Kadın Peygamberler – 27

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     ■ HZ. HULDA (AS)

     Allah tarafından insanlığı doğru yola ve kurtuluşa götürmek için gönderilmiş olan kadın peygamberlerden biri de Hz. Hulda (as)’dır.

     Allah’ın kutsal kitabı Tevrat’ta, Hulda’nın bir kadın peygamber olduğu açık bir biçimde belirtilir:

     “Kâhin Hilkiya, Ahikam, Akbor, Şafan ve Asaya varıp tapınaktaki giysilerin nöbetçisi Xêrxwez oğlu Tikva oğlu Şallum’un karısı Peygamber Hulda’ya danıştılar. Hulda Yeruşalayim’de, İkinci Mahalle’de oturuyordu.” (1752)

     “Hilkiya ile kralın gönderdiği adamlar varıp tapınaktaki giysilerin nöbetçisi Xêrxwez oğlu Tikva oğlu Şallum’un karısı Peygamber Hulda’ya danıştılar. Hulda Yeruşalayim’de, İkinci Mahalle’de oturuyordu.” (1753)

     Yahudilik’in medenî kanunu hükmündeki dînî kitabı “Talmud” (תלמוד)’da da, Hulda, Tanrı tarafından gönderilmiş yedi kadın peygamberden biri olarak tanımlanır. (1754)

     Kadın peygamber Hulda ve kocası Şallum, M. Ö. 640 – M. Ö. 609 yılları arasında İsrail Krallığı yapan (1755) ve İsrail’in 16. kralı olan Yoşiya zamanında yaşadıklarına göre (1756), buradan, Hulda’nın M. Ö. 7. yy’da yaşamış bir kadın peygamber olduğunu kesin olarak belirlemek mümkün. Yani bir önceki kadın peygamber Hz. Abigail (as)’den takriben 400 yıl sonra.

     İsrail Kralı Yoşiya, babası İsrail Kralı Amon’un 2 yıllık iktidarının sonunda putlara taptığı için bizzat İsrail halkı tarafından öldürülmesi sonucu (1757), henüz 8 yaşında bir çocukken tahta çıkmıştı (1758). Yoşiya, büyük reformlar yapan bir İsrail Kralı’ydı. Tarihçiler tarafından, kendi zamanına denk gelen “Deotronomik Reformlar” döneminde dînî yazıtlar yazdırdığına veya bulduğuna inanılır. (1759)

     Dönemin kadın peygamberi Hulda’nın kocası Şallum, Tikva’nın oğludur. Tikva da tapınaktaki giysilerin nöbetçisi olan Xêrxwez’ın oğludur. (1760) Şallum’un dedesi olup İsrailoğulları’nın ileri gelenlerinden biri olan Xêrxwez’ın isminin öz be öz Kürtçe bir isim olması, oldukça dikkat çekici bir ayrıntıdır. “Xêrxwez”, Kürtçe’de “Hayrı isteyen, Hayır dileyen” anlamına gelir. Torunu “Şallum” (םשַׁלּ֤וּ)’un ismi ise İbranice bir kelime ve “Barış” anlamına gelen “Şalom” (Arapça’da “Selam”) kelimesinden türemiştir. Ayrıca “Bütünlük” anlamına da gelmekte. (1761)

     Şallum’un hanımı Peygamber “Hulda” (החֻלְדָּ)’nın ismi İbranice bir kelime ve “Köstebek” demek. (1762) İsmi niye mi böyle? Çünkü köstebek, toprağın altında karmaşık tüneller kazarak bir geçitler sistemi oluşturur ve yerüstündeki çeşitli noktaları birleştirir. Hulda da aynı şekilde, kehanetleri ile bir tür bağlantı oluşturmuştur. Birinci Bet Amikdaş’ın son günlerini yaşamasından ötürü duyulan umutsuzluk ile İkinci Bet Amikdaş’ın inşâ edileceği günlerin umudu arasındaki bağlantıdır, Hulda. (1763) Zirâ Tapınak Dağı’nın güney duvarındaki “Hulda Kapıları”, O’nun adıyla adlandırılmıştır. (1764)

     Soyağacına bakacak olursak; Hulda’nın ilginç iki ataya sahip olduğunu, Hz. Musa (as)’nın sadık öğrencisi, Kenan’a giden 12 casustan iyi haberlerle dönen iki casustan biri olan, Hz. Musa vefat edince O’nun yerine geçen ve İsrailoğulları’nı “Vaadedilmiş Topraklar”a götüren lider Peygamber Yeşua ile hanımı Rahav’ın soyundan geldiğini görürüz. Aslen Kenanlı olan ve dünyanın en eski mesleğini icra eden Rahav, Tanrı ile Yahudiler arasındaki çok özel ilişkiye tanık olunca Yahudilik’i seçmiş ve Yeşua ile evlenmiş, O’na tam 13 erkek evlat vermiştir. Soyundan, Hulda dahil, tam sekiz peygamber çıkmıştır. Rahav, maneviyatın diplerinden kutsallığın doruklarına doğru yaptığı yolculuk açısından, umudun gerçek bir temsilcisidir. (1765)

     Kadın peygamber Hulda, Kudüs (Yeruşalayim) şehrinde, “İkinci Mahalle” olarak adlandırılan mahallede ikamet ediyordu. (1766) “Kral James İncili” bu mahalleyi “Kolej” olarak adlandırırken (1767), “Kral James İncili’nin Yeni Uluslararası Versiyonu” da bu mahalleyi “Yeni Mahalle” olarak adlandırır (1768).

     O dönemde İsrail toplumunda üç tane peygamber bulunuyordu. İkisi erkek, biri kadın: Yeremya, Tsefanya ve Hulda. Yeremya pazar yerinde, Tsefanya ibadet evlerinde (bet kneset), Hulda ise kadınlar arasında peygamberlik yapıyordu. (1769)

     Girizgâh bâbındaki bu açıklamalardan sonra şimdi Hulda’nın yaşamına ve mücadelesine bakabiliriz…

     İsrail’in bir önceki kralı Amon, 22 yaşında kral olmuş ve Kudüs (Yeruşalayim)’te 2 yıl krallık yapmıştı. (1770) Annesi Yotvalı Harus’un kızı Meşullemet’ti. (1771)

     Amon da babası Manaşşe gibi Tanrı’nın yolundan sapmış ve putlara tapmaya başlamıştı. Babasının yürüdüğü yolda yürüdü, aynı putlara taptı ve hizmet etti. (1772)

     Kral Amon’un görevlileri düzen kurup O’nu sarayında öldürdüler. Ülke halkı da Amon’a düzen kuranların hepsini öldürdü. (1773) Amon, Uzza Bahçesi’ndeki mezarlığa gömüldü. Yerine oğlu Yoşiya kral oldu. (1774)

     Yoşiya 8 yaşında kral oldu ve Kudüs (Yeruşalayim)’te 31 yıl krallık yaptı. (1775) Annesi Boskatlı Adaya’nın kızı Yedida’ydı. (1776)

     Yoşiya M. Ö. 640 yılında İsrail Kralı olduğunda Ortadoğu’da ve dünyada siyasî hareketlilik sözkonusuydu. Doğuda Asur İmparatorluğu çözülmeye başlamış, Babil İmparatorluğu henuz Asurlular’ın yerini almamış ve batıda Mısır yeni yeni Asur hakimiyetinden kurtulmuş olarak kendine istikrar sağlamaya çalışıyordu. Komşu ülkelerdeki bu iktidar boşluğu nedeniyle Kudüs, kendi kendini dış baskılar olmadan idare edebiliyordu. (1777)

     Putperestliğe meyleden babası Amon’un aksine Yoşiya, Bir Olan Tanrı’ya imân eden ve O’na şirk koşmayan muvahhid bir kraldı. Tevhidî çizgiden sapmadı. (1778) Yoşiya, krallığının 8. yılında, daha 16 yaşında bir gençken Tek Tanrı’ya yönelmeye başladı. (1779)

     Yoşiya, krallığının 12. yılında da Yahuda ve Kudüs (Yeruşalayim)’ü puta tapılan yerlerden, Aşera putlarından, oyma ve dökme putlardan arındırmaya başladı. Yoşiya’nın gözetiminde Baallar’ın sunaklarını yıktırıp üzerlerindeki buhur sunaklarını parçalattı. Aşera putlarını, oyma ve dökme putları da parçalayıp ezdikten sonra tozlarını onlara kurban sunanların mezarlarına serpti. Kâhinlerin kemiklerini kendi sunaklarının üstünde yaktı. Böylece Yahuda ve Kudüs’ü arındırdı. Naftali’ye dek Manaşşe, Efrayim ve Şimon oymaklarının kentleriyle çevredeki yıkıntılarda bulunan 7 Sunaklar’ı, Aşera putlarını yıktı; toz haline gelinceye dek putları ezdi. İsrail ülkesinin her yanındaki buhur sunaklarını paramparça etti. Sonra Kudüs (Yeruşalayim)’e döndü. (1780)

     Yoşiya ülkeyi ve tapınağı arındırdıktan sonra, krallığının 18. yılında Asalya oğlu Şafan’ı, kent yöneticisi Maaseya’yı ve Yoahaz oğlu devlet tarihçisi Yoah’ı Tek Tanrı Rabb’in Tapınağı’nı onarmaya gönderdi. (1781) Onları Rabb’in Tapınağı’na gönderirken Şafan’a şöyle dedi: “Başkâhin Hilkiya’nın yanına çık. Kapı nöbetçilerinin halktan toplayıp Rabb’in Tapınağı’na getirdikleri paraları saysın. Rabb’in Tapınağı’ndaki işlerin başında bulunan denetçilere versin. Onlar da paraları Rabb’in Tapınağı’ndaki çatlakları onaranlara, marangozlara, yapıcılara, duvarcılara ödesinler. Tapınağın onarımı için gerekli keresteyi, yontma taşı da bu parayla alsınlar. Onlara verilen paranın hesabı sorulmasın, çünkü dürüstçe çalışıyorlar.” (1782)

     Bunlar Rabb’in Tapınağı’na getirilen paraları götürüp Başkâhin Hilkiya’ya verdiler. Kapı nöbetçileri olan Levililer bu parayı Manaşşe ve Efrayim halkından, İsrail’in geri kalanından, bütün Yahudalılar’la Benyaminliler’den, Kudüs’te yaşayanlardan toplamışlardı. Paraları Rabb’in Tapınağı’ndaki işlerin başında bulunan denetçilere verdiler. Onlar da tapınağı yenileme ve onarma işinde çalışan işçilere ödediler. Yontma taş, Yahuda krallarının yıkılmaya terkettiği yapıların kiriş ve bağlantı yerlerinin onarımı için kereste almaları için marangozlara, yapıcılara ödeme yapıldı. (1783)

     Çalışanlar işi özenle yaptılar. Başlarında yönetici olarak Levililer’den şu denetçiler vardı: Merari boyundan Yahat ile Ovadya, Kehat boyundan Zekeriya ile Meşullam. Çalgı çalmakta usta olan Levililer yük taşıyan işçilerin sorumluluğunu aldılar ve her işi yapan işçileri denetlediler. Levililer’den bazıları da yazman, görevli, kapı nöbetçisi olarak çalıştılar. (1784)

     Rabb’in Tapınağı’na getirilen parayı çıkarırlarken, Kâhin Hilkiya, Hz. Musa aracılığıyla verilmiş olan “Rabb’in Yasa Kitabı”nı buldu. Bu bir parşömendi ve Tanrı’nın öfkeye kapılarak İsrail’i sürgüne göndermesi hakkındaydı. Başkâhin Hilkiya, yazman Şafan’a, “Rabb’in Tapınağı’nda Yasa Kitabı’nı buldum” diyerek kitabı O’na verdi. Şafan kitabı Kral Yoşiya’ya götürerek, “Görevlilerin kendilerine verilen her işi yapıyorlar” diye haber verdi, “Rabb’in Tapınağı’ndaki paraları alıp denetçilerle işçilere verdiler.” Ardından, “Kâhin Hilkiya bana bir kitap verdi” diyerek kitabı Kral’a okudu. Kral Yoşiya, “Kutsal Yasa”daki sözleri duyunca giysilerini yırttı. Hilkiya’ya, Şafan oğlu Ahikam’a, Mika oğlu Avdon’a, Yazman Şafan’a ve kendi özel görevlisi Asaya’ya şöyle buyurdu: “Gidin, bulunan bu kitabın sözleri hakkında benim için de, İsrail ve Yahuda halkının geri kalanı için de Rabb’e danışın. Rabb’in bize karşı alevlenen öfkesi büyüktür. Çünkü atalarımız Rabb’in sözüne kulak asmadılar, bu kitapta yazılanlara uymadılar.” (1785)

     Kâhin Hilkiya, Ahikam, Akbor, Şafan ve Asaya varıp tapınaktaki giysilerin nöbetçisi Xêrxwez oğlu Tikva oğlu Şallum’un karısı Peygamber Hulda’ya danıştılar. Bu ürkütücü belge hakkında fikrini almak için Hulda’ya başvurdular. Hulda Kudüs (Yeruşalayim)’te, İkinci Mahalle’de oturuyordu. (1786)

     Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Kral neden erkeklerin peygamberlerine yani Yeremya veya Tsefanya’ya değil de, kadınların peygamberi Hulda’ya başvuruyor? Talmud’un verdiği bilgiye göre, Yeremya, Hulda’nın yakın akrabasıdır ve kendisi yerine kuzeni Hulda’ya danışılmasını hakaret addetmeyecektir. (1787) Yeremya erkeklere tövbe edip vaaz ederken, Hulda da kadınlara aynısını yapıyordu. (1788) Bir başka görüşe göre Yeremya o sırada Yeruşalayim’de değildir. Ya Tsefanya? Kral neden O’na danışmamıştır? Mesele şudur ki, peygamber – ister kadın olsun ister erkek – Tanrı’dan gelen bir mesaj sözkonusu olduğunda, o mesajı kelimesi kelimesine aktarmak zorundadır. Yani Kral Yoşiya üç peygamberden de aynı yanıtı alacaktı. İbranice orijinal ismi “Seder Olam Rabbah” (הסדר עולם רב) olan “Geleneksel Yahudî Kronolojisi”ne göre, Hulda’nın seçilmesinin asıl nedeni, Tanrı’nın uyarısının sertliği karşısında, bir kadının şefkat ve sevecenliğine ihtiyaç duymasıdır. (1789) Bu husus, Talmud’da “Kadınlar, erkeklerden daha merhametlidir” şeklinde ifade edilir. (1790)

     Bazı teolog ve tarihçilere göre, kadın peygamber Hulda, kimi yazıları ve perşömenleri “kutsal yazı” ilan eden ilk kişidir. (1791) Hulda sadece bir peygamber değil, aynı zamanda halka açık okullarda insanları bilgilendiren ve bilinçlendiren bir öğretmendi. (1792)

     Kadın peygamber Hz. Hulda (as), Allah’tan aldığı vahiyler üzerine o adamlara şöyle dedi: “İsrail’in Tanrısı Rabb, ‘Sizi bana gönderen adama şunları söyleyin’ diyor: ‘Yahuda Kralı’nın okuduğu kitapta yazılı olduğu gibi, buraya da, burada yaşayan halkın başına da felâket getireceğim. Beni terkettikleri, elleriyle yaptıkları başka ilahlara taptıkları ve buhur yakıp beni kızdırdıkları için buraya karşı öfkem alevlenecek ve sönmeyecek.’ Rabb’e danışmak için sizi gönderen Yahuda Kralı’na şöyle deyin: ‘İsrail’in Tanrısı Rabb duyduğun sözlere ilişkin diyor ki: Madem yıkılıp lanetle anılacak olan burası ve burada yaşayanlarla ilgili sözlerimi duyunca yüreğin yumuşadı, önümde kendini alçalttın, giysilerini yırtıp huzurumda ağladın, ben de yalvarışını işittim. Seni atalarına kavuşturacağım, esenlik içinde mezarına gömüleceksin. Buraya getireceğim büyük felâketi görmeyeceksin’.” (1793)

     Hilkiya ile yanındakiler bu sözleri Kral Yoşiya’ya ilettiler. (1794)

     Kral Yoşiya haber gönderip Yahuda ve Kudüs (Yeruşalayim)’ün bütün ileri gelenlerini yanına topladı. Sonra Yahudalılar, Kudüs’te yaşayanlar, kâhinler, peygamberler, Levililer, büyük küçük herkesle birlikte Rabb’in Tapınağı’na çıktılar. Rabb’in Tapınağı’nda bulunmuş olan “Antlaşma Kitabı”nı baştan sona kadar herkesin duyacağı biçimde okudular. Özel yerinde durarak Rabb’in yolunu izleyeceklerine, buyruklarını, öğütlerini, kurallarını candan ve yürekten uygulayacaklarına, bu kitapta yazılı antlaşmanın koşullarını yerine getireceklerine ilişkin Rabb’in huzurunda antlaşma yaptılar. Sonra oradaki Yeruşalayim ve Benyamin halkına, bu antlaşmaya bağlı kalacaklarına ilişkin ant içirttiler. Bütün halk bu antlaşmayı onayladı. (1795)

     Kudüs (Yeruşalayim)’te yaşayanlar Tanrı’nın, atalarının Tanrısı’nın antlaşmasına bağlı kaldılar. Yoşiya, İsrail topraklarından bütün iğrenç putları kaldırttı. (1796) Kral Yoşiya, Baal, Aşera ve gök cisimleri için yapılmış olan bütün eşyaları Rabb’in Tapınağı’ndan çıkarmak üzere Başkâhin Hilkiya’ya, kâhin yardımcılarına ve kapı nöbetçilerine buyruk verdi. Bu putları Kudüs’ün dışına çıkarıp Kidron Vadisi’nde yaktı, küllerini Beytel’e götürdü. Yahuda krallarının kentlerde ve Kudüs’ün çevresindeki tapınma yerlerinde buhur yaksınlar diye atamış olduğu putperest kâhinleri, Baal’a, güneşe, aya, takımyıldızlara – bütün gök cisimlerine – buhur yakanları ortadan kaldırdı. Aşera putunu Rabb’in Tapınağı’ndan çıkarıp Kudüs’ün dışında Kidron Vadisi’nde yaktı, ezip toza çevirdi. Bu tozu sıradan halkın mezarlarına serpti. Fuhuş yapan kadın ve erkeklerin Rabb’in Tapınağı alanındaki odalarını yıktı. Kadınlar orada Aşera için kumaş dokurlardı. (1797)

     Kral Yoşiya, İsrail topraklarından bütün iğrenç putları kaldırttı, İsrail’de kalan halkın yalnızca Tanrı Rabb’e kulluk etmelerini sağladı. Kral yaşadığı sürece halk atalarının Tanrısı Rabb’in ardınca yürümekten vazgeçmedi. (1798)

     Kadın peygamber Hulda ve kocası Şallum hakkında geleneksel Yahudî inancında anlatılan fantastik bir hikâye de vardır. Hz. İsa (as) ile ilgili Hristiyanlar’ın ve aynı zamanda Müslümanlar’ın inandığı “öldükten sonra dirilme” olayına benzer hatta ondan daha fantastik bir inançtır bu. Musevîlik’teki kutsal metinlerin haftalık sinagog toplantılarında okunması ve dinleyicilere ders olarak verilen açıklamalarından oluşan külliyat olan “Midraşlar” (מִדְרָשִׁים)’da anlatıldığına göre, Şallum zamansız bir şekilde ölür ve İsrail halkının nerdeyse tamamı cenazesine katılır. Ancak törenin tam ortasında, yaklaşan düşmanın sesi duyulur. Cemaat çil yavrusu gibi dağılmadan önce, Şallum’un naaşını Elişa’nın mezarının hemen yanına bırakırlar. Bu Elişa, daha önce Şunamlı bir kadının oğlunu dirilten peygamberdir. Şallum’un bedeni Elişa’nın kemiklerine değer değmez Şallum canlanıverir. O sayısız yorgun ve bitkin yolcuyu canlandırmanın liyakati karşılığında, hayata geri döner. Dün ölen ve bir gün sonra yeniden canlanan Şallum evine ve karısı Hulda’ya geri döner. Bir oğulları olur. Adını, İbranice’de “Tanrı’nın gözünde lütuf buldu” anlamına gelen Hanamel koyarlar. Hanamel de büyüyünce peygamber olur ve Birinci Bet Amikdaş ile İkinci Bet Amikdaş arasındaki geçiş döneminde büyük rol oynar. Hulda’nın kaybettiği sandığı kocasını yeniden kazanması, ailesini baştan kurması ve üstüne bir de çocuk sahibi olması, hayatını derinden etkiler. Bu yaşadıkları da, sürekli insanlara verdiği “umut mesajları”na özel bir boyut kazandırır. (1799)

     Kadın peygamber Hulda’nın ne zaman ve kaç yaşında vefat ettiği ile ilgili dînî ve tarihî kaynaklarda hiçbir bilgi yoktur. Nerede gömüldüğü ve mezarının neresi olduğu konusunda ise birbirinden farklı inançlar bulunmakta:

     Sözlü Tevrat geleneğinin ilk büyük denemesi ve örneği olup M. S. 3. yy’a ait olan “Mişna” (משנה)’da yazdığına göre, Kudüs (Yeruşalayim)’te iki büyük kapı vardır ve Tapınak Dağı’nın güneyindeki kapının altında Hulda Peygamber defnedilmiştir. (1800)

     Sözlü Musevî geleneğinin ikinci derlemesi olan ve ilki M. S. 3. yy’da yazılmaya başlanan “Tosefta” (תוספתא)’da yazdığına göre de, Hulda’nın mezar yeri, Kudüs (Yeruşalayim)’teki Kidrom Vadisi’nde bulunan duvarların arasındadır. (1801)

     Tosefta bu mıntıkayı “Beth-Nebalata” (Nebalata Evi) olarak tanımlar ve kutsal olduğunu belirtir. (1802) Tosefta’ya göre hem Hulda’nın hem de Kral Davud’un mezarı buradadır. (1803) Mezar ile mağara arasındaki geçişken ilişkiyi vurgularken, Tosefta’da geçen cümleler şunlardır: “Ve mezarın avlusu ne midir? Mağaranın içine açılan zemin işte tam olarak budur.” (1804)

     Ortaçağ’da ise, Hulda’nın mezar bölgesinin, Kudüs (Yeruşalayim)’ün doğusunda yer alan, İbranice adı Har ha-Zeytim (הר הזיתים) ve Arapça adı Cebel-i Zeytun (جبل الزيتون) olan 826 m yüksekliğindeki Zeytin Dağı üzerindeki bir caminin altındaki kayadan oyulmuş bir mağaranın içinde olduğuna inanan üçüncü bir gelenek gelişti ve buna ciddi biçimde inanan ciddi bir kitle oluştu. (1805)

     Kudüs (Yeruşalayim)’ün doğusunda yer alan Zeytin Dağı (Har ha-Zeytim; Cebel-i Zeytun), kutsal kitaplarda da ismi geçen kutsal ve ünlü bir dağdır. Dağın tepesinde bazıları peygamberler ve kâhinlere ait 150.000 (yazıyla yüzellibin) mezar bulunmaktadır. (1806)

     Bu mağara Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar için de kutsal bir yerdir.

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(1752): Tevrat, II. Krallar, 22:14

(1753): Tevrat, II. Tarihler, 34:22

(1754): Talmud, Megillah 14 a, https://www.sefaria.org/Megillah.14a?lang=bi

(1755): Edward Greswell, Dissertations upon the Principles and Arrangement of an Harmony of the Gospels, cilt 3, s. 500, Oxford University Press, Oxford 1837 / Edwin Richard Thiele, The Mysterious Numbers of the Hebrew Kings, s. 217, Macmillan Publishing, New York 1951 / Eric J. Carlson, Decoding Spacetime – God’s Space, God’s Time, s. 333, Xlibris Publishing, Bloomington 2010 / Phil Johnson, Funny Stuff in the Bible, s. 93, Resource Publications, Eugene 2013

(1756): Tevrat, II. Krallar, 22:1 – 14

(1757): Tevrat, II. Krallar, 21:19 – 24

(1758): Tevrat, II. Krallar, 22:1

(1759): Erik Eynikel, The Reform of King Josiah and the Composition of the Deuteronomistic History, s. 9 – 12, 117, 134 – 135, 159 ve 321, Brill Publishing, Leiden & Köln & New York 1996 / Lauren A. Shedletsky Monroe, Josiah’s Reform and the Dynamics of Defilement, s. 5, 19, 45, 66, 77 ve 133 – 135, Oxford University Press, Oxford & New York 2011 / Andrew Mein, Ezekiel and the Ethics of Exile, s. 81, 104 – 105, 112 ve 123, Oxford University Press, Oxford & New York 2001 / Pamela Barmash, The Oxford Handbook of Biblical Law, s. 199 – 205, Oxford University Press, Oxford & New York 2019 / J. Robinson, The Cambridge Bible Commentary on the New English Bible – The First Book of Kings, s. 8 – 13 ve 71, Cambridge University Press, Cambridge 1972 / John W. Miller, Meet the Prophets, s. 159 – 168, Paulist Press, New York & Mahwah 1987 / Ernest Nicholson, Deuteronomy and the Judaean Diaspora, s. 16 – 17, 35 – 37, 52 ve 66, Oxford University Press, Oxford 2014 / Rannfrid I. Thelle, Approaches to the “Chosen Place”: Accessing a Biblical Concept, s. 3 – 9, 130 – 134, 140, 154 ve 166, T & T Clark Publishing, New York 2012 / Peter T. Vogt, Deuteronomic Theology and the Significance of Torah, s. 11, 32 ve 43 – 44, Eisenbrauns Publishing, Winona Lake 2006

(1760): Tevrat, II. Krallar, 22:14

(1761): Estraya Seval Vali, Yahudilik’in Kadın Peygamberleri – 4: Hulda, Şalom Gazetesi, 14 Eylül 2011

(1762): Othniel Margalith, The Sea Peoples in the Bible, s. 140 ve 228, Harrassowitz Verlag, Wiesbaden 1994 / Merrill C. Tenney – J. D. Douglas, Zondervan Illustrated Bible Dictionary, s. 631, Zondervan Publishing, Grand Rapids 1987

(1763): Estraya Seval Vali, Yahudilik’in Kadın Peygamberleri – 4: Hulda, Şalom Gazetesi, 14 Eylül 2011

(1764): Hershel Shanks, Jerusalem an Archaeological Biography, s. 143, Random House, New York 1995

(1765): Estraya Seval Vali, Yahudilik’in Kadın Peygamberleri – 4: Hulda, Şalom Gazetesi, 14 Eylül 2011

(1766): Tevrat, II. Krallar, 22:14 ve II. Tarihler, 34:22

(1767): Kral James İncili, II. Tarihler, 34:22

(1768): Kral James İncili’nin Yeni Uluslararası Versiyonu, https://www.biblegateway.com/verse/en/2%20Chronicles%2034:22

(1769): Talmud, Pesikta Rabbah 1 c; Arachin 33 a

(1770): Tevrat, II. Krallar, 21:19 ve II. Tarihler, 33:21

(1771): Tevrat, II. Krallar, 21:19

(1772): Tevrat, II. Krallar, 21:20 – 22 ve II. Tarihler, 33:22 – 23

(1773): Tevrat, II. Krallar, 21:23 – 24 ve II. Tarihler, 33:24 – 25

(1774): Tevrat, II. Krallar, 21:26

(1775): Tevrat, II. Krallar, 22:1 ve II. Tarihler, 34:1

(1776): Tevrat, II. Krallar, 22:1

(1777): Marvin A. Sweeney, King Josiah of Judah, s. 309, Oxford University Press, Oxford 2001 / Michael David Coogan, The Oxford History of the Biblical World, Oxford University Press, Oxford 2001

(1778): Tevrat, II. Krallar, 22:2 ve II. Tarihler, 34:2

(1779): Tevrat, II. Tarihler, 34:3

(1780): Tevrat, II. Tarihler, 34:3 – 7

(1781): Tevrat, II. Krallar, 22:3 ve II. Tarihler, 34:8

(1782): Tevrat, II. Krallar, 22:3 – 7

(1783): Tevrat, II. Tarihler, 34:9 – 11

(1784): Tevrat, II. Tarihler, 34:12 – 13

(1785): Tevrat, II. Krallar, 22:8 – 13 ve II. Tarihler, 34:14 – 21

(1786): Tevrat, II. Krallar, 22:14 ve II. Tarihler, 34:22

(1787): Talmud, Megillah 14 a – b; Sifre, Sayılar 78

(1788): Talmud, Pesikta Rabbah 26

(1789): Seder Olam Rabbah 21

(1790): Talmud, Megillah 14 b

(1791): William E. Philips, Assertive Biblical Women, s. 85, Greenwood Publishing, Londra & Westport 1992 / Sandra Glahn, Vindicating the Vixens: Revisiting Sexualized, Vilified and Marginalized Women of the Bible, s. 227, Kregel Academic Press, Grand Rapids 2017

(1792): Targum Pseudo – Jonathan, II. Krallar, 22:14

(1793): Tevrat, II. Krallar, 22:15 – 20 ve II. Tarihler, 34:23 – 28

(1794): Tevrat, II. Krallar, 22:20 ve II. Tarihler, 34:28

(1795): Tevrat, II. Krallar, 23:1 – 3 ve II. Tarihler, 34:29 – 32

(1796): Tevrat, II. Tarihler, 34:32 – 33

(1797): Tevrat, II. Krallar, 23:4 – 7

(1798): Tevrat, II. Tarihler, 34:33

(1799): Midraşlar, Radal’ın II. Krallar 13:21 –22 tefsiri

(1800): Mişna, Middot 1:3

(1801): Tosefta, Baba Batra 1:11

(1802): Tosefta, Negaim 6:2; Yeruşalmi 8 ve 21 a; Yeruşalmi Nazir 9 ve 57 d; Peah 4:11; Semahot 14; Baba Kamma 82 b

(1803): Tosefta, Abodah Zarah 3:19

(1804): Tosefta, Ohalot 15:7 a

(1805): Yehuda Salomon – Moshe Milner, מקומות קדושים וקברי צדיקים בארץ ישראל, Menachem Michelson, “בתוספתא מסופר אמנם במפורש כי חולדה הנביאה נקברה בירושלים שבין החומות, אולם המסורת העממית מימי הביניים ואילך מצביעה על קברה דווקא בהר הזיתים – חצוב בסלע בתוך מרתף של מסגד בתחום הכפר א-טור”, s. 48, İsrail Savunma Bakanlığı Yayınları, Tel Aviv 1996

(1806): Encyclopedia of Fundamentalism, cilt 3, Brenda E. Brasher, “Religion & Society”, s. 325, Routledge Publishing, Londra & New York 2001 / John Andrew Morrow, Islām and the People of the Book, cilt 1, s. 408, Cambridge Scholars Publishing, Cambridge 2017 / Teresa Cline, Single White Female Backpaper, s. 227, Lulu Publishing, Kamloops 2010 / Kathie Lee Gifford, The Rock, The Road and the Rabbi, s. 108, W Publishing, Nashville 2018

     SEDİYANİ HABER

     3 MART 2020

Benim sütannem dîndir
kırk gün değil, kırk yıl emzirdi beni
bir memesi Tevrat
bir memesi Kur’an
seveceksen böylece sev beni…
 
“İnsana secde etmek, Tevhîd’e aykırı” dedim diye
beni evlatlıktan reddettiler Adem’le Havva
sonra öğrendim ki beni Lilith doğurmuş
adımı ilk sorduğumda İbrahim dediler
oysa Musa gibi beşiğe konulup Peri Çayı’na bırakıldım sanıyordum
“Oku” emrini duyduğum gün başladım okumaya
o günden beri hep okudum, hep okudum
gençlik çağına gelince elime kalem aldım ve yazmaya başladım
ömrümün en verimli yıllarında çok yalnızlık çektim
hep yalnız yaşadım, hep yalnız yaşadım
yanımda ne Varaka vardı ne de Selman
bir gün Tur Dağı’na çıkmak istiyordum, heves işte
önderlik etmek istedim İsrailoğulları’na
onları alıp geri götürmek istedim Babil’e
peygamber Hulda’ya âşık oldum ama kadın evliydi
ve çoktan ölmüştü, ben dünyaya geldiğimde
suskun bir çığlığın zifirisinde durmuştu zaman
Sara saraya sunulunca bitmişti benim için imtihan.
 
(“Sütanne Elejisi” şiirinden, İbrahim Sediyani)
 
* * * 
508 Total Views 7 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir