Kadın Peygamberler – 30

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     Kral’ın adamları tarafından (1950), 4 yıldır saklandığı (1951) yerde bulunup saraya getirilen 13 yaşındaki (1952) bu küçük ve güzel kız, çok korkuyordu.

     İsmi Hadassa idi bu kızın ve İbranice olan bu “Hadassa” (ההֲדַסָּ) kelimesi, “Mersin ağacı” (Murt ağacı) demekti. (1953) Fakat O Yahudî olduğunu gizlemek zorundaydı, yoksa hayatı tehlikeye girebilirdi, o yüzden mahsustan isminin Esther olduğunu söyledi ve kendisini böyle tanıttı. Bu isim de Kürtçe / Farsça bir isimdi ve “Éstrık / Stêrk / Stare” (ﺴﺘﺎﺮﻩ / ﺴﺘﻴﺮﮎ /ﺇﺴﺘﺮﮎ) kelimesi olup “Yıldız” demekti. (1954)

     Esther çok güzel bir kızdı. O kadar güzeldi ki, güzelliği karşısında görenlerin nutku tutulur, aklı dururdu. Güzelliğini sular, dereler, ağaçlar ve çiçekler kıskanırdı. Ay kıskanırdı O’nun güzelliğini, ismini taşıdığı yıldızlar bile kıskanırdı.

     Esther (Hadassa)’in güzelliği, yeryüzü coğrafyasının bugüne dek şahid olduğu en güzel kadınlar olan Hz. Sara (as) ve Hz. Abigail (as)’in güzelliklerine en çok yaklaşan bir güzellikti. Belki de onlardan sonra, bu gezegende yaşamış en güzel kadındı.

     Daha önceki “Hz. Sara (as)” bölümünden hatırlayacağınız üzere, Sara o kadar güzel bir kadındı ki, o kadar güzel bir kadındı ki, Ortadoğu coğrafyası ne O’ndan önce ne de O’ndan sonra O’nun kadar güzel bir kadını görmemişti. (1955) İslam tarihinin gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi kabul edilen Kürt tarihçi İbn-i Esir ya da tam adıyla Bavê Hesen İzzeddîn Ali Kurê Muhammed Kurê Muhammed eş- Şeybanî el- Cezirî el- Kurdî (1160 – 1233), Sara’nın güzelliğinden övgü dolu sözlerle bahsetmekte, “Sara çok güzel bir kadındı” demektedir. (1956) İslam tarihinin gelmiş geçmiş en büyük tarihçilerinden biri olarak kabul edilen Mazenderî tarihçi Taberî ya da tam adıyla Ebû Cafer Muhammed bin Cerîr bin Yezid el- Amulî et- Taberî (839 – 923) ise Sara’nın güzelliğine iltifat ederken daha da ileri gitmekte ve “Sara, dünyanın en güzel kadınıydı” demektedir. (1957)

     Sara’nın çok güzel bir kadın olduğu, kutsal kitap Tevrat’ta da belirtilir. (1958) Hatta Tevrat’ta, bu durum bizzat kocası İbrahim’in ağzından dile getirilir. İbrahim, hanımı Sara’ya, “Sen çok güzel bir kadınsın” der. (1959)

     Yahudilik’in medenî kanunu hükmündeki dînî kitabı “Talmud” (תלמוד)’da ise Sara’nın güzelliği anlatılırken yine büyük iltifatlar yapılmakta, “Sara o kadar güzeldi ki, hangi memlekete gitse, güzelliğinden dolayı herkes O’nu seyrederdi” denilmektedir. (1960) Hatta Talmud’da Sara’nın güzelliğine iltifat edilirken öyle ifadeler kullanılmaktadır ki, insan gerçekten hayret etmektedir. Sara’nın güzelliğini şöyle övmektedir, Talmud: “Sara o kadar güzel bir kadındı ki, diğer kadınlar O’nun yanında maymun gibi kalırdı.” (1961)

     Daha önceki “Hz. Abigal (as)” bölümünden hatırlayacağınız üzere, Abigail de böyle güzel bir kadındı. (1962) Abigail’in güzelliğini kutsal kitap Tevrat da vurgular. Tevrat, Abigail’i “aydın fikirli, zeki ve güzel” olarak tanımlar. (1963)

     Talmud, kadın peygamber Esther (Hadassa) için, “Şimdiye dek yaratılmış en güzel kadınlardan biri” ifadesini kullanır. Talmud, O’nun için, “dünyadaki güzelliği aşan, dünyevî ve beşerî güzellik kavramının ötesinde bir güzelliğe sahip olan dört kadından biri” olarak tanımlar. “Dünyadaki güzelliği aşan” yani “insanüstü bir güzelliğe sahip olan” bu dört kadın; Hz. Sara (as), Rahab, Hz. Abigail (as) ve Hz. Esther (as)’dir. (1964)

     Talmud’da yazdığına göre, Esther’in yüzü, cildi, bazen yeşil bazı sarı olurdu; bu iki rengi birbirine harmanlayan bir cilde sahip olduğu için, teni maviye çalardı. Tıpkı bir deniz gibi. (1965)

     Esther yetim idi, anne ve babası vefat etmişti. Annesi ve babası olmayan yetim kız Esther’i, amcasıoğlu Mordekay evlat edinip büyütmüştü. (1966) Esther (Hadassa), Mordekay’ın ölmüş olan amcası Abihayl’ın kızıydı, O’nun emanetiydi. (1967)

     Mordekay, İran’da Şuş Kalesi’nde yaşayan bir Yahudî idi. (1968) Benyamin oymağından olan Mordekay, Kiş oğlu Şimi oğlu Yair’in oğluydu. Kiş, Babil Kralı Nabukadnezar’ın Yahuda Kralı Yehoyakin ile birlikte Kudüs (Yeruşalayim)’den sürgün ettiği kişilerden biriydi. (1969)

     “Mordekay” (מרדכי) adının kökeni belirsizdir. Ancak Esther’in kocası olacak olan İran Hexamenîş Kralı Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez) döneminden itibaren Pers mahkemelerindeki yetkililerin adı olarak kabul edilen ve Persepolis İdarî Arşivleri veya diğer adıyla Taxtê Cemşîd İdarî Arşivleri (های اداری تخت جمشید بایگانی)’ndeki 30 metinde geçen “Marduka” veya “Marduku” adıyla özdeş kabul edilir. (1970)

     Yahudilik’in medenî kanunu hükmündeki dînî kitabı Talmud, kutsal kitap Tevrat’ın iki ayrı yerinde geçen “Bunlar Zerubbabil, Yeşu, Nehemya, Seraya, Reelaya, Mordekay, Bilşan, Mispar, Bigvay, Rehum ve Baana’nın önderliğinde geldiler” (1971) âyetlerinde isimler art arda sıralanırken Mordekay ve Bilşan arasına yanlışlıkla virgül konulduğunu ileri sürerek, bunların iki ayrı kişi değil tek kişi olduğunu iddiâ eder ve Mordekay’ın tam adının “Mordekay Bilşan” olduğunu kaydeder (1972). Batılı tarihçiler ve akademisyenler Talmud’un bu iddiâsını, Babil Yazıtları’nda geçen ve “Marduk onların efendisidir” anlamına gelen “Marduk Belşunu” ifadesiyle özdeşleştirme çabası olarak görürler. (1973)

     Ülkede, günümüz tabiriyle söylemek gerekirse, bir “Güzellik Yarışması” düzenleniyordu. Ülkenin bütün bekâr kızları bu yarışmada Kral’ın önünde sergilenecek, hangisi Kral’ın hoşuna giderse Kral onunla evlenecek ve o kız Hexamenîş İmparatorluğu’nun yeni kraliçesi olacaktı. (1974)

     Kral Axaşveroş’un buyruğu ve fermanı yayınlandıktan sonra çok sayıda genç kız Şuş Kalesi’ne getirilip harem sorumlusu Hegay’a teslim ediliyordu. (1975)

     Bu “güzellik yarışması” yıllar sürdü, çünkü ülkedeki tüm bekâr kızların Kral tarafından görülmesi uzun zaman alacak bir uygulamaydı. O sırada o toplumun içinde yaşayan ve henüz 9 – 10 yaşlarında bir genç kız olan (1976), sonradan Tanrı’nın kendisine peygamberlik vereceği (1977) Hadassa (Hz. Esther) adındaki İbrani (Yahudî) kız çocuğu, Kral’ın fermanı ilan edildiğinde ve hadımları ülkeyi hükümdar için yeni bir eş arayışına ittiğinde, erkeklerin görmemesi için kendisini sakladı ve 4 yıl boyunca inzivada kaldı, 4 yıl boyunca hiç kimseye görünmedi. (1978)

     Fakat saklanmak nereye kadar? Kral’ın adamları sonunda O’nu buldular. Hadassa (Esther) o sırada henüz 13 yaşındaydı.

     Esther’i alıp saraya getirdiler. (1979)

     Harem sorumlusu Hegay, Esther’i beğendi ve O’na ayrıcalık tanıdı. En iyi biçimde beslenip güzelleşmesi için ne gerekiyorsa hemen sağladı; ayrıca Kral’ın sarayından seçilen yedi hizmetçiyi buyruğuna verdi. Sonra Esther (Hadassa)’i hizmetçileriyle birlikte haremin en güzel bölümüne yerleştirdi. (1980)

     Korku içindeki güzel kız Hadassa, Yahudî olduğunu söylemedi, bunu gizledi. Çünkü O, Yahudî olduğunu gizlemek zorundaydı, yoksa hayatı tehlikeye girebilirdi, o yüzden mahsustan isminin Esther olduğunu söyledi ve kendisini böyle tanıttı. Bütün bunları kendisine, kendisini büyüten babası yerindeki amcasıoğlu Mordekay tembihlemişti. Mordekay ayrıca kızı gibi büyüttüği amcasıkızı Hadassa (Esther)’nın nasıl olduğunu ve O’na nasıl davranıldığını öğrenmek için her gün haremin avlusunun önünde gezinip dururdu. (1981)

     Her genç kız, sırası geldiğinde Kral Axaşveroş’un huzuruna çıkacaktı. Ama kızlarla ilgili kurallar uyarınca, önce 12 ay süren güzellik bakımını tamamlaması gerekiyordu. 6 ay süreyle her kıza mür yağı sürülüyor, 6 ay da kremler, losyonlar uygulanıyordu. Kral’ın yanına girme sırası gelen genç kız, haremden her istediğini alıp birlikte saraya götürürdü. Akşam Kral’ın yanına giren kız, ertesi sabah ikinci hareme, cariyelerden sorumlu haremağası Şaaşgaz’ın yönetimindeki hareme dönerdi. Yalnız Kral’ın beğendiği, adıyla çağırdığı kız yeniden O’nun yanına girebilirdi. (1982)

     Kral’ın yanına girme sırası Esther (Hadassa)’e gelince, Esther, Kral’ın kızlardan sorumlu haremağası Hegay’ın kendisine önerdiklerinden başka birşey istemedi. Kendisini gören herkesin beğenisini kazandı. (1983)

     Bir inanca göre, Esther’e Tanrı tarafından peygamberlik verilmesi ve Tanrı’nın O’nu özel bir güçle kuşatması, bu bekleme ayları sırasında gerçekleşmiştir. (1984)

     Yıl, M. Ö. 479. Axaşveroş’un krallığının 7. yılında, Tevet diye adlandırılan 10. ayda, Esther saraya, Kral’ın yanına götürüldü. (1985)

     Hexamenîş Kralı Axaşveroş (I. Xêrxwez), Esther (Hadassa)’i öbür kızlardan daha çok sevdi, en çok O’ndan hoşlandı, en çok O’na ayrıcalık tanıdı. Kraliçelik tacını O’na giydirip, Amestri (Vaşti)’nin yerine kraliçe yaptı. Böylece Yahudî bir kız olan ama hem gerçek ismini hem Yahudî olduğunu gizleyen Esther (Hadassa), İran Kraliçesi oldu. (1986)

     Ardından Esther’in onuruna büyük bir şölen verdi. Bu şölende bütün önderler ve görevliler hazır bulundu. Kral bütün illerde bayram ilan etti ve krallara yaraşır cömertlikle armağanlar dağıttı. (1987)

     Kral Axaşveroş, Esther’in velisi Mordekay’ı da ihmal etmez. Zirâ yetim Esther’i kızı gibi büyüten amcasıoğlu Mordekay, artık Kral’ın dünürü sayılır. Ama Kral, Esther ile O’nu büyüten Mordekay’ın akraba olduklarını bilmiyordu. Kral, Mordekay’ı kapı görevlilerinden biri yapar. (1988)

     Kral’ın kapı görevlisi olduktan sonra Mordekay, ülkenin kraliçesi olan ve kızı gibi büyüttüğü amcasıkızı Esther’i günlük olarak rutin bir biçimde ziyaret eder, O’na gizliden de olsa Yahudî inanç ve geleneklerini terketmemesi gerektiğini tembih ederdi. Hatta Esther bunlara bağlı kalıyor mu kalmıyor mu diye sürekli gidip kızı kontrol ederdi. Görünüşte Esther kraliçe, Mordekay da onların kapı görevlisi idi ama gerçekte durum tam tersiydi, Esther manevî babası durumundaki Mordekay’ın sözünden çıkmıyor, Mordekay ne derse onu yapıyordu. (1989) Örneğin Mordekay’ın tavsiyeleri uyarınca Esther, kraliyet sofrasından Musevîlik dînine göre haram olan yiyecek ve içecekleri menüden kaldırtmıştı. Hatta “Babil Talmudu”nda yazdığına göre, Esther Musevîlik inancında kutsal gün olan Şabbat (Cumartesi) gününü unutmamak için kendisine yedi tane hizmetçi tutmuş, bu hizmetçilerden her birine haftanın bir gününün ismini vermişti. Ama bu isimleri Persçe olarak vermişti, tabiî. Kraliçe Esther’e hizmet sırası ne zaman “Şembe” veya “Şemî” (Farsça’da ve Kürtçe’de “Cumartesi” demektir) isimli hizmetçiye gelse, Esther o günün kutsal “Şabbat” günü olduğunu anlar, ona göre davranırdı. (1990)

     Bu şekilde aylar, yıllar geçti…

     Günlerden bir gün, Mordekay hâlâ Kral’ın kapı görevlisiyken, kapı nöbetçilerinden ikisi, Bigtan ve Tereş, bir sebepten dolayı Kral Axaşveroş’a öfkelendiler. Bu iki kişi, Kral’ı öldürmek için planlar yaptılar ve fırsat kollamaya başladılar. Mordekay onların gizli konuşmalarını tesadüfen duydu ve uygulamaya çalıştıkları plandan haberdar oldu. Durumu öğrenen Mordekay, bunu “dotmam”ı (amcasıkızı) Kraliçe Esther’e iletti. Esther de Mordekay’dan duyduklarını kocası Kral Axaşveroş’a bildirdi. (1991)

     Durum araştırıldı. Olayın doğru olduğu anlaşılınca, o iki adam darağacına asılarak idam edildi. (1992)

     Bu olaydan sonra Kral Axaşveroş, kendisine karşı hazırlanan suikast planından haberi dahi olmayan vezirini görevden aldı ve yeni vezir olarak Agaglı Hammedata’nın oğlu Haman’ı atadı. O’nu bütün önderlerden daha yetkili kıldı. (1993)

     Yeni vezir olarak Haman seçildikten sonra, Kral Axaşveroş bir buyruk yayınlayarak, saraydaki tüm görevlilerin gelip Haman’ın önünde eğilerek yere kapanmalarını emretti. Kral’ın buyruğu üzerine saray kapısında çalışan herkes geldi ve Haman’ın önünde eğilip yere kapandı. (1994)

     Fakat Mordekay gitmedi; ne eğildi ne de yere kapandı. Kral’ın emrine uymadı. Kral’ın kapı görevlileri Mordekay’a, “Kral’ın buyruğuna neden karşı geliyorsun?” diye sordular. Ama Mordekay cevap vermedi, veremiyordu. Görevliler O’na bu soruyu her gün sordularsa da Mordekay bunun sebebini söylemedi ve Kral’ın emrine uymayı reddetti. (1995)

     Mordekay zor durumda kalmıştı. O, dînî inancı gereği Allah’tan başka kimsenin önünde secde edemezdi, ama bunu bu adamlara nasıl söylesin ki? Söylerse, Yahudî olduğu ortaya çıkacak ve bu sefer de belki hayatı tehlikeye girecek.

     İran Hexamenîş İmparatorluğu, ilk kurulduğunda ve ilk yüz yılında böyle bir devlet değildi. Zerdüştîlik dînine mensup (1996) ve krallarının Zerdüştî olduğu Hexamenîş devleti, özellikle kurucusu ve ilk kralı Büyük Kiros veya Büyük Keyhüsrev olarak da anılan II. Kiros (M. Ö. 576 – M. Ö. 529) zamanında (1997), adil ve hakkaniyetli bir yönetime sahipti; farklı dîn, dil, kültür, etnik köken ve inanca saygılı, adaletin ve hoşgörünün hakim olduğu bir devlet anlayışına sahipti (1998). Kutsal kitabı Avesta’ya bağlı olan ve Evrenin Yaratıcısı Olan Tek Tanrı Ahura Mazda’ya (Musevîlik’te Yehova, İslamiyet’te Allah) imân eden Zerdüştîler, felsefî yönü ile önplana çıkan Zerdüştîlik’in insan ve doğa sevgisi, insanî erdemlerin yüceltilmesi ve karşılıklı hoşgörü öğretileri ışığında hareket ettikleri için, dönemin şartlarına göre çok ileri bir hoşgörü anlayışına sahiptiler ve bunu devlet yönetimine de egemen kılmışlardı. Çünkü kutsal kitap Avesta, bu erdemi tavsiye eder, erdemli bir toplum olmayı ve erdemli bir dünyayı emreder. (1999)

     Hatta Zerdüştî Hexamenîş İmparatorluğu ve kurucusu Büyük Kiros, Babil Sürgünü’nden beri onyıllardır köle statüsünde yaşayan İsrailliler’i özgürlüklerine yeniden kavuşturan devlet ve topluluktur. (2000) Büyük Kiros, yalnızca Yahudîler’i sürgünden kurtarmakla ve özgürlüklerine yeniden kavuşturmakla yetinmemiş, İkinci Tapınak (İkinci Bet Amikdaş) da dahil olmak üzere Kudüs (Yeruşalayim)’in çoğunun yeniden inşâsına izin vermekle de onurlandırılmıştır. (2001) Bu yüzden Büyük Kiros’un Babil fethi, Tevrat’ta övülmektedir. (2002) Tevrat’ta tam 23 yerde Hexamenîş Kralı Büyük Kiros’tan bahsedilmektedir. (2003) Ki kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de de Zûlqarneyn adıyla bahsedilip övülmektedir. (2004)

     Fakat Hexamenîş devleti ve toplumu, zaman içinde bozulmuştu. Tıpkı ilk dönem saf ve temiz biçimde oluşan ve kurulan Musevî, Hristiyan ve Müslüman devletlerin ve toplumların zaman içinde bozulmalarında olduğu gibi, Zerdüştîler de bu ifsada ve çürümeye uğramıştı. Gerçi hâlâ Zerdüştî idiler, Esther’in kocası Kral Axaşveroş da Zerdüştî idi (2005), ama o dînin özünden uzaklaşmış, şirke ve delalete düşmüşlerdi.

     Mordekay ne yapacağını şaşırdı. Kral Axaşveroş’un adamları her seferinde kendisine “Gelip yeni vezir Haman’ın önünde eğilip yere kapanacaksın! Bu Kral’ın emridir” dediklerinde, Mordekay “Hayır gelmem ve bu dediğinizi yapmam” diyor, sebebini her sorduklarında ise sadece susuyordu Mordekay, cevap veremiyordu, sebebini söyleyemiyordu. Kral’ın adamlarını Mordekay’ın emre itaatsizlik etmesinden ziyade bu inadının sebebini bir türlü söylememesi çileden çıkartıyordu.

     Mordekay çaresizdi. Düşündü, düşündü, düşündü. Suikast planını öğrendiğinde bunu Kraliçe aracılığıyla Kral’a ulaştırıp Kral’ın hayatını kurtardığına bin pişman olmuştu. Bunu yapmasaydı, vezir değişmeyecek ve bütün bunlar başına gelmeyecekti.

     Bir umut; gerçeği söylerse belki anlayışla karşılarlar mıydı? “Hem bunlar da Tek Tanrı inancına sahip, bunlar da Ehl-i Kitab. Gerçeği söylersem belki beni anlayacaklardır” diye düşündü.

     Kral’ın adamları tekrar kendisine gelip, “Gelip yeni vezir Haman’ın önünde eğilip yere kapanacaksın! Bu Kral’ın emridir” dediklerinde, Mordekay şu cevabı verdi: “Ben bir Yahudî’yim. Dînî inancım gereği Allah’tan başkasının önünde secde etmem. Bu, şirktir.” (2006)

     Mordekay’ın söylediklerini Kral Axaşveroş’a ve veziri Haman’a bildirdiler. Böylece Kraliçe Esther’i kızı gibi büyüten, Kral’ın da kapı görevlisi olan ve verdiği haberle Kral’ın hayatını kurtaran Mordekay’ın bir Yahudî olduğu ortaya çıkmıştı. (2007)

     Yeni vezir Haman bunları öğrenince öfkeden kudurdu. Yalnız O’nu öldürmeyi düşünmekle kalmadı, O’nun hangi halktan geldiğini artık bildiği için bütün halkını, Axaşveroş’un egemenliğinde yaşayan bütün Yahudîler’i katliâmdan geçirip ortadan kaldırmaya karar verdi. (2008)

     Mordekay da, amcasıkızı Kraliçe Esther de hayatlarının en büyük şokunu yaşıyorlardı. Bu ikisi Kral’ın hayatını kurtardılar ama yaptıkları bu büyük iyiliğin mükâfatı (!), kendi milletinin katliâmdan geçirilmesi, tümüyle ortadan kaldırılması.

     Yıl, M. Ö. 474. Kraliçe ve kadın peygamber Esther o sırada 18 yaşındadır. (2009)

     Bu işe en uygun ayı ve günü belirlemek için Axaşveroş’un krallığının 12. yılında (M. Ö. 474), birinci ay olan Nisan ayında Haman’ın önünde pur, yani kura çekildi. Kura, o zamanki takvimde 12. ay olan Adar (Mart) ayına düştü. (2010) (NOT: Bu katliâm için çekilen kuraya “pur” dendiği için, daha sonra katliâmdan kurtuluşun kutlandığı Yahudî bayramı bu yüzden “Purim” olarak adlandırılmıştır ve halen Yahudîler’in en önemli bayramlarından biridir.)

     Peki yeni vezir Haman, Mordekay’ın bir Yahudî olduğunu ve Yahudî olduğu için önünde eğilip yere kapanmayı reddettiğini öğrendiğinde niçin öfkesinden deliye dönmüş, bu kadar kızmış ve hatta tüm Yahudîler’i katliâmdan geçirmeyi kararlaştırmıştır? İsveç Kralı V. Gustaf (1858 – 1950)’ın emriyle 1917 yılında İsveççe olarak basılan 1917 Års Kyrkobibel” (1917 İsveççe Kilise İncili)’nde yapılan tefsire göre, Haman bir Agagit idi ve Agagitler, “Mısır’dan Çıkış” ya da İbranice orijinal adıyla “Yetsiat Mitzrayim (יציאת מצרים) hadisesinden beri İsrailoğulları’na düşman olan Amalekliiler’in soyundan geliyordu. Fakat Mordekay bunu nereden bilebilirdi ki? Onlar Yahudîler’in ezelî düşmanlarıydılar ve Haman Mordekay’ın Yahudî olduğunu öğrenince öfkesinden kudurmuştu. (2011)

     Haman, Kral Axaşveroş’a şöyle dedi: “Krallığının bütün illerinde, öbür halkların arasına dağılmış, onlardan ayrı yaşayan bir halk var. Yasaları bütün öbür halklarınkinden farklı; kendileri de Kral’ın yasalarına uymazlar. Onları kendi hallerine bırakmak Kral’ın çıkarlarına uygun düşmez. Kral uygun görüyorsa, yok edilmeleri için yazılı bir buyruk verilsin. Ben de hazineye ödenmek üzere Kral’ın memurlarına 10.000 talant gümüş vereceğim.” (2012)

     Bunun üzerine Kral Axaşveroş, mühür yüzüğünü parmağından çıkartıp Agagit Hammedata’nın oğlu Yahudî düşmanı Haman’a verdi. O’na, “Para sende kalsın; o halka da ne istersen yap” dedi. (2013)

     Birinci ayın 13. günü Kral’ın yazmanları çağrıldı ve Haman’ın buyruğu her ile kendi işaretleriyle ve her halka kendi diliyle yazılarak satraplara, il valilerine ve bütün halk önderlerine gönderildi. Buyruk Kral Axaşveroş’un adını ve yüzüğünün mührünü taşıyordu. Bu fermanın metni her ilde yasa olarak duyuruldu ve bütün halklara bildirildi. Krallığın bütün illerine ulaklar aracılığıyla mektuplar gönderildi. Bu mektuplar, 12. ay olan Adar ayının 13. günü, genç, yaşlı, kadın, çocuk, bütün Yahudîler’in bir günde öldürülüp yok edilmesini, kökünün kurutulup mal mülklerinin de yağmalanmasını buyuruyordu. (2014)

     Ulaklar Kral’ın buyruğuyla hemen yola çıktılar. Ferman Şuş Kalesi’nde de duyuruldu. Şuş halkı şaşkınlık içindeyken Kral Axaşveroş ile veziri Haman oturmuş içki içiyorlardı. (2015)

     Bu nasıl büyük bir musibet, yaklaşmakta olan büyük bir felâket idi, Allah’ım? Bu nasıl korkunç bir fermandı? Ülkedeki bütün Yahudîler katliâmdan geçirilecek, genç, yaşlı, kadın, çocuk demeden hepsi öldürülecekti.

     Mordekay olup bitenleri öğrenince giysilerini yırttı, çula sarınıp başından aşağı kül döktü, yüksek sesle ve acıyla feryâd ederek kent merkezine geldi. Varıp sarayın kapısında durdu. Çünkü çula sarınmış hiç kimse bu kapıdan içeri giremezdi. (2016)

     Kral’ın buyruğunun ve fermanının ulaştığı her ilde Yahudîler büyük yas tuttular, ağlayıp feryâd ettiler, oruç tuttular. Birçoğu da çula sarınıp kül içinde yattı. (2017)

     Hizmetçileriyle haremağaları gelip Mordekay’ın durumunu anlatınca, Kraliçe Esther çok sarsıldı. Çulunu çıkartıp giyinmesi için Mordekay’a giysiler gönderdi, ama Mordekay bunları kabul etmedi. Bunun üzerine Esther, Kral Axaşveroş’un kendi hizmetine atadığı haremağalarından biri olan Hatax’ı çağırttı; Mordekay’dan ne olup bittiğini ve nedenini öğrenmesini buyurdu. (2018)

     Hatax saray kapısının açıldığı kent meydanına, Mordekay’ın yanına gitti. Mordekay başına gelen herşeyi O’na anlattı. Yahudîler’in yok edilmesi için Haman’ın saray hazinesine vaadettiği paranın miktarını bile tam tamına O’na bildirdi. Esther’e gösterip açıklaması için Şuş’ta yayımlanan, Yahudîler’in kökünün kurutulmasını isteyen fermanın bir kopyasını da O’na verdi. Esther’in Kral’a çıkmasını, O’ndan merhamet dileyip kendi halkı için yalvarmasını istedi. (2019)

     Bu felâketi önlemenin tek bir yolu kalmıştı artık: Kraliçe Esther’in de Yahudî olduğunu açıklaması…

     Son ve tek şans buydu. Kraliçe şayet Yahudî olduğunu açıklarsa, O’nu çok seven kral kocası ve ülke halkı, bu gaddarlığı ve korkunç zûlmü yapmaktan vazgeçebilirlerdi. Bundan başka bir yol görünmüyordu.

     Hatax geri dönüp Mordekay’ın söylediklerini Esther’e bildirdi. Esther Mordekay’a şu haberi götürmesini buyurdu: “Kral’ın bütün adamları ve illerinde yaşayan halk biliyor ki, çağrılmadan sarayın iç avlusuna girip Kral’ın yanına yaklaşan her erkek ya da kadın için tek bir ceza vardır. Kral altın âsâsını uzatıp canlarını bağışlamadıkça bu kişiler ölüme çarptırılır. Ben de 30 gündür Kral’ın huzuruna çağrılmış değilim.” (2020)

     Esther kraliçe de olsa, Axaşveroş O’nu huzuruna çağırmadığı takdirde çat kapı odasına giremezdi. Eşref saatinde olmadığı takdirde Esther bunu yaparsa, Axaşveroş O’nu bir kalemde ya da bir kılıç darbesiyle silebilirdi. Ama Mordekay O’nu Kral’ı ikna etmekle görevlendirdiğinde, Esther ilahî koruma altında olduğunu hissediyordu. Kendine bir görev verilmiş ve bu görevi gerçekleştirecek araç olarak atanmıştı. (2021)

     Esther’in bu sözleri kendisine iletilince, Mordekay O’na şu yanıtı götürmelerini istedi: “Ey Esther! Sarayda yaşadığın için bütün Yahudîler içinde kurtulacak tek kişinin sen olacağını sanma. Şu anda susarsan, Allah Yahudîler’e yardım ve kurtuluşu başka yerden gönderecektir; ama sen ve babanın ev halkı yok olacaksınız. Kimbilir, belki de Allah’ın hikmeti gereği böyle bir gün için Kraliçe oldun. Bu gün o gündür.” (2022)

     Bunun üzerine Esther, Mordekay’a şu yanıtı gönderdi: “Git, Şuş’taki bütün Yahudîler’i topla! Benim için oruç tutun, üç gün üç gece hiçbir şey yemeyin, içmeyin. Hizmetçilerimle ben de sizin gibi oruç tutacağız. Ardından, kurala aykırı olduğu halde Kral’ın huzuruna çıkacağım; ölürsem ölürüm.” (2023)

     Mordekay oradan ayrıldı ve Esther’in söylediği herşeyi yaptı. (2024)

     Bazı dînî metinlere göre Esther ile Mordekay arasındaki bu mesajları birbirilerine götürüp getiren Hatax daha sonra vezir Haman tarafından yakalanıp öldürülmüştür. (2025)

     O gün, bu gündü…

     Üçüncü gün Esther kraliçe giysilerini kuşanıp sarayın iç avlusunda, taht odasının önünde durdu. Kral bu odanın giriş kapısının karşısındaki tahtında oturuyordu. Büyük kraliyet salonuna derin bir sessizlik çökmüştü. Öyle ki Esther usulca yürüdüğü halde kendi ayak seslerini ve giysisinin hışırtısını duyabiliyordu. Kalbi küt küt atıyordu. Gözü ne salonun ihtişamını, ne zarif sütûnları, ne de Lübnan sedirlerinden yapılan tavandaki süslü oymaları görüyordu. (2026) Tüm dikkatini tahtta oturan adama vermişti, çünkü hayatı O’nun ellerindeydi. (2027)

     Kral Axaşveroş, avluda bekleyen Kraliçe Esther’i görünce O’nu hoşgörüyle karşılayıp elindeki altın âsâyı O’na doğru uzattı. Bu basit hareket Esther’in yaşamını kurtardı; çünkü davet edilmeden Kral’ın huzuruna çıkmak suçtu ve Kral bu hareketiyle Esther’in az önce işlediği suçu affettiğini gösterdi. Esther tahtın önüne geldiğinde minnettar şekilde elini uzatarak âsânın ucuna dokundu. (2028)

     Kral Axaşveroş’un her şeyi, O’nun muazzam servetini ve gücünü gösteriyordu. O dönemde Pers krallarının giydiği kıyafetlerin bugünün parasıyla yüz milyonlarca dolar değerinde olduğu söyleniyor. Esther, az da olsa kocasının bakışlarında bir sıcaklık görüyor, sevildiğini hissediyordu. Kral Axaşveroş, Kraliçe Esther’e, “Ne istiyorsun Kraliçe Esther, dileğin ne?” diye sordu. “Krallığın yarısını bile istesen sana verilecektir.” (2029)

     Esther, “Kral uygun görüyorsa, bugün kendisi için vereceğim şölene Haman’la birlikte gelsin” diye karşılık verdi. (2030)

     Kral, adamlarına, “Esther’in isteğini yerine getirmek için Haman’ı hemen çağırın” dedi. (2031)

     Böylece Kral Axaşveroş ile vezir Haman, Esther’in verdiği şölene gittiler. Esther bu ziyafeti şüphesiz büyük bir özenle hazırladı; herşeyi kocasının hoşlanacağı şekilde yapabilmek için tüm ayrıntıları düşündü. Sofraya en kaliteli şaraplardan koyarak keyifli bir ortam yaratmak istedi. (2032)

     Bu ziyafet Kral Axaşveroş’un çok hoşuna gitti. Şarap içerlerken Axaşveroş yine Esther’e sordu: “Söyle, ne istiyorsun? Ne istersen verilecek. Dileğin nedir? Krallığın yarısını bile istesen sana bağışlanacak.” (2033)

     Fakat Esther doğru zamanın henüz gelmediğini düşünüyordu. O, Kral’ı ve Haman’ı ertesi gün vereceği başka bir ziyafete davet etti. Esther, “İsteğim ve dileğim şu” diye yanıtladı, “Kral benden hoşnutsa, istediğimi vermek, dileğimi yerine getirmek istiyorsa, Kral ve Haman yarın kendileri için vereceğim şölene gelsinler, o zaman Kral’ın sorusunu yanıtlarım.” (2034)

     Acaba Esther Kral kocasıyla konuşmayı neden erteliyordu? Esther’in tüm halkı Kral’ın fermanı nedeniyle ölümle yüzyüzeydi. Esther Kral’la konuşmak için doğru zamanı seçmeliydi, aksi halde birçok insan canından olacaktı. Bu nedenle sabırla bekledi. Bu O’na kocasına ne kadar saygı duyduğunu göstermesi için bir fırsat daha veriyordu. Zirâ sabır, az rastlanan değerli bir niteliktir. Esther, toplumu için çok endişeleniyor ve aklından geçenleri bir an evvel Kral kocasına anlatmaya can atıyordu; yine de doğru zamanı sabırla beklemeliydi. Bir sorunu çözmek için yetkili birini ikna etmeye çalışmak gerekiyorsa, sabırlı olunmalıydı. Kutsal Kitap bu durumu şu veciz şözlerle öğütler: “Yerinde söylenen söz, gümüş oymalardaki altın elma gibidir. Altın küpe ya da altın bir süs neyse, dinleyen kulak için bilgenin azarlaması da öyledir. Hasatta kar serinliği nasılsa, güvenilir ulak da kendisini gönderenler için öyledir. Böyle biri efendilerinin canına can katar. Yağmursuz bulut ve yel nasılsa, vermediği armağanla övünen kişi de öyledir. Sabırla bir hükümdar bile ikna edilir. Tatlı dil en güçlü direnci kırar.” (2035)

     Kötü kalpli Haman o gün şölenden mutlu ve sevinçli ayrıldı. Ama Mordekay’ı sarayın kapısında görünce ve O’nun ayağa kalkmadığını, kendisine saygı göstermediğini farkedince öfkeden yine deliye döndü. Yine de kendini tuttu ve evine gitti. (2036)

     Haman evde hanımı Zêreş ve dostlarını çağırttı. Onlara sonsuz zenginliğinden, çok sayıdaki oğullarından, Kral’ın, kendisini nasıl onurlandırdığından, öbür önderlerinden ve görevlilerinden üstün tuttuğundan sözetti. “Üstelik, Kraliçe Esther, verdiği şölene Kral’ın yanısıra yalnız beni çağırdı” diye ekledi, “Yarınki şölene de Kral’la birlikte beni davet etti. Ne var ki, o Yahudî Mordekay’ı sarayın kapısında otururken gördükçe bunlardan hiçbirinin gözümde değeri kalmıyor.” (2037) (Haman, Kraliçe Esther’in de Yahudî olduğunu ve hatta Mordekay’ın yakın akrabası olduğunu bilmiyor tabiî. Bunu hiç kimse bilmiyor.)

     Karısı Zêreş ve bütün dostları Haman’a şöyle dediler: “Elli arşın (22 m) yüksekliğinde bir darağacı kurulsun. Sabah olunca Kral’dan Mordekay’ı oraya astırmasını iste. Sonra da sevinç içinde Kral’la birlikte şölene gidersin.” Haman öneriyi beğendi ve darağacını hemen kurdurdu. (2038)

     Mordekay için darağacı kurulmuştu, yarın ipte sallandırılacak, idam edilecekti. Esther ne yapması icap ediyorsa bir an önce yapmalıydı.

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(1950): Tevrat, Esther, 2:8

(1951): John W. Buckley, Prophecy Unveiled – Understanding the Past Predicting the Future, s. 133, Xulon Press, Oxford 2007

(1952): Emil Kautzsch, Die Apokryphen und Pseudepigraphen des Alten Testaments, Victor Ryssel, “Zusätzen zum Buch Esther”, s. 193 – 212, Mohr Siebeck Verlag, Tübingen 1900 / Lewis Bayles Paton, A Critical and Exegetical Commentary on the Book of Esther, s. 51 – 54, Charles Scribner’s Sons Publishing, New York 1908 / Jacob Hoschander, The Book of Esther in the Light of History, s. 30 – 41, 77 – 79 ve 118 – 138, Dropsie College for Hebrew and Cognate Learning, Philadelphia 1923 / Elias J. Bickerman, The Colophon on the Greek Book of Esther, JBL, sayı 63, s. 339 – 362, Aralık 1944 / Elias J. Bickerman, Notes on the Greek Book of Esther, Proceedings of the American Academy for Jewish Research, sayı 20, s. 101 – 133, 1951 / Robert J. Littman, The Religious Policy of Xerxes and the Book of Esther, The Jewish Quarterly Review, sayı 65, bölüm 3, s. 145 – 155, Ocak 1975

(1953): Rabbi Yaakov ibn Chaviv – Avraham Yaakov Finkel, Ein Yaakov: The Ethical and Inspirational Teachings of the Talmud, s. 263 – 267 ve 648, Rowman & Littlefields Publishers, Oxford & Lanham & Boulder & New York & Toronto 1999 / Ellen Frankel – Betsy Platkin Teutsch, The Encyclopedia of Jewish Symbols, s. 49 ve 117, Rowman & Littlefields Publishers, Oxford & Lanham & Boulder & New York & Toronto 1992 / Lewis Bayles Paton, A Critical and Exegetical Commentary on the Book of Esther, s. 88 ve 170,  T & T Clark Publishing, Edinburgh 1976 / Barry Dov Walfish, Esther in Medieval Garb – Jewish Interpretation of the Book of Esther in the Middle Ages, s. 39, State University of the New York Press, New York 1993 / Jill Hammer, The Jewish Book of Days, s. 184, The Jewish Publication Society, Philadelphia 2006 / David J. Zucker, The Bible’s Writings – An Introduction for Christians and Jews, s. 114, Wipf & Stock Publishing, Eugene 2013 / Karel van der Toorn – Bob Becking – Pieter W. van der Horst, Dictionary of Deities and Demons in the Bible, Tzvi Abusch, “Ishtar”, s. 455, Brill Publishing, Köln & Leiden & Boston 1999 / The Oxford Bible Commentary, John Barton – John Muddiman, “Esther” maddesi, Oxford University Press. Oxford 2001

(1954): Aşer ben Yakob Parenzo – Giovanni Bragadin, Targum Şeni, cilt 2, bölüm 7,  איתקרי שמא אסתר בשם כוכב נוגהא יונית אסתירא, Venedik 1590 / Paulus Cassel, An Explanatory Commentary on Esther: With four Appendices Consisting of the Second Targum Translated from the Aramaic with Notes – Mithra: The winged bulls of Persepolis and Zoroaster, s. 300, T & T Clark Publishing, Edinburgh 1888 / Jewish Encyclopedia, Emil G. Hirsch – John Dyneley Prince – Solomon Schechter, “Esther”, Funk & Wagnalls Company Publishing, Londra & New York 1906 / The Encyclopædia Britannica: A Dictionary of Arts, Sciences, Literature and General Information, s. 797, Cambrisge University Press, Cambridge 1910 / The Oxford Encyclopedia of the Books of the Bible, Mary Joan Winn Leith, “Esther and Additions to Esther”, s. 252, Oxford University Press, Oxford 2011 /The New Oxford Annotated Bible: New Revised Standard Version, Marc Brettler – Carol Newsom – Pheme Perkins, “Esther”, s. 715, Oxford University Press, Oxford 2018 / Michael V. Fox, Character and Ideology in the Book of Esther, s. 30, Wipf & Stock Publishing, Eugene 2010 / Aaron Koller, Esther in Ancient Jewish Thought, s. 38, Cambridge University Press, Cambridge 2014 / Abraham Shalom Yahuda, The Meaning of the Name Esther, Journal of the Royal Asiatic Society of Great Britain and Ireland, sayı 78, s. 174 – 178, Aralık 1946

(1955): Bkz. Elinizdeki bu kitabın “Hz. Sara (as)” bölümü

(1956): İbn-i Esir, El- Kâmil fi’t- Tarih, cilt 1, s. 92

(1957): Taberî, Tarih’er- Rusûl we’l- Mulûk, cilt 1, s. 330, Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul 1991

(1958): Tevrat, Tekvin, 12:11 – 20

(1959): Tevrat, Tekvin, 12:14 – 15

(1960): Talmud, Megillah 14 a

(1961): Talmud, Baba Batra 58 a

(1962): Bkz. Elinizdeki bu kitabın “Hz. Abigail (as)” bölümü

(1963): Tevrat, I. Samuel, 25:3

(1964): Talmud, Megillah 15 a

(1965): Talmud, Megillah 13 a

(1966): Tevrat, Esther, 2:7

(1967): Tevrat, Esther, 2:15 ve 9:29

(1968): Tevrat, Esther, 2:5

(1969): Tevrat, Esther, 2:5 – 6

(1970): Persepolis İdarî Arşivleri, های اداری تخت جمشید بایگانی, M. Ö. 5. yüzyıl

(1971): Tevrat, Ezra, 2:2 ve Nehemya, 7:7

(1972): Talmud, Menaxot 64 b ve 65 a

(1973): Jacob Hoschander, Book of Esther in the Light of History, Dropsie College for Hebrew and Cognate Learning, Philadelphia 1923

(1974): Tevrat, Esther, 2:4

(1975): Tevrat, Esther, 2:8

(1976): Emil Kautzsch, Die Apokryphen und Pseudepigraphen des Alten Testaments, Victor Ryssel, “Zusätzen zum Buch Esther”, s. 193 – 212, Mohr Siebeck Verlag, Tübingen 1900 / Lewis Bayles Paton, A Critical and Exegetical Commentary on the Book of Esther, s. 51 – 54, Charles Scribner’s Sons Publishing, New York 1908 / Jacob Hoschander, The Book of Esther in the Light of History, s. 30 – 41, 77 – 79 ve 118 – 138, Dropsie College for Hebrew and Cognate Learning, Philadelphia 1923 / Elias J. Bickerman, The Colophon on the Greek Book of Esther, JBL, sayı 63, s. 339 – 362, Aralık 1944 / Elias J. Bickerman, Notes on the Greek Book of Esther, Proceedings of the American Academy for Jewish Research, sayı 20, s. 101 – 133, 1951 / Robert J. Littman, The Religious Policy of Xerxes and the Book of Esther, The Jewish Quarterly Review, sayı 65, bölüm 3, s. 145 – 155, Ocak 1975

(1977): Talmud, Megillah 14 a

(1978): John W. Buckley, Prophecy Unveiled – Understanding the Past Predicting the Future, s. 133, Xulon Press, Oxford 2007

(1979): Tevrat, Esther, 2:8

(1980): Tevrat, Esther, 2:9

(1981): Tevrat, Esther, 2:10 – 11

(1982): Tevrat, Esther, 2:12 – 14

(1983): Tevrat, Esther, 2:15

(1984): Estraya Seval Vali, Yahudilik’in Kadın Peygamberleri – 8: Kendini Gizleyen Güzel Ester, Şalom Gazetesi, 11 Ocak 2012

(1985): Tevrat, Esther, 2:16

(1986): Tevrat, Esther, 2:17

(1987): Tevrat, Esther, 2:18

(1988): Tevrat, Esther, 2:19

(1989): Tevrat, Esther, 2:20

(1990): Babil Talmudu, Megillah 10 b – 14 a

(1991): Tevrat, Esther, 2:21 – 22

(1992): Tevrat, Esther, 2:23

(1993): Tevrat, Esther, 3:1

(1994): Tevrat, Esther, 3:2

(1995): Tevrat, Esther, 3:2 – 4

(1996): İbrahim Sediyani, Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 60, Sediyani Seyahatnamesi, cilt 6, bölüm 60, İran gezisi, 22 Haziran 2014 / ayrıca bkz. Ehsan Yarshater, Encyclopædia Iranica, cilt 16, “Kyros II” maddesi, Center for Iranian Studies, Columbia Universirty Press, New York 2013 / Mary Boyce, A History of Zoroastrianism, cilt 2, s. 30, Brill Publishing, Köln & Leiden 1988 / Manfred Mayrhofer, Zum Namensgut des Avesta, s. 10, Österreichische Akademie der Wissenschaften, Viyana 1977 / Norbert Ehrhardt, Wiederstand – Anpassung – Integration, s. 161, Steiner Verlag, Stuttgart 2002 / Geo Widengren, Die Religionen Irans, s. 142 – 145, Kohlhammer Verlag, Stuttgart 1965

(1997): Nabonid Kronikleri, II.1 – 4, M. Ö. 6. yüzyıl / Nabonid Silindirleri, I.8 – II.25, M. Ö. 6. yüzyıl

(1998): The Cambridge Ancient History, G. Buchaman Gray – D. Littt, “The Foundation and Extension of the Persian Empire”, cilt 4, s. 15 ve 42, Cambridge University Press, Cambridge 1927 / Klaas R. Veenhof, Geschichte des Alten Orients bis zur Zeit Alexanders des Großen – Grundrisse zum Alten Testament, s. 288 – 291, Vandenhoeck & Ruprecht Verlag, Göttingen 2001

(1999): Avesta, Yasna, 11:17; Vendidad Fragard, 1:1; Xorda Avesta, 3:14 ve 13:74

(2000): Paulys Realencyclopädie der Classischen Altertunswissenschaft, Franz Heinrich Weißbach, Kyros II, cilt 4, s. 1129 – 1131, Supplementband, Stuttgart 1924 / Pierre Briant, From Cyrus to Alexander: A History of the Persian Empire, s. 17 ve 31 – 33, Pennsylvania State University Press, University Park 2002 / Lisbeth S. Fried, Cyrus the Messiah, Bible Review, sayı 19, bölüm 5, The Biblical Archaeology Society, Ekim 2003 / Jona Lendering, Messiah – Roots of the Concept: From Josiah to Cyrus, Livius, 26 Ocak 2012

(2001): Tevrat, Ezra, 6:2 – 5

(2002): Tevrat, Yeşaya, 41:2 – 4 ve 45:1 – 3

(2003): Tevrat, II. Tarihler, 36: 22 – 33; Ezra, 1:1 – 8, 3:7, 4:3 – 5, 5:13 – 17 ve 6:3 – 14; Yeşaya, 44:28 ve 45:1 – 13; Daniel, 1:21, 6:28 ve 10:1

(2004): Kur’ân-ı Kerim, Kehf 83 – 98

(2005): Ehsan Yarshater, Encyclopædia Iranica, cilt 1, Mary Boyce, “Achaemenid Religion” maddesi, Center for Iranian Studies, Columbia Universirty Press, New York 2013 / The Cambridge Ancient History, cilt 4, J. Boardman, Cambridge Universirty Press, Cambridge 1988

(2006): Pirkei De-Rabbi Eliezer, פרקי דרבי אליעזר, 8. – 9. yüzyıllar, Vatikan 1509, İstanbul 1514, Venedik 1548, Sabbioneta 1568, Amsterdam 1712, Vilnius 1837, Lemberg 1864, Londra 1916

(2007): Tevrat, Esther, 3:4

(2008): Tevrat, Esther, 3:5 – 6

(2009): Tobia ben Eliezer, Midraş Lekax Tov, בלקח טו, 11. yüzyıl

(2010): Tevrat, Esther, 3:7

(2011): 1917 Års Kyrkobibel, Esther, 3:1, Stockholm 1917

(2012): Tevrat, Esther, 3:8 – 9

(2013): Tevrat, Esther, 3:10 – 11

(2014): Tevrat, Esther, 3:12 – 14

(2015): Tevrat, Esther, 3:15

(2016): Tevrat, Esther, 4:1 – 2

(2017): Tevrat, Esther, 4:3

(2018): Tevrat, Esther, 4:4 – 5

(2019): Tevrat, Esther, 4:6 – 8

(2020): Tevrat, Esther, 4:9 – 11

(2021): Estraya Seval Vali, Yahudilik’in Kadın Peygamberleri – 8: Kendini Gizleyen Güzel Ester, Şalom Gazetesi, 11 Ocak 2012

(2022): Tevrat, Esther, 4:12 – 14

(2023): Tevrat, Esther, 4:15 – 16

(2024): Tevrat, Esther, 4:17

(2025): Pirkei De-Rabbi Eliezer, פרקי דרבי אליעזר, 8. – 9. yüzyıllar, Vatikan 1509, İstanbul 1514, Venedik 1548, Sabbioneta 1568, Amsterdam 1712, Vilnius 1837, Lemberg 1864, Londra 1916

(2026): Zebur, Mezmurlar, 104:16

(2027): Tevrat, Esther, 5:1

(2028): Tevrat, Esther, 5:2

(2029): Tevrat, Esther, 5:3

(2030): Tevrat, Esther, 5:4

(2031): Tevrat, Esther, 5:5

(2032): Zebur, Mezmurlar, 104:15

(2033): Tevrat, Esther, 5:6

(2034): Tevrat, Esther, 5:7 – 8

(2035): Tevrat, Süleyman’ın Özdeyişleri, 11:15

(2036): Tevrat, Esther, 5:9 – 10

(2037): Tevrat, Esther, 5:10 – 13

(2038): Tevrat, Esther, 5:14

     SEDİYANİ HABER

     5 NİSAN 2020

Seni sevmek, hazalım
acılar içinde kıvranan bir güvercinin
yüzündeki tebessüm olmaktır
seni sevmek, hazalım
özgür yaylalarda koşuşan bir ceylanın
yüreğine düşen korku olmaktır
hazalım seni sevmek
gökyüzünde bir mavi gül
ve okyanus ortasında bir gümüş gerdanlıktır
hazalım seni sevmek
Sahra’da yağmur altında sırılsıklam kesilmek
ve Sarıdeniz’de kuraklıktan kasılıp kavrulmaktır
sevmek hazalım seni
Harlem’de mavi gözlerle sarı saçlarla
Pretoria’da simsiyah bir vücutla dolaşmaktır.
 
Seni sevmek, hazalım
uğrunda ölümlere gittiğim kutlu dâvâ
ateş, toprak, su ve hava
elem yecidke yetimen feava
hazalım seni sevmek
Kıbleteyn Mescidi’nin her iki kıblesi
yetim bir çocuğun el öpmesi
Molla Mansur’un yitik ülkesi
seni sevmek, hazalım
Şubat, Haziran, Sonbahar
ve bir de Ferverdin.
 
(“Seni Sevmek” şiirinden, İbrahim Sediyani)
*
769 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Kadın Peygamberler – 30

  1. Enes Altay dedi ki:

    Selam sana ezberleri bozan adam. Oysa ki ne kadar da doğru bildiğimiz yanlış varmış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir