Çin’de 170.000 Yıllık Gelişmiş Taş Aletler Bulundu

 

isediyani

Çin’deki bir mağarada bulunan taş aletler, Levallois olarak bilinen karmaşık alet yapma tekniğinin, düşünülenin aksine, çok daha erken bir dönemde Doğu Asya’da olduğunu gösteriyor.

 

     Çin’deki bir mağarada bulunan taş aletler, Levallois olarak bilinen karmaşık alet yapma tekniğinin, düşünülenin aksine, çok daha erken bir dönemde Doğu Asya’da olduğunu gösteriyor.

     Bulgular, Doğu Asya’daki bu tekniklerin hem nereden çıktığını, hem de diğer bölgelere nasıl yayıldığını gösteren mevcut açıklamalara meydan okuyor. Böylelikle, modern insanların dünyanın dört bir yanına yayılımı ilgili teoriler de gözden geçirilecek.

     Yaklaşık 300.000 yıl önce kullanıldığı düşünülen Levallois tekniğine ait örnekler (“Levallois”, ismini Paris’teki bir bölgeden alıyor. Levallois tekniği ile oluşturulan aletler, bu bölgede keşfedilmişti) hem Afrika’da hem de Avrupa’da bulundu. Eski verilere göre, Doğu Asya’daki Levallois tekniğinin ilk örnekleri yaklaşık 40.000 ilâ 30.000 yıl önce ortaya konmuştu. Ne var ki örneklerin çok daha eski olduğunu vurgulayan yeni çalışma, tarihi 170.000 yıl öncesine geriye atıyor.

     Araştırmanın eşyazarlarından Bo Li, Çin’in güneybatısında yer alan Guanyindong Mağarası’nda 1960 ve 1970’li yıllarında bulunan 2273 taşı analiz ettiklerini ve Levallois tekniği ile oluşturulmuş 45 adet alet bulduklarını söylüyor. Bu aletlerin arasında 30 tane yonga, 11 tane çekirdek ve 4 tane de başka alet vardı. Prof. Li şöyle diyor: “Levallois tekniği, planlama ve hazırlık sürecinin yanısıra tekrarları da kendi içerisinde barındırıyor. Dolayısıyla, daha önceki taş aletler ile karşılaştırıldığında bu tekniğin bir basamak önde olduğu anlaşılıyor. Levallois tekniğinde iki taşı birbirine vurup yararlı olanı seçmek sözkonusu değil. İlkin, özel bir şekil alması için çekirdeğin hazırlanması gerekiyor. İkinci aşamada, birşeyleri kesmek ya da kazımak için kullanılan yongaları elde edebilmek adına çekirdeğe vurmak gerekiyor. Daha önceki taş aletlerin hem boyutu hem de şekli birbirinden farklıydı. Levallois tekniği ile oluşturulan aletler, diğer aletlere göre, çok daha standart. Guanyindog’daki el aletlerini incelediğimizde, onların hem Afrika’da hem de Avrupa’da bulunan ve Levallois tekniği ile oluşturulan diğer aletlere benzediğini keşfettik. Bu noktada, aletlerin kaç yaşında olduğu sorulabilir.”

     Bölgede daha önceki tarihlendirme çalışmaları, uranyum – seri tarihleme yöntemine başvurularak gerçekleştirilmişti ve 240.000 ilâ 50.000 yıl öncesine işaret ediyordu. Bu çalışmada taş aletlerden oldukça uzak yerlerde elde edilen karbon örnekleri ve fosiller incelenmişti. Şimdi ise Optik uyarmalı lüminesans tekniğine (OSL) başvuran ekip, çalışmalarını ilerletebilmek için Guanyindong Mağarası’na geri döndü. Bu el yapımı aletlerin tortul tabakası güneş ışığına maruz kaldığından sözkonusu teknik, aletlerin hangi döneme ait olduğunu gösterebilir. Prof. Li şunları söylüyor: “40 yıl önce de kazılan bölgede gerçekleştirilen tarihlendirme çalışmaları zorlayıcı bir süreci beraberinde getirdi. Tortul tabaka havaya maruz kalmış, dışarıdan gelen etkilere karşı herhangi bir koruma sağlanmamıştı. Dolayısıyla ağaçlar, bitkiler, hayvanlar ve böcekler katman bilgisine zarar vermiş olabilir. Dahası, geleneksel yöntemler kullanılsaydı tarihlendirme aşamasında sapmalar yaşanabilirdi. Sözkonusu problemi aşabilmek için Wollongong Üniversitesi’ndeki OSL laboratuarında geliştirilen ve her bir zerreciği ölçebilen yeni bir tekniğe başvurduk. Böylelikle, tortul tabakadaki mineral zerreciklerinin her biri incelenecek, tarihlendirme de gerçekleşecekti. Bir önceki kazıdan kalan ve örneklerin tarihini belirlememizde bize yardım eden o tortul tabakayı bulduğumuz için şanslıydık.”

     Artık mağarada bulunan ve Levallois tekniği ile oluşturulan aletlerin bulunduğu en eski tabakanın 170.000 yıl öncesine ait olduğu düşünülüyor. Öte yandan, daha üst tabakalarda yer alan aletlerin ise 80.000 yıl önceye tekabül ettiği düşünülüyor. Li bu konuda şunları kaydediyor: “Bu çok önemli bir sonuç. Hem teknolojinin hem de insanların Doğu Asya’daki gelişme sürecini gösteren mevcut teorilere meydan okuyor. Aynı zamanda tarihe yönelik gerçekleştirilen teorilerin de yeniden gözden geçirilmesi gerektiğinin sinyallerini veriyor. Şimdiye kadar, arkeologlar modern insanların 50.000 yıl önce bu bölgeye geldiğini, teknolojilerini de beraberinde getirdiğini düşünüyordu. Çok daha erken dönemleri işaret eden bulgulara ulaştık. Böylelikle, hem insanların yayılımı, hem de teknolojinin gelişimsel süreci ile ilgili farklı örneklerin olduğunu anladık.”

     Levallois tekniği ile oluşturulan aletler, aynı zamanda gelişimsel dizinin bir parçası olan Mod III teknolojisi olarak adlandırılıyor. Mod II teknolojisi, el yapımı baltaları, Mod IV teknolojisi ise bıçakları kapsıyor. Çin’deki arkeolojik bulgular, Mod III gelişimi göstermeden Mod II teknolojisinden Mode IV teknolojisine yaklaşık 40.000 ilâ 30.000 yıl önce geçiş yapıldığını gösteriyor. Buradan hareketle, ileri teknolojinin Batı’dan gelen göç sayesinde ülkeye ulaştığı düşünülüyor. Prof. Li’ye göre, Levallois tekniğinin diğer bölgelerden bağımsız olarak Doğu Asya’da icat edilip edilmediğini anlayabilmek için daha fazla arkeolojik kanıta ihtiyaç var. “Çok sayıda açıklama mevcut. Ne var ki elimizde yeterli miktarda fosil olmadığından, hangi açıklamanın doğru olduğunu biz de tam olarak bilmiyoruz. Bir teoriye göre, farklı grupların sahip olduğu teknolojiler birbirine benzeyebilir. İkinci teori ise iletişim halinde olan farklı grupların kendi teknolojilerini karşı tarafa aktardığını söylüyor. Üçüncü olasılık, nüfûs değişikliği ile alakalı. Göçlerle beraber bu teknikler bölgeye getirilmiş olabilir.”

     PHYS, ARKEOFİLİ

     2 TEMMUZ 2019

 

394 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir