Dünyayı Kadınlar Yönetirse | İzlanda “Büyümeyi” Değil “İnsanı” Önceleyen “Mutluluk Ekonomisi”ne Geçiyor

 

isediyani

İzlanda, vatandaşlarının mutluluğunu ve çevreyi önplana koyan yeni bir ekonomi programına geçeceğini duyurdu. İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir bu adımı atarken, diğer ülke hükûmetlerine de benzer yönde adım atmaları çağrısında bulundu.

 

     İzlanda, vatandaşlarının mutluluğunu ve çevreyi önplana koyan yeni bir ekonomi programına geçeceğini duyurdu. İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir bu adımı atarken, diğer ülke hükûmetlerine de benzer yönde adım atmaları çağrısında bulundu. 43 yaşındaki Başbakan, “ekonomik büyüme odaklı politikalar”ın yerini “aile dostu, çevre odaklı politikalar”ın alması gerektiğini söylüyor.

     Britanya’nın başkenti Londra (London)’daki Chatham House’da konuşan Katrín Jakobsdóttir, daha çevreci ve daha aile dostu ölçülerle ülkelerin kendi değerlerini ölçümlemeleri gerektiğini ileri sürerek, ülkesinin bu alanda lider rol üstleneceğini belirtti. Jakobsdóttir, bu modelin vatandaşın beden ve ruh sağlığını önceleyeceğini söyledi.

     İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir, bu konuda İskoçya Başbakanı Nicola Ferguson Sturgeon ve Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Kate Laurell Ardern ile birlikte hareket ediyor. Bu üç lider kadın, bir devrim niteliğindeki bu projelerini “mutluluk ekonomisi” olarak adlandırıyorlar.

     Buna göre ekonomik alanda başarılı olma ölçütü için ülkenin Gayr-i Safi Millî Hasılası (GSMH)’ndan ziyade sosyal göstergeler dikkate alınacak. Bu şekilde, bütçe planlanırken iklim krizi, eşitsizlik ve dijital hizmetlere erişim gibi politikalara daha fazla öncelik verilecek.

     İskoçya’da halihazırda benzeri bir girişim oldu ve adına “Ulusal Performans Çerçevesi” deniyor. İngiltere’deki Sheffield Üniversitesi Ekonomi Politikası Profesörü Allister McGregor, bu girişimler için, “‘Böyle bir politikaya sahip olacağız’ demek işin kolay kısmı. Esas mesele bunu hükûmet ederken ne tür yasa ve düzenlemelere çevireceğiniz” diyor ve şunları söylüyor: “Haberlerde hep ekonominin ne kadar büyüdüğünü veya büyümediğini dinliyoruz. Sonra diğer haberlerde çevre felâketlerini, uygarlığımızın nasıl sürdürülebilir olmadığını ve yaşanan adaletsizlikleri, eşitsizlikleri dinliyoruz. GSYH toplumlarımızı mahveden bu şeylere bir çözüm sunmuyor.” McGregor’a göre GSYH de önemli ancak yaşam standartlarını değerlendirmek açısından artık gelişmişlik ve büyüme konusunda daha dengeli bir yaklaşım sergilenmesi gerekiyor. Çünkü bazı ekonomik büyüme faktörleri insanlara, çevreye ve çocuklarımızın geleceğine açıkça zararlı.

     İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir, bu ekonomik modelin, gayr-i safi yurtiçi hasılâdan çok sosyal göstergeleri dikkate alacağını anlatıyor: “ABD Başkanı Kennedy’nin şu sözlerinin üzerinden 50 yıl geçti: ‘Gayr-i safi millî hasılâ, yaşamı değerli kılan şeyler dışarıda bırakılarak hesaplanır.’ Ekonomik büyüme değerlendirilirken, bu büyümenin nasıl gerçekleştirildiğini de odaklanmalıyız. Tüm eksiklerine karşın büyüme rakamları, ekonomik başarının temel öğesi olarak değerlendiriliyor. Bizim, İskoçya’nın ve Yeni Zelanda’nın savunduğu mutluluk ekonomisi modeli ise, BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çerçevesinde, bugün ve gelecek nesillerin mutluluğunu amaçlıyor. Bu ekonomik model, ortak mutluluğun sağlanması için, bir toplumun yalnızca ne kadar zengin olduğunun değil, ne kadar mutlu olduğunun da değerlendirilmesi üzerine kurulu. Hayat kalitesini, yalnızca veriler üzerinden değil, mutluluk perspektifinden de değerlendirmeliyiz. Çocuklarımız, ‘Gezegeni niye kurtarmadınız?’ diye sorduğunda, ‘Kapitalizm’i ayakta tutmaya çalışıyorduk’ demek istemiyorum.” Katrín Jakobsdóttir, ekonomiyi bu yönde geliştirecek mutluluk bütçesi üzerinde de çalışıldığını açıkladı.

     Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz de, mevcut ekonomik değerlendirmelerin, modern toplumları şekillendiren, iklim değişikliği etkisi, eşitsizlik gibi unsurları kapsamadığı için yetersiz kaldığı görüşünü savunuyor. Stiglitz geçen ay Guardian gazetesine yazdığı yazıda, 2008 malî krizinin de “mevcut ekonomik verilendirmelerin yetersizliğini ortaya koyduğunu” savundu.

     İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir  de gelişen ülkelerin, yenilenebilir enerji kullanımı yönünde atılımlar yapması gerektiğini savunuyor. 350 bin nüfûslu İzlanda, “2018 Dünya Mutluluk Raporu”nda Finlandiya, Norveç ve Danimarka’nın ardından 4. sırada yer aldı. Ancak Jakobsdóttir her ne kadar mutluluk oranında yüksek sırada olunsa da İzlanda’nın bu komşu ülkelerden daha fazla anti depresan kullanmasını örnek gösterdi ve “Depresyonu önlemek için spor ve sanat faaliyetlerini yaygınlaştırmalıyız” dedi.

     Sol görüşlü siyasetçi Katrín Jakobsdóttir , merkez sağ partilerle koalisyon kurarak 2017 yılında başbakanlık koltuğuna oturdu.

     BBC, EURONEWS

     4 ARALIK 2019

 

295 Total Views 2 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir