Mutlu Olmanın Ümmin Sistem Üzerindeki Etkileri

 

isediyani

Biyomedikal laborant Basri İpek, Sediyani Haber için yazdı…

 

 

 

Mutlu Olmanın Ümmin Sistem Üzerindeki Etkileri

Basri İpek

     Sevgili Sediyani Haber okurları;

     Bu yazıda sizinle vücûdumuzun bağışıklık sistemi ve güçlü bir bağışıklık sisteminin bizi dış dünyaya (vücûda yabancı) karşı koruma yöntemleri ile alakalı durumları paylaşmak istedim.

     Mâlumunuz, koronavirüs krizi şu an için çözülebilmiş bir durumda değil.

     Geçen yazımızda kendimizi koruyacağımız yöntemlerden sözetmiştik. Umarım bu yazıda bahsedeceğimiz temel bilgiler, bir nebze de olsa bu hiç tanımadığımız biyolojik düşmana karşı daha güçlü olmamıza yardımcı olacaktır.

     Unutmamalıyız ki hâlâ elimizdeki en güçlü silah, kendi bağışıklık sistemimizdir. Bunu korumak ve güçlendirmek bir nebze de olsa kendi elimizdedir.

     Pekâlâ nedir bu “immün sistem”, nasıl çalışır?

     Daha önceleri çok karmaşık bir sistem olarak birçok bilinmeyenli bir denklem olsa da günümüz bilimi bu bilinmeyenleri çok ileri düzeyde deşifre etmeyi başarmıştır.

     İMMÜN SİSTEM

     Vücûda giren yabancı ve zararlı maddelerden koruyan karmaşık bir sistemdir. Kısacası vücûdu hastalıklara karşı koruyan bir savunma mekanizmasıdır.

     Bağışıklık sistemi vücûda girmeye çalışan tüm maddeleri tanır ve zararlı gördüklerini yok eder. Bütün bu zararlı maddeleri canlının sağlıklı olan vücût hücrelerinden ayırtedebilen bir yapıya sahiptir.

     Bağışıklık sistemi organları; lenf bezleri, bademcikler, karaciğer, timus, lenf düğümleri, dalak, bağırsak lümeni, kemik iliği olarak tanımlanabilirler. Tabiî ki bütün bu organlarımızın yaşa göre ve aktif proses hallerine göre işlevleri vardır.

     Genel olarak bağışıklık sistemi iki ana bölüm halinde incelenir:

     1) Doğuştan edinilmiş bağışıklık

     Kan yoluyla ve fiziksel bariyerlerle gerçekleşen bir bağışıklıktır. Kan yolu ile genel anlamda herkesin bildiği beyaz kan hücreleri (lökositler) ile gerçekleştirilen bir yöntemdir. Vücûda giren patojenlerin direkt olarak yok edilmesini sağlarlar. Ayrıca daha komplike olan bir yöntem de “kompleman kaskadı”dır. Ama bunu bilgi olarak geçelim yeter.

     Fiziksel bariyerler ise deri, tükürük, idrar, ter, mide asidi gibi sistemlerce sağlanan bağışıklıktır. Enfeksiyon vücûda girmeden durdurulur. Daha kısacası “Yaratan’ın kodlaması”dır.

     2) Kazanılmış bağışıklık

     Burada sonradan belli patojenlere özgü kazanılmış bir refleksten sözediyoruz. Bunlar “T-Hücreleri” ve “B-Hücreleri” olarak adlandırılan ve “lökosit” olarak adlandırdığımız beyaz kan hücrelerimizin birimleridir.

     T-Lenfositleri hasar görmüş veya virüslerle enfekte olmuş vücût hücrelerinin savunmasında yerlerini alırlar. Baskılayıcı, yardımcı ve hücre öldürücü etkileri vardır.

     B-Lenfositleri ise yukarıda anlatılanların hepsini yaptığı gibi aynı zamanda hümoral immünite kazanılmasını sağlayan hücrelerimizdir.

     Yani mikroorganizmaların öldürülmesi, enfeksiyon ajanlarının vücûda girmesinin engellenmesi ve yok edilmesinin yanısıra aynı zamanda “memory” (hafızâ) hücreleri olma özelliğini taşırlar. Aynı mikroorganizma ile ikinci karşılaşmalarında birinci karşılaşmadaki bilgileri kullanarak daha rahat bir şekilde elimine ederler. Daha önce rastladığı bir mikroorganizmayı tanıyan sistem ikincisinde ondan kurtulmak için çok daha çabuk tepki verebilir bir mekanizmaya sahiptirler.

     Ayrıca aşı sonradan kazanılmış bir bağışıklık türüdür. Tabiî ki bağışıklık sistemi bu anlattıklarımızdan çok daha karmaşık ve komplike bir sistemdir. Ama çok kaba bir şekilde özetleyecek olursak: Vücûda giren antijenlere karşı antikor üreten mekanizmanın adıdır, immün sistem. Ayrıca yine genel olarak vücûda giren ve vücûda yabancı iki büyük patojen grup, virüs ve bakterilerdir.

     Virüs nedir?

     Virüsler ne canlıdır ne de cansız. Beslenme, üreme ve hareket gibi canlılık özellikleri göstermezler ama bir canlının hücresine girince üreyebilirler. Yani canlının yaşayabilmesi için bir canlı hücresine yerleşmesi gerekir. Elektron mikroskobu ile görülebilirler.

     Virüsler; AIDS, suçiçeği, çocuk felci, hepatit, grip, kızamık, siğil, kabakulak, kuduz, kuş gribi gibi hastalıklara yol açarlar.

     Bakteri nedir?

     Bakteriler ise tek hücreli canlılardır. Hücre zarı, sitoplazma ve sitoplazma içine dağılmış genetik materyali bulunan canlılardır. Zararlı bakteriler; üst solunum yolları enfeksiyonu, tifo, dizanteri, kolera, tetanos, difteri, zatürre (pnömoni) ve verem (tüberküloz) gibi hastalıklara yol açarlar. Bunun yanısıra yararlı bakteriler de bulunmaktadır, probiyotikler gibi. Ancak bunlar vücûda düşman değildirler.

     Yukarıda bahsettiğimiz bağışıklık sistemi mükemmel bir savunma sistemi ile bizi dışarıdan gelen bu yabancı maddelere karşı korumaktadır.

     İşte ne zaman ki bu immün sistemin bir açığını yakalarlarsa o zaman hasta olmamıza sebebiyet olurlar. Yani immün sistemimiz zayıfladığında karşı savaş gücümüz ne yazık ki azalmakta ve hastalanma durumundayız. Hatta bazen immün sisteme ağır gelen ajanlarla saldırdıklarında çok ciddi hastalıklara maruz kalabiliyoruz, kanser gibi.

     Yukarıda da yazdığım gibi, Yaradan’ın mükemmel kodlaması ile bize verilmiş bu bağışıklık sisteminin de rehabilitasyon ve bakıma ihtiyacı var. Ne yazık ki biz insanoğlu bazen çok hor ve nankörce bu nimeti yer ile yeksan ediyoruz. Bunu söylerken; bu mekanizmayı çok güzel bir şekilde korumaya çalışan ve rehabilite etmesine rağmen çok ağır hastalıklara maruz kalmışları tenzih ederim.

     Ancak bize bahşedilen bu güzel vücûdu; bazen alkol, sigara, uyuşturucu maddeler, çevre kirliliği, natürel gıdalarla alakası olmayan hormonlu gıdalar vb. tüketerek immün sistemi sistematik bir şekilde zayıflatan ürünlere maruz bırakıyoruz.

     Tabiî ki insan yaşlandıkça hücrelerdeki canlılık da azalır. Ancak vücûdu yukarıda saydıklarımızla tanıştırmadan yaşlanmış ama hâlâ “ihtiyar ama delikanlı” atalarımızdan sözederiz öyle değil mi?

     İşte gelin bizler de immünitemizi sağlam tutmaya çalışalım. Bunu nasıl mı yaparız?

     1 – Yukarıda kısaca bahsettiğimiz hiçbir alışkanlığımız olmasın lütfen. Çünkü bunlar gerçekten vücûda açılan kötülüklerin kapısıdır.

     2 – Bağışıklık sisteminin en büyük koruyucusu aldığımız besinlerdir. Elimizden geldiğince doğal ürünler tüketelim. Çünkü doğal ürünler yanlış kodlanmış nimetler olmadığı için, kötü sonuçlar doğurmazlar.

     3 – Kalitesi yüksek proteinler tüketmeliyiz. Tabiî ki ölçülü olmak kaydıyla.

     4 – Peynir, yoğurt gibi doğal probiyotik ürünleri öğünlerimize eklemeliyiz.

     5 – Lifi bol olan ürünler aynı zamanda probiyotik ürünlerle kombine edildiğinde güzel efektler veriyor.

     6 – Doğal sebze ve meyveler vazgeçilmemiz olmalıdır.

     7 – Ayrıca antioksidanlar, sarımsak, soğan, limon vb. ürünler yemeklerimizde mutlaka yerini almalıdır.

     8 – Bu konuda uzman diyetisyenler dikkatlice dinlenmeli ve onların tavsiyesine uyulmalı.

     9 – Hareket, spor ve düzenli uyku.

     10 – Yazımızın da başlığı olan “mutlu olma”ya gayet özen göstermek çok önemlidir.

     Çünkü mutlu olmak başlı başına immün sistemin en derin temel gıdasıdır. Nasıl mı?

     İbn-i Sina, aynı yaşta, aynı kiloda, aynı cinsten iki kuzuyu aynı yemlerle besler. Bu iki kuzuyu aynı şartları olan kafese koyar ancak kuzulardan biri üçüncü kafeste olan kurdu görebilmektedir. Diğeri ise yan tarafta ama kurdu göremeyecek konumdadır. Kurt her ne kadar görebildiği kuzuya birşey yapamasa da kuzu bir süre sonra korku ve stresten ölmüştür.

     Evet gerçekten de stres ve korku immün sistemin en büyük düşmanlarıdır. Bütün dünya koronavirüs ile mücadele halindeyken bizim öncelikli yapmamız gereken şeylerden biri sağlıklı yaşamaya çalışmaktır. Bunun yolu da öncelikli olarak mutlu olmaktan geçer.

     Dr. Sheldon Cohen, 193 yetişkin üzerinde gerçekleştirdiği araştırmada, deneklere soğuk algınlıklarına yol açan, virüs içeren damlar verir. Araştırmanın sonunda mutlu deneklerin soğuk algınlığı kapma olasılığının çok daha düşük olduğunu farkeder (Psychosomatic Medicine). Ayrıca mutlu olup da soğuk algınlığını kapanların semptomları daha düşük hissettiğini görür.

     Bu bize mutlu olmanın, hayata pozitif bakmanın bağışıklık sistemini güçlendirdiğini gösterir.

     O yüzden kendinize bir iyilik yapın ve gülümseyerek daha güçlü bir immüniteye sahip olun, hastalıklarla temas riskinizi azaltarak daha sağlıklı yaşamayan çalışın.

     Sevgi ve saygılarımla.

basriipek@hotmail.com

     SEDİYANİ HABER

     10 NİSAN 2020

 

344 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir