun yıkılışına ve kendi ölümüne kadar Frizya’yı yönetmiştir. (38)

Friz İmparatorluğu’nun ikinci kralı Aldgillis (solda) ve üçüncü kralı Redbad (sağda). Her iki kralı da Frizya millî bayrağı önünde resmedilmiş halleriyle görüyorsunuz. Bu bayrak, aynı zamanda günümüzde Hollanda’nın resmî ismi Frizya (Friesland) olan ilinin de bayrağıdır.

     Friz İmparatorluğu (Friz. Fryske Ryk; Lat. Magna Frisia), küçük küçük beylikler halinde örgütlenmiş Friz federasyonlarının 600 yılında “millî birlik”ini sağlamalarıyla kurulmuştu. İmparatorluğun ilk kralı, Audulf (? – ?)’tur. (39)

     Audulf, imparatorluğun kurulduğu aynı yıl Frizya’ya saldıran Franklar’a karşı Eastargoa’da (bugünkü Holllanda’nın Frizya ilinde, Kuzey Denizi kıyısındaki Oostergo) başarılı bir savaş verdi ve Kral II. Chlothar (584 – 629) yönetimindeki Franklar’ı geri püskürttü. (40)

     Tıpkı imparatorluğun kuruluşundan önce olduğu gibi, devletlerini kurduktan sonra Frizler sürekli komşu devletlerin ve kavimlerin saldırılarına uğradılar. Ülkenin batısı ve kuzeyi suydu, güvendeydi, ama güneyden ve doğudan sürekli taciz ediliyorlardı. Sebep ise dînseldir: Frizler Hristiyan değildir ve olmaya da niyetli değildir. Komşu devletler ve kavimler ise onları “Hristiyanlaştırmaya” çalışıyorlardı. (41)

     Kral II. Chlothar’ın ölümünden sonra Frank tahtına çıkan oğlu I. Dagobert (603 – 39), emrindeki Franklar’ı 630 yılında yeniden Frizler’in üzerine saldırttı. Franklar bu kez kuzeyden değil, güneyden saldırmışlardı. (42)

     Fryske Ryk (Friz İmparatorluğu)’in başkenti olan Dorestêd (bugünkü Wijk bij Duurstede) civarlarına kadar gelen Franklar, imparatorluğun başkenti Dorestêd’i ele geçirirler ve Dorestêd yakınlarındaki Utert (bugünkü Utrecht) kentinde bir kilise inşâ ederler. Bu, Frizya topraklarında kurulan ilk kilisedir. (43) (NOT: O dönemde Dorestêd / Duurstede başkent ve Utert / Utrecht ise kendisine bağlı bir ilçe. Bugün ise Utert / Utrecht il merkezi ve Dorestêd / Duurstede kendisine bağlı bir ilçe.)

     İmparatorluğun başkenti, tam 20 yıl Franklar’ın işgalinde kalır. 20 yıl sonra, Frizler büyük bir atak yaparak 650 tarihinde başkent Dorestêd ve yakınlarındaki Utert (Utrecht)’i tekrar kurtarırlar ve Franklar’ı geri püskürtürler. (44)

     Pay-i taht yeniden kurtarılınca, Frizler yeni krallarını seçerler ve bu, Aldgillis (? – 680) olur. (45) (NOT: Yukarıda Friz İmparatorluğu’nun 4 kralını, hangi tarihler arasında krallık yaptıklarıyla beraber vermiştik. Dikkat ederseniz, yukarıdaki krallık silsilesinde, 630 – 650 yılları arasında 20 yıllık bir boşluk vardır. İşte bunun sebebi budur. Pay-i taht işgal altında olduğu için, Frizler bu dönemde kralsız kalmıştır.)

     Savaşçı bir karaktere sahip olan 1. Friz Kralı Audulf’un aksine oldukça barışçı bir karaktere sahip olan, ayrıca devlet adamlığı ve siyaset gibi alanlarda müthiş kabiliyetli 2. Friz Kralı Aldgillis döneminde Frizler neredeyse – başta Franklar olmak üzere – tüm komşularıyla barış içinde yaşadılar. Kral Aldgillis, komşu devletlerin ve kavimlerin olası saldırılarını üstün diplomatik zekâsı ve devlet adamlığıyla önlüyordu. (46)

     Friz Kralı Aldgillis 680 yılında ölür ve tahta Redbad (? – 719) çıkar. (47)

     Frizler’in üçüncü kralı Redbad, halkı için oldukça kritik bir zamanda tahta çıkmıştı. Zira bu dönem, tamamı Hristiyan olan komşu devletlerin ve kavimlerin, bölgenin Hristiyan olmayan tek kavmi olan Frizler’i Hristiyanlaştırmak için her türlü entrikayı çevirdiği ve saldırılar düzenlediği bir dönemdir. (48)

     Redbad, bütün bir krallığı boyunca halkını “Hristiyanlık tehlikesine” karşı korumak için mesai harcamıştır.

     ■ FRİZLER HRİSTİYANLIK’TAN ÖNCE GERÇEKTEN PUTPEREST MİYDİ YOKSA DEİST Mİ?

     Alman ve Flaman kaynaklarında, Hristiyanlık’tan önce Frizler’in putperest olduğu yazılmaktadır. Hatta Almanya ve Hollanda’daki okullarda bile böyle öğretilmektedir. Pagan olduklarını ileri süren araştırmacılar da var. Ancak bunlar gerçeği yansıtmaktan uzak olup, daha çok “siyasî” nedenlerle ortaya atılmış görüşlerdir.

     Alman ve Flaman kaynaklarında Frizler’in Hristiyanlık’tan önce putperest veya pagan olarak resmedilmesinin sebepleri şunlar olabilir:

     1 – Hristiyanlık’tan önce putperest ve pagan olduklarını ileri sürerek, Frizler’in Hristiyanlık’ı seçmekle ne kadar “müspet” bir iş yaptıklarını kanıtlamak (!). Nitekim Frizler, zorla ve baskıyla, soykırım uygulanarak Hristiyanlaştırılmış bir kavimdir ve Batı Avrupa’nın en son Hristiyanlaştırılmış halkıdır.  (49) Onların Hristiyanlık’tan önce putperest ve pagan olduklarının ileri sürülmesi, Hristiyan yapmak için gerçekleştirilen zûlüm ve katliâmları aklama ve meşrû gösterme çabası olarak okunabilir.

     2 – Semavî dînlere mensup olanların, semavî dînlere mensup olmayan herkese “putperest” gözüyle bakma eğilimi. Bu eğilim, hem Hristiyanlar’da hem de Yahudîler’de ve Müslümanlar’da mevcut.

     Nitekim 1492’den başlayarak Kızılderili Kıt’âsı’nı işgal eden Hristiyan Beyaz Adam, topraklarını işgal ettiği ve soykırıma uğrattığı Kızılderililer’e de aynı gözle bakıyordu. “Putperest” olarak gördükleri Kızılderililer’e Hristiyanlık propagandası yapan ve onları zorla Hristiyanlaştırmaya çalışan Beyaz Adam’a ve papazlarına, Kızılderili Reisi Zitkala Ša (1876 – 1938)’nın tarihî ve müthiş bir cevabı vardır.

     Kızılderili reisi Zitkala Ša’nın, ekolojik yaşamlarını “ilkellik” ve doğa ile barışık dînî inançlarını da “putperestlik” olarak görüp Kızılderililer’i zorla Hristiyanlaştırmaya çalışan Beyaz Adam’a söylediği o muhteşem söz şudur:

     “Tabiâtın bahçelerinde küçük bir çocuk hayretiyle gezinirken, kuşların şakımasında, suların çağıldamasında ve çiçeklerin tatlı kokusunda Yüce Yaratıcı’nın fısıltılarını duyarım. Siz buna putperestlik mi diyorsunuz?” (50)

     Nitekim Kızılderililer’in hiç de Beyaz Adam’ın iddiâ ettiği gibi “putperest” olmadıklarını, bugün bütün dünya bilmektedir. Hatta Kızılderililer’in dînî inançları ve Yaratıcı’ya duydukları doğal sevgi, dünya genelindeki Müslümanlar’ın, Hristiyanlar’ın ve Yahudîler’in dahi hayranlığını kazanmıştır.

     Frizler’in Hristiyanlık’tan önce putperest ve pagan olmadıklarının en önemli kanıtı, Hristiyanlık’tan önce pagan olan Romalılar’ın dînlerinden dolayı sürekli Frizler’e saldırmaları, dînî inançlarını değiştirmeleri için Frizler’e her türlü zûlmü ve hatta soykırım uygulamasıdır. (51) Daha Hz. İsa (as) doğmamışken, Romalılar Frizler’i dînlerini değiştirmeleri için katlediyor, kadınlarını ve çocuklarını köle yapıp köle pazarlarında satıyordu ki, biz bütün bu tarihi bir önceki bölümde anlatmıştık.

     Aynı dîne inanmadıkları için pagan ve putperest olan Romalılar’dan bütün bu zûlümleri gören Frizler, demek ki pagan veya putperest değildiler.

     Frizler Yaratıcı’ya inanıyorlardı ama dînsizdiler. Yani putperest olmadıkları gibi, ateist de değildiler. Frizler o dönem kendilerini itikadî anlamda nasıl tanımlıyorlardı, bunu bilmiyoruz, ancak Frizler’in o dönemki itikadî yapısına günümüz terminolojisinde “Deizm” deniyor.

Frizler’in komşu Haçlı devletlerin saldırılarından önce kendi topraklarında huzur içinde yaşadıklarını anlatan bir resim

     Frizler Allah’a (Tek Tanrı’ya, Yaratıcı’ya) inanıyorlar, fakat herhangi bir dîne inanmıyorlardı. Dînsiz bir topluluk idiler ama Yaratıcı’ya imân ediyorlardı. (52) Günümüz terminolojisiyle nitelemek gerekirse, “Deist” bir kavim idiler. Böyle olduğu için, hem Hristiyanlık’tan önce Romalılar tarafından, hem de Hristiyanlık’tan sonra Keltler ve Franklar (günümüzdeki Fransızlar’ın, Flamanlar’ın ve Almanlar’ın ataları) tarafından korkunç zûlümlere ve baskılara maruz kaldılar, akıl almaz işkenceler gördüler.

     Ne için yaptılar bütün bu akılalmaz zûlümleri? Bunca acıyı, zûlmü, köleleştirilmeyi, soykırıma tabi tutulmayı mazlum Friz halkı neden yaşadı? Bir tek “suçları” (!) vardı: Avrupa devletlerinin resmî dîni olan Hristiyanlık’ı benimsemediler, inanmak istemediler.

     Frizler ateist değildiler, Yaratıcı’ya inanıyorlardı. Hatta dûâ da ediyorlar, kendilerince Yaratıcı’ya ibadetlerini de yapıyorlardı. (53) Ancak Yaratıcı’ya inanmak yetmiyordu, soykırım ve tecavüzden kurtulmak için. İnsanoğlunun Yaratıcı’nın adını kullanarak kurduğu “Dîn”e de inanması gerekiyordu. Yaratıcı’nın çocuk doğurduğuna, bir oğlunun olduğuna ve onu insanlara “elçi” olarak yolladığına, gökten kitaplar gönderdiğine, yarattıklarının bir kısmına yine kendisinin yarattığı diğer toplulukları kılıçtan geçirmeyi emrettiğine, kadınlarını ve çocuklarını da köle yapmalarını istediğine, bunu yapmazlarsa sonsuza dek ateşte yakmakla tehdit ettiğine inanmaları gerekiyordu.

     Frizler bunlara inanmadığı için, erkekleri katliamdan geçiriliyor, kadınları ve çocukları köle yapılıyor, büyükbaş hayvanları boğazlanıyor, köy ve şehirleri yakılıp yıkılıyordu.

     ■ DEİST OLAN FRİZLER’İN ZÛLÜM VE SOYKIRIMA TABİ TUTULARAK ZORLA HRİSTİYAN YAPILMASININ İBRET VERİCİ TARİHİ

     Friz halkı, Merkezî Avrupa bölgesinin en son Hristiyanlaştırılmış halkıdır. (54) Frizler’in Hristiyanlaştırılması Frankonya İmparatorluğu döneminde, 688 tarihinde başlar ve 800 yılında tamamlanır. (55) Almanlar’ın, Hollandalılar’ın ve Danimarkalılar’ın zorla Hristiyanlaştırmak için defalarca saldırdığı ve baskı altına aldığı Frizler, Hristiyanlaşmamak için yüzyıllarca savaşırlar. (56) Ancak sayıca ve silahça güçsüz olan Friz halkı bu savaşların neticesinde yenilgiye uğrar. Hristiyanlık’tan önce Frizler’in herhangi bir dînî inançları yoktu, dînsizdiler. (57)

     Frizya coğrafyasında yaşayan Frizler, kılıçtan ve katliâmdan geçirilerek zorla Hristiyan yapılmış bir halktır ve Avrupa kıt’âsında Hristiyanlık dînine EN SON girmiş olan millettir. Avrupa kıt’asının en son Hristiyan’larıdırlar. Fakat gönüllü olarak bu dîni benimsememişler, Hristiyan olmamak için Hollandalılar’a, Almanlar’a ve Danimarkalılar’a karşı yüzyıllarca direnmişlerdir. Bu direnişlerinin sonucu olarak da katliâmdan hatta soykırımdan geçirilmiş, sonra da asimilasyon politikasıyla asimile edilmişler, anadilleri olan Frizce bile yasaklanmıştır.

     7. yy’ın sonlarında başlayıp bütün 8. yy. boyunca devam eden ve Avrupa tarihinin en karanlık ve kirli sayfalarından biri olup Avrupalılar tarafından özenle gizlenmeye çalışılan Friz – Haçlı Savaşları (688 – 800), korkunç kıyımların ve zûlümlerin işlendiği uzun bir süreç olmasının yanında, günümüz terminolojisiyle adlandırmak gerekirse, ilginçliklerle dolu Deizm – Teizm (Dîncilik) Savaşları’dır.

Balıkçılıkla geçimlerini sağlayan Frizler’in topraklarına nehirler üzerinden Haçlı akınlarını anlatan bir minyatür çalışması

     Hristiyanlık’ın Frizya topraklarına ilk girişi olan 688 tarihi, Frizler için bir dönüm noktasıdır. Frizler’in Hristiyanlaştırılması süreci, gerçek adı “Wippertus” olan Wessexli misyoner Aziz Wigbert (670 – 738)’in bu coğrafyaya ayak basmasıyla başlar. (58) Bu ünlü misyonerin kendine seçtiği ve bu şekilde tanındığı ismi olan “Wigbert”, kelime olarak “parlak savaşçı” anlamına gelir (“savaşçı” mânâsındaki “wig” sözcüğünün kökeni de “Viking” ismine dayanır (59)).

     Kendi döneminin en önemli Hristiyan misyonerlerinden biri olan Azîz Willibrord (658 – 739), bugünkü Katwijk aan Zee ağzına 690 yılında yanındaki 11 misyonerle birlikte iner. (60) “Hz. İsa adına” yolculuk yaptıklarını söyleyen ve kutsal bir dâvâ yüklendiklerini iddiâ eden bu misyonerlerin amacı, hemen her “kutsal dâvâ” gibi karanlık ve kirliydi. “Dînsel asimilasyonun” ve “Tanrı adına sömürgeciliğin” gönüllü neferleriydi, onlar.

     Bu ünlü misyonerler, kuzeydeki Frizya (Friz. Fryslân; Flm. Friesland) ülkesine gitmek niyetiyle buraya gelmişlerdi. O yıllar, Hollandalılar’ın, Almanlar’ın ve Danimarkalılar’ın kılıç zoruyla, saldırılar ve katliâmlar yaparak Frizler’i zorla “Hristiyanlaştırmaya” çalıştığı, Hristiyanlık dînini Frizya’ya yaymaya ve Friz halkını zorla Hristiyan yapmaya çalıştığı yıllardır. Ellerinde İncil’le dolaşan bu misyonerler de, Flaman, Alman ve Dan ordularının kılıçtan geçirdiği, Hristiyanlık inancını benimsemedikleri, Hristiyan olmak istemedikleri ve buna karşı direndikleri için katliâmdan geçirdiği, kadın – çocuk demeden soykırıma uğrattığı mazlum Friz halkına ellerinde İncil’lerle gidiyorlardı, onlara “Tanrı’nın (!) sözlerini” götürüyorlardı.

     ■ FRİZYA TARİHİNDE 112 YILLIK DEİZM – DÎNCİLİK MÜCADELESİ

     680 yılında tahta çıkan Friz Kralı Redbad (? – 719), ülkesine yönelik Haçlı saldırılarını durdurmak ve kendi halkının arasında Hristiyanlık’ın yayılmasını önlemek için, Franklar ile diğer Avrupa devletleri arasındaki anlaşmazlıkları ve Haçlılar arasındaki iç karışıklıkları kullanmaya çalışır. (61)

     Kısa bir süre için başarılı da olur. Ancak nereye kadar? Haçlılar, yani Hristiyan Avrupa devletleri, Frizler’i, yani Avrupa’da Hristiyanlık’ı kabul etmeye yanaşmayan tek kavim olan bu “kâfir” topluluğu kılıç zoruyla da olsa “imâna getirmek” için kutsal yemin etmişlerdi.

     Kilise, Haçlı savaşçılarına Cennet’te köşkler müjdeliyordu…

     Kilisenin papazları, öldürdükleri her “kâfir” Friz için Haçlı savaşçılarına Cennet’te 70 huri vaad ediyordu…

     Frizya’da işgal ettikleri her bahçe ve kuruttukları her nehir için Cennet’te altından nehirler akan bahçeler müjdeliyordu, Hristiyanlar’ın Tanrı’sı…

     Daha acıklı olan ise: Kiliselerini baştan aşağı putlarla ve ikonlarla donatan Hristiyanlar, hiçbir dünyevî güce tapınmayan Frizler’e “putperest” diyorlardı…

     689 yılında Friz İmparatorluğu (Friz. Fryske Ryk; Lat. Magna Frisia)’nun başkenti Dorestêd, Haçlılar tarafından işgal edilir. Ancak Frizler bu işgale karşı çetin bir direnişe geçerler. Deizm, Dîncilik’e karşı şiddetli bir direniş göstermişti.

     689 – 92 arası üç yıl süren Friz direnişi, sayıca ve silahça çok daha üstün olan Haçlı güçlerince kırılır.

     690 tarihinde vuk’u bulan Dorestêd Savaşı (Friz. Slach by Doarestêd; Flm. Slag bij Dorestad), Avrupa tarihinin en ilginç savaşlarından biridir. Kral Redbad (? – 719) komutasındaki Frizler savaşı kaybederler. Pippin II von Herstal (635 – 714) komutasındaki Franklar savaşı kazanırlar ve başkent Dorestêd (günümüzde Wijk bij Duurstede), Utert (günümüzde Utrecht) ve Fectio (günümüzde Vechten) kentlerini ele geçirirler. Bu savaştan sonra neredeyse Ren (Flm. Rijn; Alm. Rijn) Nehri’nin bugünkü Hollanda topraklarındaki havzası tümüyle Franklar’ın eline geçmiştir. (62)

     Bu savaştan sonra Frizya Kralı Redbad, Dorestêd’den çıkıp Utert’e (bugünkü Utrecht) yerleşir. Frizler arasında Hristiyanlık’ı yaymak için özel olarak görevlendirilmiş olan misyoner Azîz Willibrord, kilise tarafından 695 yılında “Frizya metropoliti” olarak atanır. (63)

     ■ FRİZYA PRENSESİ THİADSVİND’İN ZORAKİ EVLİLİĞİ

     Beyaz Adam, Kızılderili reisleriyle “evlilik yoluyla akrabalık kurarak” yürürlüğe koyduğu sinsî politikaları, 1492’den yüzyıllar önce Avrupa içinde, Frizya’da başlatmıştı. Frizya Kralı Redbad’ı savaşlarda yendikleri halde yine de arzu ve isteklerine boyun eğdiremeyen Haçlı güçleri, bu istek ve arzularını O’na kabul ettirebilmek için kendisiyle bir yakınlaşma, yakınlık kurmaya çalışırlar. Bunun da en iyi yolu, tabiî ki evlilik.

     Savaşı kazanan ve Frizya’yı işgal eden Frank Kralı Pippin II von Herstal, savaşı kaybeden ve ülkesi işgal altında olan Friz Kralı Redbad’ın kızını oğluna ister. Redbad için kabullenmesi zor ve hatta onur kırıcı bir istektir bu, ama yoğun baskılara dayanamaz ve neredeyse 15 yıl boyunca reddedip geri çevirdiği bu teklife sonunda “Evet” demek zorunda kalır. (64)

     711 yılında Utert (şimdiki Utrecht) kentinde görkemli bir düğün vardır. Bu düğün, Friz Kralı Redbad’ın güzel kızı Thiadsvind (677 – ?) ile Frank Kralı Pippin II’nin ikinci oğlu Grimoald II (680 – 714)’nin düğünüdür. (65) (NOT: Frizya’nın güzel prensesi Thiadsvind, gelin olduktan sonra Hristiyan’laştırılmış ve ismi de Theodelinda yapılmıştır.)

Frizya Prensesi Thiadsvind

     Düğün vesilesiyle imzalanan tek kâğıt, gelinle damadın nikâhı değildi. İmzalanan bir diğer kâğıt daha vardı ve o daha önemliydi: Frizler ve Franklar arasında “barış antlaşması”. Bizzat Friz Kralı Redbad (gelinin babası) ile Frank Kralı Pippin II (damadın babası) arasında ve düğünde imzalanan bu barış antlaşmasına göre, Frizler ve Franklar artık birbirlerine saldırmayacaklardı (66) … Gerçi Frizler’in kimsenin toprağına saldırdığı yoktu; Frizya’yı işgal edip Frizler’e saldıran, kadınlarını ve çocuklarını katleden, dillerini yasaklayan ve bir de zorla dînlerini kabul ettirmeye çalışanlar Franklar idi ama olsun, “Barış Süreci” denen şey hep böyle oluyordu zaten.

     Gelgelelim, güzel prenses Thiadsvind’in evliliği, sadece 3 yıl sürer. Çünkü düğünden üç yıl sonra, 714 yılının Nisan ayında bugünkü Belçika’nın Liège (Flm. Luik; Frsz. Liège) kentinde Franklar ile Fransızlar arasında vuk’u bulan savaşta hem Frank Kralı Pippin II, hem de oğlu Grimoald II öldürülürler. (67) (Thiadsvind’in kocası ve kayınbabası)

     Hem dünürünün hem damadının (Frank Kralı ve oğlu) öldürülmesini büyük bir fırsat olarak gören Friz Kralı Redbad, kendi halkını ve ülkesinin gücünü yeniden toparlamaya ve Frank işgaline karşı örgütlemeye, uğursuz Hristiyan misyonerlik faaliyetlerini sekteye uğratmaya çalışır. (68)

     Frank Kralı Pippin ve oğlu Grimoald savaşta ölünce, üç yıl önce düğünde aralarında imzaladıkları “barış antlaşması” da hükmünü yitirmişti.

     Devletini ve ordusunu yeniden toparlayan Friz Kralı Redbad, Franklar’a karşı muhteşem bir saldırı başlatır. Cesur bir şekilde, kendilerinden kat be kat daha üstün olan Frank İmparatorluğu’na saldırır. Hem de Frizya’nın dışında, bizzat Frank Devleti’nin içinde, Franklar’ın üzerine doğru. (69)

     716 yılında bugünkü Almanya’nın Kolonya (Alm. Köln) kentinde vuk’u bulan Köln Savaşı’nda Frizler ile Franklar karşı karşıya gelirler. (70)

     Redbad (? – 719) komutasındaki Frizler, bu savaşta Karl Martell (688 – 741) komutasındaki Franklar’a karşı büyük bir zafer kazanırlar. Bu savaş neticesinde Frizler, yaklaşık 20 yıldır Franklar’ın ele geçirdiği ve işgalleri altında tuttuğu bütün Frizya topraklarını geri alırlar, tekrar özgürleştirirler. (71)

     Savaşın kazananı olan Friz ordusu, Frank İmparatorluğu’nun önemli beyliklerinden olan Neustrien ve Raganfrid ile birer anlaşma yapmış, savaş bittikten sonra da Friz ordusu Frizya’ya sayması bile güç olan büyük bir ganimet ile geri dönmüştür.

     Bu büyük zafer, Friz Kralı Redbad’ı cesaretlendirir ve üç yıl sonra yeniden saldırmak için planlar ve hazırlıklar yapmaya başlar. Büyük bir ordu seferber eder. Ancak kendisi devamını göremez. Zirâ Friz Kralı Redbad, 719 yılının Sonbahar mevsiminde hastalanarak yatağa düşer ve günlerce hasta yattıktan sonra ölür. (72)

     Frizya’nın 3. kralı Redbad (? – 719) öldükten sonra, yerine Frizya’nın 4. ve son kralı Poppo (674 – 734) tahta çıkar. Tarih, 719. (73)

     Tarih, “ters yönde” tekerrür eder ve bu sefer de Franklar Friz Kralı Redbad’ın ölümünü fırsat bilerek yeniden Frizya’ya saldırır ve Redbad’ın ölümünden sadece bir yıl sonra, 720 yılında Frizya’yı tekrar işgal ederler. (74)

     ■ FRİZYA İMPARATORLUĞU’NUN YIKILIŞI

     733 yılında Karl Martell komutasındaki Franklar, 17 yıl önceki ağır yenilginin intikamını almak için Frizya İmparatorluğu’na karşı büyük bir saldırı başlatırlar. Beklenmedik bu saldırı neticesinde Friz ordusu tâ Kuzey Denizi kıyısındaki Eastargoa’ya (bugünkü Oostergo) çekilmek zorunda kalmıştır. (75)

     Bu büyük saldırıyla Frizya – bugünkü Hollanda’nın neredeyse güney yarısına tekabül eden – büyük bir coğrafyayı elinden çıkarmak zorunda kalmıştır.

716 tarihinde Frizya İmparatorluğu

     Bu saldırıdan sadece bir yıl sonra, 734 yılında Frizya İmparatorluğu’nun yıkılışına sebep olan Boarn Savaşı (Friz. Slach oan de Boarn; Flm. Slag aan de Boorne; Alm. Schlacht an der Boorne) vuk’u bulur. (76)

      Friz Kralı Poppo (674 – 734) komutasındaki Friz İmparatorluğu ile Frank Kralı Karl Martell (688 – 741) komutasındaki Frank İmparatorluğu arasında Boarne kentinde (bugünkü Hollanda’nın Frizya / Friesland ilinde küçük bir kasaba durumunda olan bu yerleşim biriminin 19 bin 500 kişilik bir nüfûsu vardır) yaşanan savaşı Frizler kaybederler. (77)

     Frizya’nın son kralı olan Poppo da bu savaşta kılıçtan geçirilerek öldürülür. (78)

     600 yılında kurulan ve tam 134 yıl tarih sahnesinde kalan Friz İmparatorluğu (Friz. Fryske Ryk; Lat. Magna Frisia), böylece 734 yılında yıkılmış ve tarih sahnesinden silinmişti. (79)

     Frizler, yeniden komşu devletlerin işgali ve başka kavimlerin egemenliği altına girmişti.

     ■ FRANK EGEMENLİĞİ ALTINDA FRİZYA (734 – 988)

     Friz halkının tarihleri boyunca kurduğu en güçlü devlet olan ve 134 yıl yaşayan Friz İmparatorluğu (Friz. Fryske Ryk; Lat. Magna Frisia), Franklar tarafından yıkıldı. (80)

     600 yılında kurulan Friz İmparatorluğu, 734 yılında yıkılınca, Frizler bağımsızlığını kaybedip başka milletlerin esareti altına girdiler.

600 – 734 yılları arasında hüküm süren Frizya İmparatorluğu’nun bayrağı

     Ancak değişim, yalnızca “siyasî statüleri” ile sınırlı kalmamıştı; “dînî statüleri” de büsbütün değişmişti. Tamamı Hristiyan olan komşu devletlerin ve kavimlerin yüzyıllarca kılıç ve baskı yoluyla Hristiyanlaştırmaya çalıştığı ama Hristiyanlık’a karşı yüzyıllarca ölümüne direnen Frizler’in, kurdukları imparatorluk yıkıldıktan ve başka ulusların egemenliği altına girdikten sonra “Hristiyanlaşma” süreçleri de büsbütün tamamlanmıştı. (81)

     734 yılında Frizya İmparatorluğu yıkıldı ve Frizler bağımsızlığını yitirdiler. 800 yılına gelindiğinde ise, tamamı Hristiyanlaştırılmış bir Friz milleti vardı artık.

     – – – – –

     DİPNOTLAR:

(1): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 8, University of Western Ontario

(2): age, s. 9 – 13

(3): Herrius Halbertsma, The Frisian Kingdom, s. 69 – 75, Fries Genootschap, 1965

(4): Jocelyn Nigel Hillgarth, Christianity and Paganism, s. 81 ve 172 – 173, University of Pennsylvania Press, Philadelphia 1986

(5): Franz Kurowski, Die Friesen: Das Volk am Meer, Türmer Verlag, Münih 1987

(6): Friesiche Geschichte, Die Friesen siyasî partisi resmî sitesi, http://www.die-friesen.eu/friesische-geschichte/

(7): Charlotte Gooskens – Wilbert Heeringa, The Position of Frisian in the Germanic Language Area, University of Groningen, Groningen 2012

(8): Encyclopædia Britannica, “Frisian” maddesi

(9): Ernst Hugo Berger, Geschichte der Wissenschaftlichen Erdkunde der Griechen, Leipzig 1903

(10): Gaius Cornelius Tacitus, Annalen, bölüm 4, paragraf 34, 72 ve 74; yayınlayan: Penguin Books, Toronto 1948

(11): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 2, University of Western Ontario

(12): Werner Eck – Deborah Lucas Schneider, The Age of Augustus, s. 99, Blackwell Publishing, Oxford 2003

(13): Cassius Dio’s Roman History, s. 32 ve 54, günümüzde çeviren: Ernest Cary, William Heinemann Publishing, Londra 1917

(14): Gaius Cornelius Tacitus, Annalen, bölüm 4, yayınlayan: Penguin Books, Toronto 1948

(15): Gaius Cornelius Tacitus, age

(16): Gaius Cornelius Tacitus, age

(17): Gaius Cornelius Tacitus, age

(18): Gaius Cornelius Tacitus, age

(19): Gaius Cornelius Tacitus, age

(20): Gaius Cornelius Tacitus, age

(21): Rudolf Bülck, Zwieschen Eider und Wiedau, s. 177, “Lewer Duad Üs Slaw – Gechichte Eines Politischen Schlagworts”, Husum Druck- und Verlagsgesellschaft, Husum  – Heimatkalender Nordfriesland 1979

(22): Egge Knoll, The First Early Medieval Cemeteries Along the Northern Dutch Coasts and Their Signifance for Anglo – Saxon Migration, s. 218 – 227, Neue Studien zur Sachsenforschung, Hannover 2011

(23): Bernd Rieken, Sturmfluten und ihre Bedeutung für Mentalitätsgeschichte der Friesen, Nordsee ist Mordsee, s. 118, Nordfriisk Instituut, Münster 2005

(24): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 5, University of Western Ontario

(25): Egge Knoll, The First Early Medieval Cemeteries Along the Northern Dutch Coasts and Their Signifance for Anglo – Saxon Migration, s. 218 – 227, Neue Studien zur Sachsenforschung, Hannover 2011

(26): İbrahim Sediyani, Balkanlar’ın En Kilitli Kapısından İçeri, Sediyani Seyahatnamesi, cilt 5 (Arnavutluk ve Makedonya Seyahatnamesi), “İllirya’ya Ne Oldu?”, 30 Haziran 2011

(27): age

(28): Albert Russchen, New Light on Dark – Age Frisia, s. 40 – 41, Drukkerijen en Uitgeverij Laverman, Drachten 1967

(29): Menno Freerk Pieter Dijkstra, Rondom de Mondingen van Rijn & Maas, s. 386, Sidestone Press, Leiden 2011

(30): Dr. A. W. Byvanck, Excerpta Romana – De Bronnen der Romeinsche Geschiedenis van Nederland, “Kosmograaf van Ravenna”, Cosmografia I – 11 / s. 578 ve Cosmografia I – 23 / s. 580, Martinus Nijhoff, Lahey 1931

(31): Dorestad Onthuld, “War lag Dorestad?”, https://web.archive.org/web/20160402232210/http://www.dorestadonthuld.nl/Waar_lag_dorestad.html

(32): Wikipedia (Almanca), “Dorestad”

(33): Hendrik Enno van Gelder, Munten, Spiegel Historiael, s. 302 – 304 / Jaarboek voor Middeleeuwse Geschiedenis, G. M. de Meyer – C. F. M. Koch, De Herkomst van het Zilver uit de Vroegmiddeleeuwse Friese Munten, s. 8, Uitgeverij Verloren, Hilversum 2002

(34): Klaas Pieter Harm Faber – Ludwig August Faber, De Eerste Koningen van Nederland, s. 22, Uitgeverij Aspekt, Utrecht 2007

(35): Herre Halbertsma, Frieslands Oudheid, s. 68, Utrecht 2000

(36): age, s. 792

(37): age, s. 85

(38): age, s. 253

(39): age, s. 791 – 798

(40): Klaas Pieter Harm Faber, Audulfus: Een Friese Koning in Fryslân, Nieuwsblad voor Geschiedenis en Cultuur, Yıl: 4 – Sayı: 4, Aralık 1998

(41): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 8 – 13, University of Western Ontario

(42): Willem Albertus van Es, Dorestad Centred, s. 151 – 182, Medievel Archaeology in the Netherlands, Maastricht 1990

(43): age

(44): age

(45): Herre Halbertsma, Frieslands Oudheid, s. 792, Utrecht 2000

(46): Allgemeine Deutsche Biographie, Franz Xaver von Wegele, “Aldgisl”, cilt 1, s. 327, Duncker & Humblot Verlag, Leipzig 1875

(47): Herre Halbertsma, Frieslands Oudheid, s. 85, Utrecht 2000

(48): Theun de Vries, Friese Sagen & Terugkeer, “Redbald en Wulfram”, Uitgeverij Conserve, 2000

(49): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 8, University of Western Ontario

(50): Dee Brown, Kalbimi Vatanıma Gömün, E Yayınları, İstanbul 1973

(51): Gaius Cornelius Tacitus, Annalen, bölüm 4, yayınlayan: Penguin Books, Toronto 1948

(52): Catherine Buma, Pagan Frisia, Alkman1.Blogspot.de, 28 Mart 2007, http://alkman1.blogspot.de/2007/03/pagan-frisia.html

(53): agm

(54): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 8, University of Western Ontario

(55): age, s. 9 – 13

(56): Herrius Halbertsma, The Frisian Kingdom, s. 69 – 75, Fries Genootschap, 1965

(57): Jocelyn Nigel Hillgarth, Christianity and Paganism, s. 81 ve 172 – 173, University of Pennsylvania Press, Philadelphia 1986

(58): Stefan Schipperges, Bonifatius ac Socii Eius: Eine Sozialgeschichtliche Untersuchung des Winfried – Bonifatius uns Seines Umfeldes, s. 161 – 164, Mainz 1996

(59): Kulturhistorisk Leksikon for Nordisk Middelalder fra Vikingtid til Reformasjonstid, s. 23, Gyldendal, Oslo 1976

(60): St. Bede the Venerable, Ecclesiestical History of the English Nation, Book IV, Chapter 8 – 11

(61): Herre Halbertsma, Frieslands Oudheid, s. 85, Utrecht 2000

(62): Pieter Catharinus Johannes Albertus Boeles, Friesland tot de Elfde Eeuw, s. 270, Martinus Nijhoff, Lahey 1951

(63): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 8, University of Western Ontario

(64): Herre Halbertsma, Frieslands Oudheid, s. 794, Utrecht 2000

(65): Liber Pontificalis, Corpus XXXVI, bölüm 1, s. 168 / Beda Venerabilis, Corpus XLVI, bölüm 9, s. 218

(66): age / age

(67): Dirk Peter Blok, De Franken in Nederland, s. 50, Fibula van Dishoeck, Maastricht 1974

(68): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 8, University of Western Ontario

(69): age, s. 9

(70): Herre Halbertsma, The Frisian Kingdom, s. 71, Fries Genootschap, 1965

(71): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 9, University of Western Ontario

(72): Herre Halbertsma, Frieslands Oudheid: Het Rijk van de Friese Koningen, s. 93, “Opkomst en Ondergang”, Fries Genootschap, Utrecht 2000

(73): age, s. 253

(74): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 9, University of Western Ontario

(75): Herre Halbertsma, Frieslands Oudheid, s. 791 – 798, Rijksuniversiteit Groningen, Groningen 1982

(76): age

(77): age

(78): Geschiedenis van het Volk der Friezen, Deel 1, Boudicca’s Bard, https://web.archive.org/web/20090608003800/http://www.boudicca.de/friezen-nl1.htm

(79): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 9, University of Western Ontario

(80): Herre Halbertsma, Frieslands Oudheid, s. 791 – 798, Rijksuniversiteit Groningen, Groningen 1982

(81): Jason Vandermeulen, The Frisian Tribe: From Caesar to Charlemagne; The Canadian Journal of Netherlandic Studies, s. 9 – 13, University of Western Ontario

     FRİZYA VE GÜNÜMÜZDE FRİZLER

     SAYFA 23 – 61

     BİR KİTAP YAYINLARI

     2020

“Frizya ve Günümüzde Frizler” kitabını Bir Kitap online satışında temin edebilirsiniz:

 www.birkitapyayinevi.com

http://www.birkitapyayinevi.com/frizya-ve-gunumuzde-frizler.html

425 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Avrupa Tarihinde Gizlenen ve Bilinmeyen 112 Yıllık Deizm – Dîncilik Savaşları

  1. yılmaz dedi ki:

    Roma’nın henüz hz.İsa doğmadan din değiştirmeleri için frizleri zorladığını ve ne adına olduğunun anlaşılmadığını söylemişsiniz.. Roma Hz.İsa’yı çarmıha germekle suçlanan toplum değil midir ? Roma yahudi inanışı ile (Birazda pagan katkılı bir inanışla ) idare edilmekteydi.. Yahudilik elden gidiyor,son din olmaktan çıkıyor ve etknliğimiz azalacak diye David (12.havari) ikna edilerek Hz.İsa’nın teslim alınması için askerlerle beraber bulunduğu yere geliniyor.. Bu tarihte belirli bir hadisedir.. Atlamanız şaşırtıcı..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir