Miken Uygarlığı Ayaklanma ya da İstilâ ile Çöktü

 

isediyani

Miken Uygarlığı’nın nasıl yıkıldığına dair yeni kanıtlar, bir tür iç ayaklanmanın veya dıştan bir istilânın Miken Uygarlığı’nın çöküşüne sebep olmuş olabileceğini gösteriyor.

 

 

     Miken Uygarlığı’nın nasıl yıkıldığına dair yıllardır süren yaygın teori, M. Ö. 1200’lerde yıkıcı depremlerin Yunanistan’ın güneyinde Mora Yarımadası’ndaki sarayların yok olmasına yol açtığı yönündeydi. Ancak yeni kanıtlar, bir tür iç ayaklanmanın veya dıştan bir istilânın Miken Uygarlığı’nın çöküşüne sebep olmuş olabileceğini öne sürüyor.

     Almanya’daki Heidelberg Üniversitesi’nden Arkeolog Joseph Maran’ın yönettiği ekip ve Jeofizikçi Klaus – G. Henzen 2012’den beri Tiryns ve Midea’da araştırma yapıyor. Araştırmacılar, “İncelenen iki kaledeki bazı gözlemler, sismik yükleme ile açıklanabilse de, en çok gözlenen hasarı alternatif sismik olmayan nedenler de eşit olarak açıklayabiliyor. Bazı durumlarda yapısal hasarların nedeni bariz bir şekilde depremler değildi. Sonuçlarımız, Miken Saraylar Dönemi’nin sona ermesinde payı olabilecek olan Tiryns ve Midea’daki yıkıcı deprem hipotezinin olası olmadığını gösteriyor” diyor.

     Miken Uygarlığı, yaklaşık olarak M. Ö. 1600 – M. Ö. 1100 yılları arasındaki dönemde, Antik Yunanistan’daki Bronz Çağı’nın son evrelerinde hüküm sürdü. Saray devletleri, şehir organizasyonu, sanat eserleri ve yazı sistemi ile Yunanistan anakarasının ilk gelişmiş medeniyetini temsil ediyordu. Ortaya çıkan güç merkezleri arasında en göze çarpanları, Mora Yarımadası’ndaki Pylos, Tiryns ve Midea, Merkez Yunanistan’daki Orhomenos, Tebai ve Atina, Teselya’da İolcus idi. En öne çıkan yer, Argolid’deki Miken adlı yerdi ve daha sonra bu dönemde yaşayan kültür de bu adla adlandırıldı. Ayrıca Miken şehri ve Miken’den etkilenen yerleşim yerleri, Makedonya’daki Epirus kentinde, Ege Denizi’ndeki adalarda, Küçük Asya, Levant, Kıbrıs ve İtalya kıyılarında da görüldü.

     Miken Uygarlığı, mühendislik, mimarlık ve askerî altyapı alanlarında çeşitli yenilikler sundu. Akdeniz’in geniş alanlarındaki ticaret, Miken ekonomisi için önemliydi. Hece tabloları olan Linear B, Yunan dilinin ilk yazılı kanıtlarını sunuyordu. Dînleri ise Olimpos pantheonunda bulabileceğiniz çok sayıda tanrıyı içeriyordu. Miken Uygarlığı’na savaşçı bir elit toplum hâkimdi ve uygarlık; katı hiyerarşik, politik, sosyal ve ekonomik sistemler geliştiren bir saray devletler ağından oluşuyordu. Bu toplumun başında wanax olarak bilinen bir kral vardı.

     Doğu Akdeniz’de Bronz Çağı kültürünün sona ermesiyle Miken Uygarlığı yok oldu. Bu yok oluşu, Arkaik Yunan dönemine kayıtsız bir geçiş dönemi olan ve Yunan Karanlık Çağı olarak adlandırılan dönem izledi. Daha sonra gelen Arkaik Yunan dönemi ise, saray merkezli yapıdan, merkezî olmayan (demir kullanımının yoğun olduğu) sosyo – ekonomik örgütlenme formlarına doğru önemli değişikliklerin yaşandığı bir dönemdi.

     Bu uygarlığın sona erişi ile ilgili, aralarında Dor İşgali veya “Deniz Kavimleri” ile bağlantılı eylemlerin olduğu çeşitli teoriler öne sürüldü. Doğal felâketler ve iklim değişiklikleri gibi teoriler de ileri sürüldü. Miken dönemi, Truva Destanları Döngüsü de dahil olmak üzere antik Yunan edebiyatı ve mitolojisinin çoğuna tarihsel bir ortam oluşturdu.

     İlk yıkım dalgası, görünüşe göre M. Ö. 1250 yılında Yunanistan anakarasının çeşitli merkezlerinde arkeologların tespit edemediği sebeplerden dolayı meydana geldi. O yıllarda veya biraz zaman sonra Boetia ve Tebai, baştan sona yandı. Yakındaki Orchomenos da aynı kaderi paylaşırken Gla’nın Boetia surları terk edildi. Mora’da, Miken kalesini çevreleyen birçok bina saldırıya uğradı ve yakıldı. Bu olayların çeşitli alanlarda surların büyük ölçüde güçlendirilmesine ve genişletilmesine yol açtığı görülüyor. Bazı durumlarda, ayrıca yeraltı sarnıçlarına açılan yeraltı geçitlerinin oluşturulması için düzenlemeler de yapıldı. Tiryns, Midea ve Atina kentleri, savunmalarını yeni siklop tarzı duvarlarla genişletti. Miken’deki genişletme programı ile sitadeldeki takviye neredeyse iki katına çıktı. Bu genişletme evresi, Miken akropolünün ana giriş kapısı olan etkileyici Aslanlı Kapı’yı da kapsıyor.

     Bu ilk yıkım dalgasından sonra Miken kültüründe kısa süreli bir canlanma olduğu görülüyor. Uluslararası ilişkilerde, özellikle Hitit kayıtlarında Mikenler’den bahsedilmeye devam ediliyor. M. Ö. 1220 yılında Ahhiyawa kralının Batı Anadolu’da Hitit karşıtı bir ayaklanmaya karıştığı bildiriliyor. Başka bir çağdaş Hitit kaydında ise, Ahhiyawa gemilerinin Asur’a uygulanan bir ambargo ticaretinin bir parçası olarak Asur kontrollü limanlardan kaçınması gerektiğini bildiriliyor. Genel olarak M. Ö. 13. yy’ın ikinci yarısında, muhtemelen istikrarsız siyasî ortam sebebiyle, Doğu Akdeniz’de ticarette düşüşler yaşanmıştı.

     Öyle görünüyor ki, savunma tedbirlerinden hiçbiri Miken devletlerini son yıkımına ve çöküşüne engel olamadı. Miken’in ikinci kez yıkılışı yaklaşık olarak M. Ö. 1190 yılında veya bundan kısa bir süre sonra meydana geldi. Bu olay, Miken’in büyük bir güç olarak sona geldiğinin bir işareti oldu. Daha sonra bölge yeniden iskân edildi, ancak daha küçük bir ölçekte. Mora Yarımadası’nın güneybatısında Pylos Sarayı, M. Ö. 1180 yılında ortadan kayboldu. Burada, sarayı ortadan kaldıran yangının ateşinden kurtulmuş Linear B arşivleri bulundu. Bu arşivlerde saldıran güç hakkında hiçbir ayrıntı vermeden yakın bir saldırı dolayısıyla ivedilikle yapılan savunma hazırlıklarından bahsediliyordu.

     Bu kargaşanın sonucu olarak Yunanistan anakarasındaki belirli bölgelerde, özellikle Boeotia, Argolis ve Messinya çarpıcı bir nüfûs düşüşüne tanık oldu. Mikenli sığınmacılar Kıbrıs ve Levant kıyılarına göç ettiler. Bununla birlikte, Miken dünyasının kenarındaki diğer bölgelerde, örneğin İyon Adaları, Mora Yarımadası’nın kuzeybatısı, Attika’nın bazı kısımları ve bir dizi Ege adasında refah arttı. Görünüşe göre, Atina akropolisi de garip bir şekilde yıkımdan kurtulmuştu.

     Miken kültürünün sona erişinin sebepleri akademisyenler arasında hararetle tartışılıyor. Şu an, Miken saray sistemlerinin çöküşü için tatmin edici bir açıklama bulunmuyor. En yaygın iki teori, nüfûs hareketi teorisi ile iç çatışma teorisi. İlki Miken yerleşimlerinin çöküşünü istilacılara dayandırıyor. Antik Yunan geleneğinden bildiğimiz Miken Uygarlığı’nın sona ermesine yol açan Dor İstilası, yeni tip mezarlar özellikle de sanduka mezarla ve yeni bir Dor Yunan diyalektiği kullanılarak destekleniyor. Dorlar’ın birkaç yıl boyunca yavaş yavaş güneye doğru hareket ettikleri ve kendilerini Miken merkezlerinde kabul ettirmeyi başarıncaya kadar bölgeyi yıktıkları anlaşılıyor. Kuzeyden gelen işgalcilere atfedilen “Barbar Eşyaları” denilen yeni bir seramik türünün de ortaya çıktığı görülüyor. Öte yandan, Miken Uygarlığı’nın çöküşü Doğu Akdeniz’deki Deniz Kavimleri’nin faaliyeti ile örtüşüyor. Deniz Kavimleri Anadolu’da ve Levant’ta yaygın bir tahribat yaratmıştı ve en sonunda M. Ö. 1175’te Firavun III. Ramses’e yenilmişti. Bu kavmi oluşturan etnik gruplardan biri, Hitit yazıtlarındaki Ahhiyawa ile bağlantılı görünen bir isim olan Ekveş’ti.

     Alternatif senaryolar, Miken Uygarlığı’nın yıkılmasının, katı hiyerarşik toplumsal sistem ve wanax ideolojisinin neticesinde, Miken devletleri arasında her iki taraf için de öldürücü olan bir savaşa veya birçok devlet içinde sivil itaatsizliğe yol açan iç rahatsızlıkların bir sonucu olduğunu öne sürüyor. Genel olarak, Yunanistan’da M. Ö. 12 – 11. yy’lardaki belirsiz arkeolojik tablo nedeniyle, Miken’ın saray devletlerinde bir başarıya imza atmış fakir toplumların daha önce Miken’de ikamet eden halk mı yoksa yeni gelenler mi olduğu konusunda akademisyenler arasında devam eden bir tartışma var.

     Son arkeolojik bulgular, ikinci senaryonun lehine. İklim değişikliği, kuraklıklar veya depremler gibi doğal faktörlerle ilgili ek teoriler de öne sürülüyor. Miken Uygarlığı’nın sona erişini takip eden dönem, M. Ö. 1100 – M. Ö. 800 arası yıllar, genellikle “Yunan Karanlık Çağı” olarak adlandırılıyor.

     TORNOS NEWS, ARKEOFİLİ

     2 NİSAN 2019

 

129 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir