Kadın Peygamberler – 29

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     Büyüdükten ve kral olduktan sonra kadın peygamber Hz. Esther (as) ile evlenecek olan İran Hexamenîş Kralı Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez), İran’da Hexamenîşler’in başkenti olan, günümüzde ise Fars İli (Ostanê Fars)’nin merkezi Şiraz kentine 130 km mesafedeki bir ilçe olan Pasargade kentinde, M. Ö. 519 yılının Aralık ayında, Hexamenîş Kralı Büyük Deryuş olarak anılan I. Deryuş (M. Ö. 549 – M. Ö. 486) – Hexamenîş Kraliçesi Hutauşa (M. Ö. 550 – M. Ö. 475) çiftinin oğlu olarak doğdu. (1884)

     Kutsal kitap Tevrat (Tanah)’ın üç ayrı bölümünde, “Ezra” kitabında (1885), “Esther” kitabında (1886) ve “Daniel” kitabında (1887) kendisinden bahsedilir.

     Doğduğunda kendisine verilen isim “Xşayarşa”, kral olduktan sonra kullandığı isim “I. Xêrxwez”, kutsal kitap Tevrat’ta geçen ismi “Axaşveroş” olup, her üç kelime de aynıdır, aynı anlama gelmektedir. Eski Persçe’deki “Xşayarşa”, eski Babil dilindeki “Axşiyarşu” veya “Akşiwaarşu”, günümüzde konuşulan Farsça ve Kürtçe’deki “Xêrxwez” (ﺨﻴﺮﺨﻮﺍﺰ) veya “Şêrxwes” (ﺸﻴﺮﺨﻮﺍﺲ) ile Tevrat’ta kullanılan “Axaşveroş” (אחשוורוש), bütün bu isimlerin / kelimelerin hepsi de “Hayır isteyen kişi”, “Hayırlı işler yapan kişi”, “Tüm erkeklerin en yiğidi”, “Aslanların en hası”, “Aslanların en kahramanı” gibi anlamlara gelmektedir. (1888)

     Kutsal kitapta ismi geçen Pers Kralı Axaşveroş’un nesnel – bilimsel tarihteki reel bir kişilik olan İran Hexamenîş Kralı Xşayarşa (I. Xêrxwez) olduğu, akademik çevrelerde genel olarak kabul edilmiş ve benimsenmiştir. Bilim dünyası bu konuda hemen hemen hemfikirdir. (1889)

     Çocukluğu ve gençliği hakkında pek bilgi bulunmayan Axaşveroş (Xşayarşa, Xêrxwez), 30’lu yaşlardayken, M. Ö. 490 – M. Ö. 486 yıllarında babası Hexamenîş Kralı I. Deryuş (Büyük Deryuş), Yunanistan üzerine dört yıl süren seferler düzenler. Bu seferlere Axaşveroş (Xşayarşa, Xêrxwez) da katılır. Başarısız olacak olan bu sefere ilk başta Hexamenîş güçleri iyi başlamış, seferin ilk yılında Yunanistan anakarası ile Peloponnez (Mora) Yarımadası’nı birbirinden ayıran Korinth Kıstağı’nın kuzeyindeki toprakları, yani Yunanistan anakarasını ele geçirmişlerdi. (1890) Ancak seferin ikinci ve üçüncü yıllarında, M. Ö. 488 – M. Ö. 487 yıllarında, Hexamenîş egemenliği altındaki Mısır’da ve Babil’de (bugünkü Irak) büyük isyanlar başgösterdi. Kral Büyük Deryuş’un oğlu Axaşveroş, bu isyanları başarıyla ezdi. (1891)

     Tarihe “Maraton Savaşları” olarak geçen bu savaşta Yunanlar’a yenilen Büyük Deryuş, Yunanistan’a karşı ikinci bir sefer düzenleme hazırlığı içindeyken, M. Ö. 486 yılında, Mısır’da ağır vergiler nedeniyle ve İran’da Susa (Şuş) ve Persepolis (Parsa, Taxtê Cemşîd) kentlerinde kraliyet saraylarını inşâ etmek için zanaatkârların oradan zorakî sürülmeleri nedeniyle isyanlar çıktı. Hexamenîş yasalarına göre, Kral’ın bir sefere çıkmadan önce yerine halef (halife) seçmesi gerekiyordu. Büyük Deryuş sefer için ayrılmaya karar verdiğinde, Persepolis (Parsa, Taxtê Cemşîd)’teki kraliyet sarayına 5 km mesafedeki Naqşê Rûstem’de mezarını hazırladı ve yerine hanımı Hutauşa’nın en büyük oğlu Axaşveroş (Xşayarşa, Xêrxwez)’u atadı. Ancak Büyük Deryuş sağlığı yeterli olmadığı için sefere öncülük edemedi ve M. Ö. 486 yılının Ekim ayında, 64 yaşındayken vefat etti. (1892)

     Kral Büyük Deryuş sefere çıkmadan ve vefat etmeden önce yerine halef (halife) olarak Axaşveroş (Xşayarşa, Xêrxwez)’u atadığı için, M. Ö. 486 yılında Axaşveroş tahta çıktı ve Hexamenîş İmparatorluğu’nun yeni kralı oldu. Axaşveroş, Kral Deryuş’un hanımı Hutauşa’nın en büyük oğluydu, ama kendisinin en büyük oğlu değildi. Kral’ın diğer hanımlarından olan oğulları Axaşveroş’tan büyüktü. Dolayısıyla Axaşveroş’un ağabeyleri varken kendisinin yeni kral seçilmesi, sarayda memnuniyetsizlik ve husumete sebep oldu. Ölen Kral Büyük Deryuş’un büyük oğlu Artobazan, en büyük oğul olduğunu önplana çıkartarak, krallığın kendi hakkı olduğunu iddiâ etti. (1893)

     Ancak Axaşveroş’un üç büyük avantajı vardı: Birincisi; baba Büyük Deryuş vefat etmeden önce yerine O’nu halef olarak seçmişti. İkincisi; babasının seferlerinde diğer oğullar sarayda kalıp günlük lüks yaşamlarına devam ederken, Axaşveroş babasıyla birlikte seferlere çıkar, ölümü göze alarak savaşlara katılırdı. Üçüncüsü ve manevî olarak çok önemli bir avantaj da; diğer oğulların anneleri babalarıyla akraba değildi, ama Axaşveroş’un anne ve babası yakın akrabaydılar ve Axaşveroş sadece baba tarafından değil anne tarafından da imparatorluğun kurucusu efsanevî Büyük Kiros (Büyük Keyhüsrev, II. Kiros)’un soyundan geliyordu. (1894)

     Sonuçta Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez), M. Ö. Ekim – Aralık 486’da tac giydi ve 33 yaşındayken Hexamenîş Kralı oldu. (1895)

     Yeni kral o sırada bekârdı ve bekâr biri kral olduğunda ülke kraliçesiz (günümüz tabiriyle “first lady”siz) kalacağından, tahta çıkartıldığında apar topar evlendirildi de. Hexamenîş’in yeni kralı Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez), tahta çıktığı aynı yıl, M. Ö. Aralık 486’da Farnazpez’in torunu (1896) ve Utana’nın kızı (1897) olan Amestri (Vaşti) ile evlendi (1898).

     İran’ın yeni kraliçesi olan Amestri (Vaşti)’nin doğum tarihi bilinmemektedir. Ancak babası Utana, M. Ö. 519 doğumlu olan kocasının henüz doğmadığı M. Ö. 522 yılında öldürüldüğüne göre (1899), kocası Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez)’tan daha yaşlı bir kadın olduğu kesindir.

     Nesnel – bilimsel tarihte “Amestri” olarak geçen bu İran Kraliçesi’nin ismi, kutsal kitap Tevrat’ta “Vaşti” olarak geçer. (1900)

     Kadının ismi olan “Amestri” (ﺁﻤﺴﺘﺮﻱ), Eski Farsça (Persçe)’da “Güçlü kadın” demektir. (1901) Tevrat’ta geçen ismi “Vaşti” (ושתי) ise, “İstenen kadın”, “Arzu edilen kadın” anlamına gelir. (1902)

     Kitab-ı Mukaddes yorumcuları, Tevrat’ta Vaşti olarak bahsedilen İran Kraliçesi’nin nesnel – bilimsel tarihte Amestri olarak geçen İran Kraliçesi olduğu hususunda büyük ölçüde uzlaşmışlardır. Hem tarihler ve kocasının ismi uyuşmakta, hem de olay örgüleri bağdaşmaktadır. (1903)

     Tıpkı kocası Hexamenîş Kralı Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez) gibi, Hexamenîş Kraliçesi Amestri (Vaşti) de inanç olarak Zerdüştî idi, Zerdüştîlik dînine mensuptu. (1904)

     Eski Yunan tarihçileri Heredot (M. Ö. 484 – M. Ö. 425), Ktisias (M. Ö. 5. – 4 . yy) ve Plutarhos (46 – 120), bu kraliçeyi “kötü biri” olarak tasvir etmişlerdir. (1905) Hatta Heredot bu konuda o kadar ileri gitmiştir ki, Amestri (Vaşti)’yi “acımasız bir despot” olarak nitelemiştir. (1906) Amestri (Vaşti) için benzer ifadeleri Ktisias da kullanmaktadır. (1907)

     Ancak bir insan hakkında yargıda bulunurken düşmanlarının sardettiği beyanların ölçü alınamayacağını belirten tarihçiler ve bilim insanları, Heredot, Ktisias ve Plutarhos gibi Eski Yunan tarihçilerinin İran Kraliçesi’ni kötülemek için bu abartılı şeyleri kaleme aldıklarını düşünmektedirler. (Sediyani’nin notu: Öyleyse aynı şey Tevrat’ın O’nun hakkında yazdıkları için de geçerlidir. Fakat ekseri Yahudî ve Hristiyan olan bu bilim insanları nedense sözkonusu olan Tevrat’ın yazdıkları olunca bu kadarını düşünmeyi beceremezler, ama Yunan tarihçileri yazınca akıllarını kullanarak dürüst olmayı becerirler. Dîni sorgulamak, kutsal kitapların yazdıklarına şüpheyle yaklaşmak, her babayiğidin harcı değil sonuçta.)

     Yeni kral Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez), iktidarının ilk yılında Mısır ve Babil’de meydana gelen isyanları ezdi ve kardeşi Haxameneş’i Mısır’a vali olarak atadı. (1908)

     Kutsal kitap Tevrat, Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez)’tan, iktidarının birinci yılından itibaren bahsetmeye başlar. (1909)

     Tevrat’ın anlattığına göre, Axaşveroş’un krallığının başlangıcında, Yahudalılar’ın düşmanları Yahuda ve Kudüs (Yeruşalayim)’te yaşayanları suçlayan bir belge düzenlediler. Mektup Aramice yazılıp çevrilmişti. (1910)

     Mektupta şunlar yazılıydı:

     “Vali Rehum, Yazman Şimşay ve öbür çalışma arkadaşları, yargıçlar, yöneticiler, görevliler, Persler, Erekliler, Babilliler, Elam topraklarından gelen Şuş halkı, büyük ve onurlu Asurbannipal’ın sürüp Samiriye kentiyle Fırat’ın batı yakasındaki bölgeye yerleştirdiği öbür halklarından,

     Kral Artahşasta’ya;

     Fırat’ın batı yakasındaki bölgede yaşayan kullarından: Yönetimindeki öbür bölgelerden çıkıp bize gelen Yahudîler Yeruşalim (Kudüs)’e yerleşerek o asi ve kötü kenti yeniden kurmaya başladılar. Bunu bilgine sunuyoruz. Temelini pekiştiriyor, surlarını tamamlıyorlar.

     Ey kral;

     Bilmelisin ki, bu kent yeniden kurulur, surları tamamlanırsa, Yahudîler yine vergi ödemeyecek; krallığının geliri de azalacak. Biz sarayının ekmeğini yedik. Sana zarar gelmesine izin veremeyiz. Bunun için, haberin olsun diye bu mektubu gönderiyoruz.

     Atalarının belgeleri araştırılsın. Kayıtlarda bu kentin asi, krallara, valilere zarar veren bir kent olduğunu göreceksin. Bu kent öteden beri başkaldıran bir kenttir. Yerle bir edilmesinin nedeni de budur.

     Bu yüzden, ey kral, sana bildiriyoruz: Bu kent yeniden kurulur, surları tamamlanırsa, Fırat’ın batı yakasındaki bölgede hiçbir payın kalmayacak.” (1911)

     Belgeye göre, Kral bu mektuba şu yanıtı göndermişti:

     “Samiriye’de ve Fırat’ın batı yakasındaki öbür yerlerde yaşayan Vali Rehum’a, Yazman Şimşay’a ve öbür çalışma arkadaşlarına selamlar.

     Bize gönderdiğiniz mektup çevrilip bana okundu. Buyruğum üzerine araştırma yapıldı. Bu kentin öteden beri krallara başkaldırdığı, isyan ettiği, ayaklandığı saptandı.

     Yeruşalim’i güçlü krallar yönetti. Fırat’ın batı yakasındaki bütün bölgede egemenlik sürdüler. Oradaki halktan vergi topladılar. Şimdi işi durdurmaları için bu adamlara bir buyruk çıkarın. Öyle ki, ben buyruk vermedikçe kent yeniden kurulmasın. Bu konuya özen gösterin; krallığıma daha fazla zarar gelmesin.” (1912)

     Kral Artahşasta’nın mektubunun örneği kendilerine okunur okunmaz, Vali Rehum, Yazman Şimşay ve öbür çalışma arkadaşları hemen Kudüs (Yeruşalayim)’e, Yahudîler’in yanına gitmişler ve zorla onları durdurmuşlardı. Böylece Tanrı’nın Kudüs’teki Tapınağı’nın yapımı, Hexamenîş Kralı Büyük Deryuş’un (Axaşveroş’un babası) krallığının ikinci yılına dek askıda kalmıştı. (1913)

     Hexamenîş Kralı Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez), yıllardan bu yana babası Büyük Deryuş (I. Deryuş)’un Yunanlar’a karşı başlattığı savaşı sürdürmek için hazırlanıyordu. Atina’ya karşı büyük orduyla sefere çıktı. M. Ö. 484’te Axaşveroş komutasındaki Hexamenîş ordusu Anadolu’ya vardı ve Çanakkale’de, Dardanel (Çanakkale Boğazı)’in karşı kıyısında yer alan Abidos’a gemilerden bir köprü yapıp Trakya üzerinden askerlerini boğazdan karşıya geçirdi. (1914)

     Aynı yıl doğmuş olan dünyaca ünlü Antik Yunan tarihçi Heredot (M. Ö. 484 – M. Ö. 425), M. Ö. 5. yy’da kaleme aldığı “İstoríai” (Tarih) adlı meşhur kitabında, Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez)’un bu savaşta 5 milyondan fazla adamı olduğunu söylese de (1915), aynı dönemde bir kuşak önce yaşamış ve savaşın yaşandığı tarihte yetişkin bir insan olan dünyaca ünlü Yunan şair ve ozan Simonidis (M. Ö. 556 – M. Ö. 468) bu sayının 3 milyon dolayında olduğunu belirtir ve bunu aktaran da yine Heredot’tur (1916). Yine aynı dönemde yaşamış Yunan tarihçi ve fizikçi Ktisias (M. Ö. 5. – 4 . yy) ise bu sayının 800 bin civarında olduğunu belirtir. (1917) Ancak bu hadiseden 400 yıl sonra yaşamış olan Sicilya doğumlu Yunan tarihçi Diódoros (M. Ö. 90 – M. Ö. 60)’un savaştaki Yunan kuvvetlerini sadece 7700 kişi olarak vermesi (1918), Heredot, Simonidis ve Ktisias’ın asker sayılarını abarttığı kuşkularına yol açmıştır.

     Çağdaş tarihçiler ve modern bilimciler, Herodot’un Yunanlar’ın zaferini büyütmek için Pers kuvvetlerinin sayısını abarttığını düşünmektedirler. (1919) Heredot hatta “Pers ordusundaki askerlerin sayısı o kadar çoktu ki, bunlar nehirlerin suyunu içerek nehirleri kuruttular ve büyük şehirlerin erzaklarını yiye yiye tükettiler” gibi oldukça abartılı şeyler anlatmaktadır. Bu betimlemeler çok abartılmış olsa da kesin olan, Persler’in Yunanlar’dan sayıca üstün olduklarıdır. Modern bilimsel çevreler, bu savaşlarda Persler’in askerî gücünü 40 bin – 300 bin arasında tahmin etmektedir. (1920) Fakat rakamsal gerçekler ne olursa olsun, Hexamenîş Kralı Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez)’un, kara ve deniz yoluyla ezici bir sayısal üstünlük toplayarak başarılı bir keşif yaptığı hatta gemileri karadan yüzdüren ilk imparator (Türkiye’deki resmî tarihte bunu ilk yapanın Fatih Sultan Mehmet olduğu iddiâ edilir) olduğu çok açıktır. (1921)

     Heredot’un verdiği bilgiye göre, İran Hexamenîş ordusunda şu etnik ve dînî unsurlar vardı: Farslar (Persler), Kürtler (Medler), Yahudiler (İbraniler), Babilliler, Asurlular, Elamlılar, Fenikeliler, Baxteryanlar, Soğdlar, Kureşmyanlar, Zerengiyanlar, Sattagidyanlar, Xanzaralar, Hintliler (Hindular), Araplar, Ermeniler, Lazistanlı Pontus Yunanlar, Mısırlılar, Libyalılar, Etiyopyalılar (Habeşîler), Kapadokyalılar, Lidyalılar, İskitliler, İyonlular, Paeonyalılar, Axaeyanlar, Trakyalılar, Makedonlar. (1922)

     Yunanlar’la yapılan ve yenilgiyle sonuçlanan savaşlardan sonra, Mısır’da ve Babil’de yeniden isyanlar başgösterdi ve Hexamenîş İmparatoru Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez), bu ayaklanmaları M. Ö. 484’te başarıyla bastırdı. Bu başarısından sonra Axaşveroş, kendisini “Şehinşâh” (Şâhların Şâhı) ve “Cihangir” (Tüm Dünyanın Lideri) ilan etti. (1923)

     Kadın peygamber Hz. Esther (Hadassa), krallığının üçüncü yılında, yukarıda ayrıntılarıyla anlattığımız Yunan – Pers Savaşları’ndan ve Mısır ile Babil’deki isyanlardan bir yıl sonra, M. Ö. 483 yılında Hexamenîş Kralı Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez)’un hayatına girer.

     Axaşveroş, Hoddu’dan Kûş’a uzanan bölgedeki 127 ilin kralıydı. O sırada ülkeyi Şuş Kalesi’ndeki tahtından yönetiyordu. (1924)

     Krallığının üçüncü yılında, M. Ö. 483 yılında bütün önderlerinin ve görevlilerinin onuruna bir şölen verdi. Pers ve Med ordu komutanları, ileri gelenler ve il valileri de oradaydı. Axaşveroş tam 180 gün süren şenliklerle krallığının sonsuz zenginliğini, büyüklüğünün görkemini ve yüceliğini gösteriyordu. (1925)

     Bunun ardından, sarayının avlusunda küçük – büyük ayırmadan, Şuş Kalesi’nde bulunan bütün halka 7 gün süren bir şölen verdi. Mermer sütûnlar üzerindeki gümüş çemberlere mor ve beyaz renkli iplikten yapılmış sicimlerle bağlanmış beyaz ve lacivert kumaşlar asılmıştı. Somaki, mermer, sedef ve pahalı taşlar döşenmiş avluya altın ve gümüş sedirler yerleştirilmişti. Sarayın en iyi şarabı kralın cömertliğine yaraşır biçimde bol bol ve her biri değişik altın kupalar içinde sunuluyordu. (1926)

     Kralın buyruğu uyarınca, konuklar içki içmeye zorlanmadı. Kral saray hizmetkârlarına konukların dileklerini yerine getirmeleri için buyruk vermişti. (1927)

     O sırada Kraliçe Vaşti (Amestri) de Kral Axaşveroş (Xşayarşa, I. Xêrxwez)’un sarayındaki kadınlara bir şölen veriyordu. (1928)

     Yedinci gün, şarabın etkisiyle keyiflenen ve sarhoş olan Kral Axaşveroş, hizmetindeki yedi haremağasına (Mehuman, Bizta, Harvona, Bigta, Avagta, Zetar ve Karkas’a) Kraliçe Vaşti’yi başında tacıyla huzuruna getirmelerini buyurdu. Kraliçe Vaşti güzeldi. Kral halka ve önderlere O’nun ne kadar güzel olduğunu göstermek istiyordu. Ama Kraliçe Vaşti haremağalarının Kral’dan getirdiği buyruğu reddedip gitmedi. Bunun üzerine Kral çok kızdı, öfkesinden küplere bindi. (1929)

     Alkolün insan rûh ve akıl sağlığına verdiği zarara iyi bir örnek!.. Sarhoş olan bir kralın, dünyanın en büyük ve en güçlü imparatorluğunun kralının içine düştüğü rezil ve aşağılık durum!..

     Kraliçe olan karısını huzura çağırıyor ve herkesin içinde teşhir ederek, “Bakın karım ne kadar güzel” diyecek!.. Bir erkek için bundan daha sefil bir durum olabilir mi?..

     Kral Axaşveroş, hizmetindeki yedi haremağasına, Kraliçe Vaşti’yi başında tacıyla huzuruna getirmelerini emrediyor. Tevrat ve Talmud’un ilk kapsamlı tefsirlerinin müfessiri olan dünyaca ünlü Yahudî dîn âlimi Raşi ya da tam adıyla Rabbi Şlomo ben Yitzak (1040 – 1105)’ın tefsirlerini yorumlayan ve 17. yy’da bir Polonya Yahudîsi olup “Yahudî bibliyografyasının babası” kabul edilen Şabatay ben Yofes Bass (1641 – 1718) tarafından kaleme alınan “Sifre Hahamim”de yazdığına göre, sadece tacını giyerek!Yani çırılçıplak. (1930) Yahudilik’in medenî kanunu hükmündeki dînî kitabı “Talmud”da da bu şekilde anlatılır: Çırılçıplak!.. (1931)

     Bir kadın için ne kadar utanılacak bir durum olduğunu tahayyül etmek bile istemiyor insan!..

     Kraliçe Vaşti (Amestri) bu utanç verici emre itaat etmez, tabiî ki. Kral’ın emrine uymaz ve kendisinin teşhir edilmesine karşı çıkar. (1932)

     Kral bu duruma çok kızar. Çünkü Vaşti (Amestri)’nin bu tutumu, hem bir devletin kralınının verdiği buyruğa itaatsizlik, hem de bir kadının kocasına itaatsizliğidir. O dönemin – ve hemen her dönemin – “ataerkil” zihniyetine göre, Vaşti (Amestri) “iki kere suç (!) işlemiştir”…

     Kral Axaşveroş, karısı Kraliçe Vaşti’ye nasıl bir ceza vermesi gerektiği konusunda danışmanlarıyla, yasaları bilen bilge kişilerle görüştü. Zirâ Kral’ın, yasaları ve adaleti bilen kişilere danışması gelenektendi. Kendisine en yakın olan Karşena, Şetar, Admata, Tarşiş, Meres, Marsena ve Memukan, O’nunla yüzyüze görüşebiliyorlardı. Pers ve Med İmparatorluğu’nun bu yedi önderi, krallığın en üst yöneticileriydi. (1933)

     Kral Axaşveroş onlara, “Kral’ın haremağaları aracılığıyla gönderdiği buyruğa uymayan Kraliçe Vaşti’ye yasaya göre ne yapmalı?” diye sordu. Memukan, Kral’ın ve önderlerin önünde şu yanıtı verdi: “Kraliçe Vaşti yalnız Kral’a karşı değil, bütün önderlere ve Kral’ın bütün illerindeki halklara karşı suç işledi. Bütün kadınlar, Kraliçe’nin davranışıyla ilgili haberi duyunca, ‘Kral Axaşveroş Kraliçe Vaşti’nin huzuruna getirilmesini buyurdu, ama Kraliçe gitmedi’ diyerek kocalarını küçümsemeye başlayacaklar. Bugün Kraliçe’nin davranışını öğrenen Pers ve Medli soylu kadınlar da Kral’ın soylu adamlarına aynı biçimde davranacak. Bu da alabildiğine kadınların küçümsemesine, erkeklerin de öfkelenmesine yol açacak. Kral uygun görüyorsa ferman çıkarsın; bu ferman Persler’le Medler’in değişmeyen yasalarına eklensin: Buna göre Vaşti bir daha Kral Axaşveroş’un huzuruna çıkmasın ve Kral O’ndan daha iyi birini kraliçeliğe seçsin. Kral’ın fermanı büyük krallığının dört bir yanına ulaşınca, ister soylu ister halktan olsun, bütün kadınlar kocalarına saygı gösterecektir.” (1934)

     Bu sözler Kral’ın ve önderlerinin hoşuna gitti. Kral, Memukan’ın önerisine uyarak, krallığın bütün illerine yazılı buyruklar gönderdi. Her ile kendi işaretleriyle ve her halka kendi diliyle yazıldı. Her erkeğin kendi evinin egemeni olduğu her dilde vurgulandı. (1935)

     Bu hadiseden sonra Kral Axaşveroş, karısı Vaşti’yi boşadı ve O’nu kraliçelikten azletti. (1936)

     Ahlaklı, karakterli ve namuslu bir kadın olan ve hatta o kadar ki, bu yüzden tahtını, tacını, kraliçelik gücünü kaybedeceğini bile bile namusundan ve haysiyetinden ödün vermeyen Vaşti (Amestri)’nin, sürekli olarak ahlak, namus, edep ve hâyâ dersi veren, zinanın ve kadınlığın teşhirinin ne kadar kötü olduğunu anlatan kutsal kitaplarda hiç övülmemiş olması çok ilginçtir. Normalde, bu yönde öğretileri olan kutsal kitaplarda Vaşti’nin öve öve bitirilememiş olması gerekiyordu. Ama bu yok!

     Diyeceksiniz ki; “Vaşti peygamber değil ve olayların yaşandığı zaman dilimindeki kraliçedir sadece. Kutsal kitaplar genelde peygamberlere yoğunlaştığı için, bunu yapmamış, ama artniyet yok”. Fakat bu düşünce de oldukça sığ kalır. Zirâ aynı durumdaki ve aynı devletin eski kralı Büyük Kiros veya Büyük Keyhüsrev olarak da anılan II. Kiros (M. Ö. 576 – M. Ö. 529), insan haklarına saygılı ve farklı dînlere hoşgörüyle yaklaşan adaletli bir yönetim sergilediği için aynı kutsal kitaplarda öve öve bitirilememiştir. (1937)

     Demek ki sözkonusu erkek olunca, övgüden imtina edilmiyor…

     İran Kraliçesi Vaşti (Amestri), feministler için bir ikondur. Vaşti’nin sarhoş kocasının ahlaksız emrine uymayı reddetmesi, kutsal kitap Tevrat (Tanah)’ın “Esther” kitabının feminist yorumlarının çoğunda kahramanca takdir edildi. (1938) İlk feministler, Vaşti’nin “kadınlık ahlakı” ilkelerine ve cesaretine hayran kaldılar. Örneğin Amerikan İç Savaşı (1861 – 65) yıllarında kölelik karşıtı romanlar yazmış olan ABD’li feminist kadın yazar Harriet Elisabeth Beecher Stowe (1811 – 96), Vaşti’nin itaatsizliğini “Kadın hakları için tarihteki ilk duruş” olarak nitelendirmiştir. (1939) Kadınlara oy hakkı için yürüttüğü çalışmalar ve kölelik karşıtı fikirleriyle bilinen ABD’li feminist kadın yazar ve aktivist Elizabeth Cady Stanton (1815 – 1902) ise, Vaşti’nin kadınlık onuru ve tüm kadınlar adına yeni bir zafere imza attığını söylemiş, hakikaten ilginç ama tam da Kur’ân’ın mesajına ve İslamî itikad esasına uygun devrimci bir dil kullanarak, “Zûlme karşı direniş, krallara ve devletlere itaat etmemek, bunlar Tanrı’ya itaattir. Gerçek mânâda Tanrı’ya itaat, tüm krallara, despotlara ve devletlere itaati reddetmektir” demiştir. (1940) Kanadalı bir Yahudî feminist kadın gazeteci ve yazar olan Michele Landsberg (1939 – halen hayatta) ise şöyle yazmıştır: “Mazlum durumdaki Yahudî halkını kurtarmak tabiî ki önemliydi, bu açıdan Esther’e elbette saygı duyuyorum, ama Esther’in aynı zamanda itaatkâr tutumu hoş değil. Beni itti. Bu kralın karısını niçin boşadığını biliyorsun, nasıl biri olduğunu biliyorsun, buna rağmen evlenmeye razı oluyorsun. Vaşti ile ilgili sorun nedir? Saygınlığı vardı, kendine saygısı vardı. Dedi ki: ‘Sana ve arkadaşlarına dans etmeyeceğim.’ Ne kadar da asil bir davranış, ne onurlu bir kadın!” (1941)

     Esther’in Vaşti’nin yerini almaması gerektiğini düşünen daha pekçok Yahudî ve Hristiyan – ve erkek – tarihçi ve teolog da bulunuyor. (1942) Ancak kendi halkı / milleti kölelik ve esaret altındayken onları kurtarmak için bir insanın fedakârlık yapmasının yüce bir duygu olduğunu, dolayısıyla Esther bunu kendi halkının kurtuluşu ve özgürlüğü için yaptığı için, ayıplamak bir yana takdir edilmesi gerektiğini savunan isimler de oldukça çoğunlukta. (1943)

     Bu olaylardan sonra öfkesi dinen Kral Axaşveroş, Vaşti’yi, yaptıklarını ve O’na karşı alınan kararı anımsadı. Kral’ın özel hizmetkârları, “Kral için genç, güzel, el değmemiş kızlar aransın” dediler, “Kral, egemen olduğu bütün illerde görevliler atasın. Bu görevliler bütün genç, güzel, el değmemiş kızları toplayıp Şuş Kalesi’ndeki hareme getirsinler, Kral’ın kızlardan sorumlu haremağası Hegay’a teslim etsinler. Güzelleşmeleri için ne gerekiyorsa verilsin. Sonunda Kral’ın hoşuna giden kız, Vaşti’nin yerine kraliçe olsun.” Kral bu öneriyi beğendi ve söyleneni yaptı. (1944)

     Ülkede, günümüz tabiriyle söylemek gerekirse, bir “Güzellik Yarışması” düzenlenir. Ülkenin bütün bekâr kızları bu yarışmada Kral’ın önünde sergilenecek, hangisi Kral’ın hoşuna giderse Kral onunla evlenecek ve o kız Hexamenîş İmparatorluğu’nun yeni kraliçesi olacaktır. (1945)

     Kral Axaşveroş’un buyruğu ve fermanı yayınlandıktan sonra çok sayıda genç kız Şuş Kalesi’ne getirilip harem sorumlusu Hegay’a teslim edildi. (1946)

     Bu “güzellik yarışması” yıllar sürdü, çünkü ülkedeki tüm bekâr kızların Kral tarafından görülmesi uzun zaman alacak bir uygulamaydı. O sırada o toplumun içinde yaşayan ve henüz 9 – 10 yaşlarında bir genç kız olan (1947), sonradan Tanrı’nın kendisine peygamberlik vereceği (1948) Hadassa (Hz. Esther) adındaki İbrani (Yahudî) kız çocuğu, Kral’ın fermanı ilan edildiğinde ve hadımları ülkeyi hükümdar için yeni bir eş arayışına ittiğinde, erkeklerin görmemesi için kendisini sakladı ve 4 yıl boyunca inzivada kaldı, 4 yıl boyunca hiç kimseye görünmedi. (1949)

     Fakat saklanmak nereye kadar?

     Kral’ın adamları sonunda O’nu buldular. Hadassa (Esther) o sırada henüz 13 yaşındaydı.

     Esther’i alıp saraya getirdiler.

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(1884): André Heller, Das Babylonien des Spätzeit (7. – 4. Jh.) in den Klassischen und Keilschriftlichen Quellen, cilt 7, s. 271, Antike Verlag, Berlin 2010 / Lutz D. Schmadel, Dictionary of Minor Planet Names, cilt 2, s. 564, Springer Verlag, Heidelberg & Dordrecht & Londra & New York 2012 / Amélie Kurt, The Persian Empire: A Corpus of Sources from the Achaemenid Period, cilt 1, s. 239 ve 244 – 247, Routledge Publishing, Londra & New York 2007 / Peter Roberts, Excel HSC Ancient History, cilt 2, bölüm 6, s. 84, Pascal Press, Glebe 2007

(1885): Tevrat, Ezra, 4:6

(1886): Tevrat, Esther bölümünün tamamı

(1887): Tevrat, Daniel, 9:1

(1888): Muhammed Rıza Ğiyas Abadî, ‌های هخامنشی کتیبه, s. 107, Şiraz Nevid Neşir, Tahran 2004 / Francis D. Nichol, Seventh-day Adventist Bible Commentary, cilt 3, s. 459, Review and Herald Publishing Association, Washington D. C. 1954 / Alessandro Bausani, The Persians from the Earliest Days to the Twentieth Century, cilt 1, s. 27, St. Martin’s Press, New York 1971 / Ehsan Yarshater, Encyclopædia Iranica, Rüdiger Scmitt, “Xerxes I. The Name” maddesi, Center for Iranian Studies, Columbia Universirty Press, New York 2000 / Barry S. Strauss, The Battle of Salamis: The Naval Encounter that Saved Greece and Western Civilization, s. 36, Simon & Schuster Publishing, New York 2004 / Michal Marciak, Sophene, Gordyene and Adiabene: Three Regna Minora of Northern Mesopotamia Between East and West, s. 80, Brill Publishing, Leiden 2017

(1889): Robert J. Littman, The Religious Policy of Xerxes and the “Book of Esther”, The Jewish Quarterly Review, sayı 65, s. 145 – 148, Ocak 1975

(1890): John Francis Lazenby, The Defence of Greece (490 – 479 BC.), Aris & Philips Publishing, Warminster 1993 / Brian Todd Carey – Joshua B. Allfree – John Cairns, Warfare in the Ancient World, Pen & Sword Military Publishing, Barnslley 2011

(1891): Roman Ghirshman, Iran, s. 191, Penguin Books, Baltimore 1954

(1892): Muhammad A. Dandamayev, A Political History of the Achaemenid Empire, s. 178 – 179, Brill Publishing, Köln & Leiden & Kopenhag & New York 1989

(1893): Heredot, İstoríai, cilt 7, bölüm 1 – 5, M. Ö. 5. yüzyıl

(1894): Reza Shabani, “Khshayarsha (Xerxes)”, İran Culture Studies, sayı 1, s. 15, 2007 / Albert T. Olmstead, The History of Persian Empire, University of Chicago Press, Chicago 1979

(1895): The Cambridge History of Iran, cilt 2, s. 509, Cambridge University Press, Cambridge 1968 / The Cambridge Ancient History, cilt 5, s. 72, Cambridge University Press, Cambridge 1988 / Ehsan Yarshater, Encyclopædia Iranica, Rüdiger Scmitt, “Atossa” maddesi, Center for Iranian Studies, Columbia Universirty Press, New York 2000 / Muhammad A. Dandamayev, A Political History of the Achaemenid Empire, s. 180, Brill Publishing, Köln & Leiden & Kopenhag & New York 1989

(1896): Heredot, İstoríai, cilt 3, bölüm 68:1 – 3 ve bölüm 69:6, M. Ö. 5. yüzyıl

(1897): Heredot, İstoríai, cilt 7, bölüm 61:2, 114:2 ve cilt 9, s. 109 – 112, M. Ö. 5. yüzyıl / Ktisias, Persica, cilt 20, FGrH 688, F13 ve F24, M. Ö. 5. yüzyıl

(1898): Heredot, İstoríai, cilt 7, bölüm 61:2, M. Ö. 5. yüzyıl

(1899): Heredot, İstoríai, M. Ö. 5. yüzyıl / Ktisias, Persica, M. Ö. 5. yüzyıl

(1900): Tevrat, Esther, 1:15

(1901): Ehsan Yarshater, Encyclopædia Iranica, Rüdiger Scmitt, “Amestris” maddesi, Center for Iranian Studies, Columbia Universirty Press, New York 2000

(1902): Biblia Sacra Vulgatae, E × Typographia Apostolica Vatikana, Roma 382 / Luther İncili, Hans Lufft Verlag, Lutherstadt Wittenberg 1554, 1912 ve 1984 / Elberfeld İncili, Commission bei Langewiesche Verlag, Elberfeld 1871, 1905 ve 1985 / New World Translation of the Holy Scriptures, Watch Tower Bible and Tract Society of Pennsylvania, Pittsburgh 1950 / Schlachter-Bibel, Evangelische Gesellschaft, Bern 1951 ve 2000 / Einheitsübersetzung (EÜ), Deutsche Bibelübersetzung, 1962 / Gute Nachricht Bibel (GNB), Katholischen Bibelwerks e. V., Stuttgart 1997 / Zürih İncili, Evangelisch-Reformierten Landeskirche des Kanton Zürichs, Zürih 2007

(1903): Robert J. Littman, The Religious Policy of Xerxes and the “Book of Esther”, The Jewish Quarterly Review, sayı 65, s. 145 – 148, Ocak 1975

(1904): Mary Boyce, A History of Zoroastrianism, s. 141, Brill Publishing, Köln & Leiden & Kopenhag & New York 1989

(1905): Heredot, İstoríai, cilt 7, bölüm 61 ve 114; cilt 9, s. 108 – 113, M. Ö. 5. yüzyıl / Ktisias, Persica, cilt 20, s. 30, M. Ö. 5. yüzyıl / Plutarhos, Alcibiades, s. 123, M. S. 1. yüzyıl

(1906): Heredot, İstoríai, cilt 7, bölüm 114, M. Ö. 5. yüzyıl

(1907): Ktisias, Persica, cilt 42, FGrH 688, F14, M. Ö. 5. yüzyıl

(1908): John Francis Lazenby, The Defence of Greece (490 – 479 BC.), Aris & Philips Publishing, Warminster 1993 / Brian Todd Carey – Joshua B. Allfree – John Cairns, Warfare in the Ancient World, Pen & Sword Military Publishing, Barnslley 2011

(1909): Tevrat, Ezra, 4:6

(1910): Tevrat, Ezra, 4:7

(1911): Tevrat, Ezra, 4:8 – 16

(1912): Tevrat, Ezra, 4:17 – 22

(1913): Tevrat, Ezra, 4:23 – 24

(1914): Christian Weißmannen, Curieuse und Eigentliche Beschreibung Der Welt-beruffenen Dardanellen oder Hellespontischen Meer-Schlösser, s. 7 – 11, Frankfurt a. M. – Leipzig 1686 / John Earl of Sandwich, A Voyage Round the Mediterranean in the Years 1738 and 1739, s. 120, Londra 1807 / Loretana de Libero, Die Archaische Tyrannis, s. 382, Franz Steiner Verlag, Stuttgart 1996 / James R. Ashley, The Macedonian Empire, s. 185, MacFarland & Company Publishing, Londra & Jefferson 1998 / The Oxford Calassical Dictionary, Stephen Mittchel, “Abydos” maddesi, Oxford University Press, Oxford 2005

(1915): Heredot, İstoríai, cilt 7, s. 186, M. Ö. 5. yüzyıl

(1916): age, s. 228

(1917): Ktisias, Persica, M. Ö. 5. yüzyıl

(1918): Diódoros, Bibliotheca Historica, cilt 11, bölüm 4, M. Ö. 1. yüzyıl

(1919): Tom Holland, Persian Fire: The First World Empire and the Battle for the West, s. 237, Doubleday Publishing, New York 2006 / George Cawkwell, The Greek Wars – The Failure of Persia, s. 237, Oxford University Press, Oxford 2005

(1920): Hans-Joachim Diesner, Kriege des Altertums, s. 32, Militärverlag der DDR, Demokratik Almanya Cumhuriyeti (Doğu Almanya) Genelkurmay Başkanlığı Yayınları, Berlin 1884 / Victor Davis Hanson, Die Kriege der Griechischen Antike, Brandenburgisches Verlagshaus, Berlin 2001 / Tom Holland, Persian Fire: The First World Empire and the Battle for the West, s. 394, Doubleday Publishing, New York 2006

(1921): Philip de Souza, The Greek and Persian Wars (499 – 386 BC), s. 41, Oxford University Press, Oxford 2003 / Wolfgang Blösel, Themistokles bei Heredot: Spiegel Athens im Fünften Jahrhundert, s. 77, Franz Steiner Verlag, Stuttgart 2004

(1922): Heredot, İstoríai, cilt 7, s. 60 – 202, M. Ö. 5. yüzyıl

(1923): Xêrxwez’in Daiva Yazıtları, 6. – 13. satırlar, M. Ö. 484

(1924): Tevrat, Esther, 1:1 – 2

(1925): Tevrat, Esther, 1:3 – 4

(1926): Tevrat, Esther, 1:5 – 7

(1927): Tevrat, Esther, 1:8

(1928): Tevrat, Esther, 1:9

(1929): Tevrat, Esther, 1:10 – 12

(1930): Şabatay ben Yofes Bass, Sifre Hahamim, Tevrat’ın Esther bölümünün yorumu, Amsterdam 1680

(1931): Talmud, Megillah, Tevrat’ın Esther bölümünün yorumu

(1932): Tevrat, Esther, 1:12

(1933): Tevrat, Esther, 1:13 – 14

(1934): Tevrat, Esther, 1:15 – 20

(1935): Tevrat, Esther, 1:21 – 22

(1936): Talmud, Megillah, Tevrat’ın Esther bölümünün yorumu

(1937): Tevrat, II. Tarihler, 36: 22 – 33; Ezra, 1:1 – 8, 3:7, 4:3 – 5, 5:13 – 17 ve 6:3 – 14; Yeşaya, 44:28 ve 45:1 – 13; Daniel, 1:21, 6:28 ve 10:1 / Kur’ân-ı Kerim, Kehf 83 – 98

(1938): Dianne Tidball, Esther – A True First Lady, Christian Focus Publications, Fearn Ross-shire 2001

(1939): Harriet Beecher Stowe, Bible Heroines: Being Narrative Biographies of Prominent Hebrew Women in the Patriarchal, National and Christian Eras, “Queen Esther” bölümü, Hulbert & Howard Fords Publishing, New York 1878

(1940): Elizabeth Cady Stanton, The Womens Bible: A Classic Feminist Perspective, s. 83, European Publishing, New York 1895

(1941): Michele Landsberg, Half the Kingdom: Seven Jewish Feminists, s. 61 – 62, Vehicule Press, Montreal 1992

(1942): Abraham Kuyper, Women of the Old Testament, s. 175 – 176, Zondervan Publishing, Grand Rapids 2010

(1943): Susan Zaeske, Unveiling Esther as a Pragmatic Radical Rhetoric, Philosophy and Rhetoric, sayı 33, s. 194, 2003

(1944): Tevrat, Esther, 2:1 – 4

(1945): Tevrat, Esther, 2:4

(1946): Tevrat, Esther, 2:8

(1947): Emil Kautzsch, Die Apokryphen und Pseudepigraphen des Alten Testaments, Victor Ryssel, “Zusätzen zum Buch Esther”, s. 193 – 212, Mohr Siebeck Verlag, Tübingen 1900 / Lewis Bayles Paton, A Critical and Exegetical Commentary on the Book of Esther, s. 51 – 54, Charles Scribner’s Sons Publishing, New York 1908 / Jacob Hoschander, The Book of Esther in the Light of History, s. 30 – 41, 77 – 79 ve 118 – 138, Dropsie College for Hebrew and Cognate Learning, Philadelphia 1923 / Elias J. Bickerman, The Colophon on the Greek Book of Esther, JBL, sayı 63, s. 339 – 362, Aralık 1944 / Elias J. Bickerman, Notes on the Greek Book of Esther, Proceedings of the American Academy for Jewish Research, sayı 20, s. 101 – 133, 1951 / Robert J. Littman, The Religious Policy of Xerxes and the Book of Esther, The Jewish Quarterly Review, sayı 65, bölüm 3, s. 145 – 155, Ocak 1975

(1948): Talmud, Megillah 14 a

(1949): John W. Buckley, Prophecy Unveiled – Understanding the Past Predicting the Future, s. 133, Xulon Press, Oxford 2007

     SEDİYANİ HABER

     30 MART 2020

Oy gülüm
gûla reyhan gülüm
sana Rawalpindi oyalı yazma alamadım ya
Ohri’nin incisini nun gibi boynuna asamadım ya
İsfahan lalesini lamelif destesiyle uzatamadım ya
Struga şiirlerimi sana elif elif okuyamadım ya
bu kara sevdâyı Balakot’un çocukları gibi mâsum tutamadım ya
içimdeki Burrel yangınını Erzeni sularıyla söndüremedim ya
yasemin yasemin büyüyen isyanımı Tahrir Meydanı’nda haykıramadım ya
oy gülüm
gûla reyhan gülüm
Be’er-Şeva gözlerimdeki hapishanede seni tutsak edemedim ya.
 
November sevgilim; yere düşen yapraklar
ağaçlardan mı yoksa ömrümden mi
dallar mı çöküyor omuzlarım mı
aman Allâh’ım!
ne çok kalabalık olacağız biz mahkeme-i kübrâda, korkuyorum
ne çok insan sıkacak boğazımı orda
ve ben ne çok insanın yakasına yapışacağım
korkuyorum Allâh’ım, çok korkuyorum
November;
düşen son yaprakları ömrümün
susun;
ağaçlar uyuyor…
 
(“November Sevgilim” şiirinden, İbrahim Sediyani)
*
604 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir