Kadın Peygamberler – 16

 

İbrahim Sediyani

 

 

 

 

 

– geçen bölümden devam –

     Yeni doğan Hz. Musa, annesi Hz. Yoxebed tarafından Nil Nehri’ne bırakıldıktan ve Firavun III. Amenhotep’in hanımı Hz. Asiye (Nefertiti, Taduxepa) tarafından bulunup saraya alındıktan sadece 3 yıl sonra, zalim ve tağut Firavun III. Amenhotep ölür. (859)

     Yıl, M. Ö. 1347. Zalim ve tağut Firavun öldüğünde, dul kalan Hz. Asiye (as) 19 yaşında, Hz. Musa (as) ise henüz 3 yaşındadır.

     Daha önce de belirttiğimiz üzere, sarayda büyüyen Hz. Musa, aristokratlara has entelektüel bir eğitim almış, dönemin medeniyette en gelişmiş ve kültürlü halkı olan Mısırlılar’ın bütün ilimlerinde yetiştirilmiş ve gerek sözlerinde gerekse işlerinde kudretli bir kimse olmuştur. (860)

     Hz. İsa (as) ile aynı dönemde yaşamış ve Yunan akılcılığı ile Musevî inancını birleştirmesiyle ünlenen, Yunan Felsefesi ile Tevrat’ın özdeş olduğunu kanıtlamaya çalışmış, Yahudîler’in kutsal kitabını Eflatun (M. Ö. 427 – M. Ö. 347)’un felsefesi ışığında yorumlamış olan dünyaca ünlü Mısırlı Yahudî dîn bilgini ve filozof İskenderiyeli Filon Yedidia (M. Ö. 20 – M. S. 45), Hz. Musa’nın öğrendiği tüm ilimleri zikretmektedir. Filon’un naklettiğine göre Musa, gizli Mısır öğretisinin yanısıra Asur ve Xalde ilimlerini de öğrenmiştir. Firavun’un evlatlığı olduğu için tahtın varisi diye kabul edilen bu genç, zenginlikler ve eğlenceler arasında mütevazi ve iffetli olarak kalıp bir filozof gibi hayat sürecek kadar faziletliydi. Musa, tahta yakın bulunması sebebiyle devlet yönetiminde üst görevler için yetiştirildiğinden, kuvvetle muhtemeldir ki Mısır Hiyeroglifi yanında Çivi Yazısı’nı da öğrenmiş ve siyasî alanda da yetişmiştir. (861)

     Musa büyüyünce, Tanrı kendisine peygamberlik bahşetmiştir. Musa, “Tanrı’nın elçisi” olarak insanları şirkten tevhîde (Tek Tanrı inancına) çağırmıştır. Musa’nın bir peygamber olduğu, Tevrat’ın yanısıra İncil ve Kur’ân ile de sabittir. Hz. Musa’nın adı Tevrat’ta “Moşe” (משה) şeklinde, Kur’ân’da ise “Musa” (ﻣﻮﺴﻰ) şeklinde geçer.

     Tevrat, Musa’yı “peygamberlerin en büyüğü” olarak takdim eder. (862) Bu husus, Endülüslü dünyaca ünlü Yahudî filozof, hahambaşı, yasa koyucu, Talmud bilgini ve doktor Moşe ben Meymun ya da tam adıyla Rabbi Ebû İmran Moşe Ben Ubeydullah Meymun el- Qurtabî (1135 – 1204)’nin tespit ettiği “Musevî Âmentüsü”nde bir “imân esası” olarak yer almıştır. Çünkü Hz. Musa, Tevrat’a göre, sadece O’na ait bir nitelik olmak üzere Tanrı ile yüzyüze söyleşen, Tanrı’nın Sina Dağı’ndaki vahyine aracı olarak seçtiği, esaret altındaki halkı “kâhinler melekûtu” ve “mukaddes millet” haline getiren, eşsiz ve benzersiz bir kişidir. (863)

     İncil’de Hz. Musa, Hz. İsa ile mukayese edilmektedir. (864)

     Hz. Musa’dan Kur’ân-ı Kerîm’in 34 tane sûresinde ve 136 ayrı yerde bahsedilmektedir ve Kur’ân’da kendisinden en fazla bahsedilen peygamber Musa’dır. (865)

     Musa Peygamber, Kur’ân-ı Kerîm’de şu özellikleriyle anılır: O hem resûl hem nebîdir, ihlas sahibidir. (866) Allah’ın risaletleriyle ve sözleriyle insanlar arasında seçkin kılınmıştır. (867) Allah’a, fısıldaşan kimse kadar yaklaşma şerefine nail olmuştur. (868) Allah tarafından seçilmiştir. (869) Allah tarafından ona sevgi verilmiştir ve O’nun nezaretinde yetiştirilmiştir. (870) Allah onu kendisine elçi seçmiştir. (871) O güvenilir ve şerefli bir elçidir. (872) Allah katınde şerefli biridir. (873) Güçlü ve güvenilirdir. (874) Mü’mîn kullardandır. (875)

     Zalim ve tağut Firavun III. Amenhotep öldükten birkaç yıl sonra, Mısır’da tahta genç yaştaki manevî oğlu IV. Amenhotep (ya da sonradan kendisine seçtiği sıfatla Axenaton) geçer. (876)

     İşte burası çok önemli ve bütün gizem de burada saklı.

     Ne demek “evlatlığı”? Yoksa, yoksa…

     Yoksa IV. Amenhotep (Axenaton) bizzat Hz. Musa mıdır?

     Antik Mısır Medeniyetleri uzmanı olan Mısırlı Müslüman araştırmacı yazar Ahmed Osman (1934 – halen hayatta), Mısır Firavunu IV. Amenhotep (Axenaton)’in Hz. Musa’nın tâ kendisi olduğunu söylemektedir. (877) Bununla da kalmayan Ahmed Osman, Mısır’ın 18. Hanedanlık döneminde iki ayrı firavunun vezirliğini yapmış olan Yuya’nın, Musa’nın annesi Yoxebed’in dedesi Hz. Yusuf (as) Peygamber’in tâ kendisi olduğunu ileri sürmektedir. (878)

     Aslında Musa’nın – ve diğer peygamberlerin – gerçekten yaşayıp yaşamadıkları bilimsel çevrelerde yüzyıllarca tartışılan, sorgulanan bir konu olmayı hep sürdürmüştür. Batılı akademik çevreler, Musa’nın tarihsel bir kişilik değil, efsanevî bir figür olduğu konusunda uzlaşmıştır. (879) Musa’nın gerçek bir kişilik olup olmadığı, bu çevrelere göre spekülatiftir. (880) Kesin olarak Mısır’daki hiçbir tarihsel kaynak, Musa’dan veya Yahudîler’in bu ülkeden yaptığı “Çıkış” (Exodus)’tan bahsetmiyor. Bu öyküyü destekler mahiyette Mısır’da veya Sina vahşî yaşamında herhangi bir arkeolojik kanıt da bulunamamıştır. (881)

     Yaşanan her türlü toplumsal ve siyasal olayın kayıt altına alındığı ve böylece yazılı olarak günümüze kadar geldiği Eski Mısır’da, “Exodus” gibi olağanüstü büyük bir toplumsal hadisenin, bir ulusun kitleler halinde ülkeden kaçışı, Kızıldeniz’in ikiye yarılması gibi muazzam bir hadisenin o döneme ait hiçbir yazıtta bahsinin dahi edilmemiş olması, insanın garibine gidiyor ve akıllarda kuşku uyandırıyor.

     Musa’nın doğumu ve büyütülmesi ile ilgili kutsal kitaplarda anlatılan kıssa, Musa’dan tam 1000 yıl önce yaşamış ve Büyük Sargon olarak anılan Akkad Kralı I. Sargon ya da özgün Akkadca adıyla Şarrukino (M. Ö. 2334 – M. Ö. 2279)’nun öyküsüyle birebir örtüşmektedir. (882)

     Akkad Kralı Şarrukino (I. Sargon, Büyük Sargon), doğumunu ve büyütülmesini bizzat kendi el yazısıyla şöyle anlatmaktadır:

     “Ben Akkad’ın birinci kralı, büyük kral Sargon’um.

     Annem bir prenses idi, babamı bilmiyorum. Ülkeyi babamın kardeşi yönetiyordu.

     Ben Fırat Nehri kıyısındaki Azupirana kentinde doğdum.

     Prenses annem beni gizlice doğurdu. Beni bir kamış sepete koydu, onu ziftle kapladı. Beni nehre bıraktı, dışarı çıkamayacaktım.

     Nehir beni sürükleyerek su çekici Akki’ye götürdü.

     Akki adlı kadın beni sudan çıkardı, kendi oğlu gibi büyüttü beni.” (883)

    Okuduğunuz bu satırlar – ki hayretler içinde kalarak okuduğunuza eminim – M. Ö. 2300’lü yıllara aittir. Yani Hz. Musa’dan 1000 sene öncesine…

     Görüldüğü üzere, M. Ö. 1300’lerde yaşamış olan Hz. Musa’dan tam 1000 yıl önce, M. Ö. 2300’lerde yaşamış Akkad Kralı Şarrukino (I. Sargon, Büyük Sargon)’un hikâyesi Musa’nın hikâyesiyle tıpatıp aynıdır.

     Musa’nın doğumu ve büyütülmesi ile ilgili kutsal kitaplarda anlatılan kıssa, Hint efsanesi “Mahabharata” (महाभारतम्)’daki figür Karna’nın doğumu ve büyütülmesi ile de benzerlik göstermektedir. (884) Aynı şekilde Yunan mitolojisindeki Ödipus karakteriyle de aralarında benzerlik bulunmakta. (885)

     Dünyaca ünlü Antik Yunan tarihçi Heredot (M. Ö. 484 – M. Ö. 425), M. Ö. 5. yy’da kaleme aldığı “İstoríai” (Tarih) adlı meşhur kitabında, erkek çocukların sünnet edilmesi geleneğinin Mısır’da uzun süreden beri devam eden bir uygulama olduğunu ve sadece Antik Mısır’da bulunan bir uygulama olduğunu, Doğu Akdeniz’de başka hiçbir halkın bu geleneği uygulamadığını, Samiler’in, Babilliler’in ve Sümerler’in sünnetsiz olduklarının kesin bir şekilde varsayılabileceğini belirtmektedir. (886)

     Buradan hareketle, Yahudîler’in sünnet geleneğini Mısır’dan devraldıkları kesin olarak ortadadır.

     Fransız Devrimi (1789) ve Aydınlanma hareketine büyük katkıları bulunmuş olan dünyaca ünlü Fransız filozof ve yazar Voltaire ya da gerçek adıyla François-Marie Arouet (1694 – 1778), 1764 yılında kaleme aldığı “Dictionnaire Philosophique” (Felsefe Sözlüğü) adlı kitabında şu önemli noktaya dikkat çekmektedir: “Issız bir çölde Musa hangi dilde yazmıştır? Olsa olsa ancak Mısır diliyle! Çünkü bu kitaptan (Tevrat’tan) anlaşılıyor ki, Musa da bütün ümmeti de Mısır’da doğmuşlardır. Başka bir dil bildiklerine ihtimal verilemez.” (887)

     Psikanaliz biliminin kurucusu olan dünyaca ünlü Avusturyalı Yahudî ama ateist nörolog, psikolog ve düşünür Sigmund Freud ya da gerçek adıyla Sigismund Schlomo Freud (1856 – 1939) da bu hususa değinir. Freud, Yahudiler’in sünnet geleneğini nereden aldıkları sorusunu Mısır olarak yanıtlamaktadır. Kendisi de Yahudî olan Sigmund Freud şöyle demektedir: “Eğer Musa, Yahudiler’e yalnızca bir dîn değil aynı zamanda sünnet emri de verdiyse, bir Yahudî değil bir Mısırlı’ydı ve o durumda Musa dîni büyük olasılıkla bir Mısır dîni ve yaygın dînle zıtlığı göze alındığında daha sonraki Yahudî dîninin bazı önemli açılardan uyuştuğu Aton dîniydi.” (888)

     Sigmund Freud, Hz. Musa’nın Aton dînine mensup olduğunu ve Mısır Firavunu IV. Amenhotep (Axenaton)’in bir takipçisi olduğunu söylemektedir. Freud’a göre Musevîlik, bu dînin izlerini taşır. (889)

     Kendisinin son kitabı olan ve 1939’da ölümünden kısa süre önce yayınlanan “Der Mann Moses und die Monotheistische Religion” (Musa Denen Adam ve Tektanrılı Dîn) adlı eserinde Sigmund Freud, Musa’nın İbranî değil Mısırlı olduğu tezine ek olarak, Yahudî monoteizminin kökeni ve Yahudîlik’in doğası hakkında geniş kapsamlı hipotezler ortaya koyar. Freud’un bu eserinde Musa, Mısır’ın Nil deltasındaki Gosen bölgesinin valisi olup Axenaton’un sıkı bir takipçisidir. Tek Tanrı inancı Mısır’da başarısız olunca, Musa onu İbraniler arasında yaydı ve orada bu maya tuttu. (890)

     Antik Mısır Medeniyetleri uzmanı olan Mısırlı Müslüman araştırmacı yazar Ahmed Osman ise Freud’un iddiâsını bir adım ileri taşıyarak, Musa’nın IV. Amenhotep (Axenaton)’in tâ kendisi olduğunu söyler. Ahmed Osman’a göre, “Exodus” (Çıkış) hadisesinde İbraniler’i arkasından sürükleyen kişi Axenaton’un tâ kendisidir. Yani Musa’dır. (891)

     Musa’nın Tanrısı Yehova tarafından Sina Dağı’nda İsrailliler’e verilmiş olan “On Emir” yani İbranice özgün adıyla “Aseret ha Dibrot” (עשרת הדיברות) kesinlikle Mısır geleneğindendir ve Mısırlılar’ın “Ölüler Kitabı” yani Eski Mısır dilindeki özgün adıyla “Ra Nu Pert Em Hru” ile ortak kökene sahiptir. Mısırlılar öldükten sonra âhirette “Yargılama Odası”nda Tanrı Osiris ve 42 yargıcı önünde yargılamaya tabi tutulacaklarına inanıyorlardı. “Ölüler Kitabı”nda, ölü kişinin bu durumda söylemesi gereken teminatlar şunlardır:

     “Yalancılık yapmadım. Yalan söylemedim.

     Hırsızlık yapmadım. Çalmadım.

     İnsan öldürmedim.” (892)

     Musa’ya indirildiğine inanılan “On Emir” (Aseret ha Dibrot) de bu Mısır mahrecli “teminatname”nin “emirname” haline dönüşmüş halidir:

     “1 – Yaratıcı’ndan başka ilahların olmayacak.

     2 – Kendin için oyma put yapmayacaksın; yukarıda gökte olanların (kuşlar) yahut aşağıda yerde olanların (insanlar ve karada yaşayan diğer hayvanlar) veyahut yerin altında sularda olanların (balıklar ve diğer deniz canlıları) tapınmak amacıyla suretini yapmayacaksın, onlara eğilmeyeceksin ve onlara ibadet etmeyeceksin.

     3 – Yaratıcı (Yehova)’nın, Rabb’in ismini boş yere ağzına almayacaksın.

     4 – Altı gün çalışacak ve Sebt (Cumartesi) gününde dinleneceksin, o gün hiçbir iş yapmayacaksın.

     5 – Annene ve babana hürmet edeceksin.

     6 – İnsan öldürmeyeceksin.

     7 – Zina etmeyeceksin.

     8 – Hırsızlık yapmayacaksın.

     9 – Yalan şahîdlik yapmayacaksın.

     10 – Komşunun namusuna ve malına göz dikmeyeceksin.” (893)

     Antik Mısır Medeniyetleri uzmanı olan Mısırlı Müslüman araştırmacı yazar Ahmed Osman’ın bu tespiti, bize göre de yüzde yüz doğru bir tespittir. Çoktanrılı bir inanca sahip olan Mısır’da Tek Tanrı inancını başlatan kişi olan IV. Amenhotep (Axenaton), kutsal kitaplarda anlatılan Hz. Musa’nın tâ kendisidir.

     Karakterleri belirgin hale getirirsek: Kutsal kitaplarda anlatılan zalim ve tağut firavun, Mısır Firavunu III. Amenhotep’tir. Musa’yı bebekken Nil Nehri’nde bulup kurtaran ve saraya alıp kendi eliyle büyüten karısı Hz. Asiye (as), Nefertiti (Taduxepa)’dir. Hz. Musa ise zalim firavun öldükten sonra yerine tahta geçen evlatlığı (oğulluğu) IV. Amenhotep (Axenaton)’tir.

     Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır. Gerçek bilgi ve hakikat, ancak O’nun katındadır.

     Eski Mısır Uygarlığı’nın M. Ö. 1549 – M. Ö. 1292 tarihleri arasını kapsayan ve “Yeni İmparatorluk” olarak da adlandırılan 18. Krallık döneminde hüküm sürmüş bütün firavun ve kraliçelerin isimleri kayıt altına alınmış olup günümüzde yazılı olarak tek tek bellidir ve krallık sülalesindeki bütün bu isimlerin hepsi önümüzdedir. (894) Bu durumda, Kur’ân-ı Kerîm’de Asiye’nin “Firavun’un karısı” olduğu belirtildiğine göre (895), Asiye, bu silsilede yer alan ve isimleri açıkça belli olan kişilerden biridir, burada isimleri geçen kraliçelerden biri kesin olarak Asiye’dir. Ayrıca Hz. Musa’nın hangi tarihlerde yaşadığı da bellidir. M. Ö. 1300’lerde yaşamıştır. (896) Bu durumda, o tarihlerde iktidarda olan kraliçe hangisiyse, Musa’yı sudan çıkarıp kurtaran ve büyüten odur. M. Ö. 1300’lerde hangi kadın Mısır Kraliçesi ise, Kur’ân’da “Firavun’un karısı” diye anlatılan, İslamî kaynaklarda da “Hz. Asiye” diye bahsedilen kadın odur.

     Asiye’nin Nefertiti olduğunu gösteren somut emareleri daha önce zikretmiştik. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için, burada tekrarlayacağız. Sonra da Musa’nın Axenaton olduğunu gösteren somut emareleri kaleme alacağız.

     İşte kutsal kitaplarda anlatılan Hz. Asiye’nin Nefertiti (Taduxepa)’nin tâ kendisi olduğunu net bir biçimde kanıtlayan somut emareler:

     1 – Nefertiti, M. Ö. 1370 – M. Ö. 1330 yılları arasında yaşamıştır (897), yani Hz. Musa ile aynı dönemde (898). Tarihler bellidir. Kraliçe olduğu tarihler, M. Ö. 1351 – M. Ö. 1334 yıllarıdır. (899)

     Musa doğduğunda Mısır’ın kraliçesi olan kadın Nefertiti’dir, dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’de bahsedilen, bebek Musa’yı nehir sularından çıkarıp kurtaran ve sarayına alıp kendi elleriyle büyüten “Firavun’un karısı” (900), Nefertiti’den başkası olamaz.

     2 – Kutsal metinlerde anlatıldığı şekliyle olaya baktığımızda, Firavun’un karısının (Asiye’nin) bir Mısır Kraliçesi olmasına ve saraylı bir kişilik olmasına rağmen, davranışlarının, hal ve haraketlerinin hatta ahlak ve kişiliğinin tamamen farklı olduğunu görüyoruz. Bizzat kendi yönettiği devletin en temel yasalarını çiğnemesi, Nil Nehri sularında bir sandığa bırakılıp terkedilmiş halde bulduğu bebek Musa’yı bir İbranî çocuğu olduğunu anladığı halde sevip benimsemesi, hatta sarayına alıp kendi elleriyle büyütmesi, O’nun her ne kadar Mısır Kraliçesi ise de aslen Mısırlı olmadığı intibaını uyandırıyor. Hz. Musa ile aynı zamanda yaşamış olan Nefertiti de her kadar Mısır Kraliçesi ise de, aslen Mısırlı değildir, kendisi aslen Kürdistanlı olup bir Kürt kadınıdır. (901)

     Nefertiti, Mitanni Kürt Krallığı’nın başkenti olan Vaşşuganni şehrinde doğmuştur (902) (bu şehir, bugünkü Urfa / Riha ilinin Ceylanpınar / Serê Kanî ilçesi yakınlarında, bugünkü Rojava sınırı yani Türkiye – Suriye sınırı üstüne düşen bir yerde kurulmuştu) ve Mitanni Prensesi olan bir Hitit Kürt kızıdır. (903) Daha sonra gelişen Mısır – Hitit ilişkilerinin sonucu olarak Mısır’a gelin gitmiş, Mısır Firavunu IV. Amenhotep (Axenaton) ile evlenerek Mısır Kraliçesi olmuştur. (904)

     Çok güzel bir kadın olan Nefertiti, Kürdistan’dan Mısır’a gelin geldikten sonra, Mısırlılar kendisine “Nefertiti” ismini takmışlardır ve bu ifade Eski Mısır dilinde “Güzel Kadın Geldi” veya “Güzellik Geliyor” demektir. (905) Nefertiti’nin gerçek ismi Taduxepa (Taduxipa)’dır. (906)

     3 – Kutsal metinlerde anlatıldığı şekliyle olaya baktığımızda, Hz. Asiye’nin Firavun kocasına karşı baskın bir yapısının olduğunu, ona sözünü geçirtebildiğini, edilgen değil etken bir karaktere sahip güçlü bir kadın olduğunu görüyoruz. Nefertiti de aynen böyle bir kadındı. Hatta Nefertiti zamanında Mısır’ı Firavun değil karısı Nefertiti yönetiyordu denebilir.

     Nefertiti, devlet yönetiminde kocası Axenaton’la aynı seviyede bulunuyordu. Firavun’un devlet idaresinde sahip olduğu tüm yetkilere O da sahipti. Bu durum Mısır’da alışkın olunan bir uygulama olmadığından halk ve özellikle dîn adamları hiç memnun değildi. (907)

     4 – En önemli ve “can alıcı” benzerlik de şu: Nefertiti, çoktanrılı bir inanca sahip olan Mısır’da Tek Tanrı inancını başlatan kişidir. Şirke, tuğyana ve putperestliğe karşı mücadele eden Nefertiti, yaşamı ve iktidarı boyunca Tevhîd mücadelesi vermiş, insanları putlara ve sahte ilahlara değil, evrenin gerçek yaratıcısı olan Tek İlah’a imân ve ibadet etmeye çağırmıştır. (908) Mü’mîn ve muvahhid bir kadın olan ve Mısır’da “dînî bir devrim” gerçekleştiren Nefertiti, sonunda Tanrı’ya olan inancı nedeniyle acımasızca şehîd edilmiştir.

     Gördüğünüz üzere, Kur’ân-ı Kerîm’de “Firavun’un karısı” denilerek bahsedilen, hadislerde ve İslamî kaynaklarda “Hz. Asiye” ismiyle zikredilen kadın, Nefertiti’den başkası olamaz. Çünkü hem Hz. Musa ile aynı dönemde yaşamış olan Mısır Kraliçesi Nefertiti’dir, hem de bilimsel / nesnel tarihteki reel bir kişilik olan Kürt kadını Nefertiti ile dînî / İslamî kaynaklarda “Firavun’un karısı Asiye” denilerek bahsedilen kadının yaşam öyküleri, ahlak ve karakterleri hatta verdikleri mücadele bile aynıdır.

     Asiye’nin Nefertiti olduğunu gösteren somut emareleri zikrettikten sonra, şimdi de Musa’nın Axenaton olduğunu gösteren somut emareleri zikredelim.

     İşte kutsal kitaplarda anlatılan Hz. Musa’nın IV. Amenhotep (Axenaton)’in tâ kendisi olduğunu net bir biçimde kanıtlayan somut emareler:

     1 – Eski Mısır Krallığı’nda, dünyadaki diğer tüm krallıklarda olduğu gibi, kral öldüğünde yerine oğlu hemen yeni kral olarak tahta çıkardı. Fakat IV. Amenhotep (Axenaton)’te böyle olmamıştır. Firavun III. Amenhotep öldüğünde, oğlu (daha doğrusu evlatlığı) IV. Amenhotep (Axenaton) hemen tahta çıkmamış, Mısırbilimcilere göre 8 veya 12 yıl bekletildikten sonra tahta çıkarılmıştır. (909) Niye mi? Çocuk olduğu için. Biraz büyümesi beklenmiştir.

     Bu da zalim Firavun öldüğünde evlatlığı Musa’nın henüz 3 yaşında bir çocuk olduğu yönündeki dînî kaynaklardaki anlatımla benzeşmektedir.

     2 – En önemli ve “can alıcı” benzerlik şu: IV. Amenhotep (Axenaton), çoktanrılı bir inanca sahip olan Mısır’da Tek Tanrı inancını başlatan kişidir. Bunu eşi Nefertiti ile birlikte yapmışlardır. Mısır’da, IV. Amenhotep (Axenaton), çoktanrıcılığa karşı Tek Tanrı inancını başlatan insandır. Şirke, tuğyana ve putperestliğe karşı mücadele eden IV. Amenhotep, iktidarı boyunca Tevhîd mücadelesi vermiş, insanları putlara ve sahte ilahlara değil, evrenin gerçek yaratıcısı olan tek ilah “Aton”a (daha sonra Musevîlik’te “Yehova”, İslamiyet’te “Allah”) imân ve ibadet etmeye çağırmıştır. (910)

     Peki, kutsal kitapların (Tevrat ve Kur’ân) bildirdiğine göre, çoktanrılı bir inanca sahip olan Mısır’da Tek Tanrı inancını başlatan kişi kimdir? Elbette ki Hz. Musa (as) Peygamber. Kaldı ki, kutsal kitaplarda ve dînî metinlerde anlatılan Hz. Musa ile bilimsel – nesnel tarihin anlattığı IV. Amenhotep (Axenaton)’in hem yaşadıkları zaman aynıdır, hem de yaşam hikâyeleri ve verdikleri mücadele aynıdır. Gerçekleştirdikleri devrim aynı devrimdir. Sadece kutsal kitaplar geçmişte yaşamış peygamberleri ve diğer önemli şahsiyetleri kendine özgü isimlerle anmaktadır ki, bu, kutsal kitaplara özgü bir husustur. Fakat şahıslar aynı kişilerdirler.

     Axenaton (IV. Amenhotep) ve başlattığı monoteizm (Tektanrıcılık) inancının İbahimî dînlerdeki Musevîlik ve sonrasında gelen Hristiyanlık ve İslamiyet’in öncülü olduğu hakikati, pekçok bilim insanı, dînbilgini ve tarihçi tarafından kesin bir biçimde dile getirilmiştir. (911)

     3 – En ilginç bir detay da şu: IV. Amenhotep, tahta çıktıktan sonra Tek Tanrı inancını yaymaya başlayınca, iktidarının 5. yılının 7. ayında kendi ismini değiştirdi, daha doğrusu kendisine bir sıfat seçti ve o sıfatı kendisine isim yaptı: “Axenaton”. (912) Bir ay sonra da, iktidara gelişinin tam olarak 5. yılının 8. ayının 13. gününde, başkenti günümüzde Amarna olarak bilinen, kendisinin ise Axetaton adını verdiği yeni şehre taşıdı. (913) Aynı yıl Axenaton, bu şehirdeki Karnak Tapınağı bölgesinde Tevhîd (Tektanrıcılık) dîninin yaşatıldığı bir Aton Tapınağı da inşâ etti. (914)

     Mısır’da tahta çıkan IV. Amenhotep’in, iktidarının 5. yılının 7. ayında ülkede şirke, putperestliğe ve çoktanrıcılığa karşı Tevhîd (Tek Tanrı) inancını tebliğ etmeye başlamasından sonra IV. Amenhotep yerine Axenaton ismini kullanmaya başlaması oldukça ilginç ve hayret vericidir. IV. Amenhotep, ülkesinde ve kendi milletine “Birden fazla Tanrı olamaz, putlara tapmayın! Kâinatın tek bir yaratıcısı vardır, sadece bir Tanrı vardır ve bir olan o Tanrı’ya imân ve ibadet edin” diye tebliğ etmeye başlarken, kendisi için niçin “Axenaton” ismini (sıfatını) kullanmıştır ve “Axenaton” ismi ne anlama gelmektedir?

     “Axenaton” nitelemesi, o dönemde konuşulan Eski Mısır dilinde “Tanrı’nın Elçisi” demektir (915) ve bu direk olarak semavî dînlerdeki “Allah’ın Peygamberi” nitelemesine karşılık gelmektedir. IV. Amenhotep’in Mısır’da Tek Tanrı inancını tebliğ etmeye başladıktan sonra kullandığı “Axenaton” sıfatı, direk olarak İslamî literatürdeki “Resulullah” (ﺮﺳﻮﻞﷲ) nitelemesine tekabül etmektedir.

     Axen: Elçi, Peygamber, Hizmetkâr

     Aton: Tanrı, Yehova, Allah

     Axenaton: Tanrı’nın Elçisi, Allah’ın Peygamberi, Resulullah

     Mısır’da tahta çıkan IV. Amenhotep’in ülkede Tek Tanrı inancını tebliğ etmeye ve yaymaya başladıktan sonra Axenaton (= Tanrı’nın Elçisi, Allah’ın Resulü) ismini kullanmaya başlaması ve bu şekilde anılması, O’nun bir peygamber olduğunu ve dolayısıyla Hz. Musa’nın tâ kendisi olduğunu çıplak bir biçimde göstermektedir.

     Binyıllardır çoktanrıcı bir inanca sahip ve putlara tapan bir toplumda, “peygamberlik” denen şeyin ne olduğunu dahi bilmeyen ve böyle bir şeyle hiç karşılaşmamış Mısır’da, Mısır Kralı’nın birdenbire kendisini “Tanrı’nın Peygamberi” (Axenaton) olarak isimlendirmesinin ve bu sıfatı kullanmasının hikmeti ne ola ki? Gerçekten de öyle olduğu için olmasın sakın…

     4 – Dikkat çekici ve tüm şüpheleri ortadan kaldırıcı bir husus da, Axenaton (IV. Amenhotep)’un M. Ö. 1300’lerde Tek Tanrı Aton için yazdığı “Aton’un Büyük İlahîsi” adlı şiiri ile Yahudîler’in kutsal kitabı Tevrat’ın (Tanah’ın) Ketuvim kısmında bulunan bir bölümün ismi olup İbranice ismi “Tehillim” (תהילים) olan “Zebur”daki 104. bölümün tıpatıp aynı olmasıdır. (916)

     Kutsal kitap Zebur’daki ilahî şöyledir:

     “Rabb’e övgüler sun, ey gönlüm!
     Yâ Rabb, Tanrım, ne ulusun!
     Görkem ve yücelik kuşanmışsın,
     Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün.
 
     Gökleri bir çadır gibi geren,
     Evini yukarıdaki sular üzerine kuran,
     Bulutları kendine savaş arabası yapan,
     Rüzgârın kanatları üzerinde gezen,
     Rüzgârları kendine haberci,
     Yıldırımları hizmetkâr eden sensin.
 
     Yeryüzünü temeller üzerine kurdun,
     Asla sarsılmasın diye.
     Engini ona bir giysi gibi giydirdin,
     Sular dağların üzerinde durdu.
     Sen kükreyince sular kaçtı,
     Göğü gürletince hemen çekildi.
     Dağları aşıp derelere aktı,
     Onlar için belirlediğin yerlere doğru.
     Bir sınır koydun önlerine,
     Geçmesinler, gelip yeryüzünü bir daha kaplamasınlar diye.
 
     Vadilerde fışkırttığın pınarlar,
     Dağların arasından akar.
     Bütün kır hayvanlarını suvarır,
     Yaban eşeklerinin susuzluğunu giderirler.
     Kuşlar yanlarında yuva kurar,
     Dalların arasında ötüşürler.
     Gökteki evinden dağları sularsın,
     Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.
 
     Hayvanlar için ot,
     İnsanların yararı için bitkiler yetiştirirsin;
     İnsanlar ekmeğini topraktan çıkarsın diye,
     Yüreklerini sevindiren şarabı,
     Yüzlerini güldüren zeytinyağını,
     Güçlerini artıran ekmeği hep sen verirsin.
 
     Rabb’in ağaçları,
     Kendi diktiği Lübnan sedirleri suya doyar.
     Kuşlar orada yuva yapar,
     Leyleğin evi ise çamlardadır.
     Yüksek dağlar dağ keçilerinin uğrağı,
     Kayalar kaya tavşanlarının sığınağıdır.
 
     Mevsimleri göstersin diye ayı,
     Batacağı zamanı bilen güneşi yarattın.
     Karartırsın ortalığı, gece olur,
     Başlar kıpırdamaya orman hayvanları.
     Genç aslan av peşinde kükrer,
     Tanrı’dan yiyecek ister.
     Güneş doğunca
     İnlerine çekilir, yatarlar.
     İnsan işine gider,
     Akşama dek çalışmak için.
 
     Yâ Rabb, ne çok eserin var!
     Hepsini bilgece yaptın;
     Yeryüzü yarattıklarınla dolu.
     İşte uçsuz bucaksız denizler,
     İçinde kaynaşan sayısız canlılar,
     Büyük küçük yaratıklar.
     Orada gemiler dolaşır,
     İçinde oynaşsın diye yarattığın Livyatan da orada.
     Hepsi seni bekliyor,
     Yiyeceklerini zamanında veresin diye.
     Sen verince onlar toplar,
     Sen elini açınca onlar iyiliğe doyar.
     Yüzünü gizleyince dehşete kapılırlar,
     Soluklarını kesince ölüp toprak olurlar.
     Ruhunu gönderince var olurlar,
     Yeryüzüne yeni yaşam verirsin.
 
     Rabb’in görkemi sonsuza dek sürsün!
     Sevinsin Rabb yaptıklarıyla!
     O bakınca yeryüzü titrer,
     O dokununca dağlar tüter.
 
     Ömrümce Rabb’e ezgiler söyleyecek,
     Var oldukça Tanrım’ı ilahîlerle öveceğim.
     Düşüncem O’na hoş görünsün,
     Sevincim Rabb olsun!
     Tükensin dünyadaki günâhlılar,
     Yok olsun artık kötüler!
     Rabb’e övgüler sun, ey gönlüm!
     Rabb’e övgüler sunun!” (917)
.

     Mısır Kralı IV. Amenhotep (Axenaton) tarafından kaleme alınan şiirin olduğu gibi Yahudîler’in kutsal kitabı Zebur’da sûre olarak karşımıza çıkması, Musevîlik dîninin kökeninin Mısır’a, Axenaton’un Tek Tanrı Aton inancına dayandığını ve Axenaton’un Hz. Musa’nın tâ kendisi olduğunu hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak netlikte göstermektedir.

     Amarna’daki çeşitli sarayların kaya mezarlarında yapılan arkeolojik çalışmalar neticesinde Axenaton’a ait bu ilahî sarayın türbesinde bulunmuştur. (918) ABD’li karı – koca Mısırbilimciler Colleen Manassa Darnell (1980 – halen hayatta) ve John Coleman Darnell (1984 – halen hayatta) de bu ilahînin Aton Tapınağı’nda Axenaton ve bağlıları tarafından söylendiğini doğruluyorlar. (919)

     Britanyalı Mısırbilimci Toby Alexander Howard Wilkinson (1969 – halen hayatta), Mısır Kralı Axenaton tarafından yazılan ve sonradan olduğu gibi Zebur’da âyetler olarak yer alan bu şiiri, “Homerik öncesi dünyadan hayatta kalan en önemli ve görkemli şiirlerden biri” olarak nitelendirmektedir. (920) Alman bir Siyonist ve 1948’den sonra İsrailli bir siyasetçi olan Richard Lichtheim (1885 – 1963)’in kızı olup 1914’te bir Osmanlı Yahudîsi olarak İstanbul’da doğan Samî dînler uzmanı ve Mısırbilimci Miriam Lichtheim (1914 – 2004), Axenaton tarafından yazılan bu şiiri “Tek Tanrı doktrininin şiir diliyle güzel bir ifadesi” şeklinde methetmektedir. (921) Şiir hakkında 1913 yılında yaptığı değerlendirmede Britanyalı Mısırbilimci ve tarihçi Henry Reginald Holland Hall (1873 – 1930) ise, Axenaton’un bu şiiri için “Bilimsel aklın ilk örneği” demektedir. (922)

     5 – Dikkat çekici ve tüm şüpheleri ortadan kaldırıcı bir başka husus da, Axenaton (IV. Amenhotep)’un M. Ö. 1300’lerde Tek Tanrı inancını dile getirmek için bir yazıta yazdığı sözlerdir.

     Bu sözler, öyle yabana atılacak sözler değildir. Çünkü Axenaton tarafından kaleme alınan bu sözler, sonrasında ortaya çıkan Musevîlik, Hristiyanlık ve İslam “inanç özü”nü oluştururlar ve kutsal kitapları Tevrat, İncil ve Kur’ân’ın “ana düşüncesi”dirler. Mısır Kralı IV. Amenhotep (Axenaton) tarafından bir yazıt üzerine yazılan ve arkeolojik çalışmalar neticesinde günümüze kadar ulaşabilmiş olan bu sözler şöyle:

     “Tanrı birdir, tektir, O’ndan başkası yoktur. Bir tanedir, O’dur her varlığı yaratan.

     Bir rûhtur Tanrı, görünmeyen bir rûh. Rûhlar rûhu, Mısır’ın yüce rûhu, kutsal rûh.

     Tâ başlangıçta vardı Tanrı. İlk varlıktır O. Hiçbir şey yokken O vardı.

     Herşeyi O yarattı kendi doğduktan sonra. Başlayanların yaratanı. Sonsuzdur Tanrı. Zamanın başından sonuna kadar, ezelden beri süregelen varlığı sonsuzluğa kadar sürecek.

     Gizlidir Tanrı, kimse görmemiştir O’nu. Benzerlerini bile gören olmamıştır.

     İşitir her çığlığı. Güçsüzleri korur güçlülere karşı.

     Kendini tanıyanları tanır. Yardım elini uzatır hizmet edenlere. İzinden yürüyenleri esirger.” (923)

     Nasıl? Sanki Kur’ân-ı Kerîm’deki “İhlas sûresi”ni okumuş gibi oldunuz, değil mi? Oysa bu sözler M. Ö. 1300’lü yıllara ait ve Mısır Kralı Axenaton tarafından söylenmiştir. Daha ortada ne Tevrat var, ne İncil ne de Kur’ân…

     Axenaton tarafından söylenen ve yazıtlara yazılan bu sözleri, sonrasında gelen Tevrat, İncil ve Kur’ân’da birebir aynı biçimde âyet olarak görmekteyiz. Muhtemeldir ki, bunlar da âyet idi. Yani Axenaton’un kendi düşünüp söylediği sözler değil, Allah tarafından O’na indirilen âyetlerdi. Bir de, aslında bu şekilde düşünmek, semavî dînlere mensup Yahudîler, Hristiyanlar ve Müslümanlar için daha “akıllıca” olur. Zirâ aksi durumda, bu somut göstergeler, onları “dînlerin insan ürünü olduğu” sonucuna götürür ki, o noktaya gitmeyi onların üçü de istemez.

     Binyıllardır çoktanrıcı bir inanca sahip, Tek Tanrı akidesi nedir hiç bilmeyen ve putlara tapan bir toplumda, bir adamın Allah’tan vahiy almadan birdenbire ortaya çıkıp kendi beşerî aklıyla bu sözleri söylemesi mümkün değildir. Ama söylediğine göre, olsa olsa Allah’tan vahiy almıştır ve kendisi bir peygamberdir. Başka türlü düşünmek, aklın sınırlarını zorlar.

     Axenaton’un peygamber olmadığını yani Hz. Musa’nın tâ kendisi olmadığını söylemek, normal insanların da Allah’tan hiç vahiy almadan peygamberlerin sahip olduğu ilahî bilgi ve mertebeye ulaşabileceğine inanmak demektir. Eh madem ki o ilahî bilgi ve mertebeye kendi beşerî aklımızla düşünüp ulaşabiliyoruz, o halde vahye ve peygamberlere ne ihtiyaç var? Fakat bu bizim itikadımıza aykırıdır. Bizim inancımıza göre, Allah seçtiği peygamberlere vahiy yoluyla bu bilgileri ileterek, bize yaratılışın ve varoluşun hikmet ve hakikatini öğretmiştir.

     Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır. Gerçek bilgi ve hakikat, ancak O’nun katındadır.

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(859): Ancient Egypt Wikia, 18th Dynasty Family Tree, ancientegypt.fandom.com/wiki/18th_Dynasty_Family_Tree / Wikipedia (İngilizce), “Eighteenth Dynasty of Egypt” maddesi, en.wikipedia.org/wiki/Eighteenth_Dynasty_of_Egypt / Vikipedi (Türkçe), “Mısır’ın Onsekizinci Hanedanı” maddesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/M%C4%B1s%C4%B1r%27%C4%B1n_on_sekizinci_hanedan%C4%B1 / Wikipedia (İngilizce), “Eighteenth Dynasty of Egypt Family Tree” maddesi, https://en.wikipedia.org/wiki/Eighteenth_Dynasty_of_Egypt_family_tree

(860): İncil, Resullerin İşleri, 7:22 / Kur’ân-ı Kerîm, Qasas 14

(861): Philon von Alexandria, Neue Deutsche Biographie, s. 503, Duncker & Humblot Verlag, Berlin 1953

(862): Tevrat, Tesniye, 34:10

(863): Tevrat, Çıkış, 19:5 – 6 ve 33:11; Sayılar, 12:6 – 8

(864): İncil, İbraniler’e Mektup, 3:1 – 6

(865): Hz. Musa’nın kıssası Kur’ân-ı Kerîm’de özellikle Bakara sûresi, Qasas sûresi, Âraf sûresi, Şuâra sûresi ve Kehf sûresinde anlatılır

(866): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem 51

(867): Kur’ân-ı Kerîm, Âraf 144

(868): Kur’ân-ı Kerîm, Meryem 52

(869): Kur’ân-ı Kerîm, Tâhâ 13

(870): Kur’ân-ı Kerîm, Tâhâ 39

(871): Kur’ân-ı Kerîm, Tâhâ 41

(872): Kur’ân-ı Kerîm, Duhan 17 – 18

(873): Kur’ân-ı Kerîm, Ahzab 69

(874): Kur’ân-ı Kerîm, Qasas 26

(875): Kur’ân-ı Kerîm, Saffat 121 – 122

(876): Ancient Egypt Wikia, 18th Dynasty Family Tree, ancientegypt.fandom.com/wiki/18th_Dynasty_Family_Tree / Wikipedia (İngilizce), “Eighteenth Dynasty of Egypt” maddesi, en.wikipedia.org/wiki/Eighteenth_Dynasty_of_Egypt / Vikipedi (Türkçe), “Mısır’ın Onsekizinci Hanedanı” maddesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/M%C4%B1s%C4%B1r%27%C4%B1n_on_sekizinci_hanedan%C4%B1 / Wikipedia (İngilizce), “Eighteenth Dynasty of Egypt Family Tree” maddesi, https://en.wikipedia.org/wiki/Eighteenth_Dynasty_of_Egypt_family_tree

(877): Ahmed Osman, Moses and Akhenaten – The Secret History of Egypt at the Time of the Exodus, Grafton Books, Londra 1990, https://books.google.de/books?id=5VkoDwAAQBAJ&pg=PT213&lpg=PT213&dq=nefertiti+moses&source=bl&ots=y16R_XsjXK&sig=ACfU3U30oWGYid-POsq9ogqRpresIhEueg&hl=de&sa=X&ved=2ahUKEwijlLm1vJrlAhXI0qQKHcxyCww4FBDoATAGegQICRAB#v=onepage&q&f=false

(878): Ahmed Osman, Stranger in the Valley of the Kings, s. 29 – 30, Harper & Row Publishing, San Francisco 1987

(879): Encyclopædia Britanicca, “Moses” maddesi, Chicago 2011

(880): William G. Dever, What Did the Biblical Writers Know and When Did They Know It?: What Archeology Can Tell Us About the Reality of Ancient Israel, s. 99, Eerdmans Publishing, Grand Rapids 2001 / George Ernest Wright – Frank Moore Cross – Edward Fay Campbell – Floyd Vivian Filson, The Biblical Archaeologist, Wiliam G. Dever, “What Remains of the House That Albright Built?”, American Schools of Oriental Research, sayı 56, bölüm 1, s. 25 – 35, Scholars Press, 2 Mart 1993

(881): Carol Meyers, Exodus,  s. 5 – 6, Cambridge University Press, Cambridge 2005

(882): Helena Petrovna Blavatsky, The Secret Doctrine: The Synthesis of Science, Religion and Philosophy, cilt 1, s. 320, The Theosophical Publishing, Londra & New York & Madras 1888 / Helena Petrovna Blavatsky, Isis Unveiled – A Master-Key to the Mysteries of Ancient and Modern Science and Theology, cilt 2, s. 442 – 443, Cambridge University Press, New York 2012 / Dorothy Milne Murdock, Did Moses Exist? The Myth of the Israelite Lawgiver, s. 16 – 17, 254 – 255 ve 484, Stellar House Publishing, Seattle 2014 / Solomon Alexander Nigosian, From Ancient Writings to Sacred Texts – The Old Testament and Apocrypha, s. 55, Johns Hopkins University Press, Londra & Baltimore 2004 / Timothy D. Finlay, The Birth Report Genre in the Hebrew Bible, s. 236, Mohr Siebeck Verlag, Tübingen 2005 / Jan Assmann, Exodus: Die Revolution der Alten Welt, s. 142 – 143, C. H. Beck Verlag, Münih 2015 / Lauretta Lueck, The Many Waters, s. 146 – 147, Rosetta Stone Press, Calgary 2000 / Robert Gnuse, No Tolerance for Tyrants – The Biblical Assault on Kings and Kingship, s. 51 – 52, Liturgical Press, Collegeville 2011 / Reinhard Achenbach – Ruth Ebach – Jacob Wöhrle, Wege der Freiheit – Zur Entstehung und Theologie des Exodusbuchs, s. 80 – 82, TVZ Verlag, Zürih 2014 / Leslie J. Hoppe, New Light from Old Stories: The Hebrew Scriptures for Today’s World, s. 20, Paulist Press, Mahwah 2005 / James H. Cumming, Torah and Nondualism – Diversity, Conflict and Synthesis, s. 13, Ibis Press, Lake Worth 2019 / Otto Rank, The Myth of the Birth of the Hero: A Psychological Interpretation of Mythology, The Journal of Nervous and Mental Disease Publishing, New York 1914 / Michael S. Heiser, I Dare You Not to Bore Me with the Bible, Lexham Press, Bellingham 2014 / Ian D. Wilson, Kingship and Memory in Ancient Judah, Oxford University Press, New York 2017 / Lawrence Boadt – Richard Clifford – Daniel Harrington, Reading the Old Testament: An Introduction, Paulist Press, Mahwah 2012

(883): Helena Petrovna Blavatsky, Isis Unveiled – A Master-Key to the Mysteries of Ancient and Modern Science and Theology, cilt 2, s. 442, Cambridge University Press, New York 2012 / Dorothy Milne Murdock, Did Moses Exist? The Myth of the Israelite Lawgiver, s. 254 – 255, Stellar House Publishing, Seattle 2014 / Solomon Alexander Nigosian, From Ancient Writings to Sacred Texts – The Old Testament and Apocrypha, s. 55, Johns Hopkins University Press, Londra & Baltimore 2004 / Timothy D. Finlay, The Birth Report Genre in the Hebrew Bible, s. 236, Mohr Siebeck Verlag, Tübingen 2005 / Jan Assmann, Exodus: Die Revolution der Alten Welt, s. 142 – 143, C. H. Beck Verlag, Münih 2015 / Lauretta Lueck, The Many Waters, s. 146 – 147, Rosetta Stone Press, Calgary 2000 / Lawrence Boadt – Richard Clifford – Daniel Harrington, Reading the Old Testament: An Introduction, Paulist Press, Mahwah 2012

(884): Peter Jensen, Das Gilgamesch-Epos in der Weltliteratur, cilt 2, s. 157 – 161, Adolf Ebel Verlag, Marburg an der Lahn 1928 / Vivek Iyer, Ghalib, Gandhi and the Gita, s. 209 – 211, Polyglot Publications, Londra 2012 / Lawrence S. Cunningham – John J. Reich – Lois Fichner-Rathus, Culture & Values – A Survey of the Humanities, cilt 1, s. 169, Cengage Learning Publishing, Boston 2010 / Dorothy Milne Murdock, Did Moses Exist? The Myth of the Israelite Lawgiver, s. 254, Stellar House Publishing, Seattle 2014 / James H. Cumming, Torah and Nondualism – Diversity, Conflict and Synthesis, s. 13, Ibis Press, Lake Worth 2019 / David Adams Leeming, The World of Myth: An Anthology, Oxford University Press, Oxford & New York & Toronto 1990 / Arindam Chakrabarti – Sibaji Bandyopadhyay, Mahābhārata Now, Routledge Publishing, Yeni Delhi 2014

(885): Kalman J. Kaplan – Paul Cantz, Biblical Psychotherapy: Reclaiming Scriptural Narratives for Positive Psychology and Suicide Prevention, s. 97 ve 145 – 148, Lexington Books, Londra & Lanham & Boulder & New York 2017 / John T. Willis, Bible in History – Jahweh and Moses in Conflict, s. 41 – 43, Peter Lang Publishing, Frankfurt am Main & Berlin & Viyana & Bern & Brüksel & Oxford & New York 2010 / René Bloch, Moses und der Mythos – Die Auseinandersetzung mit der Griechischen Myhologie bei Jüdisch-Hellenistischen Autoren, s. 143, Brill Verlag, Leiden 2011 / Rubén Gallo, Freud’s Mexico – Into the Wilds of Psychoanalysis, s. 95 – 107, MIT Press, Londra & Cambridge 2010

(886): Heredot, İstoríai, cilt 2, bölüm 104, M. Ö. 5. yüzyıl

(887): Voltaire, Felsefe Sözlüğü, cilt 2, s. 232, Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, İstanbul 2001

(888): Sigmund Freud, Hz. Musa ve Tektanrıcılık, s. 42, Bağlam Yayınları, İstanbul 1987 / Sigmund Freud, Dinin Kökenleri, s. 252 – 253, Payel Yayınları, İstanbul 2002

(889): Sigmund Freud, Der Mann Moses und die Monotheistische Religion, s. 106 – 133, De Lange Verlag, Amsterdam 1939

(890): age

(891): Ahmed Osman, Stranger in the Valley of the Kings, s. 29 – 30, Harper & Row Publishing, San Francisco 1987

(892): Ra Nu Pert Em Hru (Mısır Ölüler Kitabı), bölüm 125

(893): Tevrat, Çıkış, 20: 1 – 17 ve 32

(894): Ancient Egypt Wikia, 18th Dynasty Family Tree, ancientegypt.fandom.com/wiki/18th_Dynasty_Family_Tree / Wikipedia (İngilizce), “Eighteenth Dynasty of Egypt” maddesi, en.wikipedia.org/wiki/Eighteenth_Dynasty_of_Egypt / Vikipedi (Türkçe), “Mısır’ın Onsekizinci Hanedanı” maddesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/M%C4%B1s%C4%B1r%27%C4%B1n_on_sekizinci_hanedan%C4%B1 / Wikipedia (İngilizce), “Eighteenth Dynasty of Egypt Family Tree” maddesi, https://en.wikipedia.org/wiki/Eighteenth_Dynasty_of_Egypt_family_tree

(895): Kur’ân-ı Kerîm, Qasas 8; Tahrim 11

(896): Henri Cazelles, Dictionnaire de la Bible, cilt 5, s. 1321 – 1322, Paris 1957

(897): Wikipedia (İngilizce), “Nefertiti” maddesi, en.wikipedia.org/wiki/Nefertiti / Wikipedia (İspanyolca), “Nefertiti” maddesi,https://es.wikipedia.org/wiki/Nefertiti

(898): Henri Cazelles, Dictionnaire de la Bible, cilt 5, s. 1321 – 1322, Paris 1957

(899): Wikipedia (İngilizce), “Eighteenth Dynasty of Egypt” maddesi, en.wikipedia.org/wiki/Eighteenth_Dynasty_of_Egypt

(900): Kur’ân-ı Kerîm, Qasas 3 – 14

(901): David Hatcher Childress, The Mystery of the Olmecs, s. 163, Adventures Unlimited Press, Kempton 2007 / Subhash Kak, The Wishing Tree: Presence and Promise of India, s. 104 – 105, iUniverse Publishing, New York & Bloomington & Şanghay 2008 / K. S. Krishnan, The Origin of Vedas, Notion Press, Chennai 2019 / Mehrdad Izady, The Kurds, Routledge Publishing, New York 2015 / Erik Hornung, Akhenaten and the Religion of Light, Cornell University Press, Ithaca 2001 / Şoreş Welat Demir, Şu Asi-l Kürtler, s. 326, SWD-GROUP Yayınları, İstanbul 2018 / Burçin Erkan, Medeniyetlerin Beşiği Kürdistan ve Kürtler’in Ataları – 2, Peyama Kurd, 29 Mart 2018, http://www.peyamakurd.com/Niviskar/kuertler-ve-devlet-deyince-aklimiza-gelen-ilk-sey-isgalcinin / Saradistribution, Nefertiti, http://www.saradistribution.com/nefertiti.htm

(902): Subhash Kak, The Wishing Tree: Presence and Promise of India, s. 104 – 105, iUniverse Publishing, New York & Bloomington & Şanghay 2008 / Erik Hornung, Akhenaten and the Religion of Light, Cornell University Press, Ithaca 2001 / William L. Moran, The Amarna Letters, Johns Hopkins University Press, Baltimore 2002 / K. Gajendra Singh, Was Nefertiti, An Aryan Princess?, In Search of Wassukkani – Capital of Pre-Vedic Aryan Kingdom of Mitannis from 1500 BC to 1200 BC in Upper Mesopotamia, Boloji, 13 Mayıs 2007,https://www.boloji.com/articles/763/was-nefertiti-an-aryan-princess

(903): Harry Reginald Hall, The Ancient History of the Near East, s. 255 – 258, Routledge Publishing, New York 2016 / Dorothea Arnold, The Royal Women of Amarna, s. 14, The Metropolitan Museum of Art Publishers, New York 1997 / Erik Hornung, Akhenaten and the Religion of Light, Cornell University Press, Ithaca 2001 / William L. Moran, The Amarna Letters, Johns Hopkins University Press, Baltimore 2002 / Subhash Kak, The Wishing Tree: Presence and Promise of India, s. 104 – 105, iUniverse Publishing, New York & Bloomington & Şanghay 2008 / Joyce Tyldesley, Nefertiti’s Face – The Creation of an Icon, s. 143, Harvard University Press, Cambridge 2018

(904): David Hatcher Childress, The Mystery of the Olmecs, s. 163, Adventures Unlimited Press, Kempton 2007 / K. S. Krishnan, The Origin of Vedas, Notion Press, Chennai 2019 / Mehrdad Izady, The Kurds, Routledge Publishing, New York 2015 / William L. Moran, The Amarna Letters, Johns Hopkins University Press, Baltimore 2002 / Aidan Dodson – Dyan Hilton, The Complete Royal Families of Ancient Egypt, Thames & Hudson Publishing, Londra 2004 / Joyce Tyldesley, Nefertiti’s Face – The Creation of an Icon, s. 143, Harvard University Press, Cambridge 2018 / Joyce Tyldesley, Nefertiti: Egypt’s Sun Quenn, Penguin Books, Londra 1998 / Şoreş Welat Demir, Şu Asi-l Kürtler, s. 326, SWD-GROUP Yayınları, İstanbul 2018 / Ellen Lloyd, Was Princess Tadukhipa of the Mitanni Kingdom Quenn Nefertiti?, Ancient Pages, 15 Mart 2016, http://www.ancientpages.com/2016/03/15/was-princess-tadukhipa-of-the-mitanni-kingdom-queen-nefertiti/ / K. Gajendra Singh, Was Nefertiti, An Aryan Princess?, In Search of Wassukkani – Capital of Pre-Vedic Aryan Kingdom of Mitannis from 1500 BC to 1200 BC in Upper Mesopotamia, Boloji, 13 Mayıs 2007, https://www.boloji.com/articles/763/was-nefertiti-an-aryan-princess / Burçin Erkan, Medeniyetlerin Beşiği Kürdistan ve Kürtler’in Ataları – 2, Peyama Kurd, 29 Mart 2018, http://www.peyamakurd.com/Niviskar/kuertler-ve-devlet-deyince-aklimiza-gelen-ilk-sey-isgalcinin

(905): Aidan Dodson, Amarna Sunrise: Egypt from Golden Age to Age of Heresy, s. 87, American University in Cairo Press, Kahire & New York 2016 / Joyce Tyldesley, Nefertiti’s Face – The Creation of an Icon, s. 143, Harvard University Press, Cambridge 2018 / Joyce Tyldesley, Nefertiti: Egypt’s Sun Quenn, Penguin Books, Londra 1998 / Lindsay Shapka, Queen Nefertiti: The Most Beautiful Women in Ancient Egypt, The Anthrotorian, 10 Temmuz 2013, https://theanthrotorian.com/history/2013/7/10/the-most-beautiful-women-in-ancient-egypt / Ellen Lloyd, Was Princess Tadukhipa of the Mitanni Kingdom Quenn Nefertiti?, Ancient Pages, 15 Mart 2016, http://www.ancientpages.com/2016/03/15/was-princess-tadukhipa-of-the-mitanni-kingdom-queen-nefertiti/ / Mahmoud Gebril, Nefertiti – Beautiful and Powerful Queen of Ancient Egypt, Osiris Tours, 21 Aralık 2016, https://www.osiristours.com/nefertiti-beautiful-powerful-queen-ancient-egypt/ / Jone Johnson Lewis, Biography of Queen Nefertiti, Ancient Egyptian Queen, ThoughtCo, 22 Mayıs 2019, https://www.thoughtco.com/about-queen-nefertiti-3529849 / A. R. Williams, Could Queen Nefertiti’s Tomb Reveal Secret From Egypt’s Shadowy Past?, National Geographic, 18 Aralık 2015, https://www.nationalgeographic.com/news/2015/12/151218-nefertiti-tomb-mystery-egypt/ / Roberto Soberanis, Nefertiti, Ancient Egypt’s Most Beautiful Lie, Cultura Colectiva, 11 Kasım 2016, https://culturacolectiva.com/history/nefertiti-ancient-egypts-most-beautiful-lie / Christobel Hastings, How Nefertiti, Ancient Egypt’s Revolutionary Queen, Became a Global Icon, Vice, 30 Nisan 2018, https://www.vice.com/en_us/article/kzxd8x/nefertiti-bust-radical-history-hidden-by-beauty / Nazan Apaydın Demir, Mısır Kraliçesi Nefertiti Kimdir?, Antik Tarih, 5 Mayıs 2018, http://www.antiktarih.com/2018/05/05/kralice-nefertiti/ / Saradistribution, Nefertiti, http://www.saradistribution.com/nefertiti.htm

(906): Joyce Tyldesley, Nefertiti’s Face – The Creation of an Icon, s. 143, Harvard University Press, Cambridge 2018 / Joyce Tyldesley, Nefertiti: Egypt’s Sun Quenn, Penguin Books, Londra 1998 / Harry Reginald Hall, The Ancient History of the Near East, s. 255 – 258, Routledge Publishing, New York 2016 / Aidan Dodson, Amarna Sunrise: Egypt from Golden Age to Age of Heresy, s. 87, American University in Cairo Press, Kahire & New York 2016 / Dorothea Arnold, The Royal Women of Amarna, s. 14, The Metropolitan Museum of Art Publishers, New York 1997 / Pauline Gedge, The Twelfth Transforming, Chicago Review Press Incorporated, Chicago 1984 / Menachem Mannie Magid, Who Knew Not Joseph, Strategic Book Publishing, Singapur 2015

(907): Joyce Tyldesley, Die Königinnen des Alten Ägypten – Von den Frühen Dynastien bis zum Tod Kleopatras, s. 133, Koehler & Amelang Verlag, Leipzig 2008 / Kamel Höber, Die Göttliche Königin – Nofretete, Herrlich an Liebreiz, Kemet Heft, sayı 1, s. 20, Berlin 2002 / Sabine Neuratter, Nofretete und die Amarna-Religion, Kemet Heft, sayı 3, s. 23 – 24, Berlin 2010, https://kemet.de/ausgaben/3-2010/nofretete_amarna.htm / Nazan Apaydın Demir, Mısır Kraliçesi Nefertiti Kimdir?, Antik Tarih, 5 Mayıs 2018, http://www.antiktarih.com/2018/05/05/kralice-nefertiti/ / Burçin Erkan, Medeniyetlerin Beşiği Kürdistan ve Kürtler’in Ataları – 2, Peyama Kurd, 29 Mart 2018, http://www.peyamakurd.com/Niviskar/kuertler-ve-devlet-deyince-aklimiza-gelen-ilk-sey-isgalcinin

(908): Erik Hornung, Echnaton: Die Religion des Lichtes, s. 46, Artemis Verlag, Zürih 1995 / Dominic Montserrat, Akhenaten: History, Fantasy and Ancient Egypt, s. 102 – 108, Routledge Publishing, Londra & New York 2003 / Rita E. Freed – Sue D’Auria – Yvonne J. Markowitz, Pharaohs of the Sun: Akhenaten, Nefertiti, Tutankhamen, Museum of Fine Arts, Leiden & Boston 1999 / Aidan Dodson, Amarna Sunset: Nefertiti, Tutankhamun, Ay, Horemheb and the Egyptian Counter-Reformation, The American University in Cairo Press, Kahire 2009 / Joyce Tyldesley, Nefertiti: Egypt’s Sun Quenn, Penguin Books, Londra 1998 / Isa Böhme, Nofretete – Versuch Einer Biographie, Kemet Heft, sayı 3, s. 12, Berlin 2010 / Sabine Neuratter, Nofretete und die Amarna-Religion, Kemet Heft, sayı 3, s. 23 – 24, Berlin 2010, https://kemet.de/ausgaben/3-2010/nofretete_amarna.htm / Nazan Apaydın Demir, Mısır Kraliçesi Nefertiti Kimdir?, Antik Tarih, 5 Mayıs 2018, http://www.antiktarih.com/2018/05/05/kralice-nefertiti/

(909): Nicholas Reeves, Akhenaten: Egypt’s False Prophet, s. 77, Thames & Hudson Publishing, Londra 2000 / Lawrence Berman, Overview of Amenhotep III and His Reign, s. 23, University of Michigan Press, Ann Arbor 1998

(910): Erik Hornung, Echnaton: Die Religion des Lichtes, s. 46, Artemis Verlag, Zürih 1995 / Dominic Montserrat, Akhenaten: History, Fantasy and Ancient Egypt, s. 102 – 108, Routledge Publishing, Londra & New York 2003 / Rita E. Freed – Sue D’Auria – Yvonne J. Markowitz, Pharaohs of the Sun: Akhenaten, Nefertiti, Tutankhamen, Museum of Fine Arts, Leiden & Boston 1999 / Aidan Dodson, Amarna Sunset: Nefertiti, Tutankhamun, Ay, Horemheb and the Egyptian Counter-Reformation, The American University in Cairo Press, Kahire 2009 / Joyce Tyldesley, Nefertiti: Egypt’s Sun Quenn, Penguin Books, Londra 1998 / Isa Böhme, Nofretete – Versuch Einer Biographie, Kemet Heft, sayı 3, s. 12, Berlin 2010 / Sabine Neuratter, Nofretete und die Amarna-Religion, Kemet Heft, sayı 3, s. 23 – 24, Berlin 2010, https://kemet.de/ausgaben/3-2010/nofretete_amarna.htm / Nazan Apaydın Demir, Mısır Kraliçesi Nefertiti Kimdir?, Antik Tarih, 5 Mayıs 2018, http://www.antiktarih.com/2018/05/05/kralice-nefertiti/

(911): Sigmund Freud, Der Mann Moses und die Monotheistische Religion, s. 106 – 133, De Lange Verlag, Amsterdam 1939 / Gunther Siegmund Stent, Paradoxes of Free Will, s. 34 – 38, American Phylosophical Society, Diane 2002 / Jan Assmann, Moses the Egyptian: The Memory of Egypt in Western Monotheism, Harvard University Press, Cambridge 1997 / Nili Shupak, The Monotheism of Moses and the Monotheism of Akhenaten, Sevivot Publishing, 1995 / James K. Hoffmeier, Akhenaten and the Origins of Monotheism, Oxford University Press, Oxford & New York 2015 / Dominic Montserrat, Akhenaten: History, Fantasy and Ancient Egypt, Routledge Publishing, Londra 2000 / William F. Albright, From the Patriarchs to Moses, bölüm 2: “Moses Out of Egypt”, The Biblical Archaeologist, sayı 36, s. 48 – 76, Chicago 1973

(912): Peter Roberts, Ancient History Book, cilt 2, s. 15 – 17, 32 ve 187 – 190, Pascal Press, Sydney 2003 / David O’Connor – Eric H. Cline, Amenhotep III: Perspectives on His Reign, s. 90 – 92, 271, 301 ve 310 – 311, University of Michigan Press, Michigan 2001 / Rosalie David, Life in Ancient Egypt, s. 125, Facts on File Publishing, New York 1998 / James K. Hoffmeier, Akhenaten and the Origins of Monotheism, s. 69, 88 ve 123 – 124, Oxford University Press, Oxford & New York 2015 / Aidan Dodson, Amarna Sunset: Nefertiti, Tutankhamun, Ay, Horemheb and the Egyptian Counter-Reformation, , s. 8 ve 170, American University in Cairo Press, Kahire & New York 2009 / Cyril Aldred, Akhenaten: King of Egypt, s. 259 – 268, Thames & Hudson Publishing, Londra 1991 / Tobias Hofmann – Alexandra Sturm, Menschenbilder – Bildermenschen: Kunst und Kultur im Alten Ägypten, s. 214 – 215, Books on Demand GmbH, Norderstedt 2003 / Peter J. Brand – Louise Cooper, Causing His Name to Live – Studies in Egyptian Epigraphy and History, s. 70 – 71, 76 – 79 ve 90, Brill Publishing, Leiden & Boston 2009 / Moustafa Gadalla, Ancient Egyptian: Roots of Christianity, Tehuti Research Foundation, Greensboro 2007 / Ahmed Osman, Moses and Akhenaten – The Secret History of Egypt at the Time of the Exodus, Grafton Books, Londra 1990, https://books.google.de/books?id=5VkoDwAAQBAJ&pg=PT213&lpg=PT213&dq=nefertiti+moses&source=bl&ots=y16R_XsjXK&sig=ACfU3U30oWGYid-POsq9ogqRpresIhEueg&hl=de&sa=X&ved=2ahUKEwijlLm1vJrlAhXI0qQKHcxyCww4FBDoATAGegQICRAB#v=onepage&q&f=false

(913): Dorothea Arnold, The Royal Women of Amarna, s. 8, 25, 55, 85 ve 93, The Metropolitan Museum of Art Publishing, New York 1997 / Pamela Bradley, The Ancient World Transformed, s. 139 ve 155 – 167, Cambridge University Press, Port Melbourne 2014 / Jessica Joyce Christie – Jelena Bogdanović – Eulogio Guzmán, Political Landscapes of Capital Cities, s. 25 – 33 ve 61, Colorado University Press, Boulder 2016 / W. Stevenson Smith, The Art and Architecture of Ancient Egypt, s. 181 – 182 ve 270 – 272, Yale University Press, New Haven 1998 / Robert Hari, New Kingdom Amarna Period – The Great Hymn to Aten, s. 8 – 20, Brill Publishing, Leiden 1985 / Peter Roberts, Ancient History Book, cilt 2, s. 18 – 22 ve 187 – 189, Pascal Press, Sydney 2003 / Aidan Dodson, Amarna Sunset: Nefertiti, Tutankhamun, Ay, Horemheb and the Egyptian Counter-Reformation, , s. 8 ve 170, American University in Cairo Press, Kahire & New York 2009 / Cyril Aldred, Akhenaten: King of Egypt, s. 259 – 268, Thames & Hudson Publishing, Londra 1991 / James C. Thompson, The Amarna Experiment, iUniverse Publishing, New York & Lincoln & Şanghay 2003

(914): Molefi Kete Asante – Ama Mazama – Chinua Achebe – Kwame Gyekye – Maulana Karenga – Marta Moreno Vega – Isidore Okpewho – Kofi Asare Opoku, Encyclopedia of African Religion, Sage Reference Publication, Londra & Thousand Oaks & Yeni Delhi & Singapur 2009 / Abeer el-Shahawy, The Egyptian Museum in Cairo – A Walk Through the Alleys of Ancient Egypt, s. 147, 187, 191 – 193 ve 203, James K. Hoffmeier, Akhenaten and the Origins of Monotheism, s. 73, 91 – 98,  125 ve 165, Farid Atiya Press, Kahire 2005 / Oxford University Press, Oxford & New York 2015 / George Hart, The Routledge Dictionary of Egyptian Gods and Goddesses, s. 5 ve 35 – 38, Routledge Publishing, Londra & New York 2005 / Rosalie David, Life in Ancient Egypt, s. 125, Facts on File Publishing, New York 1998 / Susanna Thomas, Leaders of Ancient Egypt – Akhenaten and Tutankhamen: The Religious Revolution, Rosen Publishing, New York 2003 / Dieter Arnold, Lexikon der Ägyptischen Baukunst, Albatros Verlag, Düsseldorf 2000

(915): Delia Pemberton, The Civilization of Ancient Egypt, s. 95, Rosen Publishing, New York 2013 / Ronald H. Fritze, Egyptomania: A History of Fascination, Obsession and Fantasy, s. 45, Reaktion Books, Londra 2016 / David P. Silverman, Ancient Egypt, s. 128, Oxford University Press, Oxford & New York 1997 / Brian Fagan, Lord and Paharaoh, s. 37 – 41 ve 72, Routledge Publishing, Londra & New York 2015 / Kevin Shillington, Encyclopedia of African History, s. 37, Fitzroy Dearborn Publishing, Londra & New York 2005 / Arnold D. Richards, The Jewish World of Sigmund Freud, s. 155 – 156, McFarland Publishing, Londra & Jefferson 2010 / Clyde E. Fant – Mitchell G. Reddish, Lost Treasures of the Bible, s. 43, William B. Eerdmans Publishing, Grand Rapids 2008 / Richard Darlow, Moses in Ancient Egypt & The Hidden Story of the Bible, s. 105, 120 ve 140, Brighton 2006

(916): William J. Duiker – Jackson J. Spielvogel, World History, cilt 1, s. 22 – 24, Wadsworth CENGAGE Learning, Boston 2010 / Susan Gillingham, Jewish and Christian Approaches to the Psalms, John Day, “Psalm 104 and Akhenaten’s Hymn to the Sun”, s. 211 – 223, Oxford University Press, Oxford 2013 / John Day, From Creation to Babel: Studies in Genesis 1 – 11, s. 21 – 22, Bloomsbury Publishing, Londra & Yeni Delhi & New York & Sydney 2013 / Dorothy Milne Murdock, Did Moses Exist? The Myth of the Israelite Lawgiver, s. 64 – 65, 421 ve 448, Stellar House Publishing, Seattle 2014 / Jan Assmann, Moses the Egyptian: The Memory of Egypt in Western Monotheism, s. 23, 191 ve 262, Harvard University Press, Cambridge 1997 / Dominic Montserrat, Akhenaten: History, Fantasy and Ancient Egypt, s. 101, Routledge Publishing, Londra & New York 2002 / Miriam Lichtheim, Ancient Egyptian Literature, cilt 2, “The New Kingdom”, s. 100, University of California Press, Oakland 2006 / Daniel Hillel, The Natural History of the Bible, s. 97, Columbia University Press, New York 2006 / Mark S. Smith, God in Translation, s. 70, William B. Eerdmans Publishing, Grand Rapids 2008

(917): Zebur, 104: 1 – 35

(918): Miriam Lichtheim, Ancient Egyptian Literature, cilt 2, “The New Kingdom”, s. 90, University of California Press, Oakland 2006

(919):John Coleman Darnell – Colleen Manassa Darnell, Tutankhamun’s Armies: Battle and Conquest During Ancient Egypt’s Late Eighteenth Dynasty, s. 41, Wiley Publishing, Hoboken 2007

(920): Toby Wilkinson, The Rise and Fall of Ancient Egypt, s. 289 – 290, Bloomsbury Publishing, Londra 2011

(921):Miriam Lichtheim, Ancient Egyptian Literature, cilt 2, “The New Kingdom”, University of California Press, Oakland 2006

(922): Henry Reginald H. Hall, Ancient History of the Near East – From the Earliest Times to the Battle of Salamis, s. 599, Methuen Publishing, Londra 1913

(923): Talat S. Halman, Eski Mısır Şiiri, s. 151 – 152, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 1972 / Orhan Gökdemir, Din ve Devrim, s. 55, Destek Yayınları, İstanbul 2010

     SEDİYANİ HABER

     19 KASIM 2019

Dört tane duvar ve huzurlu bir sabah kahvaltısı
anladım ki buymuş dünyada en büyük zenginlik
üşüyorum sokaklar çok soğuk, gúla rozín
yıldızların sayısını bile ezberledim saya saya
neden her gece aynı şeyler giriyor rüyalarıma
bir evladın yüreğine gömdüğü hüzün
küçük bir kız çocuğunun kıvrım kıvrım saçları
her okşadığımda bir daha yarılır kızıldeniz orta yerinden
her öptüğümde bir damla su düşer ateşine ibrahimin
her kokladığımda bir güvercin yuva yapar sevr mağarasına
ve her uyandığımda yeniden korku
yeniden çığlık
bir mukaddime de ben yazarım kendi endülüsümde
bir danişmend de ben olurum dergahsız ve yurtsuz
bir hasan sabbah da ben büyütürüm gizli gizli içimde.
 
Beyaz bir çiğdem üşüyor yangınlar ortasında
kardelenler açmış bir annenin kucağında
yağmur, her zamanki gibi hüzün ve ayrılık
acı çekiyor gökyüzü, yıldırımdan biliyorum
dúáya kalkıyor dalları ağaçların
alnında secde izi var mavi kır çiçeklerinin
wennecmu weşşeceru yescuden
ölünce beni de bir ağacın gölgesine gömün
bırakın, hiç olmazsa mezarımda huzur içinde yatayım
sen sakın gözyaşı dökme, çoban kızı
bir damla su yıkasın günahlarımı.
 
Düğün alayı kurulmuş eteklerinde dağların
yaylalar şenlenir eğlenir kalabalıklar
en güzel kıyafetlerini giymiş kadınlar ve çocuklar
düğündür bu, süslenir atlar çalar davullar
düğündür, halaylar çekilir delilo delilo seyrané
düğündür, türküler söylenir delalé lorke
düğündür, göğe yükselir zılgıtlar tililililili
düğündür, kesilir kurbanlar deh deh deh
düğündür, yemekler pişer kazanda tey tey tey
ve gelin, aşiretin en taze kurbanı
gelin, gúlperí baxça gúlistané
gelin, tríya nava rézé
gelin, kınalı ellerinde ayrılığın çizgileri
gelin, yitik ülkenin kayıp yaşamı
gelin, duvağında günbatımının utancı
gelin, gülteninde yere düşen bir yaprak
gelin, çeyizinde adını arayan bir coğrafya
kaç tane ırmak aksın suskun gözlerinden, bilmem ki
kaç tane şiir yeşile çalsın
gelin gelin, kaç tane asiye emzirsin bebelerini.
 
(“Gúla Rozín” şiirinden, İbrahim Sediyani)
*
428 Total Views 12 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Kadın Peygamberler – 16

  1. Denis Ojalvo (Şalom Gazetesi) dedi ki:

    Değerli İbrahim Bey,

    Yazdıklarınızı başka kaynaklardan da okumuştum. Muallakta kalan ve izaha muhtaç hususlar var:

    1 – Şayet İbraniler önce Arami (Mezopotamya) ardından da Kenan kökenli olmayıp sırf yeni dinleri yüzünden bölgeyi peyderpey terketmek zorunda kalan Mısırlılar iseler hem dillerini hem de alfabelerini muhafaza etmiş olmaları gerekirdi. Oysa İbraniler önce eski Fenike alfabesini, ardından da Babil esareti esnasında edindikleri günümüz İbrani alfabesini kullanmaktalar.

    Diğer bir deyişle, Mısır’dan Çıkış olayı gerçekleşmişse, çıkanların başka bir dil konuşan esir bir topluluk olması lazım.

    Bir diğer olasılık ise Mısır’dan Çıkış olayının hiç meydana gelmemiş olması ve Kenan diyarındaki bir topluluğun (Aynı Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicret edip Medineliler’i İslamlaştırması gibi) Mısır’dan hicret eden daha küçük elit bir grup tarafından Musevileştirilmeleri sözkonusu olmuş olabilir.

    Bu durumda Tevrat’ın Hiyeroglif’le ve Mısır dilinde değil de niye Fenike alfabesiyle ve İbranice (Aramice’nin bir lehçesi) yazıldığı daha iyi anlaşılabilir.

    2 – Tevrat’ta İsrailoğulları’nın Mısır’dan alelacele (ekmeklerini mayalandırmaya vakit bulamadan) ve Mısırlılar’a ait ziynet eşyaları ve hayvanlarıyla çıktıkları yazılı. Kaçan veya kovulan bir topluluğa yerel halkın ziynet eşyasını vermesinin tek bir izahı olabilir. Bu köle topluluğunun içinde bir salgın hastalık zuhur etmiş olması (ki Mısır’ın uğradığı 10 felaketin içinde çıbanlar da var).

    Bu durumda onlara “LÜTFEN GİDİN, size ikramiye olarak ziynet eşyası da vereceğiz, yeter ki gidin!” denmiş olmalı.

    Mısır kayıtlarında acaba Nefertiti zamanında meydana gelmiş bir salgından bahsediliyor mu?

    3 – Hz. Musa’nın menkıbesi Mısır değil de Akkad (Sargon menkıbesi) kaynaklı olduğuna göre zaten Arami yani Mezopotamya kökenli olan İbraniler’in, o ortak kültürden esinlendikleri de vuzuh kazanır.

    4 – Tevrat’ın emri “Öldürmeyeceksin” değil “Katletmeyeceksin”dir. Yani, nefs-i müdafaa halinde seni öldürmeye geleni sen öldürebilirsin.

    Mısır’dan Çıkış 22:1’de (İncil’li versiyonunda 22:2) “Bir hırsız bir eve girerken yakalanıp öldürülürse, öldüren kişi suçlu sayılmaz” yazılı. Bunu tefsir eden Babil Talmudu’ndaki Sanhedrin Risalesi 72a ve 72b’de “mecbur kalmadıkça öldürmeyeceksin ama seni öldürmeyi göze almış birinden erken davranıp onu öldürebilirsin” deniyor. Yani evine giren hırsız silahlıysa, o silahı kullanmak için üzerinde taşıyordur. O zaman öldürülebilir şeklinde anlamak gerekiyor.

    Selamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir