Geçmişten Geleceğe Bir Hikâyesi ve Özlemi Olan “Bez Bebekler”

 

isediyani

Bez Bebek Sanatı’nı bütün güzellikleriyle tekrar günyüzüne çıkaran Bahara Rengîn: “Emek verdiğim bu sanat, Kürtler’in malı olsun.”

 

     Mevcut bilimsel çalışmalara göre oyun ve oyuncak kavramının başlangıcı insanlık tarihi kadar eskilere dayanmaktadır. Arkeolojik kazılarda elde edilen buluntular en eski çağlara kadar tarihlenmektedir. Birçok bilgi ve belge, Sümer, Asur ve Eski Mısır uygarlıklarında, çocukları avutmak, eğlendirmek ve geliştirmek için oyuncağa önem verildiğini ve bu uygarlıklarda çocuklar için yapılmış bebekler, çıngıraklar, arabalar, bilyeler, düdüklerin bulunduğunu göstermektedir. Bilim insanlarına göre, varlıkların küçültülerek yapılması önceleri inanç – tapınma amaçlıdır. Tapınaklarda ve dînsel etkinliklerin yapıldığı yerlerde bulunan heykelcikler bu görüşü doğrulamaktadır. Diğer taraftan çocukluk döneminin vazgeçilmez nesneleri olan oyuncaklar, çocukları eğlendirme, boş zamanları değerlendirme, oyalama, eğitme, düşünmeye yöneltme, yaratıcılık yönlerini geliştirme, sosyalleştirme ve gelecekte alacağı rollere hazırlama gibi birçok işlevi yerine getirmektedir. Aynı şekilde sosyo – kültürel düzenin korunarak sürdürülmesi için birer araç ve bilim, teknoloji, kültür, sanat ve eğitim tarihi araştırmalarına kaynak teşkil etmektedir.

     Günümüzde hızla gelişen sanayi ve teknolojinin sonucu olarak ortaya çıkmış oyuncak bebeklerin yanında ülkenin birçok yerinde el yapımı “bez bebekler” de sahip olduğu kültürel dokuya uygun olarak yapılmaya devam etmektedir. Bu konuyu, tarihsel bir geçmişe sahip ama unutulmaya yüz tutmuş “Bez Bebek Sanatı”nı bütün güzellikleriyle tekrar günyüzüne çıkaran ve zamanının çoğunu çocuklar için tamamen doğal olan, içerisinde hiçbir zararlı madde barındırmayan oyuncaklar yapmaya adayan Bahara Rengîn ile konuştuk. 43 yaşındaki Bahara Rengîn, onlarca tüp bebek denemesine rağmen her seferinde – anne karnında – kaybettiği bebek Lorîn‘lerden sonra, yaptığı bez bebekler ile kendisini ikinci annesi olarak bilen Ayşe’nin ve tüm çocukların annesi olmaya başlamış. Savaş bölgelerindeki çocuklar olmak üzere her tarafa bez bebek ulaştırmış ve ulaştırmaya devam etmektedir.

Ersin Tek

     * * *

     – Bu röportajın konusu olacak olan “bez bebek” çalışmalarınızdan bahsetmeden önce sizi kısaca tanımak gerekirse, Bahara Rengîn kimdir?

     Karlar ülkesi olan Kars’ın Sarıkamış ilçesinde doğdum. 43 yaşında ve evliyim. Ev hanımıyım. Uzun bir süre Adıyaman’da kaldıktan sonra Ankara ve oradan da İzmir’e taşındık. Şu an İzmir’deyim, 4 yıldır burada yaşıyorum.

     – “Bez bebek”ler yapma fikri ne zaman geldi aklınıza? Sizi bu sanatla uğraşmaya iten nedenleri bizimle paylaşır mısınız?

     Bu bebekler aslında benim hayatımın hikâyesi ve bir somut ifadesidir. Diyebilirim ki; bebekler tüm kız çocuklarının en sevdiği oyuncaklar arasında yer alır. Hatta genç kız olduklarında da odalarını süsleyen vazgeçilmez aksesuarlardır. Evlenince de biliyorsunuz anne olarak gerçek bebeklere sahip oluyoruz ve sonrasında bebeklerimizin de bebekleri oluyor ve döngü böyle devam eder gider…

     Benim maalesef gerçek bir bebek sahibi olma şansım olmadı. Ben de bütün kız çocukları gibi bebekleri çok severdim. Tabiî, o dönem fabrikasyon bebekler çok yaygın değildi. İyi ki de değilmişler. Onun içindir ki benim ilk oyuncağım annemle yaptığım bir “bez bebek”tir. Anne ile geçirilen o değerli ân, o âşk, o tad, o efsûnî bez bebek beni tâ bugünlere taşıdı.

     23 yıllık evlilik sürecimde çokça tedavilere rağmen o inanılmaz bebek aşkı sönmeyince ve gerçek bir bebek sahibi olamayınca, bütün ümitlerimin tam da bittiği yerde bez bebek hikâyem başladı…

     – Sanırım kalbinizin en yaralı, en özlem dolu tarafına karşılık geliyor bu bez bebekler. Bir şeyleri tekrardan hatırlamanıza neden olduğumuz için üzgünüm…

     Acılar bazen insanı güçlü kılar. Tam da yara aldığınız yerden, Rabbim size yeni bir pencere açar. Umudun tükendiği noktada yeniden hayata tutunmak oldu benim için. Beni ağlatan bebek kavramının artık beni güldürüyor olması gibi.

     – Oyun ve oyuncaklar, çocuğun gelişmesi ve kişilik kazanması için sevgiden sonra gelen ikinci ve en önemli ruhsal besindir. Sizler de çocuklara bu besini sağlıyorsunuz, hem de bir anne yüreğiyle. Bu yüzden insanlardan size çeşitli geri dönüşler oluyordur muhakkak. Bilhassa çocuklardan aldığınız tepkileri ve üzerinizde bıraktığı etkiyi sizden dinlemek isteriz?

     Kendisine bebekleri ulaştırdığım çocuklar ve insanlarla mutlak bir bağım oluşuyor. Şu ana kadar olumsuz bir tepki almadım. Bana hep olumlu dönüşler oldu.

     Meselâ size daha iki gün önce yaşadığım bir şeyi aktarayım: Fuardaki standıma gelen bir anne ile çocuğu benden bir oyuncak aldılar. Çocuk 12 yaşlarında idi. Sonrasında annesi sordu, “Dikişi kızım da çok seviyor. Onu bu yönde nasıl eğitebilirim?”. Oyuncak atölyesine gelirse, destek olabileceğimi söyledim. Eğitim ücretini sorunca, aldığı cevap karşısında gözleri doldu. “Bu nasıl güzelliktir” diyor annesi. Çocuk o kadar mutlu oldu ki. O an ki rûh halimin ve içimden geçen şeylerin tarifi zor, kelimeler yetmez buna…

     Geri dönüşler noktasında şunu da ifade etmem gerekiyor: Örneğin bana ulaşmak isteyen, yani bir anlamda geri dönüş yapan kimseler arasında, çocuk sahibi olmayan arkadaşlar da oldu. “Bize de öğretebilir misin, bez bebek yapmayı?” diyorlardı. Tabiî, bu arkadaşların çoğu başka şehirlerde yaşadığı için anlatabildiğim kadar anlatıyorum. Bu şekilde yardımcı olmaya çalışıyorum.

     – Gördüğümüz kadarıyla Kürt kültürünü yansıtan motifleri daha sıklıkla kullanıyorsunuz. Bunun özel bir nedeni var mıdır?

     İki tür bebek çalışıyorum: Birincisi dekorasyon amaçlı dekor bebekler. Bunlar kültürel değerlerimizi korumak, bu değerleri yeni nesillere sevdirerek taşıyabilmek yaşatabilmek. Arkamızda küçük bir iz ve kültürel bir miras bırakabilmek. Zamanın kucağına küçük bir anı bırakmak.

     Kürt motiflerindeki renkler beni büyülüyor. Renklerin bir dili ve ifadesi var. Ben bunu bebeklerimde de kullanıyorum. Her duygunun bir rengi vardır. Aşk, özlem, sevgi, özgürlüğün yanısıra ağıt, yas, çığlıklar da var. Bir insanın yaşayabildiği bildiği tüm duygular. Ben de neyi yaşıyorsam, neyi hissediyorsam bebeklerimde de onu yansıtmaya çalışıyorum. Onun için her bir bebeğin bir hikâyesi ve bir ismi vardır.

     Dekor bebekler dışında bir de oyuncak tarzı çalışıyorum. Onlar da çocukların rûhlarına daha yakın, cinsel çağrışımlar yapmayan, kadın vücûdunun önplana çıkmadığı bebekler çalışıyorum. Fabrika kokusunun değil, bir annenin kokusunun sindiği duygusu olan bebek ve oyuncaklar bunlar. Buram buram bahar kokan, buram buram annelik kokan…

     – Geleneksel Kürt motiflerinden oluşan çalışmalarınızın oluşum sürecini biraz daha açar mısınız? Nelerden ilham alıyorsunuz?

     Çocukluğumda babaannem bizimle yaşardı. Onun kıyafetleri geleneksel Kürt kıyafetleri idi. O, benim en büyük ilhamım oldu. Birebir kıyafetlerinin ayrıntılarını biliyorum. Bizim geleneksel Kürt motiflerimiz duygularımızın ifadesidir. Renklerin birer anlamı vardır. Meselâ, baş bağlama şekillerinden bir kadının hangi aşirete ait olduğu belli olurdu. Bir kadının ekonomik düzeyi, genç kızların saçbağını takış şekli, evli kadınların, eşi ölmüş bir kadının, yaşlı, bekâr, vs. hepsi Kürtler’in kıyafetlerinde ve motiflerinde farklı farklı yer alır. Bütün bunları gözönünde bulundurarak çalışıyorum.

     – Geçmişten bugüne kadar kolay erişilebilen kil, toprak, hayvan kemikleri, ahşap gibi malzemeden üretilen oyuncaklar içinde bebekler başta gelir. Bizim toplumda da annelerin el altında bulunan atık kumaş, yün vb. malzemeyi biraraya getirip, özellikle kız çocukları için bez bebekler yaptıklarına çokça şahit olmuşuzdur. Sizin kullandığınız malzemeler nelerdir? Bez bebekler hangi işlemlerden geçip çocuklara ulaşıyor, biraz açıklar mısınız?

     Dediğiniz gibi hem atık malzemeler değerlendiriliyor, hem de kanserojen plastik maddelerden olmayan tamamen doğal ve çocuklara zarar vermeyen malzemeler kullanıyorum.

     Bir bez bebeğin yapımında kullandığım malzemeler şunlardır: Kumaş, iç dolgusu için yün pamuk, elyaf, düğmeler, ipler ve keçe.

     Bu bebeklerin yapımının her aşamasını kendim yapıyorum. Yapıştırıcı bile kullanmamaya özen gösteriyorum.

     – Bez bebeklerin yapımı sürecinde edindiğiniz tecrübeler size neler kazandırdı veya sizden götürdükleri nelerdir?

     Bebeklerin yapımı sürecinde edindiğim tecrübeler çoktur. Öncelikle insan ilişkileri, insanları tanımak vs. Yani her kesimden insanı tanıyorsunuz. Bazen önyargılar kırılıyor, bana karşı olan önyargılar ya da bazen benim de yanıldığım insanlar.

     Onun dışında bana en büyük faydası, kimliğimi öğrenmek oldu. Bez bebek işi evrenseldir elbette. Ancak motiflerden faydalanırken kendi kültürümüzün zenginliğine şahit oldum. Her gün biraz daha hayran kaldım, hayranlığım giderek arttı, içinde kayboldum.

     – Bez bebeklerin farklı yaşlardan bireyler için nostaljik bir değeri, saf bir temsili var. Teknolojiyle yoğrulmuş modern zamanların değişen eğlence anlayışı ile büyüyen bugünün çocukları için nasıl bir anlamı olabilir? Bu “bez bebekler”iniz ile yeni nesillere vermek istediğiniz bir mesaj var mıdır?

     Modernleşme adı altında harıl harıl yoz bir kültür veriliyor. Kapitalist sistemlerin ağına takıldığımız bu çağda isterim ki bu bebekler baharda açan birer fide olsunlar, kardelen misali. Onun için dedik ki; “Baharı getiren Lorîn’lerdir, bez bebekler…”

     Savaşın, sömürünün, zûlmün yanısıra çocukların rûhlarında savaş kadar ağır yaralar yaratan, onların üzerinde onların en sevdiği oyuncakları zehirleyerek rant kazanan devler var. Çocuk safiyetinden çok çok uzak oyun ve oyuncaklar üreterek subliminal mesajlarla akıllı telefonlar marifetiyle akılsız, bağımlı, asi ve kültürden uzak nesiller yetişiyor maalesef.

     Kaç ana çocuğunun elindeki telefonu alıp onunla küçücük, minicik ama çok kıymetli bir zaman dilimi oluşturur Allah aşkına? Oysa ki onlarla geçirilen kıymetli bir zaman dilimi onların rûhunda devrimler yaratır. İşte bu çirkin, karanlık ve cehennemvari zamanda çocuklar için rengârenk bir cennet bahçesi açmaktır bütün gayretim.

     – Bu çalışmalarınız ile ulaşmayı amaçladığınız hedef kitleniz kimlerdir?

     Keşke iki elim değil, binlerce elim olabilseydi de daha fazla çocuğa ulaşabilseydim. Daha fazla gülücüğe vesile olabilseydim. Fakat gidebildiğim ve gücümün, imkânlarımın yetebildiği kadar bu yolda ilerlemek ve daha çok insana ulaşmak için çalışmalarımı sürdürmeye devam edeceğim.

     – Çalışmalarınızla yurtdışına açılma girişimleriniz oldu mu? Bu konuda size gelen teklifler var mıdır?

     Yurtdışına açılma isteğim her zaman var. Bir proje için Amerika’ya gidecektim. Fakat bazı olumsuzluklardan ötürü bu proje hayata geçemedi, gidemedim. Teklifler olursa bu konuda kendime güveniyorum, değerlendirmek isterim.

     – Kürt toplumundan nasıl tepkiler aldınız? Beklediğiniz ilgiyi görebildiniz mi?

     Kürt toplumuna bu anlamda dargınım. Gereken ilgi aslında gösterilmedi. Ki bizim toplumumuzda, yani Kürt camiâsında bu işi yapan yok. İsterim ki bu işin öncüsü olabileyim. Bu çalışmalara aslında her kesimden insanlar tarafından ilgi duyuluyor. Daha çok duyarlı insanlar diyebilirim. Üniversite öğrencileri, sanata ilgi duyan dostlar, yazar, şair, ressamlar, çocuk sahibi ve duyarlı ailelerin birçoğu…

     – Yöresel giysiler giyen, farklı boyutlarda tasarlanan bez bebeklerin öncelikli amaçları çocukların oynaması olsa da günümüzde turistik birer emtia olarak ticarî anlamda da değerli objelerdir. Bu güzel çalışmalarınızı görmek ve satın almak isteyen insanlar size nasıl ulaşabilir?

     Ben bez bebek çalışmalarımı kendi evimde yapıyorum. Evimin bir odasını atölye şeklinde kullanarak yapıyorum. Şu an bez bebeklerimi sunabileceğim herhangi bir mekânım yok. Ancak teknolojik imkânları kullanarak tanıtabiliyorum. Instagram, Facebook ve telefon kullanarak bunları isteyen insanlar ile iletişim sağlayabiliyorum. Uzak şehirlerdeki insanlara da kargo yoluyla ulaştırıyorum. Bu iletişim ağları dışında sergi ve kadın emeği fuarında stand açarak insanlara ulaştırmaya çalışıyorum. Ayrıca bir dernekte her ay oyuncak atölyesi etkinliğini düzenliyorum. Orada hep birlikte dayanışma ile yaptığımız bebek ve oyuncaklarımızı da çocuklar yararına bağış yapıyoruz.

     – Bugüne kadar bez bebeklerinizi nerelere kadar ulaştırabildiniz?

     Ülkenin birçok iline ulaştılar. Ayrıca yurtdışına çıkan bebeklerim de oldu.

     Müsaadenizle, bebeklerin yola çıkma serüveni için de kısaca bir şeyler söylemek istiyorum: Bebekleri uzaklara yollamadan önce, o gece kendimle uyutup sabah kokusunu sürerim, dûâlar dilerim ve sonra paketlerim. O gün biraz burukluk hissederim, duvardaki yeri boşalmıştır çünkü. O boşluğu doldurmak için yeni bir bebeğe başlarım. Her biri evden çıkan gelinlik kız gibidirler benim için. Bendeki hüzün ile mutluluk arası duygu, bebekler sahiplerine kavuştuklarında tamamen mutluluğa dönüşür. Onlardan gelen mutluluk ve memnuniyet kareleri yüreğimi rahatlatır. Bu döngü de böyle devam eder gider…

     – Bez bebek yaparken unutamadığınız en güzel ve en üzücü anılarınızı bizimle paylaşır mısınız?

     En unutamadığım anı, kanserli bir çocuğun ailesinin bana ulaşıp hasta çocuğun beğendiği bir bebeği istemeleri idi. Bebeği ulaştırdıktan sonra onlarla olan iletişim ağımı engelledim. Çünkü çocuğun yaşama vedâ ettiğini bilmeyi istemedim.

     Beni en çok etkileyen ve mutlu eden kareler de çok. Savaş mağduru çocukların yine kendileri ile aynı kaderi yaşayan çocuklar ile birlikte oyuncak yapması. Ve yine beni mutlu eden karelerden biri de, yaptığım bez bebeklerin yeni sahipleriyle buluşmasıdır. Onlardan gelen keyifli ve mutlu anlar beni çok ama çok mutlu ediyor.

     – Bu alanda geleceğe ilişkin plan ve projelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

     Geleceğe dair projelerim ve hedeflerime ilişkin olarak birkaç madde sıralayayım:

     1 – Kalıpları ve tasarımları bana ait olan Lorîn bebeklerin patentini almak ve kendi markamı oluşturmak.

     2 – Oluşturduğum bez bebek karakterlerimden en az birinin bir çocuk kitabında ya da öyküsünde yer alması.

     3 – Kürtçe bir çizgi film karakteri olması.

     4 – Otantik bebeklerimin Kürtler’in sanat ve kültür dergilerinde yer alması ve arşivlenmesi.

     5 – Evden bağımsız kocaman bir atölye ve içinde çocuk cıvıltıları. Çocukların aileleri ile birlikte gelip vakit geçirebileceği bir ortam, kendi bebeklerini kendilerinin yapması ve masal okumaları.

     6 – Emek verdiğim bu sanatın Kürtler’in malı olması.

     – Bez bebekler ile ilgili son olarak bizlere ve bu alanda bir şeyler yapmak isteyenlere ne söylemek istersiniz?

     Savaştan, zûlümden, sömürüden, suistimallerden uzak, eşit hak ve imkânlar çerçevesinde her halkın, her bireyin kendini, kendi tarihini, kendi kültürünü, kendi hayâllerini yaşayabildiği bir dünya özleminin ifadesi olan bu “bez bebekler” için elele verelim.

     – Zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

     Ben teşekkür ederim, röportaja değer bulduğunuz için.

     Söyleşi: Ersin Tek

     İLKE HABER

     10 MART 2019

 

235 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir Cevap Geçmişten Geleceğe Bir Hikâyesi ve Özlemi Olan “Bez Bebekler”

  1. Cesim Boztoprak dedi ki:

    Ablamın sanatla, emekle, duygularla yapmış olduğu bez bebek çalışmalarını görmek beni çok mutlu etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir