Bilim Dünyasına Damga Vuran Öncü Kadınlar

 

isediyani

Geçmişten bugüne süregelen cinsiyet eşitsizliğine rağmen tarih boyunca kadınlar bilim alanında çok sayıda başarıya imza attılar.

 

     Geçmişten bugüne süregelen cinsiyet eşitsizliğine rağmen tarih boyunca kadınlar bilim alanında çok sayıda başarıya imza attılar.

     Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 2015 yılında kadın ve kız çocuklarının bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında varlık göstermelerinin teşvik edilmesi amacıyla her yıl 11 Şubat gününün “Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü” olarak kutlanmasına karar verdi. Ayrıca BM, bu yılki temayı da “Kapsayıcı Yeşil Büyüme İçin Bilimde Kadın ve Kız Çocuklarına Yatırım” olarak belirledi.

     Özellikle son yıllarda kadınların güçlendirilmesi ve cinsiyet eşitliği yönünde belirgin ilerlemeler olmasına rağmen, BM verileri dünya genelinde araştırmacıların hâlâ “% 30’undan azının” kadın olduğunu ortaya koyuyor. Birçok toplumda bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik gibi alanlarda “erkeklerin en iyi olduğu” şeklinde önyargılar bulunsa da, çok sayıda bilim kadını tarih boyunca önemli buluş ve icatlar ortaya koyarak büyük başarılara imza attı.

     DÜNYANIN İLK BİLGİSAYAR PROGRAMCISI: AUGUSTA ADA BYRON

     İngiltere’nin başkenti Londra (London)’da 1815’te dünyaya gelen ve asıl adı Augusta Ada Byron olan Ada Lovelace, dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak biliniyor.

     Cambridge Üniversitesi’nde dönemin önemli matematik profesörlerinden Charles Babbage ile matematik ve mantık alanında birçok çalışmaya imza atan Lovelace, matematikteki yeteneğiyle hocasının dikkatini üzerine çekmeyi başardı.

     Babbage’ın “Analitik Makine” (Analytical Machine) adlı ilkel bilgisayarı için İtalyan matematikçi Louis Menabrea’nın 1842’de Fransızca yayımladığı inceleme yazısını bir İngiliz bilim dergisi için çeviren Lovelace, kendi notlarını da bu çeviriye ekleyerek yazıyı 1843’te yayımladı. Lovelace, çeviriye eklediği notlarda, Bernoulli sayılarının Babbage’ın makinâsıyla nasıl hesaplanacağına ayrıntılı yer verdi. Bu metot, tarihçiler tarafından dünyanın ilk bilgisayar programı olarak kabul edildi ve böylece Lovelace “ilk programlamacı” ünvânına sahip oldu.

     Babbage’ın tasarladığı bu makine, günümüz bilgisayarlarının temelini oluşturuyor.

     BİLİM UĞRUNA ÖLEN KADIN: MARIA SKLODOWSKA CURIE

     “Madam Curie” olarak tanınan Polonya asıllı Fransız fizikçi ve kimyager Maria Sklodowska Curie (1867 – 1934) ise bilim dünyasında önemli başarılara imza atan mucit kadınların başında geliyor.

     Radyoaktivite alanında yaptığı çalışmalarla atomaltı parçacık fiziğine öncülük eden Curie, uranyum elementiyle 20. yy başında yaptığı deneylerde atomaltı parçacıkların artırılmış etkinliğini ilk keşfeden kişi oldu.

     Bu çalışmalarıyla 1903 yılında “Fizik”, 1911’de ise “Kimya” alanında Nobel Ödülü’ne layık görülen Curie, bu ödülü alan ilk kadın oldu ve yine bu ödülü iki kez kazanan ilk bilim insanı ünvânını aldı. Curie ayrıca, her 3 yılda bir düzenlenen, dünyaca ünlü fizikçi ve kimyacıların biraraya geldiği Solvay Konferansı (Conseils Solvay)’na katılan ilk kadın.

     Bilimsel çalışmaları sırasında aşırı radyasyona maruz kalarak kan kanseri olan ve bu nedenle hayatını kaybeden Madam Curie, “bilim uğruna ölen kadın” olarak tarihe geçti.

     HIV VİRÜSÜNÜ TANIMLAYAN BİLİM KADINI: FRANÇOISE BARRE – SINOUSSI

     HIV’in AIDS hastalığına yol açtığını keşfeden kişi olarak tarihe geçen kişi olan Fransız bilim kadını Françoise Barre – Sinoussi de bilim tarihinde çığır açan kadınlar arasında yer alıyor.

     AIDS’e bir mikrop veya virüsün yol açıp açmadığını anlamak üzere 1983’te kurulan bir araştırma grubunda yer alan Barre – Sinoussi, yalnızca iki haftada varsayımının doğru olduğunu keşfetti. Bu virüse insanın bağışıklık sistemini hasara uğrattığı için “Human Immunodeficiency Virus” (İnsan Bağışıklık Eksikliği Virüsü), yani baş harfleriyle HIV adı verildi.

     Françoise Barre – Sinoussi, sonraki yıllarda da AIDS’in tedavi edilmesi ve hastalık etrafındaki gizemin çözülmesi yönündeki çabaların en büyük destekçilerinden biri oldu.

     “SİNİR BÜYÜME FAKTÖRÜ”NÜ KEŞFETTİ, NOBEL’İ KAZANDI: RITA LEVI – MONTALCINI

     İtalya’nın Torino kentinde 1909’da doğan tıp araştırmacısı Rita Levi – Montalcini, sinir büyüme faktörünün keşfedilmesi, sinir sisteminin gelişimi ve farklılaşması konusunda önemli çalışmalara imza attı.

     Meslektaşı Stanley Cohen ile 1986’da “sinir büyüme faktörü” buluşları için Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazanan Levi – Montalcini, 103 yaşında Roma’da hayatını kaybetti.

     Tıp alanında bilim dünyasına yaptığı katkılarla anılan Rita Levi – Montalcini, 100. doğum gününe ulaşan ilk Nobel Ödüllü bilim insanı ünvânına da sahip.

     Zuhal Demirci

     ANADOLU AJANSI

     10 ŞUBAT 2019

 

252 Total Views 1 Views Today
Twitter'da Paylaş     Facebookta Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir