Ekinler Madagaskar’a İlk Yerleşimi Aydınlatıyor

 

isediyani

Madagaskar’a yerleşim, insanlık tarihinin küresel sömürgeleşmedeki en büyük gizemlerden biri.

 

     Hint Okyanusu’nun en büyük adası olan Afrika kıtasındaki Madagaskar’a yerleşim, insanlık tarihinin küresel sömürgeleşmedeki en büyük gizemlerden biri. Madagaskar, Doğu Afrika kıyılarından yalnızca 400 km uzaklıkta yer alıyor.

     Madagaskarlılar’ın mutfağı, gelenekleri ve dînî inançları, yaklaşık 9000 km doğuda yer alan Borneo Adası’na oldukça benziyor. Dilleri, Bantu dilinden çok Hawaii diline daha yakın ve genlerinin birçoğu Endonezya’ya ve Pasifik Adaları’na kadar uzanan Avustronezyan toplumlara dayanıyor. Fakat bu uzak bağlantının arkeolojik olarak bir kanıtı şu ana kadar bulunmamaktaydı. Yakın zamanda yapılan çalışmalar, M. S. 700 ilâ 1200 yılları arasında Avustronezyan toplumlardan bir göç dalgası yaşandığını gösteriyor. Bulunan kanıt ise ekmek kırıntıları: Avustronezya’ya özgü ekinler, Madagaskar’a ve diğer komşu adalara yayılmış. Arkeolog Nicole Boivin, “Sonunda Avustronezyan toplumların göçlerinin nedeni hakkında bir fikrimiz var” diyor.

     Boivin ve meslektaşları tarafından yapılan araştırmaya göre, bu gezginler Madagaskar’da durmayıp, bazıları Madagaskar ve Afrika kıyıları arasında yer alan Komor Takımadaları’na doğru devam etti. Bölgede çalışan paleobiyolog David Burney, “Komorlar’a göre Avustronezyan toplumlarla bir bağlantılarının olması şaşırtıcı” diyor. Fakat Avustronezyan toplumlar, Afrika kıyılarına kadar gidemedi. Araştırmaya öncülük eden arkeolog Alison Crowther, “Aralarında yemek kültürü sınırlaması vardı” diyor.

     Crowther’ın ekibi, Afrika anakarasında, adalarda ve Madagaskar’da bulunan 20 farklı arkeolojik alandan 2400’den fazla botanik kalıntı örneği topladı ve bitki tohumlarından 43 tanesini radyokarbon yöntemiyle tarihledi. Araştırmacılar, 700 – 1200 yılları arasında inci darısı, börülce ve sorgum gibi Afrika ekinlerinin baskın olduğu yerler ile Asya pirincinin, maş fasulyesinin ve pamuğun baskın olduğu yerler arasında net bir sınır olduğunu ortaya koydu. Asya ekinleri Komor Adaları’nda ve Madagaskar’da yaygınken Doğu Afrika sahillerinde nadir görülüyordu.

     Çalışmanın izini sürdüğü bilgi, bölgelerin coğrafî olarak yakın olmasına rağmen, Madagaskar ve Komor Adaları’nı kolonileştirme şekillerinin tamamen birbirinden farklı olduğunu öne sürüyor. Bin yıldan fazla bir süre önce Arap ve Hintli denizciler, Doğu Afrika ile Hindistan arasında hareketli bir ticarî faaliyet gösteriyordu. Fakat ekinler, göçmenlerin daha da doğudan geldiğini gösteriyor. Hindistan’ın alt kıtasında Asya pirinci ve maş fasulyesi yaygın olmasına rağmen horse gram ve urd (iki baklagil çeşidi) gibi ortak Hint ekinleri Madagaskar ve Komor’da yoktu.

     Ekibin Asya kolonizasyonu bulgularını destekleyen genetik çalışmaları, aynı zamanda günümüzdeki Madagaskarlılar’ın genomunun yaklaşık yarısını Afrikalılar ile ilişkilendiriyor. Afrikalılar’ın göçü ise başka bir gizemli olay. Avustronezyalı toplumların da gelmesiyle, “İnsanlar, adadaki yerleşime ciddi anlamda başlamadan önce büyük olasılıkla Afrika’dan gelecek bir dizi geçici göçün olabileceğini tahmin etti” diyor arkeolog Peter Forster.

     Arkeolog Robert Dewar, daha önce yaptığı açıklamada, kuzey kıyılarında bir kaya sığınağında taş eserler ile birlikte bulunan organik maddenin radyokarbon yöntemiyle tarihlenmesi yapılarak, insanların tahmin edilenden bin yıl daha erken gelerek yaklaşık M. Ö. 2000 yılında adaya ulaştığını öne sürdü. Fakat o zamanlar Dewar’ın ekip üyeleri bile Madagaskar’ın tarihini yeniden yazmaya hazır değildi. Bu arada Burney ise geniş alanlara yayılmış yanık belirtileri gibi çevresel verilere dayanarak, ilk insanların adaya M. Ö. 400 yılları civarında varmış olabileceğini düşünüyor.

     Bir zamanlar büyük uçamayan kuşlar ve büyük lemurlar da dahil olmak üzere, eşsiz büyük hayvanlara evsahipliği yapan Madagaskar’daki çalışmalara dayanarak, paleoekolog Simon Haberle, göçün daha yakın bir tarihte olabileceğini savunuyor. Haberle, Güneybatı Madagaskar’daki beş bölgede radyokarbon tarihlemesi yapılan mantarların ve büyük hayvanların gübresinin, 150 kg’lık bir lemur gibi büyük hayvanların, M. S. 500 yılları civarında azalmaya başladığını gösterdiğini ve bunun da muhtemelen avcılarının adaya ulaşmasından kaynaklandığını söylüyor. Büyük hayvan neslinin tükenmesi, Avustronezyanlar’ın göç dalgasına denk geldiğinden, 700 – 1000 yılları arasında hız kazandı.

     İlk yerleşenlerin kimlikleri ve ne zaman anakaraya ulaştıkları hâlâ bilinmiyor. Madagaskar’da daha sonra gelen göçmenler tarafından adanın güneybatısındaki ormanın derinliklerine gönderilen, adanın esas yerlileri olduklarını iddiâ eden, sözlü bir geleneğe sahip Mikea gibi avcı toplayıcı gruplar da yaşıyor. Bununla birlikte, 2013’te yapılan bir çalışma, grubun Afrikalı Bantular’ın ve Avustronezyalılar’ın soyunun bir karışımı olan Madagaskarlılar ile genetik olarak benzediğini öne sürdü. Ekip, önceki Avustronezyalı, Afrikalı sömürgecilerin aksine, Mikea halkının çiftçi olduklarını ve daha sonradan avcı toplayıcı olduğunu belirtti.

     En yeni bulgular, Avustronezyalılar’ın göçü hakkında geride çok az şüphe bırakırken atalarının kim olduğu sorusunu cevapsız bırakıyor. Crowther, “Kesin olan şu ki, adanın farklı zamanlarda, farklı nüfûslarla, birden fazla sömürgeyi içeren karmaşık bir sömürge geçmişi var” diyor. Ayrıca yeni çalışmasının, bu büyük gizeme küçük de olsa bir katkısı sağladığını ekliyor.

     SCIENCE MAG, ARKEOFİLİ

     8 AĞUSTOS 2019

 

211 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir