Kürdistan’da Çok Nadir Asur Kabartmaları Bulundu

 

isediyani

Kürdistan’da bulunan ve 2700 yıldan daha eski olan taş kabartmalar, güçlü kral II. Sargon’un hükümdarlığına tarihleniyor.

 

 

     Kürdistan’da çalışan arkeologlar, ana kayaya kazılmış sofistike bir kanal sistemini süsleyen on taş kabartmayı ortaya çıkardılar.

     Kürdistan’da bulunan ve 2700 yıldan daha eski olan taş kabartmalar, güçlü kral II. Sargon’un hükümdarlığına tarihleniyor. M. Ö. 8. yy’da Asur Kralı II. Sargon, bugünkü Ortadoğu’nun çoğunu içeren ve komşuları arasındaki korku yaratan zengin ve güçlü bir imparatorluğa hükmetmişti.

     Tipik olarak sadece kraliyet saraylarında bulunan bu güzel hazırlanmış oymalar, askerî gücü ile iyi bilinen bir liderin desteklediği etkileyici kamu eserlerine ışık tutuyor. Arkeolog Daniele Morandi Bonacossi, “Asur kaya kabartmaları oldukça nadir bulunan anıtlardır” diyor.

     Bir istisna dışında, 1845’ten beri orijinal konumlarında böyle bir panel bulunamamıştı. Ve daha fazla kabartmanın ve belki de anıtsal çivi yazısı yazıtların hâlâ kanalı dolduran toprak döküntüsünün altında gömülü olması muhtemel. Azad Kürdistan bölgesinin kuzeyinde, sınıra yakın olan Feyde kasabası yakınlarındaki alan, modern çatışmalar nedeniyle yarım asırdır araştırmacılara büyük ölçüde kapatıldı. 1973’te araştırmacılar üç taş panelin tepe kısmını farketti, ancak Bağdat’taki Kürtler ve Baas rejimi arasındaki gerilimler daha fazla çalışmayı engelledi. Morandi Bonacossi liderliğindeki bir araştırma 2012’de geri döndü ve altı kabartma daha buldu. Daha sonra IŞİD’in istilâsı yine araştırma çabalarını durdurdu; IŞİD ile Pêşmerge güçleri arasındaki savaş hattı, IŞİD 2017’de yenilgiye uğratılıncaya kadar devam etti.

     Geçtiğimiz sonbaharda, Kürdistan’ın Duhok antikalar bölümünden Hasan Ahmed Qasim ve Morandi Bonacossi, 6 km uzunluğundaki kanalın kıyısında bulunan toplam on kabartmayı katalogladılar. Arkeologlara göre burada tasvir edilen sahneler benzersiz.

     Paneller, bir ejderha ve boynuzlu aslana binen Tanrı Aşur ve aslan destekli bir tahtta oturan eşi Mullissu da dahil olmak üzere, Asur Tanrıları’nın törenini gözlemleyen bir kralı betimliyor. Arkeologlar bu kralın II. Sargon olduğuna inanıyor. Diğer figürler arasında Aşk ve Savaş Tanrıçası İştar, Güneş Tanrısı Şamaş ve Bilgelik Tanrısı Nabu var. Arkeologlar bu tür tasvirlerin yoldan geçenlere, doğurganlığın ilahî ve dünyevî güçten geldiğini vurguladığından şüpheleniyor. Bölgedeki antik su sistemlerini inceleyen arkeolog Jason Ur, “Kabartmalar, kraliyet iktidarının ve ilahî meşrûiyetinin siyasî anlamlı sahnelerinin sıradan olabileceğini gösteriyor” diyor.

     Keşif, bu sanat eserlerinin sadece imparatorluk saraylarında değil, çiftçilerin tarlaları için kanallardan su çıkardıkları yerlerde bile olduğunu gösteriyor. Bu kanal, yakındaki tepelere yayılmış diğer kaynaklardan besleniyordu. Kanalın dışındaki dallar, arpa, buğday ve diğer ürünler için geniş sulama imkânı sağlıyordu. Tarlalar, o dönemde dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan Ninova’nın 100.000 veya daha fazla sakininin beslenmesine yardımcı oluyordu. Bu büyük metropolün kalıntıları, günümüz Musul kentinden Dicle Nehri boyunca 96 km güneyde uzanıyordu.

     II. Sargon, M. Ö. 911’den M. Ö. 609’da yıkılıncaya kadar bölgeye hâkim olan ve Yeni Asur İmparatorluğu olarak adlandırılan imparatorluğu yönetti. Demir silah kullanan ilk ordu olan Asurlular, düşmanlarını yenmek için ileri askerî teknikler geliştirdiler. Sargon, M. Ö. 721’de tahtı ele geçirdiğinde, hemen isyancı Kuzey İsrail Krallığı’nı fethetti ve zorla binlerce esirin yerini değiştirdi. Sargon’un askerî zaferleri Anadolu ve batı İran platosunda devam etti. Ninova dışında, “Sargon’un kalesi” anlamına gelen Dur Şarrukin’de yeni bir başkent inşâ etti. Ancak askerî olmayan icraatlarından başka pek az şey biliniyor.

     Arkeologlar, Feyde panellerinin Asur göllerinin yakınındaki toprakları iyileştirmek için kapsamlı kraliyet desteğine işaret ettiğini söylüyor. Sargon’un oğlu Sennaxerib bu ağı genişletti ve dünyanın en eski su kemeri olabilecek şeyi inşâ etti, Ninova yakınlarında nehrin üzerinden geçen bu yapı, taştan ve su geçirmez dolgu malzemesi ile inşâ edilmişti. Üzerine ise şöyle yazdırmıştı: “Dik yamaçlı vadiler üzerinde beyaz kalker bloklardan oluşan bir su kemeri yaptım; O suların üzerinden akmasını sağladım.”

     Oxford Üniversitesi’nden arkeolog Stephanie Dalley, şehre pompalanan bol sudan yararlanmak için efsanevî Babil’in Asma Bahçeleri’nin aslında Ninova’da inşâ edilmiş olabileceğini savunuyor. Bu tez tartışmalı olmasına rağmen, Ur ve diğer araştırmacılar, akademisyenlerin Asur’un savaş alanındaki teknolojik uzmanlığını hafife aldıklarını söylüyorlar. Bölgede yapılan araştırmalarda, taş panellerin her detayını ve bağlamlarını kaydetmek için lazer tarama ve dijital fotogrametri gibi ileri teknolojiler kullanıldı. Bir drone, araştırmacıların tüm kanal ağını haritalamasına izin verecek yüksek çözünürlüklü hava fotoğrafları sağladı.

     Ancak Sargon’un himayesindeki değerli kalıntılar vandalizm, yasadışı kazılar ve yakındaki köyün genişlemesi nedeniyle büyük tehdit altında. Rölyeflerden biri, geçtiğimiz Mayıs ayında bir yağmacı tarafından hasar gördü. Bir çiftçi, ahırını genişlettiğinde başka bir panele zarar verdi. Ve 2018’de modern bir su kemeri, antik kanalın ortasından geçti.

     Araştırmanın nihaî hedefi, diğer kaya kabartmalarını da içeren bir arkeolojik park oluşturmak ve Romalılar’ın gelmesinden beş asır önce Asur hükümdarları tarafından inşâ edilen tüm hidrolik sistem için UNESCO Dünya Miras Alanı korumasını kazanmak.

     NATIONAL GEOGRAPHIC

     17 OCAK 2020

 

464 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir