Darwin’in “Evrim Teorisi” Bilimsel Değil, İdeolojik!

 

isediyani

Yale Üniversitesi’nden Prof. David Gelernter, “Evrim Teorisi”nin bilimsel değil, ideolojik olduğunu söyledi. Darwin’in teorisine inanmadığını açıklayan profesör, bu teoride türlerin kökeni gibi tam olarak açıklanamayan pekçok nokta bulunduğunu söyledi.

     ABD’deki Yale Üniversitesi’nden Prof. David Gelernter, Britanyalı doğabilimcisi Charles Robert Darwin’in ortaya attığı “Evrim Teorisi”nin bilimsel değil, ideolojik olduğunu söyledi. Okuduğu karşıt görüşler ve katıldığı tartışmalar neticesinde artık Darwin’in teorisine inanmadığını açıklayan profesör, bu teoride türlerin kökeni gibi tam olarak açıklanamayan pekçok nokta bulunduğunu söyledi.

     Yıllar boyunca birçok karmaşık hesaplama aracı geliştiren ve Yale Üniversitesi’nde bilgisayar bilimi profesörü olan David Gelernter, Charles Darwin’in evrim teorisi hakkında yayımladığı makalesinde oldukça iddiâlı görüşlerde bulundu. Makalesinde teoriye artık inanmadığını belirten Gelernter, bunun yalnızca “güzel bir fikir” olduğunu düşünüyor.

     Mayıs ayında “Claremont Review of Books”ta bir köşe yazısı olarak yayımlanan yazısında Gelernter, Darwin’in evrim teorisine ilişkin tartışmaların ve rakip teorilerin, onu Darwin’in yanlış düşündüğüne ikna ettiğini söylüyordu. Şimdiyse profesör, Stanford Üniversitesi’nin Hoover Kurumu ile yaptığı röportajda bu görüşlerini genişletti. Röportajında dünyanın tasarımında zekâ gördüğünü ve kimlik savunucularıyla kavga etmediğini belirten profesör, bu noktada dünyanın bir karmaşa olduğunu ve acılarının iyiliğinden çok daha ağır bastığını söyledi. Gelernter, röportajını Stephen C. Meyer ve David Berlinski ile birlikte gerçekleştirdi ve üçü, Darwinist ve Neo-Darwinist evrimin karşılaştığı sorunlar üzerinde tartıştı.

     İdeolojik bir bükülmenin bilim alanını ele geçirdiğini söyleyen Gelernter, Yale’deki pekçok meslektaşıyla arkadaş olduğunu ancak onların evrim teorisini bilimsel bir tartışma olmaktan çıkarıp çok daha öteye taşıdıklarını belirtti. Biyolog olmadığını ve bu konuda bir otorite olmadığını belirten Gelernter, “Biyoloji alanı Darwin’i nasıl aşar?” sorusunun cevabını ise oldukça kasvetli gördüğünü söyledi. Gelernter’in bu konudaki açıklaması ise şu şekilde: “Dîn, ebeveynler tarafından çocuklara herşeyden daha çok kazandırılıyor. Gençler küçük Darwinistler olarak yetiştiriliyor. New Haven’da koşarken gördüğüm çocuklar, hepsi Darwinist. Sınıfımdaki öğrenciler, hepsi Darwinist. Umutlu değilim.”

     Bu konunun modern zamanların en önemli entelektüel konularından biri olduğunu ve her kişinin kendisi için yargılama hakkı ve görevi olduğunu belirten profesör, Darwin’in, bir organizmanın yerel koşullara uyum sağladığı küçük düzenlemeleri başarıyla açıklamasında şüphe duyulacak birşey olmadığını, ancak bu teorinin zor soruları cevaplayıp cevaplayamayacağı ve büyük resmi açıklayabileceğinden şüphe ettiğini belirtiyor. O’na göre “türlerin kökeni”, Darwin’in tam olarak açıklayamadığı şey.

     Bu noktada Gelernter, “Kambriyen Patlaması”nı Darwinizm’in karşı karşıya olduğu aşılmaz bir sorun olarak gösterdi. Bunun nedeni olaraksa fosil kayıtlarının; ilk hayvanlar dahil olmak üzere çarpıcı bir dizi yeni organizmanın, fosil kayıtlarında sadece 70 garip milyon yıl boyunca aniden ortaya çıkmasını gösteriyor. Profesöre göre bu, Darwin’in “yeni yaşamın ortaya çıkması” beklentisiyle doğrudan çelişiyor.

     Darwin’in teorisini birçok yönden eleştiren Gelernter, teorinin temel sorunun ise moleküler biyoloji olduğunu da söyledi. Teknolojideki ilerlemelere dikkat çeken profesör, rastgele mutasyon artı doğal seçilimin yeni ve karmaşık yaratıklar üretme konusuna da değindi. Bu noktada şans eseri sadece yeni bir protein yaratmanın ne kadar zor olduğunu açıklayan Gelernter, bir bilgisayar bilimcisine ve sayılara göre bunun imkânsız olduğunu da sözlerine ekledi. Bütün bunları vurgulayan profesör, bilimsel literatürde “erken gelişmeyi etkileyen bir mutasyon” örneğinin bulunmadığına da dikkat çekiyor. Başka bir deyişle profesör, rastgele şans ve mutasyonların yaşamın engin karmaşıklığının arkasındaki itici güç olduğu fikri, bilimsel olarak imkânsız olmanın yanısıra bilginin de imkânsızlığını iddia ettiğini söylüyor.

     CLAREMONT REVİEW OF BOOKS, AJANSLAR

     20 EKİM 2019

 

295 Total Views 4 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir