Koronanın Bize Öğrettikleri

 

isediyani

Yazar Zozan Ateş, Sediyani Haber için yazdı…

 

 

 

Koronanın Bize Öğrettikleri

Zozan Ateş

     Dîn, bilim, eğitim ve kitaplar yapamadı ama küçük bir virüs bizi “bilinçlendirecek”.

     Ben el temizliğinden ya da hapşırırken ağzını kapatmaktan değil de, manevî boyutunu yazmak istedim.

     Birincisi, insanın elinde olanlara şükrünü yapmadığının farkına vardırdı. Dışarı çıkmanın, aile ziyaretlerinin, yaşlı annesine sarılmasının, sabahları kalkıp sağlıklı bir şekilde işe gidebilmenin, dışarıda bir arkadaşıyla oturup çay içmenin, bunların hepsinin bir nimet olduğunun farkına vardırdı.

     İkincisi, bence en önemlisi, dünyanın başka yerlerinde yaşanan acıların bir gün gelip bütün insanları bulabileceği gerçeği.

     Bu salgından önce de insanların huzursuzluğunun, gelişmiş ülkelerdeki intiharların, genelde mutsuzluğun sebebinin başka ülkelerdeki zûlüm altında inleyen çocukların ve kadınların âhı olduğunu düşünürdüm. Biz hiçbir şey yapamasak da dûâ edebilirdik onlar için ki bence herkesin yapabileceği daha öte şeyler vardı.

     Türkiye’de milyonlarca mülteci var ve bizler onlar için hiçbir şey yapmadık. Hiçbir şey yapamasak bile çocuklarının derslerinde yardım edebilirdik. Kaç kişi onlarla arkadaşlık ettik? Onların ihtiyacı sadece maddî değildi ki.

     Şimdi bazı yerlerde “kelebek etkisi” konuşuluyor. Kelebek etkisi, Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpmasıyla Amerika’da fırtına kopmasına sebep olabilme ihtimaline verilen ad. Bunun felsefî anlamı; insan hiçbir zaman sadece kendisi için yaşamamalı, en yakınından başlayarak başkaları için de birşeyler yapmalı. Hasta komşusu varsa ihtiyacını karşılamak, ziyaretine gitmek, çok çocuklu annelerin işlerinde yardım etmek, küçücük de gözükse aslında büyük bir yardım bir anne için.

     Almanya’da yaşayanlar bilir; gönüllü anneler vardır, çok çocuklu annelerin çocuklarını dışarıda gezdirirler. Bu çok değerli ve örnek bir davranış. Almanya’da üniversitelere başvurularda sadece notlara bakılmaz, öğrencilerin herhangi bir gönüllü işte çalışıp çalışmadığına da bakılır. Huzurevlerinde çocuklar yaşlılara yardım eder.

     İnşallah bu küresel salgın insanların canını çok yakmadan, bir başlangıç olur. İyilik başlangıcı. Bundan sonra hepimiz elimizden ne geliyorsa onu yapmaya başlarız.

     Ben küçükken köyümüzde “êvarin” diye birşey vardı, Perşembe akşama doğru dağıtılan yemeğin adıydı. Aslında “êvarin”, “Cuma akşamı” demek ama o dağıttığımız yemeğe öyle derdik ve bunu çocuklarla dağıtırlardı. Maalesef artık böyle şeyler kalmadı, geleneğimizden uzaklaştık.

     Bu salgını Allah’ın biz kullarına bir ihtarı olarak görürsek kendimizi düzeltmek için bir fırsat olabilir. Meselâ bundan böyle yaşlılarımıza daha fazla hürmet etmek, onların hayır dûâlarını almak.

     İnsanlara dîn, dil, ırk ayrımı yapmadan hoşgörülü yaklaşmak, aslında onları Yaratan’a saygı göstermektir.

     Kadınlara, çocuklara, doģaya, birlikte bu hayatı yaşadığımız herşeye nimet olduğunu bilerek yaklaşmak gerektiğini, tekrar özümüze dönmeyi sağlasın, koronavirüs. Bencilliğimizden kurtulmanın vesilesi olsun, inşallah.

     Güzel, sevgi dolu, huzurlu, savaşsız bir dünya dileğiyle.

     SEDİYANİ HABER

     3 NİSAN 2020

 

450 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

2 Cevap Koronanın Bize Öğrettikleri

  1. Basri dedi ki:

    Zozan Hanım’a saygı ve hürmetlerimizi iletiriz. Bize geleneklerimizin bünyesindeki dinamik ve insani değerleri yeniden hatırlattı bu yazısı ile.

    Zozan Hanım’ın tarif ettiği gibi, ümid ederiz ki virüs sadece fizyolojik sonuçlarıyla kalmaz, aynı zamanda paslaşmış vicdanların pasını giderip, unuttuğumuz değerlerimizi hatırlatır bize.

    Selam ve dua ile.

  2. Ahmet dedi ki:

    Évarîn geleneği beni eskilere götürdü, güzel yazı elinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir