Peki Hayatını Eve Sığdıramayanlara Ne Olacak?

 

isediyani

Eğitimci ve yazar İbrahim Altun, Sediyani Haber için yazdı…

 

 

 

Peki Hayatını Eve Sığdıramayanlara Ne Olacak?

İbrahim Altun

     “Hayat eve sığar” diyenler, fakirin evine sağır oldukları müddetçe hayat eve sığmayacak.

     Bu böyle biline!

     Bunu nerden mi biliyorum? Söyleyeyim:

     Bugün işe gitmek için evden çıktığımda, evimin önündeki çöpü karıştıran bir kâğıt toplayıcısı gördüm. Yanına yaklaşıp selamlaştım.

     Amansız bir virüsün olduğunu bu yüzden dikkatli olması ve mümkün mertebede evde kalması gerektiğini söylediğimde aldığım cevap hakikaten utanç vericiydi:

     “Ben sizin mikroplarınızın içinden ekmeğimi kazanıyorum. Sen bana akıl veriyorsun da ekmek verecek misin?”

     İnanın yaşadığım utancı tahmin edemezsiniz. Öyle ki “yer yarılsa da içine girsem” diyesim geldi.

     Bu olaydan sonra evde televizyon karşısında akşam haberlerini izlerken, aynı dertten muzdarip bir TIR şoförünün haykırışından ötürü gözaltına alındığını görünce üzüntüm kat be kat arttı.

     Evet, ister kabul edelim ister etmeyelim ama ne yazık ki bu bizim acı gerçeğimiz. Gerçekler zehir kadar acı olsa da, içmek gerekir.

     Ülke olarak zor durumdan geçtiğimiz doğru. Bu zorlukları hep birlikte el ve gönül birliği ile atlatmamız gerektiğinde de hemfikiriz. Ama asıl mesele şu ki; parası ve maaşı olan bizler için evde kalmak ve hayatı eve sığdırmak kolay. Gelin görün ki düzenli bir geliri ve herhangi bir birikimi olmayan dar gelirli insanlarımıza kuru kuru “evde kal” demek, ne akla ne ahlâka ne de vicdana sığar.

     Aslında böyle yaparak bu insanları “aç kalmak ya da virüse yakalanmak” arasında bir tercih yapmak zorunda bırakmış olmuyor muyuz?

     Devletin bir an önce bu çaresizliğe bir çare bulması lazım. Çünkü sosyal devlet olmanın gereği budur. Zira devlet, milletinin sigortası olmalıdır. Herhangi bir felâkette ya da olağanüstü bir durumda anında milletinin yardımına koşmalı, ihtiyacını gidermeli, onlara kol kanat germelidir ve insanlarına, “Düne kadar sizler vergilerinizle beni ayakta tuttunuz. Artık sıra bende. Şimdi de ben sizi ayakta tutacağım” demelidir.

     Almanya Başbakanı Angela Merkel, geçen gün halka yaptığı “ulusa sesleniş” konuşmasında, aynen şunları söyledi:

     “Hepimizi salgın nedeniyle daha kötü günler bekliyor.

     Tek vatandaşımız işsiz kalmayacak, aç kalmayacak! Tüm ülkenin maaşlarını ve fatura borçlarını ödeme gücümüz var.

     Siz sadece sağlığınızı düşünün, dikkatli olun ve hiçbir şeyi dert edinmeyin.

     Devletiniz sonuna kadar yanınızdadır.”

     İşte gerçek bir devlet böyle olmalı, hakkaniyetli bir lider halkına böyle sahip çıkmalı.

     Madem devlet, milletin sigortasıdır; o halde bugünden tez yok devleti yönetenlerin dar gelirli insanlarımızın ve zor durumda olan esnaflarımızın hayatlarının da eve sığması için gerekli tedbirleri alması ve “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” fermanının hükmünü bir an önce yerine getirmesi şarttır. Nasıl ki devlet tehlikede olduğunda millet malı ve canı pahasına devletinin imdadına koşuyorsa aynı şekilde millet tehlikedeyken de devlet ne pahasına olursa olsun milletinin imdadına koşup yanında durması gerekmez mi?

     Aksi halde hayatı eve sığmayanlara sağır kalınırsa, virüs her yerde ve her evde başka bir kurbanın bedeninde hayat bulacak!

     “Biz bize yeteriz”, buna eyvallah! Bu millet her daim üzerine düşeni yapmıştır ve yapmaya devam edecektir. Ama işe milletin sırtından en çok kazananlardan başlamalıyız. Herkes şundan emin olsun ki kodamanların cebindeki fazlalıklar bu milletin bütün garibanını doyurmaya yeter de artar!

     Yeri gelmişken şu soruyu sormak istiyorum: Acaba köprü, otoyol ve havalimanlarının işletme hakkını elinde tutan firmalar da milletin kesesinden kendilerine ödenen milyar dolarları birkaç aylığına da olsa milletimize bağışlayacaklar mı? Yoksa doların tavan yaptığı, insanların ekmek çarkını döndürmekte zorlandığı bu çetin günlerde garibanın sırtından daha çok kazandıkları için her zamanki gibi zil takip oynayacaklar mı?

     Bu sorumun cevabını çok merak ettiğimi söyleyemem. Çünkü her zaman yaptıkları gibi kazandıklarının yanında devede kulak bile sayılmayacak bir miktar parayı büyük bir reklâm ve gösterişle – yarınlarını da hesaba katarak – bağışlayacaklarını tahmin etmek zor olmasa gerek. Zira onlar fil gelecek yerden civciv esirgemezler!

     Anadolu insanı durumu ne de güzel özetlemiş: “Hindi şişmanladıkça dübürü daralır.”

okuryazaribrahim@gmail.com

     SEDİYANİ HABER

     31 MART 2020

 

448 Total Views 3 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Peki Hayatını Eve Sığdıramayanlara Ne Olacak?

  1. Zekeriya dedi ki:

    Tebrikler İbrahim Hocam, çok güzel bir yazı olmuş. Çözümü de göstermişsiniz.

    Evet, çözüm; zekâttır. Zenginlerin, gırtlağından geçemeyen fazla yiyeceğini paylaşmasıdır çözüm.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir