İnsanın Kökenine Dair Yeni Genetik Araştırma: 300.000 Yıl Önce Afrika’da Ortaya Çıktık

 

isediyani

Araştırmacılar, en zorlu sorularından birini, nasıl ve ne zaman gerçekten insan olduğumuzu anlamak için detaylı bir genetik çalışma yaptı. Modern homo sapiens ilk kez 300.000 yıldan daha uzun bir süre önce Afrika’da ortaya çıktı.

 

     Araştırmacılar, en zorlu sorularından birini, nasıl ve ne zaman gerçekten insan olduğumuzu anlamak için detaylı bir genetik çalışma yaptı. Modern homo sapiens ilk kez 300.000 yıldan daha uzun bir süre önce Afrika’da ortaya çıktı, ancak akademisyenler arasında bu türden en eski insanların zihinsel kapasitelerinin “bizim gibi” olup olmayacağı konusunda büyük tartışmalar var. Örneğin, bu kişiler günümüzden bir aileye getirilselerdi, nüfûsun geri kalanından ayırt edilemezler miydi?

     Bununla birlikte, arkeologlar, tıpkı bizim gibi insanların, en az 100.000 yıl öncesine kadar Güney Afrika kıyılarındaki bir Buz Devri sığınağında küçük topluluklar halinde yaşadıklarına inanıyor. Yaklaşık 100.000 ila 70.000 yıl önce, bu insanlar modern insanlar gibi düşündükleri ve davrandıklarına dair bol miktarda kanıt bıraktılar. Pigmentlerin (muhtemelen vücûd boyama için) kullanımı, çizimler ve gravürler gibi sembolizm kanıtları, deniz kabuğundan boncuklar ve yayların ve okların bir parçası olabilecek mikrolit denilen minik taş aletler.

     Bazı arkeologların “modern insan davranışı” dediği şeyin kanıtlarından bazıları, 150.000 yıldan daha eskilere dayanıyor. Ancak, bu başarılar bir şekilde bu insanları özel kıldıysa, bugünün insanlarına doğrudan bir çizgi çiziyor olsa da, Güney Afrika’daki modern Xoisan soyundan gelenlerin genetiği bunu taşımıyor gibi görünüyor.

     Genomlarımız, dünyanın dört bir yanındaki Afrikalı olmayanların hemen hemen hepsinin (ve hatta çoğu Afrikalılar’ın) Güney Afrika’da değil, Doğu Afrika’da, yaklaşık 60.000 – 70.000 yıl önce yaşayan küçük bir gruptan geldiğini işaret ediyor. Güney Afrikalılar’ın, homo sapiens’in Afrika’dan çıkışına ve o dönemde gerçekleşen dünyadaki geniş yayılımına katkıda bulunduğuna dair bir işaret yok.

     Bu, şimdiye kadar böyleydi. Araştırmacılar, Afrikalılar’da maternal (anasoy) miras alan mitokondriyal DNA’yı daha önce benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla inceledi ve yaklaşık 65.000 yıl önce gerçekleşen Güney Afrika’dan Doğu Afrika’ya küçük çaplı bir göçün açık bir sinyalini belirledi. Sinyal bugün sadece mitokondriyal DNA’da belirgin. Genomun geri kalanında, araya giren her bin yılda rekombinasyonla (mitokondriyal DNA’yı etkilemeyen her nesil ebeveynler arasında kromozomal genlerin yer değiştirmesi) yok olmuş gibi görünüyor.

     Göç sinyali iklim açısından anlamlı oluyor. Son birkaç yüzyılın çoğu için, Afrika’nın farklı bölgeleri, kuru iklim koşulları açısından birbirlerine ayak uydurdu. Sadece 60.000 ilâ 70.000 yıl önceki kısa bir süre boyunca, kıtanın bir bütün olarak güney ve doğu arasında bir koridor açmak için yeterli neme sahip olduğu bir dönem vardı. Ve ilginç bir şekilde, Güney Afrika’da daha önce görülen sembolizm ve teknolojik karmaşıklık belirtilerinden bazılarının doğuda ortaya çıkmaya başladığı tarih de yaklaşık 65.000 yıl önceydi. Bu sinyalin tanımlanması 65.000 yıl kadar önce küçük bir grup insanın Güney Afrika’dan doğuya doğru göç etmesinin, sofistike modern insan kültürünün yönlerini Doğu Afrika’daki insanlara aktarması olasılığını ortaya koyuyor.

     Bu Doğu Afrika halkı biyolojik olarak Güney Afrikalılar’dan biraz farklıydı, hepsi modern homo sapiens’ti, beyinleri de aynı derecede gelişmişti ve şüphesiz ki bilişsel olarak yeni fikirlerin faydalarını almaya ve yükseltmeye hazırlardı. Ancak, bu durum, bugün batı medeniyetine rastlayan ve kucaklayan modern bir izole Taş Devri kültüründen çok da farklı olmayabilir.

     Her durumda, Güneyli gruplar Doğu ile karşılaştığında bir şeyler olmuş gibi görünüyor, sonuçta ortaya çıkan, hem Afrika’da hem de Afrika dışında, Avrasya’nın çoğuna ve sadece birkaç bin yıl içinde Avustralya gibi uzak bir kıtaya yerleşmek de dahil en büyük homo sapiens yayılımıydı. Prof. Mellars, “Bu çalışma, birlikte çalışan genetik ve arkeolojinin kombinasyonunun homo sapiens’in kökenlerini anlamada önemli gelişmelere yol açabileceğini gösteriyor” diyor.

     PHYS, ARKEOFİLİ

     25 MART 2019

 

159 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir