Kadın Peygamberler – 22

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     ■ HZ. DEBORAH (AS)

     Allah tarafından insanlığı doğru yola ve kurtuluşa götürmek için gönderilmiş olan kadın peygamberlerden biri de Hz. Deborah (as)’tır.

     Allah’ın kutsal kitabı Tevrat’ta, Deborah’ın bir kadın peygamber olduğu açık bir biçimde belirtilir:

     “O sırada İsrail’i Lappidot’un karısı Peygamber Deborah yönetiyordu. Deborah, Efrayim’in dağlık bölgesinde, Rama ile Beytel arasındaki hurma ağacının altında oturur, kendisine gelen İsrailliler’in dâvâsına bakardı.” (1359)

     Kadın peygamber Deborah, İsrail Krallığı’ndan önceki “Hakimler Dönemi”nde yaşamış dördüncü hakim (yargıç) ve tek kadın hakimdir. Kadın peygamberdir ve yaşamı / mücadelesi Tanah (Tevrat)’taki “Hakimler Kitabı” (ספר שופטים)’nda iki farklı yerde anlatılır. (1360)

     “Hakimler Kitabı – 5”teki hikâyesi şiirsel bir metinle yazılmıştır ve genelde “Deborah Ezgisi” (שירת דבורה) olarak adlandırılır. (1361) M. Ö 1200’lü yıllarda yazılmış olan bu şiir, Tanah’ın en eski pasajlarından olup İbranice şiirlerin ilk örneklerindendir. (1362)

     Kadın peygamber Deborah, aynı zamanda tek kadın hakim (yargıç) olması açısından benzersiz bir konuma sahiptir. İbranice’de “Şofetim” olarak adlandırılan “Hâkimler”, vaad edilmiş topraklarda Yeşua’dan sonra Yahudiler’e liderlik etmek üzere Tanrı tarafından atanmış kişilerdi.

     Takriben M. Ö. 1300 – M. Ö. 1025 yılları arasında 300 yıla yakın bir zaman diliminde İsrail halkına hakimlik (yargıçlık) yapmış olan bu hakimlerin kronolojik sıraya göre tam listesi şöyledir:

  • Hz. Musa (1363)
  • Yeşua (1364)
  • Otniel (1365)
  • Ehud (1366)
  • Şamgar (1367)
  • Deborah (1368)
  • Barak (1369)
  • Gideon (1370)
  • Avimelek (1371)
  • Tola (1372)
  • Yair (1373)
  • Yiftax (1374)
  • İbzan (1375)
  • Elon (1376)
  • Abdon ben Hillel (1377)
  • Simson (1378)
  • Eli (1379)
  • Samuel (1380)

     Deborah, Kutsal Kitap tarihindeki tek kadın hakim (yargıç) olması açısından güzide bir konuma sahiptir.

     Deborah hikâyesi, tüm “Hakimler Kitabı” gibi, İsrail halkının devlet öncesi çağında geçiyor. Kenan’ın fethi ile Saul yönetiminde bir krallık oluşumu arasındaki zamandır. İsrail hâlâ bireysel, gevşek bağlı kabilelerden oluşuyordu ve yabancı halklar tarafından sürekli olarak tehdit ediliyordu. Mustaz’âf durumdaki insanlar dûâlarıyla Tanrı’ya yalvarıyorlar ve yardım istemeye devam ediyorlar.

     Deborah’ın kişisel hayatıyla ilgili pek az bilgi mevcuttur. Takriben 12. – 11. yy’larda yaşadığı tahmin edilmektedir. Yani Hz. Musa (as)’dan 200 yıl kadar sonra. (1381)

     Dictionary of World Biography: The Ancient World” (Dünya Biyografisi Sözlüğü: Antik Dünya) adlı eserde, Deborah’ın M. Ö. 1200 – M. Ö. 1124 yılları arasında yaşamış olabileceği belirtiliyor. Buna göre kadın peygamber Deborah M. Ö. 1200 yılında doğmuş, M. Ö. 1124 yılında vefat etmiştir. (1382)

     Arkeolojik bulgulara dayanarak, farklı Tevrat bilginleri, Deborah’ın Sisera ile savaşının M. Ö. 12. yy’ın ikinci yarısı (1383) veya M. Ö. 11. yy’ın ikinci yarısı (1384) bağlamına en iyi uyduğunu iddiâ etmişlerdir.

     İbranice orijinal ismi “Seder Olam Rabbah” (הסדר עולם רב) olan “Geleneksel Yahudî Kronolojisi” ise Deborah’ın M. Ö. 1107 yılından M. Ö. 1067’deki ölümüne dek İsrail’e tam 40 yıl hakimlik yaptığını kaydetmektedir. (1385)

     Bu bilgiler ışığında bakınca, kadın peygamber Deborah’ın M. Ö. 1200 yılında İsrail’de doğduğunu (1386), kendisi 76 yıl yaşadığına göre ve hayatının son 40 yılında İsrail’e hakimlik yaptığına göre (1387), bir kadın olarak 36 yaşından başlayarak İsrail ulusuna liderlik ettiğini söyleyebiliriz.

     Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır. Gerçek bilgi ve hakikat, ancak O’nun katındadır.

     Evli olan kadın peygamber Deborah, ilginç bir adam olan Lappidot’un karısıdır. (1388)

     Bazı kaynaklara göre, Deborah’ın kocası Lappidot rûhanîlikten yoksun, cahil bir adamdır. Ancak Deborah halinden yakınmak yerine, kocasının İbranice’de “olam aba” denilen “âhiret hayatı”ndan pay alabilmesi için O’nu Mişkan’da yakılacak fitilleri üretme görevine ortak etmiş, böylece sadece kocasına değil, Yahudî halkının tamamına liyakat sağlamıştır. (1389)

     Deborah ile kocası Lappidot’un ne zaman ve kaç yaşında evlendikleri, nasıl tanışıp evlendikleri ile ilgili kaynaklarda hiçbir bilgi yoktur.

     Kadın peygamber “Deborah” ile kocası “Lappidot”un isimlerinin etimolojisine baktığımızda da ilginç bulgularla karşılaşmaktayız. Kadın peygamberin ismi olan “Deborah” kelimesi İbranice’de “Arı” anlamına gelirken, kocasının ismi olan “Lappidot” kelimesi de İbranice’de “Meşale” demektir. (1390)

     Başka kaynaklara göre ise, İbranice’de “Şimşek” anlamına gelen “Barak”, Deborah’ın kocası Lappidot’un diğer adıdır. Barak (Lappidot), Deborah sayesinde yüksek rûhanîlik, hatta peygamberlik seviyesine ulaşmıştır. (1391)

     Girizgâh bâbındaki bu açıklamalardan sonra şimdi Deborah’ın yaşamına ve mücadelesine bakabiliriz…

     İsrailoğulları yine Tanrı’nın indinde kötü olan şeyler yapıyorlardı. Şirk ve tuğyana bulaşmış, hatta putlara tapmaya başlamışlardı. Tanrı da “kendi kavmine öfkelenerek”, onları Hasor’da egemenlik süren Kenan Kralı Yavin’in eline ve zûlmüne teslim etti. (1392)

     Yavin’in Sisera adında bir ordu komutanı vardı. Sisera, Haroşet – Goyim’de yaşardı. 900 demir savaş arabasına sahip olan Yavin, 20 yıldır İsrailliler’i acımasızca eziyordu. Bu yüzden İsrailliler durmadan Tanrı’ya yakarıyor, kendilerini bu zûlümden kurtarması için dûâ ediyorlardı. (1393)

     O sırada İsrail’i Lappidot’un karısı Peygamber Deborah yönetiyordu. Deborah, Efrayim’in dağlık bölgesinde, Rama ile Beytel arasındaki hurma ağacının altında oturur, kendisine gelen İsrailliler’in dâvâsına bakardı. (1394)

     Deborah’ın görevi kuşkusuz çok zordu ama O bu sorumluluğun gözünü korkutmasına izin vermedi. Yaptığı hizmete çok büyük bir ihtiyaç vardı. O sonradan Tanrı ilhâmıyla bestelediği ezgide sadakatsiz İsrail halkından sözederken, bunun nedenini de göstermişti: “Onlar yeni Tanrılar seçtiğinde, şehir kapılarında savaşlar başladı.” (1395)

     Deborah bir gün adam gönderip Avinoam oğlu Barak’ı Kedeş – Naftali’den çağırttı. O’na, “İsrail’in Tanrısı Rabb, yanına Naftali ve Zevulunoğulları’ndan 10.000 kişi alıp Tavor Dağı’na gitmeni buyuruyor” dedi, “Rabb, ‘Kral Yavin’in ordu komutanı Sisera’yı, savaş arabalarını ve ordusunu Kişon Vadisi’ne, senin yanına çekip eline teslim edeceğim’ diyor.” Barak, Deborah’a, “Eğer benimle gelirsen giderim” dedi, “Benimle gelmezsen gitmem.” Deborah, “Seninle gelmesine gelirim, ama böyle bir yol tuttuğun için onurlandırılmayacaksın” dedi, “Çünkü Rabb, Sisera’yı bir kadının eline teslim etmiş olacak.” (1396)

     Barak, Deborah’ın talep ettiği 10.000 kişiyi toplamayı kabul etti ama Deborah’ın da kendisiyle birlikte savaşa katılmasını şart koştu. Deborah’ın peygamberlik vasfından kuşku duyduğundan ya da O’na başkaldırdığından değil! Yanında O olmadığı takdirde 10.000 kişi toplayabileceğinden kuşkuluydu. Dahası, Sisera komutasındaki Kenan ordusunu ancak bir mucize sonucunda yenebileceğini düşünüyor ve kendi liyakatinin buna yetmeyeceğini, Peygamber Deborah’ın liyakatine ihtiyacı olduğunu hissediyordu. Barak, kendisini ve adamlarını cesaretlendirmesi için Allah’ın bir peygamberinin yanlarında olmasının ne kadar önemli olduğunun farkındaydı. (1397)

     Deborah, Barak’ın bu isteğini kabul etti ama uyarmadan da edemedi: “Savaşa ben de gelirsem, zafer sana ait değil, bir kadına ait olacaktır.” (1398)

     Böylece Deborah kalkıp Barak’la birlikte Kedeş’e gitti. Barak, Zevulun ve Naftali oğullarını Kedeş’te topladı. Ardında 10.000 kişi vardı. Deborah da O’nunla birlikte gitti. (1399)

     Kenliler’den Hever, Hz. Musa’nın kayınbiraderi Hovav’ın torunlarından, yani Kenliler’den ayrılmış, çadırını Kedeş yakınında Saanannim’deki meşe ağacının yanına kurmuştu. (1400)

     Avinoam oğlu Barak’ın Tavor Dağı’na çıktığını duyan Sisera, 900 demir arabasını ve yanındaki halkı Haroşet – Goyim’den çıkarıp Kişon Vadisi’nde topladı. Deborah, Barak’a, “Haydi kalk! Çünkü Rabb’in Sisera’yı senin eline teslim ettiği gün bugündür” dedi, “Rabb senin önünden gidiyor.” Bunun üzerine Barak ardında 10.000 kişiyle Tavor Dağı’ndan indi. (1401)

     Sisera… Bu ismi duymak bile İsrailliler’de korkuya ve paniğe neden oluyordu. Kenan dîni ve kültürü zalimce uygulamalar içeriyordu. Bunlar arasında çocuk kurbanları ve tapınak fahişeliği vardı. Kenanlı bir komutanın ve ordusunun baskısı altında yaşamak, korkunç bir şeydi. İnsanlar ormanlarda ve tepelerde saklanmak zorunda; ne tarlasını ekebiliyor ne de duvarsız köylerde yaşayabiliyor. Saldırıya uğramaktan, çocuklarının kaçırılmasından ya da kadınlarının tecavüze uğramasından korktukları için ıssız yollarda seyahat edemiyorlar. “Deborah’ın Ezgisi”, o topraklarda seyahat etmenin neredeyse imkânsız olduğunu ve köylerde artık kimsenin yaşamadığını gösteriyor. (1402)

     Deborah kendisiyle birlikte Tavor Dağı’nın zirvesinde toplanmış askerlere bakıyordu. Sabahın erken saatleriydi. Bir araya toplanmış bu askerleri görmek çok etkileyiciydi. Deborah onların gösterdiği cesaret ve önderleri Barak’ın imânı üzerinde düşünüyordu. 10.000 kişilik bir ordu olsalar da, imânları ve cesaretleri o gün büyük bir sınavdan geçecekti. Acımasız bir düşmana meydan okuyacaklardı, üstelik bu düşman karşısında sayıları da silahları da yetersizdi. Fakat herşeye rağmen buradaydılar, hem de tek bir kadının verdiği cesaret sayesinde. (1403)

     Rüzgârda giysisinin etekleri dalgalanan Deborah’ı Barak’la birlikte önlerindeki uçsuz bucaksız manzaraya bakarken hayâl edin. Zirvesi düz olan Tavor Dağı devâsâ bir koniye benziyordu. Bu dağın güneybatısında, yaklaşık 400 m aşağıda Esdrailon Ovası vardı. Ovadaki çayırların arasından Kişon Nehri kıvrıla kıvrıla akarak Karmel Dağı’nın hemen yanından Akdeniz’e dökülüyordu. Belki de o sabah nehir yatağı kuruydu, fakat bu geniş ovada bir şeyler parıldamaya başladı. Bu Sisera’nın güçlü ordusuydu ve giderek yaklaşıyorlardı. Ordunun neredeyse 900 demir tırpanlı savaş arabası vardı. Arabalar yanıp sönen ışıklar gibi parlıyordu. Sisera’nın niyeti, zayıf durumdaki İsrail ordusunu arpa biçer gibi yok etmekti. (1404)

     Deborah, Barak ve adamlarının O’ndan bir söz ya da işaret beklediğini biliyordu. Oradaki tek kadın kendisi miydi? Böyle bir durumda bu kadar önemli bir sorumluluk taşımak kimbilir nasıl bir duyguydu? Acaba “Benim burada ne işim var?” diye mi düşünüyordu? Anlaşılan böyle düşünmüyordu. Tanrısı Yehova bu savaşı başlatmasını söylemişti; ayrıca bu savaşa son noktayı koymak için bir kadını kullanacağını da bildirmişti. (1405)

     İsrail ordusu, onları ovada bekleyen korkutucu savaş arabalarına doğru dağdan hızla inmeye başladı. Tanrı, Sisera’nın kibirli ordusunu kargaşaya düşürdü. O kadar çok yağmur yağıyordu ki sanki gök delinmişti! Ova bir anda sular altında kaldı. Kısa sürede demir tırpanlı savaş arabaları çamura saplanıp kaldı. Gururla sürdükleri bu arabalar onlar için artık bir yüktü. (1406)

     Tanrı, Sisera’yı, savaş arabalarını sürenleri ve ordusunu Barak’ın önünde şaşkına çevirerek bozguna uğrattı. Sisera savaş arabasından indi ve yaya olarak kaçtı. Adamlarını o bataklığın içinde ölüme terk etti. Kendisi de İsrailli askerlere farkettirmeden selden etkilenmeyen bir yere, aklına gelen en yakın müttefikinin yanına kaçmaya karar verdi. Barak savaş arabalarını ve orduyu Haroşet – Goyim’e kadar kovaladı. Sisera’nın bütün ordusu kılıçtan geçirildi, tek kişi bile kurtulamadı. (1407)

     Sisera, açık arazide kilometrelerce koştu. Yaya olarak kaçan Sisera, Kenliler’den Hever’in karısı Yael’in çadırına sığındı. Hz. Musa’nın kayınbabası Reuel (Yitro)’in soyundan gelen Hever, Kenliler’den biriydi ve güneydeki göçebe akrabalarıyla bağını koparıp Kral Yabin’le bir tür ittifak kurmuştu. Hasor Kralı Yavin’le Kenliler’den Hever’in arası iyiydi. (1408)

     Sisera Hever’in çadırının bulunduğu yere geldiğinde yorgunluktan tükenmişti. Hever evde yoktu ama karısı Yael oradaydı. Sisera, Kral Yabin’le kocasının yaptığı anlaşmaya Yael’in bağlı kalacağını düşündü. “Bir kadın kocasından farklı şekilde davranamaz, hatta düşünemez” diye düşündü. Fakat Sisera çok yanılmıştı! Açıkça görüldüğü gibi Yael Kenanlılar’ın ülkedeki korkunç baskısının farkındaydı ve önünde bir seçim vardı: Ya bu kötü adama yardım edecekti ya da Yehova’yla işbirliği yapıp halkının bu düşmanına karşı zafer kazanacaktı. Ama ne yapabilirdi ki? Sonuçta bir kadın böyle güçlü ve tecrübeli bir savaşçıyı nasıl altedebilirdi? Kurnaz davranan evkadını Yael, Sisera’yı karşılamaya çıktı. O’na, “Korkma efendim, gel çadırıma sığın” dedi. Çadırına sığınan Sisera’nın üzerine bir yorgan örttü. Sisera, “Susadım, lütfen biraz su ver de içeyim” dedi. Yael süt tulumunu açıp O’na içirdikten sonra üzerini yine örttü. Sisera, kadına, “Çadırın kapısında dur” dedi, “Biri gelir de çadırda kimse var mı diye sorarsa, ‘yok’ de.” Hever’in karısı Yael, eline çadırlarda yaşayan kadınların ustalıkla kullandığı bir çadır kazığı ile tokmak aldı. Yorgunluktan derin bir uykuya dalmış olan Sisera’ya sessizce yaklaşarak O’nun başucuna sessizce çömeldi. “Tanrı’nın hükmünü” yerine getirmek gibi çok ciddi bir görevle karşı karşıyaydı. Bir anlık bir tereddüt ya da korku felâkete yol açabilirdi. Uykudaki zalim komutan Sisera’yı bir süre öylece seyretti, bu adamın onlarca yıldır mazlum İbrani halkına nasıl zûlmettiğini düşündü. Sonunda cesaretini topladı. Sisera’yı öldürmek için kazığı şakağına dayadı ve yere saplanıncaya dek çaktı. Sisera hemen öldü. (1409)

     Sonra Barak avını aramak için Heber’in çadırına geldi. Yael, Sisera’yı kovalayan Barak’ı karşılamaya çıktı. “Gel, aradığın adamı sana göstereyim” dedi. Barak kadını izledi ve şakağına kazık çakılmış Sisera’yı ölü buldu. (1410)

     Yael şakağına bir kazık saplanmış olan Sisera’nın cesedini gösterince, Barak Deborah’ın bildirdiği sözün yerine geldiğini anladı. Güçlü savaşçı Sisera’yı bir kadın öldürmüştü!

     Diğer yandan Barak ve adamları fırtınadan etkilenmedi. Onlar bu fırtınanın kaynağını biliyorlardı. Kenanlılar’a hücum ettiler. Sisera’nın ordusundan hiç kimseyi sağ bırakmayarak Tanrı’nın hükmünü yerine getirdiler. Kişon Irmağı hızla yükselip taştı ve tüm cesetleri Akdeniz’e doğru sürükledi. (1411)

     Böylece Tanrı o gün Kenanlı kral Yavin’i İsrailliler’in önünde bozguna uğrattı. Giderek güçlenen İsrailliler sonunda Kenan Kralı Yavin’i ortadan kaldırdılar. (1412)

     Sisera öldükten sonra Kral Yabin İsrailoğulları üzerindeki etkisini kaybetti. Sonunda Kenanlılar’ın baskısı sona erdi. Deborah, Barak ve Yael, Tanrı’ya imân ettikleri için birçok nimete sahip oldular. Ülkede 40 yıllık bir huzur dönemi başladı. (1413)

     Aynı zamanda şair olan kadın peygamber Deborah’ın söylediği ezgi (şarkı), Tevrat’ta “Hakimler” (Şofetim) kitabının 5. bölümünün tamamını kapsar. “Deborah Ezgisi” (שירת דבורה) olarak adlandırılan bu ezgi nedeniyle Deborah için “İsrail’in annesi” nitelemesinde bulunulur. (1414)

     Tevrat’ta “Hakimler” kitabının 5. bölümünde yer alan “Deborah Ezgisi”, aynı kitabın bir önceki 4. bölümünde anlatılan tarihî hadisenin şiir diliyle ve edebî bir üslupla anlatılışından ibarettir. Oldukça akıcı bir dile sahip olan ezgi şöyledir:

     “İsrail’in önderleri başı çekince,
     Halk gönüllü olarak savaşınca,
     Rabb’e övgüler sunun.
 
     Dinleyin, ey krallar!
     Ey yönetenler, kulak verin!
     Rabb’e ezgiler söyleyip
     İsrail’in Tanrısı Rabb’i ilahîlerle öveceğim.
 
     Seir’den çıktığında, yâ Rabb,
     Edom kırlarından geçtiğinde,
     Yer sarsıldı, göklerden yağmur boşandı,
     Evet, bulutlar yağmur yağdırdı.
     Sina Dağı’nda olan Rabb’in,
     İsrail’in Tanrısı Rabb’in önünde
     Dağlar sarsıldı.
     Anat oğlu Şamgar zamanında,
     Yael zamanında kervanların ardı kesildi.
     Yolcular sapa yollardan gider oldu.
 
     Bomboştu İsrail’in köyleri,
     Ben İsrail’de ana olarak ortaya çıkıncaya dek,
     Ben Deborah ortaya çıkıncaya dek
     İsrail’in köyleri bomboştu.
 
     Yeni ilâhlar seçtikleri zaman
     Savaş kentin kapılarına dayandı.
     İsrail’deki kırkbin askerin elinde
     Ne kalkan ne de mızrak vardı.
 
     Yüreğim İsrail’i yönetenlerle
     Ve halkın arasındaki gönüllülerledir.
     Rabb’e övgüler sunun!
     Ey semerleri pahalı boz eşeklere binenler,
     Ey yoldan yaya gidenler, dinleyin!
     Kuyu başındaki kalabalıklar
     Rabb’in zaferlerini,
     İsrail savaşçılarının zaferlerini anlatıyorlar.
     Ardından Rabb’in halkı kent kapılarına
     Akın etmeye başladı.
 
     Uyan, uyan Deborah, uyan uyan!
     Söyle, ezgiler söyle!
     Ey Avinoam oğlu Barak,
     Kalk, götür tutsaklarını.
 
     Geriye kalanlar soyluların yanına geldi,
     Rabb’in halkı yiğitleriyle bana geldi.
     Amalek kökünden olanlar Efrayim’den geldi,
     Benyaminliler de seni izleyenlerin arasındaydı.
     Yöneticiler Makir’den,
     Lider âsâsını taşıyanlar Zevulun’dan geldi.
     Deborah’la birlikteydi İssakar’ın beyleri.
     Evet, İssakaroğulları da Barak’ın ardından
     Hızla ovaya indi.
 
     Ama Ruben oymağının bölükleri
     Büyük bir kararsızlık içindeydi.
     Sürülerine kaval çalan çobanları
     Dinlemek için neden ağıllarda kaldılar?
     Evet, Ruben oymağının bölükleri
     Büyük bir kararsızlık içindeydi.
 
     Gilatlılar Şeria Irmağı’nın ötesinde kaldı,
     Dan oymağıysa gemilerde oyalandı.
     Aşer oymağı deniz kıyısında dinlendi,
     Koylarda yan gelip oturdu.
     Ama Zevulun ve Naftali halkları
     Tehlikeye attılar canlarını savaş alanında.
 
     Taanak’ta ve Megiddo sularının kıyısında
     Krallar gelip savaştılar.
     Kenan kralları da savaştı.
     Ancak ne gümüş ne ganimet aldılar.
 
     Yıldızlar göklerden savaşa katıldı.
     Göğü bir baştan öbür başa geçerken,
     Sisera’ya karşı savaştı.
     Kişon Irmağı, o eski ırmak,
     Süpürüp götürdü onları.
 
     Yürü, ey rûhum, üzerlerine güçle yürü!
     O zaman atlar dörtnala koştu.
     Güçlü atların toynakları
     Yerde izler bıraktı.
     Rabb’in meleği, ‘Meroz kentini lanetleyin’ dedi,
     ‘Halkına lanetler yağdırın.
     Çünkü Rabb’in yardımına,
     Zorbalara karşı Rabb’in yardımına koşmadılar.’
 
     Kenliler’den Hever’in karısı Yael
     Kadınlar arasında alabildiğine kutsansın.
     Çadırlarda yaşayan kadınlar arasında
     Alabildiğine kutsansın.
     Sisera su istedi, Yael ona süt verdi.
     Soylulara yaraşır bir çanakla ayran sundu.
     Sol eline çadır kazığını,
     Sağ eline işçi tokmağını aldı.
     Vurdu, Sisera’nın başını ezdi.
     Şakağına çaktı kazığı, deldi geçirdi.
     Ayaklarının dibine çöktü,
     Yere serildi Sisera.
     Düşüp yığıldı Yael’in ayakları dibine,
     Yığıldığı yerde cansız kaldı.
 
     Sisera’nın annesi parmaklıkların ardından,
     Pencereden bakıp feryat etti:
     ‘Oğlumun savaş arabası
     Neden bu kadar gecikti,
     Nal sesleri neden duyulmuyor?’
     Bilge kadınlar onu yanıtladılar.
     O da şöyle düşündü:
     ‘Ganimeti bulmuş, paylaşıyor olmalılar.
     Her yiğide bir ya da iki kız,
     Sisera’ya ganimet olarak rengâreng giysiler,
     Evet, işlemeli, rengâreng giysiler.
     Yağmacıların boyunları için
     İki yanı işlemeli renkli giysiler,
     Hepsi ganimet.’
 
     Yâ Rabb, bütün düşmanların böyle yok olsun.
     Seni sevenlerse,
     Bütün gücüyle doğan güneş gibi olsunlar.” (1415)
     .

     Bu İbranice şiir (ezgi), Eski Ahit’teki en eski eserlerden biridir ve muhtemelen M. Ö. 1200 civarında yazılmıştır. (1416) Bununla birlikte, bazı bilim adamları son zamanlarda şarkının dilinin ve içeriğinin M. Ö. 7. yy’dan daha önce yazılmadığını gösterdiğini savunmuşlardır. (1417)

     Destansı bir şiirdir ve kitabın bir önceki bölümünde anlatılan hikâyenin temelini oluşturur. Dilsel olarak zorlayıcıdır, çeviri seçenekleri net değildir. Metin, Kuzey İsrail lehçesini yansıtır. Bazı aralar görülebilir, görünüşe göre birkaç işlem katmanı vardır.

     “Deborah Ezgisi”, uzun bir süre boyunca “Hakimler” (Şofetim) kitabının en eski kısımlarından biriydi. Eski Ahit uzmanı olan Alman teologlar Rudolf Smend (1932 – halen hayatta) ve Jörg Jeremias (1939 – halen hayatta), 1966 yılında kaleme aldıkları makalede ezgiyi (şiiri), İsrail tarihine ait Hakimler Dönemi’nin tek gerçek kaynağı olarak adlandırmışlardır. (1418)

     Feminist yoruma göre, hikâyede Sisera’nın öldürülmesi – Tevrat’ta fazlaca ayrıntılanmamış olsa da – sanıldığı gibi uykudayken olmamıştır. “Hever’in karısı Yael, ordusu yenilgiye uğrayınca ardına bakmadan kaçan komutan Sisera’yı evine aldı. Sonra Sisera uyuyunca kazığı eline aldı ve uykudayken O’nu öldürdü” şeklindeki geleneksel inancın aksine feminist teologlar, zalim komutan Sisera’nın kendisini evine alan evkadını Yael’e evde tecavüz etmeye çalıştığını ve Yael’in Sisera’yı bu nedenle öldürdüğünü ileri sürmüşlerdir. Feminist Teoloji profesörü olan Alman kadın teolog Renate Jost (1955 – halen hayatta), yakın zamanda, 2006 yılında yayınlanan “Gender, Sexualität und Macht in der Anthropologie des Richterbuches” (Hakimler Kitabı’nın Antropolojisinde Taciz, Cinsellik ve Güç) adlı eserinde, Sisera’nın evde Yael’e tecavüz etmeye kalktığını ve Yael’in namusunu korumak için Sisera’yı öldürdüğünü savunmuştur. (1419)

     Kadın peygamber Deborah’ın zalim komutan Sisera’nın ordusuna karşı “Allah’ın yardımıyla” kazandığı zaferden sonra, İsrail halkı zûlüm ve baskılardan kurtuldu. Ülkede 40 yıllık bir huzur dönemi başladı. (1420)

     Allah tarafından insanlığı doğru yola ve kurtuluşa götürmek için gönderilmiş olan kadın peygamberlerden biri olan Hz. Deborah (as), M. Ö. 1124 (1421) tarihinde veya M. Ö. 1067 (1422) tarihinde 76 yaşındayken vefat etti.

     Deborah’ın yaşamı ve mücadelesi, kendi ulusuna bir kadın olarak yaptığı liderlik, yüzyıllardır teologlara ve sanatçılara ilham verdi. “Targum Pseudo – Jonathan”, Deborah öyküsünü de içeriyor. (1423)

     Bununla birlikte, burada yasalara uyma ihtiyacı, Rabb’in gücü, Deborah’ın peygamberlik karakteri ve konuşmaları daha güçlüdür. Barak’ın aksine Deborah, kutsal kitap İncil’de, İbraniler’e yazılan mektupta “hakimler” listesinde yer almıyor. (1424)

     Müzik tarihine opera, oratoryo, kantata, düet gibi vokal eserleriyle geçen dünyaca ünlü Alman besteci Georg Friedrich Händel (1685 – 1759), en ünlü müzikal eserlerinden biri olan “Deborah” adlı üç bölümden oluşan oratoryoyu 1733 yılında Britanya’nın başkenti Londra (London)’da bestelemiştir ve eser ilk kez 21 Şubat 1733 günü Londra’daki “Kings’s Theatre” (Kral Tiyatrosu)’de seslendirilmiştir. (1425)

     Kadın peygamber Deborah’ın ismi yalnızca sanat ve edebiyat değil, bilim literatürüne de girmiştir. Cisimlerin yük ve şekil değiştirme ve zaman faktörleri altındaki davranışlarını inceleyen özel bir bilim dalı olan Reoloji (Akışbilim)’de, kısa bir süre bakıldığında katı gibi görünen ancak uzun bir süre duraksamadan bakıldığında sıvı görünen kimi sert cisimleri (örneğin cam vb.) karakterize eden boyutsuz reolojik dizine “Deborah Sayısı” adı verilmiştir ve simgesi “De”dir. Bu bilimsel formülün mucidi İsrailli reolog Markus Reiner (1886 – 1976)’dir ve bulduğu formüle kadın peygamber Deborah’ın adını vermiştir. (1426)

     “Deborah Sayısı”nın formülü ise şöyledir:

               tc

     De = —

               tp

     Kadın peygamber Deborah, kutsal kitap Tevrat’taki en etkileyici ve büyüleyici kadın figürlerinden biridir. Bu yüzden Yahudî ve Hristiyan âleminde en çok kullanılan kız isimleri arasında yer alır. Özellikle Batı toplumlarında pekçok kadın Deborah ismini taşımaktadır.

     Zirâ Deborah’ın kutsal kitapta anlatılan hikâyesi, insanlığın doğuşundan beri süregelen ve kıyamete kadar da süregidecek olan hak – bâtıl, aydınlık – karanlık, erdem – tuğyan, tevhîd – şirk mücadelesinin çok çarpıcı bir sayfasıdır.

     Zûlme karşı direnişin, tağuta karşı kıyâmın, sömürü ve haksızlığa karşı adalet ve hürriyet arayışının, işgale ve işgalcilere karşı ulusal / millî bilinç ve birliğin kazandırdığı güç ve bu birlikten doğan gücün kazandırdığı ulusal / millî zaferin öyküsüdür.

     Kadına öncülüğü ve peygamberliği yakıştırmayan ataerkil zihniyetin, erkekegemen dîn anlayışının suratına tokat gibi çarpan, onların bu uyduruk söylemlerini boşa çıkaran hakikatin öyküsüdür. Kadının peygamberlik yapması halinde hak – bâtıl mücadelesinin nasıl en mükemmel şekilde yapılacağının ve tevhîd – şirk tarihinin kadın peygamberler şahsında nasıl en muhteşem bir biçimde yazılacağının öyküsüdür.

     Kadının yalnızca ailede ve sosyal hayatta değil, dînî ve siyasî hayatta, devlet işlerinde de erkekle / kocasıyla “tam eşit” olması halinde yaşadığımız ülkenin ve üzerinde bulunduğumuz dünyanın nasıl da güzelleşeceğinin öyküsüdür.

     Millî mücadelenin, ulusal kurtuluş savaşının, bir kadının ulusal önderliği / millî rehberliği altına yapılması halinde o mücadeleye Tanrı’nın râhmetinin ve yardımının nasıl yağacağının ve mücadelenin en bereketli bir biçimde nasıl da azadlık (özgürlük) ve karajsızlık (bağımsızlık) ile taclanacağının öyküsüdür.

     Aşkın, sadakatin, dürüstlüğün, tertemiz duygularla sevmenin öyküsüdür.

     Gerçek aşk ve sevginin, ölene kadar eşine sadakatle bağlı olmak ve O’ndan başkasına kalbini açmamak gerektiğinin öyküsüdür. Sevdiğin kişiye ortak koşmanın, Tanrı’ya ortak koşmakla eşdeğer olduğunun öyküsüdür.

     Allah’a duyulan imânın, eşine olan aşkın, aşka olan sadakatin, sadakate olan dürüstlüğün, kısacası “gerçek kadınlığın” öyküsüdür.

     Kadının topluma öncülük yapması ve ülkeye liderlik etmesi halinde “Erdemli bir toplum – Aydınlık bir ülke” idealinin nasıl da en asil bir biçimde gerçekleşeceğinin öyküsüdür.

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(1359): Tevrat, Hakimler, 4:4 – 5

(1360): Tevrat, Hakimler, 4. ve 5. bölümler

(1361): Tevrat, Hakimler, 5. bölüm

(1362): Michael D. Coogan, A Brief Introduction to the Old Testament: The Hebrew Bible in its Context, s. 180, Oxford University Press, Oxford 2009 / Michael D. Coogan, The Old Testament: A Historical and Literary Introduction to the Hebrew Scriptures, s. 214 ve 219, Oxford University Press, Oxford 2011

(1363): Tevrat, Çıkış bölümü, Levililer bölümü, Çölde Sayım bölümü, Yasa’nın Tekrarı bölümü

(1364): Tevrat, Yeşua bölümü

(1365): Tevrat, Hakimler, 3:7 – 11

(1366): Tevrat, Hakimler, 3:12 – 30

(1367): Tevrat, Hakimler, 3:31

(1368): Tevrat, Hakimler, 4. ve 5. bölümler

(1369): Tevrat, Hakimler, 4:1 – 5 ve 31

(1370): Tevrat, Hakimler, 6:1 – 8 ve 35

(1371): Tevrat, Hakimler, 9. bölüm

(1372): Tevrat, Hakimler, 10:1 – 2

(1373): Tevrat, Hakimler, 10:3 – 5

(1374): Tevrat, Hakimler, 10:6 – 12

(1375): Tevrat, Hakimler, 12:8 – 10

(1376): Tevrat, Hakimler, 12:11 – 12

(1377): Tevrat, Hakimler, 12:13 – 15

(1378): Tevrat, Hakimler, 13:1 – 16 ve 31

(1379): Tevrat, Samuel, 1:9 – 25, 2:11 – 27, 3:1 – 16 ve 4:13 – 16

(1380): Tevrat, Samuel bölümü

(1381): John Bright, A History of Israel, s. 157, SCM Press, Londra 1960 / Harold Henry Rowley, The Old Testament and Modern Study, Norman Henry Snaith, “The Historical Books”, s. 94, Oxford Paperbacks, Oxford 1961

(1382): Frank N. Magill – Christina J. Moose – Alison Aves – Mark Rehn, Dictionary of World Biography: The Ancient World, “Deborah” maddesi, cilt 1, s. 326, Salem Press, Pasadena 1998, Fitzroy Dearborn Publishers, Chicago 2005, https://books.google.de/books?id=wyKaVFZqbdUC&pg=PA326&redir_esc=y#v=onepage&q&f=false

(1383): William F. Albright, Further Light on the History of Israel from Lachish and Megiddo, Bulletin of the American Schools of Oriental Research, sayı 68, s. 22 – 26, The University of Chicago Press Journal, Aralık 1937, https://www.journals.uchicago.edu/doi/10.2307/3218855

(1384): A. D. H. Mayes, The Historical Context of the Battle Against Sisera, Vetus Testamentum, sayı 19, cilt 3, s. 353 – 360, Brill Publishing, Leiden 1969, https://www.jstor.org/stable/1516506?origin=crossref&seq=1

(1385): Seder Olan Rabbah, Traditional Jewish Chronology, “Deborah the Prophetess”, Nissan Mindel, Kehot Publication Society, Tenth Shevat, Chabad, https://www.chabad.org/library/article_cdo/aid/112073/jewish/Deborah-the-Prophetess.htm

(1386): Frank N. Magill – Christina J. Moose – Alison Aves – Mark Rehn, Dictionary of World Biography: The Ancient World, “Deborah” maddesi, cilt 1, s. 326, Salem Press, Pasadena 1998, Fitzroy Dearborn Publishers, Chicago 2005, https://books.google.de/books?id=wyKaVFZqbdUC&pg=PA326&redir_esc=y#v=onepage&q&f=false

(1387): Seder Olan Rabbah, Traditional Jewish Chronology, “Deborah the Prophetess”, Nissan Mindel, Kehot Publication Society, Tenth Shevat, Chabad, https://www.chabad.org/library/article_cdo/aid/112073/jewish/Deborah-the-Prophetess.htm

(1388): Tevrat, Hakimler, 4:4 – 5

(1389): Estreya Seval Vali, Yahudilik’in Kadın Peygamberleri – 5: Yargıç Dvora, Şalom Gazetesi, 19 Ekim 2011

(1390): Lillian R. Klein, From Deborah to Esther – Sexual Politics in the Hebrew Bible, s. 33 – 34, Fortress Press, Minneapolis 2003 / Joy A. Schroeder, Deborah’s Daughters – Gender Politics and Biblical Interpretation, s. 237, Oxford University Press, Oxford & New York 2014 / Michael C. Astour, Hellenosemitica, s. 185, Brill Publishing, Leiden 1967 / Mahesh Chavda – Bonnie Chavda, The Hidden Power of a Women, s. 149 – 150, Destiny Image Publishers, Shippensburg 2006

(1391): Estreya Seval Vali, Yahudilik’in Kadın Peygamberleri – 5: Yargıç Dvora, Şalom Gazetesi, 19 Ekim 2011

(1392): Tevrat, Hakimler, 4:1 – 2

(1393): Tevrat, Hakimler, 4:2 – 3

(1394): Tevrat, Hakimler, 4:4 – 5

(1395): Tevrat, Hakimler, 5:8

(1396): Tevrat, Hakimler, 4:6 – 9

(1397): İncil, İbraniler, 11:32 – 33

(1398): Tevrat, Hakimler, 4:9

(1399): Tevrat, Hakimler, 4:9 – 10

(1400): Tevrat, Hakimler, 4:11

(1401): Tevrat, Hakimler, 4:12 – 14

(1402): Tevrat, Hakimler, 5:6 – 7

(1403): İmanlarını Örnek Alın: Debora, Yehova’nın Toplumunu Bir Ana Gibi Sahiplendi, Gözcü Kulesi Dergisi, Ağustos 2015

(1404): agm

(1405): Tevrat, Hakimler, 4:9

(1406): Tevrat, Hakimler, 4:14 – 15; 5:4

(1407): Tevrat, Hakimler, 4:15 – 16

(1408): Tevrat, Hakimler, 4:17

(1409): Tevrat, Hakimler, 4:18 – 21

(1410): Tevrat, Hakimler, 4:22

(1411): Tevrat, Hâkimler, 4:16; 5:21

(1412): Tevrat, Hakimler, 4:23 – 24

(1413): Tevrat, Hakimler, 5:31

(1414): Tevrat, Hakimler, 5:7

(1415): Tevrat, Hakimler, 5:1 – 31

(1416): Michael D. Coogan, A Brief Introduction to the Old Testament: The Hebrew Bible in its Context, s. 180, Oxford University Press, Oxford 2009

(1417): Serge Frolov, How Old is the Song of Deborah?, Journal for the Study of the Old Testament, sayı 36, s. 163 – 184, 10 Kasım 2011

(1418): Rudolf Smend, Die Mitte des Alten Testaments, s. 29 ve 69, Mohr Siebeck Verlag, Tübingen 2002 / Hermann Schulz, Das Buch Nahum – Eine Redaktionskritische Untersuchung, s. 82, De Gruyter Verlag, Berlin & New York 1973 / Christian Frevel, Gottesbilder und Menschenbilder – Studien zu Anthropologie und Theologie im Alten Testament, s. 130, Verlag der Neukirchener Theologie, Göttingen 2016 / Christoph Levin, Das Alter des Deboralieds, s. 124 – 141, Gesammelte Studien zum Alten Testament, Berlin 2003

(1419):Renate Jost, Gender, Sexualität und Macht in der Anthropologie des Richterbuches, H. 164 = Folge 9, H. 4, Kohlhammer Verlag, Stuttgart 2006

(1420): Tevrat, Hakimler, 5:31

(1421): Frank N. Magill – Christina J. Moose – Alison Aves – Mark Rehn, Dictionary of World Biography: The Ancient World, “Deborah” maddesi, cilt 1, s. 326, Salem Press, Pasadena 1998, Fitzroy Dearborn Publishers, Chicago 2005, https://books.google.de/books?id=wyKaVFZqbdUC&pg=PA326&redir_esc=y#v=onepage&q&f=false

(1422): Seder Olan Rabbah, Traditional Jewish Chronology, “Deborah the Prophetess”, Nissan Mindel, Kehot Publication Society, Tenth Shevat, Chabad, https://www.chabad.org/library/article_cdo/aid/112073/jewish/Deborah-the-Prophetess.htm

(1423):Targum Pseudo – Jonathan, Hakimler 4 ve Hakimler 5

(1424): İncil, İbraniler’e Mektup, 11:33

(1425): G. F. Handel’s Compositions, Gfhandel.org, Webarchive, https://web.archive.org/web/20130924012912/http://gfhandel.org/43to100.html

(1426): Markus Reiner, The Deborah Number, Physics Today, sayı 17, s. 62, Ocak 1964, http://home.iitk.ac.in/~ag/ME321/DeborahNumber.pdf

     SEDİYANİ HABER

     7 ŞUBAT 2020

Benim sütannem ilimdir
kırk gün değil, kırk yıl emzirdi beni
bir memesi Avesta
bir memesi Nehc’ul- Belağa
seveceksen böylece sev beni…
 
Nuh çağırdığında gemisine, tam gidecektim ki
“Dur” dedi Yunus, bırakmadı,
“Dur” dedi, “Gel biz deniz hayvanlarını kurtaralım”
balıklardan, yengeçlerden, ahtapotlardan,
birer çift alıp Namib Çölü’ne götürdük tufan olduğunda
yaşasınlar ve soyları devam etsin diye
en verimli günlerim zindanda Yusuf’la beraber geçirdiğim zamandır
çok kitap okurduk içeride ikimiz de
çıktıktan sonra o yönetici oldu, ben de Zerdüşt’ün yanında talebe
Avesta yazılırken ben yanındaydım
“Buradan başlayarak” diye yazıyordu,
“Horasan’dan başlayarak Kilikya ovasına, size Arz-ı Mevud kıldım”
ama sayfaları kaybettim kavimler göçünde
bir de gizli bir mektup vardı yanımda, onu da kaybettim
peygamber Deborah’a âşık oldum ama kadın evliydi
ve çoktan ölmüştü, ben dünyaya geldiğimde
Zimri’de mahalle arkadaşlarım vardı, iyi çocuklardı
birlikte Pirmigro Kalesi’ne çıkardık, çay içip sohbet ederdik
kimimiz dünyayı kurtarmak isterdi, kimimiz yalnızca Lolo’yu
Subariler kuzenlerim olur, evlerimiz yanyanaydı Vaşşuganni’de
Kaduene’de ne öğrendimse, Sophane’de hepsini takipçilerime öğrettim
sonra öğrendim ki Selman ile Süheyb bulmuşlar kaybettiğim sayfaları
Ali’nin evinde saklanıyormuş Kitap
ama zorla elinden alıp yakmışlar
Tahrim sûresinin tefsirini sadece Huzeyfe biliyordu
fakat o da susmayı tercih etti
ne Tebuk’tan sonra konuşmuştu ne de şimdi
suskun bir çığlığın zifirisinde durmuştu zaman
Fatımâ öldürülünce bitmişti benim için imtihan.
 
(“Sütanne Elejisi” şiirinden, İbrahim Sediyani)
 
* * *
411 Total Views 10 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir