Kadın Peygamberler – 23

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     ■ HZ. HANNAH (AS)

     Allah tarafından insanlığı doğru yola ve kurtuluşa götürmek için gönderilmiş olan kadın peygamberlerden biri de Hz. Hannah (as)’tır.

     Peygamber Hannah, peygamber Samuel’in annesi (1427), Elkanah’ın hanımıdır (1428). Elkanah’ın Peninnah adında bir hanımı daha vardır. (1429) Hannah, Elkanah’ın iki eşinden biri ve birincisidir. (1430)

     Kutsal kitap Tevrat’ta, sadece peygamberlere has olmak üzere, Hannah’ın Tanrı’ya yaptığı dûâ tümel bir biçimde ve ayrı bir bölüm olarak yer alır. (1431) Yahudilik’in medenî kanunu hükmündeki dînî kitabı “Talmud” (תלמוד)’da, buna dayanılarak, Hannah’ın bir kadın peygamber olduğuna hükmedilmiştir. (1432)

     Hannah’ın peygamber sayılmasının tek nedeni, dûâyı şekillendirmiş olması değildir. Tanrı’nın kendisine bildirmesiyle gelecekten haber veren kehanetleri de vardır tabiî: Oğlunun İsrail’in peygamberlerinden olacağı, İsrail’in oğlu Samuel döneminde Filistiler’den kurtulacağı, pekçok mucize gerçekleştireceği, torunu Heyman ile 14 oğlunun Bet Amikdaş’ta diğer Levililer ile birlikte “Mezmurlar” okuyacağı, Asur Kralı Saneriv’in Kudüs (Yeruşalayim) kapılarında bozguna uğrayacağı, Asur Kralı Nabukadnezar ile İsrail’in diğer düşmanlarının kötülüklerinin bedelini ödeyeceği, Elenler’in Haşmonaylar tarafından yenileceği, Aman ile oğullarının Ester ile Mordehay tarafından altedileceği, bütün dünya milletlerinin karışacağı büyük bir savaş çıkacağı ve sonunda Mesih’in gelerek kurtuluşu getireceği, ardından da savaş, kötülük ve yıkımın olmadığı, Tanrı’nın hükümranlığının herkes tarafından kabul edildiği yeni bir dünya düzeninin kurulacağı kehanetinde bulunmuştur. (1433)

     Kısır bir kadın olan (1434) ve uzun yıllar çocuk doğuramayan Hannah’ın çok ileriki yıllarda doğurduğu Samuel de bir peygamberdir. Samuel, hem Yahudîler, hem Hristiyanlar, hem de Müslümanlar tarafından peygamber olarak kabul edilir. Kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de ismi belirtilmeksizin kendisinden ve mücadelesinden bahsedilir. (1435)

     Samuel’in hayatı ve peygamberliği, Ortaçağ Kur’ân tefsirlerinde de zikredilmiştir. (1436) Kur’an’da ismi zikredilmeyen ve Tevrat’ta Samuel olarak geçen peygamber, kimi İslamî tefsirlerde Uşmuil bin Balî, kimi tefsirlerde Şem’ûn, kimi tefsirlerde Yuşâ bin Nûn adıyla geçer. (1437)

     Hz. Hannah (as) – Peninnah – Elkanah – Hz. Samuel (as) hikâyesi, tıpatıp Hz. Sara (as) – Hz. Hacer (as) – Hz. İbrahim (as) – Hz. İsmail (as) – Hz. İshak (as) hikâyesine benzemektedir. Orda da İbrahim’in ilk hanımı Sara kısırdır ama İbrahim’in diğer hanımı Hacer çocuk doğurur. Hacer, kendisini Sara’dan üstün görmeye başlar ve Sara’ya karşı “kadınlık tripleri” yapmaya başlar. Fakat kendisine çocuk veremediği halde, İbrahim, Sara’yı Hacer’den daha çok sevmektedir. İki kadın arasında kıskançlık başgösterir. Fakat çok uzun yıllar sonra Sara da bir erkek çocuk doğurur. (1438)

     Bu hikâyede de, Elkanah’ın ilk hanımı Hannah kısırdır ama Elkanah’ın diğer hanımı Peninnah çocuk doğurur. Peninnah, kendisini Hannah’tan üstün görmeye başlar ve Hannah’a karşı “kadınlık tripleri” yapmaya başlar. Fakat kendisine çocuk veremediği halde, Elkanah, Hannah’ı Peninnah’tan daha çok sevmektedir. İki kadın arasında kıskançlık başgösterir. Fakat çok uzun yıllar sonra Hannah da bir erkek çocuk doğurur.

     Hikâye tıpatıp aynı olduğu gibi, sonradan doğan çocuğun ismi de neredeyse aynıdır: İsmail – Samuel.

     Semavî dînlerde, hususen Yahudîlik inancında, Tanrı’nın, çok mübarek olan ve büyük değer verdiği kadınların rahmini kapatması ve onları kısır kılması bir “hikmet göstergesi” midir bilmiyorum, bunun “beşerî aklımızın idrak edemediği bir hikmeti var mıdır” bilemem, fakat aynı durum Hz. Sara (as) ve Hz. Hannah (as) annelerimizin haricinde, bu ikisinin arasındaki zaman dilimlerinde yaşamış olan, Hz. İshak (as)’ın hanımı ve Hz. Yakup (as)’un annesi Hz. Rebekka (as)’da da vardır ve Rebekka da başta kısır iken çok uzun yıllar sonra doğum yapar (1439), hem de Hz. Yakub (as)’un hanımı ve Hz. Yusuf (as) ile Hz. Benyamin (as)’in annesi Hz. Raxel (as)’de vardır ve Raxel de başta kısır iken çok uzun yıllar sonra doğum yapar (1440).

     “Peygamberlik” noktasında ise, Hz. Hannah (as) – Elkanah – Hz. Samuel (as) ailesinin durumu, tıpatıp Hz. Yoxebed (as) – İmran – Hz. Miryam (as) – Hz. Harun (as) – Hz. Musa (as) ailesinin durumuna benzemektedir. Orda da Yoxebed’in kocası İmran peygamber değildir. Fakat bir kadın olarak Yoxebed, hem kendisi hem de tüm çocukları peygamberdir. (1441)

     Bu ailede de, Hannah’ın kocası Elkanah peygamber değildir. Fakat bir kadın olarak Hannah, hem kendisi hem de çocuğu peygamberdir.

     Kadın paygamber Hz. Hannah’ın hayatını ve mücadelesini anlatmaya başlamadan önce, “Elkanah”, “Peninnah”, “Hannah” ve “Samuel” isimlerinin etimolojisini de yapalım:

     Hannah’ın kocasının ismi olan “Elkanah” (אלקנה), İbranice’de “El” (Tanrı) ve “qanah” (yarattı) ifadelerinden oluşmuş bir isimdir ve “Tanrı yarattı” demektir. (1442)

     Elkanah’ın diğer hanımının ismi olan “Peninnah” (פנינה), İbranice’de “İnci” veya “Mercan” anlamına gelmektedir. (1443)

     Kadın peygamber “Hannah” (חנה)’ın ismi ise İbranice’de “İyilik”, “Zerafet”, “Merhamet” gibi anlamlara gelmektedir. (1444)

     Hannah’ın oğlu “Samuel” (שמואל)’in ismi de “İsmail” ismiyle aynıdır ve “Tanrı işitir” veya “Tanrı işitti” anlamına gelmektedir. (1445)

     Bütün bu noktalara değindikten sonra, şimdi kadın peygamber Hannah’ın hayatını ve mücadelesini anlatmaya başlayabiliriz…

     Hannah’ın hangi tarihlerde yaşadığını, oğlu Samuel ile ilgili veriler elde olduğu için, O’nun üzerinden tespit etmek kolaydır. Hannah’ın oğlu Samuel bir kısım görüşe göre M. Ö. 1070 tarihinde doğup M. Ö. 1012 yılında vefat ettiğine göre (1446), bir kısım görüşe göre de M. Ö. 1090 – M. Ö. 1034 yılları arasında peygamberlik yaptığına göre (1447), annesi Hannah demek ki M. Ö. 12. – 11. yy’larda yaşamış bir kadındır. Bu durumda kadın peygamber Hannah, bir önceki bölümde anlattığımız kadın peygamber Hz. Deborah (as)’tan bir kuşak sonra, takriben 50 – 60 yıl sonra yaşamış bir insandır.

     Hannah’ın kocası Elkanah, Levi kabilesindendir. (1448) Levi kabilesi, Tanrı tarafından İsrail’in her bir tarafına dağıtılmış bir kabiledir. (1449) Öyle ki, bu kabilenin İsrail topraklarında dağıtıldığı yerleşim birimi sayısı toplam 48 kenttir. (1450)

     Efrayim oymağının Suf boyundan olan Elkanah’ın babası Yeroham, onun da babası Eliel, onun da babası Toah, onun da babası Suf, onun da babası Elkanah, onun da babası Mahat, onun da babası Amasay, onun da babası Elkanah, onun da babası Yoel, onun da babası Azarya, onun da babası Sefanya, onun da babası Tahat, onun da babası Assir, onun da babası Evyasaf, onun da babası Korah, onun da babası Yişar, onun da babası Kehat, onun da babası Levi, onun da babası İsrail’dir. (1451)

     Elkanah ile Hannah, İsrail topraklarında, Efrayim dağlık bölgesindeki Ramatayim kasabasında yaşıyorlardı. (1452) Geçen bölümden hatırlayacağınız üzere, kadın peygamber Deborah da bu bölgede yaşıyordu. (1453)

     Musevîlik’teki kutsal metinlerin haftalık sinagog toplantılarında okunması ve dinleyicilere ders olarak verilen açıklamalarından oluşan külliyat olan “Midraşlar” (מִדְרָשִׁים)’da yazdığına göre, Hannah Elkanah’ın ilk eşiydi. Ama kısırdı ve çocuk doğuramıyordu. Elkanah, Hannah’la evlendikten 10 yıl sonra ikinci karısı Peninnah ile evlendi. (1454) Başka bir yoruma göre, tıpkı Sara ile Hacer olayında yani İbrahim’in bizzat Sara’nın isteği üzerine Hacer’le evlenmesinde olduğu gibi, Elkanah, kısır olan karısı Hannah’ın isteği üzerine çocuk sahibi olsun diye Peninnah ile evlenmiştir. (1455)

     Elkanah’ın Hannah ve Peninnah adlarında iki karısı vardı. Peninnah’ın çocukları olduğu halde, Hannah’ın çocuğu olmuyordu. (1456)

     Elkanah gücü herşeye kadir olan Tanrı’ya ibadet edip kurban sunmak üzere her yıl kendi kasabası Ramatayim’den kalkıp Şilo’ya giderdi. (1457) Ramatayim – Şilo arası her yıl yaptıkları bu yolculuk için ailenin 30 km yol yürümesi gerekiyordu. Bu da bir veya iki gün boyunca yürümek anlamına geliyordu. (1458)

     Kudüs (Yeruşalayim) kurulmadan önce, Yahudiler’in en üst kademedeki ruhanî lideri kâhin Eli, Şilo şehrindeki mabedde bulunuyordu. Elkanah, “üç hac bayramı” olan Pesah, Şavuot ve Sukot dönemlerinde tüm ailesini toplar ve Şilo’ya giderdi. Yolda kervanını görenlerin pekçoğu da O’na katılırdı. Yahudî halkı ile Şilo’daki ruhanî merkez arasındaki bağ böylece güçlenirdi. (1459)

     Şilo, İsrailoğulları’nın Tanrı’ya tapınmak için toplandıkları bir yerdi. Elkanah, Hannah ve Peninnah gece gündüz yürüdükten sonra Şilo’ya vardılar. Ruhanî bir kişilik olan Eli ve kâhin (İbranice kohen) olan iki oğlu Hofni ve Pinehas da oradaydı. (1460)

     Elkanah kurban sunduğu gün karısı Peninnah’a ve oğullarıyla kızlarına etten birer pay verirken, kısır olan Hannah’a iki pay verirdi. Çünkü Tanrı Hannah’ın rahmini kapamasına karşın, Elkanah O’nu severdi. (1461)

     Peninnah, Hannah’ı en çok Şilo’ya yaptıkları yıllık ziyaret sırasında üzerdi. Elkanah Peninnah’ın tüm oğullarıyla kızlarına Tanrı’ya sunduğu kurbanlardan pay verirdi. Fakat çocuksuz olan Hannah sadece kendi payını alırdı. O zaman Peninnah Hannah’a öyle bir üstünlük taslar ve kısır olduğunu öyle bir yüzüne vururdu ki, zavallı Hannah gözyaşlarına boğulur, yemek yiyemez olurdu. Tanrı Hannah’ın rahmini kapadığından, kuması Peninnah Hannah’ı öfkelendirmek için O’na sürekli sataşırdı. Bu yıllarca böyle sürdü. Hannah “Rabb’in Tapınağı”na her gittiğinde kuması O’na sataşırdı. Böylece Hannah ağlar, yemek yemezdi. Elkanah, çok sevdiği karısının üzgün olduğunu, yemek yemediğini görüyor ve bu nedenle O’nu teselli etmeye çalışıyordu. “Hannah, neden ağlıyorsun, neden birşey yemiyorsun?” diye sorardı, “Neden bu kadar üzgünsün? Ben senin için on oğuldan daha iyi değil miyim?” derdi. (1462)

     Ailenin her yıl Şilo’ya yaptıkları bu ziyaretlerden birinde, Hannah’ın tüm hayatını ve kaderini değiştiren bir mucize gerçekleşir. Sabahın erken saatlerinde ev halkı koşuşturma içindeydi. Peninnah’ın çocukları da dahil herkes yolculuğa hazırlanıyordu. Hannah kumasının neler yapacağını bilmesine rağmen evde kalmadı. Aile dolambaçlı dağ yollarında geçen uzun bir günün ardından, sonunda Şilo’ya yaklaştı. Şilo bir tepe üzerine kurulmuştu ve etrafı daha yüksek tepelerle çevriliydi. Şehre yaklaşırken Hannah dûâsında Tanrı’ya ne diyeceğini düşünüyordu. Şehre vardıktan sonra ailece yemek yediler. Hannah fırsatını bulur bulmaz gruptan ayrılıp “Tanrı’nın Kutsal Çadırı”na gitti. Başkâhin Eli, tapınağın kapı sövesi yanındaki sandalyede oturuyordu. Fakat Hannah’ın düşündüğü tek şey Tanrı’ya dûâ etmek olduğu için, Eli’yi hiç farketmedi. Hannah, Kutsal Çadır’da Tanrı’nın kendisini dinleyeceğinden emindi. Çektiği acıyı hiç kimse anlamasa da Tanrı anlayabilirdi. Öyle kederliydi ki kendini daha fazla tutamadı ve ağlamaya başladı. (1463)

     Hannah, gönlü buruk, acı acı ağlayarak Tanrı’ya yakardı. Acısını kelimelere dökerken dudakları titriyordu. Uzun uzun dûâ etti ve Tanrı’ya içini döktü. O çocuk sahibi olmak için duyduğu büyük arzuyu dile getirmekten daha fazlasını yaptı. Aynı zamanda Tanrı’ya elinden geleni vermek istediğini dile getirdi. Bu nedenle bir adakta bulundu ve eğer bir oğlu olursa, onu ömrü boyunca Tanrı’nın hizmetine adayacağını söyledi. Hannah, Tanrı’ya şu adağı adadı: “Ey gücü herşeye kadir olan Rabb! Kulunun üzüntüsüne gerçekten bakıp beni anımsar, kulunu unutmayıp bana bir erkek çocuk verirsen, yaşamı boyunca onu Sana adayacağım. Onun başına hiç ustura değmeyecek.” (1464)

     Hannah gözyaşları içinde dûâ ederken aniden duyduğu bir sesle irkildi. Bu, O’nu izleyen başkâhin Eli’nin sesiydi. Hannah Tanrı’ya yakarışını sürdürürken, Eli O’nun dudaklarını gözetliyordu. Hannah içinden yakarıyor, yalnız dudakları kımıldıyor, sesi duyulmuyordu. Bu yüzden Eli, Hannah’ı sarhoş sanarak, “Sarhoşluğunu ne zamana dek sürdüreceksin? Artık şarabı bırak” dedi. Eli, Hannah’ın dudaklarının titrediğini, hıçkırdığını ve nasıl bir rûh hali içinde olduğunu farketti. Fakat sıkıntısının ne olduğunu sormak yerine hemen O’nun sarhoş olduğu sonucuna vardı. Böylesine haksız bir suçlamaya maruz kalmak, üstelik bu kadar saygın birinden bu sözleri duymak, zaten acı içinde olan Hannah’a daha da acı verdi. Buna rağmen O yine imânını harika bir şekilde ortaya koyarak, kırıcı davranmadı. Eli’ye saygılı şekilde durumunu açıkladı. Hannah, “Ah, öyle değil efendim!” diye yanıtladı, “Ben yüreği acılarla dolu bir kadınım. Ne şarap içtim, ne de başka bir içki. Sadece yüreğimi Rabb’e döküyordum. Kulunu kötü bir kadın sanma. Yakarışımı şimdiye dek sürdürmemin nedeni çok kaygılı, üzüntülü olmamdır.” Bunun üzerine mahcup olan Eli, yumuşak bir ses tonuyla “Öyleyse selametle git kızım” dedi. “İsrail’in Tanrısı dileğini yerine getirsin.” Hannah, “Senin gözünde lütuf bulayım” deyip yoluna gitti. Sonra yemek yedi. Artık üzgün değildi. (1465)

     “Babil Talmudu”na göre Hannah, Tanrı’nın dikkatini çekmek için bazı taktikler kullanmıştır. Tanrı’ya dûâ ederken, şu “zekice” ifadeleri kullanmıştır: “Dünyasında ordular yaratan Sen, toplulukların Tanrı’sı, bana bir oğul vermek Senin için zor mudur? Evrenin efendisi, beni kadın yarattın ve hiçbir şeyi bana boş yere vermedin. Gözleri görmek için, kulakları duymak için, burnu koku almak için, ağzı konuşmak için, elleri iş yapmak için, bacakları yürümek için, memeleri emzirmek için. Kalbimin üzerine koyduğun bu memeler emzirmek için değil mi? Bana bir oğul ver ki, emzireyim.” (1466)

     Rabbinik yoruma göre, Hannah şu “oyunu” da denemiştir: “Gidip başka bir erkekle bir odaya kapanacağım. O adamla yalnız kaldığım için bana zina yaptığından kuşkulanılan kadının suyundan içirecekler. Kanun der ki, ‘Eğer kadın boş yere suçlanmışsa, temize çıkacak ve gebe kalacak’.” (1467)

     Hannah ertesi sabah kocası Elkanah’la birlikte yine Kutsal Çadır’a gitti ve beraber Tanrı’ya ibadet ettiler. (1468) Büyük ihtimalle kocasına isteğinden ve adağından söz etmişti. Çünkü “Musa Kanunu”na göre bir koca karısının adağını onaylamadığında bu adağı geçersiz kılma hakkına sahipti. (1469)

     Ondan sonra Ramatayim’deki evlerine döndüler. Elkanah karısı Hannah’la birleşti ve Tanrı Hannah’ı anımsadı. Zamanı gelince Hannah gebe kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. “Onu Rabb’den diledim” diyerek adını Samuel koydu. (1470)

     Anne olan Hannah’ın üzüntüsü tarifsiz bir sevince dönüşmüştü. O artık dünyanın en mutlu kadınıydı. Aylar sonra, yine Elkanah Tanrı’ya yıllık kurbanını ve adağını sunmak üzere ev halkıyla birlikte Şilo’ya gitti. Ama Hannah gitmedi. Kocasına, “Çocuk sütten kesildikten sonra onu Rabb’in hizmetinde bulunmak üzere götüreceğim. Yaşamı boyunca orada kalacak” dedi. Kocası Elkanah, “Nasıl istersen öyle yap” diye karşılık verdi, “Çocuk sütten kesilinceye dek burada kal. Rabb sözünü yerine getirsin.” Böylece Hannah oğlu sütten kesilinceye dek üç yıl boyunca evde kalıp onu emzirdi. (1471)

     Küçük çocuk sütten kesildikten sonra, Hannah 3 yaşında bir boğa, bir efa un ve bir tulum şarap alarak onu kendisiyle birlikte Tanrı’nın Şilo’daki tapınağına götürdü. Boğayı kestikten sonra çocuğu Eli’ye getirdiler. Hannah, “Ey efendim, yaşamın hakkı için derim ki, burada yanında durup Rabb’e yakaran kadınım ben” dedi, “Bu çocuk için yakarmıştım. Rabb dileğimi yerine getirdi. Ben de onu Rabb’e adıyorum. Yaşamı boyunca Rabb’e adanmış kalacaktır.” Sonra orada hep beraber Tanrı’ya ibadet ettiler. (1472)

     Peninnah da Hannah’ı artık üzemeyeceğini anlamıştı. Kutsal Kitap bir daha Peninnah’tan söz etmez.

     Tevrat’taki anlatıma getirilen farklı bir bakış açısı, Peninnah’ın eylemlerinin aslında asil olduğunu ve Peninnah’ın, Hannah’ı çocuk doğurması için Tanrı’ya daha fazla dûâ etmesini sağlamak için Hannah’la kasten yani O’nun iyiliği için alay ettiğini söylüyor. Oldukça zorlama olan bu yoruma göre, Peninnah Şilo’da Hannah’ı bilerek çok kızdırdı ve böylece O’nun daha hararetle dûâ etmesine neden oldu. Peninnah sayesinde Hannah’ın dûâsı karşılık buldu ve Hannah çocuk doğurdu. (1473) Bir kısım Yahudî yazarlar ve akademisyenler de, Penninah’ın Hannah’ın iyiliği için Hannah’la alay ettiği görüşünü savunmuşlardır. (1474)

     Hannah, 3 yaşındaki oğlu Samuel’i Şilo’daki tapınağa bıraktıktan sonra, kutsal kitap Tevrat’ta tümel bir biçimde ve ayrı bir bölüm olarak yer alan şu dûâyı yaptı:

     “Yüreğim Rabb’de bulduğum sevinçle coşuyor;
     Gücümü yükselten Rabb’dir.
     Düşmanlarımın karşısında övünüyor,
     Kurtarışınla seviniyorum!
     Kutsallıkta Rabb’in benzeri yok,
     Evet, senin gibisi yok, yâ Rabb!
     Tanrımız gibi dayanak yok.
 
     Artık büyük konuşmayın,
     Ağzınızdan küstahça sözler çıkmasın.
     Çünkü Rabb her şeyi bilen Tanrı’dır;
     O’dur davranışları tartan.
     Güçlülerin yayları kırılır;
     Güçsüzlerse güçle donatılır.
     Toklar yiyecek uğruna gündelikçi olur,
     Açlar doyurulur.
 
     Kısır kadın yedi çocuk doğururken,
     Çok çocuklu kadın kimsesiz kalır.
     Rabb öldürür de diriltir de,
     Ölüler diyarına indirir ve çıkarır.
 
     O kimini yoksul, kimini varsıl kılar;
     Kimini alçaltır, kimini yükseltir.
     Düşkünü yerden kaldırır,
     Yoksulu çöplükten çıkarır;
     Soylularla oturtsun
     Ve kendilerine onur tahtını miras olarak bağışlasın diye.
     Çünkü yeryüzünün temelleri Rabb’indir,
     O dünyayı onların üzerine kurmuştur.
 
     Rabb sadık kullarının adımlarını korur,
     Ama kötüler karanlıkta susturulur.
     Çünkü güçle zafere ulaşamaz insan.
     Rabb’e karşı gelenler paramparça olacak,
     Rabb onlara karşı gökleri gürletecek,
     Bütün dünyayı yargılayacak,
     Kralını güçle donatacak,
     Meshettiği kralın gücünü yükseltecek.” (1475)
     .

     “Kudüs Talmudu”, Hannah’ın bu dûâsını akidevî bir dûâ örneği olarak almıştır. (1476) Bugün halen Yahudîler arasında, Hannah’ın bu dûâsı, Yahudî takvimine göre yılbaşı olan ve dünyanın her yerindeki Musevîler tarafından bayram olarak kutlanan Roş Aşana Bayramı (ראש השנה)’nın birinci gününün aftarasında okunur. (1477)

     Hannah’ın bu dûâsı, Hristiyanlar indinde de yüksek bir konuma sahiptir. Hannah, özel dûâların önemini vurgulayan erken İngiliz Protestanlığı için önemli bir figürdü. (1478)

     Hannah’ın bu dûâsı, kutsal kitap İncil’de, “Luka” kitabında yer alan ve “Magnificat anima mea Dominum” (Rûhum Rabb’i övüyor) sözleriyle başlayan şükran şarkısı “Magnificat” ile büyük benzerlik göstermektedir. (1479)

     Sonra Hannah ile kocası Elkanah Ramatayim’e, evlerine döndüler. Küçük Samuel ise kâhin Eli’nin gözetiminde, “Tanrı’nın hizmetinde” kaldı. (1480)

     Hannah’ın ömrü boyunca beklediği ve doğması için senelerce dûâ ettiği biricik çocuğundan ayrılması elbette ki kolay olmamıştır. Tabiî ki oğlu Samuel’in Şilo’da emin ellerde olacağını biliyordu. Kutsal Çadır’da hizmet eden kadınlar mutlaka O’na bakacaklardı. Fakat Samuel daha çok küçüktü, henüz üç yaşındaydı ve her anne gibi Hannah da çocuğunun yanında olmak isterdi. Yine de O ve kocası Elkanah, oğullarını Şilo’ya gönülsüzce değil, Tanrı’ya minnettar bir şekilde götürdüler. Tanrı’nın evinde kurbanlar sundular ve sonra Samuel’i Eli’ye götürüp O’na Hannah’ın yıllar önceki dileğini hatırlattılar. (1481)

     Küçük Samuel böylesine imânlı, muvahhid ve muttakî bir anneye sahip olduğu için çok ayrıcalıklıydı. Büyürken mutlaka annesini özledi, ancak asla kendisini terkedilmiş hissetmedi. Hannah her yıl Şilo’ya gelir ve mabedde hizmet ederken giymesi için oğluna bir kaftan getirirdi. Hannah’ın oğluna yeni kaftanını giydirişi, üzerini düzeltişi ve nazik, teşvik edici sözler söylerken ona şefkatle bakışı, gerçek bir sevginin, “anne sevgisi”nin en muazzam belirtisiydi. O giysinin üzerindeki her bir dikiş, Samuel’e duyduğu sevginin ve ilginin göstergesiydi. (1482)

     Fakat başkâhin Eli’nin oğulları değersiz kişilerdi. Tanrı’yı ve kâhinlerin halkla ilgili kurallarını önemsemiyorlardı. Biri sunduğu kurbanın etini haşlarken, kâhinin hizmetkârı elinde üç dişli büyük bir çatalla gelir, çatalı kap, tencere, tava ya da kazana daldırırdı. Çatalla çıkarılan herşey kâhin için ayırılırdı. Şilo’ya gelen İsrailliler’in hepsine böyle davranırlardı. Üstelik kurbanın yağları yakılmadan önce, kâhinin hizmetkârı gelip kurban sunan adama, “Kâhine kızartmalık et ver. Senden haşlanmış et değil, çiğ et alacak” derdi. Kurban sunan, “Önce hayvanın yağları yakılmalı, sonra dilediğin kadar al” diyecek olsa, hizmetkâr, “Hayır, şimdi vereceksin, yoksa zorla alırım” diye karşılık verirdi. Gençlerin Tanrı’ya karşı işledikleri günah çok büyüktü; çünkü Tanrı’ya sunulan kurbanları küçümsüyorlardı. (1483)

     Bu arada genç Samuel, keten efod giymiş, Tanrı’nın önünde hizmet ediyordu. Yıllık kurbanı sunmak için annesi Hannah her yıl kocasıyla birlikte oraya gider, diktiği cüppeyi oğluna getirirdi. Kâhin Eli de, Elkanah ile karısına iyi dilekte bulunarak, “Dilediği ve Rabb’e adadığı çocuğun yerine Rabb sana bu kadından başka çocuklar versin” derdi. Bundan sonra evlerine dönerlerdi. (1484)

     Tanrı’nın lütfuna eren Hannah, sonraki yıllarda defalarca gebe kalıp 3 erkek ve 2 kız daha doğurdu. Küçük Samuel ise “Tanrı’nın hizmetinde” büyüdü. (1485)

     Kutsal kitap Tevrat, bundan sonrasında Hannah’tan söz etmez. 3 yaşında bir çocukken mabede teslim ettiği ilk oğlu Samuel ise büyüdüğünde, “Hakimler” döneminden Saul hükümdarlığında bir krallık haline geliş ve Saul döneminden Davud dönemine geçişte adı geçen ve kilit bir rol oynayan bir peygamber olacaktır. (1486)

     Kadın peygamber Hannah’ın kaç yaşında vefat ettiği ile ilgili dînî metinlerde herhangi bir bilgi yoktur. Samuel’den yıllar sonra beş çocuk daha doğurduğuna göre, uzun yıllar yaşadığı bilinmektedir.

     Hannah’ın insanlığa bıraktığı miras ise; imân, sabr, tevekkül, hayattan asla umudunu yitirmemek ve her zorlukta, bütün sıkıntılarda, daima Tanrı’ya dayanmak gerektiği öğretisidir.

     O, görevini layıkıyla yapan bir peygamber, halkına büyük iyilikler ve hizmetler yapan bir insan, çocuklarına iyi bir anne ve kocasına sadık bir kadın olarak, insanlık tarihinin en temiz ve en pak sayfalarından biridir.

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(1427): Tevrat, I. Samuel, 1:20

(1428): Tevrat, I. Samuel, 1:19

(1429): Tevrat, I. Samuel, 1:2

(1430): Midraşlar, Pesikta Rabbati 43

(1431): Tevrat, I. Samuel, 2:1 – 10

(1432): Talmud, Megillah 14 a

(1433): Estreya Seval Vali, Kadın Peygamberler – 2: Erkeklere Nasıl Dua Edileceğini Öğreten Kadın: Hana, Şalom Gazetesi, 6 Temmuz 2011

(1434): Tevrat, I. Samuel, 1:2 ve 1:5 – 6

(1435): Kur’ân-ı Kerîm, Baqara 247 – 251

(1436): Hans Jansen, Mohammed – Eine Biographie, s. 244, C. H. Beck Verlag, Münih 2008

(1437): İslam Ansiklopedisi, “Tâlût” maddesi, Ali Osman Kurt, s. 552 – 553, Türkiye Diyanet Vakfı, Ankara 1988

(1438): Bkz. Elinizdeki bu kitabın “Hz. Sara (as)” ve “Hz. Hacer (as)” bölümleri

(1439): Tevrat, Tekvin, 25:21

(1440): Tevrat, Tekvin, 29:31

(1441): Bkz. Elinizdeki bu kitabın “Hz. Yoxebed (as)”, “Hz. Asiye (as)” ve “Hz. Miryam (as)” bölümleri

(1442): Tyler Judge Nadelli, Move from Failure to Success! – Discovering the Hidden Secrets of the Prayer of Hannah, s. 9, WestBow Press, Bloomington 2013 / K. M. Sheard, Complete Book of Names, s. 198, Llewellyn Publications, Woodbury 2011 / Melinda J. Abersold, God Hears Your Silent Cry, Xlibris Publishing, Bloomington 2014

(1443): H. B. Hackett – Ezra Abbot, Dr. William Smith’s Dictionary of the Bible – Antiquitites, Biography, Geography and Natural History, cilt 3, “Peninnah” maddesi, Hurd and Houghton Publishing, New York 1877 / A. F. Kirkpatrick, Cambridge Bible for Schools and Colleges – The First Book of Samuel, s. 3, Cambridge University Press, Cambridge 1930 / Wilhelm Gesenius, Hebräisches und Aramäisches Handwörterbuch über das Alte Testament, s. 645 – 649, Springer Verlag, Berlin 1995

(1444): John C. Wells, Longman Pronunciation Dictionary, “Hannah” maddesi, s. 324, Longman Publishing, Harlow 1990 / John Eckhardt, Desperate Prayers for Desperate Times, s. 3 – 10, Charisma House Publishing, Lake Mary 2018 / John A. Knox, Grace Track – Tracking God’s Grace Through The Old Testament, s. 40, Xulon Press, Oxford 2009 / Michelle McClain-Walters, The Hannah Anointing – Becoming a Woman of Resilience, Fulfillment and Fruitfulness, s. 21, 72, 84 ve 94, Charisma House Publishing, Lake Mary 2019

(1445): Lindsay Jones, Encyclopedia of Religion, Fredrick E. Greenspahn, “Ishmael”, s. 4551 – 4552, Macmillan Reference Publishing, Thomson Gale 2005

(1446): Itamar Singer, The Philistines in the Bible: A Reflection of the Late Monarchic Period?, Zmanim, sayı 94, s. 74 – 82, Historical Society of Israel, Kudüs 2006 / Moshe Garsiel, The Valley of Elah Battle and the Duel of David with Goliath, s. 404 – 410, Brill Publishing, Leiden & Boston 2009

(1447): Joe F. Nations, Profits of the Prophets, s. 35, Xlibris Publishing, Bloomington 2012

(1448): Tevrat, I. Tarihler, 6:27

(1449): Tevrat, Tekvin, 49:7

(1450): Tevrat, Çölde Sayım, 35:6 – 8

(1451): Tevrat, I. Tarihler, 6:33 – 38

(1452): Tevrat, I. Samuel, 1:1

(1453): Tevrat, Hakimler, 4:4 – 5

(1454): Midraşlar, Pesikta Rabbati 43

(1455): Tamar Kadari, Peninnah: Midrash and Agaddah, Jewish Women’s Archive, The Encyclopedia of Jewish Women, https://jwa.org/encyclopedia/article/peninnah-midrash-and-aggadah

(1456): Tevrat, I. Samuel, 1:2

(1457): Tevrat, I. Samuel, 1:3

(1458): Bu mesafe, Elkanah ile Hannah’ın memleketi Ramatayim’in Hz. İsa zamanındaki Arimatea şehri olduğu varsayımına dayanarak hesaplanmıştır.

(1459): Estreya Seval Vali, Kadın Peygamberler – 2: Erkeklere Nasıl Dua Edileceğini Öğreten Kadın: Hana, Şalom Gazetesi, 6 Temmuz 2011

(1460): Tevrat, I. Samuel, 1:3

(1461): Tevrat, I. Samuel, 1:4 – 5

(1462): Tevrat, I. Samuel, 1:4 – 8

(1463): Tevrat, I. Samuel, 1:9 – 10

(1464): Tevrat, I. Samuel, 1:10 – 11

(1465): Tevrat, I. Samuel, 1:12 – 18

(1466): Babil Talmudu, Berahot 31 b

(1467): age

(1468): Tevrat, I. Samuel, 1:19

(1469): Tevrat, Çölde Sayım, 30:10 – 15

(1470): Tevrat, I. Samuel, 1:19 – 20

(1471): Tevrat, I. Samuel, 1:21 – 23

(1472): Tevrat, I. Samuel, 1:24 – 28

(1473): Baba Batra, 16 a

(1474): Lillian Klein, Peninnah: Bible, Jewish Women’s Archive, The Encyclopedia of Jewish Women, https://jwa.org/encyclopedia/article/peninnah-bible

(1475): Tevrat, I. Samuel, 2:1 – 10

(1476): Kudüs Talmudu, Hannah’ın dûâsı

(1477): Rosh Hashanah Haftarah: 1 Samuel 1:1-2:10, My Jewish Learning, https://www.myjewishlearning.com/article/rosh-hashanah-haftarah-1-samuel-11-210/

(1478): Michele Osherow, Biblical Women’s Voices in Early Modern England, s. 8, 55, 62, 74 ve 111, Ashgate Publishing, Farnham (Surrey) 2009

(1479): İncil, Luka, 1:46 – 55

(1480): Tevrat, I. Samuel, 2:11

(1481): Tevrat, I. Samuel, 1:24 – 28

(1482): Tevrat, I. Samuel, 1:19

(1483): Tevrat, I. Samuel, 2:12 – 17

(1484): Tevrat, I. Samuel, 2:18 – 20

(1485): Tevrat, I. Samuel, 2:21

(1486): Tevrat, I. Samuel, 4. – 8. bölümler

     SEDİYANİ HABER

     12 ŞUBAT 2020

Hayatın anlamını düşünerek yol alırken karanlık bir meçhule doğru
gözlerimde hüzün, kalbimde kırgınlık arşınlarken gücü tükenmiş adımlarımı
bir yeraltı şehri keşfettim Batman Çayı’nın kenarında
topraktan yapılmış piramitlerin altında
gidip gezmek istedim o şehrin sokaklarında
evlerine misafir olmak istedim toprak altında kalmış medeniyetin
bir şehir ki, kadim mi kadim
bir şehir ki, aman da aman, büyük mü büyük
bir mahallesi Şuruppak, taş tabletlere çivi çakıyorlardı bilge erkekler
bir mahallesi Hattuşaş, buğday ekerek tarım yapıyorlardı elleri nasırlı çiftçiler
bir mahallesi Sayda, mor renkli kumaşlar dikiyorlardı hünerli terziler
bir mahallesi Vaşşuganni, sacda ekmek pişiriyorlardı şiir kokulu kadınlar
evlerine konuk oldum insanların gizemli yeraltı şehrinde
çay ve kek ikrâm ettiler bana dut ağacından yapılmış tepsilerde
ama saklı gerçekleri göstermediler
gizlediler
“ilim bildiklerindir, hikmet ise saklı olan”
dedi ak sakallı yaşlı bir bilge buram buram tüten çayından bir yudum alarak
ama hepsi orda, biliyorum, hepsi orda
Ahura Mazda’nın unutulmuş buyrukları
Mani’nin hümanist öğretileri
Kutsal Ahit Sandığı
ölümsüzlük iksirini taşıyan ıhlamur ağacı
kayıp Nasıra, unutulan Petra, yakılan İskenderiye
hepsi orda
kadın peygamberlere inen vahiyler
Deborah’ın, Miryam’ın, Hannah’ın, Hulda’nın anaerkil şeriâtı
Hatice’nin yarım kalan devrimi
biliyorum hepsi orda
erken ölümler, ahhh, erken gelen ölüm
Ortadoğu’nun tam değişecekken artık hiç değişmeyecek olan acınası kaderi
korkmuyordum ama artık ben, sen vardın diye
sen tuttun ya ellerimden, Fenike kızı Yelizabel
başını koydun ya göğsüme
okşadım ya ipek saçlarını
ey sanat ve edebiyat kokan kadınım
korkmuyordum.
 
(“Fenike Kızı Yelizabel” şiirinden, İbrahim Sediyani)
* * * 
263 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir