2019’da Başarılarıyla Göğsümüzü Kabartan Kürtler

 

isediyani

2019 yılında sanat, spor, edebiyat, bilim, eğitim, siyaset ve ekonomi alanlarında elde ettikleri başarıları, büyük değere sahip emekleri ve sergiledikleri hayırlı âmelleriyle bizleri gururlandıran ve göğsümüzü kabartan Kürtler

 

     2019 yılında sanat, spor, edebiyat, bilim, eğitim, siyaset ve ekonomi alanlarında elde ettikleri başarıları, büyük değere sahip emekleri ve sergiledikleri hayırlı âmelleriyle bizleri gururlandıran ve göğsümüzü kabartan Kürtler…

     10 Yaşındaki Kürt Kızı Ronya, Mental Aritmetik Yarışması’nda Dünya Şampiyonu Oldu

     (7 Ocak 2019)

     İranlı 10 yaşındaki Kürt kızı Ronya, ilk kez katıldığı Mental Aritmetik Yarışması’nda ekibi ile birlikte şampiyon oldu.

     Malezya’da düzenlenen ve 733 kişinin katıldığı yarışmada 10 yaşındaki minik Ronya’nın zorlu matematik işlemlerini hesap makinesi hızında yapması, hayranlıkla izlendi.

     Kürt Kadın Aktivist Şeyda Muatesemî, “Ortadoğu’da En Etkili 100 Kişi” Arasında

     (8 Ocak 2019)

     Halepçeli Kürt kadın aktivist Şeyda Muatesemî, merkezi Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Ortadoğu Sivil Toplum Kuruluşları Birliği tarafından 2018 yılı için belirlenen “Ortadoğu’da En Etkili 100 Kişi” listesinde yerini aldı.

     Bu listede yer alan ilk Kürt olan Şeyda Muatesemî, sivil toplum çalışmaları alanında yaptığı çalışmalar nedeniyle ismini bu listeye yazdırmayı başardı. Muatesemî, “Geçmişte halkımıza ve özellikle de kadınlarımıza yaptığım hizmetlerden dolayı bu listede yer aldım. Ben bundan sonra da lokal çerçeveyi aşıp tüm Kürdistanlı kadınlara hizmet etmek istiyorum” diye konuştu. 2005’ten bu yana çeşitli sivil toplum örgütleriyle çalışan 27 yaşındaki Kürt kızı, “Her zaman insanlara hizmet etmekten hoşlandım. Bu alanda kendimi daha iyi ifade edebileceğimi düşündüm” dedi.

     Üniversitede “Tarım Mühendisliği” bölümünü bitirdikten sonra Irak Başarı Evi Sivil Toplum Örgütü ağının Halepçe teşkilatında yöneticilik yapan Şeyda Muatesemî, aynı zamanda Halepçe Sivil Toplum Ağı ve Halepçeli Kadınlar Komitesi üyeliklerini de yapıyor. Şeyda Hanım, 2018 yılında “Irak Hayatın Gözü Kuruluşu Onur Ödülü” ile “Yılın Aydın Kadını” ödüllerine de layık görüldü.

     Ortadoğu ülkelerinden 48 sivil toplum örgütünün oluşturduğu Ortadoğu Sivil Toplum Kuruluşları Birliği, Paris’te düzenlenen törenle listede yer alan 100 etkili kişiye çeşitli ödüller verdi. Maddî koşullardan dolayı Fransa’daki törene katılamadığını dile getiren Şeyda Muatesemî, örgüt temsilcilerinin önümüzdeki dönemde kendisini görmek için Halepçe’ye geleceğini belirtti.

     Ödülle birlikte Kürt aktivist Şeyda Hanım, Ortadoğu Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin desteğiyle yurtdışında doktora yapma imkânına da sahip olacak.

     New York’un Ünlü Kürt Pizzacısı Hakkı Akdeniz Ödüle Doymuyor

     (11 Ocak 2019)

     ABD’nin New York şehrinde 7 ayrı pizza dükkânı olan Diyarbakırlı Hakkı Akdeniz, geçen yıl aldığı 4 ödülün ardından, bu sefer de “başarılı göçmen ödülü”ne layık görüldü. Diyarbakır (Diyarbekir) ilimizin Silvan (Miya Farqîn) ilçesinden olan Hakkı Akdeniz, Ellis Island Honors Society ve Amerikan Göçmen Cemiyeti tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen, sunuculuğunu ünlü cerrah Dr. Mehmet Öz’ün yaptığı “Beacon Awards” töreninde ödülünü aldı.

     Gecede cerrah Mehmet Öz’ün kızı, sağlık programı sunucusu ve beslenme uzmanı Daphne Öz de ödüle layık görüldü.

     New York’ta 7 şubesi bulunan ve Hollywood ünlülerinin sıklıkla ziyaret ettiği “Champion Pizza” dükkânının sahibi olan Kürt girişimci Hakkı Akdeniz, yoksullara ve evsizlere yaptığı yardımlarla da biliniyor. Akdeniz, ödülünü aldıktan sonra yaptığı açıklamada, “2001 yılında ABD’ye geldiğimde cebimde bir dilim pizza alacak bir dolarım yokken bugün şimdi her Çarşamba evsizlere, ihtiyaç sahiplerine yüzlerce dilim pizza, ayakkabı, kıyafet götürüyoruz. Ne kadar verirsem o kadar çok kazanıyorum” dedi.

     Ödül töreninde birlikte oturduğu, içlerinde CEO’ların da olduğu insanların hiçbirinin kendisinin bir zamanlar evsiz olduğunu bilmediğini anlatan Kürt işadamı Hakkı Akdeniz, ödülünü alırken anlattığı yaşam öyküsüyle de büyük alkış aldı. Akdeniz, New York Valisi Andrew Mark Coumo’dan 2, New York Belediye Başkanı Bill de Warren Wilhelm Blasio’den 1, New York Senatörü ve Senato Azınlık Lideri Demokrat Charles Ellis Schumer’dan 1 olmak üzere birçok kuruluştan toplam 12 ödül aldığını söyledi.

     Amerikan Göçmen Cemiyeti Başkanı Murat Köprülü, ilk kez düzenlenen bu ödül töreninin çok önemli bir girişim olduğunu belirterek, ABD’deki genç göçmenleri ve yeni girişimlerde bulunanları ödüllendirmek istediklerini söyledi.

     HAKKI AKDENİZ KİMDİR?

     ABD’deki hayatına, Kanada’dan New York’a kaçak girerek başlayan Hakkı Akdeniz, azmi ve çalışkanlığıyla pizza imparatorluğuna uzanan büyük bir başarıya imza attı.

     Diyarbakır (Diyarbekir) ilimizin Silvan (Miya Farqîn) ilçesinde doğan Hakkı Akdeniz, 1997 yılında Kanada’ya giderek yaklaşık 4 sene üvey ağabeyinin yanında bir pizza dükkânında çalıştı. Burada zaman içinde Latin Amerikalı bir kadınla hayatını birleştiren Akdeniz, bir erkek çocuğu sahibi olurken, ilerleyen yıllarda çocuğunu 10 yaşına kadar göremedi. Akdeniz, oğlu 10 yaşına geldiğinde ABD – Kanada sınırına giderek tel örgüler ardında çocuğunu görebilme şansı buldu.

     Ağabeyinin dükkânında pizza yapmayı öğrenen Hakkı Akdeniz, 2001’de New York’a gelerek ABD’deki ilk 3 ayında Bowery Mansion evsiz barınağında yaşadı. New Jersey eyaletinde bulunan bir pizzacının yanında 2005’e kadar çalışan Akdeniz, 2006’ya kadar Kanada’daki eşi ve çocuğunu görmek için defalarca iki ülke arasında uzun yolculuklar yaptı.

     Hakkı Akdeniz, 2006’da eşinden ayrılmasının ardından New York’a dönerek Times Meydanı’nda başka bir pizza dükkânında çalışmaya başladı ve buradaki iş arkadaşıyla ortaklık kurarak kendi dükkânlarını açma kararı aldı. Aralık 2009’dan bugüne kadar New York’ta toplam 13 tane dükkân açan Akdeniz, bugün Manhattan bölgesinde 5 olmak üzere New York’ta toplam 7 tane “Champion Pizza” dükkânı işletiyor.

     2017’de ABD yönetimi tarafından sınırdışı edilmeye çalışılan ve farklı ülkelerden gelen 100 Müslüman’a New York’ta iş olanağı sağlayan Akdeniz, ayrıca, Manhattan’daki dükkânlarında artan pizzaları ise çöpe atmayarak, haftanın 6 günü kendisinin de bir dönem kaldığı Bowery Mansion adlı evsizlerin bulunduğu barınağa pizza kutularının içine para koyarak yollamaya devam ediyor.

     Hakkı Akdeniz’in dükkânlarındaki müşterilerle birebir ilgilenerek sohbet etmesi ne kadar başarılı bir girişimci ve özverili bir insan olduğunu gösteriyor.

     14 Ağustos 2017’de Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde polisin kimlik kontrolü sırasında gözaltına alınan Hakkı Akdeniz, Amerikalı eşi Maya ve 14 yaşındaki oğlu Serhat, yaklaşık 2 saat sonra serbest bırakılmıştı.

     Tıpta Devrim: Kürt Doktor “Yapay Kalp” Üretti

     (20 Ocak 2019)

     İsveç’te yaşayan Kürt doktor Azad Necar, 18 yıldır üzerinde çalıştığı bilimsel çalışmada başarıya ulaştı. Yapay kalp üreten Kürt doktorun bu buluşu, “Tıp’ta devrim” olarak kabul ediliyor.

     18 yıl önce Dr. Azad Necar, yanında çalıştığı İsveçli profesöre, “Yapay bir kalp yapmak istiyorum” dediğinde, profesör gülerek, “Bu dediğin imkânsız birşey, başaramazsın” diye cevap veriyor. Aynı şeyi eve gelince annesine de söyleyen Dr. Necar, ondan da şu cevabı alıyor, “Sadece Allah yapabilir, kullar değil.” Bu diyalog 18 yıl önce gerçekleşiyor. O zamanlar oğluna gülen anne, bugün, “Dediklerine güldüm ama oğlum dediğini yaptı” diyor.

     Dr. Azad Necar bu sıralar yapay kalp yapımında son aşamaya gelmiş bulunuyor. O gün Necar’a “Başaramazsın” diyen profesör de çalışmanın başarıya ulaşması ardından arkadaşlarını çağırarak onların gözü önünde Kürt doktordan özür diledi.

     Vasteras kentindeki Scandinavian Real Heart şirketinin en üst katındaki laboratuarda Dr. Azad Necar ve arkadaşları yapay kalbin son rütuşlarını yapmakla meşgul. 18 yıldır üzerinde çalıştığı bu yapay kalbin hacmi tıpkı yetişkin bir insanın kalbi kadar büyük.

     Azad Necar, gecesini gündüzüne kattığı bu çalışma için milyonlarca Euro harcandığını belirtiyor. Kürt doktor, tamamlama aşamasına gelen projesi için dünyanın çeşitli ülkelerinden talep geldiğini söylüyor. Fakat İsveç hükûmeti projeyi sahiplenip finanse etmeyi kabul etmiş bulunuyor.  İsveç Kralı XVI. Carl Gustaf Folke Hubertus da Kürt doktorun başarısı nedeniyle kendisini birkaç defa huzuruna davet etti, onuruna yemek verdi. Aynı şekilde İsveç Başbakanı Kjell Stefan Löfven de kendisini ağırladı. Bu yüzden Kürt doktor, “Kralın ailesi çok nezaketli bir aile. Her türlü projemde bana yardımcı olacaklarına söz verdiler” diyor.

     Bitirme aşamasına gelen projesinin deneme bölümlerini de geride bırakan Dr. Azad Necar, projenin insanlar üzerinde hayata geçirilmesi için bazı yasal aşamalardan da geçmesi gerektiğini dile getiren Necar, “Az kaldı, artık dünyada kalp hastalıkları ve krizler yüzünden ölenlerin sayısı azalacak” diyor.

     DR. AZAD NECAR KİMDİR?

     Azad Necar, Azad Kürdistan’ın Duhok ilinin Zaho ilçesinde doğdu. Azad, yaşları 90’ı geçen ve hâlâ hayatta olan okur – yazar bir anne ve babanın çocuğu.

     Azad Necar’ın babası “siyasî faaliyetleri” nedeniyle Saddam Hüseyin rejimi tarafından Bağdat’a sürüldüğünde o henüz çok küçüktü. Kürt doktorun babası, Duhok ve Musul’da tanınan bir avukattı ve Mella Mustafa Barzanî öncülüğündeki Kürdistan millî mücadelesine katılmıştı. Necar, “Bağdat’ta evden dışarı çıktığımızda Arapça konuşmak zorundaydık. Ancak evde de Kürtçe dışında başka dille konuşmamız kabul edilmiyordu” diyor.

     Azad Necar’la birlikte dokuz çocuğu bulunan bu ailenin diğer tüm üyeleri de hayatlarında çeşitli başarılara imza atmış kişiler. Dr. Azad Necar’ın bir kardeşi şu an İsveç’in tanınan beyin doktorlarından biri. Necar’ın babası ve annesi, onun daha küçüklükten beri kendini aşan işler yaptığını söylüyor ve ekliyor: “Ne olursa olsun, yapacağım dediğinde ona inanıyoruz.”

     Okul hayatı da başarılarla dolu olan Dr. Azad Necar, Musul Üniversitesi Tıp Bölümü’nü birincilikle bitiriyor. 1990’lı yıllarda İsveç’e göç eden Necar, doktorluğun yanısıra kalp üzerine araştırmalarına ağırlık veriyor. Kürt doktor, “Babamın teşvikleri ve beni desteklemesi hayatta başarılı olmam için bana çok yardımcı oldu. Çünkü onun bana güvenini sarsmamak için elimden geleni yapıyordum” diyor.

     Azad Necar, neredeyse hayatını adadığı bu projenin başarılı olması ve insanlığa bir hizmet sunmasının kendisini son derece mutlu ettiğini belirtiyor. Elinde bu konuda başka bir projenin bulunduğunu belirten Dr. Azad Necar, “Eğer bunu başarabilirsem tam bir devrim olur. Çünkü gerçekleşmesi halinde şu an uzmanların kalp hastalıklarına müdahalede uyguladığı yöntem tamamıyla değişir. Aynı zamanda insanların yakalandığı birçok tehlikeli hastalık da önlenebilir” diyor.

     Kürt doktor Azad Necar, “Projem hayata geçerse Kürdistan’da kalp hastalarının da bu imkândan rahatlıkla yararlanması için çalışacağım. Fakat tek sorun kalp değil, sağlık altyapısının da uygun olması gerekiyor. Ama yine de halkım için elimden geleni yapmaya çalışacağım” diyor.

     7 Yaşındaki Kürt Çocuğu Baver, Türkiye Satranç Şampiyonu Oldu

     (27 Ocak 2019)

     Türkiye Küçükler, Yıldızlar ve Emektarlar Satranç Şampiyonası’nda mücadele eden Mardin (Mêrdîn) ilimizin Kızıltepe (Koser) ilçesinden 7 yaşındaki Kürt çocuğu Baver Yılmaz, 11 maçını da kazanarak yenilgisiz şampiyon oldu.

     Türkiye Satranç Federasyonu’ndan yapılan açıklamaya göre, Antalya’da 26 kategoride düzenlenen ve 2 bin 636 sporcunun mücadele ettiği Türkiye Küçükler, Yıldızlar ve Emektarlar Satranç Şampiyonası’nda 7 yaş kategorisinde yer alan Mardin – Kızıltepeli 7 yaşındaki Baver Yılmaz, oynadığı 11 maçtan da puan kaybetmeden galip ayrılarak “Türkiye Şampiyonu” oldu. Şampiyon Baver, elde ettiği bu başarıyla millî takım havuzuna girmeye de hak kazandı.

     Türkiye Satranç Federasyonu Başkanı Gülkız Tulay, Baver’in performansını nefeslerini tutarak izlediklerini ifade etti. Türkiye Küçükler, Yıldızlar ve Emektarlar Satranç Şampiyonası’nda doğudan batıya kuzeyden güneye Türkiye’nin dört bir yanından pırıl pırıl insanlarla biraraya geldiklerini vurgulayan Tulay, “Her şampiyonada yeni cevherler keşfediyoruz. Mardin – Kızıltepeli Baver gibi geleceğin büyük ustası olacak çocuklarımızın başarısı bizi derinden etkiliyor” dedi. Baver’in şampiyonada gösterdiği performansla ilgili Tulay, “Düşünün, o daha 7 yaşında ve hiç puan kaybetmeden, hiç maç kaybetmeden büyük bir başarıya imza attı. Gösterdiği performansı hepimiz nefeslerimizi tutarak izledik” ifadelerini kullandı. Şampiyonada sporun ve dostluğun kazandığını vurgulayan Tulay, şunları kaydetti: “Bu sporun kazandırdıkları bambaşka. Sadece spor değil, yeni bir hayat demek. Bu şampiyonada da hem hamleler buluştu hem de yürekler buluştu. Bitlis’in Yoncabaşı köyünden de Van, Mardin ve Kilis’teki köylerimizden de gelen sporcularımızın buradaki heyecanı, dostluğu görülmeye değerdi. Spor kazandı, dostluk kazandı. Çıtamızı yükselterek geleceğe ilerliyoruz. Türkiye şampiyonalarımıza katılım, sporcularımızın mücadelesi bizi gelecek için çok umutlandırıyor.”

     Kürt İşkadını Narin Nadirova’ya Kazakistan Devlet Madalyası

     (31 Ocak 2019)

     Kazakistan’da finans sektörünün gelişmesinde büyük katkı ve başarı sağlayan Home Credit Bank CEO’su Kürt işkadını Narin Nadirova’ya Kazakistan devlet madalyası olan “Merey Medalyası” verildi.

     Kazakistan Cumhuriyeti devleti tarafından her yıl bankacılık ve finans sektöründe başarı gösteren kişilere verilen “Merey Madalası”nı bu yıl Kürt işkadını Narin Nadirova aldı. Böylece Nadirova bu ödülü alan ilk Kürt oldu.

     Halen Home Credit Bank CEO’su olan Narin Nadirova, bir Çek Cumhuriyeti vatandaşı ile birlikte Kazakistan’da bu işletmenin temsilciliğini yaparak binlerce çalışana öncülük ediyor. Home Credit, 1997 yılında Çekya’da kurulmuş uluslararası bankadışı bir finansal kuruluştur. 2016 yılı itibarıyla, şirketin üçte ikisi Asya’da ve Çin’de 7, 3 milyon kişiyle 15 milyondan fazla aktif müşteriye sahip. Şirket faaliyetlerinin büyük bir kısmı akıllı telefon alıcılarına finansman sunmaya odaklanmaktadır. Şirketin ana hissedarı % 88, 62 pay ile PPF’dir.

     Narin Nadirova birbuçuk yıl önce de Kazakistan’ın en büyük devlet ödülü olan “Qazaqstan Xalıqtarı Odağı Sıylığı” (Kazakistan Halk Birliği Ödülü)’nü almış, bu ülkede “Yılın Bankacısı” seçilmiş ve Cumhurbaşkanı Nursultan Äbişulı Nazarbaev tarafından “Onur Madalyası”na layık görülmüştü.

     NARİN NADİROVA KİMDİR? (SEDİYANİ HABER)

     Narin Nadirova’nın hem babası hem kayınbabası oldukça meşhur. Narin Hânım, Ermenistan Kürtleri Başkanı Kinyaze Hamîd’in kızı, dünyaca ünlü Prof. Nadir Nadirova’nın gelinidir. Nadirova soyismi de, Ruslar ile Kazaklar’ın “Gaz ve Petrol Mareşali” olarak adlandırdıkları akademisyen dedesi Nadir Kerimulı Nadirov’dan geliyor.

     Ermenistan’da doğan Narin Nadirova, Kürt yönetici Bahri Nadir Kerem ile evlendi ve bu evliliğinden Arif, Viyan ve Nadir adlarında üç çocuk annesi oldu. Evlendikten bir süre sonra Ermenistan’ı terkedip Kazakistan’a yerleştiler ve ülkenin eski başkenti Almatı’da ikamet etmeye başladılar.

     Narin Nadirova, üniversiteden “Finans ve Bankacılık” mezunu.

     Çekistan’ın en önemli bankalarından olan “Home Credit Bank”ın Kazakistan biriminde “yönetim kurulu başkan yardımcısı” (CEO yardımcısı) görevinde bulunuyor. Bu bankanın sadece Kazakistan’da yaklaşık 5 bin çalışanı bulunuyor.

     Finans ve ekonomik kriz konularında Kazakistan medyasının yanısıra Rusya, Avrupa ve dünya medyasının fikir danıştığı bir isim olan Kürt kadını Narin Nadirova, dünyanın en saygın işkadınlarından ve iktisatçılarından biri olarak tanınıyor. Dünyaca ünlü “Forbes” ekonomi dergisi, Nadirova’nın Kazakistan’daki kriz hakkındaki görüşlerini yayımlamıştı.

     Narin Nadirova, bankacılık ve finans geliştirmeleri amacıyla birçok kez Azad Kürdistan’ı da ziyaret etmiş, başkent Hewlêr (Erbil)’de üst düzey toplantılara ve görüşmelere katılmıştı.

     27 Aralık 2017 tarihinde Orta Asya ülkesi Kazakistan Cumhuriyeti’nin en büyük devlet ödülü olan “Qazaqstan Xalıqtarı Odağı Sıylığı” (Kazakistan Halk Birliği Ödülü), Kürt kadını Narin Nadirova’ya verildi.

     Kazakistan’da ilk defa bir Kürt kadını bu ödülü almaya hak kazanmıştı. Daha önce Kürt sosyolog Prof. Dr. Âzîz Ziya Bedirxan’a da verilmiş olan ödülü, Kazakistan Kürtleri arasında ilk defa bir kadın almıştı. Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Äbişulı Nazarbaev’in onayıyla 10 yıldır verilen ödüle şimdiye kadar 28 kişi layık görüldü.

     İşkadını ve bankacı Narin Nadirova’ya verilen “Kazakistan Halk Birliği Ödülü”, Kazakistan Cumhuriyeti’nin en büyük devlet ödülü. Narin Hânım “sosyal çalışmalar”, “bankacılık alanında proje gelişimi” ve “ülke çocuklarını finans konusunda bilinçlendirme” dolayısıyla bu ödüle layık bulundu.

     Kazakistan’da finans sektörünün gelişmesinde büyük katkı ve başarı sağlayan Home Credit Bank CEO’su Kürt işkadını Narin Nadirova’ya 31 Ocak 2019 tarihinde (bugün) de Kazakistan devlet madalyası olan “Merey Medalyası” verildi. Böylece Nadirova bu ödülü alan ilk Kürt oldu.

     Mülteci Kürt Gazeteci Behruz Boçanî’nin Cep Telefonuyla Yazdığı Kitap, Avustralya’nın En Prestijli Edebiyat Ödülünü Kazandı

     (31 Ocak 2019)

     Pasifik’te yer alan ve Papua Yeni Gine’ye ait olan Manus Adası’nda Avustralya hükûmeti tarafından işletilen bir göçmen kampındaki gözaltı merkezinde tutulan İranlı mülteci Kürt gazeteci Behruz Boçanî, cep telefonuyla yazdığı ve WhatsApp aracılığıyla teslim ettiği kitabıyla Avustralya’nın en prestijli ödüllerinden “Victoria Edebiyat Ödülü”ne layık görüldü.

     Farsça olarak yazdığı kitabın bölümlerini İngilizce’ye çevirmesi için WhatsApp üzerinden Avustralya’daki İranlı bir mütercime gönderen Boçanî, katıldığı yarışmada birinci olduğu için 100 bin Avustralya Doları’nın (72 bin ABD Doları) sahibi oldu. Jüri, Boçanî’nin kitabını, “Basit, açıklamalardan kaçınan, çarpıcı bir sanat eseri ve eleştirel bir teori” olarak niteledi.

     “No Friend but the Mountains” (Dağlardan Başka Dost Yok) adlı kitabıyla dikkatleri üzerine çeken Behruz Boçanî, bundan 6 yıl önce tekneyle Avustralya’ya ulaşmış ancak anakaraya ayak basmadan Avustralya hükûmetince Manus Adası’ndaki kampa gönderilmişti. Ada, Papua Yeni Gine’ye ait olsa da Avustralya devleti tarafından işletiliyor ve ülkeye gelen mülteciler, işlemleri tamamlanıncaya kadar bu ve benzeri denizaşırı gözaltı merkezlerinde dünyadan soyutlanmış bir şekilde tutuluyor. Katı göçmen kurallarının uygulandığı ülkede sığınmacıların iltica başvurusunun işleme konması ve kabul edilmesi uzun yıllar alıyor. Zaman zaman bazı mültecilerin başvurusu reddedildiği için tekrar geldikleri ülkelere geri gönderiliyorlar.

     WhatsApp üzerinden basına açıklama yapan Kürt gazeteci – yazar Behruz Boçanî, “Etrafımdaki bu kadar çok mâsum insanın acı çektiği bir ortamda, ödülü aldığıma sevinemedim bile. Kutlamak istemiyorum” diye konuştu. Ödülü kazanmasını “İnsan ve insanlık onuru için bir zafer” olarak değerlendiren Boçanî, “Bu sadece bizim için değil, edebiyat ve sanat için de zafer. Bizi asla insan olarak tanımayan sisteme karşı zafer. Bu bizi sayılara indirgeyen bir sisteme karşı bir zafer. Bu güzel bir an” dedi. Kazandığı ödülün dünya kamuoyunun Avustralya’nın denizaşırı kamplarında zor şartlarda yaşam mücadelesi veren mültecilerin durumuna dikkati çekmesini umduğunu belirtti. Kitabı yazarken yaşadığı en büyük korkunun, telefonuna kamptaki güvenlik görevlilerince el konulması olduğunu belirten Boçanî, “Odamı basıp tek sermayem olan cep telefonumu almalarından çok endişelendim” ifadesini kullandı.

     Ödülün sahibi, bugün (31 Ocak Perşembe) Avustralya’da düzenlenen bir törenle duyuruldu, ancak Behruz Boçanî, izin olmadığı için ödülünü almak üzere ülkeye giremeyecek. Kürt yazar Boçanî, Avustralya hükûmetinin kamplardaki mültecilerin içinde bulunduğu durum nedeniyle çok büyük utanç duyması gerektiğini de sözlerine ekledi.

     Manus Adası’nda kaldığı süre içerisinde mülteci haklarıyla ilgili Avustralya hükûmetini eleştiren yorumlarıyla öne çıkan gazeteci Behruz Boçanî, Twitter hesabından kaldığı adayı “Manus Cezaevi” olarak tanımlıyor. Zaman zaman da kamplardaki mültecilerin durumlarıyla ilgili bilgiler paylaşan Boçanî, gazetelere yazdığı makalelerle Avustralya’nın sığınmacı politikalarına yönelik sert eleştiriler yapıyor.

     Tutukevinde yaşananları konu alan filmin çekimlerini gizli bir şekilde gerçekleştirmeyi başaran Behruz Boçanî, filminde mâhkumların hayatını ve tutukevinde yaşananları işlemişti. Tutukevinde bulunan mültecilerin günlük hayatını kaydeden Boçanî, aynı zamanda gardiyanları ve açlık grevlerini de çekmeyi başarmıştı.

     Avustralya hükûmeti, mülteci akınını önlemek için zorlayıcı kurallar uygulamakla eleştiriliyor. Gözaltı merkezlerinde son birbuçuk yılda en az 3 kişi intihar ederken çok sayıda mülteci de intihar girişiminde bulundu.

     Avustralya daha önce de bazı Kamboçya gibi Asya ülkeleriyle paralı mülteci anlaşmalarına imza atmış ancak Birleşmiş Milletler (BM) ve insan hakları örgütleri tarafından sert şekilde eleştirilmişti.

     Mülteci Kürt gazeteci Behruz Boçanî, geçtiğimiz Ekim ayında da İtalya’da yayın yapan Intirnasional dergisi tarafından verilen “Uluslararası Gazetecilik Ödülü”nü kazanmıştı.

     23 Temmuz 1983 doğumlu olan Behruz Boçanî, İran’ın batısındaki Kürdistan bölgesinin İlam ilinde dünyaya geldi.

     İran’daki Fecr Film Festivali’nde Kürt Aktör Huten Şekiba’ya Kristal Simurg Ödülü

     (12 Şubat 2019)

     İran’da her yıl İslam Devrimi’nin yıldönümü olan ve Deh Fecr (On Şafak) olarak anılan 12 – 22 Behmen (1 – 11 Şubat) günlerine tekabül eden tarihte düzenlenen Fecr Film Festivali’nde bu yıl Kürt aktör Huten Şekiba, “Kristal Simurg Ödülü”ne layık görüldü.

     Dün sona eren ve bu yıl 37.’si düzenlenen Fecr Film Festivali’nde “en iyi erkek oyuncu” ödülü, Kürdistan İli (Ostanê Kordestan)’nin başkenti Senendec (Sinneh) doğumlu Kürt aktör Huten Şekiba’ya verildi.

     Kürt aktör Şekiba, Farsça “Şebêkê Mah Kamêl Şod” (Dolunaylı Gecede) isimli filmin başrolünde göstermiş olduğu performanstan ötürü jüriden büyük beğeni kazandı.

     4 Yaşındaki Abla, 7 Aylık Kardeşini Yangından Kurtardı

     (24 Şubat 2019)

     Kars (Qerıs)’ta 4 yaşında bir kız çocuğu, evde kardeşiyle birlikte uyurken yangın çıktı. Küçük kızın o anda yardım isteyebileceği kimse yoktu. Alevlerin ortasında kalan çocuk, 7 aylık kardeşini kucağına alıp evden çıkmayı başardı.

     Kars’ın Bülbül mahallesindeki tek katlı evde oturan Sebahat Temel (73) – Mehmet Temel (74) çifti, 5 Şubat günü, uyuyan torunları 4 yaşındaki Ceren ve 7 aylık bir bebek olan kardeşi Asmin’i evde bırakarak dışarı çıktı. Çocuklar uykuya devam ederken, evde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Alevlerin yükseldiği evde soba borularının düşmesi üzerine 4 yaşındaki abla Ceren uyandı. Alevleri gören Ceren, 7 aylık kardeşi Asmin’i uyandırarak kucağına aldı ve kapıya doğru gitti. Kardeşini ve kendisini yangından kurtaran Ceren, kapıyı açarak dışarı çıkmayı başardı.

     Evlerine dönen Temel çifti ise torunlarının alevlerden kurtulduğunu görüp, sevinç yaşarken, itfaiyeye haber verdi. İhbarla gelen itfaiye görevlilerinin müdahale ettiği yangın söndürüldü, ancak ev kullanılamaz hale geldi.

     Kardeşini yanmaktan kurtaran minik kahraman Ceren, “Evde kardeşimle uyuyorduk. Ayağıma birşey düştü ve ben uyandım. Alevleri görünce de hemen kardeşimin yanına gittim ve kucağıma alıp dışarı çıkardım. Eğer kardeşimi alıp çıkarmasaydım yanacaktı. Şimdi çok mutluyum” dedi.

     Temel çiftinin komşuları Fatma Oğultarhan ise yangın anında çocukların içeride olduğunu duyduklarında çok üzüldüklerini fakat Ceren’in Asmin’i de alarak dışarı çıktığı öğrenince de rahat nefes aldıklarını söyledi.

     Ev yangınında minik Ceren’in kahramanlığı, Kars Valisi Türker Öksüz’ün Bülbül mahallesi’ndeki halk buluşması toplantısında ortaya çıktı. Vali Öksüz’ün düzenlediği toplantıya katılan Mehmet Temel, evinin yandığını belirterek, Öksüz’den destek istedi. “Gereken yapılacak, sen merak etme” diyen Vali Öksüz, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile Sosyal Yardımlaşma Vakfı ekiplerini inceleme yapmaları için eve gönderdi.

     Kürt Öğrenci Evin, Tasarladığı Kıyafetlerle Viyana’da Birincilik Ödülü Aldı

     (27 Şubat 2019)

     Avusturya’nın başkenti Viyana (Wien)’da okuyan Kürt öğrenci Evin Abdulhenan, tasarladığı kıyafetlerle birincilik ödülüne layık görüldü.

     IŞİD barbar terör örgütünün Rojava (Suriye Kürdistanı) saldırıları nedeniyle 2016’da ailesiyle birlikte Avusturya’nın başkenti Viyana’ya taşınan 20 yaşındaki Evin Abdulhenan, tasarladığı kıyafetlerden dolayı Viyana’daki okullar arasında düzenlenen yarışmada birinci oldu.

     Güneybatı Kürdistan’ın Afrin şehrinden olan Evin Abdulhenan, Viyana’da giyim ve tasarım bölümünde okuduğunu dile getirerek, yıllardır giyim tasarımıyla ilgili yarışmanın düzenlendiğini ve kendisinin de bu yılki yarışmaya başvurduğunu belirtti.

     Resmî törenle ödülünü alan Abdulhenan, mezun olduktan sonra Viyana’da bir defile açmak istediğini ifade ederek, bu defilede geleneksel Kürt kıyafetlerini tanıtmak istediğini söyledi.

     Uluslararası Matematik Olimpiyatları’nda 6 Kürt Öğrenciye Ödül

     (11 Mart 2019)

     Tayland’da düzenlenen Uluslararası Matematik Olimpiyatları’nda 6 Kürt öğrenci dereceye girerek ödül aldı.

     Azad Kürdistan’ın başkenti Erbil (Hewlêr)’de bulunan Işık Koleji’nde okuyan 6 öğrenci, Tayland’da düzenlenen Uluslararası Matematik Olimpiyatları’na katıldı. Olimpiyatlarda 2 Kürt öğrenci üçüncülük derecesi alarak bronz madalya aldı, 4 öğrenci ise dördüncü oldu.

     Öğrencilerden İmad Mela Mewlud, basına yaptığı açıklamada, “Yarışmada kazanacağımıza dair inancımız vardı, ödül aldığımız zaman Kürdistan bayrağını havaya kaldırdık” dedi.

     Her yıl onlarca ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen Uluslararası Matematik Olimpiyatları bu sene de 20 ülkeden 800 öğrencinin katılımını sağladı. Işık Koleji öğrencileri ilk kez Kürdistan’ı uluslararası bir yarışmada temsil etti.

     Britanya’da “En Yaratıcı Kadın” Ödülüne Bir Kürt Kadını Layık Görüldü

     (15 Mart 2019)

     Britanya’nın başkenti Londra (London)’da “UK Innovate 2019” ödülü, Kürt kadın Vanya İsmail’e verildi. Vanya İsmail, “en yaratıcı kadın” seçildi. Innovate kurumu, her yıl düzenli olarak verilen “En Yaratıcı Kadın Ödülü”ne bu yıl mülteci Kürt kadın Vanya İsmail’i layık gördü.

     Azad Kürdistan’daki Selahaddîn Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun olan Erbil (Hewlêr)’li 48 yaşındaki Vanya İsmail, 1993’te İngiltere’ye mülteci statüsünde yerleşti. Vanya İsmail, uzun süren çalışmaları sonucu çevreyi koruma konusunda önemli bir projeye imza attı ve “UK Innovate 2019” ödülüne layık görüldü.

     Karton bardaklar için ürettiği özel bir boya ile karton bardakların bir kez daha kullanılmasını sağlayan ve böylelikle çevreye zararlı plastik bardakların kullanılmasına ihtiyaç bırakmayacak olan projesiyle ödüle layık görülen Vanya İsmail’e 66 bin Dolar ile projesini geliştirmesi için destek verilecek.

     Matematik’in Dehâsı Koçer Birkar, Azîz Kürt Milletinin Gururu

     (27 Mart 2019)

     Uluslararası Matematikçiler Birliği tarafından verilen ve “Matematik’in Nobel’i” olarak adlandırılan “Fields Madalyası”na geçen yıl layık görülen Kürt bilim adamı Koçer Birkar (Feridun Dıraxşanî), dünyadaki 60 milyon Kürd’ün gururu. Azîz Kürt milletinin kıymetli evlâdı Koçer Birkar, eğitim alanında birkaç projeyi hayata geçirmek üzere vatanı Kürdistan’a geldi.

     KÜRDİSTAN BİLİM VE EĞİTİM İLE AYDINLANACAK

     Azad Kürdistan’ın başkenti Erbil (Hewlêr)’de Selahaddîn Üniversitesi Dekanı Ahmed Dizayî tarafından karşılanan dünyaca ünlü matematikçi Koçer Birkar, kendi alanlarında uzman akademisyenlerle birlikte Kürdistan’da eğitim sistemini geliştirmeyi amaçlayan projelerde yer alacak. Birkar, Erbil’deki ilk açıklamasında, “Kürdistan’ı ikinci defadır ziyaret ediyorum. 2010’da da Selahaddîn Üniversitesi’ni ziyaret etmiştim. Bu sefer de Selahaddîn Üniversitesi’ni ziyaret edeceğim. Burada düzenlenen bir çalıştaya katılacağım. Bu kapsamda eğitim ve yükseköğrenim konularını ele alacağız” dedi.

     Birkar, Kürdistan ziyareti kapsamında Selahaddîn Üniversitesi tarafından düzenlenen bir etkinlikte ödüllendirilecek. Koçer Birkar ödüle ilişkin, “Bir Kürt olarak yine bir Kürt üniversitesi tarafından ödüle layık görülmem benim için çok güzel bir duygu” ifadelerini kullandı.

     Başkent Erbil’de katılacağı etkinlikler hakkında da bilgi veren Birkar, sözlerine şunları ekledi: “Matematik ağırlıklı konuların konuşulduğu bir çalıştaya katılacağım. Kürdistan’daki matematikçiler de toplantıya katılıp projeleri hakkında sunum yapacaklar. Ben de yaptığım bir takım çalışmalarımla ilgili bilgi vereceğim. Çalıştay iki gün sürecek.” Kürdistan’daki eğitim seviyesinin daha ileriye taşınmasının önemine vurgu yapan ünlü matematikçi, “Yükseköğrenim eğitimleri alanında projelerimiz mevcut. Özellikle benim uzmanlık alanım olan Matematik ağırlıklı konularda çalışmalar yapacağız. Daha önce de eğitimi ilerletmek adına burada çok sayıda çalıştay, konferans ve toplantı düzenlendi. Umarım bu toplantıları devam ettirerek bu alanı ilerletiriz” dedi.

     SELAHADDÎN ÜNİVERSİTESİ’NDEN KOÇER BİRKAR’A “FAHRÎ DOKTORA” ÜNVÂNI

     Azad Kürdistan’ın başkenti Erbil (Hewlêr)’deki Selahaddîn Üniversitesi, Fields Matematik Ödülü sahibi ünlü Kürt bilim adamı ve matematikçi Koçer Birkar’a “fahrî doktorluk” ünvânı verdi. Merasime Kürdistan Başbakanı Nêçirvan Barzanî, Başbakan Yardımcısı Qubad Tallebanî ve Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanı’nın yanısıra üniversite öğretim üyeleri ile çok sayıda siyasetçi ve akademisyen katıldı.

     Merasim, Fields Matematik Ödülü sahibi ünlü Kürt bilim adamı ve matematikçi Koçer Birkar’ın hayatı üzerine hazırlanan kısa belgeselin gösterilmesi ile başladı. Ardından Başbakan Nêçirvan Barzanî bir konuşma yaptı. Konuşma ardından “fahri doktor” ünvânı, Selahaddîn Üniversitesi Başkanı Ahmed Dizayî tarafından Koçer Birkar’a verildi. Ödülü alan Koçer Birkar yaptığı konuşmada, Kürdistan Hükûmeti’ne ve bu merasimi organize eden Selahaddîn Üniversitesi’ne teşekkür etti.

     BAŞBAKAN NÊÇİRVAN BARZANÎ: “KÜRTLER’İN BİLİM VE MEDENİYETTE İLERLEMESİNİN ZAMANI GELDİ. BABALARIMIZIN VE DEDELERİMİZİN HAYÂLLERİNİ SADECE BİLİMDE İLERLEYEREK GERÇEKLEŞTİREBİLİRİZ.”

     “Fahrî doktora” ünvânı takdim töreninde konuşan Kürdistan Başbakanı Nêçirvan Barzanî, Bîrkar’a verilen ödül törenine katılarak bir konuşma yaptı. Barzanî konuşmasında, “Bu törene katılmayı ben istedim. Törene katıldığım için gururluyum. Gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.

     Başbakanı Nêçirvan Barzanî, Koçer Birkar’ın Kürdistan’da bulunmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Kürtler’in bilim ve medeniyette ilerlemesinin zamanının geldiğini belirtti. Gençlerin zamanını iyi değerlendirmesi gerektiğini kaydeden Başbakan Barzanî, “Babalarımızın ve dedelerimizin hayâllerini sadece bilimde ilerleyerek gerçekleştirebiliriz. Geçtiğimiz süreçte Kürt milletinin kaynak ve eserleri sahipsiz kalıyor ve başka milletlerin eline geçiyordu. Ama artık Kürdistan’ın bir statüsü var” dedi.

     Konuşmasının sonunda Başbakan Barzanî, Selahaddîn Üniversitesi’nden bir istekte bulunarak, üniversitede bir birime “Koçer Birkar” adının verilmesini istedi.

     Selahaddîn Üniversitesi Başkanı Dr. Ahmed Dizayi ise, Dr. Koçer Birkar’a “fahrî doktora” takdim etmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyleyerek, Birkar’ın, Kürdistan Bölgesi’ndeki üniversite öğrencileri ve hocaları için bilimsel bir kaynak haline gelmesini ümit ettiklerini belirtti.

     KOÇER BİRKAR: “MERİVAN’DA SIRADAN BİR AİLENİN ÇOCUĞU OLARAK DOĞDUM”

     Törende bir konuşma yapan Koçer Birkar (Feridun Dıraxşanî) da hayatından kesitler anlatarak önerilerde bulundu. “Matematik’in Nobel’i” olarak bilinen “Fields Madalyası” sahibi Kürt bilim insanı Koçer Birkar, yaratıcı düşüncelere sahip olmanın önemli olduğunu, Kürt halkının birden çok Koçer Birkar’a ihtiyaç duyduğunu söyledi.

     Azad Kürdistan’da bilimsel projeler üzerine çalışacağını belirten Koçer Birkar, başarılarla dolu hayat hikâyesini şu şekilde anlattı:

     “40 yıl önce, 1978’de Merivan şehrine yakın Ney köyünde doğdum. Doğduğum köyde bugünkü gibi eğitim imkânları yoktu. İnsanların ancak birkaç yıl okuyabilecek imkânları vardı. Ekonomik durum daha fazla okumaya el vermiyordu. Çünkü o dönem okumaya devam etmek isteyenler başka şehre gitmek zorundaydı.

     Doğduğum yıl İran’da devrim gerçekleşti ve durum iyice kötüleşti. Devrim öncesinde de durum iyi değildi. Doğduğumda hem siyasî ve idarî olarak durumlar pek iyi değildi. O yıllarda İran ve Rojhılat’ta yaşam tarzı da değişmeye başladı. Aynı zamanda insanlar üzerindeki baskılar artmaya başladı. Kısacası endişe verici bir ortam vardı.

     6 yaşında okula başladım. O dönem İran – Irak Savaşı vardı. Savaş, bombalamalar ve savaş uçaklarının her an tepemizde gezdiği bir çocukluk geçirdim. Köyümüzde okul vardı ama nasıl bir okul; şimdiki okullar veya Avrupa’dakiler gibi değildi. Birkaç odadan oluşan ev, okul olarak kullanılıyordu.

     Öyle bir ortamda beni ve arkadaşlarımı eğittikleri için öğretmenlerime teşekkür ediyorum. Sadece onlara değil, yaşamım boyunca beni eğiten, birşeyler öğreten tüm öğretmenlerime buradan teşekkür ediyorum. Aynı şekilde o kötü ortamda biz çocuklarını yetiştirdikleri, okula gönderdikleri için anne ve babama teşekkür ediyorum. Sadece birimiz değil, hepimizin okuması için üstün bir çaba gösterdiler. Bir kız kardeşim ve dört erkek kardeşim var. Anne ve babam hepimizin okuması için çok çaba gösterdi.

     10 yaşımda, 5. sınıftayken Matematik dersinde yetenekli olduğumu farkettim. Sebebini bilmesem de o zaman üzerinde fazla durmadım. Öyle görünüyor ki Matematik, tabiatım ve yapıma uyuyordu. İki yıl sonra abim Haydar, Matematik’i daha fazla geliştirmem için bana çok yardımcı oldu. Sadece Matematik değil Fizik dersinde de bana yardımcı oldu. Bu şekilde örnek alacağım bir abimin olması benim için büyük bir şanstı. Haydar abim, sadece Matematik ve Fizik alanında bilgi sahibi değildi, yaratıcı ve dahiyâne bir çocuktu. Her zaman yeni şeyler üretmeye, geliştirmeye çalışıyordu. Okul hayatım ve eğitimime çok önem veriyordu.

     Ortaokula geçtiğimde Matematik’e olan sevgim arttı. Matematik konusunda daha istekli ve azimliydim. Merivan’da çok iyi Matematik kitaplarının olduğu bir kütüphane vardı. O kitapların neden oraya getirildiğini halen anlamıyorum çünkü kimse onları okumuyordu. Gerçekten çok iyi kitaplardı. Onları alıp okumaya başladım. Okul kitapları değildi. Okul dışında okumak içindi. Ortaokul sonrası okula gidemeyenler için hazırlanan açıköğretim kitaplarıydı.

     Evet, sadece okul kitapları okumak yeterli değil, daha fazlasını okumalıyız. Ben o kitapları, not yükseltmek veya diploma almak için değil, Matematik’i anlamak adına okuyordum. Bir sanat olarak, çok sevdiğim birşey olarak görüyordum. Kürt toplumunda ‘Şiiri çok seviyorum’ derseniz herkes sizi anlar. Ama ‘Matematik okuyorum ve çok seviyorum’ deseniz kimse buna anlam vermez. Maalesef halen de böyle bir anlayış yok. ‘Dünya ve tabiâtı anlamak için Fizik’i çok seviyorum’ derseniz yine anlam verilmez.

     Daha sonra Tahran Üniversitesi’nde Matematik Bölümü okudum. Ortaokuldayken sadece lise açıköğretim kitapları okumakla yetinmemiştim, Matematik’te yaratıcı olmaya çalışıyor, araştırmalar yapmaya çalışıyordum. Başkasının kitaplarını okumakla yetinemezdim, kendim yeni birşeyler üretmeliydim diye düşünüyordum. Çevremde bunu yapan ve bana yol gösterecek hiç kimseler yoktu, bu yüzden büyük yaratımlarım olmadı. Ancak herhangi bir alanda ‘birşeyler yaratmalıyım’ düşüncesine sahip olmak gerçekten çok önemlidir.

     Dünyanın birçok ülkesini dolaştım, örneğin Çin gibi ülkelerde bu çalışmaların sistematik olarak geliştirildiğini gördüm. Öğrenciler ortaokuldan sonra araştırmalara başlıyor. Araştırmaların çok derin ve güçlü olması önemli değil. Önemli olan yaratmak ve üretmeye alışmaktır. Ortaokulda yaptığım gibi, üniversitede de sürekli araştırıyordum. Üniversite kitaplarıyla yetinmiyordum, kütüphaneden farklı kitaplar alarak sürekli araştırmalar yapıyordum. Gerçi araştırmalar çok derin ve çok güçlü değildi.

     2000 yılından sonra İngiltere’ye giderek Matematik alanına doktora eğitimine başladım. O zaman adımı ‘Koçer Birkar’ olarak değiştirdim. Kendi kişiliğimi yansıtan bir isim olmasını istemiştim. ‘Koçer’, ‘bir yerde durmayan, sürekli bir yerden başka bir yere giden’dir. İngiltere’de mülteci olduğum için bu bana tam uyuyordu. Kürtçe’de ‘Matematik’ anlamına gelen ‘Birkar’ da kişiliğimi yansıtıyor. ‘Koçer Birkar’ biraraya geldiğinde ‘Dünya’da Matematik’i Arayan’ anlamına geliyor. ‘Matematik Mültecisi’ gibi bir anlam da çıkabilir.

     Doktora bittikten sonra yine İngiltere’deki üniversitede çalışmaya başladım. İşim ders anlatmak, eğitim vermekti ancak çoğunlukla araştırmaydı. 25 yıllık yoğun Matematik uğraşı bana Fields Matematik Ödülü’nü kazandırdı. Bu bir günlük yarış veya bir aylık çalışma ile gelen başarı değildi. 12 yıllık yoğun çalışma ile buraya vardım. Temele inecek olursak 25 yıllık bir çalışmanın ürünüdür.

     Bunu söylemekte amacım şu: Yaratıcı bireyler yetiştirmek istiyorsanız uzun bir zaman boyunca çok çalışmanız gerekiyor.

     Şimdi konuşmamın ikinci konusuna geliyorum: Her ülkenin bilgi sahibi yaratıcı insanlara ihtiyacı var. Yaratıcı bilgin, bir şeyleri bilen ve o bilgi ile icatlar yapandır. Sadece bilmek ve diploma sahibi olmak sorunlarımızı çözmez. Bu şekilde hiçbir ülkeye yetişemeyiz. Gelişmiş ülkelere baktığımızda icat eden yaratıcı kişiler sayesinde bu seviyeye çıktıklarını görüyoruz.

     Sadece 1, 2, 3, 4, 5 kişiyle ülke ilerlemez. Bizim daha fazla Koçer Birkar’a ihtiyacımız var, sadece bir kişi değil. Bu yüzden bilgi sahibi mucitler yetiştirmemiz lazım. Yaratıcı bilginler çocukluktan itibaren yetişmeye başlar. Çocuğun büyüdüğü evde, anne, baba ve çevresindekiler o çocuğun şahsiyetini ilk etkileyenlerdir. Öğrenme ve yaratıcı olmaya sevk edebilirler. 5 yaşındaki bir çocuk yaratmaya başlayabilir.

     5 yaşında bir çocuğum var. 3 yaşındayken yeni bir gemi yapmasını sağlamaya çalıştım. Gelişmiş, ayrıntılı bir gemi olması önemli değildi. Ancak yeni birşey yaratma yeteneği kazandırmak önemlidir. Aileden sonra okul ve öğretmenlerin etkisi çoktur. Okulun öğrenme ve yaratma kabiliyetini geliştirmesi lazım. Çocuk ve öğrenci arasındaki bağ çok önemlidir.

     Maalesef bizde özellikle eski zamanlarda yaratıcı çocuklara baskı yapılır. Yani çevre onu daha iyi şeyler öğrenmeye teşvik etmiyor. Halen bu var mı bilmiyorum, umarım daha iyi bir duruma gelmişizdir. Ancak öğretmen ve öğrenci ilişkisi çok önemlidir. Çok iyi bir öğretmen, çok iyi ve yaratıcı öğrenciler yetiştirebilir. İşte bütün bunlar, üniversitelerden bilgi sahibi yaratıcı kişilerin çıkmasında etkili oluyor.

     Şimdi Amerika, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde bilgi sahibi yaratıcı kişiler yetiştirmek için, yaklaşık 200 bin pound harcanıyor. Çocukluktan büyüyünceye kadar. Demek istediğim, bu gibi şeyler kolay olmuyor, zaman gerekiyor, sermaye gerekiyor.

     Burada, Kürdistan Bölgesi Yönetimi’nden bir talebim var; Bunun üzerinde çalışsınlar. Çocukluktan üniversiteye kadar bu kişilere destek olsunlar. Yaratıcı ve mucit kişiliğe sahip olanlara destek verin. En iyi öğrenciler dışarıya gidip okumalı ve en iyi araştırmaları yapanlar gelip burayı inşâ etmeliler. Yani her alanda en iyilerine destek olun.

     Birkaç kişiyle beraber, Kürtler arasında eğitim ve bilimin önemini artırmak için bir kurum kurmanın sevincini yaşıyorum. Daha önce değindiğim gibi maalesef Kürtler arasında eğitim ve araştırma seviyesi oldukça düşük. Sebeplerini hepimiz biliyoruz, ancak bu sebepleri tekrar ederek hiçbir şekilde gelişemeyiz. Üzerinde çalışmaya mecburuz.

     Bilgi sahibi yaratıcı kişilikleri eğitmek için bir kurum açmayı düşünüyoruz. Elimizde bazı projeler var, Kürdistan Hükûmeti yetkilileriyle oturup bu projeleri konuşmak istiyoruz. Belki bir şekilde önümüzdeki 10 yıl içinde bilgi sahibi mucitler yetiştirebiliriz.”

     KOÇER BİRKAR VE MATEMATİK’İN NOBEL’İ FİELDS MADALYASI

     İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapan Kürt bilim insanı Koçer Birkar (ya da kullandığı diğer isimle Feridun Dıraxşanî), Uluslararası Matematikçiler Birliği’nin “Matematik’in Nobel’i” olarak bilinen “Fields Madalyası”na 1 Ağustos 2018’de layık görülmüştü.

     Uluslararası Matematikçiler Birliği, 4 senede bir yapılan Uluslararası Matematikçiler Kongresi’nde 2, 3 ya da 4 matematikçiye “Fields Madalyası” veriyor. Kanadalı matematikçi John Charles Fields’in adını taşıyan ödül, 1936 yılından itibaren veriliyor ve bilim dünyasında “Matematik’in Nobel’i” olarak biliniyor.

    Geçen yıl Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen Uluslararası Matematikçiler Kongresi’nde 2018 yılının madalyasına Cambridge Üniversitesi’nden Koçer Birkar (Feridun Dıraxşanî), ETH Zürih’ten Alessio Figalli, Bonn Üniversitesi’nden Peter Scholze ve Stanford Üniversitesi’nden Akşay Venkateş layık görüldü.

     Cambridge Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapan 1978 doğumlu Koçer Birkar, Doğu Kürdistan’ın Merivan kentinde dünyaya geldi ve yükek öğrenimini İran’ın başkentindeki Tahran Üniversitesi’nde yaptı. 2000 yılından bu yana İngiltere’de yaşıyor.

     Uzun yıllar İngiltere’de mülteci statüsünde yaşayan Birkar, ödüle ilişkin, “Umarım 60 milyon Kürt için bu ödülüm küçük bir sevinç kaynağı olur” diye konuştu. Kürdistan’ın ileride matematikçi olacak bir çocuk için çok zor ülke olduğunu söyleyen Birkar, “Bir gün bu ödülü alacağıma inanamıyordum” demişti.

     Kürt Ressam Azad Heme Şeyhanî, Dünya Birincisi Oldu

     (4 Nisan 2019)

     Kürt ressam Dr. Azad Heme Şeyhanî, Red Line Art Works’un düzenlediği ve 40 ülkeden katılımın olduğu uluslararası yarışmada birincilik ödülüne layık görüldü.

     Dünya birincisi olmasıyla ilgili konuşan Dr. Azad Heme Şeyhanî, “Bu yarışmadan önce, Aralık 2018’de İngiltere’de açılan sergiye birkaç tablo ile katıldım. Ulusal ve yerel medya tablolarıma büyük bir ilgi gösterdi. Bunun üzerine Red Line Art Works, düzenledikleri uluslararası bir yarışmaya 4 tablo ile katılmamı istedi. 40 ülkeden ressamların katıldığı yarışmada birinci oldum” dedi.

     Kürt ressam Şeyhanî’nin birinciliğe layık görülen “The Ship of Diversity” (Çeşitlilik Gemisi) adlı tablosu, II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan en büyük göçleri konu alıyor. Tabloda IŞİD savaşı ve iklim değişikliği sebebiyle göç eden farklı dünya uluslarına ait renk ve yapılar aynı gemide görülüyor.

     Resim sanatçısı Azad Heme Şeyhanî, IŞİD saldırısı sonucunda Kürdistan’da yaşadığı kenti terketmek zorunda kalmıştı. Halen Kürdistan, İtalya ve İngiltere üçgeninde yaşamını sürdüren Şeyhanî, Kürdistan’daki bir üniversitede direktörlük yapıyor. Şeyhanî aynı zamanda İtalya’nın Venedik (Venezia) şehrinde bulunan Mimarlık Koleji’nde dekanlık ve İngiltere’deki mahkemeler için tercümanlık yapıyor.

     Kürt ressamın sanat eserleri, göç travmalarını ve bölünmüş yaşamları yansıtıyor.

     Hakkarili 36 Çocuğun Kaleme Aldığı “Zap Suyu Düşleri” Kitabı Yayınlandı

     (21 Nisan 2019)

     Hakkari (Çolamerg) ilimizin Çukurca (Çelê) ilçesinde yaşayan 36 çocuğun yazdığı ve hayâllerini anlattığı “Zap Suyu Düşleri” adlı kitap, Hayy Kitap tarafından yayınlandı. Kitabın tanıtımı İstanbul’da, Beyoğlu Akademi’de gerçekleşti.

     56 sayfalık kitabın tanıtımı, yazarı ve çizeri ile 36 Çukurcalı çocuğun evsahipliğinde, Çukurca Kaymakamı Temel Ayca, Çukurca Belediye Başkanı Ensar Dündar, kitabın koçluğunu üstlenen yazar Elif Ayla ve çizer Elif Yemenici’nin katılımıyla Beyoğlu Akademi’de gerçekleşti.

     Kitap tanıtımında konuşarak “Zap Suyu Düşleri”nin çok önemli bir proje olduğunu dile getiren Elif Ayla, “Hayy Kitap olarak Çukurca Kaymakamlığı ve Çukurca Belediyesi ile birlikte bir hayâl kurduk ve dedik ki ‘biz bir şey yapalım içinde çocuklar olsun, ama çocuklar öyle bir olsun ki biz onlar için düşünmeyelim, biz onlar için hayal etmeyelim’, çünkü biz zaten onlar için bir sürü şey düşünüyor ve hayâl ediyoruz” dedi. “Bu defa onlar hayâl etsin, zaten en güzel hayâli onlar kuruyorlar” diyen Ayla, şunları söyledi: “Onlar çok güzel gündüz düşü kuruyorlar ve onlara gündüz düşlerini soralım, gerçekten ‘ne istiyorsunuz’ demek istedik. Gözlerinin içine baktık, gerçekten ‘ne istiyorsunuz’ dedik. ‘10 sene sonrası için ne istiyorsun, Çukurca için ne istiyorsun, Türkiye için ne istiyorsun, dünya için ne istiyorsun?’ Onlar anlattılar, biz sevgili Elif Yemenici ile birlikte onların anlattıklarını görmeye çalıştık. Bazen kelimeler yetmedi. Bir yazar olarak projede en zorlandığım taraf buydu. Çocukların duygularını tam olarak anlatacak kelimeler zaman zaman yoktu. Biz de onlara ‘peki bunu başka nasıl anlatabilirsin’ diye sorunca, tarif ettikleri şeyleri tasvir ettiğimizde, anlatmaya çalıştıkları ‘Zap Suyu Düşler’ine hikâyeler olarak girdi.”

     En büyük yatırımın çocuklara yapılması gerektiğini belirten Çukurca Kaymakamı Temel Ayca da, “Bunu farkettikten sonra 2017’de kaymakamlık ve belediye olarak ortak bir protokol imzaladık. Bu protokol çerçevesinde ‘Çukurca Eğitim Kalitesini Arttırma Projesi’ ortaya çıktı. Proje kapsamında okullarımızın çevrelerinin, sınıfların düzenlenmesine gayret ettik. Her okulda bir kütüphane oluşturduk. En sonda bir kitap – kafe projesi yaptık. Şu anda sadece Çukurca’nın merkezinde değil, tüm köylerimizde kitap – kafeler oluşturuldu. Yani görevimiz süresince elimizden geldiği kadar eğitime destek verdik. Bu kitap çalışması da bu projenin içerisindeydi. Çocuklarımızın bu çalışma vasıtasıyla İstanbul’da olmalarını da çok anlamlı buluyorum” ifadelerini kullandı.

     Elbistanlı Kürt İşadamı İbrahim Doğuş, Britanya’nın Başkenti Londra’nın Lambeth İlçesine Belediye Başkanı Seçildi

     (24 Nisan 2019)

     Kahramanmaraş (Gırgûmm) ilimizin Elbistan (Eblistan) ilçesinden olan 38 yaşındaki Kürt işadamı İbrahim Doğuş, aday olduğu bölgede rekor sayıda oy alarak Britanya’nın başkenti Londra (London)’ya bağlı Lambeth ilçesine belediye başkanı seçildi.

     Türkiye Araştırmaları Merkezi (CEFTUS) Direktörü İbrahim Doğuş, Mayıs 2018 seçimlerinde de Lambeth’te aday olduğu bölgede yüksek oranda oy olarak belediye meclisine seçilmiş, belediye meclisinin İşçi Partili gurubunun ilk toplantısında belediye başkan yardımcılığına seçilerek bir ilke imza atmıştı. Son bir yıldır belediye başkan yardımcılığı görevini sürdüren İbrahim Doğuş, başkentin güneyinde, parlamentonun tam karşısında yer alan London Eye ve St. Thomas Hastanesi gibi simge yerlerin bulunduğu 350 bin nüfûslu Lambeth’in belediye başkanlığı görevini, bugün düzenlenen törenle Chistopher Wellbelove’dan devraldı.

     Törenin ardından K 24’ün sorularını yanıtlayan Lambeth Belediye Başkanı İbrahim Doğuş, şu ifadeleri kullandı: “Lambeth, Londra’nın en büyük ve önemli ilçelerindendir. İlk kez bir Kürt, Lambeth Belediyesi’nin başkanlığına seçiliyor. Öte yandan İngiltere de Kürtler’in mücadelesi adına önemli bir ülkedir. Kürtler olarak İngiltere’de önemli mevkilere gelmek istiyoruz.” 20 küsur yıldır İşçi Partisi’nde görev yaptığını dile getiren Doğuş, sözkonusu partinin İngiltere’de Kürtler’in en büyük ikinci dostu olduğuna dikkat çekti. İngiltere’de Kürtler’in çoğunlukla İşçi Partisi’ni desteklediğini dile getiren Doğuş, “Lambeth, bugün İşçi Partisi’nin kontrolündedir” diye konuştu. Yapacağı faaliyetlerden de sözeden Lambeth Belediye Başkanı, ileride İngiltere Parlamentosu’na gireceğine inandığını ifade ederek, “Ancak şu anki amacımız Lambeth halkı için çalışmaktır. Çalışmalarımı İşçi Partisi’yle sürdüreceğim” dedi. Öte yandan, İngiltere nüfûsunun giderek arttığından da sözeden İbrahim Doğuş, “İngiltere’nin Ortadoğu’da ve Kürdistan’ın dört parçasında büyük bir etkinliği sözkonusudur. İngiltere’nin amacı Kürt halkıyla İngiltere halkı arasındaki dostluk ilişkilerini attırmaktır” ifadelerini kullandı.

     Rûdaw’a da açıklamalarda bulunan İbrahim Doğuş, “İngiltere genelinde dört parçadan yaklaşık 300 bin Kürt var. Belediye başkanı olduğum için Londra’nın her yerindeki Kürtler için daha güçlü ilişkiler kurabilir, yeni imkânlar sunabilirim” dedi. Başkan seçilmesine ilişkin Rûdaw’a konuşan İbrahim Doğuş, “Önce arkadaşlarım belediye başkanı olmamı istedi, onlara ‘Ben yeniyim, belediye başkanlığı yapamam’ dedim. Bu yüzden bir yıllığına belediye başkanı yardımcısı oldum. Bir yılın ardından da yani şimdi Lambeth Belediye Başkanı oldum” dedi. “Plan ve projeleriniz nelerdir?” sorusuna Doğuş, şu yanıtı verdi: “Lambeth, Londra’ın büyük ve çok önemli kentlerinden biridir. Westminster’e yakın olduğu için siyasî ve kültürel olarak en büyük enstitüler Lambeth’te yer alıyor. Bu yüzden bir Kürt’ün Lambeth Belediye Başkanı olması çok önemlidir. Daha fazla olanak ve ilişki için büyük imkânlar sağlayabiliriz. Ayrıca ben de Kürdistan’ın kuzeyindeki Maraş’ın Elbistan ilçesindenim.”

     İsveç’in Başkenti Stockholm’da Yılın En Sevilen Esnafı Bir Kürt Oldu

     (27 Nisan 2019)

     İsveç’in başkenti Stockholm’un Upplands – Bro ilçesinde yılın en sevilen esnafı ödülünü 57 yaşındaki Kürt esnaf Faruk Yıldız kazandı. Yıldız, Upplands – Bro Belediyesi tarafından düzenlenen ve kazananın halkın oylarıyla belirlendiği yarışmada, en fazla oyu alan aday oldu.

     Konya (Likonya) ilimizin Kulu (Qulu) ilçesinden olan Faruk Yıldız, ödülünü, Tammsvik Eğlence Merkezi’nde düzenlenen ve 500 davetlinin katıldığı törende aldı. Yıldız yaptığı açıklamada, Konya’nın Kulu ilçesinden 36 yıl önce İsveç’e geldiğini anımsatarak, ödül almaktan dolayı çok mutlu olduğunu söyledi. İsveç’te 36 yıldır aynı bölgede esnaflık yaptığını ve 18 senedir de fast – food üzerine dükkânının bulunduğunu aktaran Yıldız, “36 yılda binlerce İsveçli’nin güvenini ve kalbini kazanmaktan dolayı ikinci kez beni bu ödüle layık gördüler. Bundan dolayı gurur duydum” ifadesini kullandı. Bölgede İsveçli ailelerle iç içe oldukları dile getiren Faruk Yıldız, “Ailelerin sorunlarını beraber çözdük. Türkiye’deki gibi parası olmayana veresiye hesabı açtık. Gençlerin bütün sorunları ile yakından ilgilendim. Onlar da beni ikinci kez böyle bir ödüle layık gördüler” dedi.

     Belediye Başkanı Fredrik Kjos da tebriklerini sunduğu Faruk Yıldız’ın ödülü hakettiğini kaydetti. Yıldız’ın ilçede herkes tarafından tanındığını vurgulayan Kjos, “Faruk, esnaflığın yanısıra ilçede gençlerin ve ailelerin sorunları ile yakından ilgilenen ve herkesin sevdiği bir kişilik” diye konuştu.

     Hakkari’nin Çukurca İlçesi Kendi Markasını Üretiyor: Zap

     (9 Mayıs 2019)

     Hakkari (Çolamerg) ilimizin Çukurca (Çelê) ilçesinde bölgenin tarım potansiyelini artırmak ve kentin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla üretilen organik ürünler “Zap” markasıyla satılıyor.

     Kaymakamlık ve belediyenin desteklediği “Zap Vadisi Projesi” kapsamında Çukurca’da tamamen doğal yöntemlerle yetiştirilen pirinç, buğday, mısır, susam, maş fasulyesi, kuru üzüm, incir, dut ve çeşitli meyvelerden elde edilen pestil gibi ürünler marka haline getirildi. Çukurca’da temiz kar sularıyla beslenen ve daha önce hiç ilaç kullanılmamış topraklarda yetiştirilen ürünler, “Zap” markasıyla satışa çıkarıldı.

     Çukurca Kaymakamı Temel Ayca, proje sayesinde çiftçilerin gelirlerinin artmasının kendisini mutlu ettiğini söyledi. İlçede göreve başladığı ilk günlerden itibaren tarım alanında proje geliştirmeye başladıklarını anlatan Ayca, “İlçede tamamen doğal üretilen tahin, pirinç, üzüm, incir gibi birçok ürün var. Bunları markalaştırarak piyasaya sunmak istedik. Profesyonel destek alarak bir markalaşma süreci başlattık. Markalaşmanın bütün yasal işlemleri tamamlandı. ‘Zap’ markası adı altında ürünlerimiz artık tüm ülkeye satılıyor. Bunun için wep sayfası kuruluyor. Sosyal medya hesaplarından da ürünlerin satışı başladı” dedi. Ürünlerin kısa sürede büyük ilgi gördüğünü, bu nedenle projeyi geliştirmeye karar verdiklerini anlatan Ayca, şunları kaydetti: “Projede ‘sözleşmeli tarım modeli’ uyguluyoruz. Çiftçilere ürettiklerini alma garantisi veriyoruz. Bu da çiftçilerimize rahat üretim imkânı sunuyor. Özellikle tahinin yerel susamdan üretilmesi, yerel susamın artmasını gerektiriyor. Bu uygulamayla susam üretimini 4 – 5 kat arttırmayı düşünüyoruz. Çünkü en lokomotif ürünümüz tahin. Eylül ve Ekim aylarında hasadına başlanacak ürünlerde ciddi bir artış bekliyoruz. Hedefimiz ‘Zap’ markasını büyütmek. Ne kadar büyürse o kadar insana iş imkâna sağlayacak.” Çukurca Kaymakamı Temel Ayca, kullanılmayan arazileri proje sayesinde tarıma açtıklarını dile getirdi.

     Çiftçi Musa Berrak da ilçede birçok insanın geçimini tarımdan sağladığını söyledi. Ürünlerde kimyasal madde kullanmadıklarının altını çizen Berrak, “Bu nedenle ürünlerin damak tadı farklı. Kaymakamımız tarıma önem veriyor. Ürünlerimizi marka haline getirdi. Çukurca eskiden olaylarla, huzursuzlukla anılıyordu, artık farklı tanınıyor” dedi.

     İsveç Taekvando Millî Takımı’nın Başına Kürt Antrenör Getirildi

     (9 Mayıs 2019)

     İsveç Taekvando Federasyonu, millî takımı 2024 Dünya Olimpiyatları’na hazırlaması için Kürt antrenör Ahmed Tallebanî ile anlaşma imzaladı.

     Aslen Kerküklü olan Tallebanî, İsveç başta olmak üzere İskandinavya ülkelerinde tanınan bir taekwondo ustası ve bu alanda çok sayıda ödül aldı. İsveç, Avrupa ve dünya çapında birçok turnuvaya katılan ve kendi takımıyla büyük başarılar elde eden Tallebanî, İsveç Tekvando Millî Takımı’nı 5 yıl boyunca eğitecek.

     AHMED TALLEBANÎ KİMDİR?

     Azad Kürdistan’ın şu anda işgal altındaki Kerkük şehrinden olan Ahmed Tallebanî, sorunlar nedeniyle 16 yaşındayken ülkesini bırakarak Avrupa’ya gitti ve burada büyük sıkıntılarla karşılaştı. Yaşadığı trajediler ve yoksunluklardan dolayı okula gidemeyen Tallebanî, spor alanında kendini geliştirerek dünyaca çapında bir yıldız olmayı başardı.

     1996 yılında düzenlenen Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası’na katılan Ahmed Tallebanî, ilk başarısını burada elde etti.  Türkiye’nin “vatandaşlık” teklifini kabul etmediğini dile getiren Tallebanî, “Türkiye vatandaşlığını redetmemin sebebi, ülkeye karşı olmamdan kaynaklanmıyordu. Avrupa’nın kalbinde hedeflerime ulaşmanın hayâllerini kuruyordum” diye konuştu.

     Önce Almanya’ya giden Tallebanî, daha sonra İsveç’e yerleşti. Bir yıl içinde kendi özel takımını kuran Tallebanî, “11 sporcuyla başladım, şimdi ise İsveç’te birinciyiz. Birkaç defa daha birinci olduk. Son yıllarda hep birinci, ikinci veya üçüncüyüz” ifadelerini kullandı.

     Lion (Aslan) adını koyduğu takımı taekwondo alanında İsveç ve Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada büyük başarılar elde etti. Ahmed Tallebanî, “Takımımdaki sporcuların tümü yetenekli ve başarılıdır. Ne mutlu bize ki takımımızda dünya 6.’sı ve Avrupa 2.’si var” diye konuştu.

     Taekvando alanında siyah kuşağın 7. derecesine sahip olan Tallebanî’nin ayrıca “Grandmaster” sertifikası var (Taekwondo sporunda siyah kemerin 9 derecesi bulunuyor). Uluslararası eğitimci ve hakem olarak da çalışan Tallebanî, bugüne kadar İsveç dışında 130 müsabakaya hakemlik yaptı.

     İsveç Taekwondo Federasyonu ile anlaşma yapan antrenörler için 6 ay ile 1 yıl arasında test süresi var. Geçtiğimiz Eylül ayında başlayan Tallebanî ile, başarısından dolayı test süresi dolmadan anlaşma imzalandı. Böylece Kürt antrenör, İsveç takımını 2024 yılında düzenlenen olimpiyatlara hazırlayacak.

     İsveç Millî Takımı’nı olimpiyatlar için eğitecek olan Kürdistanlı Ahmed Tallebanî, en büyük hayâlinin Kürt gençlerini de olimpiyatlara taşımak olduğunu söyledi. Tallebanî, “Yokotobori şehrinde olduğumdan dolayı Kürdistan Bağımsızlık Referandumu’nda oy kullanan ilk Kürd’üm. Spor salonum da referandumda oy verme işlemleri için kullanıldı” dedi.

     Kürt İşadamı Hamdi Ulukaya, İş Dünyasının Nobel’ini Aldı

     (18 Mayıs 2019)

     ABD’nin gıda şirketlerinden Chobani (Çobanî)’nin kurucusu ve CEO’su Kürt işadamı Hamdi Ulukaya, “İş dünyasının Nobel’i” olarak görülen Oslo Business for Peace ödülünün sahibi oldu.

     Sosyal ve çevresel etki yaratmayı kendilerine amaç edinmiş liderlere verilen Oslo Business For Peace ödülü, Business for Peace (Barış İçin İş) Vakfı tarafından bu yıl onuncu kez verildi. Ödülü daha önce kazananlar arasında Tesla ve SpaceX CEO’su Elon Musk, Virgin CEO’su Richard Branson ve Unilever CEO’su Paul Polman gibi isimler yer alıyor.

     Chobani’nin kurucusu ve CEO’su Dersimli iş insanı Hamdi Ulukaya ile birlikte bu yıl ödülü kazanan diğer iki isim ise, Dubai merkezli CTG-Committed To Good CEO’su İngiliz Alice Laugher ve Kamerun merkezli GiftedMom’un kurucu ortağı Dr. Agbor Ashumanyi Ako oldu.

     Ulukaya, bu ödüle layık görülmekten dolayı onur duyduğunu belirterek, “Ödülü Chobani’de çalışan tüm kardeşlerim adına gururla kabul ediyorum. Şirketlerin sadece kâra değil, insana odaklandığı bu yeni iş yapma biçimi ve dünyayı daha güzel bir yer kılma çabasının, her modern şirketin kalbinde yatması gerektiğine inanıyorum. CEO’lar olarak bizim daha fazlasına ihtiyacımız yok, daha fazlasını yapmaya ihtiyacımız var” dedi. Bir şirketin kârlılığını daha fazla artıran şeyin içinde bulunduğu topluma hak ettiği değeri vermesi olduğunu vurgulayan Ulukaya, “İş dünyasında insanı merkeze koyarak rekabet etmek ve başarılı olmak mümkün. Bunu yapabilen şirketler dağları yerinden oynatabilecek güce sahip” diye konuştu.

     HAMDİ ULUKAYA KİMDİR?

     Hamdi Ulukaya, 1972 yılında Erzincan (Erzingan)’da dünyaya geldi.

     ABD’de Chobani yoğurt firmasının kurdu. Chobani’nin sahibi, kurucusu, yönetim kurulu başkanı ve CEO’sudur.

     Hamdi Ulukaya, sadece iş sektöründeki başarısıyla değil, aynı zamanda yaptığı sosyal yardımlar, servetini mültecilere dağıtma, çalışanlarına şirketinden hisse vermesi ile sempati topladı.

     2015 yılında “The Giving Pledg” (Bağış Taahhüdü)’i imzalayarak servetinin büyük bir kısmını küresel mülteci krizine çözüm bulunmasına ayırdı ve dünyanın dört bir yanında yurdundan edilmiş insanlara daha iyi çözümler sunmak amacıyla “Tent Foundation” (Çadır Vakfı)’u kurdu. “Mülteciler için Ortaklık” (Tent Partnership For Refugees) anlaşması kapsamında Chobani dahil yaklaşık 130 şirket mültecilere istihdam sağlıyor.

     2016 yılında, gıda sektöründe yer alan ve sosyal faydaya önem veren girişimcilere destek vermek amacıyla “Chobani Incubator” (Chobani Kuluçka Merkezi)’u kurdu.

     2017 yılında, Türkiye’deki girişimcilik ekosistemine katkı sağlamak amacıyla “Hamdi Ulukaya Girişimi”ni kurdu.

     Rojavalı Zinar Hüseyin, Avrupa Güreş Şampiyonu Oldu

     (21 Mayıs 2019)

     Kürdistan’ın Rojava (Suriye Kürdistanı) kesiminden olan Kürt genci Zinar Hüseyin, Avrupa Serbest Güreş Şampiyonası’nda 1. oldu.

     Qamîşlo doğumlu Zinar Hüseyin, 2010 yılından beri mülteci olarak yaşadığı Avusturya’da spor faaliyetlerini sürdürüyor. Avusturya’da şampiyonluk kazanan Hüseyin, Avusturya millî takımı sporcusu olarak Avrupa Güreş Şampiyonası’na katıldı ve Avusturya adına altın madalya kazandı.

     Zinar Hüseyin ayrıca daha önce Almanya, Sırbistan ve Slovenya’da düzenlenen müsabakalarda da altın madalya kazanmıştı. Bugüne kadar 5 altın madalya alan Hüseyin, Kürdistan halkına verdiği destekten dolayı teşekkür etti. Zinar Hüseyin, “Bu madalyayı Kürdistan’ın dört parçasındaki halkımıza armağan ediyorum” dedi.

     Hakkari’yi Kadınlar Süslüyor

     (21 Mayıs 2019)

     Hakkari (Çolamerg) ilimizde girişimci kadınların seralarda yetiştirerek pazarladığı süs bitkileri, kentin birçok noktasını renklendiriyor. Hakkari’de “Şehrin Gülümseyişleri” sloganıyla biraraya gelen Çiçeklerin Özü Kadın Kooperatifi üyesi 13 kadın, “Süs Bitkileri Yetiştiriciliğinde Kadın Çiftçi” projesi kapsamında sera kurmaya karar verdi.

     Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından üç yıl önce alınan 250.000 TL destekle Kırıkdağ (Dêzê) köyü Aşağı Derecik (Çemê İsman) mahallesinde 1000 m² alanda iki ayrı sera oluşturan kadınlar, burada yılın belli dönemlerinde süs bitkisi ve sebze yetiştiriyor.

     Mart ayında ektikleri tohumlardan ürün almaya başlayan kadınlar, ürettikleri kadife, horoz ibiği, gazanya, yıldız çiçeği, taflan, pitos, begunya ve petunya gibi süs bitkilerini kentteki kurum, kuruluş, kafe ile park işletmecilerine pazarlıyor. Ürünlerin bahçe ve parklara ekim işlemini de yapan kadınlar, elde ettikleri kazançla aile bütçelerine destek oluyor. Ramazan ayında da günün büyük bölümünü serada ya da çiçek bakımıyla geçiren kadınlar, ürettiklerinin karşılığını almanın mutluluğunu yaşıyor.

     Kooperatif Başkanı Sibel Adıyaman, yaptığı açıklamada, şu sıralar seralarda süs bitkisi üretimi yaptıklarını anlattı. Yetiştirdikleri süs bitkileriyle aynı zamanda peyzaj çalışması yaptıklarını belirten Adıyaman, “13 bayan bu çalışmalarda yer alıyor. Süs bitkilerine talep daha çok kurumlardan geliyor. Bunun yanısıra parklardan, kafelerden de talep var. 13 bayana istihdam sağlıyoruz. Bu çalışmalarda yer alan bayanlar aile bütçelerine katkı sağlıyor” dedi. Son olarak Hakkari Evi’nin bahçesine süs bitkileri yerleştirdiklerini kaydeden Adıyaman, şöyle konuştu: “Mart ayında ekimine başlıyoruz. Bu tohumlar büyüyüp süs bitkisi oluyorlar. Bu hale geldikten sonra da bunları peyzaj çalışmalarında kullanıyoruz. İklime uygun süs bitkisi üretmek zorundayız çünkü iklime uygun olmadığında verim alınamıyor. Kadife, horoz ibiği, gazanya, yıldız çiçeği, taflan, pitos, begonya ve petunya dediğimiz çiçekler ile bunların dışında da süs bitkileri var.” Adıyaman, ürünlere bu sene daha iyi talep olduğunu dile getirerek, “Kadın elinin değdiği herşey güzel, özellikle de çiçekler. Bizim ürettiğimiz çiçekler Hakkari’yi süslüyor. Ramazan ayında oruçlu halde hem seralara gidip çalışıyoruz hem de ekim işini yapıyoruz. Büyük emek veriliyor” ifadesini kullandı.

     Meksika’nın En Etkili 100 Kadınından Biri Kürt

     (26 Mayıs 2019)

     Kürdistanlı – Meksikalı yazar ve aktivist Hanna Jaff, Meksika’daki en etkili 100 kadından biri seçildi. Aktivist, yazar ve politikacı Hanna Jaff, 20 Mayıs’ta Forbes Mexico dergisinin kapağında Meksika’da en etkili 100 kadından biri olarak gösterildi.

     Hanna Jaff, Twitter üzerinden paylaştığı mesajında, “132 milyon kişiden oluşan bir ülkede, Meksika’daki en güçlü 100 kadından biri olarak gösterilmekten onur duyuyorum” dedi.

     Kürt bir baba ve Meksikalı bir annenin çocuğu olarak Meksika’da dünyaya gelen Jaff, yıllarca süren siyasî ve insanî çalışmalara katıldı. Hanna Jaff aynı zamanda 2013’teki kuruluşundan bu yana dünya çapında 180’den fazla yardım etkinliği gerçekleştiren ve kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olan Jaff Eğitim Vakfı’nın da kurucusu. Vakıf, dünya çapında 120 binden fazla göçmen ve mülteciye eğitim verdi.

     Hanna Jaff, 2013’te Meksika’da 4 günde 80 bin kişinin katıldığı ilk ve en büyük “Kürt Festivali”ni düzenledi. Ayrıca çocuklara ve yetişkinlere İngilizce öğrettiği Azad Kürdistan’daki mülteci kamplarını sık sık ziyaret ediyor. Hann Jaff, 2017’de Azad Kürdistan’ın başkenti Erbil (Hewlêr)’de yardım faaliyeti sürdürdüğü sırada basına verdiği demeçte, “Kürdistan’da yalnızca toplumsal sorunların üstesinden gelmek için değil, aynı zamanda ulusal kurtuluşa ulaşmak için de bulaşıcı ilham kaynağı oluşturmak istiyorum” demişti. Jaff, “Bağımsız, birleşik, müreffeh ve barışçıl bir Kürdistan için birlikte olmak zorundayız. Bir kişi bunu yapamaz” ifadelerini kullanmıştı.

     Cizreli Kız Öğrenciler, “Enerji ve Çevre” Konulu Çalışmalarıyla Dünya 3.’sü Oldular

     (27 Mayıs 2019)

     Şırnak (Şehr-i Nûh) ilimizin Cizre (Cezire Botan) ilçesinde özel okulda okuyan Kürt kız öğrenciler, “Enerji ve Çevre” konulu çalışmalarıyla “dünya üçüncüsü” oldular. 17 yaşındaki Helin Monis ve 15 yaşındaki Zeynep Haykır adlı Kürt kızları, 25 ülkeden 42 projenin yer aldığı Uluslararası Mühendislik Bilim ve Teknoloji Yarışması’nda bronz madalya kazandılar.

     Özel bir okulda 10. sınıfa giden Helin Monis ve 8. sınıf öğrencisi Zeynep Haykır, “Atık Sularda Ağır Metal Giderimi İçin Servi Kozalağından Aktif Karbon Üretimi Karakterizasyonu ve Performansının Ölçülmesi” projesiyle, bir süre önce Tunus’ta düzenlenen Uluslararası Mühendislik Bilim ve Teknoloji Yarışması’na katıldı. Kürt kız öğrenciler, bu çalışmalarıyla, 25 ülkeden 42 projenin yer aldığı yarışmada üçüncülük elde ederek bronz madalya kazandı.

     Helin Monis, yaptığı açıklamada, öğretmenlerinin büyük desteğiyle hazırladıkları projeyle bronz madalya kazanmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yarışmada başarı elde ettikleri için mutlu olduğunu belirten Kürt kızı Helin, “Orada farklı kültürleri de tanıdık” dedi.

     Zeynep Haykır da dünya üçüncüsü olarak Şırnak’a gurur yaşattıkları için mutluluk duyduğunu söyledi. Öğretmenleri ve ailelerinin de başarılarında katkısının bulunduğunu anlatan Kürt kızı Zeynep, “Bu proje için hepimiz çok çalıştık. Buralar hep ‘terör bölgesi’ diye anılıyor. Bir nebze de olsa eğitim başarısıyla söz edilecekse ne mutlu bize” diye konuştu.

     Aynı okulda 7. sınıf öğrencisi Mezhep Gül ise arkadaşlarının başarısından dolayı büyük sevinç yaşadıklarını kaydederek, “Kazanacaklarını biliyorduk. Onlarca ülke arasında üçüncü olmak gerçekten büyük başarı, tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

     Proje koordinatörü ve İngilizce öğretmeni Ezgi Aşılan, “Enerji ve Çevre” kategorisinde yarıştıkları projenin yaklaşık 5 aylık çaba sonucu tamamlandığını bildirdi. Ezgi Öğrretmen, “Bronz madalya ve dünya üçüncülüğü sertifikasını alarak gururlu şekilde ülkemize geldik” dedi.

     Okul müdürü Betül Önder de öğrencilerin başarısının kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Bir yıllık geçmişi bulunan okulun bu başarıyı yakalamasının önemine işaret eden Betül Hanım, şu ifadeleri kullandı: “Burası hep terörle anılan bir bölge oldu. Bu bölgenin eğitim faaliyetleri ve başarılarıyla öne çıkması bizi çok heyecanlandırıyor. İnşallah bundan sonraki çalışmalarımızda da derece alarak Cizre’yi terörle değil eğitim faaliyetlerindeki başarılarla tanıtacağız.”

     Muşlu 7 Yaşındaki Görme Engelli Minik Sanatçı Bager, İlk Konserini Köyünde Verdi

     (11 Haziran 2019)

     Muş (Mıj)’ta duyduğu sesleri notaya dökebilme yeteneğine sahip “kusursuz kulak” Bager Çalışcı, ilk konserini köy çocuklarına verdi.

     Doğuştan görme engelli 7 yaşındaki Bager’in, kendisi gibi görme engelli müzik öğretmeni Caner Keser, öğrencisinin köy çocuklarına konser verme hayâlini gerçekleştirmek için çalışma başlattı. Keser, öğretmen arkadaşları ve küçük Bager’in ailesi ile merkeze 55 km mesafedeki Ağartı (Sahak) köyü kırsalına piyano getirilmesini sağladı ve konser ortamı oluşturdu. Kusursuz kulak Bager, bu alanda köy okulundaki öğrencilere piyano ile klasik müzik dinletisi sundu.

     Bager’in babası Mehmet Çalışcı, gazetecilere yaptığı açıklamada, Bager’in hayâlini gerçekleştiren öğretmenlere teşekkür etti. Oğlunun büyük hedefleri olduğunu anlatan Çalışcı, şöyle konuştu: “Bager, dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say ile tanışmak için konserine gitmek istiyor. Oğlum doğadaki tüm sesleri notaya dökebiliyor. Bir hayırsever tarafından hediye edilen piyanoyla bir yıldır kendini geliştiriyor. Görme engelli olduğu için müzik O’nun her şeyi oldu. Diğer çocuklar gibi dışarıda koşuşturup oynayamıyor, O’nun hayatı ve gözleri piyanosu. Kendi müzik dünyasında yaşıyor. Bager’in profesyonel bir piyanist olması için müzik eğitimi alması lazım, çünkü Muş’ta bu anlamda çok ciddi sıkıntılar çekiyoruz.”

     Müzik öğretmeni Caner Keser ise ailesinin sanat merkezine getirdiği, kendisi gibi doğuştan görme engelli ve absolut kulağa, sahip Bager ile tanıştığını anlattı. Bager’in videosunu çekip üniversitedeki hocalarına gönderdiğini belirten Keser, “Hocalarımız Bager’in üstün bir müzik yeteneğine sahip olduğunu söylediler. Bir yıldır fırsat buldukça Bager’e piyano ve kulağının gelişimiyle ilgili yardımcı olmaya çalışıyorum. Biz artık O’na eğitiminde yetemiyoruz. Daha profesyonellerden yardım alması, yarı dönemli konservatuvar eğitim alması lazım” dedi.

     Ağartı İlkokulu Öğretmeni Sinan Özcan ise Bager’in köyde konser verme hayâlini duyunca hemen harekete geçtiklerini dile getirerek, “Piyanosunu köye getirip konser vermesini istedik. Öğrenciler de çok mutlu oldular. Çok doğal bir ortam oldu. Sonuçta burası bir köy. Bir yandan klasik müzik çalarken arkada kuzu sesleri güzel bir ortam oluşturdu” diye konuştu.

     Elazığlı Kürt Gazeteci – Yazar Dilşa Demirbag – Sten, İsveç Kraliyet Akademisi Büyük Ödülü’ne Layık Görüldü

     (14 Haziran 2019)

     İsveç vatandaşı Kürt gazeteci – yazar Dilşa Demirbag – Sten, İsveç Akademisi Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Elazığ (Mezire) ilimizin Kovancılar (Qowançiyan) ilçesinden olan Dilşa Hanım, imkânları kısıtlı olan yerlerdeki çocukların eğitim ve bilgiye erişimine yardım etmeyi amaçlayan Berättarministeriet (Adalet Bakanlığı) vakfı dolayısıyla ödüle layık görüldü. Ödülün değeri, 1, 2 milyon İsveç Kronu (SKR).

     İsveç Kraliyet Akademisi, Demirbağ – Sten’in kurucularından biri olduğu Berättarministeriet isimli vakfın 2011 yılından bu yana çocukları yaratıcılık ve analitik düşünceye teşvik ettiğine dikkat çekti. Açıklamada, Dilşa Demirbağ-Sten’in Berättarministeriet’i kurarak, “Sosyal girişimciliği eğitimin hem bir hak, hem de bir ihtimal olduğu fikriyle harmanladığı” belirtildi ve “Bu vakıf sadece yüksek öğrenimin kapılarını açmakla kalmıyor; vakıf aynı zamanda bir demokrasi meselesi” ifadeleri kullanıldı.

     Dilşa Hanım ise Akademi’ye yaptığı açıklamada, “Savaşla ilgili metaforlar kullanırken çok dikkat etmek gerekir; bununla birlikte, kendimi demokrasinin hizmetindeki bir asker olarak görüyorum. Gazetecilik, ifade özgürlüğü ve kaynakların daha adil paylaşımı için savaşan biri olarak” dedi.

     DİLŞA DEMİRBAG – STEN KİMDİR? (SEDİYANİ HABER)

     Gazeteci ve yazar Dilşa Demirbag – Sten, 10 Ekim 1969 tarihinde Elazığ (Mezire) ilimize bağlı Kovancılar (Qowançiyan) ilçesinin Gülçatı (Kirvan) köyünde doğdu.

     1976 yılında 6 yaşındayken ailesiyle beraber İsveç’e taşındı.

     Karlstad ve Uppsala şehirlerinde büyüyen Dilşa, ailesinin zorla evlendirmek istemesi üzerine başkent Stockholm’a taşındı.

     İsveç Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin yanısıra Stockholm Üniversitesi’nde “Siyaset Bilimi” ve “Tarih” alanlarını dereceyle bitirdi.

     İsveç’te yaşayan Dilşa Demirbag – Sten, gazeteci – yazar olmasının yanısıra, birçok edebî kurum ve grubun kuruluşunda rol aldı. Kültürel alanlarda ve insan hakları sahasında yaptığı başarılı girişimlerinden dolayı çok sayıda ödül aldı.

     2018’den bu yana İsveç Hükûmeti’nde Ayrımcılığa Karşı Delegasyonu üyesi. İsveç Kraliyeti’nin uzman konseyinin üyesi olan Demirbag – Sten, İsveç Küreselleşme Konseyi eski üyesi. Aynı zamanda İsveç Devlet Kurumu Sanat Konseyi üyesi.

     2019’da İsveç Basın Konseyi’ne üye oldu.

     Dilşa Demirbag – Sten, AllBright vakfının eski yönetim kurulu üyesi olmakla beraber İsveç Kızılhaç, Linnaeus Üniversitesi, İsveç Enstitüsü Ulusal Tiyatro’nun eski yönetim kurullarında yer aldı. İsveç Hümanist Birliği ve düşünce kuruluşu FORES’te görev aldı.

     Dilşa Demirbağ – Sten geçmişte Expressen, Östgöta Correspondenten, Göteborgs – Posten, Dagens Nyheter, Fokus ve Axess gibi İsveç gazetelerinde çalışma, yazıları ve araştırmalarıyla katkıda bulundu.

     Uluslararası Af Örgütü’nde İsveç Entegrasyon Bakanı Leif Blomberg’in özel danışmanı olarak çalıştı.

     Dilba, Dilnarin, Dilber ve Hasan adlarında 4 kardeşi var.

     Diyarbakırlı Kürt Hız Sporcusu Isaac Tutumlu, Almanya’da Formula – 1 Şampiyonu Oldu

     (16 Haziran 2019)

     Almanya’nın ünlü Formula – 1 yarışması Nürburgring’de Porsche Mobil1 Supercup serisinde Kürt pilot Isaac Tutumlu birinci oldu. Yarışmayı şampiyon tamamlayan Diyarbekir (Diyarbakır)’lı Tutumlu, Kürdistan bayrağı açtı.

     Kürdistan 90Autoacademy pilotu Isaac Tutumlu, Almanya’da 25 aracın yarıştığı Porsche Mobil1 Supercup serisinde birinci olmayı başardı. Kürdistan bayrağı ile donattığı 90Autoacademy pilotu Isaac Tutumlu, yarışta birinci olarak Kürtler’in gönlüne taht kurdu. Hız sporunda birçok şampiyonluğu bulunan Tutumlu, madalyasını aldıktan sonra Kürdistan bayrağı açtı.

     Yarışmadan sonra basına konuşan Isaac Tutumlu, “Elde ettiğim başarıdan dolayı büyük memnuniyet duyuyorum. Kürdistan adına bu yarışmaya katıldım. Yarışmaya oldukça sıkı bir şekilde hazırlandım. Yarışma oldukça çekişmeli başladı ancak zaman ilerledikçe daha iyi bir performans sergileyerek birinci sıraya gelmeyi başardım” dedi. Audi marka araçla yarışmaya katılan Tutumlu, “Ekibimle birlikte yarışmaya katılan yardımcı pilot da yarışmada 3. olmayı başardı” diye konuştu.

     Henüz iki yaşındayken ilk kez kartingle tanışan ve 1991 yılından itibaren profesyonel olarak karting şampiyonasıyla yarış kariyerine başlayan Isaac Tutumlu, Türkiye’nin ilk FIFA lisanslı menajeri olan Diyarbakırlı Bayram Tutumlu’nun oğlu olarak 1985 yılında İspanya’nın Katalonya coğrafyasının başkenti olan Barselona (Barcelona) şehrinde doğdu. Annesi İspanyol olan Isaac Tutumlu, 21 yaşında karting yarışlarında Kürdistan’ı uluslararası yarışlarda en iyi şekilde temsil etmesi, kullandığı araca Kürdistan bayrağı boyatmasıyla tanınıyor.

     İspanya’da yaşayan Tutumlu, geçmişte “Barzan karting” adını verdiği ekiple yarışmaları katıldı. Tutumlu şu anda ise “Kurdistan” adını verdiği ekiple yarışmalarda Kürt ve Kürdistan’ı tanıtıyor.

     ABD Kongresi’nden Kürt Kız Öğrenci Sara Şıvanî’ye Ödül

     (21 Haziran 2019)

     ABD Kongresi, KerkükSara Şıvanî isimli Kürt kız öğrenciye zeki ve çalışkanlığının yanısıra insanî yardım faaliyetlerinde gönüllü olarak sorumluluk üstlenmesinden ötürü ödül verdi.

     Başkent Washington’daki ödül törenine geleneksel Kürt kıyafetleriyle katılan Sara Şıvanî, yaptığı açıklamada, 10 yıl önce ailesiyle birlikte ABD’ye göç ederek Utah eyaletine yerleştiklerini söyledi.

     ABD Kongresi tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ödül töreninde zeki öğrencilerin yanısıra gönüllü olarak insanî faaliyetlerde bulunan öğrencilere ödül veriliyor. Bu yıl sözkonusu ödülü almaya aday gösterilen Sara Şıvanî, ABD Kongresi tarafından ödüllendirilen öğrenciler arasında yer aldı.

     Geleneksel Kürt elbiseleriyle ödül törenine katılan ve ABD Kongresi üyelerinin yanısıra diğer katılımcıların ilgisini çektiğini kaydeden Şıvanî, geleneksel elbiseleri Kürtler’i temsil etmek için giyindiğini dile getirdi.

     Urfalı Gülfidan, Zayıflamak İçin Başladığı Kick Boksta Türkiye Şampiyonu Oldu

     (12 Temmuz 2019)

     Şanlıurfa (Riha)’da zayıflamak için kick boksa başlayan 17 yaşındaki Gülfidan Arusoğlu, hem bir yıl içerisinde 25 kilo verdi hem de çok sevdiği sporda “Türkiye Şampiyonu” oldu.

     Urfalı Gülfidan Arusoğlu, fazla kiloları nedeniyle çevresinden olumsuz eleştiriler alınca kilolarından kurtularak sağlıklı bir bedene kavuşmak için zayıflamaya karar verdi. Gülfidan, tavsiye üzerine evinin yakınlarındaki Çağdaş Spor Kompleksi’nde kick boksa başladı. Kısa sürede 95 kilodan 75 kiloya düşen genç sporcu, 15 Ocak 2019 günü Antalya (Adalya)’da gerçekleştirilen Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda 3. oldu. Çalışmalarına devam eden Gülfidan Arusoğlu, 1 – 7 Temmuz günlerinde Erzurum (Kalikala)’da düzenlenen Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda da genç kızlar 70 kiloda şampiyonluğa ulaştı.

     Bir yıl içinde 25 kilo veren Gülfidan, millî takıma seçilerek Avrupa ve Dünya Şampiyonası’nda da derece yapmak istiyor.

     Kick boksçu Gülfidan Arusoğlu, spor yapmayı çok sevdiğini, tavsiye üzerine kick boksa başladığını söyledi. Kilosu nedeniyle özgüven kaybı yaşadığı dönemde spora başladığını belirten genç kick boksçu Gülfidan, “Çoğu zaman arkadaşlarım ve çevrem kilolarımı eleştiriyordu. Çağdaş Spor Kompleksi’nde antrenör Serhat Akagündüz’ün tavsiyesiyle kick boksa başladım. Bu sporu çok sevdim. Kısa zamanda çok çalışarak 6 ay içerisinde 75 kiloda Türkiye Şampiyonası’nda 3. oldum. Geçen Erzurum’da düzenlenen şampiyonasında 70 kiloda gençlerde şampiyon oldum. Çok mutluyum. Emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum” dedi. Gülfidan Arusoğlu, sporla birlikte özgüvenini tekrar kazandığını vurgulayarak, “Sağlıklı yaşam için spor yapmak gerekiyor. Ben de kilolarımdan kurtulmak için spora başladım. Çok şükür hem kilolarımdan kurtuldum hem de katıldığım müsabakada şampiyon oldum. Bu kadar kısa zamanda bu kadar kilo vereceğimi düşünmüyordum” diye konuştu. Haftada 3 – 4 gün antrenman yaptığını anlatan Gülfidan, “Bu da bana Türkiye Şampiyonluğu’nu getirdi. Çok çalışıyorum. Hedefim inşallah yakın bir zamanda Avrupa ve Dünya Şampiyonası’nda altın madalya almak. Bunu da yapacağıma inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

     Antrenör Serhat Akagündüz ise Gülfidan Arusoğlu’nun daha büyük başarılara imza atacağına inandığını söyledi. Öğrencisinin azimli çalışarak kısa sürede Türkiye Şampiyonu olmayı başardığına dikkati çeken Akagündüz, “Türkiye Şampiyonası’nda altın madalya alarak gururumuz oldu. Yakında bir zamanda 67 kiloya düşerek Avrupa ve Dünya Şampiyonları’nda derece alacağına inanıyorum. Kendisi ve bizler inanıyoruz. Bunu başaracak” ifadelerini kullandı.

     Kürtler’in Seyyahlığı Bile Ayrı Bir Güzel: Şırnaklı Köylü Çift, İneklerini Satıp Dünyayı Geziyor

     (4 Ağustos 2019)

     Şırnak (Şehr-i Nûh) ilimizin Balveren (Gundıkê Melê) köyünde yaşayan Feyzullah Artuç – Taybet Artuç çifti, 10 yıldır ineklerini satıp dünyayı geziyorlar.

     Şırnak merkeze bağlı Balveren (Gundıkê Melê) köyünde ilkokul mezunu çiftçi Feyzullah Artuç (50), okuma yazma kursuna giden eşi Taybet Artuç (48) ile birlikte 10 yıldır dünyayı geziyor. İneklerini satıp dünya ülkelerini tek tek gezen 5 çocuk sahibi çift, bu kez Avrupa turuna çıktı. 10 yıldır dünyanın farklı ülkelerini Kürt kıyafetleri ile gezen çift, yaklaşık bir ay içinde 20’ye yakın Avrupa ülkesini ziyaret etmeyi hedefliyor.

     Yurtdışı gezilerinde eşini yanından ayırmayan Feyzullah Artuç’un bu yılki gezi rotası Avrupa ülkeleri oldu. Bugüne kadar Azad Kürdistan, Suriye, Irak, İran, Ermenistan, Gürcistan, Rusya, Küba, Japonya, Brezilya ve Katar gibi ülkeleri ziyaret eden Artuç çifti, gittikleri her ülkede Kürt kıyafetleriyle geziyor.

     Yabancı dil bilmedikleri için gittikleri ülkelerde insanlarla işaret diliyle anlaşan Artuç çifti, bu yıl Fransa Konsolosluğu’ndan aldıkları vizeyle Fransa, İtalya, Almanya, İsveç gibi Avrupa’nın birçok ülkesini gezecek.

     Feyzullah Artuç, ahırdaki ineğini satıp Avrupa turuna çıktığını söyledi. Eşiyle birlikte Paris’e gittiklerinde Eyfel Kulesi önünde yöresel kıyafetlerle halay çekip sac ekmeği pişireceklerini belirten Artuç, “10 yıldır eşimle beraber yurtdışına çıkıyoruz. Daha önce Japonya, Katar, Brezilya, Küba, Rusya gibi birçok ülkeyi dolaştık. Bu sene de Avrupa ülkelerine gideceğiz. Fransa, İtalya, Almanya, Avusturya, İsveç gibi ülkeleri dolaşacağız. 25 – 30 gün içerisinde tahminen 15 – 20 ülkeyi gezmeyi hedefliyoruz” dedi. Amacının dünyayı gezerek tanımak olduğunu belirten Artuç, sözlerine şunları ekledi: “Amacımız bu küçük dünyaya gelmişken tanımadan gitmemek. Hayat kısa, hayata başlarken dünyamızı tanımak istiyoruz. Bilim insanları, dünyanın meydana gelişini, ağırlığını, çapını ölçmüşler. Biz de Şırnaklı bir çiftçi olarak Fransa’ya gidiyoruz. Bilim insanları dünyayı böyle keşfetmişken, her yönüyle kanıtlamışken, Fransa’ya gitmek, dünyayı gezmek bize fazla gelmemeli. Kendimizi tanıtmak istiyoruz. Başka kültürleri tanımak istiyoruz. Kendi yöresel kıyafetlerimizi tanıtmak istiyoruz. Paris’i yerel kıyafetlerimizle dolaşmak istiyoruz. Bir de Avrupa ülkelerinin standartlarını test etmek istiyoruz. Bizdeki hayat standartları nedir, onlardaki hayat standartları nedir? Yani bunu karşılaştırmak istiyoruz. Kültürleri yerinde tanımak, öğrenmek istiyoruz. Kendi kültürlerimizi de bütün dünyaya tanıtmak istiyoruz. Önümüzdeki sene de Mısır ve Avustralya var. Önümüzdeki 2 sene içerisinde bütün kıtaları, bütün dünyayı dolaşmış olacağız.” Gezileri için aylar öncesinden hazırlıklar yaptığını ve uygun biletler aldığını kaydeden Artuç, “Biz çiftçiyiz. Sınırlı bir gelirimiz var. Otostopçu değiliz ama ona benzer şekilde yolculuk yapıyoruz. Aylar öncesinden biletlerimizi kesiyoruz. Geçimimizi hayvancılık ve tarımla sağlıyoruz. Burada ticarî minibüsüm de var. Eşim bir büfe işletiyor. Lüks otellere, lüks restoranlara gitmeyeceğiz. İtalya’da bildiğim kadarıyla küçük bir su 2 – 3 Euro arası. Tasarruf etmeye çalışacağız” diye konuştu. Artuç, Avrupa gezisini karayoluyla yapacaklarını dile getirdi.

     Kürt Öğrenci, İskoçya Genelinde Yapılan Sınavda Birinci Oldu

     (9 Ağustos 2019)

     İskoçya’da yaşayan 16 yaşındaki Kürt genci Halkawt Musa, ülke genelinde yapılan lise 2. sınıf sınavlarında 660 bin öğrenci arasından birinci olmayı başardı.

     2003 doğumlu Halkawt, 2001 yılında Duhok’tan İskoçya’ya göç eden bir aile çocuğu olarak Glasgow (Glesga)’da dünyaya geldi. Aile bir süre sonra başkent Edinburgh (Dùn Èideann)’a yerleşti.

     Okul hayatına Edinburgh’da başlayan 16 yaşındaki başarılı genç, oradaki okul sistemine ayak uydurmaya başladı. İlkokul ve ortaokulu başarılı bir şekilde tamamlayan Halkawt, lise sınavlarına hazırlandı. 660 bin öğrencinin katıldığı lise sınavında birinci olmayı başardı.

     Rûdaw’a konuşan Halkawt Musa, “Çok mutluyum ve bir Kürt olarak bu başarıya ulaştığım için gururluyum” dedi. Halkawt, liseyi bitirdikten sonra Tıp okumayı planladığını belirterek, “Oxford ve Cambridge üniversiteleri tarafından okuma teklifi aldım. Fakat ailemden uzak yaşamamak adına teklifleri reddettim” diye konuştu.

     18 Yaşındaki Kürt Genci, Biyoloji Araştırmasından Dolayı “İsveç Kraliyet Hanedanı Ödülü”ne Layık Görüldü

     (15 Ağustos 2019)

     Azad Kürdistan’ın Halepçe (Helebce) kentinden 18 yaşındaki Kürt genci Rawend Şaho Helebceî, yaptığı Biyoloji araştırmasındaki başarısından dolayı İsveç devleti tarafından “Kraliyet Hanedanı” ödülüne layık görüldü.

     Yurtdışında yaşayan Kürtler’in başarısı giderek katlanıyor. Halepçeli genç Rawend Şaho ailesiyle birlikte İsveç’te yaşayan bir Kürt genci. Katıldığı lise sınavlarında ülke genelinde en yüksek puanı alan Şaho bu yıl “Kraliyet Hanedanı” ödülüne layık görüldü.

     Daha önce 2015 yılında aynı ailenin büyük kızı olan Sima Şaho Helebceî de “Kraliyet Hanedanı” ödülünü almıştı.

     Rûdaw’a konuşan baba Şaho Helebceî, çocuklarının geleceği için kendi hayâllerinden vazgeçtiğini dile getirerek, “En büyük hayâlim İsveç’e gidip okumaya devam etmekti. Kendi ülkemde iki yıl Tıp okudum. Burada okulun devamını getiremediğim için orada okumaya karar verdim. Bunu yapmak için de işten ayrılmam ve aynı zamanda çocuklarımın eğitiminden de vazgeçmem gerekiyordu. Fakat ben onları geleceği için kendi hayâllerimden vazgeçtim. Onlar şimdi sadece bizim için değil, bütün Kürtler için gurur kaynağı oldu” dedi.

     Rawand ve Sima’nın annesi Gûlizar Tofik, çocukları ile gurur duyduğunu ifade ederek şöyle konuştu: “Haberi alınca çok mutlu oldum. Kürdistan şartlarında babasıyla birlikte çocuklarımız başarılı olsun diye çok uğraştık. Yılların emeğini bu şekilde aldık. Şu an yaşlarının 18 ilâ 20 olduğunu görüyoruz, bu bizim için mutluluk kaynağı. Yıllar önce ektiğimiz tohumların bu gün birer güzel meyve olarak yetiştiğini gördük. Bu bizim yetiştirildiğimiz en güzel meyvelerden biri oldu.”

     Kardeşinin de kendisi gibi İsveç Kraliyet Hanedanı Ödülü’nü alması ailenin sevincini ikiye katladığını dile getiren Sima Şaho Helebceî de, “Şu an İsveç’te Tıp okuyorum. İki hafta sonra 5’inci sınıfa başlayacağım. Üniversitede hem öğrenciyim hem de asistan olarak görev yapıyorum. Başarılarımdan dolayı hocalarım asistan olarak çalışmamı istediler” diye konuştu.

     Harvard Üniversitesi’nde 2 aylık eğitiminden sonra Kürdistan’a, Süleymaniye’ye dönen Rawend Şaho, ailesi ve sevdikleri tarafından coşkuyla karşılandı. Hislerini Rûdaw’a anlatan Raeand Şaho, “Çok mutluyum. İki ay Harvard Üniversitesi’nde eğitim aldım. Çok iyi bir üniversite, orada okumaya devam etmek istiyorum. Ancak orada okumanın maliyeti oldukça yüksek. Tıp okumak istiyorum. Araştırmalar yapıp insanlığa ve kendi milletime yardımcı olmak istiyorum. Eğitimimi tamamladıktan sonra ülkeme geri dönüp vatandaşlarımıza hizmet etmeyi amaçlıyorum” dedi.

     Rawend başarılı bir öğrenci olmasının yanısıra İsveç’te bir Kürt halay grubuna liderlik ediyor. Rawend’in başarısı sadece okulla sınırlı değil. Başkanlık ettiği halay grubu şu ana kadar katıldığı iki festivalde de birinci oldu.

     Belçika’da Adalet, Bir Kürt Kadınına Emanet

     (2 Ekim 2019)

     Dersimli bir Kürt kadını olan Zuhal Demir, Belçika’da “Planlama, Çevre, Enerji, Turizm ve Adalet Bakanı” oldu.

     Belçika’da yaşayan ve daha önce Federal Hükûmet’te “Yoksullukla Mücadele, Fırsat Eşitliği, Engelliler ve Bilimsel Politikalardan Sorumlu Devlet Bakanlığı” yapan Kürt politikacı Zuhal Demir, yeni Flaman Hükûmeti’ne “Adalet Bakanı” olarak girdi. 39 yaşındaki Zuhal Demir, yeni Flaman Hükümeti’nde “Planlama, Çevre, Enerji, Turizm ve Adalet Bakanlığı” sorumluluğunu üstlenecek.

     Dersimli maden işçisi bir babanın üçüncü çocuğu olan Zuhal Demir, 12 Mart 1980’de Belçika’nın Genk şehrinde dünyaya geldi. Leuven Üniversitesi’nde “Hukuk” öğrenimi gören Demir, 2001 yılında milletvekili olarak Belçika Federal Meclisi’ne girdi.

     Dünyanın En Büyük Belgesel Festivalinde Duhoklu Kürt Yönetmen Rêber Doskî’ye Ödül

     (29 Kasım 2019)

     Kürdistan’ın Duhok şehrinden belgesel film yönetmeni Rêber Doskî, “Sıdık and the Panther” adlı belgeseliyle Hollanda’da düzenlenen Amsterdam Uluslararası Belgesel Film Festivali (IDFA)’nde ödüle layık görüldü.

     Festival jürisi, yaptıkları yazılı açıklamada, Kürt yönetmen Rêber Doskî’nin belgeseliyle ilgili, “Bu ödülü; bizi büyüleyici manzaralar, nefes kesici vahşî yaşam ve aşkın özlem dünyasına taşıyan bu filme armağan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

     Dünyanın en büyük belgesel festivali olarak kabul edilen ve 1988’den beri her yıl düzenlenen etkinlikte, “En İyi Belgesel” dalında ödül alan Kürt yönetmen Rêber Doskî, yaptığı açıklamada, “Benim için dağlar filmin ana kahramanı” diyerek, dağların her zaman Kürtler’i koruduğunu söyledi. Ailesinin Saddam Hüseyin döneminde dağa sığındığını ve kendisinin dağda dünyaya geldiğini ifade eden Doskî, yaşam öyküsünü sinemaya aktarmaya çalıştığını belirtti. Belgesel görüntülerinde dağların doğal güzelliğini ve hüznünü yakalamaya çalıştığını ifade eden Doskî, “Filmde ilk kez o yere geri dönüyorum” dedi. Doskî, ödülü kazandığı için çok mutlu olduğunu belirterek, Kürtler’in yaşadıkları sorunların sinemada daha fazla yer alması için elinden geleni yapacağını ifade etti. Rêber Doskî, önümüzdeki günlerde filmini Azad Kürdistan’da da göstermek istediğini ve bu konuda bir etkinlik hazırlığı içerisinde olduğunu sözlerine ekledi.

     “Sıdık and the Panther” filmi, Saddam rejimi tarafından ormanların ateşe verilmesi sonucu yaralanan panter ile onunla yakınlaşmaya çalışan Sıdık’ın hikâyesini konu ediniyor.

     Duhok doğumlu Doskî, 1998’den beri Hollanda’da yaşıyor ve 2013’te Hollanda Film Akademisi’nden mezun oldu. Doski, 2015’te çektiği kısa filmi “The Sniper of Kobani”yle birçok festivalde ödül kazandı ve 2016’da çektiği ilk uzun metrajlı filmi “Radio Kobani” ise IDFA’ya girmeyi başararak, toplamda 14 ödül aldı.

     Amsterdam Uluslararası Belgesel Film Festivali, 1988’den bu yana her yıl Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da düzenlenen dünyanın en büyük belgesel festivalidir. Festivalin amacı yaratıcı belgeselleri desteklemek ve bu belgeselleri olabildiğince fazla seyirciyle buluşturmak. Festival ilk ortaya çıkışında küçük bir etkinlik olarak düzenlese de yıllar içerisinde gelişerek 11 güne yayılan 200’den fazla belgeselin gösterildiği festivale dönüştü. Şu ana kadar 120 bin izleyici bu belgeselleri seyretti. Festivalde, farklı türlerde çok sayıda Avrupa ve dünya filminin galaları düzenleniyor.

     Kürt Sanatçı Gani Mirzo’nun Belgeseli, Barcelona Uluslararası Engelliler Film Festivali’nde “En İyi Belgesel” Ödülü Aldı

     (3 Aralık 2019)

     İspanya’da yaşayan Kürt sanatçı Gani Mirzo’nun hazırladığı “Savaş Sonrası Armoni” belgeseli, Katalonya’nın başkenti Barcelona’da düzenlenen Uluslararası Engelliler Film Festivali’nde “En İyi Belgesel” olarak ödüllendirildi.

     Rûdaw’a konuşan Gani Mirzo, “Toplam 600 belgesel ve kısa film rekabetli bir yarışa girdi. Sonuç olarak ‘Savaş Sonrası Armoni’ birincilik derecesini elde etti” dedi. Rojava’daki savaş ve sanat belgeselin ana teması olarak ön plana çıkarken sanatçı burada sanatın savaş durumundaki önemi ve rolünden bahsetmektedir. Belgeselin teması hakkında konuşan Mirzo, “Müzik ve sanatla savaşın çirkin yüzünü gizlemeye çalıştık” diye konuştu.

     Yapımını Rûdaw Medya Grubu’nun üstlendiği belgesel Arjantin uyruklu iki yönetmen tarafından 1 yılda çekildi. Raqqa, Qamîşlo ve Kobanî gibi kentlerde çekilen belgeselde Ermenî ve İspanyol müzisyenler de rol aldı.

     1968 yılında Rojava’nın Qamîşlo şehrinde doğan Gani Mirzo, Halep’teki konservatuarda iki yıl müzik eğitimi aldıktan sonra doğduğu kente dönerek müzik öğretmenliği yaptı. Müzik eğitimi için 1993 yılında İspanya’ya gitti. Yaklaşık 26 yıldır Barcelona’da yaşayan sanatçı, birçok sanat dalında çalışmalar yürütüyor.

     10 Yaşındaki Kürt Kızı Agırîn, Matematik’te Dünya Şampiyonu Oldu

     (19 Aralık 2019)

     İran Kürdistanı (Rojhılat)’nın Urmiye şehrinden olan 10 yaşındaki Kürt kızı Agırîn İbrahimî, Kamboçya’da düzenlenen Dünya Mental Aritmetik ve Matemetik Yarışması’nda birincilik elde ederek “dünya şampiyonu” oldu.

     Kamboçya’da Zihin Geliştirme Programı UCMAS tarafından düzenlenen yarışmada Agirîn, 4000 öğrenci arasında birinci gelerek dünya şampiyonluğunu elde etti. Rûdaw’a konuşan Urmiyeli Agirîn İbrahim’in annesi Şermîn Yusuf Bedirxan, kızının 5 yaşından beri okumaya ve Matematik’e ilgi duyduğunu, bu nedenle okumasına önem verdiklerini söyledi. Anne Şermîn Hanım, “Kızım şu an 10 yaşında ve 8 dakikada hiçbir alet kullanmadan hızlı ve doğru bir şekilde zihinsel hesaplamalar yaparak 200 soruyu doğru cevaplıyor” diye konuştu. Agırîn’in teyzesi Zehra Abdurrahman da yeğeni Agırîn’in ilkokul 4. sınıf öğrencisi olduğunu belirterek, “Agırîn, daha önce de Malezya’da düzenlenen Asya UCMAS yarışmasında birincilik elde etmişti. Bu yıl ise dünya birincisi oldu” dedi.

     İlk olarak Malezya’da hizmet vermeye başlayan UCMAS, dünyada 52’den fazla ülkede faaliyet gösteren ve Mental Aritmetik konusunda dünya şampiyonları yetiştiren bir firma. UCMAS Zihin Geliştirme Programı Kurucusu Dino Wong, Mental Aritmetik’in bilgi, yaşam tecrübesi ve yaratıcılık ürünü olduğunu belirterek, kendilerine en iyi şekilde yetiştirmeleri için çocuklara yardımcı olmayı amaçlayan bir zihin geliştirme programı olduğunu belirtiyor.

     MENTAL ARİTMETİK NEDİR?

     Mental Aritmetik yönteminde, 4 – 12 yaş arasındaki çocuklarda abaküs kullanılarak temel matematiksel işlemleri öğretiliyor. Bunu yaparken de zamanın kullanımı çok önemli. Çocuklar tüm bu işlemleri çok hızlı bir şekilde yapmayı öğreniyor. Sayıların ve matematiksel işlemler, abaküs kullanarak öğretildikten sonra abaküs kaldırılarak işlemlerin zihinden yapılmasıyla program devam ediyor. Abaküs kaldırıldıktan sonra çocuklar aktif olarak beynin sağ yarıküresini kullanarak, abaküsün zihinlerindeki görselini kullanarak işlemleri çok hızlı bir şekilde yapmaya devam edebiliyorlar.

     İbrahim Sediyani

     SEDİYANİ HABER

     31 ARALIK 2019

 

1155 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir